Abbas’tan Doğu Kudüs seçimleriyle ilgili tutumu nedeniyle AB’ye tepki

İştiyye, Washington’a İsrail’e daha fazla baskı uygulaması çağrısında bulundu.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Arap Birliği’nin Kahire’deki genel merkezinde Kudüs’ü desteklemek amacıyla düzenlenen konferansta konuşuyor, Şubat 2023 (AP)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Arap Birliği’nin Kahire’deki genel merkezinde Kudüs’ü desteklemek amacıyla düzenlenen konferansta konuşuyor, Şubat 2023 (AP)
TT

Abbas’tan Doğu Kudüs seçimleriyle ilgili tutumu nedeniyle AB’ye tepki

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Arap Birliği’nin Kahire’deki genel merkezinde Kudüs’ü desteklemek amacıyla düzenlenen konferansta konuşuyor, Şubat 2023 (AP)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Arap Birliği’nin Kahire’deki genel merkezinde Kudüs’ü desteklemek amacıyla düzenlenen konferansta konuşuyor, Şubat 2023 (AP)

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 2021 Filistin genel seçimleri arka planında Avrupa Birliği’ni (AB) benzeri görülmemiş ve sert bir şekilde eleştirdi. Abbas, Brüksel’in, İsrail’i Doğu Kudüs’te parlamento ve başkanlık seçimlerinin yapılmasına izin vermeye ikna etme sözünü yerine getirmediğini söyledi. Şarku’l Avsat’ın Times of Israel’den aktardığı habere göre Abbas, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’na katılmak üzere New York’tayken Filistin- ABD toplumunun liderleriyle yaptığı yıllık toplantıda AB’ye eleştiride bulundu.

Toplantıya katılan ve isimlerinin açıklanmaması kaydıyla İsrail merkezli gazeteye konuşan iki kaynak, Filistin’in son dönemde Doğu Kudüs’te seçim yapma girişimine ilişkin AB’nin tutumundan duyduğu hayal kırıklığını dile getirdiğini söyledi. Abbas (87 yaşında), Filistin davasına zarar verdiğini düşündüğü dünya liderlerine ve ülkelere karşı duyduğu memnuniyetsizliği kapalı kapılar ardında sert ifadelerle dile getirmesiyle tanınıyor. Ancak Brüksel’in yıllardır Ramallah’a en büyük bağışçı olduğu göz önüne alındığında AB’ye yönelik bu şekildeki eleştirisi istisnai.

Doğu Kudüs’teki Arap mahallesinde bulunan bir binanın üzerinde İsrail bayrağı (AFP)
Doğu Kudüs’teki Arap mahallesinde bulunan bir binanın üzerinde İsrail bayrağı (AFP)

Avrupa’nın 2020’deki vaatleri

Abbas, Grand Hyatt New York otelinde katılımcılara, üst düzey AB yetkililerinin, sırasıyla 2005 ve 2006’dan bu yana yapılmayan başkanlık ve parlamento seçimlerinin yapılması konusunda 2020 yılında kendisiyle temasa geçtiğini ve seçimleri düzenlemesini istediğini söyledi. Ancak Abbas, İsrail’in Doğu Kudüs’te oy kullanılmasına izin vermemesi halinde bunu yapmayacağını söyledi. Nihayetinde AB’li yetkililer de bu konuda İsrail’e baskı yapacaklarının güvencesini verdi.

Abbas, Ocak 2021’de bir kararname yayınlayarak, bir sonraki Mayıs ayında parlamento seçimlerinin Temmuz ayında ise cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacağını belirtmişti. Fakat Nisan ayında İsrail’in Kudüs’te oylama yapılmasına izin vermemesi nedeniyle seçimlerin süresiz olarak ertelendiğini açıkladı.

Mahmud Abbas, pazartesi günkü toplantıya katılanlara, seçim kararnamesini açıkladıktan sonra AB temsilcileriyle iletişime geçtiğini ve Doğu Kudüs konusunda İsrail ile yaptıkları görüşmelerdeki gelişmeleri sorduğunu söyledi. Cevap, Brüksel’in, Binyamin Netanyahu liderliğindeki geçici hükümet tarafından yönetilen İsrail’i ikna edemediği yönündeydi. Netanyahu, Doğu Kudüs’te Filistin seçimlerinin yapılmasına izin vermeyi açıkça reddediyor.

İsrail askerleri, Doğu Kudüs’teki Şuafat mülteci kampının bir girişinde, Ekim 2022 (AFP)
İsrail askerleri, Doğu Kudüs’teki Şuafat mülteci kampının bir girişinde, Ekim 2022 (AFP)

Posta yoluyla oylama

İsrail, birleşik başkentin bir parçası olması nedeniyle Doğu Kudüs’te Filistin Yönetimi’nin her türlü egemenlik faaliyetini engelliyor. Bu çerçevede Abbas, AB yetkililerinin kendisine, geçmişte olduğu gibi postayla yoluyla da olsa seçimleri yine de düzenlemesi yönünde baskı yaptığını, ancak kendisinin bunu reddettiğini söyledi. Mahmud Abbas, Brüksel’in sadece konuştuğunu, ancak bunları hayata geçiremediğini ifade ederek, “Onlara bu konuda müzakere yapmayacağımı söyledim” ifadelerini kullandı.

Abbas’ın sözleri, AB’nin Filistin’deki eski elçisinin, ‘Abbas’ı, bu konuda uzlaşmaya ikna etmeye çalıştığını’ söylediği önceki açıklamalarıyla da destekleniyor. AB’nin Filistin topraklarındaki temsilcisi Sven Kühn Von Burgsdorff, o dönemde “Başkan Abbas’a cevabım şuydu ve hâlâ da öyle; Siyasi olarak kendi kaderini tayin etme hakkınızı istediğiniz yerde ve istediğiniz zaman kullanıp kullanamayacağınız konusunda İsrail’e veto yetkisini nasıl verirsiniz?” açıklamasında bulunmuştu.

Yönetimdeki yetkililer, daha önce eski ABD Başkanı Donald Trump’a, mevcut ABD Dışişleri Bakanı’na ve ülkelerin yetkililerine ve büyükelçilerine saldıran ve Holokost’la ilgili birçok kez tartışmalara yol açan Abbas için bu alışılmadık olmayan durum hakkında yorum yapmadı.

Aktivistler, Doğu Kudüs'teki sağcı Yeşiva okulunun önünde gösteri yapıyor (AFP)
Aktivistler, Doğu Kudüs'teki sağcı Yeşiva okulunun önünde gösteri yapıyor (AFP)

İştiyye ve işgali sonlandırma

Seçimler Filistinlilerin geniş bir talebi ve seçimlerle ilgili anlaşmazlık, Filistin uzlaşmasının başarısızlığının en önemli nedenlerinden birini oluşturuyor. Salı günü Filistin Başbakanı Muhammad İştiyye, ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Barbara Leaf’i İsrail’e bu konuda baskı yapmaya çağırdı. İştiyye, New York’ta ABD’li temsilci ile yaptığı toplantıda, “Kudüs de dahil olmak üzere genel seçimleri yapmamızı sağlamak için acilen İsrail üzerinde ABD baskısına ihtiyaç var ve bu, Filistin halkı için hayati önem taşıyor” dedi.

Öte yandan İştiyye, İsrail’in Filistin topraklarındaki işgaline son vermesinin zorunlu kılınması gerektiğini vurgulayarak, uluslararası toplumun bu konudaki rolünün önemine dikkat çekti. Filistin Başbakanı, New York’taki BM merkezinde düzenlenen Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “Uluslararası karar ve mercilere uygun olarak İsrail’in Filistin işgaline son vermesini sağlamak için çalışmak, tüm uluslararası toplumun sorumluluğunda olup, bağımsız bir Filistin devletinin kurulması burada sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasının en önemli şartıdır” ifadelerini kullandı. İştiyye, Filistin halkının ‘toprağı kontrol eden, insanı zayıflatan, Filistin Devleti’nin sınırlarını ve geçişlerini kontrol eden, halkın kaynaklarını ve yeteneklerini çalan ve Filistin’deki kalkınma fırsatlarını baltalayacak her şeyi yapan yerleşimci sömürgecilik gölgesinde’ dünyaya yetişmek için mücadele ettiğini söyledi. Filistin Başbakanı ayrıca, “Filistin Devletimizin topraklarının İsrail tarafından işgal edilmesi gerçeğinden kaynaklanan engellere rağmen hükümetimiz, Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi hedeflerine ulaşmak için gerekli kurumsal düzenlemeleri oluşturmuştur” diyerek, Filistin halkının ilerleyen yıllarda bağımsızlığına kavuşmak ve 2030 yılına kadar barışa ve sürdürülebilir kalkınmaya ulaşmak için mücadelesini sürdüreceğini vurguladı.



İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.