Güvenlik konusundaki endişelerden kapsamlı hizmetlere 70 yıllık Hac yolculuğu

Kurucu Kral dönemindeki 250 bin hacıdan, yedinci kral döneminde milyonlarcasına…

Hacılar huzur ve sükunet yolculuklarında Kabe'yi tavaf ediyor. (AP)
Hacılar huzur ve sükunet yolculuklarında Kabe'yi tavaf ediyor. (AP)
TT

Güvenlik konusundaki endişelerden kapsamlı hizmetlere 70 yıllık Hac yolculuğu

Hacılar huzur ve sükunet yolculuklarında Kabe'yi tavaf ediyor. (AP)
Hacılar huzur ve sükunet yolculuklarında Kabe'yi tavaf ediyor. (AP)

Başta Hac kapsamında olmak üzere kutsal yerlere erişim yüzyıllar önce, dünyanın her yerinden Müslümanların büyük endişe duyduğu konulardan biriydi. Ancak İslam'ın bu beşinci şartına ulaşmak bazen zorluklarla, bazen de risklerle doluydu. Zorluklara ek olarak, hacıların önündeki tek engel, çeşitli limanlardan Arap Yarımadası'na girdiklerinde güvenliği kaybetmeleriydi. Yıllık mevsim, gelirlerini artırmak için bireyler, ülkeler ve kabileler arasında yağma ve talan yoluyla veya hisselere mali ödeme veya bilinen adıyla ‘itavat’ karşılığında kutsal mekanlara erişimlerini sağlama şeklinde bir tür mevsimsel yatırım yarattığından, yağma ve talanla karşı karşıya kalıyorlardı.

Üçüncü Suudi egemenliğinin başlangıcında, deve sırtındaki bir hacı. (SPA)
Üçüncü Suudi egemenliğinin başlangıcında, deve sırtındaki bir hacı. (SPA)

Hacıları durdurup ellerindeki tüm yiyecek, ilaç ve malzemeleri yağmalayan, ardından onları elleri boş bırakan organize çeteler ortaya çıkmıştı. Bazıları yolda ölürken bazıları da Mekke’ye ulaşana kadar bitkin halde yürümeye devam ediyordu. Bazıları da direndikleri için bu çeteler tarafından öldürülüyordu.

Hac yolculuğu sırasında güvenlik endişesi

Bu bağlamda, söz konusu atmosfer ve görüntüler hakkında gerçeğe uygun olmayan halk hikayeleri yayıldı. Bunlardan biri, bu rüknü yerine getirmeyi planlayan her hacının, öleceğine inandığı için vasiyetini yazdığı ve yakınlarıyla vedalaştığı şeklindeydi. Ayrıca geçmiş zamanlarda bir annenin, erkek çocuğunu oyalarken "Ne zaman büyüyeceksin de hacıları soyacaksın?" dediği anlatılır. Bu, güvenlik eksikliği, bölünmüşlük, yoksulluk ve yoksunluk döneminde bazı insanlar için para, malzeme ve yiyecek elde etme aracı oldu. Öte yandan, birçok kabileden ve ülkeden insanlar, taraflarca anlaşılan ‘itavat’ karşılığında hacıların kutsal mekanlara ulaşmasını sağlamak için kişiler görevlendirmişti.

asd
Kurucu Kral’ın 1935'te oğlu Kral Suud ile birlikte hac ziyareti sırasında çekilmiş fotoğrafı.

Tarihçi yazar Emin Said, yaklaşık 100 yıl önce 1927 yılında Kahire’de çıkarılan Şarku’l Edna dergisinde, Kral Abdulaziz saltanatının başlangıcını ve Hac ile ilgili olayları kaydetti. Söz konusu dergide Hicaz ve Necd bölgesi ile ilgili haberler ön planda yer alıyordu. Suudi Arabistan’da ikamet eden Suriyeli tarihçi Abdulkerim İbrahim es-Semek, Şarku2l Edna dergisinde yer alan her şeyi ve Kral Abdulaziz'in benimsediği inşa politikasında hacılarla ilgili konuları takip etti. Bu politika, özellikle hacılarla ilgili olarak, Kral Abdulaziz'in izlediği inşa politikasında güvenliği sağlama amacını taşıyordu. Hacıların varışından ülkesine dönüşüne kadar her aşamada güvenliği temin etmek için çaba sarf ediyordu. Dergiye göre Hac faaliyetlerinin geçmişi ve bugünü arasında büyük fak olduğuna dikkat çekiyor.

Kral Abdulaziz ve hacıların gözetimi

Suudi Arabistan devletinin üç aşamasında görev yapan liderlerin, Arabistan Yarımadası içinde güvenliği sağladığı kesinlikle söylenebilir. Ancak üçüncü devletin kurucusu Kral Abdulaziz, Hicaz ve Necd arasında bir bölgesel birlik oluşturduktan sonra güvenliği sağlamanın yanı sıra Mekke'deki Kabe'yi geliştirmek için önemli iyileştirmeler yaptı. İlk kez elektrik getirildi, hoparlörler kuruldu, hacıların taşınması düzenlendi ve onların kutsal mekanlara kolay ve rahat bir şekilde ulaşmaları sağlandı. Ardından, Kral Abdulaziz'in oğulları olan Kral Suud, Kral Faysal, Kral Halid, Kral Fahd ve Kral Abdullah aynı çabaları sürdürdüler ve Harem-i Şerif’te tarihteki en büyük genişleme projelerini kaydettiler.

as
Kral Selman döneminde Hac ve Umre ziyaretçilerine gösterilen ilgi zirveye ulaştı. (SPA)

Şarku’l Edna dergisine göre, Kral Abdulaziz'in Hicaz ve Necd'in birleşmesinden sonra dünya çapındaki Müslüman alimlere ilk hac davetiyesini gönderdi. Bu alimler, Kral'ın Mekke ve Medine'deki kutsal mekanlarda yaptığı gelişmeleri, hacıların ve ziyaretçilerin konforunu ve iyi ağırlandığını gözlemlediklerinde, Kral'ı Hicaz'ın yönetimindeki başarısı ve kutsal alanların korunmasındaki liderliğinden ötürü tebrik ettiler. Müslüman alimlerin Kral'ı kutlamaları ve desteklemeleriyle birlikte, sonraki yıllarda hacı sayısı arttı. Kral Abdulaziz'in Haremeyn’in yönetimi ve düzenlemelerindeki başarılarının ünü, dünya genelindeki Müslümanlara ulaşarak genişledi.

250 bin hacıdan 30 milyon hacıya ve umre ziyaretçisine

Geçtiğimiz onlarca yıl boyunca hac ibadetini eda etmek için Suudi Arabistan’a giden hacı sayısı kaydedilmemiş olsa da Kral Abdulaziz döneminde bu sayı kaydedilmişti. Kayıtlara göre hacı sayısı 250 bine ulaşmıştı. O dönemde bu sayı yüzlerce yıldır kabul edilen en büyük sayıydı.

Kral Selman'ın liderliğindeki mevcut Suudi yönetimi, Mescid-i Haremeyn'e olan ilgiyi zirveye taşıdı. Veliaht Prens'in çabalarıyla yıl boyunca Umre ziyaretçisi sayılarını artırmak için düzenlemeler kabul edildi. Geçtiğimiz Ramazan Ayı boyunca umre yapan ziyaretçi sayısı yaklaşık 30 milyona ulaştı. Hacı sayısı ise dünya ülkelerinin belirlenen ve sınırlı kotalarına tabi tutuldu. Suudi hükümeti, hacıların ülkelerinden ayrıldıkları andan itibaren Mekke'ye ulaşana kadar her türlü kolaylığı sağladı. Bazı hacılar, sağlık hizmetlerinden faydalanabilmek ve kalp, kemik veya göz ameliyatları gibi operasyonlar yaptırabilmek için hac öncesinde aylar önce Mekke'ye gelmeyi tercih ediyor ve ardından ülkelerine iyileşmiş bir şekilde geri dönüyorlar. Hamile kadınlar da hacı adaylarına sunulan hizmetlerden yararlanmak için Hac'dan aylar önce gelip orada doğum yapmak istiyor.

asds
Beşinci rüknü tamamlayana kadar hacılar için entegre tıbbi hizmetler sağlanıyor. (SPA)

Hicaz ve Necd bölgelerinin birleşmesi, modern Suudi devletinin inşasında en önemli dönem olarak kabul edildiğinden, bölgesel ve uluslararası düzeyde dikkate değer bir tarihi olay oluşturdu. Ayrıca tanınan ülkelerle diplomatik ilişkilerin kurulması, elçi ve konsolosların atanması, iç ve dış düzenlemelerin kabul edilmesi ve modern bir devletin inşasıyla birlikte gerçekleşmişti. Bunun üzerine, Krallığın topraklarında güvenlik ve emniyetin yayılması, hacıların hizmet edilmesi ve mütevazi imkanlar altında ihtiyaç duydukları hizmetlerin sağlanması, bu Krallığın kurulduğu önceki dönemlerde karşılaştıkları sıkıntılardan korunmaları sağlandı. Tüm bunlar, bölgesel ve uluslararası zor koşullarda gerçekleşti. Nitekim Fransa ve İngiltere'nin sömürgeci projeleri, Arap ülkelerinin sınırlarını çizmeye, birlik özelliklerini silerek, çıkarları doğrultusunda Arap ülkelerine hegemonya kurmaya ve bölge için yeni bir harita oluşturmaya devam ediyordu.

Suudi dönemi, kolaylık sunma ve refah

Hac yolları tarihte uzun dolambaçlı ve güvensizdi. Bu nedenle Mekke'ye yapılan yolculuk, sonuçları belirsiz bir riskti. Hacıların özellikle de bu tehlikelerle dolu, aylar süren ve zorlu yollardan geçen bir yolculuk olması göz önüne alındığında ailelerine veda sahneleri, bu yolculuğun başarılı olma umudunu kaybetme izlerini taşıyordu. Ancak Suudi Arabistan devleti döneminde durum daha iyi hale geldi ve Hac fikri daha kolay bir hal aldı. Haremeyn bölgesi ülkelerinde güvenlik ve huzur yaygınlaştı ve yıllar geçtikçe ulaşım araçları gelişti. Günümüzde, hava taşımacılığı, hacıları dünyanın dört bir yanından Mekke'ye birkaç saat içinde taşıyan en hızlı yöntem haline geldi. Deniz yolu ise modern gemilerle, konforlu olanaklara sahip olarak okyanusları ve denizleri geçerek hacıları Cidde İslam Limanı'na yorulmadan ve zahmetsizce taşıyan bir seçenek oldu.

Kara yollarına gelince; ikram ve hizmetlerin sunulduğu klimalı otobüsler, hacıları asfalt yollarda ve dinlenme, yakıt ikmali ve gıda maddeleri için istasyonlarda taşımanın modern aracı haline geldi.

Kutsal mekanlar arasında hizmet veren tren, Mekke'de Rahman’ın misafirlerine sunulan diğer ulaşım ve lojistik hizmetleriyle entegre bir şekilde çalışıyor. Bu, hacıların ulaşımını kolaylaştırmak ve onları yüksek kalite ve güvenli seyahat standartlarına uygun bir şekilde rahatlıkla taşımak için entegre bir hizmet sistemi aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Şarku’l Avsat’ın gözlemlerine göre böylece trafik yoğunluğu azaltılıp hızlı ve güvenli seyahati kolaylaştırma amaçlanıyor.

asasdw
Hacılara, yaşlılar ve gücü yetmeyenler tarafından kullanılan elektrikli araçlar da dahil olmak üzere çeşitli hizmetler sunuluyor. (SPA)

Açılışını Suudi Arabistan Kralı Kral Selman bin Abdulaziz'in yaptığı Haremeyn Ekspres Treni, Rahman'ın misafirlerine hizmet ve kolaylık sağlama konusundaki bu çabaların bir devamı niteliğinde. Kral Selman açılış konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştı:

“Suudi Arabistan'dayız ve Allahu Teala bizi Haremeyn-i Şerifeyn’in hizmetiyle onurlandırdı. Bu hizmet için kendimizi ve yeteneklerimizi adadık. Yönetim, hükümet ve halk olarak Rabb'in misafirlerinin rahatı için gösterdiğimiz çaba ve emeği elde ettik. Misafirlerin güvenliği ve sağlığı konusuna önem veriyoruz.”

Hacılara hizmet etmek için entegre bir sistem

Hac ve Umre sistemleri, önemli başarılar elde etmiş ve yıllar içinde büyük gelişmeler kaydetti. Bu başarılar, güvenlik, sağlık ve lojistik alanlarında aktif bir iş birliğiyle gerçekleştirildi. Suudi Arabistan'ın gurur duyduğu en önemli başarılar arasında yer aldı. Liderlik tarafından, Rahman’ın misafirlerine hizmet etmek için maddi ve insani kaynakların seferber edildiği ve en büyük sayıda Müslümanın hac ve umre ziyaretlerini yerine getirmesi için fırsatlar sunuldu. Kral Selman bin Abdulaziz, bu hedefe ulaşmak için Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu’nun bir parçası olarak ‘Rahman'ın Misafirlerine Hizmet’ programını başlattı. Bu program, misafirlere sunulan hizmet seviyesini yükseltmeyi, dini ve kültürel deneyimlerini zenginleştirmeyi amaçlıyor.

sad

Hac ve Umre sistemi son birkaç yılda çok önemli gelişmeler kaydetti. Hac ve Umre sektörünün öncelikli bir öneme sahip olması nedeniyle, sektörü düzenlemek ve hizmet kalitesini yükseltmek için birçok girişim başlatıldı. Örnek olarak, tüm ülkelerden Hac ve Umre ziyaretçileri için elektronik vize imkanının sunulması, Umre sezonunun uzatılması, Mekke otobüs projesinin başlatılması ve İslami tarihi mekanların geliştirilmesi gibi önlemler alındı. Ayrıca yurt dışından gelen umre ziyaretçilerinin gelişini kolaylaştırmak için turistik vize, elektronik turistik vize, ziyaretçi vizesi gibi çeşitli vize türleri sunuldu. Bunun yanı sıra, Elektronik Hac ve Umre Bakanlığı tarafından başlatılan girişimler de mevcut. Örneğin ‘Aetamarna’ uygulaması, ‘Akıllı Hac Kartları’ ve ‘Valizsiz Hac’ girişimi bunlardan sadece birkaçı. Ayrıca, ‘Mekke Yolu’ girişimi de çeşitli paydaşlarla işbirliği içinde, Rahman'ın misafirlerinin giriş işlemlerini beklemeden sınır kapılarından kolaylıkla geçmelerini sağlamayı amaçlıyor. Bu gibi girişimler ve hizmetler, hacıların ibadetlerini kolaylıkla ve huzur içinde yerine getirmelerini sağlamak ve onlara iman dolu bir atmosferde hizmet etmek amacıyla geliştirildi.

Suudi Arabistan Krallığı 2023 yılı Hac sezonunda (1444 Hicri yılı) mümkün olan en büyük sayıda Müslümanın Hac ibadetini yerine getirmesi için çalışıyor. Bu doğrultuda, Kral Selman bin Abdulaziz'in başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, bu yılın Hac sezonunda hacı sayısının Kovid-19 salgını öncesi döneme döneceğini duyurdu. Bu karar, Müslümanlara Hac ibadetini daha geniş kapsamda gerçekleştirme fırsatı sunmayı amaçlıyor.

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu'nun verilerine göre,Genel İstatistik ve Bilgi Dairesi adı altında 1390 Hicri yılında istatistik işlemlerine başlamasından itibaren, 1443 Hicri yılına kadar toplam hacı sayısı 99 milyonu aştı. Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 kapsamında 2030 yılında 30 milyondan fazla Umre ziyaretçisi ağırlamak hedefleniyor.

Mekke Yolu Girişimi

Mekke Yolu Girişimi, Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı tarafından başlatılan en önemli girişimlerden biri olarak kabul ediliyor. Bu girişim, Hacıların hizmetine yönelik bir program olan ‘Rahman'ın Misafirlerine Hizmet’ programı kapsamında yer alıyor. Bu program, 2017 yılında başlatılan ‘Vizyon 2030 projelerinden biri ve inisiyatiften faydalanan Hacılar için yüksek kalitede hizmetler sunmayı amaçlanıyor.

Bu inisiyatif kapsamında, Hacıların işlemlerini ülkelerinden başlayarak tamamlamaları hedefleniyor. Bu işlemler arasında elektronik vize çıkarılması, biyometrik özelliklerin alınması, kalkış ülkesindeki pasaport işlemlerinin tamamlanması ve sağlık gereksinimlerinin kontrol edilmesi yer alıyor. Ayrıca eşyaların kodlanması, sıralanması, taşıma düzenlemelerine göre tasnif edilmesi, Mekke ve Medine'deki konaklama yerlerinde yerleştirilmesi de bu inisiyatifin bir parçası. Hacılar, varışlarının ardından özel hatlara sahip otobüslerle Mekke ve Medine'deki konaklama yerlerine doğrudan transfer edilirken, hizmet sağlayıcılar da eşyalarını konaklama yerlerine teslim ediyor.

Bu yıl, inisiyatifin çalışmaları Fas, Endonezya, Malezya, Pakistan, Bangladeş, Türkiye ve Fildişi Sahili'nde tamamlandı. Bu ülkelerden inisiyatifi kullanan tüm kişiler, bu yılki Hac ibadetini yerine getirmek için Suudi Arabistan'a ulaştı. Bu inisiyatif, 242 bin 272 hacıya hizmet vermiş olup, gerçekleştirilen seyahat sayısı 667 olarak kaydedildi. Söz konusu seyahatler, Cidde'deki Kral Abdulaziz Uluslararası Havalimanı ve Medine'deki Prens Muhammed bin Abdulaziz Uluslararası Havalimanı'na yapıldı.



Lübnan ordusunun ihtiyaçlarına yanıt vermek, Litani Nehri’nin kuzeyinde ‘silahları devletin elinde toplama’ planına bağlı

Lübnan’ın güneyindeki Alma eş-Şaab köyünde, İsrail sınırındaki bir askeri karakolda görev yapan iki Lübnan askeri (Arşiv – AP)
Lübnan’ın güneyindeki Alma eş-Şaab köyünde, İsrail sınırındaki bir askeri karakolda görev yapan iki Lübnan askeri (Arşiv – AP)
TT

Lübnan ordusunun ihtiyaçlarına yanıt vermek, Litani Nehri’nin kuzeyinde ‘silahları devletin elinde toplama’ planına bağlı

Lübnan’ın güneyindeki Alma eş-Şaab köyünde, İsrail sınırındaki bir askeri karakolda görev yapan iki Lübnan askeri (Arşiv – AP)
Lübnan’ın güneyindeki Alma eş-Şaab köyünde, İsrail sınırındaki bir askeri karakolda görev yapan iki Lübnan askeri (Arşiv – AP)

Katar’ın başkenti Doha, Lübnan ordusu ve İç Güvenlik Güçleri için düzenlenecek destek konferansının hazırlık toplantısına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Toplantı, bu ayın 15’inde gerçekleştirilecek ve beş sponsor ülke -Fransa, ABD, Suudi Arabistan, Katar ve Mısır- ile diğer ülkeler ve uluslararası kuruluşların katılımıyla yapılacak. Toplantının amacı, konferans öncesi zemin hazırlığı yapmak, ülkelerin tutumlarını koordine etmek, Lübnan ordusunun ihtiyaçlarını yakından incelemek ve askeri destek mekanizmalarını geliştirmek olarak açıklandı. Konferansın 5 Mart’ta Paris’te düzenlenmesi planlanıyor; Fransız yetkililer yaklaşık 50 ülke ve 10 kuruluşun katılımını bekliyor. Fransa kaynaklarına göre, Lübnan ordusunun mevcut görevleri ve ülkenin egemenliğinin korunmasındaki rolü göz önüne alındığında, hem hazırlık toplantısı hem de konferans, orduya önemli bir siyasi destek sağlayacak. Toplantı, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn tarafından açılacak ve tüm oturumlar tek bir gün içinde gerçekleştirilecek.

Doha toplantısından neler bekleniyor?

Paris, hazırlık toplantısı ve konferansın düzenlenmesinde merkezi bir rol oynuyor. Bu iki etkinliğe ilişkin hazırlıklar, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın geçen hafta sonu iki gün süren Beyrut ziyaretinde ele alınan başlıca konulardan biriydi. Ziyaret, Lübnan ordusunun uluslararası toplumun beklediği silah envanteri çalışmasının ikinci aşamasına hazırlanmasına denk geldi. Bu aşama, Sayda’nın kuzeyinde, Litani Nehri’nden Avali Nehri’ne uzanan bölgeyi kapsıyor. Paris’te konuyla ilgilenen birkaç Batılı kaynak, ordunun ihtiyaçlarına yanıt verilmesinin büyük ölçüde ordunun önümüzdeki haftalarda sunması beklenen planına bağlı olduğunu belirtti. Planın, konferans öncesinde Lübnan Bakanlar Kurulu’na sunularak onaylanması öngörülüyor. Fransız yetkililer iki temel noktaya odaklanıyor: Birincisi, 1701 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararı uyarınca ordunun yürüttüğü silah envanteri sürecinin devam etmesi gerekliliği. İkincisi ise, konferansa katılacak ülkelerin Lübnan ordusunun ihtiyaçlarını tam olarak anlaması ve bu ihtiyaçların, destek vermek isteyen uluslararası aktörler arasında koordinasyon sağlanarak ve bunun için bir ‘uluslararası mekanizma’ oluşturularak karşılanması gerekliliği.

gthy
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron başkanlığındaki haftalık kabine toplantısının ardından Kültür Bakanı Rachida Dati ile birlikte Elysee Sarayı’ndan ayrılıyor. (AFP)

Paris, konferansta açıklanacak yardım miktarını belirlemeye yönelik tartışmalara girmeyi reddediyor. Fransız yetkililer, desteğin yalnızca mali yardım ile sınırlı olmayacağını, aynı zamanda askeri kapasitenin güçlendirilmesi (silah sistemleri), lojistik imkanlar ve eğitim gibi alanları da kapsayacağını vurguluyor. Paris, Lübnan ordusunun yıllık ihtiyaçlarını 1 milyar doların üzerinde olarak değerlendiriyor, ancak bu desteğin sadece dış yardımlarla sağlanamayacağını, bir kısmının Lübnan devlet bütçesine de yansıtılması gerektiğini belirtiyor. Fransa, Lübnan Ordu Komutanı Rudolf Heykel’in Washington’da aldığı güvenceyle de rahat bir tablo çiziyor. Bu güvenceye göre ABD, Heykel ile Senatör Lindsey Graham arasındaki sert görüşmeye rağmen Lübnan ordusuna desteğini sürdürecek.

Paris ve diğer dört sponsor ülke, Doha’daki toplantıdan ordunun ihtiyaçlarını ayrıntılı şekilde sunmasını bekliyor. Daha önce de Lübnan ordusuna destek amaçlı toplantılar yapılmış olsa da, bu kez sürecin belirli bir hedefe -silah envanteri- bağlı olması öne çıkıyor.

Sınırlar ve Suriyeli mülteciler

Paris, Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın Beyrut ziyaretinden dönerken elde ettiği sonuçlardan memnuniyetini gizlemiyor. Özellikle Lübnan’ın komşusu Suriye ile ilişkilerine dair sağlanan ilerlemeler Fransız yetkililer tarafından olumlu karşılanıyor. Fransa, Lübnan’daki bazı Suriyeli tutukluların ülkelerine geri gönderilmesi anlaşmasının iki önemli alanda etkili olacağını düşünüyor. Birincisi, iki ülke arasındaki kara sınırının belirlenmesi ve sınır bölgelerinde güvenliğin sağlanması. Fransa, manda dönemine ait haritaları kullanarak sınır çiziminde destek sunmayı teklif ediyor. İkincisi, Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönüşü, Lübnan için stratejik açıdan birçok düzeyde önem taşıyor. Buna karşılık Paris, Lübnan’ın İsrail ile yaşadığı zorlukların farkında. Fransız kaynaklar, bunun gerek İsrail’in neredeyse günlük devam eden askeri operasyonları gerekse halen Lübnan topraklarında işgal ettiği beş bölgeden çekilmeyi reddetmesi nedeniyle ciddi bir sorun teşkil ettiğini vurguluyor.

dsecd
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, 6 Şubat'ta Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile bir araya geldi. (EPA)

Paris, başka bir bağlamda ise Ateşkesi Denetleme Komitesi (Mekanizma) çerçevesinde siviller arasında yürütülen dolaylı görüşmeleri memnuniyetle karşılıyor ve Le Drian’ın bu görüşmeleri teşvik ettiğini vurguluyor. Paris, sahadaki etkisi sınırlı olsa da, Lübnan’ın bu mekanizmaya bağlılığını desteklemeye devam ediyor. Fransız yetkililer, İsrail’in Lübnan ordusu hakkında yaptığı açık açıklamalar ile kapalı kapılar ardında söylediklerinin farklı olduğunu belirtiyor. Paris’e göre Tel Aviv’in amacı, Lübnan’daki askeri hareket özgürlüğünü sürdürmek ve bunu meşrulaştırmak. İsrail tarafı, Hizbullah tehdidinin Litani Nehri güneyinde önemli ölçüde azaldığını söylerken, kuzeydeki durumu halen sorunlu görüyor. Fransız kaynaklar, Lübnan’a iletilen tavsiyelerin iki temel noktaya odaklandığını belirtiyor: Silah envanteri sürecinin devam ettirilmesi ve bölgedeki olası bir savaşta, ister ABD-İran ikili çatışması, ister İsrail’in katılımı olsun, Lübnan’ın uzak durması gerektiği.

Görüşmelerin bir diğer önemli başlığı ise mali ve ekonomik konular oldu. Paris, Le Drian’ın görüşmelerinde yasanın Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’nın bahar toplantıları öncesinde Meclis’te oylanmasının önemini vurguladığını belirtiyor. Fransız yetkililere göre, yasanın kabulü, Lübnan makamlarının konuyu ciddiyetle ele aldığını gösterecek ve iç tartışmalara rağmen olumlu bir sinyal sağlayacak. Paris ayrıca, yasanın parlamentodan geçmesinin, Fransa’nın ev sahipliğini üstleneceğini açıkladığı Lübnan ekonomisine destek konferansı üzerinde doğrudan etkisi olacağını vurguluyor.


Suudi Arabistan: Kraliyet kararnameleriyle bazı prensler ve yetkililer görevden alındı, yenileri atandı

İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz (SPA)
İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz (SPA)
TT

Suudi Arabistan: Kraliyet kararnameleriyle bazı prensler ve yetkililer görevden alındı, yenileri atandı

İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz (SPA)
İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz (SPA)

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz bugün bir dizi kraliyet emri yayımlayarak, bazı prenslerin ve üst düzey yetkililerin görevden alınmasını, bazılarının ise atanmasını ve terfi ettirilmesini kararlaştırdı.

Emirler arasında, Taif Valisi Prens Suud bin Nehar bin Suud’un görevden alınarak Medine Bölgesi Vali Yardımcısı olarak atanması, yerine Prens Favaz bin Sultan bin Abdulaziz’in getirilmesi ve Kuzey Sınırları Bölgesi Vali Yardımcısı olarak Prens Muhammed bin Abdullah bin Abdulaziz’in atanması yer aldı.

Ayrıca, Diriye Valisi Prens Fahd bin Saad bin Abdullah bin Turki’nin görevden alınması ve el-Baha Bölgesi Vali Yardımcısı olarak atanması, yerine Prens Rakan bin Selman bin Abdulaziz’in getirilmesi kararlaştırıldı. Turizm Bakan Yardımcısı Prenses Hayfa bint Muhammed bin Suud bin Halid görevinden alınarak Başbakanlık Genel Sekreterliği’nde danışman olarak atandı, yerine Abdulmuhsin el-Mezid getirildi. Bunun yanı sıra, Prens Dr. Saad bin Suud bin Muhammed bin Abdulaziz Şura Meclisi üyeliğine atanırken, İçişleri Bakanlığı Teknoloji İşleri Yardımcısı Prens Dr. Bendar bin Abdullah el-Mişari görevden alınarak Bakan Danışmanı olarak atandı; yerine Mühendis Samir el-Harbi getirildi.

Emirlere göre, Yatırım Bakanı Halid el-Falih görevden alınarak Devlet Bakanı olarak atandı; yerine Fahd Al Seyf getirildi. Başsavcı eş-Şeyh Suud el-Muceb görevden alınarak Kraliyet Divanı’nda danışman oldu. Adalet Divanı Başkanı Dr. Halid el-Yusuf görevden alınarak Başsavcı olarak atandı; yerine Şeyh Dr. Ali el-Ehaydib getirildi. Adalet Bakanı Yardımcısı Dr. Necm ez-Zeyd görevden alınarak Kraliyet Divanı’nda danışman oldu. İçişleri Bakanlığı Güvenlik İşleri Müsteşarı Muhammed el-Muhanna görevden alınarak İçişleri Bakan Yardımcısı olarak atandı; yerine Abdullah bin Faris getirildi.

Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği Danışmanı Abdulaziz el-Arifi görevden alınarak Ulusal Kalkınma Fonu Başkanı olarak atandı. İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakan Yardımcısı Mühendis Heysem el-Avheli Telekomünikasyon ve Uzay Teknolojileri Kurumu Başkanı olarak atandı. Genel Soruşturma Müdürü Ahmed el-İsa, sağlık gerekçesiyle görevden alındı; yerine Fayhan es-Sehli atandı.

Kraliyet Divanı’na Süleyman el-Gannas ve İsaf Ebu Senin danışman olarak atandı. Genel Ulaştırma Kurumu Başkanı Fevvaz es-Sehli, İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanı Yardımcısı Bedr es-Suveylem, Eğitim Bakanı Yardımcısı Dr. Saad el-Harbi, Devlet Güvenliği Ofisi danışmanı Saad el-Luheydan oldı. Kraliyet Muhafızları Başkan Yardımcılığı’na Tümgeneral Halid ez-Zuveybi terfi ettirilirken, Tümgeneral Süleyman el-Miman da terfi aldı.


Kral Selman ve Veliaht Prens, okulda yaşanan silahlı saldırının ardından Kanada Genel Valisi'ne başsağlığı dileklerini ilettiler

Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
TT

Kral Selman ve Veliaht Prens, okulda yaşanan silahlı saldırının ardından Kanada Genel Valisi'ne başsağlığı dileklerini ilettiler

Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)

Kutsal Caminin Koruyucusu Kral Selman bin Abdulaziz, Kanada'nın batısındaki bir okulda meydana gelen, ölü ve yaralıların olduğu silahlı saldırının ardından Kanada Genel Valisi Mary May Simon'a taziye ve başsağlığı telgrafı gönderdi.

Kral Selman mesajında, “Kanada'nın batısındaki bir okulda meydana gelen silahlı saldırı ve bunun sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmaları öğrendik. Bu iğrenç suç eylemini kınıyor ve Ekselansları, ölenlerin aileleri ve dost Kanada halkına en derin taziyelerimizi ve içten başsağlığı dileklerimizi sunuyoruz. Yaralıların bir an önce iyileşmesini diliyoruz.”

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman da benzer bir taziye ve başsağlığı mesajı göndererek şunları söyledi: “Kanada'nın batısındaki bir okulda meydana gelen silahlı saldırı ve bunun sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmalar hakkında bilgilendirildim. Ekselanslarına bu suç eylemini kınadığımı belirtirken, Ekselanslarına ve dost halkına en derin taziyelerimi ve içten başsağlığı dileklerimi sunuyor, yaralılara acil şifalar diliyorum.”