Yemen ve Körfez Araştırmaları Merkezi: Yemen’de çözüm karmaşık ve detaylı

Husilerin mutlak hakimiyet elde etmek istediği Hudeyde Limanı ile diğer liman ve havaalanları grubun kontrolünde (AFP)
Husilerin mutlak hakimiyet elde etmek istediği Hudeyde Limanı ile diğer liman ve havaalanları grubun kontrolünde (AFP)
TT

Yemen ve Körfez Araştırmaları Merkezi: Yemen’de çözüm karmaşık ve detaylı

Husilerin mutlak hakimiyet elde etmek istediği Hudeyde Limanı ile diğer liman ve havaalanları grubun kontrolünde (AFP)
Husilerin mutlak hakimiyet elde etmek istediği Hudeyde Limanı ile diğer liman ve havaalanları grubun kontrolünde (AFP)

Yemen ve Körfez Araştırmaları Merkezi, Yemen'deki barış sürecinin karmaşık ve uzak olduğunu söylüyor. Araştırma Merkezi, Yemen'de siyasi girişimler veya kapsamlı bir çözüm anlamına gelmeyen kısmi, geçici bir anlaşmaya tabi olunmaya devam edileceğinin muhtemel olacağını söylüyor. Çünkü yerel, bölgesel ve uluslararası dinamikler net bir yol haritası oluşturmaya yardımcı olmuyor. Yemen kamuoyu Husilerin taviz vermeyeceği konusunda mutabık.”

Yemen ve Körfez Araştırmaları Merkezi, yakın zamanda yayınladığı araştırmada, Yemen’de kısmi çözümün güç dengelerinin merkezlerinde yeni değişimler yaratabileceğini, diğer krizlerde gerilimi tırmandırıcı yansımalara sebebiyet verebileceğini ve çok sayıda siyasi, güvenlik ve insani kriz ışığında bu ülkenin krizleri yeniden üreten bir döngü çerçevesinde yeniden yapılanma sürecinde kalabileceğini ileri sürüyor.

dcwfe
Yemen’in başkenti Sana yakınlarındaki yerinden edilenlerin kampında kalan çocuklar (Reuters)

Yemen'e barışı getirmek amacıyla müzakerelere girme formülü için çabalar nihayet yeniden başlıyor. Umman Heyeti, Husi darbe grubunun liderleriyle görüşmek, Umman Sultanlığı tarafından yürütülen arabuluculuktaki gelişmeler hakkında istişarelerde bulunmak ve müzakere sürecini yeniden başlatmak üzere başkent Sana’ya geldi. Husilerin sözcüsü ve müzakere heyeti başkanı Muhammed Abdusselam da bu ziyareti duyurdu. ABD Dışişleri Bakanlığı da ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking'in yeni bir anlaşma sağlamak ve kapsamlı bir barış süreci başlatmak için mevcut çabaları güçlendirmek amacıyla bir dizi Körfez başkentinde ziyaret turu gerçekleştirdiğini duyurdu. Açıklamada Linderking'in, devam eden müzakereleri geliştirmek için Yemenli, Suudi, Ummanlı ve uluslararası ortaklarla yapacağı toplantılara değinildi.

Söz konusu araştırmanın yazarı araştırmacı Ahmed Alibe, Yemen krizini çözmenin geleceğine dair resmin kasvetli göründüğünü söyledi. Özellikle de yerel sahnedeki uzun süreli çatışmanın göstergeleri, tarafların henüz askeri tükenme aşamasına gelmediğini gösterdiği bir zamanda krizin çözümü konusunda tablo karanlık. Tarafların taktik ve askeri yetenekleri halen devam ettiği için bu aşamanın sona ermek üzere olduğu düşünülmüyor.

cd
ABD’nin Yemen Özel Temsilcisi Linderking barış sürecini desteklemek için bölgeye ziyaret gerçekleştiriyor (Reuters)

Aynı zamanda Kahire’deki El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde uzman olan Alibe, sözlerini şöyle sürdürdü: “Husi hareketi Riyad ile ekonomik bir anlaşma zemininde ateşkes seçeneğini benimseyecek bir anlayışa sahip. Riyad, Yemen'deki silahlı tırmanışı durduracak güvenlik düzenlemelerini içermeyen bir siyasi anlaşmayı kabul edemezken, Husiler ise bu anlaşmayı Riyad ile savaşı durdurmakla eşdeğer görüyor. Husiler, Riyad'ın arabuluculuğunu reddetti ve onlarla krizin bir tarafı olarak muhatap olmak konusunda ısrar etti. Milisler arabuluculuktan kaçınarak müzakerelerin ilk turunu engelledi. Daha sonra grup ABD başta olmak üzere uluslararası güçleri anlaşmayı engellemekle suçlama yolunu tuttu.”

Hayali kurulamayan barış

Araştırma, tüm taraflar için ortak bir payda olacak bir siyasi, ekonomik ve güvenlik yolu olasılığına yönelik bir ufuk bulunmadığından gelecekte tablonun olduğundan daha kasvetli olacağı sonucuna varıyor. Yemen'deki krizin sürdürülmesi faktörü, oldubitti politikasını pekiştiren yaklaşım ışığında yeni bir ikilem olabilir.

fve
Umman heyetinin barış sürecini görüşmek üzere Sana’ya ziyaretinden bir kare (Husi medyası)

Bazı cephelerde Husi hareketlerine ve kalabalığa rağmen, ülke çoğu cephede askeri bir sükunete tanık oluyor. Merkezdeki Ed-Dali cephesinde bir gerilim söz konusu. Husi milisler batıda Taiz ve Hudeyde’de sivillere yönelik saldırılarını sürdürüyor.

Siyasi Araştırmacı Faris el-Bail Husi milislerinin İran'ın ateşkes fırtınasına zorla ve taktiksel olarak boyun eğebileceğine inanıyor. Ancak Bail’e göre bu gerçekçi çözümlere ulaşmayı zorlaştırabilir.

Şarku’l Avsat’a konuşan Bail, “Bu örgütlerle diyaloğa girerek siyasi rekabet ve güç ortaklığı durumuna gelmek tasavvur bile edilemez. Husi grubu ve El-Kaide farklı mezhepsel algı bir yana davranış, düşünce ve metodoloji olarak tamamen aynı, bu yüzden böyle bir sürecin nasıl ilerleyeceğini hayal etmek mümkün değil. İran'ın bir doktrin, düşünce ve ideolojiden ve sadece bir politika değil stratejik bir projeden birdenbire vazgeçeceğini düşünmüyorum. Dolayısıyla İran'ın 40 yılı aşkın süredir izlediği vesayet sisteminden, mezhepçilikten ve mezhepçi ideolojiden bir anda vazgeçmesi inanılacak bir durum değil. Bu, esnek bir siyasi sistem söz konusu olduğunda ve belirli koşulların veya bu değişiklikleri zorlayan değişimlerin ve çıkarların bir sonucu olarak zorlukla gerçekleşebilir.” açıklamalarında bulundu.

Ateşkesin bedeli ne?

Husi darbeciler son haftalarda askeri tırmanışa geri dönme ve insansız hava araçlarını ve balistik füzelerini sivil ve ekonomik nesneleri ve enerji kaynaklarını vurmak üzere göndererek komşu ülkeleri özellikle Suudi Arabistan’ı hedef alma tehditlerini sürdürdüler. Grup ayrıca Yemen'in petrol ve gaz gelirlerinden pay talep etmek için limanlara saldırma tehdidini de sürdürüyor.

bgf
Umman'ın Husi darbeciler üzerinde önemli bir etkisi var (Husi medyası)

Siyasi Aktivist Abdulcelil e-Hakeb havalimanları, limanlar ve sınır geçitleri üzerindeki kısıtlamaların tamamen kaldırılması, insani yardım dosyasının yetkilerini içeren bir ekonomik anlaşma imzalanması ve siyasi bir uzlaşmayı kabul etmenin bedeline ilişkin açıklamalarda bulundu. Hakeb’e göre darbeciler hâlâ aynı, ötelenemeyen ve siyasi çözüme bağlanamayan taleplerin üzerinde duruyorlar.

Hakeb, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Suudi Arabistan uluslararası toplumla birlikte kapsamlı bir barış haritasına doğru ilerliyor. Ekonomi bu haritanın başlıklarından biri. Husi darbeciler ateşkesin devamını kabul etmek için bir bedel almakta ısrar ediyorlar. Bu bağlamda Husilerin söylem düzeyinde gerilimi tırmandırmaları ve tekrarlanan askeri manevraları onlara, herkese bedavaya bir istikrar dönemi verdiklerini hatırlatıyor. Bütün bunlar, Husi milislerinin, taleplerini karşılamayan ateşkesi sadece bedelsiz bir taviz ve meşru hükümetin ve onu destekleyen koalisyonunun amaçlarına hizmet etmek olarak gördüğü anlamına geliyor. Zaman zaman Husilerin başlattığı tehdit, büyük askeri savaşlara yeniden ilerlediğimizi gösteriyor. Ancak, grubun barış ve savaş kararına yön veren kesin kriterlerini bilmeden bu kaderin kaçınılmazlığından emin olmak mümkün değil.”



Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi
TT

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, Husilerin Yemen’den Suudi Arabistan’ın Doğu Bölgesi’ne doğru fırlattığı balistik füzenin bugün perşembe sabahının erken saatlerinde imha edildiğini duyurdu.

Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü de ülkenin güneybatısındaki Necran bölgesi ile Doğu Bölgesi’nde olası bir tehlikeye karşı iki ayrı uyarı yayımladı. Müdürlük, birkaç dakika sonra her iki bölgedeki tehlikenin ortadan kalktığını açıkladı.

Öte yandan, Husilerin tırmandırdığı saldırılar Yemen’deki insani krizi daha da derinleştirdi. Örgütün Lahic ve Taiz vilayetlerindeki köyleri ve yerleşim alanlarını hedef alan saldırılarını yoğunlaştırması yüzlerce ailenin yerinden edilmesine yol açtı. Uluslararası kuruluşlar, ülkede insani sıkıntıların yayılabileceği ve yardım ihtiyacının artabileceği uyarısında bulundu. Yemen’de 22,3 milyon kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğu belirtiliyor.

Hükümet kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husilerin sahada ilerleme sağlama girişimlerinin sonuçsuz kalmasının ardından yerleşim bölgelerini füze, insansız hava aracı ve havan topu saldırılarıyla daha yoğun biçimde hedef aldığını bildirdi. Kaynaklar, bu saldırılarla halk ve hükümet güçleri üzerinde baskı kurulmasının amaçlandığını ifade etti.

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu ise yerinden edilen kişilerin koşullarının kötüleştiği ve insani yardımlarla temel hizmetlere erişimin zorlaştığı uyarısında bulundu. Federasyon, son tırmanış dalgasından önce yaklaşık 5,2 milyon kişinin ülke içinde yerinden edildiğini, beş yaşın altındaki 2,2 milyon çocuğun ise akut yetersiz beslenme sorunu yaşadığını belirtti.


Husiler Turbe’yi kuşatıyor... Taiz ise ablukaya direniyor

Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
TT

Husiler Turbe’yi kuşatıyor... Taiz ise ablukaya direniyor

Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)

Yemen’in güneybatısında, aralarında çatışma hatlarının bulunduğu iki kentte, savaşların geleneksel mantığına ters düşen bir çelişki yaşanıyor. Husilerin askeri kontrolü altındaki Turbe kenti, durgunluk ve ilan edilmemiş bir boykotun etkisi altında kalırken, kuşatma altındaki diğer kent Taiz’de ise tüm zorluklara rağmen hayat devam ediyor.

Husilerin her yönden kuşattığı Taiz ile yaklaşık bir ay önce milislerin kontrolüne giren Turbe arasındaki bu tezat, savaşın doğasını ve toplumsal direnişi özetleyen karmaşık bir tabloyu ortaya koyuyor. İki kentteki ekonomik ve toplumsal koşullar birbirine tamamen zıt bir görünüm sergiliyor.

Turbe kentinde ekonomik durgunluk ve toplumun sert tepkisi öne çıkıyor. Yerel halk, Husilerin yönetimini normalleştirmeyi reddediyor. Bu durum, piyasalarda daha önce görülmemiş bir durgunluğa, gündüz saatlerinde hareketliliğin büyük ölçüde azalmasına ve geceleri hayatın tamamen durarak yerini derin bir sessizliğe bırakmasına yol açan neredeyse tam kapsamlı bir boykotla sonuçlandı.

Taiz ile Turbe arasında her hafta gidip gelen kamu çalışanı Ahmed’in (gerçek adı değil) yaşadıkları, iki kent arasındaki bu keskin yaşam farklılığını özetliyor. Ahmed, Taiz’den ayrıldığı anda kişisel güvenliğine ilişkin korkularla yaşamaya başlarken, Husilerin yönetimi altındaki Turbe’de yaşayan ailesi için de sürekli endişe duyuyor.

fgthy
Husilerin şehri ele geçirmesinden yaklaşık bir ay sonra Turbe, adeta bir durgunluk dönemi yaşıyor. (Facebook)

Ahmed, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu durumun kendisini, Husilerin kontrolünün uzun sürmesi halinde ailesini kuşatma altındaki Taiz’e taşıma seçeneğini ciddi biçimde düşünmeye ittiğini söylüyor. Ahmed, Turbe’de güvenlik baskısı ve toplumsal tecridin gölgesinde yaşamaktansa, geçim koşullarının ağırlaştığı kuşatma altındaki bir kentte yaşamayı tercih ediyor.

Yaşanan değişimin ayrıntılarını anlatan Ahmed, daha önce ailesi ve arkadaşlarıyla geçirdiği hafta sonu tatillerinin artık tamamen farklı bir hal aldığını belirtiyor. “Evde sürekli bir gerginlik hâkim. Üç çocuğum okula gitmekten mahrum kaldı ve eğitim açısından onları nasıl bir geleceğin beklediği belirsiz” diyor. Arkadaşlarıyla geceleri evlerde veya kafelerde geçirdiği zamanlar da gün batımıyla birlikte hayatın tamamen durması sonucu geride kalmış durumda.

Hayat devam ediyor

Bu gelişmelerin gölgesinde Taiz Eğitim Müdürlüğü, Husilerin kontrolüne giren ilçelerdeki okullarda eğitimin askıya alınmasına ilişkin önceki kararını yineledi. Müdürlük, talimatlara aykırı hareket edilmesinden eğitim müdürlüklerinin ve okul yöneticilerinin sorumlu tutulacağını bildirdi. Bu sırada kırsal ilçelerdeki Toplumsal Eğitim Komitesi de öğrenci güvenliğini korumak amacıyla velilere ve okul yönetimlerine karara uyma çağrısında bulundu.

dfgthy
Husi ablukasına ve yerleşim bölgelerine yönelik saldırılara rağmen Taiz kentinde yaşamın akışı kesintiye uğramadı. (AFP)

Komite, eğitim kurumlarının silah depoları ve Husilere bağlı unsurların toplanma ve konaklama alanları gibi askeri amaçlarla kullanılmasının yanı sıra öğrencilerin örgüte kazandırılması ve silah altına alınması riskine karşı uyarıda bulundu.

Buna karşılık, kuşatma altındaki Taiz kenti, boğucu kuşatmaya, temel ihtiyaç maddeleri ve hizmetlerde yaşanan krizlere, sivilleri hedef alan günlük topçu saldırıları ve keskin nişancı ateşine rağmen olağanüstü bir dayanıklılık sergiliyor ve günlük yaşamını sürdürmeye devam ediyor. Kent, güvenlik risklerine meydan okuyan, insanların ilgisini çeken bir merkeze dönüşmüş durumda.

Kırsal bölgelerde yaşayan çok sayıda kişi, kendilerini çevreleyen ciddi tehlikelere rağmen bazı geçiş noktalarında çatışmaların durmasından yararlanarak kente girmeye çalışıyor. Bu sırada Husiler, hareketliliği kısıtlamaya ve halkı kentten ayrılmaya zorlamaya çalışıyor.

Taiz Kuşatması İşleri Dairesi Müdürü Salah Ahmed Galib, hükümete bağlı bir kurum olan dairenin çalışmaları hakkında Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Turbe ve yakın zamanda Husilerin kontrolüne giren diğer bölgelerde yaşayanların ellerindeki imkânlarla sivil protesto gerçekleştirdiğini ve ilan edilmemiş bir sivil itaatsizlik eylemine başvurduğunu söyledi.

 xcvfghy
Husi ablukası ve yolların kapatılmasına rağmen Taiz şehri ile çevresindeki kırsal bölgeler arasındaki ulaşım durmadı. (AFP)

Galib, açıklamasında, bölge sakinlerinin büyük bölümünün Husiler tarafından yağmalanma ve haraç vermeye zorlanma korkusuyla dükkânlarını kapattığını veya ticari faaliyetlerini durdurduğunu belirtti. Buna karşılık, kuşatmanın yol açtığı mal arzındaki azalma ve fiyatlardaki artışa rağmen, halkın devlete duyduğu güven sayesinde Taiz kentindeki ticari faaliyetler ve piyasalardaki hareketlilik bundan etkilenmedi.

Hükümet önlemleri

Taiz kentinde kuşatmanın etkilerini hafifletmek amacıyla çeşitli toplumsal faaliyetler yürütülüyor. Bunların başında, aileler arasındaki gıda ve diğer ihtiyaç maddelerinin paylaşımını sağlayarak yaşanan eksiklikleri gidermeyi ve yiyeceğe erişemeyen ailelere yardım etmeyi amaçlayan girişimler geliyor.

Taiz Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü Müdürü Abdurrahman el-Kulayya, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, savaş ve kuşatmanın gerçek bir insani felakete yol açtığını belirtti. Tedarik yollarının kapatılması nedeniyle mal ve yakıt akışında ciddi bir azalma yaşandığını ifade eden Kulayya, bunun çok sayıda tüccarı yatırımlarını azaltmaya ve yüksek riskler nedeniyle ithalat yapmak yerine tasarrufa yönelmeye ittiğini söyledi.

sdefrgtyu
Husilerin hizmet ve mal tedarikinden mahrum bıraktığı Taiz’deki bir mahallede doldurulan su bidonları (AFP)

Yetkili, bölge müdürlüğünün durumun ciddiyetini geçen mayıs ayında, bölgesel gerilimlerin ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının yaşandığı dönemde fark ettiğini açıkladı. Ticaret odası ve önde gelen tüccarlarla koordinasyon içinde, üç ay yetecek miktarda temel tüketim maddesi stoku oluşturmayı başardıklarını belirten yetkili, ancak halk arasında yayılan panik ve Husilerin kente açılan tek geçiş noktasını kapatması nedeniyle bu stokun yüzde 50’sinin yalnızca bir hafta içinde tüketildiğini söyledi.

Hükümet yetkilisinin aktardığına göre müdürlük, temel ihtiyaç maddelerinin resmî fiyatlar üzerinden ve kontrollü biçimde dağıtılmasını sağlamak amacıyla denetim komiteleri oluşturulmasını ve 24 saat faaliyet gösteren bir kriz yönetim merkezinin kurulmasını gerektiren olağanüstü tedbirleri devreye soktu. Ayrıca büyük ticari işletmelerin acenteleri aracılığıyla ek miktarda gıda ürünü piyasaya sürmesiyle kuşatma altındaki kentte tedarik koşulları kısmen istikrara kavuştu.

Ancak yetkili, Husilerin uyguladığı kuşatma kaldırılmadığı sürece tüm bu tedbirlerin geçici kalacağı ve kalıcı bir çözüm sunamayacağı uyarısında bulundu.

Kent sakinleri ise Husilerin Taiz’e yönelik baskıcı uygulamalarını artırmasından ve geçiş noktalarını bu güzergâhları kullanan kişilerin kaçırılması için kurulan tuzaklara dönüştürmesinden endişe ediyor.


Sana’daki 550 özel okul, Husilerin askere alma baskısı altında

Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)
Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)
TT

Sana’daki 550 özel okul, Husilerin askere alma baskısı altında

Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)
Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)

Husiler, Yemen’in başkenti Sana’da özel okullarda öğrenim gören öğrencileri saflarına katma ve askere alma kampanyalarını yoğunlaştırdı. Eğitim kurumlarını, sürekli artan insan kayıplarını telafi etmek ve cephelere yeni savaşçılar kazandırmak amacıyla kullanan Husiler, öğrencileri askeri kurslara katılmaya zorlarken okul yönetimlerini kapaatılma, para cezası ve çeşitli yaptırımlarla tehdit ediyor.

Sana’daki eğitim çevrelerinden kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husilere bağlı sözde Cihat Konseyi’nin, tanınmayan hükümetlerindeki Eğitim Bakanlığı ile koordinasyon içinde son günlerde Sana ve çevresindeki 550’den fazla özel okulu hedef alan bir kampanya başlattığını belirtti. Kaynaklar, bunun eğitim sektörünün Husilerin askeri ve ideolojik hedefleri doğrultusunda kullanılmasına yönelik yeni bir adım olduğunu ifade etti.

Kaynaklar, Husilere bağlı sorumluların birkaç gün önce Sana’daki 10 ilçede bulunan okullara saha ziyaretleri gerçekleştirdiğini ve okul yönetimlerinden her okuldan beş öğrenci seçerek askeri kurslara kaydettirmelerini istediğini aktardı. Talimatlara uymayı reddeden kurumların kapatılabileceği, yöneticilerine cezai yaptırımlar uygulanabileceği ve para cezası kesilebileceği yönünde tehditlerde bulunulduğu belirtildi.

thyj
Sana’da Husilerin yeni savaşçıları için düzenlenen tören sırasında silahını taşıyan bir çocuk (AFP)

Husilerin bu uygulaması, öğretmenler, öğrenciler ve veliler arasında öfke ve endişeye yol açtı. Söz konusu kesimler, bu adımın, eğitim sürecini özünden uzaklaştırmayı amaçlayan politikaların devamı olduğunu düşünüyor. Husilerin yıllardır müfredat ve okul faaliyetlerini ideolojik propaganda doğrultusunda şekillendirdiği ve eğitim kurumlarını askeri projelerine hizmet edecek şekilde kullandığı belirtiliyor.

Zorla düzenlenen kurslar

Şarku’l Avsat’a konuşan veliler, çocuklarının ailelerinin haberi olmadan sınıflarından alınarak bilinmeyen yerlere götürüldüğünü, burada ideolojik telkin ve askeri eğitim kurslarına tabi tutulduklarını söyledi. Bu durumun, söz konusu faaliyetlerin öğrencileri silah altına almanın ve cephelere sürmenin ön hazırlığı olabileceğine ilişkin endişelerini artırdığını belirtti.

Bu kaygılar nedeniyle bazı aileler, çocuklarını zorla saflara katılmaya maruz kalabilecekleri korkusuyla hedef alınan okullara göndermemeye başladı. Bazı özel okullarda öğrenci devamlılığının azaldığı gözlenirken, Husilerin baskı ve baskınlarının sürmesi ve eğitim kurumlarının öğrencileri bilimsel açıdan yetiştirmek yerine onları silah altına almak için kullanılan merkezlere dönüştürülmesi yönündeki endişeler de giderek artıyor.

gtyh
Husiler, aileleri, çocuklarıyla savaşçı olarak gurur duymaya teşvik ediyor. (Getty Images)

Sana’nın merkezindeki Muin bölgesinde yaşayan ve dört öğrencinin babası olan Abdullah, Husilerin askere alma girişimlerine maruz kalmalarından korktuğu için ortaokul ve lise çağındaki iki çocuğunu evde tutmak zorunda kaldığını söyledi. Okul yönetiminin çocuklarını Husilerin baskılarından koruyabileceğine dair güvenini kaybettiğini belirten Abdullah, çocuklarını eğitimden mahrum bırakmakla askeri saflara katılma riskine maruz bırakmak arasında zor bir seçimle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Abdullah, kendi ifadesiyle öğrencileri saflarına katmak ve askeri telkine tabi tutmak için kullanılan merkezlere dönüşen okullara çocuklarını göndermekten artık ailelerin büyük bölümünün korktuğunu dile getirdi.

Abdullah, “Çocuklarımızı eğitim almaları ve geleceklerini inşa etmeleri için okullara gönderdik; askeri kurslara ve savaş cephelerine sürüklenmeleri için değil” dedi. Husilerin uygulamalarının artık müfredat ve okul faaliyetlerine kendi görüşlerini dayatmakla sınırlı kalmadığını belirten Abdullah, okul yönetimlerine öğrenci seçmeleri ve bu öğrencileri askeri eğitim kurslarından sorumlu birimlere teslim etmeleri yönünde baskı yapıldığını kaydetti.

Okullar üzerindeki baskı

Sana’nın güneyindeki Sebin bölgesinde bulunan özel bir okulda görev yapan ve adının açıklanmasını istemeyen bir öğretmen, Sana ve çevresindeki özel okul yönetimlerinin, öğrencileri saflarına katmak ve eğitim başarılarının önüne geçecek şekilde askeri kurslara yönlendirmek amacıyla Husilere bağlı kültürel sorumluların giderek artan baskısıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Öğretmen, ideolojik telkin faaliyetlerinin eğitim sürecine giderek daha fazla müdahale ettiğini, Husilerin eğitim kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırdığı ve okul yönetimlerini talimatlarına uymaya zorladığı bir ortamda, öğretmenlerin tehdit veya cezalarla karşılaşma korkusuyla bu uygulamalara itiraz etmekten çekindiğini belirtti.

dcfhyjg
Husiler, Sana’daki okullara mezhepçi programlar ve savaşa seferberlik zorunluluğu getirdi. (X)

Öğretmen, öğrenim görmek ve geleceklerini inşa etmek için güvenli bir ortam sunması gereken okulların giderek artan müdahalelerle karşı karşıya kaldığını vurguladı. Öğrencileri okul sıralarından uzaklaştırarak eğitimle hiçbir ilgisi bulunmayan faaliyetlere katılmaya zorlamayı amaçlayan baskıların da giderek yoğunlaştığını ifade etti.

Husilerin bu girişimleri, örgütün kontrolündeki bölgelerde eğitim sisteminin kötüleşmeye devam ettiği bir dönemde gerçekleşti. On binlerce öğretmen ve eğitim çalışanı yıllardır maaşlarını alamazken, uygulanan politikalar yaşam koşullarını daha da ağırlaştırdı ve okulların eğitim ve öğretim görevlerini yerine getirme kapasitesini zayıflattı.