Yemen: İç savaş ve yaşam şartları intiharları artırıyor

Yemen’de maaşların kesilmesi, Husi işgalindeki bölgelerde ruhsal hastalıkları arttırdı

Yemenli bir adam ve çocuğu, Hucce vilayetinde Sınır Tanımayan Doktorlar’ın sponsorluğundaki psikiyatri kliniğinde tedavi görüyor (Sınır Tanımayan Doktorlar)
Yemenli bir adam ve çocuğu, Hucce vilayetinde Sınır Tanımayan Doktorlar’ın sponsorluğundaki psikiyatri kliniğinde tedavi görüyor (Sınır Tanımayan Doktorlar)
TT

Yemen: İç savaş ve yaşam şartları intiharları artırıyor

Yemenli bir adam ve çocuğu, Hucce vilayetinde Sınır Tanımayan Doktorlar’ın sponsorluğundaki psikiyatri kliniğinde tedavi görüyor (Sınır Tanımayan Doktorlar)
Yemenli bir adam ve çocuğu, Hucce vilayetinde Sınır Tanımayan Doktorlar’ın sponsorluğundaki psikiyatri kliniğinde tedavi görüyor (Sınır Tanımayan Doktorlar)

Yemenli öğretmen Samir’in ailesi, çocuklarının defalarca intihar girişiminde bulunduğunu söyledi. 4 yıl önceki ilk denemesinde yaşadığı psikolojik krizi atlattığını düşünürlerken, bir yıl önce bir kutu sakinleştirici hapın tamamını yutması karşısında şaşrdıklarını dile getirdi. Aktarılana göre ailesi, çocuklarının vücudunda etki yaratmadan önce onu tedavi edip kurtarmayı başardı ama bu sefer de Samir, kendini bir binanın çatısından atmaya çalıştı.

Başkent Sana’nın batısındaki yüksek katlı bir binanın sakinleri, Samir’in çatıya çıkan kapıyı açmaya çalıştığını görünce ailesini uyarmaya çalıştı. Bina sakinlerinden biri onu tanımayıp onun bir hırsız olduğunu düşünse de diğer sakinler onu tanıyordu. Nitekim Samir’in kendisini çatıdan aşağı atmaya çalıştığı ortaya çıktı. Bu noktada ailesi, durumu daha fazla gizleyemedi ve yaşananları fırsat bilerek oğullarının şüpheli davranışlarda bulunduğunu fark eden mahalle sakinlerinden işbirliği yapmalarını istedi.

Uluslararası örgütler ve kuruluşlar, Yemen’de psikiyatrik tıp alanında destek sağlıyor. Ancak yardımın etkisi sınırlı (BM)
Uluslararası örgütler ve kuruluşlar, Yemen’de psikiyatrik tıp alanında destek sağlıyor. Ancak yardımın etkisi sınırlı (BM)

Samir, 7 yıldır maaşlarının kesilmesi başta olmak üzere zorlu yaşam koşulları nedeniyle psikolojik rahatsızlıklara maruz kalan öğretmenlerden biri. Yaşamsal koşullar, birçok öğretmeni intihara, canına kıymaya, sokaklarda barınmaya ya da ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için ailelerine başvurmaya itti.

Samir’in annesi, karısı ve tek kızı onu neredeyse sürekli takip etmek zorunda. Dört denemeden sonra tekrar intihar edebileceği korkusuyla, ilaçlara, kesici aletlere, iplere, tellere ulaşması engelleniyor. Ayrıca mahalle halkından evin dışında onu izlemelerini istiyorlar. Erkek kardeşi de sokaklarda onu takip etmek için mağazadaki işinden izin almak zorunda kalıyor.

Yaklaşık 1 ay önce Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), Yemen’de ruh sağlığı hizmetlerinin kısıtlı olması nedeniyle bu yıl yaklaşık 7 milyon Yemenlinin ruh sağlığı bakımına ihtiyaç duyduğunu açıkladı. Yemen’de her 700 bin kişiye 1 psikiyatrist düşüyor. Bu, 100 bin kişi başına yaklaşık 40 psikiyatrist gerektiren küresel standarttan çok daha düşük bir yüzde.

Öğretmenler intihar ediyor

UNFPA’ya göre 7 milyon Yemenliden yalnızca 120 bini, ruh sağlığı hizmetlerine erişebiliyor. Bu sayı, büyüyen ve artan ihtiyaçların boyutuyla tamamen orantısız olan küçük bir sayı.

Darbeci Husiler, kontrolleri altındaki bölgelerde birçok psikiyatri hastanesinin ve kliniğinin kapatılmasına neden oldu (X)
Darbeci Husiler, kontrolleri altındaki bölgelerde birçok psikiyatri hastanesinin ve kliniğinin kapatılmasına neden oldu (X)

“Yemen ruh sağlığı bakımında hâlâ küresel standarttan çok uzakta” açıklamasında bulunan UNFPA, ABD Kalkınma Ajansı’ndan aldığı tahminen 23 milyon dolar tutarındaki finansmanın bir kısmını, 14 hastane ve 4 gezici klinikte psikososyal destek hizmetlerinin sağlanmasına, ayrıca kadınlar ve kız çocuklarına yönelik psikolojik destek sağlamak üzere 20 güvenli alanın desteklenmesine ayırdığına dikkat çekti.

UNFPA’nın açıklamasıyla eş zamanlı olarak Amran vilayetinde (başkent Sana’nın 51 kilometre kuzeyinde) Genel Elektirik Şirketi’nin bir çalışanı, işinden atılması ve teşvik adı altında aldığı küçük meblağlardan mahrum kalması nedeniyle intihar etti. Vilayette Elektrik Şirketi şubelerini kontrol eden bir Husi lider, söz konusu çalışanı ve onlarca meslektaşına görevden aldı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre İbb vilayeti ise en fazla öğretmen intiharına tanık olan Yemen vilayeti oldu. Yalnızca 2019 yılında 5’ten fazla öğretmen intihar etti. Bu yıl maaş kesintisi nedeniyle en çok öğretmen intiharının yaşandığı yıl oldu.

Yerinden edilmiş kişiler, Yemen’in Taiz şehrinde BM yardımı alıyor (AFP)
Yerinden edilmiş kişiler, Yemen’in Taiz şehrinde BM yardımı alıyor (AFP)

İntihar olaylarıyla ilgili, resmî bir kurum tarafından yayınlanan istatistik bulunmasa da intiharlar sadece öğretmenler ve kamu çalışanlarıyla sınırlı değil. İbb, genel olarak adı intiharlarla en çok anılan vilayet. Öyle ki 2022 yılında darbeci Husilerin kontrolündeki tüm vilayetlerde 50’den fazla intihar ya da intihar girişimi yaşandı, ancak tahminler her iki günde bir intihar yaşandığını gösteriyor.

2019 yılı maaşların kesilmesi nedeniyle en meşhur intihar olaylarına sahne oldu. Başkent Sana’da genç bir öğretmen, yaşadığı evin sahibinin birkaç aydır kira ödememesinin yanı sıra birikmiş borçları nedeniyle kendisinden şikayetçi olması üzerine kendini Ecza Kules’nin tepesinden aşağı attı.

Çevreye göre çeşitlilik

Yemen’de son yıllarda yayılan akıl hastalıkları konusunda çalışan uluslararası kuruluşların verilerinden, çatışmaların uzağındaki vilayetlerde halk arasında ortaya çıkan psikolojik koşulların kaygı, depresyon, aşırı üzüntü, şiddete eğilim ile temsil edildiği açıkça görülüyor.

Ancak Husi milislerinin askeri çatışmalarına ve şiddet uygulamalarına tanık olan bölgeler, daha karmaşık psikolojik koşullara sahne oluyor. Bu bölgelerde daha çok şiddetli depresyon, psikoz, bipolar bozukluk, gelecek kaygısı, sürekli korku veya patolojik korku, sürekli hayal kırıklığı ve kaygıya dönüşen travma sonrası stres bozukluğu yaşanıyor.

Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü’nün (MSF) verilerine göre çocuklarda şiddetli depresyon, panik, histeri, kekemelik, yatak ıslatma, hiperaktivite, kabus görme ve uyku bozukluğu gibi sorunlar yaşanıyor. Ayrıca depresyon, travma sonrası stres belirtileri, obsesif kompulsif bozukluk, geri çekilme, endişe, uyku bozuklukları, kaygı ve stres, bu bölgelerin yanı sıra yerinden edilen kamplarda da çoğalıyor.

Savaş nedeniyle pek çok psikolojik rahatsızlık yaşayan Yemenli çocuklar, psikolojik destek ve tedaviden mahrum kalıyor (Reuters)
Savaş nedeniyle pek çok psikolojik rahatsızlık yaşayan Yemenli çocuklar, psikolojik destek ve tedaviden mahrum kalıyor (Reuters)

Darbeci Husi milisler tarafından kontrol edilen Sana’da sağlık sektöründe çalışan ve takma adı Halid Celal olan bir yetkili, Yemenlilerin kötüleşen ruh sağlığı trajedisinin görünürdeki boyutunun gerçek boyutundan çok daha az olduğunu söyledi. Yetkili, sivil toplum ve medyanın yokluğuna ek olarak, savaşın etkileri ve yarattığı yaşam koşulları kaydedecek istatistikler, dijital veriler veya stratejiler bulunmadığına dikkati çekerken, görünmeyen trajedinin görünenden çok daha büyük olduğunu vurguladı.

Celal, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu trajedinin gelecekte daha da kötüleşeceğini, savaş bittikten ve kamusal hayat normalleşmeye başladıktan sonra patlayacağını söyledi. Celal’e göre Yemenliler, en az üçte birinin darbeden, savaştan, maaş kesintisinden, işsizlikten, zor yaşam koşullarından ya da savaşın devam etmesinden kaynaklanan psikolojik rahatsızlıklardan mustarip olduğunu belirtti.

Yetkili, savaşın Yemenlilerin ruh sağlığı üzerindeki yansımalarıyla yüzleşecek sağlık stratejilerinin bulunmamasının, ülkenin ve toplumun geleceği için bir risk oluşturduğu ve kamplarda veya sınırlarda, zorlu yaşamsal koşullarda büyüyen ve çoğunun psikolojik açıdan rahatsız olması muhtemel çocuklar nedeniyle bu ihmalin derhal durdurulması gerektiği konusunda uyardı. Halid Celal, çocukların maruz kaldığı koşulların, milislerin ve terör örgütlerinin onları kendilerine çekmesini ve saflarına katmasını kolaylaştırdığını vurguladı.

Yemen’deki diğer binlerce psikiyatri hastasıyla birlikte Samir’in durumu da kötüleşirken sağlık yetkilisi, Dünya Sağlık Örgütü’nün 10 ay önce Yemen’de açıkladığı ulusal ruh sağlığı stratejisinin uygulanmasına yönelik prosedürlerin netlik kazanmaması veya bu stratejiden şu ana kadar nelerin başarıldığının açıklanmaması karşısında şaşkınlığını dile getirdi.



Hizbullah masada mı? Perde arkası iddialar gündemde… Lübnan dosyası İran’a mı devrediliyor?

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam’ın arasında (Arşiv fotoğrafı - Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam’ın arasında (Arşiv fotoğrafı - Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Hizbullah masada mı? Perde arkası iddialar gündemde… Lübnan dosyası İran’a mı devrediliyor?

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam’ın arasında (Arşiv fotoğrafı - Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam’ın arasında (Arşiv fotoğrafı - Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Hizbullah arasında, Lübnan’ı temsilen müzakereleri kimin yürüteceğine ilişkin artan gerilim ve İsrail’in yoğunlaşan saldırıları, Avn’ın Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevaf Selam ile planladığı görüşmenin ertelenmesine neden oldu. Taraflar, tansiyonun düşürülmesi ve uygun bir zemin oluşturulması amacıyla toplantıyı ileri bir tarihe bırakırken, bu süreçte iletişimi kesmeyerek temaslarını sürdürme kararı aldı. ABD’nin saldırıları durdurma yönünde ilerleme sağlaması halinde görüşmenin kısa sürede yeniden yapılması öngörülüyor.

Ancak yüksek siyasi tonla yürütülen bu medya savaşı, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın, İsrail ile doğrudan müzakereleri reddetme gerekçelerini açıkladığı bildiride yer alan mesajların önemini gölgelemiyor.

Kasım’ın, “Yetkililer bilsin ki performansları ne Lübnan’a ne de kendilerine fayda sağlar. İsrail-Amerikan tarafının onlardan istediği onların elinde değil, sizin ondan istediklerinizi de size vermeyecek” sözleri, Avn’ın ABD arabuluculuğunda doğrudan müzakere seçeneğini destekleyen siyasi çoğunlukta şaşkınlıkla karşılandı.

İran mesajı

Lübnanlı kaynaklara göre, Kasım’ın dile getirmediği hususlar açıklamalarından daha fazla önem taşıyor. Bu çerçevede Hizbullah’ın sahada tek başına “etki ve güç sahibi” olduğu mesajını vermeyi amaçladığı belirtiliyor. Kaynaklar, bunun İran’ın Lübnan adına müzakere yürütme konusunda en yetkin taraf olduğu yönünde dolaylı bir işaret taşıdığını ifade ediyor. Kasım’ın, İran ile ABD arasında Pakistan’da yapılan görüşmeler sonrası sağlanan ateşkese teşekkür etmesi de bu yaklaşımın bir yansıması olarak görülüyor.

vfeve
Güney Lübnan’da, İsrail sınırına yakın bölgede UNIFIL güçlerine ait bir devriye (AP)

Kasım’ın, dolaylı müzakereleri kimin yürüteceğini özellikle belirtmemesi dikkat çekerken, “Ateşkes herhangi bir arabulucudan gelirse kabul etmeliyiz” demesi de soru işaretlerine yol açtı.

Beyrut kulislerinde dolaşan iddialara göre Hizbullah, İran’ın ABD ile Pakistan’da yürüttüğü müzakerelere dolaylı biçimde dahil oluyor. Partiyle bağlantılı danışmanların masada yer almadığı, ancak yakın bir odada bulunarak gerektiğinde görüş aktardığı öne sürülüyor. Diplomatik kaynaklar ise bu senaryonun doğru olması halinde Hizbullah’ın Lübnan dosyasını İran’a devretme ısrarının Washington tarafından kabul edilmeyeceğini belirtiyor. ABD’nin, Lübnan’ın İran’a bağlanmasına karşı çıktığı ve doğrudan müzakere yetkisinin anayasal olarak cumhurbaşkanına ait olduğunu savunduğu ifade ediliyor.

Hizbullah neden doğrudan müzakereleri reddediyor?

Kaynaklar, Hizbullah’ın askeri sahadaki gücüne dayanarak son sözün kendisinde kalmasını istediğini ve müzakereleri yürütecek tarafı da kendisinin belirlemek istediğini öne sürüyor. Ancak İsrail’in köyleri yıkmaya ve operasyonlarını sürdürmeye devam ettiği bir ortamda, bu tutumun Lübnan halkına nasıl anlatılacağı sorusu gündeme geliyor.

sdtgrt
Güney Lübnan’da, İsrail topçu atışlarının hedef aldığı bölgede yükselen duman (EPA)

Hizbullah’ın doğrudan müzakereleri reddederek zaman kazanmaya çalıştığı, bunun ise İsrail’e saldırılarını sürdürmek için gerekçe sunduğu ifade ediliyor. Saldırıların yalnızca sınır hattıyla sınırlı kalmayıp Litani Nehri’nin kuzeyine kadar uzandığı belirtiliyor.

Kaynaklar, zamanın Lübnan’ın aleyhine işlediğini vurgulayarak Hizbullah’ın silahlarını devlete devretmesi ve müzakere koşullarını güçlendirecek cesur bir adım atması gerektiğini dile getiriyor.

Avn’a siyasi destek çağrısı

Krizin aşılması için Cumhurbaşkanı Avn’a siyasi destek sağlanması gerektiğini belirten kaynaklar, Avn’ın ABD arabuluculuğunda doğrudan müzakere çağrısından geri adım atmayacağını ifade ediyor. Avn’ın, müzakerelerin başlaması için İsrail’in saldırılarını durdurmasını şart koştuğu ve ulusal ilkelerden taviz vermeyeceğini vurguladığı aktarılıyor.

Ülkedeki gerginliğin azaltılması için siyasi söylemlerde daha ılımlı bir dil benimsenmesi gerektiği, aksi halde iç barışın riske girebileceği uyarısı yapılıyor.

Güneyde geri dönüş zor

Kaynaklar, savaşın sürmesi halinde güneyde yerinden edilenlerin geçici göçünün kalıcı hale gelebileceği uyarısında bulunuyor. İsrail’in geniş çaplı yıkımı nedeniyle birçok köyün yaşanamaz hale geldiği, bu nedenle geri dönüşün zorlaştığı ifade ediliyor.

Diplomatik çözümün tek çıkış yolu olduğu belirtilirken, Hizbullah’ın savaş politikalarının ülkeye ağır bedeller yüklediği ve uluslararası toplumun silahların devlet kontrolüne alınması yönündeki baskısının arttığı kaydediliyor. Ayrıca güneyin yeniden inşası için uluslararası destekli bir planın zorunlu olduğu, bunun da Hizbullah üzerinde siyasi baskı oluşturabileceği ifade ediliyor.


Irak’ın Riyad Büyükelçisi: Bölgesel koşullar hacıların kara yoluyla sevkini zorunlu kıldı

Irak’ın Riyad Büyükelçisi Safiye Talib es-Suheyl (Fotoğraf: Türki el-Ukayli)
Irak’ın Riyad Büyükelçisi Safiye Talib es-Suheyl (Fotoğraf: Türki el-Ukayli)
TT

Irak’ın Riyad Büyükelçisi: Bölgesel koşullar hacıların kara yoluyla sevkini zorunlu kıldı

Irak’ın Riyad Büyükelçisi Safiye Talib es-Suheyl (Fotoğraf: Türki el-Ukayli)
Irak’ın Riyad Büyükelçisi Safiye Talib es-Suheyl (Fotoğraf: Türki el-Ukayli)

Irak’ın Riyad Büyükelçisi Safiye Talib es-Suheyl, bu yıl Iraklı hacı sayısının yaklaşık 41 bin olduğunu ve kafilelerin Suudi topraklarına günde ortalama bin 500 hacı olacak şekilde, ülkenin kuzeyindeki Cedide Arar sınır kapısından giriş yaptığını söyledi. Süheyl, sürecin entegre bir hizmet sistemiyle yürütüldüğünü belirtti.

Şarku’l Avsat’a özel açıklamalarda bulunan Süheyl, Bağdat ile Riyad arasındaki koordinasyonun en üst düzeyde sürdüğünü, iki ülkede hac ve umre ile içişleri bakanlıkları arasında güvenlik düzenlemeleri ve hacıların ibadetlerini huzur içinde yerine getirmeleri için gerekli organizasyonların ele alındığını ifade etti.

Büyükelçi, Irak’ın bu yıl yalnızca kara yoluyla sevk seçeneğini tercih etmesinin, mevcut bölgesel koşullar çerçevesinde hacıların güvenliğini sağlama amacı taşıdığını ve olası aksaklıkların önüne geçmeyi hedeflediğini vurguladı. Süheyl ayrıca Cedide Arar sınır kapısının gelişmiş altyapı ve donanımına övgüde bulundu.

41 bin hacı

Safiye Talib es-Suheyl, mevcut bilgilere göre Irak’ın bu sezonki hac kotasının 41 bin kişi olduğunu, ayrıca 200 doktorun da kafilelere eşlik ettiğini belirtti. Bu sayının Irak’ın tüm vilayetleri ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nden gelen hacıları kapsadığını, idari, sağlık, rehberlik ve medya ekiplerinin de sürece dahil olduğunu kaydetti.

Kara yolu tercih edildi

Büyükelçi, Bağdat’ın bu sezon yalnızca kara yolu seçeneğini benimsediğini ve sevkin Suudi Arabistan’ın kuzeyindeki Cedide Arar sınır kapısı üzerinden gerçekleştirildiğini belirterek, bunun mevcut saha koşullarıyla uyumlu ve güvenlik öncelikli bir karar olduğunu söyledi.

fdfvfe
Safiye es-Suheyl, Irak’ın bu sezonki hac kotasının 41 bin Iraklı hacı olduğunu açıkladı (Kuzey Sınır Bölgesi Emirliği)

Süheyl, “Iraklı hacıların ilk kafilesi 26 Nisan Pazar akşamı yola çıktı. İlk gruplar, Kuzey Sınır Bölgesi Emiri Prens Faysal bin Halid’in gözetiminde karşılandı. Kendisi bu konuya özel önem veriyor. Arar’daki yetkililerle birlikte Iraklı hacılara en üst düzeyde misafirperverlik ve hizmet sunulması için yoğun çaba gösterildi” dedi.

Cedide Arar sınır kapısı

Süheyl, Cedide Arar sınır kapısının gelişmiş altyapısına dikkat çekerek, “Bizzat inceleme fırsatı bulduk. 9 bin metrekareyi aşan hac terminali, günlük 20 bin hacı kapasitesi, 68 pasaport gişesi, 6 kontrol noktası ve 24 saat hizmet veren entegre sağlık ve güvenlik sistemi bulunuyor” ifadelerini kullandı.

evfev
Kuzey Suudi Arabistan’daki Cedide Arar sınır kapısına varan bir Iraklı hacı (Kuzey Sınır Bölgesi Emirliği)

Sevkiyatın günlük yaklaşık 1500 hacı olacak şekilde sürdüğünü belirten büyükelçi, modern ve klimalı turistik otobüslerle taşınan hacılar için Suudi Arabistan topraklarında güzergâh boyunca dinlenme noktaları oluşturulduğunu, Hac ve Umre Bakanlığı tarafından kurulan çadır kentlerde konaklama, yemek, sağlık hizmetleri ve ibadet alanlarının sağlandığını aktardı.

Suudi tarafıyla koordinasyon

Süheyl, Irak ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin köklü ve çok boyutlu olduğunu, iki ülke arasında din, coğrafya ve ortak çıkar bağlarının bulunduğunu vurguladı. Hac dosyasının bu ilişkilerde özel bir yere sahip olduğunu belirten büyükelçi, bunun dini ve insani bir boyut taşıdığını ifade etti.

Irak’ın, 1447 Hac sezonu düzenlemelerine ilişkin anlaşmayı Suudi Arabistan ile imzalayan 150’den fazla ülke arasında ilk ülke olduğunu kaydeden Süheyl, bunun iki ülke arasındaki koordinasyonun derinliğini gösterdiğini söyledi.

rhttyh
Iraklı büyükelçiye göre Bağdat ile Riyad arasındaki koordinasyon en üst düzeyde yürütülüyor (Kuzey Sınır Bölgesi Emirliği)

Bu sezon hazırlıkların Irak Yüksek Hac ve Umre Kurumu ile Suudi Hac ve Umre Bakanlığı arasında en üst düzeyde yürütüldüğünü belirten büyükelçi, aynı zamanda iki ülkenin içişleri bakanlıkları arasında da güvenlik koordinasyonunun sağlandığını, Irak İçişleri Bakanı’nın geniş kapsamlı toplantılar düzenlediğini ve bu sürecin Suudi muhataplarla eşgüdüm içinde yürütüldüğünü aktardı.

Süheyl, koordinasyonun Irak içindeki kara yollarının güvenliğinden başlayarak Arar sınır kapısına kadar sürdüğünü, buradan itibaren güvenlik sorumluluğunun Suudi tarafına geçtiğini ve kutsal bölgelere kadar entegre bir sistem içinde devam ettiğini söyledi.

Hacılar için çadır kent

Büyükelçi, Suudi Arabistan’ın Kral Selman bin Abdülaziz ve Veliaht Prens liderliğinde hacılara sunduğu hizmetleri takdir ederek, gümrük ve pasaport işlemlerinin kolaylaştırıldığını, 24 saat sağlık ve acil hizmetlerin sağlandığını, lojistik destek, ulaşım ve rehberlik hizmetlerinin sunulduğunu ifade etti. Hacılar için kurulan çadır kentlerin de bu hizmetlerin önemli bir parçası olduğunu belirtti.

Süheyl, Irak diplomatik misyonunun Cidde Başkonsolosluğu ve Irak Hac Heyeti ile koordinasyon içinde çalışarak hacıların tüm ihtiyaçlarını takip ettiğini ve gerekli konsolosluk ile idari desteği sağladığını söyledi.

dserfg
Süheyl, Suudi Arabistan’ın Kral ve Veliaht Prens liderliğinde hacılara yönelik hizmetlerini takdir etti (Kuzey Sınır Bölgesi Emirliği)

Konuşmasında kara yolu güzergâhına da değinen Süheyl, İslam tarihinin en önemli hac yollarından biri olan ve Abbasi Halifesi Harun Reşid’in eşi Zübeyde bint Cafer’in adıyla anılan “Darb Zübeyde”yi hatırlattı. Bu yolun, Kufe ile Mekke arasında hacılar için su ve altyapı imkânları sağlamak amacıyla geliştirildiğini ifade etti.

Süheyl, açıklamasının sonunda, Irak’ın hükümeti, halkı ve dini otoriteleriyle birlikte hac yolculuğuna büyük önem verdiğini, Suudi Arabistan ile iş birliği içinde bu yılki hac sezonunun güvenli ve sorunsuz geçmesi için çalıştıklarını vurguladı.


İsrail saldırısında Filistinli sağlık çalışanı hayatını kaybetti

Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)
Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)
TT

İsrail saldırısında Filistinli sağlık çalışanı hayatını kaybetti

Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)
Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)

Gazze Şeridi’nin kuzeyine bugün (Çarşamba) İsrail güçlerince düzenlenen hava saldırısında bir Filistinli sağlık görevlisi hayatını kaybetti, bir kadın da yaralandı.

Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın tıbbi kaynaklara dayandırdığı haberine göre, sağlık görevlisi İbrahim Sakr, Gazze Şeridi’nin kuzeybatısında yer alan et-Tevam kavşağı yakınlarında düzenlenen saldırıda yaşamını yitirdi.

Kaynaklar ayrıca, Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya beldesinde bir kadının İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu yaralandığını aktardı.

Son 24 saat içinde aralarında naaşı enkaz altından çıkarılan bir kişinin de bulunduğu beş kişinin hayatını kaybettiği, yedi kişinin ise yaralandığı bildirildi.

Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 11 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkesten bu yana can kaybı 823’e, yaralı sayısı ise 2 bin 308’e yükseldi. Aynı dönemde 763 kişinin cansız bedeninin enkaz altından çıkarıldığı kaydedildi.