Etiyopya bölgeye uzlaşı modeli sunuyor: Tigray ve Oromo barışı

Hükümet ve Oromo isyancıları arasındaki müzakereler, Tigray’a benziyor

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, İtalyan mevkidaşı Giorgia Meloni ile görüştü (DPA)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, İtalyan mevkidaşı Giorgia Meloni ile görüştü (DPA)
TT

Etiyopya bölgeye uzlaşı modeli sunuyor: Tigray ve Oromo barışı

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, İtalyan mevkidaşı Giorgia Meloni ile görüştü (DPA)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, İtalyan mevkidaşı Giorgia Meloni ile görüştü (DPA)

Etiyopya hükümeti, Etiyopya’nın kuzeyindeki ‘Tigray’ bölgesinde bulunan isyancılarla bir ‘barış anlaşması’ imzaladıktan sonra elde ettiği ‘göreceli başarıyı’ geliştirme peşinde. Hükümet, geçen Kasım ayı sonunda imzalanan bu anlaşmayı Etiyopya’nın Addis Ababa'daki merkezi hükümete boyun eğmeyi reddeden etnik cephelerle dolu tüm bölgelerinde yaymayı umuyor.
Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) ile Etiyopya ordusu arasında iki yıldır devam eden kanlı çatışmaları sona erdiren Tigray anlaşmasının imzalanmasından yaklaşık 5 ay sonra, Tanzanya’da 25 Nisan 2023 tarihinde Addis Ababa yetkilileri ile (Oromo halkının yoğunlaştığı) ‘Oromia’ bölgesindeki isyancılar arasında, benzeri görülmemiş barış görüşmeleri başladı. Söz konusu isyancılar, onlarca yıldır aralıklı olarak yetkililerle savaş halinde. Ancak 2019’da Nobel Barış Ödülü kazanan Başbakan Abiy Ahmed liderliğindeki hükümet, şu anda toprakları ülkenin orta bölgelerinin çoğunu işgal eden ve Oromo halkına bağlı silahlı grupları içeren Oromo isyancılarıyla kalıcı bir barış anlaşması imzalamayı umuyor. Çünkü hükümet, ülkenin yeni bir iç savaşa sürüklenmesinden korkuyor. Ancak Oromo görüşmelerini çevreleyen büyük zorluklar mevcut. Aynı şekilde Şarku’l Avsat’a konuşan gözlemciler, Oromo cephesinin gücü ve zenginliği kontrol etme konusundaki büyük arzularının yanı sıra Oromo ve birbirini izleyen Etiyopya hükümetleri arasındaki büyük düşmanlık ve güvensizlik mirasının var olduğunu dile getirdi. Cephe, Etiyopya’daki en büyük etnik grup olarak, uzun süredir marjinalleştirilmekten şikâyet ediyor.
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Oromo ile barış müzakerelerinin başladığını duyurdu. Bir hafta önce düzenlediği törenle bazı devletlerin oluşturduğu güçleri tasfiye etme sözü vererek, barış sürecine katılanları ve garantörleri Tigray bölgesinde bir araya getirdi. Ahmed, törende “Tanzanya’da barış müzakereleri başlayacak. Herkesi üzerine düşeni yapmaya davet ettiğim bu müzakerelere Etiyopya hükümeti ve halkının çok ihtiyacı var” dedi.
Başbakan, Oromo Kurtuluş Ordusu’yla (OLA) müzakerelerin süresi hakkında herhangi bir ayrıntıdan bahsetmezken, Etiyopya medya kaynakları ise komşu Kenta ve IGAD örgütü de dahil olmak üzere uluslararası arabulucuların varlığına işaret etti. Etiyopyalı uluslararası ilişkiler uzmanı ve Etiyopya Popüler Diplomasi Enstitüsü üyesi Dr. Abdurrahman Ahmed Muhammed, Başbakan Abiy Ahmed ile görüşmesi sırasında “Cephe, bölgedeki isyancıların hükümetin taahhütlerini yerine getireceğine güvenmemesi dolayısıyla Güney Afrika’da imzalanan Tigray Barış Anlaşması’nda olduğu gibi daha önce müzakereler için üçüncü bir tarafın (arabulucu) sponsorluğunu şart koşmuştu” dedi.
Tigray müzakereleri, BM ve ABD temsilcilerinin gözlemci olarak katılımına ek olarak aralarında eski Nijerya Cumhurbaşkanı Olusegun Obasanjo, Kenya eski Cumhurbaşkanı Uhuru Kenyatta, Güney Afrika eski Devlet Başkanı Yardımcısı Phumzile Mlambo-Ngcuka’nın bulunduğu Afrika Birliği Komisyonu’ndan bir arabulucu ekibi tarafından yönetildi. Abdurrahman Muhammed, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Tigray’da yaşananların ardından Etiyopya’da etnik çatışmaları çözmek için bir coşku var. Özellikle ülkeyi daha fazla istikrara doğru itmek için Afrika Boynuzu üzerinde olumlu etkileri olan çok sayıda uluslararası baskının varlığı ışığında önümüzdeki dönem bu müzakerelerin aşamaları, özellikleri ve bunları destekleyen taraflar netleşecektir” dedi. OLA Sözcüsü Oda Tarabi ise Tanzanya görüşmelerinin çok yakın gelecekte daha kapsamlı müzakerelerin temellerini atmayı amaçladığını söyledi.
Addis Ababa yetkilileri ile Oromo isyancıları arasında 1973 yılında Oromo Kurtuluş Cephesi (OLF) ve onun silahlı kanadı OLA’nın kurulması sonrasında silahlı çatışmalar çıktı. Oromo’nun Etiyopya’daki en büyük halk olduğu biliniyor. 2007 nüfus sayımına göre Oromo, tek başına ülkenin toplam nüfusunun yüzde 34 ila 40’ını oluşturuyor. OLA, hükümete karşı savaşında Tigray Halk Kurtuluş Cephesi güçleriyle ittifak kurdu. Ancak Addis Ababa’nın geçen Kasım ayında Tigray ile vardığı uzlaşma, Oromo’larla müzakerelere olanak tanımış görünüyor.

‘Krizi sıfırlama’
Öte yandan Afrika meseleleri konusunda Çadlı bir uzman olan Dr. Muhammed Şifa, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Abiy Ahmed hükümetinin Oromo halkını memnun etmek için ortaya attığı ‘krizleri sıfırlama’ sloganının yeterli olmadığına dikkati çekti. Dr. Şifa, “Oromolar, Başbakan Abiy Ahmed’in kendilerine mensup olmasına rağmen hala büyük bir dışlanmışlık hissediyorlar. Yaklaşık 5 yıldır iktidarda olmasının sorunları çözmediğini düşünüyorlar. Aksine bölgeleri hala zayıf bir gelişmeden mustarip ve ülkenin zenginliğini paylaşmaktan çok uzaklar” diyerek, planlanan diyalog karşısında da birçok zorluk bulunduğunu söyledi. Uzmana göre bu zorlukların başında ‘Oromo’nun ülkenin sahibi olduklarına inanmaları’ ve ‘diğer etnik grupların baskısından mustarip oldukları için Tigrayanlardan daha büyük özlemlerinin olması’ geliyor. Çadlı uzman, “Federasyon veya konfederasyon peşinde değiller. Etiyopya’ya sahip çıkmaktan ve Amharca yerine kendi dillerini ülkenin resmi dili olarak görmekten bahsediyorlar. Tigray ile müzakerelerin öncekilerden daha zor olduğu yer burasıdır. Ancak uluslararası toplumun mesafeleri kapatma baskına dair bir umut vardır” dedi.
Bu çerçevede gözlemciler, Oromo’nun Etiyopya ordusunun yaşadığı yorgunluğu, ‘Tigray ile imzalanan anlaşmaya benzer bir anlaşmaya vararak kazanım elde etmek için’ istismar etmeye çalıştığına dikkati çekti. Uzman bir araştırma merkezi tarafından hazırlanan bir araştırmaya göre bu durum, ‘Addis Ababa hükümetinin Tigray ile mücadeledeki deneyiminden faydalanması gerektiğini’ ima eden bazı Oromo aktivistlerinin yaptığı açıklamalarla destekleniyor. Öyle ki askeri çözüm, Etiyopya’daki çatışmaların çözümünde etkisiz kalıyor. Ve Addis Ababa, nüfusu yaklaşık 5 milyon olduğu tahmin edilen Tigrayanlar ve 40 milyonu aşan Oromolar ile iki çatışma arasındaki temel farkı hesaba katmak zorunda.

Kapsamlı bir ulusal diyalog
Ulusal Diyalog Komitesi Başkanı Profesör Mesfin Araya’ya göre Oromo ve öncesinde Tigray anlaşmasıyla gerçekleşen çözüm hakkındaki konuşmalar, gelecek Mayıs ayında yapılacak olan Etiyopya ulusal diyaloğu hazırlıklarının ortasında geliyor. Temsilciler Meclisi Sözcüsü Tajse Chafu’ya göre ise ulusal diyalog, temel konularda ulusal bir fikir birliği oluşturarak Etiyopya’nın karşı karşıya olduğu zorlukları çözmenin tek yolu olarak hükümetin önceliğidir.
Belki de meseleleri iyimserlik için daha cesaret verici kılan şey, geçtiğimiz aylarda Etiyopya hükümeti ve Tigray isyancılarının barış anlaşmasını uygulamada ciddiyet göstermiş olmaları olabilir. Öyle ki isyancılar, (bölgenin silahsızlandırılması ve savaşçılarının ulusal orduya entegre edilmesi faaliyeti çerçevesinde) ‘isyancılara daha fazla silah teslim edilmesi karşılığında iki yıldır dış dünyayla bağlantısı kesilen Tigray bölgesine insani yardım ve temel hizmetlerin ulaştırılması’ başta olmak üzere anlaşmanın bir dizi şartını uygulamıştı.
Geçtiğimiz aylarda uzun süredir ciddi gıda, yakıt, likidite ve ilaç kıtlığı çeken bölgeye yardım sevkiyatı yeniden başladı. İsyancıların silahsızlandırılması süreci ve federal yetkililerin görevlerine dönüş süreci başladı ve cephenin adı, hükümetin ‘terör listesinden’ çıkarıldı. ‘Ulusal Rehabilitasyon’ Komiser Yardımcısı Tuğgeneral Diribe Mikuria’ya göre Nisan ortasında TPLF, daha önce bölgedeki Dingolat bölgesi çevresinde toplanan ve çeşitli hafif ve orta boy silahlardan oluşan ilk kısmı teslim etti. Barış anlaşması, TPLF’nin silahsızlandırılmasına, federal yetkililerin isyancı kuzey bölgesine geri dönmesine ve bölgenin dışarıyla bağlantısının sağlanmasına olanak tanıyor.
Geçen Ocak ayında TPLF, Afrika Birliği liderliğindeki barış sürecinin bir parçası olarak ağır silahlarını Etiyopya güçlerine teslim etti. Agulai kentinde gerçekleşen silah teslimi faaliyeti, her iki taraftan bir grup gözlemci ve İGAD heyetleri tarafından denetlendi. Etiyopya’nın Ulusal Rehabilitasyon Komiseri Teshome Toga’ya göre TPLF’ye bağlı eski savaşçıların kayıtlarının gelecek Haziran ayında başlaması planlanıyor.
Öte yandan Tigray bölgesi Geçici İdaresi Başkanı Getachew Reda, iki tarafın ‘silahsızlanma, terhis ve savaşçıların entegrasyonu sürecinde şimdiye kadar ilerleme kaydettiğini’ söyledi. Reda, “Tam yeniden entegrasyon için ağır silahların toplanması görevini tamamlamak ve daha iyi geliştirme faaliyetleri üzerinde çalışmak için çalışmalar devam etmektedir” dedi. Addis Ababa hükümeti de isyancıların ‘tamamen silahsızlandırılması’ ve ‘Tigray’daki eski savaşçıları ulusal orduya entegre etme’ sürecine bel bağlamış durumda.
Getachew Reda’ya göre Addis Ababa yetkilileri ile TPLF arasındaki güven, önemli ölçüde arttı. Her iki taraf da barıştan başka bir alternatif olmayacağını kabul ederek yakın bir ortaklık içinde çalışmayı seçti. “Tigray halkı, keyifle sürdürdüğü barış sürecinin sekteye uğramasına izin vermiyor” diyen Reda, gelişimi hızlandırmak amacıyla devam eden barış inşası çabalarının sürdürülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Çünkü bu bizim tek ortak kaderimiz” dedi. Getachew Reda, “Tüm siyasileri, iş birliği içinde çalışmaya davet ediyoruz” şeklinde konuştu.

Uluslararası destek ve izleme
Daha geniş bir düzeyde Tigray barış anlaşmasının uygulanması ve temel hizmetlerin sağlanması için atılan ardışık adımlar, uluslararası toplumun Addis Ababa hükümetine olan güveninin dikkate değer bir şekilde yeniden sağlanmasına katkıda bulundu. Etiyopyalı yetkililere göre bu durum, ABD’li ve Avrupalı ​​yetkililerin iki yıllık bir aradan sonra yaptığı son ziyaretlerde açıkça görüldü. Öte yandan gözlemciler, uluslararası güçler tarafından Abiy Ahmed hükümeti için hala ‘sınanmakta olan’ temel taleplere dikkati çekti. Bu taleplerin başında ise ‘geçiş dönemi adaleti ve savaş suçlarından sorumlu olanların hesap vermesi’ geliyor.
Aslında Etiyopya hükümeti, ‘altyapıya yönelik yatırımlar ve ekonomik yardım yoluyla yeniden yapılanmaya geniş uluslararası katılım umuduyla’ uluslararası toplumun siyasi ve güvenlik istikrarını sağlama çabalarına olan güvenini yeniden tesis etmeye çalışıyor.
Şarku’l Avsat’ın Etiyopya Haber Ajansı’dan aktardığı habere göre Nisan ayı başlarında Addis Ababa yetkilileri, ‘Etiyopya’da Çatışmalardan Etkilenen Bölgelerde Gıda Güvenliği ve Tarımsal Rehabilitasyon Tedbirleri Projesi’ üzerinde çalışmayı amaçlayan bir finansman anlaşması yoluyla Avrupa Birliği (AB) ve Fransız Kalkınma Ajansı’ndan (AFD) 32 milyon euro tutarında mali destek aldı. Proje, AFD tarafından 18 milyon euro ve AB’den 14 milyon Euro ile finanse edildi.
Anlaşmaya göre en acil ihtiyaçlar, bu bölgelerde tarımsal üretimin canlandırılması ve Etiyopya’da gıdanın kendi kendine yeterliliğinin artırılmasıyla karşılanacak.
Bu noktada İsveç’in başkenti Stockholm’deki ‘Etiyopya Popüler Diplomasi Enstitüsü’ Başkanı Yasin Ahmed, “Etiyopya hükümetinin Afrikalı ortaklarıyla birlikte gösterdiği somut çabalar, büyük güçlerle ilişkilerin kademeli olarak güçlenmesine ve Abiy Ahmed hükümeti üzerindeki baskının hafiflemesine katkıda bulundu” dedi. Şarku’l Avsat’a konuşan Ahmed, Washington ve özellikle AB’nin ‘bir bütün olarak Afrika Boynuzu’nun güvenliğini etkileyen bir gerileme korkusuyla’ Tigray’deki barış anlaşmasının güçlendirilmesi için baskı yaptığını vurguladı.
Etiyopyalı uzman, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in geçen Mart ayında ve kendisinden önce Almanya ve Fransa dışişleri bakanlarının Ocak ayında Addis Ababa’ya yaptığı ziyareti, ‘bu eğilimin vücut bulmuş hali’ olarak nitelendirdi. Blinken’in ziyareti, ABD’li bir yetkilinin iki yıldır Etiyopya’ya yönelik ilk ziyareti sayılıyor.
Birkaç gün önce AB, ‘Etiyopya’da çatışmaya barışçıl bir çözüm, uzlaşma ve makroekonomik istikrarı teşvik etmede daha fazla ilerlemeye ayak uydurmak için’ çok yıllı gösterge programını yeniden başlatmaya istekli olduğunu ifade etti. Federasyon Konseyi’nden yapılan açıklamada, federasyonun, uluslararası finans kuruluşlarını ‘Etiyopya Hükümeti’ne ülkedeki kritik ekonomik durumu ele almada yardımcı olmaya’ güçlü bir şekilde teşvik ettiği belirtildi. Bu teşvikin ise ‘ekonomik reform gündemi’ ve ‘kreditör ülkeler aracılığıyla ortak çerçevede borçları yeniden yapılandırma sürecinin hızla tamamlanması yönünde çalışmak’ yoluyla olduğunu dile getirdi. AB Konseyi, silahsızlanma, terhis ve yeniden bütünleşmeyi ele almak amacıyla özellikle silahların susturulması, insani yardım erişiminin kolaylaştırılması ve Ulusal Rehabilitasyon Komitesi'nin kurulmasıyla ilgili olarak düşmanlıkların sona erdirilmesi anlaşmasının uygulanmasındaki önemli ilerlemeyi de memnuniyetle karşıladı.

Etiyopya’nın demografik yapısı
Etiyopya, 9 ana bileşenle ifade edilen çeşitli etnik ve dilsel farklılaşmalara sahip 11 bölgeden oluşmaktadır.
Dilsel açıdan, Etiyopya’da 4 ana ‘dil grubuna’ ayrılabilen yaklaşık 100 dil var. Bunlar; Sami dillerini (Amhara, Tigray/Tigrinya, Gurag ve Harari) içeren Afro-Asya grubu, Kuş kökenli (Oromo, Sidamo, Somali, Afar, Hadia ve Kambatta), Ummiyye ve Kunama dilini içeren Nil-Sahra grubu. Ancak bu grup, Sudan’daki Dinka ve Fur, Kenya’daki Luo ve Batı Afrika’daki Songhai dahil kendi sınırları dışında birkaç dil içeriyor.
Oromo halkı, Etiyopya’daki en büyük etnik-dilsel bileşendir. Ülkenin merkezindeki Oromia bölgesinde yoğunlaşmıştır ve tek başına 100 milyonu aşan nüfusun üçte birinden fazlasını oluşturmaktadır. Mensupları, Oromca- Kuşi dilini konuşmakta ve tarım ve hayvancılık yapmaktadır. Hükümet karşıtı Oromo protestoları, 2015 yılında çoğunluğu Oromolu olmak üzere vatandaşlar ile hükümet arasında bazı arazilerin mülkiyeti konusunda çıkan anlaşmazlık nedeniyle patlak verdi, ancak gösteriler siyasi ve insan hakları taleplerini de kapsayacak şekilde genişledi. Yüzlerce ölüme ve binlerce tutuklamaya yol açtı. Gösteriler, sonunda iktidar koalisyonunu dönemin Başbakanı Hailemariam Desalegn’i ‘Oromo’ etnik kökenine mensup Abiy Ahmed’le değiştirmeye zorladı. Ancak buna rağmen 3 yıl önce protestolar yinelendi ve Temmuz 2020’de ses sanatçısı Hashalu Hundessa’nın öldürülmesinin ardından onlarca gösterici sokaklara akın etti. Şu anda Abiy Ahmed’in, iktidardaki varlığına rağmen koşullar çok da iyi durumda değil.
Etiyopya’daki en büyük ikinci bileşen ise, mensupları Etiyopya Cumhuriyeti’nin resmi dili olan Semitik Amharca konuşan Amhara halkıdır. Amhara, nüfusun yaklaşık yüzde 27’sini oluşturuyor. Geleneksel inanışa göre Amhara’nın kökenleri, hikayesi Eski Ahit’te bahsedilen Nuh’un en büyük oğlu Sam’a kadar uzanıyor.
Etiyopya nüfusunun yaklaşık yüzde 6,1’ni oluşturan üçüncü önemli halk olan Tigrayanlar, ülkenin kuzeyinde ve sınırın ötesindeki Eritre’de yoğunlaşmış durumda. TPLF, birkaç yıldır Etiyopya’daki iktidar koalisyonunun en güçlü partisiydi, ancak mevcut Başbakan Abiy Ahmed 2018’de iktidara geldikten sonra partinin etkisini azalttı. İki taraf arasındaki ilişkiler, Abiy Ahmed’in çok sayıda bölgesel etnik partiden oluşan iktidar koalisyonunu dağıtmasının ardından yıllar önce kötüleşti. Ardından Başbakan, partilerin ‘Refah Partisi’ adını verdiği tek bir ulusal partide birleştirildiğini duyurdu. Ancak TPLF ona katılmayı kabul etmedi ve onunla siyasi ve askeri olarak savaşma kararı aldı. Binlerce kişinin hayatını kaybettiği kanlı savaşların ardından Kasım 2022’de bir barış anlaşması imzalandı.
Dördüncü önemli bileşen, Etiyopya nüfusunun yaklaşık yüzde 6,1’ini oluşturan ve Ogaden bölgesinde yoğunlaşan Somalililer. Bu bileşen ayrıca, ülkenin farklı bölgelerine yayılmış durumda ve son olarak Gurag, Uliata, Afar, Hadii, Ghamu gibi daha küçük bileşenlere sahip.



Libya’nın başkentinden BM Güvenlik Konseyi reformu için Afrika girişimi

Libya’nın başkenti Trablus’ta dün düzenlenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı’ndan, (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)
Libya’nın başkenti Trablus’ta dün düzenlenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı’ndan, (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)
TT

Libya’nın başkentinden BM Güvenlik Konseyi reformu için Afrika girişimi

Libya’nın başkenti Trablus’ta dün düzenlenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı’ndan, (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)
Libya’nın başkenti Trablus’ta dün düzenlenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı’ndan, (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)

Libya’nın başkenti Trablus’ta, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin reformuyla ilgilenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı dün başladı. Üye ülkelerin temsilcilerinin katıldığı toplantıda, Afrika ülkelerinin ortak tutumunun güçlendirilmesi ve kıtanın BM sistemi içindeki etkinliğinin artırılması hedefleniyor. Toplantı, Libya’nın BM Güvenlik Konseyi üyeliğine seçilmek için yürüttüğü girişimlerle eş zamanlı olarak gerçekleştirildi.

Geçici Ulusal Birlik Hükümeti’nde Dışişleri Bakanlığı görevini vekâleten yürüten Tahir el-Baur, Afrikalı delegelere hitabında, “Uluslararası sistemin kurumları, geçmiş bir dönemin güç dengelerini değil, çağdaş dünyanın gerçeklerini yansıtmalıdır” dedi. El-Baur, Afrika’nın ortak tutumunun gücünün ülkelerin birliğine, uzlaşılarını düzenli ve etkili bir siyasi girişime dönüştürme kapasitesine bağlı olduğunu belirtti. Ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin daimî üyeleri ve müzakerelerde yer alan taraflarla temasların yoğunlaştırılması çağrısında bulundu.

Libya, Afrika kıtasının BM Güvenlik Konseyi’nde veto hakkı dâhil tüm yetkilere sahip iki daimî üyelik ve buna ilave olarak iki daimî olmayan üyelik elde etmesini öngören “ortak Afrika tutumuna” bağlılığını yineledi. Libya, bu talebin Afrika’ya tanınacak bir ayrıcalık değil, adalet ve egemen eşitlik ilkeleriyle uyumlu bir hak olduğunu vurguladı.

Libya’nın başkenti Trablus’ta düzenlenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı’na katılanlar (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)
Libya’nın başkenti Trablus’ta düzenlenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı’na katılanlar (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)

Grup, hükümetler arası müzakerelerde Afrika ülkelerinin tutumlarını eşgüdüm içinde yürütmek, ülkeler ve uluslararası bloklarla istişarelerde bulunmak, kıtanın taleplerine destek toplamak ve BM Güvenlik Konseyi reformuna ilişkin gelişmeleri takip etmek amacıyla faaliyet gösteriyor. Grup, çalışmalarına ilişkin rapor ve tavsiyeleri Afrika Birliği zirvesine sunuyor.

Libya, Cezayir, Kongo Cumhuriyeti, Ekvator Ginesi, Kenya, Namibya, Senegal, Sierra Leone, Uganda ve Zambiya’dan oluşan grubun koordinatörlüğünü Sierra Leone yürütüyor.

Toplantıya, El-Baur ile birlikte C10 koordinatörü ve Sierra Leone Dışişleri Bakanı Muhammed Rahman Svaray başkanlık etti. El-Baur, toplantının Trablus’ta düzenlenmesinin diplomatik protokolün ötesinde bir anlam taşıdığını belirterek, bunun Libya’nın Afrika kıtasına yeniden yönelişini ve kıtanın meselelerine, ortak Afrika çalışmalarına destek verme rolünü yansıttığını söyledi.

resim

El-Baur, Libya’nın 2009’da Sirte kentinde Afrika Birliği Zirvesi’ne ev sahipliği yapmasını ve bu zirvede BM reformuna ilişkin Sirte Bildirisi’nin yayımlanmasını da hatırlattı. Trablus’taki toplantının, bu sürece yeni bir siyasi ve pratik ivme kazandırmak, ilkeleri yinelemenin ötesine geçerek somut ilerleme sağlamak için bir fırsat olduğunu ifade etti.

Afrika’nın BM Güvenlik Konseyi’nde daha güçlü temsili hedefleniyor

Grubun temel amacı, Afrika’nın uluslararası meselelerdeki konumunu ve rolünü yansıtacak adil bir temsil sağlamak üzere, BM Güvenlik Konseyi’nde reform yapılmasını teşvik etmek. Bu çerçevede uluslararası barış ve güvenlik konuları öncelikli yer tutuyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre toplantıda, üye ülkeler arasındaki eşgüdümün güçlendirilmesi, Afrika’nın taleplerini desteklemek üzere atılacak diplomatik adımların belirlenmesi ve alınan kararların uygulanmasını izleyecek mekanizmaların oluşturulması ele alındı. Bu çalışmalarla Afrika Birliği’nin uluslararası müzakerelerdeki rolünün artırılması amaçlanıyor.

El-Baur, Afrika’nın ortak tutumunun ülkelerin birliğine ve uzlaşılarını etkili bir siyasi harekete dönüştürme yeteneğine dayandığını yineledi. Başkentler ile New York ve Addis Ababa’daki diplomatik misyonlar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesini, BM Güvenlik Konseyi’nin daimî üyeleri ve müzakerelerdeki taraflarla temasların artırılmasını istedi.

Afrika’nın taleplerine yönelik genel siyasi desteğin, destek veren ülkeler ve gruplarla somut uzlaşılara dönüştürülmesi gerektiğini belirten El-Baur, izlenebilir adımlar içeren pratik sonuçlar elde edilmesinin önemini vurguladı.

El-Baur, art arda yaşanan kriz ve savaşların mevcut Güvenlik Konseyi yapısının sınırlarını ortaya koyduğunu söyledi. Daimî üyeler arasındaki görüş ayrılıklarının krizlere müdahaleyi geciktirebildiğini ve çatışmalarla insani meseleler karşısında farklı uygulamalara yol açabildiğini ifade etti.

Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf da toplantıda ülkesinin ortak Afrika tutumuna bağlılığını yineledi. Attaf, kıtanın küresel yönetişim sisteminde hak ettiği rolü üstlenmesini sağlamak amacıyla diplomatik girişimlerin sürdürülmesi ve uluslararası desteğin artırılması çağrısında bulundu.

Bu çerçevede Libya, C10 için ortak bir eylem planı hazırlanmasını önerdi. Öneri kapsamında üye ülkelerin büyükelçilerinin, BM Güvenlik Konseyi’nin daimî üyeleri, reform grupları ve etkili ülkelerle düzenli temas yürütmesi; kaydedilen ilerlemenin ölçülmesi için periyodik bir izleme mekanizması kurulması ve bir sonraki Afrika Birliği Zirvesi’ne siyasi değerlendirme ile somut tavsiyeler sunulması öngörüldü.

El-Baur, BM Güvenlik Konseyi reformunun artık ertelenebilecek kurumsal bir mesele olmaktan çıktığını, BM’nin güvenilirliği ve uluslararası barış ile güvenliği koruma kapasitesi açısından siyasi ve ahlaki bir zorunluluk hâline geldiğini söyledi. Veto yetkisinin sorumluluk ve ölçülülükle kullanılması gerektiğini vurgulayan El-Baur, bu yetkinin Konseyin çalışmalarını engelleyen veya çifte standartları pekiştiren bir araca dönüşmemesi gerektiğini belirtti.

Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf, Trablus’ta düzenlenen C10 toplantısında (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)
Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf, Trablus’ta düzenlenen C10 toplantısında (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar toplantısı öncesinde El-Baur, Sierra Leone Dışişleri Bakanı ve C10 koordinatörü Svaray ile de bir araya geldi. Libya Dışişleri Bakanlığına göre görüşmede, Libya ile Afrika ülkeleri arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi, ortak meselelerde istişare ve koordinasyonun artırılması, BM Güvenlik Konseyi reformu ve Afrika’nın BM sistemi içindeki temsilinin güçlendirilmesi konuları ele alındı.

El-Baur ayrıca toplantı kapsamında Senegal Afrika Entegrasyonu, Dışişleri ve Yurt Dışındaki Senegalliler Bakanı Şeyh Niang ile görüştü. Görüşmede Afrika kıtasındaki son gelişmeler, ortak çalışmaların güçlendirilmesi ve bölgedeki güvenlik, siyasi ve ekonomik sorunlarla mücadele için üye ülkeler arasındaki koordinasyonun artırılması değerlendirildi.

Toplantının sonunda C10, Afrika’nın BM Güvenlik Konseyi reformuna ilişkin ortak tutumuna bağlılığını yineleyen “Trablus Belgesi”ni kabul etti.

Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakan Vekili Tahir el-Baour, Sierra Leone Dışişleri Bakanı ve Afrika’nın Onlar Komitesi (C-10) Koordinatörü Mohamed Rahman Swaray ile bir araya geldi (Dışişleri Bakanlığı).
Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakan Vekili Tahir el-Baour, Sierra Leone Dışişleri Bakanı ve Afrika’nın Onlar Komitesi (C-10) Koordinatörü Mohamed Rahman Swaray ile bir araya geldi (Dışişleri Bakanlığı).

2005 yılında kurulan Afrika Onlusu Grubu, Afrika Birliği’nin BM reformunda kıtanın ortak tutumunu savunma çabaları kapsamında oluşturuldu. Grubun çalışmalarına, Afrika’nın BM Güvenlik Konseyi’nin yeniden yapılandırılmasına ilişkin taleplerinin temel dayanakları olan Sirte Bildirisi ve Ezulwini Uzlaşısı yön veriyor.


Eritre ve Etiyopya birbirlerini “saldırı savaşı” yürütmekle suçluyor

Etiyopya polisi, “Tigray Halk Kurtuluş Cephesi” isyancılarının dün geri çekilmesinin ardından Mekelle’de devriye geziyor (AFP)
Etiyopya polisi, “Tigray Halk Kurtuluş Cephesi” isyancılarının dün geri çekilmesinin ardından Mekelle’de devriye geziyor (AFP)
TT

Eritre ve Etiyopya birbirlerini “saldırı savaşı” yürütmekle suçluyor

Etiyopya polisi, “Tigray Halk Kurtuluş Cephesi” isyancılarının dün geri çekilmesinin ardından Mekelle’de devriye geziyor (AFP)
Etiyopya polisi, “Tigray Halk Kurtuluş Cephesi” isyancılarının dün geri çekilmesinin ardından Mekelle’de devriye geziyor (AFP)

Etiyopya ve Eritre, dün birbirlerini “saldırgan savaş” yürütmekle suçladı. Etiyopya ordusu ile Tigraylı isyancılar arasında artan çatışmaların bölgesel savaşa dönüşme riski taşıdığı bir dönemde karşılıklı suçlamalar geldi.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Etiyopya, BM Güvenlik Konseyi üyelerine gönderdiği mektupta, Eritre’yi “açık bir saldırganlık” sergilemekle suçlayarak “meşru müdafaa hakkını kullanmak zorunda olduğunu” bildirdi. Etiyopya Dışişleri Bakanı Gideon Timothewos, ülkesinin BM nezdindeki Fransız temsilciliğine ilettiği mektupta, Eritre askerlerinin Tigray bölgesinin 30 ila 60 kilometre derinliğine kadar ilerlediğini belirtti. Timothewos, bunu “Etiyopya’nın asli meşru müdafaa hakkını kullanmasını haklı kılan açık bir saldırganlık eylemi” olarak nitelendirdi.

Eritre Enformasyon Bakanı Yemane Gebremeskel ise gecikmeden cevap verdi. Gebremeskel X platformundan yaptığı açıklamada, ülkesinin Etiyopya tarafından yürütülen “haksız bir saldırganlık savaşıyla” karşı karşıya olduğunu belirtti. Eritre yönetimi, Etiyopya’nın suçlamalarının büyük bölümünü reddediyor.


İddialar: Etiyopya’da Eritre güçleri İHA’larla hedef alındı

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, askerî bölgeye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında bir İHA’nın üzerine imza atıyor (Etiyopya Yayın Kurumu)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, askerî bölgeye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında bir İHA’nın üzerine imza atıyor (Etiyopya Yayın Kurumu)
TT

İddialar: Etiyopya’da Eritre güçleri İHA’larla hedef alındı

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, askerî bölgeye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında bir İHA’nın üzerine imza atıyor (Etiyopya Yayın Kurumu)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, askerî bölgeye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında bir İHA’nın üzerine imza atıyor (Etiyopya Yayın Kurumu)

ABD merkezli çatışma izleme kuruluşu, dün yaptığı açıklamada, insansız hava araçlarıyla (İHA) çarşamba gecesi düzenlenen saldırılarda Etiyopya’nın kuzeyindeki Eritre güçlerinin hedef alındığını bildirdi. Söz konusu saldırıların, Afrika Boynuzu’ndaki iki komşu ülkeyi topyekûn savaşın eşiğine getiren askerî ilerleyişin ardından gerçekleştiği belirtildi.

Silahlı Çatışma Konumları ve Olayları Veri Projesi (ACLED), çarşamba günü ve dün gerçekleştirildiği belirtilen Etiyopya ordusu tarafından düzenlendiği tahmin edilen hava saldırılarında, Eritre askerî araçlarının Tigray bölgesindeki Adigrat kasabası yakınlarında hedef alındığını bildirdi. Saldırıların, Eritre güçlerinin mevzilerinden çekildiği sırada düzenlendiği ifade edildi.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre görgü tanıkları, çarşamba günü Eritre askerlerinin kamyonlarla taşınarak Etiyopya topraklarının yaklaşık 25 kilometre içindeki Adigrat’a girdiğini söyledi.

Bu gelişme, geçen ay Etiyopya ordusu ile isyancı gruplardan oluşan bir ittifak arasında çatışmaların başlamasından bu yana Eritre güçlerinin Etiyopya’nın kuzeyinde bulunduğuna ilişkin ilk doğrulama oldu.

Eritre Enformasyon Bakanı Yemane Gebremeskel, konuya ilişkin yorum talebine henüz cevap vermedi. Bakan, çarşamba günü Eritre askerlerinin Etiyopya’ya girdiğine ilişkin haberleri, Etiyopya’nın daha küçük komşusuna karşı saldırgan bir savaş başlatmayı meşrulaştırmak amacıyla hazırladığı planın parçası olarak nitelendirmişti.

Etiyopya hükümeti, ordusu ve başbakanlık ofisinin sözcüleri de konuya ilişkin yorum taleplerine cevap vermedi.