Güvenlik konusundaki endişelerden kapsamlı hizmetlere 70 yıllık Hac yolculuğu

Kurucu Kral dönemindeki 250 bin hacıdan, yedinci kral döneminde milyonlarcasına…

Hacılar huzur ve sükunet yolculuklarında Kabe'yi tavaf ediyor. (AP)
Hacılar huzur ve sükunet yolculuklarında Kabe'yi tavaf ediyor. (AP)
TT

Güvenlik konusundaki endişelerden kapsamlı hizmetlere 70 yıllık Hac yolculuğu

Hacılar huzur ve sükunet yolculuklarında Kabe'yi tavaf ediyor. (AP)
Hacılar huzur ve sükunet yolculuklarında Kabe'yi tavaf ediyor. (AP)

Başta Hac kapsamında olmak üzere kutsal yerlere erişim yüzyıllar önce, dünyanın her yerinden Müslümanların büyük endişe duyduğu konulardan biriydi. Ancak İslam'ın bu beşinci şartına ulaşmak bazen zorluklarla, bazen de risklerle doluydu. Zorluklara ek olarak, hacıların önündeki tek engel, çeşitli limanlardan Arap Yarımadası'na girdiklerinde güvenliği kaybetmeleriydi. Yıllık mevsim, gelirlerini artırmak için bireyler, ülkeler ve kabileler arasında yağma ve talan yoluyla veya hisselere mali ödeme veya bilinen adıyla ‘itavat’ karşılığında kutsal mekanlara erişimlerini sağlama şeklinde bir tür mevsimsel yatırım yarattığından, yağma ve talanla karşı karşıya kalıyorlardı.

Üçüncü Suudi egemenliğinin başlangıcında, deve sırtındaki bir hacı. (SPA)
Üçüncü Suudi egemenliğinin başlangıcında, deve sırtındaki bir hacı. (SPA)

Hacıları durdurup ellerindeki tüm yiyecek, ilaç ve malzemeleri yağmalayan, ardından onları elleri boş bırakan organize çeteler ortaya çıkmıştı. Bazıları yolda ölürken bazıları da Mekke’ye ulaşana kadar bitkin halde yürümeye devam ediyordu. Bazıları da direndikleri için bu çeteler tarafından öldürülüyordu.

Hac yolculuğu sırasında güvenlik endişesi

Bu bağlamda, söz konusu atmosfer ve görüntüler hakkında gerçeğe uygun olmayan halk hikayeleri yayıldı. Bunlardan biri, bu rüknü yerine getirmeyi planlayan her hacının, öleceğine inandığı için vasiyetini yazdığı ve yakınlarıyla vedalaştığı şeklindeydi. Ayrıca geçmiş zamanlarda bir annenin, erkek çocuğunu oyalarken "Ne zaman büyüyeceksin de hacıları soyacaksın?" dediği anlatılır. Bu, güvenlik eksikliği, bölünmüşlük, yoksulluk ve yoksunluk döneminde bazı insanlar için para, malzeme ve yiyecek elde etme aracı oldu. Öte yandan, birçok kabileden ve ülkeden insanlar, taraflarca anlaşılan ‘itavat’ karşılığında hacıların kutsal mekanlara ulaşmasını sağlamak için kişiler görevlendirmişti.

asd
Kurucu Kral’ın 1935'te oğlu Kral Suud ile birlikte hac ziyareti sırasında çekilmiş fotoğrafı.

Tarihçi yazar Emin Said, yaklaşık 100 yıl önce 1927 yılında Kahire’de çıkarılan Şarku’l Edna dergisinde, Kral Abdulaziz saltanatının başlangıcını ve Hac ile ilgili olayları kaydetti. Söz konusu dergide Hicaz ve Necd bölgesi ile ilgili haberler ön planda yer alıyordu. Suudi Arabistan’da ikamet eden Suriyeli tarihçi Abdulkerim İbrahim es-Semek, Şarku2l Edna dergisinde yer alan her şeyi ve Kral Abdulaziz'in benimsediği inşa politikasında hacılarla ilgili konuları takip etti. Bu politika, özellikle hacılarla ilgili olarak, Kral Abdulaziz'in izlediği inşa politikasında güvenliği sağlama amacını taşıyordu. Hacıların varışından ülkesine dönüşüne kadar her aşamada güvenliği temin etmek için çaba sarf ediyordu. Dergiye göre Hac faaliyetlerinin geçmişi ve bugünü arasında büyük fak olduğuna dikkat çekiyor.

Kral Abdulaziz ve hacıların gözetimi

Suudi Arabistan devletinin üç aşamasında görev yapan liderlerin, Arabistan Yarımadası içinde güvenliği sağladığı kesinlikle söylenebilir. Ancak üçüncü devletin kurucusu Kral Abdulaziz, Hicaz ve Necd arasında bir bölgesel birlik oluşturduktan sonra güvenliği sağlamanın yanı sıra Mekke'deki Kabe'yi geliştirmek için önemli iyileştirmeler yaptı. İlk kez elektrik getirildi, hoparlörler kuruldu, hacıların taşınması düzenlendi ve onların kutsal mekanlara kolay ve rahat bir şekilde ulaşmaları sağlandı. Ardından, Kral Abdulaziz'in oğulları olan Kral Suud, Kral Faysal, Kral Halid, Kral Fahd ve Kral Abdullah aynı çabaları sürdürdüler ve Harem-i Şerif’te tarihteki en büyük genişleme projelerini kaydettiler.

as
Kral Selman döneminde Hac ve Umre ziyaretçilerine gösterilen ilgi zirveye ulaştı. (SPA)

Şarku’l Edna dergisine göre, Kral Abdulaziz'in Hicaz ve Necd'in birleşmesinden sonra dünya çapındaki Müslüman alimlere ilk hac davetiyesini gönderdi. Bu alimler, Kral'ın Mekke ve Medine'deki kutsal mekanlarda yaptığı gelişmeleri, hacıların ve ziyaretçilerin konforunu ve iyi ağırlandığını gözlemlediklerinde, Kral'ı Hicaz'ın yönetimindeki başarısı ve kutsal alanların korunmasındaki liderliğinden ötürü tebrik ettiler. Müslüman alimlerin Kral'ı kutlamaları ve desteklemeleriyle birlikte, sonraki yıllarda hacı sayısı arttı. Kral Abdulaziz'in Haremeyn’in yönetimi ve düzenlemelerindeki başarılarının ünü, dünya genelindeki Müslümanlara ulaşarak genişledi.

250 bin hacıdan 30 milyon hacıya ve umre ziyaretçisine

Geçtiğimiz onlarca yıl boyunca hac ibadetini eda etmek için Suudi Arabistan’a giden hacı sayısı kaydedilmemiş olsa da Kral Abdulaziz döneminde bu sayı kaydedilmişti. Kayıtlara göre hacı sayısı 250 bine ulaşmıştı. O dönemde bu sayı yüzlerce yıldır kabul edilen en büyük sayıydı.

Kral Selman'ın liderliğindeki mevcut Suudi yönetimi, Mescid-i Haremeyn'e olan ilgiyi zirveye taşıdı. Veliaht Prens'in çabalarıyla yıl boyunca Umre ziyaretçisi sayılarını artırmak için düzenlemeler kabul edildi. Geçtiğimiz Ramazan Ayı boyunca umre yapan ziyaretçi sayısı yaklaşık 30 milyona ulaştı. Hacı sayısı ise dünya ülkelerinin belirlenen ve sınırlı kotalarına tabi tutuldu. Suudi hükümeti, hacıların ülkelerinden ayrıldıkları andan itibaren Mekke'ye ulaşana kadar her türlü kolaylığı sağladı. Bazı hacılar, sağlık hizmetlerinden faydalanabilmek ve kalp, kemik veya göz ameliyatları gibi operasyonlar yaptırabilmek için hac öncesinde aylar önce Mekke'ye gelmeyi tercih ediyor ve ardından ülkelerine iyileşmiş bir şekilde geri dönüyorlar. Hamile kadınlar da hacı adaylarına sunulan hizmetlerden yararlanmak için Hac'dan aylar önce gelip orada doğum yapmak istiyor.

asds
Beşinci rüknü tamamlayana kadar hacılar için entegre tıbbi hizmetler sağlanıyor. (SPA)

Hicaz ve Necd bölgelerinin birleşmesi, modern Suudi devletinin inşasında en önemli dönem olarak kabul edildiğinden, bölgesel ve uluslararası düzeyde dikkate değer bir tarihi olay oluşturdu. Ayrıca tanınan ülkelerle diplomatik ilişkilerin kurulması, elçi ve konsolosların atanması, iç ve dış düzenlemelerin kabul edilmesi ve modern bir devletin inşasıyla birlikte gerçekleşmişti. Bunun üzerine, Krallığın topraklarında güvenlik ve emniyetin yayılması, hacıların hizmet edilmesi ve mütevazi imkanlar altında ihtiyaç duydukları hizmetlerin sağlanması, bu Krallığın kurulduğu önceki dönemlerde karşılaştıkları sıkıntılardan korunmaları sağlandı. Tüm bunlar, bölgesel ve uluslararası zor koşullarda gerçekleşti. Nitekim Fransa ve İngiltere'nin sömürgeci projeleri, Arap ülkelerinin sınırlarını çizmeye, birlik özelliklerini silerek, çıkarları doğrultusunda Arap ülkelerine hegemonya kurmaya ve bölge için yeni bir harita oluşturmaya devam ediyordu.

Suudi dönemi, kolaylık sunma ve refah

Hac yolları tarihte uzun dolambaçlı ve güvensizdi. Bu nedenle Mekke'ye yapılan yolculuk, sonuçları belirsiz bir riskti. Hacıların özellikle de bu tehlikelerle dolu, aylar süren ve zorlu yollardan geçen bir yolculuk olması göz önüne alındığında ailelerine veda sahneleri, bu yolculuğun başarılı olma umudunu kaybetme izlerini taşıyordu. Ancak Suudi Arabistan devleti döneminde durum daha iyi hale geldi ve Hac fikri daha kolay bir hal aldı. Haremeyn bölgesi ülkelerinde güvenlik ve huzur yaygınlaştı ve yıllar geçtikçe ulaşım araçları gelişti. Günümüzde, hava taşımacılığı, hacıları dünyanın dört bir yanından Mekke'ye birkaç saat içinde taşıyan en hızlı yöntem haline geldi. Deniz yolu ise modern gemilerle, konforlu olanaklara sahip olarak okyanusları ve denizleri geçerek hacıları Cidde İslam Limanı'na yorulmadan ve zahmetsizce taşıyan bir seçenek oldu.

Kara yollarına gelince; ikram ve hizmetlerin sunulduğu klimalı otobüsler, hacıları asfalt yollarda ve dinlenme, yakıt ikmali ve gıda maddeleri için istasyonlarda taşımanın modern aracı haline geldi.

Kutsal mekanlar arasında hizmet veren tren, Mekke'de Rahman’ın misafirlerine sunulan diğer ulaşım ve lojistik hizmetleriyle entegre bir şekilde çalışıyor. Bu, hacıların ulaşımını kolaylaştırmak ve onları yüksek kalite ve güvenli seyahat standartlarına uygun bir şekilde rahatlıkla taşımak için entegre bir hizmet sistemi aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Şarku’l Avsat’ın gözlemlerine göre böylece trafik yoğunluğu azaltılıp hızlı ve güvenli seyahati kolaylaştırma amaçlanıyor.

asasdw
Hacılara, yaşlılar ve gücü yetmeyenler tarafından kullanılan elektrikli araçlar da dahil olmak üzere çeşitli hizmetler sunuluyor. (SPA)

Açılışını Suudi Arabistan Kralı Kral Selman bin Abdulaziz'in yaptığı Haremeyn Ekspres Treni, Rahman'ın misafirlerine hizmet ve kolaylık sağlama konusundaki bu çabaların bir devamı niteliğinde. Kral Selman açılış konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştı:

“Suudi Arabistan'dayız ve Allahu Teala bizi Haremeyn-i Şerifeyn’in hizmetiyle onurlandırdı. Bu hizmet için kendimizi ve yeteneklerimizi adadık. Yönetim, hükümet ve halk olarak Rabb'in misafirlerinin rahatı için gösterdiğimiz çaba ve emeği elde ettik. Misafirlerin güvenliği ve sağlığı konusuna önem veriyoruz.”

Hacılara hizmet etmek için entegre bir sistem

Hac ve Umre sistemleri, önemli başarılar elde etmiş ve yıllar içinde büyük gelişmeler kaydetti. Bu başarılar, güvenlik, sağlık ve lojistik alanlarında aktif bir iş birliğiyle gerçekleştirildi. Suudi Arabistan'ın gurur duyduğu en önemli başarılar arasında yer aldı. Liderlik tarafından, Rahman’ın misafirlerine hizmet etmek için maddi ve insani kaynakların seferber edildiği ve en büyük sayıda Müslümanın hac ve umre ziyaretlerini yerine getirmesi için fırsatlar sunuldu. Kral Selman bin Abdulaziz, bu hedefe ulaşmak için Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu’nun bir parçası olarak ‘Rahman'ın Misafirlerine Hizmet’ programını başlattı. Bu program, misafirlere sunulan hizmet seviyesini yükseltmeyi, dini ve kültürel deneyimlerini zenginleştirmeyi amaçlıyor.

sad

Hac ve Umre sistemi son birkaç yılda çok önemli gelişmeler kaydetti. Hac ve Umre sektörünün öncelikli bir öneme sahip olması nedeniyle, sektörü düzenlemek ve hizmet kalitesini yükseltmek için birçok girişim başlatıldı. Örnek olarak, tüm ülkelerden Hac ve Umre ziyaretçileri için elektronik vize imkanının sunulması, Umre sezonunun uzatılması, Mekke otobüs projesinin başlatılması ve İslami tarihi mekanların geliştirilmesi gibi önlemler alındı. Ayrıca yurt dışından gelen umre ziyaretçilerinin gelişini kolaylaştırmak için turistik vize, elektronik turistik vize, ziyaretçi vizesi gibi çeşitli vize türleri sunuldu. Bunun yanı sıra, Elektronik Hac ve Umre Bakanlığı tarafından başlatılan girişimler de mevcut. Örneğin ‘Aetamarna’ uygulaması, ‘Akıllı Hac Kartları’ ve ‘Valizsiz Hac’ girişimi bunlardan sadece birkaçı. Ayrıca, ‘Mekke Yolu’ girişimi de çeşitli paydaşlarla işbirliği içinde, Rahman'ın misafirlerinin giriş işlemlerini beklemeden sınır kapılarından kolaylıkla geçmelerini sağlamayı amaçlıyor. Bu gibi girişimler ve hizmetler, hacıların ibadetlerini kolaylıkla ve huzur içinde yerine getirmelerini sağlamak ve onlara iman dolu bir atmosferde hizmet etmek amacıyla geliştirildi.

Suudi Arabistan Krallığı 2023 yılı Hac sezonunda (1444 Hicri yılı) mümkün olan en büyük sayıda Müslümanın Hac ibadetini yerine getirmesi için çalışıyor. Bu doğrultuda, Kral Selman bin Abdulaziz'in başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, bu yılın Hac sezonunda hacı sayısının Kovid-19 salgını öncesi döneme döneceğini duyurdu. Bu karar, Müslümanlara Hac ibadetini daha geniş kapsamda gerçekleştirme fırsatı sunmayı amaçlıyor.

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu'nun verilerine göre,Genel İstatistik ve Bilgi Dairesi adı altında 1390 Hicri yılında istatistik işlemlerine başlamasından itibaren, 1443 Hicri yılına kadar toplam hacı sayısı 99 milyonu aştı. Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 kapsamında 2030 yılında 30 milyondan fazla Umre ziyaretçisi ağırlamak hedefleniyor.

Mekke Yolu Girişimi

Mekke Yolu Girişimi, Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı tarafından başlatılan en önemli girişimlerden biri olarak kabul ediliyor. Bu girişim, Hacıların hizmetine yönelik bir program olan ‘Rahman'ın Misafirlerine Hizmet’ programı kapsamında yer alıyor. Bu program, 2017 yılında başlatılan ‘Vizyon 2030 projelerinden biri ve inisiyatiften faydalanan Hacılar için yüksek kalitede hizmetler sunmayı amaçlanıyor.

Bu inisiyatif kapsamında, Hacıların işlemlerini ülkelerinden başlayarak tamamlamaları hedefleniyor. Bu işlemler arasında elektronik vize çıkarılması, biyometrik özelliklerin alınması, kalkış ülkesindeki pasaport işlemlerinin tamamlanması ve sağlık gereksinimlerinin kontrol edilmesi yer alıyor. Ayrıca eşyaların kodlanması, sıralanması, taşıma düzenlemelerine göre tasnif edilmesi, Mekke ve Medine'deki konaklama yerlerinde yerleştirilmesi de bu inisiyatifin bir parçası. Hacılar, varışlarının ardından özel hatlara sahip otobüslerle Mekke ve Medine'deki konaklama yerlerine doğrudan transfer edilirken, hizmet sağlayıcılar da eşyalarını konaklama yerlerine teslim ediyor.

Bu yıl, inisiyatifin çalışmaları Fas, Endonezya, Malezya, Pakistan, Bangladeş, Türkiye ve Fildişi Sahili'nde tamamlandı. Bu ülkelerden inisiyatifi kullanan tüm kişiler, bu yılki Hac ibadetini yerine getirmek için Suudi Arabistan'a ulaştı. Bu inisiyatif, 242 bin 272 hacıya hizmet vermiş olup, gerçekleştirilen seyahat sayısı 667 olarak kaydedildi. Söz konusu seyahatler, Cidde'deki Kral Abdulaziz Uluslararası Havalimanı ve Medine'deki Prens Muhammed bin Abdulaziz Uluslararası Havalimanı'na yapıldı.



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.