ABD ve Çin'in Körfez rekabeti

Yeni ekonomik koridor, Washington'un sadece Pekin'i kuşatmak değil, yeniden nüfuz kazanma girişimi

ABD'li yorumcular, projeyi ABD'nin jeopolitik ittifaklarında bir değişimi temsil eden büyük bir anlaşma olarak görüyor (AFP)
ABD'li yorumcular, projeyi ABD'nin jeopolitik ittifaklarında bir değişimi temsil eden büyük bir anlaşma olarak görüyor (AFP)
TT

ABD ve Çin'in Körfez rekabeti

ABD'li yorumcular, projeyi ABD'nin jeopolitik ittifaklarında bir değişimi temsil eden büyük bir anlaşma olarak görüyor (AFP)
ABD'li yorumcular, projeyi ABD'nin jeopolitik ittifaklarında bir değişimi temsil eden büyük bir anlaşma olarak görüyor (AFP)

Ahmed Mustafa 

Hindistan'ı Ortadoğu üzerinden Avrupa'ya bağlayacak yeni ekonomik koridor girişiminin ayrıntıları, girişimin tüm tarafları daha sonra bir araya gelene kadar bilinmeyecek.

Ancak projenin Yeni Delhi'deki G20 zirvesi sırasında ilanı, birçok analiz ve yorum yapılmasına neden oldu. 

ABD merkezli CNBC ağı tarafından uzun bir raporda ABD'li yorumcular, projeyi, Çin'in 2013'te başlattığı 'Kuşak ve Yol' girişimiyle rekabet halinde ABD'nin jeopolitik ittifaklarında bir değişimi temsil eden büyük bir anlaşma olarak nitelendirdi.

Onlara göre bu durum, Körfez'de yükselen ülkelerin çıkarlarına hizmet etse de uluslararası ticarette daha fazla parçalanma anlamına geliyor.

Rapor esas olarak Suudi Arabistan'ın çıkarlarına odaklanıyor. Öyle ki Krallık, BRICS ittifakına davet edilen altı ülke arasında yer aldı ve Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ne alternatif olarak nitelendirilen, Hindistan'ı Ortadoğu'dan Avrupa'ya deniz ve kara yoluyla bağlayan ekonomik koridor için Biden'ın açıkladığı ittifakın ortağı oldu.

Suudi Arabistan, iki ittifaka katılarak Çin-ABD rekabeti ortasında ekonomik ve stratejik fırsatlardan yararlanıyor.

Özellikle ABD ve diğer Batılı ülkeler, ulusal güvenliklerini korumak için Çin'e olan bağımlılıklarını azaltmaya çalışıyor.

Bu durum ise küresel ticareti engelleyen korumacı politikalar ve milliyetçi eğilimler ışığında küresel ekonominin parçalanmasına yol açmakta. 

Çatışma mı, rekabet mi?

Bu parçalanmanın sonucunda her ülkenin kendi çıkarlarını elde etmeye çalıştığı 'çok kutuplu bir dünyada karmaşık ilişkiler bütünü' ortaya çıkıyor.

Aynı şekilde siyasi risk danışmanlığı yapan Eurasia Group'un kurucusu ve başkanı Ian Bremmer, bir televizyon kanalına verdiği röportajda, "BRICS ile G7 arasında küresel bir çatışmaya doğru gitmiyoruz. Evet Çin; Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika'nın açık kaygılarına rağmen, BRICS zirvesinde altı ülkenin daha gruba katılma davetini garanti ederek kayda değer bir zafer elde etti. Ancak genişleyen BRICS ülkelerinin hepsi olmasa da çoğu, Çin'in bloktaki liderliğine karşı çıkıyor. BRICS üyeliğinin G7 ülkeleriyle ekonomik ve diplomatik ilişkilerine veya bu ilişkilerin gelişmesine engel olmasını istemiyorlar" açıklamasında bulundu.

Ancak rapor, tehlikelerin 'dahil edilmede' değil 'dışlanmada' yatabileceğine dikkati çekiyor.

Bu durum, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomik koridor projesinin açıklanmasının ardından G20 zirvesi oturum aralarında yaptığı açıklamayla açıkça görülüyor.

Öyle ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başkan Biden'ın 'Türkiye'nin dışında kaldığı' girişimi ilanı sonrasında "Türkiye'nin katılımı olmadan koridor olmayacak" dedi. 

Yeni Ekonomik Koridor projesine katılan ülkeler, düşük ve orta gelirli ülkelerdeki altyapı yatırım eksikliği boşluğunu dolduracak yatırım vaatlerini sabırsızlıkla bekliyor.

Bu durum, bölgesel tedarik zincirlerinin güvence altına alınması ve genel olarak ticari alışverişlerin ve ekonomik faaliyetlerin arttırılması anlamına gelecektir.

Bütün bunlar, Çin'in on yıl önce aynı zamanda küresel bir altyapı yatırım stratejisi olarak başlattığı Kuşak ve Yol girişiminin hedeflerine benziyor.

Eski ABD'li diplomat ve Carnegie Uluslararası Barış Vakfı'nın şu anki başkan yardımcısı Evan A. Feigenbaum, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada "Sorun şu ki girişim, Çin'in Kuşak ve Yol girişiminin karşısındadır ve bu ABD'nin vizyonudur. Diğer tarafların vizyonu ise bunun diğer girişimlerden bir çıkarma değil, bir ekleme olmasına bağlıdır" dedi. 

Borç sorunları

Ekonomik koridor projesinin belki de en önemli özelliği, Kuşak ve Yol girişimindeki Çin yöntemine Amerikan alternatifi sunması değil.

CNBC raporuna göre en önemli hedef, ABD'nin Orta Doğu'daki rolünü yeniden tesis etmek olmaya devam ediyor.

Alternatif, altyapı projelerine yatırım sağlama yöntemiyle ilgilidir. Şirketler ve özel yatırımlar bunda hemen bir getiri veya kâr görmediği için genellikle hükümet fonlarına bağlıdır.

Çin'e gelince, Şangay'daki Fudan Üniversitesi'nin son istatistiklerine göre Kuşak ve Yol Girişimi, 10 yıl önce başladığından bu yana 148 ülkeyi ortak olarak bünyesine katabildi.

Londra'daki Bağımsız Ekonomik ve Ticari Araştırma Merkezi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, girişimin küresel gayri safi yurt içi hasılayı 2040 yılına kadar yılda 7,1 trilyon dolar artırması bekleniyor.

Sadece Orta Doğu'da Çin, 12 ülkeyle stratejik ortaklık anlaşmaları, Biden'ın Ekonomik Koridor Girişimi'ne katılan iki ülke olan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de dahil olmak üzere, 21 Arap ülkesi ve Arap Birliği ile işbirliği anlaşmaları imzalamıştır.

Sonuç olarak Çin, ABD ve Batı yatırımlarındaki düşüşü Körfez yatırımlarıyla telafi etti.

Bloomberg'in verilerine göre Körfez şirketlerinin Çin'deki yatırımları, yüzde 1000'den fazla artarak 5,3 milyar dolara ulaştı.

Çin'in yatırımlarına gelince bunlar, genellikle Çin devlet bankalarının katıldığı kredilerle bağlantılı ve örneğin Uluslararası Para Fonu'ndan (IMF) alınan kredilerden daha yüksek faiz oranına sahip ve bu oran, bazen yüzde 4- 5'e ulaşıyor.

Aynı şekilde diğer inşaat ve altyapı projeleri de çoğunlukla Çinli şirketler tarafından üstleniliyor.

Singapur Ulusal Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü Chung Ja Ian, "Borç sorununun yanı sıra, büyük altyapı projeleri genellikle yıllar sonra geri dönüş alamadıkları ve getiri ilk yatırımın değerine ulaşamayabileceği için yüksek riskli görünmektedir" dedi. 

Ancak 2020 ile bu yılın mart ayı sonu arasında Çin, girişime katılmış gelişmekte olan ülkelere olan borçların çoğunu sildi veya yeniden yapılandırdı.

New York merkezli danışmanlık firması Wardium Group'un verilerine göre bu dönemde dünya genelindeki altyapı projelerini finanse etmek için Çin'den sağlanan 78,5 milyar dolarlık kredi silindi veya yeniden yapılandırıldı.

Independent Arabia - Independent Türkçe



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.