Mısır’da inanç turizmi için özel bir destinasyon: Fuvva

Fuvva: Camiler, eski evler ve el sanatları şehri

Camiler şehri Fuvva’nın dikkat çekici bir mimari tarzı var (Gezgin Yasir er-Rasul)
Camiler şehri Fuvva’nın dikkat çekici bir mimari tarzı var (Gezgin Yasir er-Rasul)
TT

Mısır’da inanç turizmi için özel bir destinasyon: Fuvva

Camiler şehri Fuvva’nın dikkat çekici bir mimari tarzı var (Gezgin Yasir er-Rasul)
Camiler şehri Fuvva’nın dikkat çekici bir mimari tarzı var (Gezgin Yasir er-Rasul)

Bazı mekanlar özelliğini, detaylarında hakim olan manevi atmosferden alırken, bazı mekanlar ise hikayelerinin, evlerinin, mahallelerinin ve sokaklarının sıcaklığıyla ziyaretçilerini cezbeder. Mısır'daki Fuvva şehri iki özelliği de birleştiriyor. Bu nedenle ramazan ayı boyunca burası ideal bir dini turizm destinasyonu.
Kuzey-orta deltada yer alan şehri ziyaret ettiğiniz ilk andan itibaren farklı bir yer olduğunu hissediyorsunuz ve en önemli özelliği arkeolojik özellikleri. Ancak bu cazibe merkezlerinin büyük bir bölümünü tek bir ziyarette görmenin sizin için kolay olacağını düşünmeyin. Zira burada 365 adet eski cami yer alıyor. Yani bir yıldaki gün sayısı kadar ki farklı İslami dönemlere (Fatımi, Abbasi, Eyyubi, Memlük ve Osmanlı) ait diğer türbelerden bahsetmiyorum bile. Aynı nedenle UNESCO, Fuvva’yı, İslami anıtlar açısından Kahire ve Raşid'den sonra "bölgesel olarak üçüncü ve dünyada dördüncü şehir" olarak seçti.
El-Ömeri camisine gitmeden Fuvva'yı ziyaret etmiş sayılmazsınız. Çünkü burası H. 21 yılında yapılmış ve bu nedenle en eski camilerden biri. Halife Ömer bin Hattab zamanında inşa edildiği için bu ismi almış. Mimariye meraklıysanız ve detaylarını incelerseniz, el-Ömeri'nin planlamasından kesinlikle etkileneceksiniz. Zira planlaması, Medine'deki Mescid-i Nebevi'nin planına benzer şekilde eski İslami üsluba göre yapılmış. Tasarımının en önemli özelliklerinden biri caminin çatısının ortasında yer alan “açık avlu” ve ona bitişik 4 revaktır.
Bu kadim caminin henüz minaresinin olmaması sizi düşündürüyor! Bunun nedeni, camiyi yaptıran fatihlerin maddi imkânlarının minare yapmalarına imkan vermemesi ve caminin orijinal şeklini koruyarak günümüze kadar minaresiz şekilde gelmesi.
Kaçırmamanız gereken camiler arasında el-Baki camisi var. Çünkü Mısır'daki seçkin camilere bir göz atmanızı sağlıyor. 18. yüzyılın sonlarında inşa edilen el-Baki’nin yol seviyesinden daha yüksek ve merdivenle çıkılan bir girişi olduğu gibi, altında da birkaç vakfiye dükkânı bulunmakta.
Bazı hükümdarların kararları veya kraliyet metinleri hakkında bilgi edinmek isterseniz, Fuvva'daki Nasrullah ve Ebu’l-Necat camilerini ziyaret edin. Orada, tarihin garip olaylarını yansıtabilecek bazı kararların yanı sıra, belli bir toplumsal âdetin önüne geçmek, bir haksızlığı mağduriyetten kurtarmak gibi hayatın bazı meselelerini düzenleyen mermer fermanlarla tarihi karşınızda bulacaksınız.
En ünlü antik camilerden biri olan el-Kanai camisinde de bu törenleri bulacaksınız. Şehrin Nil Nehri kıyısına gidin. Buradaki manzaraya hakim olan cami, orta delta bölgesinin en yüksek minaresi olan 36 metre uzunluğundaki yüksek minaresi ile dikkatinizi çekecek. Ama cami sadece göz kamaştırıcı değil. Burada medeniyetlerin yaptığı iş birliği göründüğü için uzmanlar, eşsiz camilerden biri olarak tanımlıyor. Bunun sırrını sorduğunuzda ise şehir halkı size gururla Fuvva'nın Firavunlar zamanında Mısır'ın başkenti olduğunu söyler. Adı o zamanlar "Va Amenti" idi ve Yunan ve Roma dönemlerinde yeniden canlandı. Hatta Raşid’de bulunduğu için ticari konsoloslar burada otururdu ve bu nedenle "yabancılar şehri" olarak anılırdı.
Fuvva'nın mahallelerinde ve ara sokaklarında yürümek, size şimdiki çağda nadiren var olan başka bir özel atmosfer sunar. Bu atmosfer sizi, evlerin sıcaklığına ve tarih kokusuna doğru sizi adeta bir zaman yolculuğuna çıkarır. Çünkü buralarda hassas detaylara ve zarif dekorasyonlara sahip antik çok katlı evler ve antika kapılar yer alıyor.
Delikli tuğlalardan inşa edilmiş, İslami motiflerle süslenmiş cumbalar ve Suudi Arabistan'ın Cidde şehrinin evlerinin balkonlarına çok benzeyen balkonların bulunduğu binaların çoğu MS 19. yüzyıla kadar uzanıyor. Fas'ın Fez şehri ile Fuvva şehrinin sokak ve caddelerinin isimleri arasındaki benzerlik de oldukça dikkat çekici. El-Saga Caddesi ve ed-Divan Pazarı gibi.
Ancak Fuvva evlerine özellik kazandıran tek şey bu değil. Onlara yaklaşıp insanlarının arasında dolaştığınızda veya onlarla muhatap olduğunuzda aşırı nezaketleri, konuşma ve hareketlerindeki sadelik ve şehirlerine her gelen ziyaretçiyi sıcak bir şekilde karşılamaları sizi büyüleyecek. Orada her ziyaretçinin önünde tekrarladıkları meşhur bir söz var: “Fuvva yabancıyı sever.” Bu söz, turistin hissedebileceği tüm engelleri veya yabancılaşmayı ortadan kaldırmak için söyleniyor.
Şarku’l Avsat muhabirinin gözlemlerine göre Fuvva'da Mısır mutfağından geleneksel yemekler sunan birçok ünlü restoran bulunuyor. Başka ülkelerin yöresel yemeklerini denemeye daha cesaretliyseniz, orada bulunan Fesih restoranlarından birine gidin. Fesih, eski Mısır uygarlığından miras kalan, belirli bir şekilde depolanan tuzlu balık.
Ama eğer o yerin halkından arkadaşları veya akrabaları olan Mısırlılardan biriyle seyahat edecek kadar şanslıysanız, bazıları başka hiçbir yerde, hatta belki Mısır’ın diğer şehirlerinde bile bulunmayan yemekleri onların evinde yiyeceksiniz. Burada kıyma ve sebze ile pişirilmiş, daha sonra baharatlar eklenerek kızartılmış pirinçten oluşan “kebap” yemeği yiyeceksiniz. Ayrıca et veya kümes hayvanları, pirinç, süt ve baharatlardan oluşan "ed-Das" güveçler de sizleri bekliyor... Patates parçalarının ortasına dizilmiş dana eti parçaları, halka soğanlar ve baharatlar ile yapılan ve “et kağıdı” olarak bilinen karşı konulmaz lezzetin de tadına varacaksınız. Kahvaltıda veya akşam yemeğinde de size sıcak “futur meşaltet” ikram edecekler. Birçok kişi bu yiyeceği geleneksel Mısır tarzında hazırlamakta başarılı.
Fuvva'da yeşil alanlarda yürüyüş yapmaktan, Nil Nehri'nde “at arabasına” binmek gibi sizi basit yaşama geri götüren birçok aktivite sizi bekliyor. Halı, kilim ve el yapımı duvar halısı atölyelerini ziyaret etmek, özellikle daha önce bir parça satın almışlarsa, turistlerin Fuvva'da her zaman ziyaret ettikleri yerlerden biri. Bu zanaat ile üretilen ürünler Avrupa ve Amerika ülkelerine ihraç edilmekte ve ustalarının hassas işlerini yaparken onları görmenizi tavsiye ederim. Ustalar, atalarından miras aldıkları zanaatın detaylarını ve gerekliliklerini size anlatacaklar.
Şaşırtıcı olan şey, şehrin sokaklarında ne zaman dolaşsanız, insanlarını ve onların günlük işlerini anlatan nadir eski hazineler ve koleksiyonlar bulacak olmanız. Örneğin, Senhuri adlı küçük bir mağazayı ziyaret ettiğinizde, yazar Hamdi Hamada’nın "Cumhuriyet döneminde eşi benzeri yok" diye nitelendirdiği, Muhammed Ali dönemine ait bir terazi göreceksiniz.
Mahalle sakinlerinden biri “Fes Fabrikası” harabelerine kadar size eşlik edip, size bir zamanlar nasıl ayda yaklaşık 130 bin fes üretildiğini coşkuyla anlatabilir.
Başkentten Fuvva'ya gitmeye karar verirseniz, en fazla bir buçuk saat sürer, bu da uzun şehir içi seyahatleri sevmiyorsanız önemli bir avantaj. Fuvva, Kahire'ye yaklaşık 181 kilometre uzaklıkta olup, özel aracınızla veya toplu taşıma otobüslerinden birini kullanarak gidebilirsiniz. Konaklama için ya Fuvva binalarından birinde bir daire seçmelisiniz ya da Kafr eş-Şeyh vilayetinde yakında bulunan bir otelde kalmalısınız. Otellerin çoğunun “Delta” adıyla başladığını göreceksiniz ve fiyatlar gecelik bin 500 ila 3 bin 500 arasında değişmekte (dolar yaklaşık 30 Mısır cüneyhine eşdeğer).



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.