Türkiye, Tunus'taki Müslüman Kardeşler'den vazgeçti mi?

Ankara, yeni Temsilciler Meclisi’yle ilişkilere ve iki ülke arasındaki ticaret anlaşmasının gözden geçirilmesine açık olduğunu gösterdi

unus Cumhurbaşkanı Kays Said, başkent Tunus’ta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ağırladı (EPA)
unus Cumhurbaşkanı Kays Said, başkent Tunus’ta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ağırladı (EPA)
TT

Türkiye, Tunus'taki Müslüman Kardeşler'den vazgeçti mi?

unus Cumhurbaşkanı Kays Said, başkent Tunus’ta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ağırladı (EPA)
unus Cumhurbaşkanı Kays Said, başkent Tunus’ta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ağırladı (EPA)

Sağir el-Hidri
Tunus'un yeni Meclis Başkanı İbrahim Buderbale ile Türkiye'nin Tunus Büyükelçisi Çağlar Fahri Çakıralp arasında gerçekleşen görüşme, özellikle Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Kays Said'in önceki Meclis'i feshetme kararını açıkça eleştiren tek ülke olması nedeniyle büyük ses getirdi.
Tunus'un feshedilen Meclisi, Müslüman Kardeşler Teşkilatı'nın (İhvan-ı Müslimin) Türkiye'den yıllarca destek almış Tunus'taki siyasi kolu Nahda Hareketi'nin kontrolündeydi.
Burderbale-Çakıralp görüşmesi, Tunus'taki siyasi çevrelerde, Türkiye'nin 2021 yılında iktidardan düşmesine yol açan siyasi bir gerileme yaşayan ve halkın desteğini kaybeden Nahda Hareketi'ne verdiği destekten vazgeçeceğine dair spekülasyonların ortaya çıkmasına neden oldu.
Büyükelçi Çakıralp, Buderbale ile görüşmesinde TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un Tunuslu mevkidaşına yazdığı mektubu iletti.
Şentop, mektubunda, Tunus ile Türkiye arasındaki mükemmel ilişkilerden ve onları başta iki parlamento olmak üzere çeşitli alanlarda daha fazla desteklemek ve geliştirmek için aralıksız olarak çalışmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

"Başka bir seçeneği yok"
Türkiye, Tunus Cumhurbaşkanı Said'in 2022 yılında çalışmalarını aylarca askıya aldığı önceki Meclis'i feshetme kararını açıkça ve en üst düzeyde kınayan ilk ülke olmasına rağmen Tunus'taki hızlı siyasi gelişmelere ilişkin tutumunda herhangi bir değişiklikten bahsetmedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2022 yılının nisan ayında yaptığı bir açıklamada, Tunus'ta seçilmiş parlamentonun feshedilmesinin Tunus halkının iradesine bir darbe olduğunu vurgulayarak, "Milletvekilleri hakkında soruşturma başlatılmasını üzüntüyle karşılıyoruz" ifadelerini kullanmıştı. 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yorumu, Türkiye'den konuya ilişkin yapılan ilk eleştiri değildi.
TBMM Başkanı Şentop ve iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AkParti), Cumhurbaşkanı Said'in önceki Meclis'i feshetme kararını kınamıştı.
Bu açıklamaların üzerine Tunus, Türkiye'nin Tunus Büyükelçisi'ni Dışişleri Bakanlığına çağırarak bu açıklamaları resmen protesto etti.
Tunuslu Milletvekili Fatma el-Mesdi, konuyla ilgili değerlendirmesinde, "Türkiye'nin Tunus devletinin yeni yönelimini kabul etmekten başka seçeneği yok. Tunus artık, tıpkı Müslüman Kardeşleri ‘bir yıkım ve yolsuzluk unsuru' olarak gören diğer ülkeler gibi kanunların her şeyin üzerinde tutulmasına ve suç işleyen herkesin hesap vermesine yönelmiştir" ifadelerini kullandı. 
Independent Arabia'ya konuşan Mesdi, "Türkiye bunu Mısır için kabul ederse Tunus için de kabul eder diye düşünüyorum" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, feshedilen Tunus Temsilciler Meclisi'nin başkanı olan İslamcı çizgideki Nahda Hareketi'nin lideri Raşid Gannuşi ile Tunus'ta Nahda Hareketi ile muhalifleri arasında tartışılan görüşmelerde bulundu.
Cumhurbaşkanı Kays Said, 7 Nisan 2022 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve diğer Türk yetkililerin açıklamalarına üstü kapalı olarak verdiği yanıtta, "Biz bir vilayet değiliz. Belli bir otoriteden ferman beklemiyoruz. Egemenliğimiz, şerefimiz ve gurumuz bütün değerlendirmelerin önündedir" ifadelerini kullandı.

"Erdoğan değişmedi"
Son gelişme, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın özellikle Türkiye'de seçimler yaklaşırken Ankara'nın dış politikasında meydana gelen değişikliklerden sonra Nahda Hareketi'ni desteklemekten ve Cumhurbaşkanı Kais Said'in kararlarını eleştirmekten vazgeçecek mi yoksa aynı yaklaşımı sürdürecek mi sorularını gündeme getirdi.
Eski Tunus Dışişleri Bakanı ve diplomat Ahmed Venis, Tunus'ta bir yandan Raşid Gannuşi'nin daha önce Meclis Başkanı sıfatıyla doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesi nedeniyle Türkiye ile Nahda Hareketi, diğer yandan Cumhurbaşkanı Kays Said ve destekçileri arasında bir kutuplaşma olduğunu söyledi. 
Özel açıklamalarını sürdüren Venis, şunları söyledi:
“Son görüşme (Burderbale-Çakıralp görüşmesi), Türkiye'nin Tunus Büyükelçisi'nin talebi üzerine gerçekleşti. Böylece Cumhurbaşkanı Erdoğan ve genel olarak Türkiye, Gannuşi'nin artık Meclis Başkanı olmadığı, Türkiye'nin Tunus'tan uzaklaştığı ve bunun da çıkarlarını tehdit ettiği için değil, Raşid Gannuşi ile zorunlu olarak ilişki kurduğu suçlamalarından kurtulmaya ve ilişkilerin sürdüğünü göstermeye çalışıyorlar.”
Bu gelişmenin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaklaşımındaki bir değişiklikten kaynaklanıp kaynaklanmadığını değerlendiren Venis, "Erdoğan değişmedi, ama ülkesinin içinde bulunduğu ekonomik krizin baskısı altında değiştirmiş gibi yapıyor. Bu baskı nedeniyle Tunus gibi bölgedeki birçok ülkeyle ilişkilerini geliştirmeye çalışmak zorunda kaldı" yorumunda bulundu.

Karşılıklı çıkarlar
Öte yandan analistler, her iki ülkenin de ciddi bir ekonomik krizin ağırlığı altında ezilmesi ve Tunus'un Uluslararası Para Fonu (IMF) ile arasındaki müzakerelerin durulması çerçevesinde Tunus ve Türkiye arasındaki eski anlaşmazlıkların aşılması için birbirlerine ihtiyaçları olduğunu düşünüyorlar.
Diğer taraftan 14 Mayıs'ta yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde siyasi rakiplerinin kendisini devirmek için amansız mücadelesiyle karşı karşıya kalan Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi dosyalar nedeniyle yıllarca süregelen yabancılaşmanın ardından Türkiye'nin Mısır ve diğer ülkelerle ilişkilerini normalleştirmeye çalışıyor.
Siyasi işlerde uzman Tunuslu gazeteci Ceyhan Alvan, Türkiye'nin Tunus Temsilciler Meclisi'nin feshedilmesini kınayan ilk ülke olduğunu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bunu ‘halkın iradesine indirilen bir darbe' olarak değerlendirdiğini hatırlatarak, Türkiye'nin Temsilciler Meclisi'nin feshedilmesinin, devrimin ardından on yıl boyunca desteklediği geçiş dönemine ve ülkenin demokratik sürecine zarar vermesinden korktuğu için böyle bir tutum sergilediğini söyledi.
Alvan, Independent Arabia'ya yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Türkiye, devrimden sonra ülkeyi yöneten ve halkın önemli bir kesiminde Türkiye ile Tunus'taki siyasal İslamcılar arasındaki ilişkinin gücünden söz ettiren Nahda Hareketi'ni destekledi. Böylece Türkiye, siyasal İslamcıları ve Arap ülkelerindeki devrimleri destekleyen en önemli yabancı taraflardan biri olarak sınıflandırıldı. Ancak nihayetinde, Türkiye'yi ilgilendirenin kendi çıkarlarından başka bir şey olmadığı ortaya çıktı. Tunus Meclis Başkanı ile Türkiye'nin Tunus Büyükelçisi arasında geçenlerde yapılan görüşme da bunu kanıtladı. Türk Büyükelçinin Meclis Başkanı Buderbale ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamalar, Türkiye'nin bugün Cumhurbaşkanı Kays Said'in önceki Temsilciler Meclisi'ni feshettiği sıradaki tutumunun aksine Said'in siyasi projesinin ve yeni anayasadan doğan kurumların yanında olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde teyit ediyor. Türkiye, böyle davranarak, mevcut durumla ilgilenen gerçekçi bir diplomasi benimsemeye karar vermiş görünüyor. Türkiye'nin de aralarındaki bulunduğu bazı ülkelerin eylemlerini belirleyen şeyin ideolojik kaygılar değil, pragmatik kaygılar olduğu artık kanıtlandı. Eğer bunun aksi olsaydı, Türkiye siyasal İslamcılara desteğini ve bir önceki Temsilciler Meclisi'nin feshedilmesi konusunda aynı tavrını sürdürürdü. Türkiye'nin son on yılda Tunus devriminin ardından başlayan demokratik sürece verdiği destek, demokrasi ve özgürlük gibi evrensel değerlere dayalı düşünceler çerçevesinde olmak yerine iktidara gelen birbirini izleyen güçlere verdiği destekten başka bir şey değildi. Bu meşru bir meseledir. Çünkü ülkeler kendi çıkarları doğrultusunda dış politikalarını ve ilişkilerini belirleme hakkına sahiptir. Aynı durum, özellikle ekonomik krizin etkisini azaltmak için mali kaynakların seferber edilmesi ve IMF ile anlaşmaya bir alternatif bulmak için bugün dış ilişkilerini normalleştirmeye ilgili görünen Tunus için de geçerli.”

Temsilciler Meclisi'nin meşruiyetinden şüphe yok
Bu gelişme, Tunus muhalefetinin, Cumhurbaşkanı Kays Said üzerinde baskı kurmaya çalıştığı bir dönemde yaşandı.
Ancak Said, herhangi bir ulusal diyalog başlatmayı hâlâ reddettiğinden muhalefetin girişimleri Cumhurbaşkanı'nı geri adım atmaya zorlamayı başaramadı.
Cumhurbaşkanı Said, son günlerde yerel ve yabancı basında sağlık sorunları yaşadığına dair çıkan haberlerin ardından yaptığı açıklamada, "Halen ulusal diyalogdan bahsedenler var. Temsilciler Meclisi dışında diyalog olmaz, zaten bunun ne anlamı var ki?" ifadelerini kullandı.
Tunus'ta bir yandan ülkenin en büyük sendikası olan Tunus Genel İşçi Sendikaları Konfederasyonu (UGTT) ve diğer kurumlar, Cumhurbaşkanı'nı siyasi ve ekonomik konuların ele alınacağı ulusal bir diyaloğa çağıran bir girişim başlatmaya hazırlanırken Nahda Hareketi'nin ana bileşeni olduğu Ulusal Selamet Cephesi, başta Temsilciler Meclisi olmak üzere yeni devlet kurumlarını tanımayı reddetmeye devem ediyor. Ulusal Selamet Cephesi, özellikle seçimlere katılımın çok zayıf olmasının ardından, yeni Temsilciler Meclisi'nin meşruiyetini sorguluyor.
Milletvekili Fatıma el-Mesdi, "Yeni Temsilciler Meclisi'nin meşruiyetini ne Türkiye ne de bir başkası sorgulayamaz. Seçimlerde hiç kimse dışlanmadı, katılanlar oldu. Tüm partiler katılıp kazanabilirdi. Çok farklı siyasi çevreler katılım gösterdi. Kazananlar ve kazanamayanlar oldu" değerlendirmesinde bulundu.
Mesdi, şunları söyledi:
“Tunus devletinin ve kurumlarının egemenliği, tüm diplomatik ilişkilerde temel bir noktadır ve her ülke iyi ilişkilere sahip olmak ister. İş birliği ve anlaşmalar yapabilmek için Tunus devlet kurumlarıyla temas halinde olmaları gerekiyor. Kendine saygı duyan her ülkenin Tunus devletinin kurumlarına da saygı göstermesi gerektiğine inanıyorum. Bunun dışında olup bitenler, Temsilciler Meclisi'nin meşruiyetinin sorgulanması, bazı şahısların boş hayallerinden başka bir şey değildir.”
Türkiye'nin Tunus Büyükelçisi'nin Tunus Meclis Başkanı'nı ziyaretinin, Tunus'un 21 Ağustos 2021'de yeniden gözden geçireceğini duyurduğu, siyasi çevrelerinin iki ülke arasındaki ticaret açığının nedeni olarak gördükleri Ankara ile Tunus arasında imzalanan ticaret anlaşması gibi bazı yeniden gözden geçirme çabalarıyla ilgili olduğu görülüyor.
Tunus ve Türkiye, 2005 yılında, iki ülkenin aralarındaki ilişkileri güçlendirme çabaları çerçevesinde bir serbest ticaret anlaşması imzaladılar.
Tunus Ticaret Bakanlığı Avrupa ile İşbirliği Direktörü Nebil Arfavi, daha önce yaptığı bir açıklamaya göre Türkiye, anlaşmayla ilgili müzakerelere katılacağını ve anlaşmayı değiştirmeye ve hatta iptal etmeye açık olacağını bildirmişti.
Tunus'un Türkiye ile olan ticaret açığının yaklaşık 890 milyon doları bulduğunu söyleyen Arfavi, Tunus'un Çin ve İtalya'nın ardından en büyük üçüncü ticaret açığının Türkiye ile olduğunu vurgulamıştı.
Arfavi, Tunuslu yetkililerin 2018 yılında Türkiye'den ithal edilen bazı ürünler için gümrük tarifelerini artırdıklarına, ancak bunun kötüleşen ticaret açığının boyutunda somut bir azalmaya yol açmadığına işaret etti.
Milletvekili Mesdi ise Türkiye'nin Tunus Büyükelçisinin ziyaretinin, iki ülke arasındaki anlaşmaların incelenmesi çerçevesinde gerçekleştiğini söyledi.
25 Temmuz 2021'den sonra Tunus'ta ulusal egemenliği dayatma yönünde yeni bir eğilim olduğunu belirten Mesdi, "TBMM, Ankara ile Tunus arasındaki ekonomik ilişkiyi ve Tunus Temsilciler Meclisi'nin gözden geçireceği bazı anlaşmalar olup olmadığını konuşmak istemiş olabilir" yorumunda bulundu.
Türkiye ile yapılan anlaşmanın Tunus ekonomisine zarar verdiği için gözden geçirilmesi çağrısında bulunan Mesdi, bu anlaşmayı ve diğer ülkelerle yapılan bazı anlaşmaları gözden geçirerek ulusal ekonomisini kurtarmasının Tunus devletinin çıkarına olduğunu vurguladı.



Sudan Dışişleri Bakanlığı, HDK'nin Dünya Gıda Programı konvoyuna yönelik saldırısını kınadı

El-Gadarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında yerinden edilmiş Sudanlılar yiyecek almak için bekliyor (AFP)
El-Gadarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında yerinden edilmiş Sudanlılar yiyecek almak için bekliyor (AFP)
TT

Sudan Dışişleri Bakanlığı, HDK'nin Dünya Gıda Programı konvoyuna yönelik saldırısını kınadı

El-Gadarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında yerinden edilmiş Sudanlılar yiyecek almak için bekliyor (AFP)
El-Gadarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında yerinden edilmiş Sudanlılar yiyecek almak için bekliyor (AFP)

Sudan Dışişleri Bakanlığı dün, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) tarafından Kuzey Kordofan'da Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait kamyonlara insansız hava aracıyla (İHA) düzenlenen saldırıyı kınadı.

Bakanlık açıklamasında, yardım konvoylarını hedef almanın uluslararası insani hukukun ciddi bir ihlali olduğunu ve ihtiyaç sahiplerine insani yardım ulaştırma çabalarını baltaladığını belirtti.

Sudan Dışişleri Bakanlığı, ihtiyaç sahiplerine yardımın engelsiz bir şekilde ulaştırılmasını sağlamak için Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşlarıyla iş birliğine tam desteğini yineledi.

Daha önce, Sudan Doktorlar Ağı, Kuzey Kordofan'da Dünya Gıda Programı (WFP) yardım konvoyuna düzenlenen HDK saldırısında bir kişinin öldüğünü ve üç kişinin yaralandığını bildirmişti.


Alimi, yeni Yemen hükümetinin kurulduğunu duyurdu

 Yemen Başkanlık Konseyi dün akşam Dr. Reşad el-Alimi başkanlığında toplandı. (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi dün akşam Dr. Reşad el-Alimi başkanlığında toplandı. (SABA)
TT

Alimi, yeni Yemen hükümetinin kurulduğunu duyurdu

 Yemen Başkanlık Konseyi dün akşam Dr. Reşad el-Alimi başkanlığında toplandı. (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi dün akşam Dr. Reşad el-Alimi başkanlığında toplandı. (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Dr. Reşad el-Alimi dün, Başbakan Dr. Şai ez-Zindani’nin önerisi ve Başkanlık Konseyi’nin onayı doğrultusunda yeni hükümeti kurma ve üyelerini atama kararı aldı. Kararın, ülkenin yüksek menfaatleri doğrultusunda alındığı belirtildi.

Yeni hükümette Dr. Şai ez-Zindani, Başbakan ve Dışişleri Bakanı olarak görev yapacak. Bunun yanında, Muammer el-İryani Enformasyon Bakanı, Nayif el-Bekri Gençlik ve Spor Bakanı, Salim es-Sukatri Tarım, Sulama ve Balıkçılık Bakanı, General İbrahim Haydan İçişleri Bakanı, Tevfik eş-Şercebi Su ve Çevre Bakanı, Muhammed el-Eşvel Sanayi ve Ticaret Bakanı, Dr. Kasım Behaybih Sağlık Bakanı, Bedr el-Arida Adalet Bakanı, General Tahir el-Akili Savunma Bakanı, Mühendis Bedr Basleme Yerel Yönetimler Bakanı, Muti Demmac Kültür ve Turizm Bakanı, Dr. Enver el-Mehri Mesleki Eğitim ve Teknik Öğretim Bakanı, Mühendis Adnan el-Kaf Elektrik ve Enerji Bakanı, Mervan bin Ganim Maliye Bakanı ve Dr. Afrah ez-Zuvbe Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı olarak atandı.

Hükümet kadrosunda ayrıca Salim el-Avlaki Kamu Hizmetleri ve Sigortalar Bakanı, Hakim İşrak el-Mektari Hukuk İşleri Bakanı, Dr. Adil el-Abadi Eğitim Bakanı, Dr. Emin el-Kadesi Yüksek Öğrenim ve Bilimsel Araştırma Bakanı, Dr. Şadi Basira İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı, Dr. Muhammed Bamka Petrol ve Madenler Bakanı, Muhsen el-Ömeri Ulaştırma Bakanı, Mühendis Hüseyin el-Akrabi Bayındırlık ve Yollar Bakanı, Muhtar el-Yafii Sosyal İşler ve Çalışma Bakanı, Meşdel Ahmed İnsan Hakları Bakanı, Şeyh Türki el-Vedai Vakıflar ve Rehberlik Bakanı, Dr. Abdullah Ebu Huriye Meclis İşleri Bakanı, Ekrem el-Amiri Devlet Bakanı, Abdulgani Cemil Devlet Bakanı ve Sana Başkent Yetkilisi, Abdurrahman el-Yafii Devlet Bakanı ve Aden Valisi, Ahmed el-Avlaki Devlet Bakanı, Dr. Ahad Casus Kadın İşleri Bakanı, Velid el-Kadimi Devlet Bakanı ve Velid el-Ibare Devlet Bakanı olarak görev yapacak.

Karar, Yemen Anayasası, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) girişimi ve uygulama mekanizması, 2022 yılı 9 sayılı yetki devri kararı, 7 Nisan 2022 tarihli Başkanlık Konseyi kurulması ve 2004 yılı 3 sayılı Bakanlar Kurulu Yasası ile Başbakan atama ve hükümet kurma yetkisini düzenleyen karar doğrultusunda alındı.


ABD yetkilileri Bingazi saldırısının kilit isimlerinden birini gözaltına aldı

ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, FBI Direktörü Kash Patel ve Columbia Bölgesi ABD Başsavcısı Jeanine Pirro ile birlikte (AP)
ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, FBI Direktörü Kash Patel ve Columbia Bölgesi ABD Başsavcısı Jeanine Pirro ile birlikte (AP)
TT

ABD yetkilileri Bingazi saldırısının kilit isimlerinden birini gözaltına aldı

ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, FBI Direktörü Kash Patel ve Columbia Bölgesi ABD Başsavcısı Jeanine Pirro ile birlikte (AP)
ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, FBI Direktörü Kash Patel ve Columbia Bölgesi ABD Başsavcısı Jeanine Pirro ile birlikte (AP)

ABD Başsavcısı Pam Bondi, FBI'ın 2012'deki Bingazi'deki ABD konsolosluğuna yapılan saldırının kilit isimlerinden birinin gözaltında alındığını duyurdu.

Bondi, Zubeyr al-Bakouş'un ABD'ye iade edildiğini ve cinayet, kundaklama ve terörle ilgili suçlamalarla karşı karşıya kalacağını açıkladı. Bondi, " Bingazi' saldırısına karışan kilit isimlerden biri yakalandı. Zubeyr el-Bakouş bugün sabah saat 3:00'te Andrews Hava Kuvvetleri Üssü'ne getirildi ve şu anda gözaltında" dedi.

FBI Direktörü Kash Patel, şüphelinin "on yıldan fazla süren bir takibin ardından Virginia'ya getirildiğini, şu anda gözaltında olduğunu ve bugün mahkemeye çıkarılacağını" söyledi.

Columbiya Bölgesi Başsavcısı Jeanine Pirro, el-Bakouş'un birinci derece cinayet, cinayete teşebbüs, kundaklama ve teröristleri destekleme de dahil olmak üzere sekiz suçlamayla karşı karşıya olduğunu belirtti.

11 Eylül 2012 saldırısında Amerikan misyonunun dört üyesi öldürüldü; saldırının daha sonra Libyalı aşırılıkçılar tarafından gerçekleştirilen kasıtlı bir eylem olduğu belirlendi ve bu aşırılıkçılardan bazılarının el Kaide ile bağlantılı gruplarla ilişkisi olduğu ortaya çıktı.

El-Bakouş, saldırıyla ilgili suçlamalarla karşı karşıya kalan üçüncü kişi. Diğer ikisi, Ahmed Abu Hattala ve Mustafa el-Imam, uzun hapis cezalarını çekiyor; bir diğer şüpheli Ali el-Avni el-Harzi ise 2015 yılında Irak'ta bir hava saldırısında öldürüldü.

ABD konsolosluğuna yapılan saldırıda Büyükelçi Chris Stevens de dahil olmak üzere dört Amerikalı hayatını kaybetti ve bu olay, Ekim 2011'de Muammer Kaddafi'nin devrilmesi ve öldürülmesinin ardından Libya'yı saran kaosun ortasında gerçekleşti.

Saldırı, Bingazi'deki ve genel olarak Libya'daki kaosun sembolü haline geldi. Bu olay, Amerika Birleşik Devletleri'nde bir dizi soruşturmaya yol açtı ve bu soruşturmalar sırasında Kongre'deki Cumhuriyetçiler, 2016 başkanlık kampanyası öncesinde Demokrat aday Hillary Clinton ile çatıştı.