Özel güvenlik şirketleri, nasıl küresel güç mücadelesinin aracı haline geldi?

Özel güvenlik şirketlerine bağımlı hale gelen ABD artık onlar olmadan savaşa giremez

26 Aralık 1996 tarihinde kurulan Blackwater, kolluk kuvvetlerine, Adalet Bakanlığı'na ve askeri kuruluşlara eğitim desteği sağlamaya başlayan özel bir ABD güvenlik şirketi / Fotoğraf: AFP
26 Aralık 1996 tarihinde kurulan Blackwater, kolluk kuvvetlerine, Adalet Bakanlığı'na ve askeri kuruluşlara eğitim desteği sağlamaya başlayan özel bir ABD güvenlik şirketi / Fotoğraf: AFP
TT

Özel güvenlik şirketleri, nasıl küresel güç mücadelesinin aracı haline geldi?

26 Aralık 1996 tarihinde kurulan Blackwater, kolluk kuvvetlerine, Adalet Bakanlığı'na ve askeri kuruluşlara eğitim desteği sağlamaya başlayan özel bir ABD güvenlik şirketi / Fotoğraf: AFP
26 Aralık 1996 tarihinde kurulan Blackwater, kolluk kuvvetlerine, Adalet Bakanlığı'na ve askeri kuruluşlara eğitim desteği sağlamaya başlayan özel bir ABD güvenlik şirketi / Fotoğraf: AFP

Rus paralı asker grubu Wagner güçlerinin geçen haziran ayındaki isyanından ve grubun kurucusu ve lideri Yevgeni Prigojin'in birkaç gün önce benzeri görülmemiş bir senaryoyla öldürülmesinden bu yana özel askerî güvenlik şirketlerinin oynadığı ciddi rol, tüm dünyanın ana gündemini oluşturuyor.

Rusya, ABD ve diğer bazı küresel güçlerin savaşlarında ve askeri çatışmalarında özel güvenlik şirketlerine önemli bir araç olarak başvurmalarının nedenleri mercek altına alındı.

Peki paralı askerleri ve özel güvenlik şirketlerini 'servet avcılarına' dönüştüren şey neydi?

Ve bunlar ülkeler için bazen nasıl stratejik bir zayıflık haline geliyor?

Paralı askerler kimlerdir?

Britannica Ansiklopedisi'ne göre paralı asker, siyasi çıkarlar veya meseleler ne olursa olsun herhangi bir ülke veya ulus için savaşan ücretli profesyonel askerdir.

Uluslararası insancıl hukuka göre, bir bireyin paralı asker olarak sınıflandırılabilmesi için altı kriteri karşılaması gerekiyor.

Cenevre Konferansı Birinci Ek Protokolü'nün 47'nci maddesinde paralı askerin, doğrudan çatışmalara katılması koşuluyla, silahlı bir çatışmada savaşmak üzere yurt içinde veya yurt dışında özel olarak görevlendirilen herhangi bir kişi olduğu belirtiliyor.

Paralı askerlerin temel amacı özel kazanç elde etme arzusu ve çatışmanın taraflarından biri tarafından kendisine veya temsilcisine belirli bir ücret vaat edilmesidir.

Paralı askerler, çatışmanın taraflarından birinin vatandaşı olmamalı, çatışmanın taraflarından birinin kontrolü altındaki bir bölgede ikamet etmemeli ve çatışmanın taraflarından birinin silahlı kuvvetlerinin mensubu olmamalı.

Wagner Grubu, Rus hükümetini resmi olarak savaşlara dahil etmeden Rusya'nın küresel emellerinin fiili temsilcisi olarak hareket ediyor / Fotoğraf: AFP
Wagner Grubu, Rus hükümetini resmi olarak savaşlara dahil etmeden Rusya'nın küresel emellerinin fiili temsilcisi olarak hareket ediyor / Fotoğraf: AFP

Ayrıca çatışmaya taraf olmayan bir ülke tarafından silahlı kuvvetlerin bir üyesi olarak resmi bir görevle gönderilmemiş olmalı.

Birleşmiş Milletler (BM) sözleşmesine göre paralı asker, özel kazanç veya maddi tazminat amacıyla bir hükümeti devirmeye veya o ülkenin anayasal düzenini baltalamaya çalışan, o ülkenin vatandaşı olmayan kişi olarak tanımlanıyor.

Ancak uzmanlar bu tanımlamanın, savaşçıların bir kısmının, 2003 yılındaki işgalden sonra Irak'taki ABD'liler ve şu anda Ukrayna ve Suriye'deki Ruslar gibi, çatışmanın taraflarından birinin vatandaşları olduğu göz önüne alındığında, Rus Wagner, İngiliz Aegis veya Amerikan Blackwater, Vinnell, MPRI ve Halliburton gibi özel güvenlik ve askeri şirketlere tamamen uygulanıp uygulanmadığı konusunda hemfikir değiller

Paralı askerlerin tarihi

Tarih boyunca birçok paralı asker grubu ve ordusu, büyük savaşlarda belirleyici bir rol oynamış, bazen savaş alanındaki normal güçlerden daha iyi performans gösterdi.

Uluslararası çatışmaların bu çekişmeli tarihi, en az üç bin yıl öncesine, II. Ramesses'in hükümdarlığı sırasındaki Mısır İmparatorluğu'na kadar uzanıyor.

Bu, 14'üncü yüzyılda İtalya'nın elit paralı asker ordularından biri olarak bilinen 'Beyaz Bölük' gibi Orta Çağ'a kadar devam etti.

Kuvvetleri İngiliz, Alman ve Macarların bir karışımıydı. Daha sonra 15'inci ve 19'uncu yüzyıllar arasında Avrupa ordularının saflarına bir milyondan fazla İsviçreli katıldı.

Kremlin yıllardır Wagner Grubu'yla herhangi bir ilişkisi olduğunu inkar ederken, Batı medyası bu grubun Rus istihbaratının emri altında faaliyet gösterdiğine dikkat çekiyor / Fotoğraf: AFP
Kremlin yıllardır Wagner Grubu'yla herhangi bir ilişkisi olduğunu inkar ederken, Batı medyası bu grubun Rus istihbaratının emri altında faaliyet gösterdiğine dikkat çekiyor / Fotoğraf: AFP

14'üncü yüzyılın başlarında Bizans İmparatorluğu'nun Türklerle savaşmak için İspanyollardan paralı askerler kiraladığı durumda olduğu gibi, bazen paralı asker kiralamak siyasi açıdan tehlikeli ve maliyetli olabilir.

Zira paralı askerler, Bizans ordusunun düşmanı yenmesine yardım ettikten sonra komutanlarına saldırdılar ve bir Bizans şehrini yağmaladılar.

Yüzyıl Savaşları'nın (1337-1453) ardından binlerce erkek yalnızca işgal edilen Avrupa'ya karşı savaşmak için eğitildi.

İsviçreli, İtalyan ve Alman askerlerden oluşan sözde 'özgür şirketler', hizmetlerini çeşitli komutanlara ve prenslere sattılar.

Açgözlü, acımasız ve disiplinsiz olan bu kiralık askerlerin çoğu, işverenlerinin hizmetlerinin karşılığını ödeme konusundaki isteksizliği veya yetersizliği nedeniyle patronlarına ihanet ederek ve sivilleri yağmalayarak isyan etti.

Ancak 18'inci yüzyılın sonlarından bu yana paralı askerler çoğunlukla zenginlik arayan bireysel askerlerdi.

Bu nedenle onlara 'servet avcıları' deniyordu ve onlar İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana bazı üçüncü dünya ülkelerinde bir miktar ün kazandılar.

Afrika, Ortadoğu, Amerika ve Güneydoğu Asya'daki çatışmalarda yabancı paralı askerler kullanıldı.

Paralı askerler, gelişmekte olan ülkelerdeki istikrarsız hükümetleri devirmek ve birçok küçük darbe için gerekli insan gücünü sağlamak amacıyla sıklıkla sahaya sürüldü.

Son yıllarda, muharebe de dahil olmak üzere hizmet sunan özel güvenlik ve askeri şirketler, güvenlikle ilgili belirli hizmetler için hükümetler tarafından sözleşme yapılan, yasal olarak oluşturulmuş kuruluşlar olarak kullanılmaya başlandı. Tabii ki bunun arkasında çeşitli nedenler var.

Özel güvenlik şirketleri

Bunun en önemli nedenlerinden biri, II. Dünya Savaşı'nın bitiminden sonra birçok Batılı ülkenin silah üretimini özelleştirmeye başvurmasıdır.

Almanya'daki Freiburg Üniversitesi Kamu Hukuku Enstitüsü'nde silahlı çatışmalarda özel milislerin rolü konusunda uzmanlaşmış bir araştırmacı olan Katharina Stein, bunu askeri hizmetlerin özelleştirilmesinin takip ettiğini söylüyor.

Soğuk Savaş 1990 yılında sona erdiğinde ve ABD, Birleşik Krallık ve eski Sovyetler Birliği ordularını küçültmeye başladığında, pek çok iyi eğitimli asker işsiz kaldı.

Bu kişiler özel askeri şirketlerde yeni pozisyonlar buldular ve genellikle aynı ülkelerle, aynı ülkelerin askeri müdahaleye izin verdiğinden daha az yoğun çatışmalara müdahale etmek üzere sözleşme imzaladılar.

Blackwater

26 Aralık 1996 tarihinde eski Donanma Subayı Erik Prince tarafından kurulan Blackwater, kolluk kuvvetlerine, Adalet Bakanlığı'na ve askeri kuruluşlara eğitim desteği sağlamaya başlayan özel bir ABD askeri güvenlik şirketiydi.

İlk sözleşmesini 2000 yılında ABD destroyeri USS Cole'un bombalanmasından sonra ABD hükümetinden aldı.

Ancak Yeni Amerika Merkezi'nde (New America Center) stratejist olan Peter Singer'a göre şirketin adı, onlarca Iraklının ölümüne yol açan bir katliamın ardından Irak'ta çamura bulandı.

Bu durum, ABD'nin Irak'taki özel askeri gücünün hukuki statüsü, yönetimi, gözetimi ve hesap verebilirliğine ilişkin birçok soruya ışık tuttu.

Singer, o zamanlar bu skandalın en kötü yanının, ABD hükümetinin artık birincil görevlerinden birini yani ülkede sükuneti sağlamayı yerine getirememesi olduğunu düşünüyordu.

Bu nedenle ABD, Blackwater gibi özel şirketlere ve askeri yüklenicilere güvenerek devasa askeri operasyonları dış kaynaklara yaptırdı.

Bu da askeri yüklenicilere olan bağımlılığın ve azalmanın tüm işaretlerini gösteriyor.

Irak'ta siyasi bağlantıları ve yolsuzluğu olan şirketlere odaklanan ABD Kongresi'ndeki Waxman Komisyonu da Blackwater'ın karanlık modellerinden bazılarını gün yüzüne çıkaran bir dizi belgeyi ortaya çıkardı.

Çok sayıda şirket

2007 yılında ABD Savunma Bakanlığı'nda (Pentagon) yapılan bir iç nüfus sayımı, Irak'ta yaklaşık 160 bin kişinin özel askeri yüklenicilerle çalıştığını ortaya çıkardı.

Bu da kabaca o zamanki ABD kuvvetlerinin toplam sayısına eşitti. Bununla birlikte, bir dizi büyük şirketin yanı sıra ABD Dışişleri Bakanlığı veya diğer ABD federal kurumları veya sivil toplum kuruluşları tarafından istihdam edilen şirketler bu sayıya dahil edilmediğinden, bu sayı ihtiyatlı bir tahmin olarak kabul edildi.

2006 yılında yayınlanan bir başka tahminde, Irak Özel Güvenlik Şirketleri Birliği'nin yöneticisi, Irak'ta 181 özel güvenlik şirketinin faaliyet gösterdiğini bildirdi.

Sorunun kökeni

Atlantik Konseyi strateji uzmanı Sean McFate'e göre sorunun kökeni, ABD Savunma Bakanlığı'nın Afganistan ve Irak'ta tamamı gönüllülerden oluşan düzenli askeri gücün iki uzun savaşı sürdürmeye yetecek kadar gönüllü toplayamadığını tespit etmesidir.

Bu durum politikacılara üç korkunç seçenek bıraktı. Bunlardan ilki, hayal bile edilemeyecek şekilde geri çekilmek ve savaştan vazgeçmekti.

İkincisi, siyasi intihar olarak değerlendirilen açığı kapatmak için Vietnam Savaşı'na benzer bir şekilde zorunlu askerlik hizmetinin başlatılmasıydı.

Üçüncüsü ise gerekli görevleri yerine getirecek şirketlerin getirilmesiydi. Bu nedenle hem George Bush hem de Barack Obama yönetimlerinin özel güvenlik şirketlerini seçmesi şaşırtıcı değildi.

Ancak söz konusu şirketlere bağımlılık aslında ABD Silahlı Kuvvetleri'nin yaklaşık yüzde 10'unun sözleşmeye bağlandığı İkinci Dünya Savaşı'na kadar uzanıyor.

Bu oran Irak ve Afganistan'daki savaşlar sırasında yüzde 50'ye fırladı.

Gelecek için endişelenmek

Bu büyük yüzde endişe verici bir eğilimi gösteriyor. Zira ABD, savaşlarını yürütmek için özel güvenlik şirketlerine bağımlı hale geldi.

Doğal olarak bu stratejik bir zayıflık teşkil ediyor. Çünkü söz konusu durum, ABD'nin artık özel askerî güvenlik şirketleri olmadan savaş yürütemeyeceği anlamına geliyor.

En önemli nokta ise şu ki ABD, savaşlarını büyük ölçüde özel güvenlik şirketleri aracılığıyla yürütüyor ve onlar olmadan Amerikan muharebe kuvvetleri güçsüz kalacak.

Şayet bu eğilim devam ederse gelecek savaşlarda gücün yüzde 80-90 oranında azaldığını görebiliriz.

Atlantic gazetesine göre özel askerî güvenlik şirketleriyle sözleşme yapmak büyük bir iş.

2014 mali yılında, Irak ve Afganistan savaşları devam ederken Pentagon, federal sözleşmelere 285 milyar dolar ayırdı.

Bu rakam, diğer tüm hükümet kurumlarının toplamından daha fazlaydı. Bu, federal harcamaların yüzde 8'ine, yani tüm İngiliz savunma bütçesinin üç buçuk katına denk geliyordu.

Wagner Grubu

Ancak Rusya'da durum biraz farklı. Çünkü 2014 yılında Yevgeniy Prigojin tarafından kurulan özel askeri şirket Wagner Rusya'da yasal değildi.

Barnard College'da profesör olan Kimberly Martin, 2020 yılında ABD Kongresi önünde yaptığı açıklamada, Wagner'i yasadışı ve Rusya'da bir belirsizlik ortamında tutmanın, Kremlin'in bu grup tarafından gerçekleştirilen tehlikeli eylemlerden kendisini uzaklaştırmasına izin verdiğini söyledi.

Bu, Wagner savaşçılarının 2018 yılında Suriye'de ABD kuvvetlerine karşı şiddetli bir savaş sırasında öldüğü ve bunun yaklaşık 300 Wagner paralı askerinin öldürülmesiyle sonuçlandığı zaman açıkça görülüyordu.

Kremlin yıllardır Wagner Grubu'yla savaş suçlarıyla bağlantılı herhangi bir ilişkisi olduğunu inkâr ederken, Batı medyası bu grubun Rus istihbaratının emriyle faaliyet gösterdiğini vurguluyor.

Amerikan gazetesi The Daily Beast, Wagner gibi özel askeri şirketlerin Rusya yasalarına göre yasal olarak faaliyet göstermediğini ancak tercih edilen bazı şirketlerin Rus devletiyle bir tür ortaklık içinde çalışmasına izin verildiğini söylüyor.

Grubu yakından inceleyen New America Center'ın Geleceğin Cepheleri Programı Direktörü Candace Rondo, Wagner'in savaş hizmetlerinin Rusya'nın dış politika oyununa yaptığı katkının yalnızca bir parçası olduğunu söylüyor.

Rondo, Wagner savaşçılarının düzensiz savaş operasyonları ve psikolojik savaş için çok amaçlı roller oynadığına ve bir dizi Afrika ülkesindeki çatışmalarda ortak güçlerin eğitimi de dahil olmak üzere diğer çatışma alanlarında önemli bir taktik rol oynadığına inanıyor.

Bu, Rusya'nın dünyanın her yerine askerî açıdan kendisini yansıtabileceği izlenimini yaratacak bir varlıktır.

Wagner Grubu, Rus hükümetini resmi olarak savaşlara ve çatışmalara dahil etmeden, Rusya'nın küresel emelleri için fiili bir ajan olarak hareket ediyor ve bu da Wagner'in faydasını artırıyor.

Ayrıca Rusya'nın, birçok Afrika ve Ortadoğu ülkesine nüfuz etmesine ve çok fazla maliyet olmadan ilerlemesine olanak tanıyor.

Şirketlerle sözleşme yapmanın avantajları

Ülkeleri bütün bir orduya kıyasla ucuz bir alternatif gibi görünen özel güvenlik şirketlerine çeken şey genellikle uygun maliyetli dış kaynak kullanımıdır.

Özel askeri ve güvenlik şirketleri çok daha ucuz gibi görünüyor ve devletlerin onları eğitmesi gerekmiyor.

Ayrıca emeklilik masraflarını karşılamaları ya da yaralandıklarında veya hastalandıklarında personelinin tedavisini karşılamaları da gerekmiyor.

Katharina Stein'a göre ABD, 1994'ten 2007'ye kadar 12 özel milis gücüne yaklaşık 300 milyar dolar yatırım yaptı ki bu çok büyük bir rakam.

Ancak çoğu ülkenin gözünde iyi bir yatırım. Çünkü ABD hükümetiyle sözleşme yapan bu şirketler son derece uzman ve iyi eğitimli kadrolara sahip. Aynı zamanda kendi ekipmanlarını da getiriyorlar.

Ancak hepsinden önemlisi de 'kirli işleri' özel askeri güvenlik şirketleri yapıyor. Böylece savaş suçlarının sorumluluğu daha kolay gözden kaçıyor.

Bu nedenle parlamento orduyu konuşlandırmaya ikna edilemezse özel askeri şirketlerle her zaman sözleşme yapılabilir.

Cezai sorumluluğun bulunmaması

Genel bir kural olarak, devletlerin özel güvenlik şirketlerini kontrol etmesi zor. Çünkü genellikle yasal sularda faaliyet gösterirler ve kendilerini kurallara uyma veya uluslararası savaş hukukuna uygun hareket etme konusunda daha az yükümlü hissederler.

Bu davranışın en güzel örneklerinden biri, 2007 yılında Bağdat'ta Amerikan özel güvenlik şirketi Blackwater savaşçıları tarafından 17 Iraklı sivilin katledilmesidir. 2020 yılında eski ABD Başkanı Donald Trump, cinayetlerin sorumlusu olan dört kişi için af çıkardı.

Gözlemciler, özel güvenlik ve askeri şirketlerin konuşlandırıldıkları ülkelerde cezai kovuşturulmanın hiçbir zaman gerçekleşmediğine dikkat çekiyor.

Geçtiğimiz 20, 30z yılda, bilinen tek cezai hükümler 2004 yılındaki başarısız darbeden kaynaklananlar oldu. Sandline International'ın kurucu ortağı ve CEO'su Simon Mann'ın 34 yıl hapis cezasına çarptırıldığı Ekvator Ginesi'nde, yine 2009 yılında Ekvator Ginesi Devlet Başkanı tarafından affedildi.

Birleşmiş Milletler'in rolü nedir?

Söz konusu şirketlerin çoğalmasını teşvik eden şey, ABD, Rusya ve Çin gibi büyük ülkelerin, 2001 yılında yürürlüğe giren Paralı Askerlerin İşe Alınması, Kullanılması, Finansmanı ve Eğitimine Karşı Uluslararası Sözleşme'yi onaylamamasıydı.

BM Paralı Askerler Sözleşmesi, paralı askerlerin silahlı çatışmalarda kullanılmasının ve finanse edilmesinin suç olduğunu belirtiyor.

Ancak anlaşmayı yalnızca 35 üye ülke onayladı ve ABD, Rusya ve Çin anlaşmayı onaylamadı.

ABD'nin Paralı Askerlerin İşe Alınması, Kullanılması, Finansmanı ve Eğitimine Karşı Uluslararası Sözleşme'yi onaylamamasının nedeni kısmen, bu konuda önceki BM protokollerinin ve kararlarının çelişkili olmasa da farklı tanımlar içerdiği algısından kaynaklanıyordu.

Bazı ülkeler paralı asker tanımına, özel askeri şirketlerin de dahil edilmesi gerektiğini söyledi.

Bu nedenle ABD hükümeti, en azından diğer ülkelerin ve büyük güçlerin çoğunluğu paralı askerlik yasağına uymaya istekli olana kadar eylemsizliğin en iyi eylem planı olduğuna karar vermiş gibi görünüyor.

Durum değişir mi?

Bazı uzmanlar Wagner Grubu ile ilgili son gelişmelerin özel askeri şirketlere ilişkin düşüncede temel bir değişime yol açacağını ve bunların çoğalmasını düzenleyen uluslararası düzenlemeler için baskı yaratacağını umuyor.

Ancak bunu yapmaya yönelik daha önceki girişimler, paralı askerleri en çok kullanan dört ülke olan ABD, İngiltere, Güney Afrika ve İsrail tarafından engellendiği için başarısız oldu.

Birçok ülke, 17 Eylül 2008 tarihinde onaylanan sözde Montrö Belgesi'ni, Almanya, Ukrayna ve ABD'nin katılımıyla yayınlandıktan sonra ülkelerin özel askerî güvenlik şirketleriyle nasıl anlaşma yapacaklarını düzenlemek için uluslararası alanda geliştirilebilecek bir belge olarak adlandırdı.

Ancak belge bağlayıcı değil. Çünkü belgeden hak veya yükümlülük çıkarımına izin verilmiyor.

Independent Türkçe - Independent Arabia



Arakçi’nin cevabı İslamabad'ın ‘görüşme planlarını’ yerle bir etti

Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir, dün İslamabad'da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve beraberindeki heyetle bir araya geldi. (EPA)
Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir, dün İslamabad'da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve beraberindeki heyetle bir araya geldi. (EPA)
TT

Arakçi’nin cevabı İslamabad'ın ‘görüşme planlarını’ yerle bir etti

Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir, dün İslamabad'da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve beraberindeki heyetle bir araya geldi. (EPA)
Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir, dün İslamabad'da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve beraberindeki heyetle bir araya geldi. (EPA)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, dün İslamabad ziyaretini tamamlarken dünya, ABD/İsrail-İran savaşında bir çözüme ulaşmaya yönelik diplomatik çabalar çerçevesinde ABD Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcilerinin iki taraf arasında dolaylı müzakereler yürütmek üzere Pakistan’ın başkentine ulaşmalarını dört gözle bekliyordu.

Arakçi'nin yanıtı ve İslamabad'dan ayrılışı, arabulucu Pakistan’ın bir önceki akşam ikinci bir müzakere turu için hazırladığı ‘görüşme planlarını’ yerle bir etti. Bu gelişme, İran heyetinin ziyaretinin Amerika ile görüşme amacı taşımadığını, Umman Sultanlığı ve Rusya'yı kapsayan bir turun parçası olduğunu daha önceden açıklamış olmasına karşın yaşandı. İran'ın resmi haber ajansı IRNA'nın gece saatlerinde Arakçi'nin Maskat ziyaretinin ardından Moskova'ya geçmeden önce Pakistan'ı yeniden ziyaret etmeyi planladığını bildirmesi dikkati çekti.

Arakçi, Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, Başbakan Şehbaz Şerif ve arabuluculuk sürecinde kilit bir rol üstlenen Ordu Komutanı Asım Münir ile görüştü. Arakçi, bu görüşmelerde İran'ın bir anlaşmaya ulaşmaya yönelik ABD tarafından sunulan öneriye verdiği yanıtı ilettiklerini belirterek "Washington'ın diplomasi konusunda gerçekten ciddi olup olmadığını görmemiz gerekiyor” dedi.

Öte yandan ABD Başkanı Trump, özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner'ın İslamabad'a yapması planlanan ziyareti iptal ettiğini duyururken bunun İran ile savaşın yeniden başlayacağı anlamına gelmediğini vurguladı.

Tahran'da şu an kimin yönetimin dizginlerini elinde tuttuğunu kimsenin bilmediğini belirten Trump, sosyal medya platformu Truth Social hesabından yaptığı açıklamada “Sözde liderliklerinde muazzam bir iç çatışma ve büyük bir kargaşa yaşanıyor” ifadelerini kullandı.


Netanyahu, İsrail ordusuna Hizbullah hedeflerini ‘Güçlü bir şekilde’ vurmasını emretti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)
TT

Netanyahu, İsrail ordusuna Hizbullah hedeflerini ‘Güçlü bir şekilde’ vurmasını emretti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün İsrail ordusuna Lübnan'daki Hizbullah hedeflerini ‘güçlü bir şekilde’ vurması talimatını verdiğini açıkladı. Bu açıklama, İsrail ordusunun Hizbullah'ın ateşkesi ihlal ettiğini duyurmasının ardından yapıldı.

Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada Netanyahu’nun, Amerikan Başkanı Donald Trump'ın ateşkesi üç hafta uzatacağını ilan etmesinden iki gün sonra orduya ‘Lübnan'daki Hizbullah hedeflerini güçlü bir şekilde vurun’ emri verdiği belirtildi.

Açıklamanın ardından Lübnan'ın resmi haber ajansı NNA’nın haberine göre İsrail Güney Lübnan’a hava saldırıları düzenledi. NNA’ya göre İsrail, Lübnan’ın Hadasa, Zebkine, Harbata Selm ve Sultaniye beldelerine hava saldırısı düzenlerken İsrail ordusu, Hizbullah tarafından kullanıldığını öne sürdüğü askeri binaları hedef aldığını duyurdu.

Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre dün Güney Lübnan'a yönelik İsrail hava saldırılarında 6 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu ise Hizbullah üyelerini hedef aldığını açıkladı.

Bakanlık ilk açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Düşman İsrail’in Nebatiye’ye bağlı Yahmar eş-Şakif beldesinde bir kamyon ve bir motosiklete düzenlediği saldırıda 4 vatandaş öldü.”

Fransa Haber Ajansı AFP’nin aktardığına göre bakanlık ikinci açıklamasında ise "Düşman İsrail’in Bint Cübeyl’e bağlı Safed el-Batih beldesine yönelik saldırısında 2 kişi öldü, 17 kişi yaralandı” denildi. Bu rakamlarla Cuma gününden bu yana Güney Lübnan'ın çeşitli bölgelerindeki İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 12'ye yükseldi.

İsrail ordusu ise ‘savaş malzemesi yüklü bir pikap araçta’ seyahat eden üç Hizbullah üyesini ve Güney Lübnan'da motosikletle hareket eden bir üyeyi daha hedef aldığını açıkladı.

Tüm bunlar, Trump'ın perşembe günü Beyaz Saray'da Lübnan ve İsrail büyükelçileriyle yürütülen yeni bir görüşme turunun ardından 17 Nisan'da başlayan ateşkesi üç hafta uzatacağını ilan etmesine karşın yaşandı.

İşte çeviri:

Bu son savaş, 28 Şubat'ta başlayan ABD ve İsrail’in İran'a yönelik saldırısının ilk gününde İran Dini Lideri Ali Hamaney'in hayatını kaybetmesinin ardından Hizbullah'ın İsrail'e roketli saldırı düzenlediği 2 Mart'ta patlak verdi.

İsrail, Lübnan'a kapsamlı hava bombardımanı düzenleyerek kara kuvvetlerini güneydeki bölgelere sevk etti ve 17 Nisan'da ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından da bu bölgelerdeki varlığını sürdürdü.

Sağlık Bakanlığı'nın dün yayımladığı en güncel verilere göre 2 Mart'tan bu yana İsrail saldırılarında Lübnan'da 2 bin 496 kişi hayatını kaybetti, 7 bin 700'den fazla kişi yaralandı.


Şahbaz Şerif, Pakistan'ın İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında arabuluculuk yapma konusundaki kararlılığını teyit etti

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif dün İslamabad'da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile görüştü (Reuters)
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif dün İslamabad'da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile görüştü (Reuters)
TT

Şahbaz Şerif, Pakistan'ın İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında arabuluculuk yapma konusundaki kararlılığını teyit etti

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif dün İslamabad'da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile görüştü (Reuters)
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif dün İslamabad'da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile görüştü (Reuters)

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD Başkanı Donald Trump'ın elçilerinin İslamabad'a yapmayı planladığı ziyareti iptal etmesinin ardından dün İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde, ülkesinin Tahran ve Washington arasında arabuluculuk rolüne olan bağlılığını teyit etti.

sdbtrhy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçii, İslamabad'da Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü (Reuters)

Şerif, “X” platformunda yaptığı bir paylaşımda, “Bu akşam kardeşim Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bölgesel durumdaki gelişmeler hakkında dostane ve yapıcı bir telefon görüşmesi yaptım. İran'ın, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlığındaki İslamabad ziyaretinde yer alan üst düzey heyet de dahil olmak üzere, sürdürdüğü iş birliğine duyduğum takdiri dile getirdim” ifadelerini kullandı.

Sözlerine şöyle devam etti: "Dostlarımızın ve ortaklarımızın desteğiyle Pakistan'ın dürüst ve tarafsız bir arabulucu olma taahhüdünü sürdürdüğünü ve bölgede sürdürülebilir barış ve kalıcı istikrarı sağlamak için yorulmadan çalıştığını bir kez daha teyit ettim."