Asya NATO'sunun siyasi entrikalar ve savaş arasında genişlemesi

NATO, yeni bölgesel üyeliklerle Çin’i kuşatırken Pekin, genişlemeyi askerî bir çatışmanın başlangıcı olarak görüyor

Japonya, Güney Kore ve Avustralya’nın NATO toplantılarına katılması ve onunla ilişkilerini pekiştirmesi, Çin için bir kışkırtmayı temsil ediyor / Fotoğraf: AFP
Japonya, Güney Kore ve Avustralya’nın NATO toplantılarına katılması ve onunla ilişkilerini pekiştirmesi, Çin için bir kışkırtmayı temsil ediyor / Fotoğraf: AFP
TT

Asya NATO'sunun siyasi entrikalar ve savaş arasında genişlemesi

Japonya, Güney Kore ve Avustralya’nın NATO toplantılarına katılması ve onunla ilişkilerini pekiştirmesi, Çin için bir kışkırtmayı temsil ediyor / Fotoğraf: AFP
Japonya, Güney Kore ve Avustralya’nın NATO toplantılarına katılması ve onunla ilişkilerini pekiştirmesi, Çin için bir kışkırtmayı temsil ediyor / Fotoğraf: AFP

Muhammed Garavi

NATO zirvesinin Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda liderlerinin peş peşe ikinci kez katılımıyla başlamasıyla birlikte NATO'nun doğuya doğru genişleme ve hâlâ gerginliğe sahne olan Asya ile Pasifik ve Hint okyanusları bölgesine girme arzusu yeniden konuşulmaya başlıyor.

Zirveyle eşzamanlı olarak NATO'nun Tokyo'da bir irtibat bürosu açmayı planladığına dair haberler de yapılıyor.

Tokyo ile ilgili böyle bir adım, Asya'da türünün ilk örneği olup, Asya topraklarında varlığa ve bölgede yeni bir nüfuza dair bir mesajdır. 

NATO'nun son hamleleri, Çin'i öfkelendirdi. Bu adımlar, bölgeyi askerî bir çatışmaya sürükleme arzusu olarak görülüyor.

Batılı ittifak, iki okyanus bölgesine doğrudan müdahaleyi reddetme konusunda net olsa da Tayvan Boğazı'ndaki Çin ejderhasını sıkıştırmak için Doğu-Batı ittifakı tarafından bir savaş fitili ateşlendiğine ve hazırlıklar yapıldığına dair emareler mevcut.  

Asya takımadalarındaki ülkelere göre NATO'nun Asya ve iki okyanus bölgesiyle kur yapması, Çin ve rejimi için bir kışkırtma mahiyetinde.

NATO, Doğu Asya'da savaş fitilini ateşler de Ukrayna meselesi ve Rusya-Ukrayna savaşı senaryosu tekrar eder mi?

Japonya ve Güney Kore ile askerî ve güvenlik düzeyinde artan yakınlaşma, iki ülkeyi 'otokratik rejimlere karşı demokrasiler' şeklindeki Batılı modele çekmeyi mi hedefliyor?

Asyalı bir el

Geçen yıl, NATO için Asya ile Hint-Pasifik ülkelerine yönelik bir dönüm noktası sayılabilir.

NATO, Çin'i Atlantik ülkelerinin çıkarlarına, güvenliğine ve değerlerine karşı bir meydan okuma olarak gördüğünü ve Çin-Rusya iş birliğinin de bu ülkeler için bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu ilan etti.

Bununla aynı zamanda bölgesel bloğun ortakları sıfatıyla Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda ülkelerinin liderlerini de ilk kez NATO zirvesine davet etti. 

Son aylar boyunca NATO, Asya ve Hint-Pasifik bölgesindeki varlığını pekiştiren çeşitli adımlar attı.

Bu adımların ilki, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'in bu yılın başında Japonya'ya ve Güney Kore'ye yaptığı ziyaretle başladı.

Stoltenberg, bu iki ziyarette NATO ile ilişkilerin güçlendirilmesi çağrısında bulunarak Çin'in, Tayvan ile krizinde Rusya'nın izlediği yolu izleyebileceğine işaret etti. 

NATO Genel Sekreteri'nin Doğu Asya gezisinden birkaç ay sonra, yani birkaç hafta önce NATO'nun Asya ve Hint-Pasifik bölgesindeki ortaklarla iş birliğini ve koordinasyonu desteklemek için önümüzdeki yıl Japonya'da bir irtibat bürosu açmayı planladığına dair haberler yayıldı.

Nikkei Asia'nın haberine göre NATO'nun yeni ofisi, Asya'da türünün ilk örneği olacak ve bu askerî ittifaka, Tokyo ve Avustralya gibi önemli ortaklarla dönemsel istişareler yapma imkânı verecek.

Birbiri ardı sıra öngörülerde bulunulsa da büro hakkında NATO'dan şimdiye kadar herhangi bir teyit ya da açıklama gelmedi.

Ancak özellikle Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda liderlerinin bu yılki NATO zirvesine katılmasıyla NATO ile pek çok Hint-Pasifik bölgesi ülkesi arasındaki ilişkilerin güçlendiği ve genişlediği açıkça görülüyor. 

Eleştiri ve inkâr

NATO'nun Avrupa kıtasının alevlendiği bir zamanda Asya ile yakınlaşma çabaları, NATO'yu eleştirilerin hedefi haline getirdi.

Aynı zamanda Avrupa kıtasının çözümsüz olarak ikinci yılına giren Rusya-Ukrayna savaşına tanık olduğu bir zamanda Avrupa ile Rusya arasında devam eden krizin zamanını seçmesi ve NATO'nun ilgi odağını Asya'da yeni bir ortaklığa çevirmesi de eleştirildi. 

Araştırmacı Quinn Marschik, NATO'nun Asya-Pasifik bölgesiyle işi olmadığına ve dünyanın öbür ucundaki "barut fıçısını" ateşlemek yerine Atlantik'in kuzeyindeki krizlere odaklanması gerektiğine dikkat çekti.

Ayrıca NATO'nun Japonya'ya ve Güney Kore'ye yakınlaşmak için bulunduğu son girişimlerin bu iki ülkeyi 'otokratik rejimlere karşı demokrasiler' şeklindeki Batı modeline çekmek için bir vesileden başka şey olmadığını açıkladı. 

Ayrıca NATO, Hint-Pasifik bölgesinin iç işlerine karışma arzusunu kabul etmeyerek son adımlarını bölgeyi ve orada olup bitenleri daha iyi anlama çabası olarak niteledi. NATO Savunma Politikası ve Planlamadan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Angus Lapsley, Singapur'daki Shangri-La Güvenlik Forumu'nda NATO'nun iki okyanus bölgesinde genişlemeyi hedeflemediğini, bölgeye girişin Avrupa güvenliği üzerindeki etkisinden dolayı olduğunu dile getirdi. 

Tokyo ve Pekin

Japonya, Asya ve Hint-Pasifik cephesinde Çin'e karşı en büyük aktör. Japonya hükümeti, geçtiğimiz yıldan bu yana bölgesel ve küresel güvenlik entegrasyonu gerçekleştirmek için çabalarını artırıyor.

Örneğin Tokyo, ortak zihniyete sahip ülkelerin ordularını resmî güvenlik yardımı sağlayarak güçlendirmek için yeni bir program başlatmak da dahil olmak üzere çeşitli girişimlerde bulundu.

Güvenlik yardımı programı, ortak ülkelere kredi yerine hibe şeklinde ekipman ve malzeme sunumunun yanı sıra altyapı geliştirme hizmeti sağlıyor ve Tokyo bu programı "entegre bir savunma yapısı" oluşturmaya çalışmak olarak tanımlıyor.

Japonya Dışişleri Bakanı'nın geçtiğimiz nisan ayında yaptığı açıklamaya göre Malezya'nın yanı sıra Filipinler, bu girişimden faydalanacak ülkelerin başında gelecek. 

Japonya, geçen yıl ulusal stratejisinde bir düzenleme yaptı ve bu, on yıllardır savunmacı ve barışçıl olarak tanımlanan askerî politikasında dikkat çekici bir değişim olarak kabul edildi.

Japonya hükümeti, savunma politikasında, askerî harcamalarını ikiye katlayarak 2027 yılına kadar GSYİH'nin yüzde ikisine çıkarmayı içeren geniş çaplı bir düzenleme yaptığını açıkladı.

Ülkenin askerî yeteneklerini geliştirmek için önümüzdeki beş yılda 313 milyar dolara varan bir harcama yapılması bekleniyor.

Yeni stratejide Çin'e, Japonya'nın güvenliğine yönelik "en büyük stratejik tehdit" olarak işaret ediliyor. 

Tokyo, son dönemde Güney Kore ile ilişkilerini yeniden başlatmak için de çalışıyor.

Bu gelişme, Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk-yeol'un geçtiğimiz mart ayında Japonya ziyaretiyle başladı.

Geçen yıl yapılan kamuoyu yoklamaları, iki ülke halkının büyük bir kısmının da iki taraf arasındaki ilişkilerin önümüzdeki dönemde iyileşebileceğine inandığını gösteriyor. 

Japonya-NATO ortaklığı 1990'lı yıllardan bu yana Avrupa güvenliği ile sınırlıydı. Ancak Asya-Pasifik bölgesindeki son gelişmeler, bu ortaklığın Avrupa kıtası sınırlarını aşma ihtimalini artırıyor.

Bu bölgesel kuruluşun Tokyo'da bir irtibat bürosu açmayı planladığına ilişkin son haberler de bunun göstergesi.

Analistlere göre Japonya ile NATO arasındaki ortaklığın son zamanlarda derinleşmesi, Tokyo'nun Doğu Asya'da güvenilir bir ortak ve bölgedeki potansiyel diğer ortaklar için destekleyici bir ses olmasından kaynaklanmaktadır.

Ayrıca NATO da ona ABD ile olan ortaklığına benzer stratejik bir güvenlik ortaklığı sunuyor. 

Ejderha gözlemliyor

NATO'nun Asya'ya dönük hamleleri, Pekin ve hükümeti için bir rahatsızlık kaynağı oldu.

Geçen yıl NATO'nun tarihinde ilk kez Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda liderlerini ittifakın zirvesine davet etmesinin ardından Çin, bu adımın doğuracağı tehlikeler konusunda uyardı.

Dışişleri Bakanlığı da bazı NATO üyelerini Asya-Pasifik bölgesinde nüfuzlarını yaymak ve -Rusya-Ukrayna savaşına işaretle- Avrupa kıtasının sahne olduğu çatışmaları Asya'da tekrarlamak istemekle suçladı. 

Pekin, NATO'nun Japonya'da bir şube açmasına ilişkin dolaşan haberleri, NATO'nun doğuya doğru genişlemesi karşısında olabildiğince uyanık olmak gerektiği yönünde yorumladı.

Ayrıca Asya'nın iş birliği ve kalkınma için umut vaat eden bir yer sayıldığını ve jeopolitik mücadeleler için bir saha olmaması gerektiğini söyledi.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, NATO'nun Asya-Pasifik'te genişlemesinin bölgesel işlere müdahale anlamına geldiğini ve bölgenin istikrarı ile güvenliğini tehdit ettiğini ifade etti. 

Geçen haziran ayında Çin Savunma Bakanı Li Şangfu, Singapur'daki Shangri-La Güvenlik Diyaloğu Konferansı'ndaki konuşmasında Asya-Pasifik bölgesinde NATO benzeri askerî ittifaklar kurulmasının tehlikesi konusunda uyarıda bulundu ve NATO benzeri ittifaklar kurma girişimlerini, bölge ülkelerini gasp etmenin ve bölgede çatışmalar ateşlemenin bir yolu olarak nitelendirdi.
Çin, NATO'nun yayılmasını kendisinin küresel açılımına ve uluslararası ilişkilerine yönelik bir baltalama olarak görüyor.

Aynı şekilde ittifakın küreselleşmesini dünyanın güvenliğini ve istikrarını tehdit eden kapsamlı bir meydan okuma olarak tasvir ediyor ve Atlantik ülkelerinin Hint-Pasifik'te Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ortaklarıyla çalışması konusundaki endişelerinde abartıya kaçmadığını düşünüyor.

Bununla birlikte Pekin için büyük bir stratejik güvenlik ikilemi oluşturan şey; AB, NATO ve Hint-Pasifik'teki ortakları da dahil olmak üzere ABD ile ittifak kuran oluşumlar arasında Çin'in meydan okumalarına karşı askerî olan ve olmayan pek çok alanda verilen koordineli tepkidir.   

Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) uyardı

Güneydoğu Asya ülkeleri, özellikle güvenlik ve siyaset alanlarında ASEAN'ın merkeziliği ilkesine bağlı kaldıkları için Batılı ülkeler ile Çin arasındaki çatışmaya dahil olmaktan kaçınıyor.

Söz konusu ilkeye göre ASEAN, birliğin ortak tehlikelere karşı koymasını ve dış güçlerle ilişkiye girmesini sağlayan etkili bir bölgesel platform olduğunu iddia ediyor. 

Asya ve özellikle Güneydoğu Asya ülkeleri, ABD ve Çin ile ilişkilerinde dengede kalmaya çalışıyor.

Pek çok yetkili, ülkelerinin taraflar arasında bir tercih yapmak istemediğini tekraren belirtiyor.

Bu yüzden Batı'nın Asya ve Hint-Pasifik bölgesine daha fazla girmesi, ASEAN ülkeleri için bir endişe kaynağı.

Zira bu ülkeler, öne çıkan bölgesel güvenlik sorunlarını herhangi bir dış müdahale olmadan çözmeyi tercih ediyor. 

Uluslararası ilişkiler uzmanı Shawn Narain'e göre Güneydoğu Asya ülkelerinin küresel sisteme bakışı, Avrupa'nın sömürgeciliği karşısında yaşadıkları tecrübeden etkileniyor.

Bu geçmiş, onları, topraklarındaki dış varlığa karşı duyarlı hale getiriyor ve böylece bölgesel çatışmaları ele almak için ekonomik ve diplomatik bağlar kurmakla birlikte ulusal egemenliklerini korumaya odaklıyor.

Ayrıca Asya ülkeleri, NATO'nun Asya ve Hint-Pasifik bölgesiyle kur yapmasını Çin'e ve rejimine karşı bir kışkırtma olarak görüyor; NATO üzerinden son yıllarda Ukrayna'da yaşanan ve Rusya-Ukrayna savaşının patlak vermesine sebep olan olaylarda olduğu gibi… 

 

 

Independent Arabia - Independent Türkçe



Kolombiya'da şiddetli yağmurlar nedeniyle 13 kişi hayatını kaybetti

Güneybatı Nariño bölgesinde meydana gelen toprak kaymasının ardından, ağır iş makineleri ceset bulmak için çamurda arama yapıyor (AFP)
Güneybatı Nariño bölgesinde meydana gelen toprak kaymasının ardından, ağır iş makineleri ceset bulmak için çamurda arama yapıyor (AFP)
TT

Kolombiya'da şiddetli yağmurlar nedeniyle 13 kişi hayatını kaybetti

Güneybatı Nariño bölgesinde meydana gelen toprak kaymasının ardından, ağır iş makineleri ceset bulmak için çamurda arama yapıyor (AFP)
Güneybatı Nariño bölgesinde meydana gelen toprak kaymasının ardından, ağır iş makineleri ceset bulmak için çamurda arama yapıyor (AFP)

Yetkililerin yaptığı açıklamaya göre Kolombiya'da bu hafta, yılın bu zamanı için alışılmadık derecede yoğun yağışlar olması nedeniyle 13 kişi hayatını kaybetti.

Ulusal Meteoroloji Ajansı EDIAM, Kuzey Amerika'dan Kolombiya'nın Karayip kıyılarına kadar uzanan soğuk cephenin, geçen ay yağış miktarını tarihi ortalamaya göre yüzde 64 oranında artırdığını bildirdi.

Bu hafta hayatını kaybedenler arasında, cuma gecesi geç saatlerde güneybatı Nariño bölgesinde meydana gelen toprak kaymasında ölen yedi kişi de bulunuyor. İl yetkililerine göre, şiddetli yağmurlar nedeniyle bir derenin taşması sonucu evler çamur altında kaldı. Yerel yetkililer, kurtarma ekipleri ve eğitimli köpekler ceset ararken, ağır iş makinelerinin çamurda ceset bulmak için kazı yaptığı görüntüler yayınladı.

Ulusal Afet Yönetim Birimi (UNGRD) perşembe günü yaptığı açıklamada, şiddetli hava koşullarının ülke genelinde altı kişinin ölümüne yol açtığını duyurdu. Tropikal iklime sahip Kolombiya'da, iklim değişikliği kuraklık ve yüksek nem dönemlerinde önemli aksamalara neden oluyor.


İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.