Yemen'deki sahte ilaç pazarı: Husi sponsorluğunda yolsuzluk ve kaos

Son kullanma tarihi geçmiş ve kaçak ilaçlar ve kötü saklama koşulları

Başkent Sana'daki bir gıda ve sebze mağazasında denetim olmadan satılan ilaçlar (Facebook)
Başkent Sana'daki bir gıda ve sebze mağazasında denetim olmadan satılan ilaçlar (Facebook)
TT

Yemen'deki sahte ilaç pazarı: Husi sponsorluğunda yolsuzluk ve kaos

Başkent Sana'daki bir gıda ve sebze mağazasında denetim olmadan satılan ilaçlar (Facebook)
Başkent Sana'daki bir gıda ve sebze mağazasında denetim olmadan satılan ilaçlar (Facebook)

Yemen’in Husi kontrolündeki bölgelerinde eczacılık mesleği artık sadece bu alanda yetkin kişilerle sınırlı değil. Sana sokaklarında gıda ve deterjanların yanı sıra ilaçlar da marketlerde satılıyor. Özellikle sakinleştiriciler, cinsel uyarıcılar, anti-anksiyete ve antidepresanlar gibi yaygın olarak kullanılan ilaçlar marketlerde bulunabiliyor. Bu arada kaçak, sahte ve son kullanma tarihi geçmiş ilaçlar da oldukça yaygın olup, denetimsiz ve tehlikeleri bilinmeden dolaşıma sokulmakta.

Yemen’in başkenti Sana'daki doktorlar, Husi yetkililerinin sağlık ve yüksek öğrenim sektörlerini kontrol etmesiyle, eczacılık öğrencilerinin araştırmalarının tartışıldığı bir konferans düzenlemesiyle ve ilaç üretimine yönelik yaptıkları bir ilaç sergisiyle alay ediyor. Çünkü aynı yetkililer çocuk aşılarına karşı savaş yürütüyor ve ilaç pazarındaki kurcalamaları kasıtlı olarak görmezden geliyor, hatta bunlara katılıyor.

rgthy
Başkent Sana'da eczanelerde satılan son kullanma tarihi belirsiz ilaç (X)

Husi yetkililerinin sağlık alanında uyguladığı söz konusu bu iki faaliyet, Kuveyt Üniversitesi Hastanesi'ndeki kanser hastası çocukların, bir yıl önce başka 21 çocuğu etkileyen semptomlara benzer ciddi semptomlardan mustarip olduklarının ve bunlardan 11'inin bir doz kontamine ilaç nedeniyle öldüğünün keşfedilmesinden haftalar sonra gerçekleşti. Bu, bir Husi mahkemesinin birkaç gün önce olayın sorumlularını beraat ettirdiği dava.

Geçerliliğin bitmesi

Fatıma Gaylan, çeşitli eczanelerde uzun süre arama yaptıktan sonra annesinin yüksek tansiyonunu tedavi etmek için kullanılan "Combipress" ilacını buldu ve paketindeki son kullanma tarihi hala geçerliydi. Parasını ödedi ve eve döndü, ancak kız kardeşi ilaç şeridinin üzerindeki son kullanma tarihinin bir süre önce dolduğunu fark etti.

Fatıma Gaylan ilacı ararken, son kullanma tarihi geçmiş veya anlaşılmaz son kullanma tarihi olan birden fazla paket buldu ve bazı eczacılar ona aradığı ilaca göre daha ucuz ve daha az etkili alternatifler sundu. Ancak, yüzlerce sahte ve son kullanma tarihi geçmiş ilacın yayılmasından sonra, annesinin ilaçlarından birinin bir süpermarkette satıldığını fark edene kadar, doktorun söylediği ilacı arama tavsiyesine uymakta ısrar etti.

Son kullanma tarihi geçmiş ilacı Fatıma'ya satan eczacı özür diledi, ödediği tutarı iade etti ve ilacı Husi kontrolündeki bölgeler dışındaki akrabalarından veya tanıdıklarından ya da ülke dışından sipariş etmesini tavsiye etti.

Kontrolün olmaması

Yemen’in başkenti Sana'da çalışan eczacılar sahte ilaçların piyasaya sürülmesine katılmayı reddediyor, ancak bazıları son kullanma tarihi geçmiş ilaçların satıldığından haberdar olduklarını itiraf ediyor. Bu yaptıklarını, son kullanma tarihi geçmiş ilacın hastaya zarar vermediğini ve en kötü durumlarda, çok sayıda ilacın tedariğinin kesilmesi nedeniyle bu ilaçların yalnızca etkinliğinin azaldığını söyleyerek savunmaya çalışıyorlar. Son kullanma tarihi geçmiş ürünleri satmayı zorunluluk olarak görüyorlar.

Ancak Eczacı Asım Hazza bu iddiaları yalanlayarak, son kullanma tarihi geçmiş ilaçların en tehlikeli zehirler arasında yer alabileceği, pek çok rahatsızlık ve hastalığa yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Son kullanma tarihi geçmiş ilaçlar nedeniyle sağlık durumları kötüleşen veya başka semptomlar geliştiren hastaların yanı sıra, bunların kaçırıldığı veya kötü koşullarda saklandığına dair pek çok kanıt ve tanık da var.

(Fotoğraf)

Hazza, pek çok kullanıcısının kötüleşen koşullar ve ciddi semptomlardan şikayetçi olduğu "CellCept" ilacını örnek veriyor. Bu ilaç, organ nakli yapılan hastalar için büyük öneme sahip olmasına rağmen Yemen'e kaçakçılık yoluyla giriyor. İlaç, kaçakçılık sırasında kötü depolama ve taşıma koşullarına maruz kalmakta, son kullanma tarihi yaklaşan büyük miktardaki mallar birçok ülkeden kaçırılmakta.

hty
Sana'da kaçak ve son kullanma tarihi geçmiş ilaçların bulunduğu bir depo ele geçirildi (X)

Tıp ve eczacılık kaynakları, Husi grubunu kaçak, sahte ve son kullanma tarihi geçmiş ilaçların yayılmasına neden olmakla suçluyor. Eczacı Cihad Abdu’l-Varis’e göre (takma adı) bu gruba iyi niyetle yaklaşılacak olursa, kontrol altındaki sağlık sektörünün hayat kurtaran ilaçları sağlamadaki başarısızlığı, ilaç kaçakçılığının tartışmasız ana nedeni.

Cihad, Husi grubunun kaçakçılıkla mücadele için yeterli çabayı gösterdiğini reddediyor, aksi takdirde Yemen ilaç pazarında kaçak, sahte ve son kullanma tarihi geçmiş ilaçların yayılmasına izin verilmezdi. Eczacı, sakinleştirici, hipnotik, kalp ve mide ilaçları gibi yaygın olarak kullanılan çok sayıda ürünün çeşitli mağazalarda, hatta bazı sokak satıcıları tarafından satıldığını belirtti.

Eczacı Abdu’l-Varis, çok sayıda ilacın reçetesiz alındığına veya yanlış reçeteler ve tıbbi teşhisler nedeniyle alındığına dikkat çekiyor. Bu da insan vücudunda ciddi zararlara ve yan etkilere yol açar. Eczacı, “Bu durumun hastalık riskini artırdığı veya başka hastalıklara neden olduğu, birçoğunun bağımlılığa yol açtığı ve bunun da onları almayı bırakmayı zorlaştırdığı konusunda” uyarıda bulundu.

Husi grubunun kontrolü altındaki bölgelerde kaçak ve sahte ilaç ticaretine ilişkin herhangi bir veri veya istatistik bulunmuyor. Husi grubunun kontrolü altındaki Yüksek İlaç Kurumu’nun çalışmaları da durduruldu. İçeriden kaynaklar da ilaç piyasası üzerinde herhangi bir izleme veya denetleme çalışması yapılmadığını, vergi toplamak amacıyla Husi yöneticileri tarafından yönetilen bir kuruluşa dönüştüğünü doğruluyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan Eczacı Nazım el-Akhali, cinsel uyarıcıların her yerde satıldığını, kalp ve böbrek sağlığı açısından büyük risk oluşturmasına rağmen birçok erkeğin bunları denetimsiz kullandığını söylüyor. Bu arada doğum kontrol hapları kadınların çalıştığı mağazalarda ya da eve teslimat yoluyla satılıyor.

rbt
Husi liderleri, iddia edilen ilaçları tanıtmak için bir etkinlikte (Husi medyası)

Nazım el-Akhali, doğum kontrol haplarının, Husi grubu üyelerinin bunları teşvik etmenin amacının ahlaki çöküşü yaymak olduğu yönündeki yorum ve suçlamalarından korktuğu için gizlice dağıtıldığını, grubun kendisinin ise nüfusu artırmaya istekli olduğunu ve bunun için politikalar benimsemeye çalıştığını belirtiyor.

Aşılarla savaş

Başkent Sana'daki eczacılar, Husi grubu tarafından kontrol edilen düzenleyici otoritelerin görevlerinin, kendilerine uygulanan vergileri ödemeyen veya ödemeyi reddedenlere şantaj yapmakla sınırlı olmasından duydukları öfkeyi dile getiriyor. Bu kuruluşlar, mağazalarını denetlememek karşılığında eczanelerden yüklü miktarda para toplamakla yetiniyor.

fh
Yemen'in başkenti Sanaa'da yaygın olarak kullanılan bir ilaç kapsülünün yanında yabancı bir cisim (X)

Husilerin, Kuveyt'teki bir hastanede kanser hastalarına verilen ve çocukların ölümüne yol açan kanser ilaçlarının kaçakçılığına karıştıkları zaten kanıtlanmış durumda. İlgili kişiler için bir duruşma yapıldı, ancak Husi grubunun bu konuda çekinceleri olması nedeniyle hükümetin sağlık yetkilileri bilgiyi doğrulayamıyor.

Bekri, Husilerin çocuk aşılarını önlemesine odaklanılması çağrısında bulundu. Çünkü aşılamayla önlenebilecek hastalık vaka sayıları Yemenlileri, komşu ülkeleri ve dünyayı ilgilendiren bilgi, veri ve istatistikler sağlayabilir.

cfgthy
Husi kontrolündeki bölgelerde ilaçların sahtesini yapmak ve son kullanma tarihlerini tahrif etmek yaygın hale geldi (X)

 



Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi
TT

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, Husilerin Yemen’den Suudi Arabistan’ın Doğu Bölgesi’ne doğru fırlattığı balistik füzenin bugün perşembe sabahının erken saatlerinde imha edildiğini duyurdu.

Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü de ülkenin güneybatısındaki Necran bölgesi ile Doğu Bölgesi’nde olası bir tehlikeye karşı iki ayrı uyarı yayımladı. Müdürlük, birkaç dakika sonra her iki bölgedeki tehlikenin ortadan kalktığını açıkladı.

Öte yandan, Husilerin tırmandırdığı saldırılar Yemen’deki insani krizi daha da derinleştirdi. Örgütün Lahic ve Taiz vilayetlerindeki köyleri ve yerleşim alanlarını hedef alan saldırılarını yoğunlaştırması yüzlerce ailenin yerinden edilmesine yol açtı. Uluslararası kuruluşlar, ülkede insani sıkıntıların yayılabileceği ve yardım ihtiyacının artabileceği uyarısında bulundu. Yemen’de 22,3 milyon kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğu belirtiliyor.

Hükümet kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husilerin sahada ilerleme sağlama girişimlerinin sonuçsuz kalmasının ardından yerleşim bölgelerini füze, insansız hava aracı ve havan topu saldırılarıyla daha yoğun biçimde hedef aldığını bildirdi. Kaynaklar, bu saldırılarla halk ve hükümet güçleri üzerinde baskı kurulmasının amaçlandığını ifade etti.

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu ise yerinden edilen kişilerin koşullarının kötüleştiği ve insani yardımlarla temel hizmetlere erişimin zorlaştığı uyarısında bulundu. Federasyon, son tırmanış dalgasından önce yaklaşık 5,2 milyon kişinin ülke içinde yerinden edildiğini, beş yaşın altındaki 2,2 milyon çocuğun ise akut yetersiz beslenme sorunu yaşadığını belirtti.


Husiler Turbe’yi kuşatıyor... Taiz ise ablukaya direniyor

Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
TT

Husiler Turbe’yi kuşatıyor... Taiz ise ablukaya direniyor

Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)

Yemen’in güneybatısında, aralarında çatışma hatlarının bulunduğu iki kentte, savaşların geleneksel mantığına ters düşen bir çelişki yaşanıyor. Husilerin askeri kontrolü altındaki Turbe kenti, durgunluk ve ilan edilmemiş bir boykotun etkisi altında kalırken, kuşatma altındaki diğer kent Taiz’de ise tüm zorluklara rağmen hayat devam ediyor.

Husilerin her yönden kuşattığı Taiz ile yaklaşık bir ay önce milislerin kontrolüne giren Turbe arasındaki bu tezat, savaşın doğasını ve toplumsal direnişi özetleyen karmaşık bir tabloyu ortaya koyuyor. İki kentteki ekonomik ve toplumsal koşullar birbirine tamamen zıt bir görünüm sergiliyor.

Turbe kentinde ekonomik durgunluk ve toplumun sert tepkisi öne çıkıyor. Yerel halk, Husilerin yönetimini normalleştirmeyi reddediyor. Bu durum, piyasalarda daha önce görülmemiş bir durgunluğa, gündüz saatlerinde hareketliliğin büyük ölçüde azalmasına ve geceleri hayatın tamamen durarak yerini derin bir sessizliğe bırakmasına yol açan neredeyse tam kapsamlı bir boykotla sonuçlandı.

Taiz ile Turbe arasında her hafta gidip gelen kamu çalışanı Ahmed’in (gerçek adı değil) yaşadıkları, iki kent arasındaki bu keskin yaşam farklılığını özetliyor. Ahmed, Taiz’den ayrıldığı anda kişisel güvenliğine ilişkin korkularla yaşamaya başlarken, Husilerin yönetimi altındaki Turbe’de yaşayan ailesi için de sürekli endişe duyuyor.

fgthy
Husilerin şehri ele geçirmesinden yaklaşık bir ay sonra Turbe, adeta bir durgunluk dönemi yaşıyor. (Facebook)

Ahmed, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu durumun kendisini, Husilerin kontrolünün uzun sürmesi halinde ailesini kuşatma altındaki Taiz’e taşıma seçeneğini ciddi biçimde düşünmeye ittiğini söylüyor. Ahmed, Turbe’de güvenlik baskısı ve toplumsal tecridin gölgesinde yaşamaktansa, geçim koşullarının ağırlaştığı kuşatma altındaki bir kentte yaşamayı tercih ediyor.

Yaşanan değişimin ayrıntılarını anlatan Ahmed, daha önce ailesi ve arkadaşlarıyla geçirdiği hafta sonu tatillerinin artık tamamen farklı bir hal aldığını belirtiyor. “Evde sürekli bir gerginlik hâkim. Üç çocuğum okula gitmekten mahrum kaldı ve eğitim açısından onları nasıl bir geleceğin beklediği belirsiz” diyor. Arkadaşlarıyla geceleri evlerde veya kafelerde geçirdiği zamanlar da gün batımıyla birlikte hayatın tamamen durması sonucu geride kalmış durumda.

Hayat devam ediyor

Bu gelişmelerin gölgesinde Taiz Eğitim Müdürlüğü, Husilerin kontrolüne giren ilçelerdeki okullarda eğitimin askıya alınmasına ilişkin önceki kararını yineledi. Müdürlük, talimatlara aykırı hareket edilmesinden eğitim müdürlüklerinin ve okul yöneticilerinin sorumlu tutulacağını bildirdi. Bu sırada kırsal ilçelerdeki Toplumsal Eğitim Komitesi de öğrenci güvenliğini korumak amacıyla velilere ve okul yönetimlerine karara uyma çağrısında bulundu.

dfgthy
Husi ablukasına ve yerleşim bölgelerine yönelik saldırılara rağmen Taiz kentinde yaşamın akışı kesintiye uğramadı. (AFP)

Komite, eğitim kurumlarının silah depoları ve Husilere bağlı unsurların toplanma ve konaklama alanları gibi askeri amaçlarla kullanılmasının yanı sıra öğrencilerin örgüte kazandırılması ve silah altına alınması riskine karşı uyarıda bulundu.

Buna karşılık, kuşatma altındaki Taiz kenti, boğucu kuşatmaya, temel ihtiyaç maddeleri ve hizmetlerde yaşanan krizlere, sivilleri hedef alan günlük topçu saldırıları ve keskin nişancı ateşine rağmen olağanüstü bir dayanıklılık sergiliyor ve günlük yaşamını sürdürmeye devam ediyor. Kent, güvenlik risklerine meydan okuyan, insanların ilgisini çeken bir merkeze dönüşmüş durumda.

Kırsal bölgelerde yaşayan çok sayıda kişi, kendilerini çevreleyen ciddi tehlikelere rağmen bazı geçiş noktalarında çatışmaların durmasından yararlanarak kente girmeye çalışıyor. Bu sırada Husiler, hareketliliği kısıtlamaya ve halkı kentten ayrılmaya zorlamaya çalışıyor.

Taiz Kuşatması İşleri Dairesi Müdürü Salah Ahmed Galib, hükümete bağlı bir kurum olan dairenin çalışmaları hakkında Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Turbe ve yakın zamanda Husilerin kontrolüne giren diğer bölgelerde yaşayanların ellerindeki imkânlarla sivil protesto gerçekleştirdiğini ve ilan edilmemiş bir sivil itaatsizlik eylemine başvurduğunu söyledi.

 xcvfghy
Husi ablukası ve yolların kapatılmasına rağmen Taiz şehri ile çevresindeki kırsal bölgeler arasındaki ulaşım durmadı. (AFP)

Galib, açıklamasında, bölge sakinlerinin büyük bölümünün Husiler tarafından yağmalanma ve haraç vermeye zorlanma korkusuyla dükkânlarını kapattığını veya ticari faaliyetlerini durdurduğunu belirtti. Buna karşılık, kuşatmanın yol açtığı mal arzındaki azalma ve fiyatlardaki artışa rağmen, halkın devlete duyduğu güven sayesinde Taiz kentindeki ticari faaliyetler ve piyasalardaki hareketlilik bundan etkilenmedi.

Hükümet önlemleri

Taiz kentinde kuşatmanın etkilerini hafifletmek amacıyla çeşitli toplumsal faaliyetler yürütülüyor. Bunların başında, aileler arasındaki gıda ve diğer ihtiyaç maddelerinin paylaşımını sağlayarak yaşanan eksiklikleri gidermeyi ve yiyeceğe erişemeyen ailelere yardım etmeyi amaçlayan girişimler geliyor.

Taiz Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü Müdürü Abdurrahman el-Kulayya, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, savaş ve kuşatmanın gerçek bir insani felakete yol açtığını belirtti. Tedarik yollarının kapatılması nedeniyle mal ve yakıt akışında ciddi bir azalma yaşandığını ifade eden Kulayya, bunun çok sayıda tüccarı yatırımlarını azaltmaya ve yüksek riskler nedeniyle ithalat yapmak yerine tasarrufa yönelmeye ittiğini söyledi.

sdefrgtyu
Husilerin hizmet ve mal tedarikinden mahrum bıraktığı Taiz’deki bir mahallede doldurulan su bidonları (AFP)

Yetkili, bölge müdürlüğünün durumun ciddiyetini geçen mayıs ayında, bölgesel gerilimlerin ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının yaşandığı dönemde fark ettiğini açıkladı. Ticaret odası ve önde gelen tüccarlarla koordinasyon içinde, üç ay yetecek miktarda temel tüketim maddesi stoku oluşturmayı başardıklarını belirten yetkili, ancak halk arasında yayılan panik ve Husilerin kente açılan tek geçiş noktasını kapatması nedeniyle bu stokun yüzde 50’sinin yalnızca bir hafta içinde tüketildiğini söyledi.

Hükümet yetkilisinin aktardığına göre müdürlük, temel ihtiyaç maddelerinin resmî fiyatlar üzerinden ve kontrollü biçimde dağıtılmasını sağlamak amacıyla denetim komiteleri oluşturulmasını ve 24 saat faaliyet gösteren bir kriz yönetim merkezinin kurulmasını gerektiren olağanüstü tedbirleri devreye soktu. Ayrıca büyük ticari işletmelerin acenteleri aracılığıyla ek miktarda gıda ürünü piyasaya sürmesiyle kuşatma altındaki kentte tedarik koşulları kısmen istikrara kavuştu.

Ancak yetkili, Husilerin uyguladığı kuşatma kaldırılmadığı sürece tüm bu tedbirlerin geçici kalacağı ve kalıcı bir çözüm sunamayacağı uyarısında bulundu.

Kent sakinleri ise Husilerin Taiz’e yönelik baskıcı uygulamalarını artırmasından ve geçiş noktalarını bu güzergâhları kullanan kişilerin kaçırılması için kurulan tuzaklara dönüştürmesinden endişe ediyor.


Sana’daki 550 özel okul, Husilerin askere alma baskısı altında

Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)
Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)
TT

Sana’daki 550 özel okul, Husilerin askere alma baskısı altında

Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)
Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)

Husiler, Yemen’in başkenti Sana’da özel okullarda öğrenim gören öğrencileri saflarına katma ve askere alma kampanyalarını yoğunlaştırdı. Eğitim kurumlarını, sürekli artan insan kayıplarını telafi etmek ve cephelere yeni savaşçılar kazandırmak amacıyla kullanan Husiler, öğrencileri askeri kurslara katılmaya zorlarken okul yönetimlerini kapaatılma, para cezası ve çeşitli yaptırımlarla tehdit ediyor.

Sana’daki eğitim çevrelerinden kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husilere bağlı sözde Cihat Konseyi’nin, tanınmayan hükümetlerindeki Eğitim Bakanlığı ile koordinasyon içinde son günlerde Sana ve çevresindeki 550’den fazla özel okulu hedef alan bir kampanya başlattığını belirtti. Kaynaklar, bunun eğitim sektörünün Husilerin askeri ve ideolojik hedefleri doğrultusunda kullanılmasına yönelik yeni bir adım olduğunu ifade etti.

Kaynaklar, Husilere bağlı sorumluların birkaç gün önce Sana’daki 10 ilçede bulunan okullara saha ziyaretleri gerçekleştirdiğini ve okul yönetimlerinden her okuldan beş öğrenci seçerek askeri kurslara kaydettirmelerini istediğini aktardı. Talimatlara uymayı reddeden kurumların kapatılabileceği, yöneticilerine cezai yaptırımlar uygulanabileceği ve para cezası kesilebileceği yönünde tehditlerde bulunulduğu belirtildi.

thyj
Sana’da Husilerin yeni savaşçıları için düzenlenen tören sırasında silahını taşıyan bir çocuk (AFP)

Husilerin bu uygulaması, öğretmenler, öğrenciler ve veliler arasında öfke ve endişeye yol açtı. Söz konusu kesimler, bu adımın, eğitim sürecini özünden uzaklaştırmayı amaçlayan politikaların devamı olduğunu düşünüyor. Husilerin yıllardır müfredat ve okul faaliyetlerini ideolojik propaganda doğrultusunda şekillendirdiği ve eğitim kurumlarını askeri projelerine hizmet edecek şekilde kullandığı belirtiliyor.

Zorla düzenlenen kurslar

Şarku’l Avsat’a konuşan veliler, çocuklarının ailelerinin haberi olmadan sınıflarından alınarak bilinmeyen yerlere götürüldüğünü, burada ideolojik telkin ve askeri eğitim kurslarına tabi tutulduklarını söyledi. Bu durumun, söz konusu faaliyetlerin öğrencileri silah altına almanın ve cephelere sürmenin ön hazırlığı olabileceğine ilişkin endişelerini artırdığını belirtti.

Bu kaygılar nedeniyle bazı aileler, çocuklarını zorla saflara katılmaya maruz kalabilecekleri korkusuyla hedef alınan okullara göndermemeye başladı. Bazı özel okullarda öğrenci devamlılığının azaldığı gözlenirken, Husilerin baskı ve baskınlarının sürmesi ve eğitim kurumlarının öğrencileri bilimsel açıdan yetiştirmek yerine onları silah altına almak için kullanılan merkezlere dönüştürülmesi yönündeki endişeler de giderek artıyor.

gtyh
Husiler, aileleri, çocuklarıyla savaşçı olarak gurur duymaya teşvik ediyor. (Getty Images)

Sana’nın merkezindeki Muin bölgesinde yaşayan ve dört öğrencinin babası olan Abdullah, Husilerin askere alma girişimlerine maruz kalmalarından korktuğu için ortaokul ve lise çağındaki iki çocuğunu evde tutmak zorunda kaldığını söyledi. Okul yönetiminin çocuklarını Husilerin baskılarından koruyabileceğine dair güvenini kaybettiğini belirten Abdullah, çocuklarını eğitimden mahrum bırakmakla askeri saflara katılma riskine maruz bırakmak arasında zor bir seçimle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Abdullah, kendi ifadesiyle öğrencileri saflarına katmak ve askeri telkine tabi tutmak için kullanılan merkezlere dönüşen okullara çocuklarını göndermekten artık ailelerin büyük bölümünün korktuğunu dile getirdi.

Abdullah, “Çocuklarımızı eğitim almaları ve geleceklerini inşa etmeleri için okullara gönderdik; askeri kurslara ve savaş cephelerine sürüklenmeleri için değil” dedi. Husilerin uygulamalarının artık müfredat ve okul faaliyetlerine kendi görüşlerini dayatmakla sınırlı kalmadığını belirten Abdullah, okul yönetimlerine öğrenci seçmeleri ve bu öğrencileri askeri eğitim kurslarından sorumlu birimlere teslim etmeleri yönünde baskı yapıldığını kaydetti.

Okullar üzerindeki baskı

Sana’nın güneyindeki Sebin bölgesinde bulunan özel bir okulda görev yapan ve adının açıklanmasını istemeyen bir öğretmen, Sana ve çevresindeki özel okul yönetimlerinin, öğrencileri saflarına katmak ve eğitim başarılarının önüne geçecek şekilde askeri kurslara yönlendirmek amacıyla Husilere bağlı kültürel sorumluların giderek artan baskısıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Öğretmen, ideolojik telkin faaliyetlerinin eğitim sürecine giderek daha fazla müdahale ettiğini, Husilerin eğitim kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırdığı ve okul yönetimlerini talimatlarına uymaya zorladığı bir ortamda, öğretmenlerin tehdit veya cezalarla karşılaşma korkusuyla bu uygulamalara itiraz etmekten çekindiğini belirtti.

dcfhyjg
Husiler, Sana’daki okullara mezhepçi programlar ve savaşa seferberlik zorunluluğu getirdi. (X)

Öğretmen, öğrenim görmek ve geleceklerini inşa etmek için güvenli bir ortam sunması gereken okulların giderek artan müdahalelerle karşı karşıya kaldığını vurguladı. Öğrencileri okul sıralarından uzaklaştırarak eğitimle hiçbir ilgisi bulunmayan faaliyetlere katılmaya zorlamayı amaçlayan baskıların da giderek yoğunlaştığını ifade etti.

Husilerin bu girişimleri, örgütün kontrolündeki bölgelerde eğitim sisteminin kötüleşmeye devam ettiği bir dönemde gerçekleşti. On binlerce öğretmen ve eğitim çalışanı yıllardır maaşlarını alamazken, uygulanan politikalar yaşam koşullarını daha da ağırlaştırdı ve okulların eğitim ve öğretim görevlerini yerine getirme kapasitesini zayıflattı.