Cezayir'de İngilizceye "evet", yabancı inançlara "hayır"

Moliere dilini konuşanların sayısı yaklaşık 15 milyon. 15 yaş üzerindekilerin yüzde 84’ü bu dili konuşuyor

Cezayir Eğitim Bakanlığı, 500'den fazla özel okula Fransız müfredatını benimsememeleri konusunda talimat verdi (AFP)
Cezayir Eğitim Bakanlığı, 500'den fazla özel okula Fransız müfredatını benimsememeleri konusunda talimat verdi (AFP)
TT

Cezayir'de İngilizceye "evet", yabancı inançlara "hayır"

Cezayir Eğitim Bakanlığı, 500'den fazla özel okula Fransız müfredatını benimsememeleri konusunda talimat verdi (AFP)
Cezayir Eğitim Bakanlığı, 500'den fazla özel okula Fransız müfredatını benimsememeleri konusunda talimat verdi (AFP)

Ali Yahi 

Bir mesele, diğeri alevlenmeden durulmuyor. Cezayir-Fransa ilişkilerinin durumu da böyle.

Eğitim Bakanlığı'nın 500'den fazla özel okula Fransız müfredatına uymanın yasak olduğu ve bu durumun derhal terk edilmesi gerektiği yönünde talimat vermesinin ardından sıra, Kuzey Afrika'da bulunan eski kolonideki yeri gözle görülür biçimde gerileyen Moliere diline geldi. 

Karar ve tepki

Eğitim Bakanlığı, mevcut okul sezonunun başında verdiği talimatta, karara uyulmaması durumunda yargıya başvuracağını açıklarken, bu durum Cezayir, Fransa ve ABD'de yaygın tartışmalara neden oldu.

Bazı taraflar, bu adımın Cezayir müfredatını desteklediğini düşünürken, bazıları da mevcut akademik yılı karıştırdığını belirtti.

Bir başka taraf ise yıllardır Fransız programının benimsenmesi karşısında endişesini dile getirdi.

Fransa'da haber, tüm gazetelerin sayfalarını işgal ederken, 'Fransızca öğretiminin peşine düşme kampanyası' olarak nitelendirilen karar oybirliğiyle eleştirildi.

Cezayir'deki birçok özel okulda öğretilen Fransızcanın, sadece Arapça eğitim verilmesini öngören yasayı uygulamaya koymak isteyen yetkililer tarafından dışlandığı belirtildi.

Ayrıca özel okullarda Fransızca programlarının öğretilmesinin, bu akademik yılın başından bu yana artık mümkün olmadığı vurgulandı. 

ABD merkezli Washington Post, yayınladığı bir haberde "Cezayir, ilkokullarda İngilizce öğretmek için bir pilot program başlattıktan bir yıldan fazla bir süre sonra ülke, bunu bir başarı ve Afrika'daki eski Fransız kolonilerinde genişleyen dil değişimini yansıtan bir adım olarak övdü" ifadelerine yer verildi. 

Doğru eylem ve egemen düzen

Başkent Cezayir'in Şeraka şehrindeki ilkokullardan birinde Arapça öğretmeni olan Ekrem Yafa, "Karar, tüm ülkelerde geçerli olan doğru bir tedbir ve egemenlik emridir. Dünyada kendi kültürünü, dinini ve değerlerini simgeleyen ulusal programları dışında yabancı ülke programlarının öğretilmesine izin veren hiçbir ülke yoktur" dedi.

Yafa, "Kanun, özel okulların sunmak istediği her ek faaliyet veya konunun Eğitim Bakanlığı'ndan ruhsat almasını gerektirdiğini açıkça belirtmektedir" açıklamasında bulundu. 

Yafa, "Eğer konu, Fransızca ve İngilizcenin dil ve edebiyat olarak öğretilmesiyse bu kabul edilebilir ve olumlu bir katkıdır. Ancak Cezayir okullarında yabancı inanç ve değerlerin öğretilmesi kabul edilemez. Devleti inşa etmek için gelecekte kendilerine bağımlı olacak nesiller yetiştirmek üzere uygun gördükleri eğitim programlarını yazanların, ülkeler olduğu göz önüne alındığında bu, dünyadaki hiçbir ülkenin kabul etmeyeceği mantıklı bir konudur" ifadelerini kullandı.

Ekrem Yafa ayrıca kararın, yetkililerin ülkedeki ilk yabancı dil haline getirmeye karar verdiği İngilizce lehine Fransızcanın sınırlandırılmasına katkıda bulunacağına dikkati çekti. 

Aynı şekilde üç eğitim seviyesindeki Öğretim Personeli için Bağımsız Ulusal Konseyi başkanı Mesud Boudiba, özel okulların kendilerini düzenleyen ve akreditasyon aldıkları yasalara uymaları gerektiğini söyledi.

Bu kanunun, devlet okullarında Eğitim Bakanlığı'nca onaylanan programlar dışındaki yabancı programların öğretilmesini yasakladığını hatırlatarak, "Yabancı müfredatta ders vermek isteyen herkesin özel okullar değil, yabancı okullar açmak için onay istemesi gerekiyor. Çünkü özel okullar Cezayir okullarıdır ve Cezayir yasalarına tabi olmaları gerekiyor. Bu nedenle ülkede onaylanmış eğitim müfredatı dışında herhangi bir programda ders vermesi yasaktır" dedi.

Boudiba, durumun öğrencilere, özellikle de uzun yıllar bu programlarda eğitim almış olanlara olumsuz yansımaması için bu konunun dikkatli bir şekilde ele alınması çağrısında bulunarak, öğrencilerin sonuçlara katlanmaması gerektiğini vurguladı. 

Kimlik ve kültürün korunması

Ancak Cezayir'in Karya bölgesindeki bir eğitim kurumunun müdür Samire Salmi'nin de belirttiği üzere özel okulların farklı bir görüşü var.

Salmi, "Eğitim Bakanlığı'nın sürpriz kararı, ilk yıldan itibaren Fransız müfredatına göre eğitim gören öğrencilerin bulunduğu okullar nezdinde öğrencilerin ve velilerin kafasını karıştırdı. Öğretmeyi yarıda bırakmak mantıklı değil" dedi.

Bu adımın bu kategorideki öğrencilerin seviyesinin düşmesine neden olabileceğini söyleyen Salmi, "Kararı reddeden veliler, diğer öğrenciler için bir çözüm bulunana kadar en azından bu yıl içinde kararın geri çekilmesi için Eğitim Bakanlığı'na gitmeyi planlıyor" şeklinde konuştu. 

Okulunun Fransız müfredatında eğitim verdiğini ve Fransız kültürü, gelenek ve görenekleri ile hiçbir ilgisinin olmadığını belirten Salmi, daha çok Cezayir kimliğinin ve kültürünün korunmasının gerekliliğine vurgu yaparak velilerden büyük bir talebin geldiğini vurguladı.

Samire Salmi, "Özel okulların Fransız müfredatını benimseyerek gerçekleştirdiği kültürel istilayı teşvik etmek, Araplarla Frankofonlar arasındaki hesaplaşmadan başka bir şey değildir ve bu, ülkenin bağımsızlığından bu yana devam eden bir mücadeledir" ifadelerini kullandı.

Salmi, vesayet birimlerine, geleceklerini korumak için öğrencileri her şeyden önce tatmin edecek bir çözüm bulunana kadar adımı yeniden gözden geçirmeleri ve kararı geçici olarak dondurmaları yönünde çağrı yapıldığını vurguladı. 

Fransızca yerine yüzde 80 İngilizce mi?

Geçen Haziran ayında Eğitim Bakanlığı, ilk okul dördüncü sınıfa kadar İngilizce öğretimi çerçevesinde İngilizce öğretmeni alımı için dijital platformun açıldığını duyurdu.

Geçen yıl da Eğitim Bakanlığı tarafından başlatılan, eğitim dilinin ve müfredatın Fransızcadan İngilizceye dönüştürülmesine ilişkin elektronik referandumun sonuçları, üniversite öğrencilerinin yüzde 80'inin Fransızca yerine İngilizceyi benimseme arzusunu ortaya koymuştu. 

Buteflika rejiminden sonraki yıllarda yetkililer, Fransızcanın hakimiyetine son verme yönündeki istek ve niyetlerini ortaya koyan mesaj ve adımlarla bu akademik yıla hazırlık yapmayı sürdürdü.

Cezayirliler, bu konuda, "onu faydalanması gereken savaş ganimetleri olarak görenler" ile "bunu kültürel bir istila ve Fransızların Cezayirlilerin zihinlerini tahakküm altına alma girişiminin bir devamı olarak görenler" arasında bölünmüş durumda.

Birkaç ay önce Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun başkanlığındaki Bakanlar Kurulu, başkent Cezayir'de İngiliz Okulu'nun açılması kararını onaylarken, hükümete bu okulun başarısı ve faaliyetlerinin kolaylaştırılması için tüm olanakları ve garantileri sağlaması yönünde katı talimatlar verdi.

Daha önce Yüksek Öğrenim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı, başta İngilizce olmak üzere yaşayan dillere daha açık olma ihtiyacından yola çıkarak üniversitede reform yapılmasına yönelik akademik bir proje ortaya koymuştu.

Dönemin Yüksek Öğrenim Bakanı Abdulbaki bin Zayan, Cezayir üniversitelerinde İngilizceyi geliştirme fırsatlarını ve yollarını tartışmak üzere İngiltere ve Kuzey İrlanda büyükelçileriyle istişare toplantılarını yoğunlaştırdı.

Aynı şekilde birçok resmi kurum da açıklamalarda, yazışmalarda ve talimatlarda Fransızca yerine Arapçayı kullandı.

Ayrıca Fransızca dersi, ülkenin bağımsızlığından bu yana ilk kez mesleki ilerleme sınavlarından iptal edildi. 

"Kültürel-dilsel bir işgalin yerini bir başkası almamalı"

Araştırmacı İzzeddin Kaddari el-İdrisi, Facebook üzerinden "Kültürel-dilsel bir işgalin yerini başka bir meslek almamalı" başlığı altında "Cezayir'de bir kültür olarak Fransız dilinin, özellikle de dil kültürünün yaygın bir şekilde reddedilmesi söz konusudur. Bu iyi bir şeydir, ama bir dili öğrenmekle onu bir kültür haline getirmek arasında bir ayrım yapmak gerekiyor. Her ne olursa olsun herhangi bir dili öğrenmek çok pozitif bir şeydir. Ancak onu kültür haline getirmek ve günlük yaşamda kullanmak kültürel sömürgeciliktir. Bu durum, Cezayir'de ve bazı eski Fransız kolonilerinde mevcuttur" açıklamasında bulundu.

İdrisi, "Birçoğu, Fransızcanın İngilizce ile değiştirilmesi gerektiğine, yani bir kültürel sömürgeciliğin diğeriyle değiştirilmesi gerektiğine inanıyor. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, okul müfredatında Fransızcanın yerine İngilizcenin kullanılmasından yanayım. Bu konuda hiç şüphem yok. Çünkü Fransızca dünyada pek fazla kullanılmamaktadır. Ama sanki hiçbir kimliğimiz, dilimiz, kültürümüz yokmuş gibi Fransızcaya alternatif bir kültür haline getirilmemeli, Arapça dili temel alınmalıdır" dedi. 

Cezayir'de Fransızca konuşanların sayısı, Fransa ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti dışındaki tüm ülkelerdeki Fransızca konuşanların sayısını aşıyor.

Uluslararası Frankofoni Örgütü'ne göre ülkede 44 milyon kişiden yaklaşık 15 milyonu Fransızca konuşuyor. 15 yaşın üzerindekilerin yüzde 84'ünün Fransızca konuştuğu, yüzde 68'inin ise eğitim aldığı ve konuştuğu belirtiliyor.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.