Davutoğlu: Erdoğan yeni bakanları da kullanıp atacak mı?

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la geçmişini ve seçimleri değerlendirdi

Suudi Arabistan sermayeli site, söyleşiyi Gelecek Partisi'nin Ankara'daki genel merkezinde yaptı (Majalla)
Suudi Arabistan sermayeli site, söyleşiyi Gelecek Partisi'nin Ankara'daki genel merkezinde yaptı (Majalla)
TT

Davutoğlu: Erdoğan yeni bakanları da kullanıp atacak mı?

Suudi Arabistan sermayeli site, söyleşiyi Gelecek Partisi'nin Ankara'daki genel merkezinde yaptı (Majalla)
Suudi Arabistan sermayeli site, söyleşiyi Gelecek Partisi'nin Ankara'daki genel merkezinde yaptı (Majalla)

İbrahim Hamidi

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Londra merkezli dergi Majalla'yla söyleşisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la ilişkisini, hükümetin mevcut politikalarını ve 14 Mayıs'taki genel seçimlerin sonuçlarını değerlendirdi. 

İbrahim Hamidi'nin gerçekleştirdiği söyleşi, "Erdoğan'ın eski dostuyken rakibine dönüşen Davutoğlu, Türkiye'nin seçim sonrası geleceğini değerlendirdi" başlığıyla dün yayımlandı. 

Davutoğlu, seçimlerde Erdoğan'a rakip olarak Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu aday gösteren Millet İttifakı'nın temelde ülkedeki kutuplaşmayı aşmayı amaçladığını söyledi.

"Altılı Masa" olarak da bilinen ittifakta Gelecek Partisi ve CHP'nin yanı sıra İYİ Parti, Saadet Partisi (SAADET), Demokrat Parti (DP) ve Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) yer alıyordu. İYİ Parti geçen ay ittifaktan ayrıldığını duyurmuş, SAADET ve GP de 6 Temmuz'da ayrı ittifak kurduklarını bildirmişti. Kılıçdaroğlu da perşembe günkü açıklamasında ittifakın seçim amacıyla kurulduğunu ve artık devam etmediğini söylemişti.

"Ulusal uzlaşıyı hedefledik"

Davutoğlu, söyleşisinde modern Türkiye tarihinde üç temel siyasi eğilimin olduğunu ve seçimlerde Millet İttifakı'nın bu eğilimlerin yarattığı kutuplaşmayı aşmayı hedeflediğini belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı: 

Türkiye'nin son 200 yıllık modern tarihinde temelde üç ana eğilim vardı: İslami çözümlerin geleneksel değerlerine dayanan muhafazakar eğilim, bu geleneksel değerlerin modern milliyetçi yaklaşımlarla bir bileşimi niteliğindeki milliyetçi eğilim ve de seküler sol eğilim. Diğer 5 liderle birlikte, 200 yıllık kutuplaşmış bir atmosferin ardından ulusal uzlaşı için bir temel oluşturmak üzere bu siyasi eğilimleri tek masa etrafında bir araya getirmeye çalıştık. Dolayısıyla bu sadece siyasi bir ittifak değildi.

Davutoğlu, aynı gelenekten geldiği Erdoğan'la girdiği seçim mücadelesinde kendisinin "özgürlük odaklı muhafazakarlığı savunduğunu" söylerken, Cumhurbaşkanı'nın "temelde otokratik bir yaklaşımla muhafazakârları ve daha geleneksel değerleri savunduğunu" belirtti.

"Farklı siyasi gelenekleri tek masada topladık"

Gelecek Partisi Genel Başkanı, seçim maratonunda kurdukları ittifaktan şu dersi çıkardıklarını söyledi: 

Muhalefet sonuç anlamında seçimi kaybetmiş olsa da bu çalışmayla farklı siyasi geleneklerin demokratik bir zeminde bir araya gelebildiğini de göstermiş oldu. Bu çok önemli bir başarıdır.

"TRT, 7 yıldır yüzümü halka göstermedi"

Hükümetin medyanın yüzde 80 ila 90'ını kontrol ettiğini ve seçimlerin adil bir ortamda gerçekleşmediğini savunan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı: 

Örneğin ben eski bir başbakanım, sizse bir gazetecisiniz. TRT'de çalışsaydınız, bir gazeteci olarak benim seçimlere ilişkin görüşlerimi duymak isterdiniz, değil mi? Ancak son 7 yıldır TRT benim yüzümü halka hiç göstermedi. Seçim kampanyası sırasında sesim TRT aracılığıyla halka duyurulmadı, her gün saatlerce Erdoğan'a, Bahçeli'ye, Perinçek'e ve diğerlerine yayın süresi verildi. Burası ulusal bir TV kuruluşu, millete ait çünkü TRT çalışanlarının maaşlarını bizim vergilerimiz ödüyor. Fakat TRT'de muhalefetin sesi çıkmıyor. Bu demokrasi değil, bu adil bir seçim değil.

28 Ağustos 2014 - 24 Mayıs 2016'ta başbakanlık yapan Davutoğlu, ayrıca mevcut başkanlık sistemini "sahte" diye niteleyip, bunun ülkedeki seçim atmosferini ve siyasi iklimi olumsuz etkilediğini savunarak, şu yorumu yaptı:

2017'de parlamenter sistemden başkanlık sistemine değil, başkanlık sisteminin çok özel bir haline geçildiğini unutmayalım. Aslında daha önce yürürlükteki parlamenter sistem de saf bir parlamenter sistem değildi. Yani çok saptırılmış ya da sahte bir parlamenter sistemden, sahte bir başkanlık sistemine geçtik. Ve bu başkanlık sistemine göre güç bizzat başkanın elinde.

"Bakanlar istifa etmedi"

Muhalefetin seçimleri kaybetmesinde üç önemli neden olduğunu belirten Davutoğlu, bunlardan ilkini şöyle açıkladı: 

2015'te Türkiye'nin başbakanı olarak iki seçime girdim. Kabinemdeki İçişleri Bakanım, Adalet Bakanım ve Ulaştırma Bakanım seçimden iki ila üç ay önce istifa etti çünkü bu üç bakanlık adil bir seçim için stratejik açıdan önemli bakanlıklardı. Ama şimdi en radikal bakanlar halkı Erdoğan'a oy vermeye itti. Dolayısıyla başarısızlığın arkasındaki nedenlerden biri bu.

"Halka kendimizi anlatamadık"

27 Ağustos 2014 - 22 Mayıs 2016'ta AK Parti Genel Başkanı olarak görev yapan Davutoğlu, ikinci nedeninse muhalefetin projelerini halka etkili şekilde anlatamamasından kaynaklandığını ifade ederek, "Kendimizi daha iyi tanıtmış olsaydık, daha sonuç odaklı hareket edebilirdik. Bunu yapamadık. Fakat bunu yapabilmek için de basın özgürlüğüne sahip olmanız gerekiyor. Bu anlamda basın özgürlüğü yok" dedi.

"Korku iklimi yarattılar"

Gelecek Partisi Genel Başkanı, üçüncü olarak Erdoğan'ın "korku iklimi" yaratıp muhalefetin yükselişini engellediğini savunarak, şunları söyledi: 

Muhalefet ilerliyordu. Ancak hükümet, halkı muhalefetin kazanmasının terör tehdidini artıracağına ikna ederek bir korku iklimi yarattı. Bu imajı yaratmak için üzerinde oynanmış videolar kullandılar. Erdoğan videoların sahte olduğunu kendisi de kabul etti ama bu görüntüler halk üzerinde psikolojik etki bıraktı. Ayrıca muhalefetin kazanmasının, Türkiye'nin dini değerlerini ve başörtüsü gibi sembollerini tehdit edeceğini de söylediler.

"Bu 'Davutoğlu'nun kabinesi' dediler"

64 yaşındaki siyasetçi, seçimlerin ardından Erdoğan'ın Hakan Fidan'ı Dışişleri Bakanı, Cevdet Yılmaz'ı Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Yaşar Güler'i Savunma Bakanı ve Mehmet Şimşek'i de Hazine ve Maliye Bakanı olarak atadığına dikkat çekerek, bu isimlerin hepsinin kendi kabinesinde de çalıştığını hatırlatıp, "Bazı kişiler bunu 'Davutoğlu'nun kabinesi' diye niteledi" ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, 5 Mayıs 2016'da başbakanlıktan istifa ettikten sonra kendisine yakın tüm kişilerin Erdoğan tarafından AK Parti'den tasfiye edildiğini, Cumhurbaşkanı'nın da "tüm gücü elinde toplamak için AK Parti'yi ve Türk siyasi kültürünü otoriterleştirdiğini" savundu. 

"Beni kullandığı gibi onları da mı kullanacak?"

12 Haziran 2011 - 24 Haziran 2018'de üç dönem milletvekilliği yapan Davutoğlu, Erdoğan'ın yeni kabinesiyle ilgili şu soruyu sordu: 

Kabinedeki bu insanlar bizim savunduğumuz değerlere göre hareket etmekte özgür olacaklar mı? Yoksa Erdoğan, beni ya da diğer siyasetçileri birkaç ay veya birkaç yıl kullandığı gibi onları da kullanıp, sonrasında tasfiye etmeye mi çalışacak?

Davutoğlu, Erdoğan'ın gelecek yıl yapılacak yerel seçimlere kadar kabineye getirdiği kişileri kullanacağını, politikaların başarılı olması durumunda övgüyü kendisinin alacağını, başarısız olunursa da bundan göreve getirdiği bakanları sorumlu tutacağını öne sürdü.

Erdoğan'la en son Mart 2018'de görüştüğünü ve kendisine AK Parti'deki ve Türkiye'deki kötü gidişatla ilgili 25-27 sayfalık bir rapor sunduğunu belirten Davutoğlu, "Benim gibi gerçek dostlarıyla çalışmak yerine Bahçeli ve Perinçek'le birlikte olmayı tercih etti. Bu benim onunla son yüz yüze görüşmemdi" dedi.

"Erdoğan, 2019'daki yerel seçimlerde desteğimi istedi"

Davutoğlu ayrıca Erdoğan'ın, 2019'daki yerel seçimlerde İstanbul'daki sonuçların geçersiz sayılmasının ardından yeniden başlatılan seçim kampanyasında kendisinden destek istediğini fakat bunu reddettiğini belirtti. 

İstanbul'daki seçim sonuçları, AK Parti ve MHP'nin itirazları sonucu Yüksek Seçim Kurulu tarafından iptal edilmişti. Bunun ardından 23 Haziran 2019'da tekrar sandığa gidilmiş, CHP'nin adayı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmişti. Davutoğlu söyleşisinde, seçim sonuçlarının iptalini yanlış bulduğunu da ifade etti. 

Erken seçim ihtimalinin her zaman masada olduğunu belirten Gelecek Partisi lideri, mevcut hükümetin ülkedeki derin sorunları uzun vadede etkili biçimde çözemeyeceğini düşündüğünü söyledi.

1 Mayıs 2009 - 29 Ağustos 2014'te Dışişleri Bakanı olarak görev yapan Davutoğlu, Erdoğan'ın artık halkın kalbini kazanamadığını savunarak, "Erdoğan, birlikte çalıştığımız ilk yıllarda modern Türkiye tarihinin en başarılı liderlerinden biriydi ve halk onu seviyordu. Ancak bugün halk ondan korkuyor. Onu seçenler bile bu korku psikolojisiyle ona oy verdi" dedi.

"Arap Baharı'nın kazananı yok"

Gelecek Partisi lideri, söyleşisinde 2011'deki Arap Baharı'yla ilgili değerlendirmelerde de bulundu. Davutoğlu, Arap Baharı'nın "mühendisliğini" yapmadığını belirterek, bunun Tunus, Libya ve Mısır gibi ülkelerin iç dinamiklerinden kaynaklanan bir hareket olduğunu söyledi. 

"Arap Baharı'nın kazananı yok. Hepimiz başarısız olduk" diyen Davutoğlu, hareketlerin gerçek sonuçlarının incelenebilmesi için olayların üzerinden daha fazla vakit geçmesi gerektiğini belirtti. 

"Esad, BMGK kararını uygulamalı"

Davutoğlu, Suriye'deki iç savaşın barışçıl şekilde sonlanabilmesi için Devlet Başkanı Beşar Esad'ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 2015'te oybirliğiyle kabul ettiği 2254 sayılı kararı uygulaması gerektiğini savundu. 

Kılıçdaroğlu'nun seçimi kazanmasını halinde Esad'la görüşeceğini söylediğini hatırlatan Davutoğlu, yalnızca BMGK kararını uygulaması halinde Esad yönetimiyle ilişkilerin geliştirilebileceğini ifade etti.

"Suudi Arabistan - İran ilişkilerinin gidişatından memnunum"

Davutoğlu, son dönemde Suudi Arabistan ve İran'ın karşılıklı ilişkileri geliştirmesinin sevindirici olduğunu belirtip, Ortadoğu'da diyaloğun artırılması çağrısı yaparak, şunları söyledi: 

Bugün Suudi Arabistan - İran ilişkilerinin geliştirilmesinden, Suudilerle Mısırlıların, Mısırlılarla İranlıların diyalog kurmasından ve Türkiye'nin birçok güçle ilişkilerini geliştirmesinden dolayı çok mutluyum. Yaşanabilir bir bölgesel düzen için çalışmamız gerekiyor.

Benzer bir diyaloğun Rusya ve Ukrayna arasında da oluşturulmasına ihtiyaç duyulduğunu ifade eden GP lideri, Kremlin ve Kiev'in bölgede belirli bir çerçevede uzlaşıya vararak savaşı sonlandırması gerektiğini belirtti.

Independent Türkçe, Majalla



Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.


Suudi Arabistan ve Türkiye’den bölgesel ve küresel gelişmeler üzerine görüşme

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Salı günü Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geldi (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Salı günü Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geldi (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Türkiye’den bölgesel ve küresel gelişmeler üzerine görüşme

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Salı günü Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geldi (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Salı günü Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geldi (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün (Salı) Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda bir araya geldi. Görüşmede bölgesel ve küresel gelişmeler ile bu konularda yürütülen çalışmalar ele alındı. Ayrıca liderler, iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin durumu ve iş birliği fırsatlarını değerlendirdi.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, görüşmenin başında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı karşılarken, Erdoğan da ziyaretten ve Suudi yetkililerle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti ifade etti. Erdoğan, Riyad’a gelişinde El-Yemame Sarayı’nda resmi törenle karşılandı.

fedvfedv
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Salı günü Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı (SPA)

Görüşmeye Suudi tarafında Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman, Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi Prens Turki bin Muhammed bin Fahd, Riyad Bölge Valisi Prens Muhammed bin Abdulrahman bin Abdulaziz, Spor Bakanı Prens Abdülaziz bin Turki bin Faysal, Ulusal Muhafızlar Bakanı Prens Abdullah bin Bandar, Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan, Kültür Bakanı Prens Badr bin Abdullah bin Farhan, Devlet Bakanı ve Güvenlik Danışmanı Dr. Musaad el-‘Aiban, Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasbi, Maliye Bakanı Muhammed el-Ced’an, Yatırım Bakanı Müh. Halid el-Falih, Ulaştırma ve Lojistik Hizmetler Bakanı Müh. Saleh el-Casser ile Türkiye Büyükelçisi Fahd Ebü’n-Nasr katıldı.

bgtbhgt
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın huzurunda tokalaştı. (SPA)

Türk tarafında ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Adalet ve Kalkınma Partisi Başkan Yardımcısı Efkan Ala, milletvekili İsmet Büyükataman, Türkiye’nin Riyad  Büyükelçisi Emrullah İşler, Milli İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Ofisi Müdürü Hasan Doğan ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç hazır bulundu.

dcdc
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’a ulaştığında bölge valisi yardımcısı tarafından karşılandı. (SPA)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad’a resmi ziyaret kapsamında bugün (Salı) geldi. Havalimanında kendisini Riyad Bölge Valisi Prens Muhammed bin Abdulrahman, Riyad Belediye Başkanı Prens Faysal bin Abdulaziz bin Ayaf, Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasbi, Türkiye Büyükelçisi Emrullah İşler  ve Suudi yetkililer karşıladı.


Şarku'l Avsat'a konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri bölgesel barış ve istikrar için stratejik öneme sahip

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cidde’de gerçekleştirilen önceki bir görüşmeden bir kare (Arşiv - SPA)
Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cidde’de gerçekleştirilen önceki bir görüşmeden bir kare (Arşiv - SPA)
TT

Şarku'l Avsat'a konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri bölgesel barış ve istikrar için stratejik öneme sahip

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cidde’de gerçekleştirilen önceki bir görüşmeden bir kare (Arşiv - SPA)
Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cidde’de gerçekleştirilen önceki bir görüşmeden bir kare (Arşiv - SPA)

Suudi Arabistan’a resmi ziyaret gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin bölgesel barış, istikrar ve refah açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı. Erdoğan, İran ve ABD arasında arabuluculuk yapmaya hazır olduklarını belirterek, gerilimi artıracak adımlardan kaçınılması gerektiğini ifade etti.

Bölgesel güvenlik mekanizmaları önerisi

Erdoğan, krizlerin önlenmesine yönelik bölgesel güvenlik mekanizmalarının kurulması çağrısında bulundu. Ziyaretinin gündeminde, başta Gazze’deki ateşkes ve Suriye’deki durum olmak üzere bölgesel meselelerin görüşülmesi, ikili ilişkilerin güçlendirilmesi ve somut adımlar atılması hedeflerinin bulunduğunu aktardı.

Türkiye-Suudi Arabistan İşbirliği

Şarku'l Avsat'a konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye ve Suudi Arabistan’ın tarihi ve köklü ilişkilere sahip iki dost ülke olduğunu belirterek, savunma sanayii işbirliğinin güven tesis etmeyi, kapasiteyi artırmayı ve teknolojiyi geliştirmeyi amaçladığını söyledi. Erdoğan, “Bu ilişkiyi yalnızca ikili gündemle sınırlı görmedik; bu değerli dostluk, bölgemizde barış, istikrar ve refah için stratejik öneme sahiptir” dedi.

fergb
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haziran 2022’de Ankara’daki görüşmeleri sırasında (SPA)

Erdoğan, ekonomik ilişkilerin ötesinde, koordinasyon ve ortak akılla istikrar sağlayacak bir yaklaşımın benimsendiğini ifade ederek, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile önceki görüşmelerde bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alındığını ve ortak çalışmanın artırılmasına yönelik kararlılığın teyit edildiğini söyledi.

İkili ve bölgesel gündem

Cumhurbaşkanı, ziyaretin temel amacının bölgesel konularla ilgili istişareleri derinleştirmek ve ikili ilişkileri ileriye taşımak olduğunu belirtti. Ziyaret kapsamında iş dünyasıyla toplantıların da yapılacağı, ekonomik işbirliğinin güçlendirilmesinin hedeflendiği vurgulandı.

Gazze’de kalıcı ateşkesin sağlanması, sivillerin korunması, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve zorunlu göçlerin sona erdirilmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, ikinci aşama barış planının başarısının ateşkesin güçlendirilmesine ve yeniden imar çalışmalarına bağlı olduğunu söyledi. Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi üyesi olarak bu süreçte aktif rol oynayacağını belirtti.

efgthju
Erdoğan, geçen ekim ayında Gazze’de barış için Şarm El-Şeyh Anlaşması’na katılmıştı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, İsrail’in Gazze’deki saldırıları ve yerinden edilmeleri sona erdirmeden herhangi bir çözümün mümkün olamayacağını vurguladı. Ateşkesin güçlendirilmesi, insani yardımların ulaştırılması ve yeniden imarın acilen başlatılması gerektiğini söyledi. BM Güvenlik Konseyi kararına uygun olarak İsrail’in Gazze’den kademeli şekilde çekilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin bu süreçte aktif rol oynayacağını ifade etti.

Güvenlik ve insanî önlemler

Erdoğan, barış gücü veya uluslararası misyon tartışmalarına ilişkin olarak, bu tür mekanizmaların yalnızca sivilleri koruma, insani yardımları ulaştırma ve kalıcı barışı sağlama amacıyla anlamlı olacağını ifade etti. Türkiye’nin gerekli koşullar sağlandığında, Gazze’de barışı sağlamak için askerî katkı da dahil olmak üzere her türlü desteğe hazır olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı, çözümün tek bir ülkenin veya tarafın varlığıyla sınırlandırılamayacağını belirterek, barış planının doğru koşullar, doğru otorite ve doğru hedefler üzerine kurulması gerektiğini vurguladı. Erdoğan, çözümün meşruiyet kaynağının yalnızca Filistin halkının iradesi olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin rolünün, kalıcı ateşkes, adil barış, insani yardımlara erişim ve yeniden imar ile siyasi çözümü desteklemek olduğunu söyledi.

Suriye’de barış ve birlik

Erdoğan, Suriye’de hükümet ile “Suriye Demokratik Güçleri” arasındaki uzlaşma çabalarına değinerek, ülkenin savaş ve bölünme yıllarının ağır bedellerini ödediğini belirtti. Türkiye’nin önceliğinin Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak, ulusal birliği güçlendirmek ve devlet otoritesini tüm ülkeye yaymak olduğunu vurguladı.

evfedrv
Erdoğan, 24 Mayıs 2025’te Dolmabahçe Sarayı’nda Şara’yi kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı, çatışma bölgelerinin daraltılması ve sağlanan anlaşmaların ilerleme kaydettiğini, ancak saha gelişmelerinin tek başına kalıcı kazanımlar için yeterli olmadığını ifade etti. Toplumsal uzlaşının sağlanması ve merkezi hükümete destek verilmesinin önemine işaret eden Erdoğan, bunun kuzeydoğu Suriye’den güneyine, sahil bölgelerinden tüm ülkeye uygulanması gerektiğini söyledi.

Erdoğan, Suriye’nin komşularına tehdit oluşturmayan, terör örgütlerine alan açmayan ve tüm toplumsal bileşenlerini eşit vatandaşlık temelinde kucaklayan bir ülke olmasının bölgesel istikrar açısından kritik önemde olduğunu vurguladı. Türkiye’nin bu sürece Suudi Arabistan ve diğer dost ülkelerle birlikte aktif destek sağlayacağını belirtti.

Sudan’da barış çabaları

Sudan’daki savaşın bininci gününe yaklaşılırken Erdoğan, Türkiye’nin diplomatik çabalarla barış ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin Sudan’da güvenilir bir dış aktör olarak mevcut çabaları güçlendirdiğini belirten Erdoğan, TİKA ofisinin ve Türk Ziraat Bankası şubesinin açılması, THY seferleri ile bölgesel bağlantının artırıldığını ifade etti.

Türkiye’nin insani yardımlar kapsamında Sudan’a 12 bin 600 ton malzeme ve 30 bin çadır gönderdiğini hatırlatan Erdoğan, tarım, madencilik ve enerji alanlarındaki iş birliğinin sürdüğünü ve yeniden imar çalışmalarının değerlendirildiğini söyledi. Erdoğan, Türkiye’nin Suudi Arabistan, ABD ve Mısır ile iş birliğine de önem verdiğini belirtti.

Somali ve İsrail’in tanıma kararı

Erdoğan, İsrail’in Somaliland’ı tanıma kararının meşruiyetinin olmadığını ve Türkiye’nin Somali’nin toprak bütünlüğünü savunmaya devam edeceğini vurguladı. Erdoğan, Netanyahu hükümetinin eylemlerinin Afrika Boynuzu’nda istikrarı tehdit ettiğini ve bu adımların tüm Afrika kıtasına risk oluşturduğunu belirtti. Erdoğan, bölgesel aktörlerin ve uluslararası kuruluşların bu karara karşı tavır almasını desteklediklerini ifade etti.

İran ve bölgesel arabuluculuk

Erdoğan, ABD-İran geriliminin önlenmesine yönelik olarak Türkiye’nin, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi bölge ülkeleriyle yürüttüğü istişare ve koordinasyon girişimlerine değindi. Türkiye’nin herhangi bir savaşın çıkmasına izin vermeyeceğini, diplomasi ve ortak akılla çözüm üretme ilkesini benimsediğini vurguladı. Erdoğan, Türkiye’nin İran’daki gelişmeleri yakından takip ettiğini ve istikrarın sağlanmasına önem verdiğini belirtti.