Suriye: Kontrol noktalarının kaldırılması manevra mı ‘adıma karşılık adım’ mı?

Şam Seba Bahrat (Yedi Çeşme) Meydanı (AFP)
Şam Seba Bahrat (Yedi Çeşme) Meydanı (AFP)
TT

Suriye: Kontrol noktalarının kaldırılması manevra mı ‘adıma karşılık adım’ mı?

Şam Seba Bahrat (Yedi Çeşme) Meydanı (AFP)
Şam Seba Bahrat (Yedi Çeşme) Meydanı (AFP)

Manaf Saad*

Şam rejiminin kontrolü altındaki bölgelerde bulunan ana yollardaki askeri ve güvenlik bariyerlerini kaldırma’ kararı, bunun nedenleri hakkında birçok soruya neden oldu. Kararın amacı, ülkenin güneyindeki Suveyda vilayetinde yeniden başlayan protestoların ardından gerilimi azaltmak ve kamuoyunu sakinleştirmek mi?

Kontrol noktalarının kaldırılması ile Arap dünyasının Suriye ile normalleşme girişimi arasında ‘adıma karşılık adım’ ilkesine göre bir bağlantı var mı?

Yoksa bu kontrol noktalarının kaldırılması, özellikle tümenin vilayetleri birbirine bağlayan tüm ana yollarda kontrol noktaları olması nedeniyle Beşşar Esed ile Suriye Ordusu Dördüncü Tümen Komutanı kardeşi Mahir Esed arasındaki anlaşmazlıklardan mı kaynaklanıyor?

Bu bariyerlerin geçmişi esas olarak 2011 yılında güneydeki Dera’dan başlayıp giderek illerin çoğunluğuna yayılan hükümete karşı protestoların patlak vermesine kadar uzanıyor. Protestoların hızla yayılması, artan katılımcı sayısı ve muhalif silahlı grupların oluşumunun hızı iktidarı endişelendirerek, vilayetleri, illeri, kasabaları, köyleri birbirinden izole etmeye, onları birbirine bağlayan yollara askeri ve güvenlik bariyerleri dikerek onları ayırmaya neden oldu. Aynı şekilde protestoların yayılmasını sınırlamak ve katılımcılar ile muhalif silahlı örgütlerin milisleri arasındaki iletişimi kesmek amacıyla her vilayet, şehir, kasaba ve köy, bariyerlerle ayrılmış güvenlik bölgelerine bölündü. Bu kontrol noktalarının unsurları, silahlı unsurların izlenmesi ve alanlar arasındaki hareketlerinin engellenmesinin yanı sıra, protestocuların bölgelerine bitişik alanlara ulaşmasını ve vatandaşların bir bölgeden diğerine geçmesini engelledi.

Başkent kapalı

Esed rejimi ayrıca, başkent Şam’ın tüm girişlerinde kontrol noktaları inşa ederek sıkı bir şekilde izolasyon kararı aldı. Bu durum, protestoların çoğu şehir, kasaba ve köye yayıldığı ve özellikle Şam’daki Doğu ve Batı Guta bölgelerinde silahlı grupların sayısının hızla arttığı Şam kırsalı vilayetinden tamamen izole edilmeyi amaçlıyor.

Başkentin güney girişine, Şam- Amman karayolunun kuzey tarafından büyük bir kontrol noktası yerleştirilirken, kontrol noktasına ise karşısında bulunan Town Center alışveriş merkezinden dolayı Town Center Kontrol Noktası adı verildi. Buraya, Askeri İstihbarat Dairesi’nin 227. Şubesi ve Genel İstihbarat Dairesi’nin 251. Şubesi’nden 135’ten fazla güvenlik personeli konuşlandırıldı. Aynı şekilde Şam - Suveyda karayolu üzerinde, Şam’ın güneydoğu girişinde Hava Kuvvetleri İstihbarat Müdürlüğü ve Filistin Şubesi’ne bağlı unsurların konuşlandığı ve Askeri İstihbarat Dairesi’nin şubelerinden biri olan Necha kontrol noktası bulunuyor.

Başkentin güneybatı girişinde, Şam’ın yaklaşık 10 kilometre doğusundaki Sumeriyye bölgesindeki Kuneytra - Şam karayolu üzerinde de büyük bir kontrol noktası inşa edildi. Burası, araçların girebileceği dört şerit içerirken, burada konuşlandırılan unsurlar ise yaklaşık 110 unsurdan oluşan Hava Kuvvetleri İstihbarat Müdürlüğü ve Askeri İstihbarat Dairesi’nin 215. Şubesi’ne bağlı. Aynı şekilde Şam - Beyrut karayolu üzerindeki Dimas bölgesinde bir kontrol noktası daha kuruldu. Bu kontrol noktası, aralarındaki en büyüğü ve Dördüncü Tümen’e ait. Buraya Dördüncü Kontrol Noktası adı verildi ve burada 50’den fazla unsur konuşlandırılmış durumda.

Şam’ın kuzey girişine gelince, Şam - Humus karayolu üzerinde ilki el-Kutayfa kasabasında olmak üzere iki kontrol noktası kuruldu ve buraya, el-Kutayfa Kontrol Noktası adı verildi. Burası, Şam’ın yaklaşık 40 kilometre kuzeyinde olup Üçüncü Tümen’e bağlı. İkincisi ise bu noktaya yakın, Bağdat Köprüsü bölgesinde yer alıyor ve Dördüncü Tümen’e bağlı. Yolunun keskin virajlı olması nedeniyle de Kıvrımlı Kontrol Noktası olarak anılıyor. İşin ironik yanı ise hükümetin, Kıvrımlı Kontrol Noktası yakınlarında meydana gelen ve 32 kişinin ölümüne neden olan bir trafik kazasından birkaç gün sonra, Mart 2020’de el-Kutayfa Kontrol Noktası kaldırılmıştı.

28 Şubat 2018’de e-Vafidin Kontrol Noktası’ndaki Suriyeli askerler (AFP)
28 Şubat 2018’de e-Vafidin Kontrol Noktası’ndaki Suriyeli askerler (AFP)

Doğu Guta, neredeyse tamamı protestolara katılan şehirler, kasabalar ve köylerle çevrili. Burada, başta Ceyşu’l İslam örgütü olmak üzere pek çok silahlı grup ortaya çıktı. Bu bağlamda Rejim, Guta’nın kendisiyle doğrudan temas halinde olan Harasta, Arbin, Zamelka, Ayn Terma, Beyt Sahm, Yalda ve Bella gibi ilçe, kasaba ve köylerden Şam’a giden tüm yollara askeri ve güvenlik bariyerleri kurdu.

Ulaşım kesintisi

Rejim, Şam’ı kenti çevreleyen banliyölerden izole etmekle yetinmedi, başkentteki her bölge ve mahalleyi, aralarına 300’ün üzerinde bariyer kurarak diğer bölge ve mahallelerden de izole etti. Bu mahalleler ve bölgelerdeki ana yolların çoğu, büyük çimento bloklarıyla kapatılarak sakinlerin yürüyerek girip çıkması için dar açıklıklar bırakıldı. Başkentin merkezinde, bölge ve mahalleleri birbirine bağlayan ana yollara da çok sayıda devasa bariyerler kuruldu; ayrıca emniyet ve askeri teşkilatların genel merkezleri ile devlet kurumlarının etrafı büyük beton bloklarla çevrelendi. Her birine arabaların girip çıkabileceği dar bir giriş bırakılırken, bu girişlerde sıkı güvenlik önlemleri alındı.

“Bu kontrol noktalarının açıklanan görevi, arabaları aramak, sürücü ve yolcuların kimliklerini doğrulamakken, Şam halkının yaşadığı durum ise örgütün asıl görevinin mahallelerdeki protestoları durdurmak, muhalif gruplardan savaşçıların başkentin merkezine girişini engellemek, ayrıca muhalif gençleri tutuklamak olduğunu gösteriyor.”

Rejim tarafından Şam’ın merkezindeki lüks bölgeleri birbirine bağlayan ana yollara dikilmiş en önemli kontrol noktaları, güneydeki Ebu Rummaneh mahallesinin girişindeki Cumhurbaşkanlığı Köprüsü yolunun sonuna dikilen devasa kontrol noktaları olarak sayılıyor. Genel İstihbarat (Muhaberat) Teşkilatı’na bağlı Erbain Şubesi’nin üyeleri burada konuşlandırılmış durumda. Solunda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Necah el-Attar’ın ofisine dönüştürülen eski Misafirperverlik Sarayı’nın karargâhı bulunuyor. Cumhurbaşkanlığı Köprüsü Kontrol Noktası olarak anılan bu bölge, üç şeride bölündü. Bunlar; birincisi sivil araçlar, ikincisi askeri araçlar ve kontrol noktasının sağında yer alan üçüncüsü ise uluslararası heyetlerin en önemli merkezi olan Four Seasons Oteli’nin doğusuna ve kuzeyde birçok büyükelçiliğin bulunduğu Ebu Rummaneh mahallesinin ana yola giden giden bir yan yoldan geçtikten sonra başka bir yola ayrılıyor. Burası, Suudi Arabistan Krallığı Büyükelçiliği de dahil olmak üzere birçok yabancı ve Arap ülkesinin büyükelçiliklerini içeriyor. Ayrıca birçok uluslararası kuruluşun genel merkezinin bulunmasının yanı sıra batıya doğru Dama Rose Oteli’ne kadar uzanıyor.

10 Temmuz 2018’de Şam’da çimento bloklarının yakınında bulunan bir kadın (AFP)
10 Temmuz 2018’de Şam’da beton bloklarının yakınında bulunan bir kadın (AFP)

Şam’ın lüks mahallelerine giden birçok yolun ayrıldığı Ebu Rummaneh mahallesinin batısında yer alan Emevi Meydanı’nda, el-Maliki Mahallesi’ne giden ve kuzeyden meydandan ayrılan ana caddenin başında Esed Milli Kütüphanesi’nin yanına bir kontrol noktası inşa edildi. Bu yol kuzeye, Cumhuriyet Sarayı’na ve Tişrin Sarayı’na gidiyor. Kontrol noktasına kütüphanenin adı verildi ve buraya biri sivil diğeri askeri olmak üzere iki şerit tahsis edildi. Ayrıca Erbain Şubesi’nden unsurlar buraya konuşlandırıldı.

Ayrıca doğudan Emevi Meydanı’na ayrılan Mehdi Bin Baraka Caddesi’nin başlangıcına da bir kontrol noktası yerleştirildi. Burası, Genelkurmay Başkanlığı, Hava Komutanlığı ve Hava İstihbarat Direktörlüğü karargahlarının yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar büyükelçilikleri de dahil olmak üzere Arap ve yabancı büyükelçiliklerin genel merkezlerini içeriyor. Beton bloklar onu sivil ve askeri olmak üzere ikiye ayırırken, burada Arbain Şubesi ve Hava Kuvvetleri İstihbarat Müdürlüğü üyeleri konuşlandırıldı.

Başkentin merkezideki kontrol noktaları arasında ayrıca, Genel İstihbarat Teşkilatı karargahının yakınındaki Kefer Susa Teşkilatı’nın ana cadde kontrol noktası, el-Muctehid bölgesinden el-Hicaz bölgesine ve en-Nasr caddesine uzanan kontrol noktası, Bab Musalla kontrol noktası, Tarihi Şam girişindeki (Hava Kuvvetleri İstihbarat Müdürlüğü unsurları ile Genel İstihbarat Müdürlüğü unsurlarının konuşlandığı) Bab Cabiyye kontrol noktası, el-Adavi mahallesindeki Dar eş-Şifa kontrol noktası, Genel İstihbarat Dairesi’ne bağlı İç Şube karargâhının bulunduğu el-Hatib mahallesindeki el-Hatib Caddesş kontrol noktası, şehrin doğusundaki Cobar mahallesinin bitişiğindeki Bab Touma bölgesine bağlanan Bağdat Caddesi kontrol noktası da yer alıyor.

“Bu kontrol noktalarını kontrol etmek için güvenlik birimleri arasında yoğun bir rekabet var ve hükümet yanlısı silahlı milisler de bu şubelere karşı rekabet yürütüyor. Öte yandan artık Şam’ın birçok mahallesinde, güvenlik güçlerine ve silahlı milislere ait ve bir mahallenin girişinde arka arkaya inşa edilmiş çok sayıda kontrol noktası görülebiliyor.”

Geçen Nisan ayındaki kontrol noktasını kaldırma faaliyeti, Suriye Dışişleri Bakanı Faysal el-Mikdad’ın aynı ayın 13’ünde Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde yaptığı ilk ziyaretle eş zamanlı olarak gerçekleşti. Bu, Suriyeli bir yetkilinin 2011’den bu yana Suudi Arabistan’a yaptığı ilk ziyaret sayılıyor. Ziyaret, iki ülke arasındaki konsolosluk çalışmalarının yeniden başlatılması konusunda anlaşmaya varılmasıyla sonuçlandı ve ardından aynı ayın 15’inde Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) dışişleri bakanları Mısır, Ürdün ve Irak ile Cidde’de bir toplantı gerçekleştirdi. Konuyla ilgili aktarılan haberlere göre Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan’ın 18 Nisan’da Şam’ı ziyaret etmesi ve Cumhurbaşkanı Esed ile protestoların ve 2011 yılındaki Suriye krizinin başlangıcından bu yana gerçekleşen en yüksek profilli Suudi ziyareti öncesinde Suriye dosyasına ilişkin ayrıntılı bir görüşme yapıldı.

Arap ülkelerinin Şam ile ilişkilerini yeniden tesis etme ve Suriye’yi Arap Birliği’ne döndürme yönündeki adımlar hızlanıyor gibi görünüyor. Öyle ki geçen Mart ayının sonunda Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safadi, Ürdün’ün Suriye’deki krize ‘adıma karşılık adım’ ilkesine göre siyasi çözüm bulma yönünde bir girişimde bulunduğunu açıkladı. Mayıs ayı başında Ürdün’ün başkenti de yukarıda bahsi geçen Cidde toplantısının devamı olarak Ürdün, Suudi Arabistan, Irak ve Mısır dışişleri bakanlarının Suriye Dışişleri Bakanı Faysal el-Mikdad ile katıldığı bir toplantıya sahne oldu. Beşli toplantıya ilişkin yapılan açıklamada, Şam’ın itiraz ettiği pek çok unsur ve madde yer alıyor. Bunların başında ise ‘adıma karşılık adım’ yaklaşımına verilen destek yer alıyor. Bakanlar ayrıca, üzerinde mutabakata varılan bir takvime göre ve tüm ülkelerle entegre olacak şekilde, bakanlar toplantısının sonuçlarının uygulanmasını takip etmek için Suriye, Ürdün ve Irak’ı içeren uzman düzeyinde bir teknik ekip oluşturulması için de mutabakata vardı. Mültecilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli bir şekilde geri dönmelerinin en önemli öncelik olduğunu vurgulayan bakanlar, kaçırılanların ve tutukluların takası çabaları için iş birliğinin güçlendirilmesi ve Suriye ile komşu ülkeler ve Suriye sınırındaki uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarından etkilenen ülkeler ile komşu ülkeler arasındaki iş birliğinin artırılması gerektiğini belirtti.  

Beşli toplantıyı takiben Arap Birliği, 7 Mayıs’ta bir açıklama yaptı. Açıklamada, Arap dışişleri bakanlarının Kahire’de yaptıkları acil toplantıda, 11 yıllık aradan sonra Suriye’nin Arap Birliği’ne geri döndürülmesi konusunda mutabakata vardıkları açıklandı.

Bunun ardından Cumhurbaşkanı Esed, geçen yıl 19 Mayıs’ta Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde düzenlenen 32. Arap Birliği Zirvesi’ne katılmaya davet edildi.

Dikkat çekici gelişme

Kontrol noktalarının kaldırılması konusunda en dikkat çekici gelişme, 30 Ağustos’ta Suriye hükümetinin Suriye genelinde ana yollardaki tüm kontrol noktalarının kaldırılması yönünde karar aldığı haberini sızdırmasıyla yaşandı. Şam’dan haber aktaran muhalif web sitesi Savtu’l Âsime (Başkentin Sesi) ise özel kaynaklardan aktardığı haberinde, “Tümgeneral Ali Memluk başkanlığındaki Milli Güvenlik Ofisi, Suriye vilayetlerindeki güvenlik komiteleri tarafından sunulan ve Suriye vilayetleri ile şehirler arasındaki ana yollardaki tüm askeri ve güvenlikle ilgili olmayan kontrol noktalarının kaldırılması gerektiğini öngören raporları inceledikten sonra bu kararı yayınladı” açıklamasında bulundu.

Bu kaynaklara göre karar, askeri temas hatlarının yakınında bulunan kontrol noktalarını ve Lazkiye, Halep, İdlib, Deyr-i Zor kırsalı ve güvenlik açısından sıcak bölgeler olarak sınıflandırılan diğer bölgeler gibi hükümet kontrolü dışındaki alanlarla olan geçişleri kapsamıyor.

Aynı kaynaklar, kararın ayrıca kışla ve askeri alanların yakınında bir kontrol noktasına ihtiyaç duyulması durumunda kontrol noktasının Savunma Bakanlığı’na bağlı olması şartıyla çevresini de kapsam dışı bıraktığını belirtti.

Özel kaynaklara göre kararda, güvenlik makamlarının belirleyeceği süre içerisinde askeri bir kuruluşa değil güvenlik şubesine bağlı bir kontrol noktasının inşası gibi, gerektiğinde ana yollarda ve Suriye şehirleri girişlerinde kontrol noktaları kurulmasına ilişkin prosedürler belirtildi. Aynı vilayette güvenlik komisyonunun belirleyeceği süre içerisinde kontrol noktası, belirlenen süre sonunda İçişleri Bakanlığı’na devredilecek.

Suriyeli baskıncılar, Şam’ın Bağdat Caddesi’nde arabaları ve yoldan geçenleri arıyor (AFP)
Suriyeli baskıncılar, Şam’ın Bağdat Caddesi’nde arabaları ve yoldan geçenleri arıyor (AFP)

Özel kaynaklar, kararın Dördüncü Tümen’e, güvenlik servisleriyle paylaşılan kontrol noktaları da dahil olmak üzere ana yollardaki tüm eski kontrol noktalarını kaldırma ve bunları kanun uyarınca bir güvenlik şubesine devretme yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekti.

Kaynaklara göre kararda, vilayet ve ana yolların önemine göre şehirlerin dışında bulunan askeri kontrol noktalarının birkaç aşamada kaldırılması kararının geçtiğimiz Eylül ayının başından itibaren uygulamaya başlanması gerekiyordu.

Ancak kararın ardından Majalla, Dördüncü Tümen kontrol noktasının, Şam’ın güneyindeki Yermuk Kampı girişinde ve Şam Uluslararası Havaalanı’na giden yol üzerindeki Şii es-Seyyide Zeyneb bölgesinin girişinde bulunan kontrol noktasının yan tarafında kaldığını gözlemledi.

“Hükümet ile muhalif bölgeler arasındaki temas hattı yakınında yer alan kontrol noktalarının sorumluları, uzun süredir muhaliflere çeşitli gıda, duman, deterjan, mazot, benzin ve hatta mühimmat kaçakçılığı yaparak geçimlerini sağlamak ve servet biriktirmekle suçlanıyor.”

Şarku’l Avsat’ın Londra merkezli Al Majalla dergisinden aktardığı analiz habere göre kamyon şoförlerinin dergiye belirttiğine göre devlet kontrolü altındaki bölgelerde vilayetleri birbirine bağlayan tüm yollara Dördüncü Tümen kontrol noktaları yayılıyor. Ancak basında çıkan haberler, son birkaç günde, Suriye’nin bazı vilayetlerini birbirine bağlayan ana yollarda bulunan Dördüncü Tümen kontrol noktalarının kaldırıldığı belirtildi.

Şam’daki bir dizi siyasi analist, Suriye’nin başkentinin merkezindeki ve Suriye vilayetleri arasındaki yollarda bulunan engellerin kaldırılması konusunun, adıma karşılık adım ilkesi doğrultusunda Şam ile Arap ülkeleri arasındaki müzakerelerin şartları arasında yer alacağını belirtti.

Analistlerden biri Majalla’ya verdiği röportajda, “Arap ülkeleri, Suriye halkının güvenlik ve istikrardan yararlanmasını ve dibe vuran yaşam koşullarının iyileştirilmesini istiyor. Ancak Suriye hükümeti, Arap ülkeleri onlarla ilişkilerini normalleştirmeyi tamamlayana ve yıkılan bölgeleri yeniden inşa etme isteklerini gösterene kadar vatandaşları rehin almış durumda” diyerek, sözlerinin devamında ise “Engeller kaldırılmışsa yeniden inşa süreci başlıyor demektir” şeklinde konuştu.

Bir başka analist de Majalla’ya “Şam rejiminin Suriye vilayetleri arasındaki yollarda bulunan kontrol noktalarını kaldırma yönündeki son kararı, Dördüncü Tümen’in kontrol noktalarının hakimiyetinden ve mallara telif ücreti uygulanmasından şikâyet eden tüccarlara yanıt olarak alındı. Bu durum, özellikle yerel tarım ve sanayi ürünlerinde fiyatların artmasına katkıda bulundu” dedi.

Aynı şekilde bu kararı amacının, ülkenin güneyindeki Süveyde vilayetinde hükümete karşı protestolara yol açan son çılgın fiyat artışları dalgasının bir sonucu olarak halkın öfkesini hafifletmek olduğu iddialarını da yalanladı. Analist, “Hükümet, birkaç gün önce akaryakıt fiyatlarını daha da artırma kararının da gösterdiği gibi, bu protestoları görmezden geliyor” dedi.

Dördüncü Tümen

Washington merkezli Middle East Enstitüsü, 24 Eylül 2021’de yayınlanan ‘Dördüncü Tümen: Suriye’deki Paralel Ordu’ başlıklı raporunda, “40 yılın ardından Suriye’de cumhurbaşkanı ile kardeşi arasındaki askeri yönetim ikiliği yeniden canlanıyor. Seksenli yılların başında Cumhurbaşkanı Hafız Esed’in kardeşi Rıfat Esed, Savunma Tugayları'nın komutanı, Suriye'nin askeri ve güvenlik düzeyinde, hatta sivil düzeyde güçlü adamıydı. Hafız Esed, o dönemde yokluktan şikayetçiydi. Bugün Beşşar Esed’in kardeşi Mahir Esed’in, ‘İran’ın sınırsız desteği ve tüm Suriye topraklarında kendisine tanınan yetkiler nedeniyle’ askeri açıdan Suriye’de bir numara haline gelen Dördüncü Tümen’in kontrolünü ele geçirmesiyle, aynı sahne tekrarlanıyor” ifadelerine yer verdi.

Raporda, “Rıfat Esed ve kardeşi Hafız arasında, Rıfat liderliğindeki hükümete yönelik darbe girişiminin ardından anlaşmazlıkların ortaya çıktığı 1984 yılı ile 2021 yılı arasındaki fark, Mahir liderliğindeki Dördüncü Tümen ile kardeşi Beşşar’ın kontrol ettiği Cumhuriyet Muhafızları arasındaki rekabete rağmen Mahir Esed ile Beşşar arasındaki uyum ve paralel yolun bugüne kadar bozulmamış olmasıdır” denildi.

Rapora göre Dördüncü Tümen’in ve daha önce Savunma Tugayları’nın görevi, başkent Şam’ın güvenliğini sağlamak ve rejimi her türlü acı verici saldırıdan korumaktı. Bu iki kuvvet (Dördüncü Tümen ve Savunma Tugayları), Suriye rejimini özellikle içeriden koruyan ana güçlerdi. Ancak aynı rapora göre savaş sırasında Dördüncü Tümen, iyi silah donanımı ve muazzam yetenekleri sayesinde sadece başkent Şam ve çevresine değil, tüm Suriye topraklarına yayılmış bir orduya dönüştü.

Al Majalla’ya konuşan bir analist, Dördüncü Tümen kontrol noktalarının kaldırılması kararının, Devlet Başkanı Beşşar Esed ile kardeşi Mahir arasında anlaşmazlığa yol açacağı iddiasını yalanladı. Analist, “Kontrol noktalarının kaldırılması kararı, iki adam arasında alındı. Başlangıçta kontrol noktaları, Suriye hükümetinin ek mali kaynak elde etmesi için oluşturulmuştu” dedi. Analist ayrıca, hükümetin bu noktalardan elde edilen kaynakların ilgili ülkeler tarafından harcanması sonrasında yeniden inşa fonları yoluyla bunları telafi etmeye bel bağlamış olabileceğini vurguladı.

* Bu analiz haber Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi tarafından dört kişi öldürüldü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi tarafından dört kişi öldürüldü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.


İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.