Cezayir'de İngilizceye "evet", yabancı inançlara "hayır"

Moliere dilini konuşanların sayısı yaklaşık 15 milyon. 15 yaş üzerindekilerin yüzde 84’ü bu dili konuşuyor

Cezayir Eğitim Bakanlığı, 500'den fazla özel okula Fransız müfredatını benimsememeleri konusunda talimat verdi (AFP)
Cezayir Eğitim Bakanlığı, 500'den fazla özel okula Fransız müfredatını benimsememeleri konusunda talimat verdi (AFP)
TT

Cezayir'de İngilizceye "evet", yabancı inançlara "hayır"

Cezayir Eğitim Bakanlığı, 500'den fazla özel okula Fransız müfredatını benimsememeleri konusunda talimat verdi (AFP)
Cezayir Eğitim Bakanlığı, 500'den fazla özel okula Fransız müfredatını benimsememeleri konusunda talimat verdi (AFP)

Ali Yahi 

Bir mesele, diğeri alevlenmeden durulmuyor. Cezayir-Fransa ilişkilerinin durumu da böyle.

Eğitim Bakanlığı'nın 500'den fazla özel okula Fransız müfredatına uymanın yasak olduğu ve bu durumun derhal terk edilmesi gerektiği yönünde talimat vermesinin ardından sıra, Kuzey Afrika'da bulunan eski kolonideki yeri gözle görülür biçimde gerileyen Moliere diline geldi. 

Karar ve tepki

Eğitim Bakanlığı, mevcut okul sezonunun başında verdiği talimatta, karara uyulmaması durumunda yargıya başvuracağını açıklarken, bu durum Cezayir, Fransa ve ABD'de yaygın tartışmalara neden oldu.

Bazı taraflar, bu adımın Cezayir müfredatını desteklediğini düşünürken, bazıları da mevcut akademik yılı karıştırdığını belirtti.

Bir başka taraf ise yıllardır Fransız programının benimsenmesi karşısında endişesini dile getirdi.

Fransa'da haber, tüm gazetelerin sayfalarını işgal ederken, 'Fransızca öğretiminin peşine düşme kampanyası' olarak nitelendirilen karar oybirliğiyle eleştirildi.

Cezayir'deki birçok özel okulda öğretilen Fransızcanın, sadece Arapça eğitim verilmesini öngören yasayı uygulamaya koymak isteyen yetkililer tarafından dışlandığı belirtildi.

Ayrıca özel okullarda Fransızca programlarının öğretilmesinin, bu akademik yılın başından bu yana artık mümkün olmadığı vurgulandı. 

ABD merkezli Washington Post, yayınladığı bir haberde "Cezayir, ilkokullarda İngilizce öğretmek için bir pilot program başlattıktan bir yıldan fazla bir süre sonra ülke, bunu bir başarı ve Afrika'daki eski Fransız kolonilerinde genişleyen dil değişimini yansıtan bir adım olarak övdü" ifadelerine yer verildi. 

Doğru eylem ve egemen düzen

Başkent Cezayir'in Şeraka şehrindeki ilkokullardan birinde Arapça öğretmeni olan Ekrem Yafa, "Karar, tüm ülkelerde geçerli olan doğru bir tedbir ve egemenlik emridir. Dünyada kendi kültürünü, dinini ve değerlerini simgeleyen ulusal programları dışında yabancı ülke programlarının öğretilmesine izin veren hiçbir ülke yoktur" dedi.

Yafa, "Kanun, özel okulların sunmak istediği her ek faaliyet veya konunun Eğitim Bakanlığı'ndan ruhsat almasını gerektirdiğini açıkça belirtmektedir" açıklamasında bulundu. 

Yafa, "Eğer konu, Fransızca ve İngilizcenin dil ve edebiyat olarak öğretilmesiyse bu kabul edilebilir ve olumlu bir katkıdır. Ancak Cezayir okullarında yabancı inanç ve değerlerin öğretilmesi kabul edilemez. Devleti inşa etmek için gelecekte kendilerine bağımlı olacak nesiller yetiştirmek üzere uygun gördükleri eğitim programlarını yazanların, ülkeler olduğu göz önüne alındığında bu, dünyadaki hiçbir ülkenin kabul etmeyeceği mantıklı bir konudur" ifadelerini kullandı.

Ekrem Yafa ayrıca kararın, yetkililerin ülkedeki ilk yabancı dil haline getirmeye karar verdiği İngilizce lehine Fransızcanın sınırlandırılmasına katkıda bulunacağına dikkati çekti. 

Aynı şekilde üç eğitim seviyesindeki Öğretim Personeli için Bağımsız Ulusal Konseyi başkanı Mesud Boudiba, özel okulların kendilerini düzenleyen ve akreditasyon aldıkları yasalara uymaları gerektiğini söyledi.

Bu kanunun, devlet okullarında Eğitim Bakanlığı'nca onaylanan programlar dışındaki yabancı programların öğretilmesini yasakladığını hatırlatarak, "Yabancı müfredatta ders vermek isteyen herkesin özel okullar değil, yabancı okullar açmak için onay istemesi gerekiyor. Çünkü özel okullar Cezayir okullarıdır ve Cezayir yasalarına tabi olmaları gerekiyor. Bu nedenle ülkede onaylanmış eğitim müfredatı dışında herhangi bir programda ders vermesi yasaktır" dedi.

Boudiba, durumun öğrencilere, özellikle de uzun yıllar bu programlarda eğitim almış olanlara olumsuz yansımaması için bu konunun dikkatli bir şekilde ele alınması çağrısında bulunarak, öğrencilerin sonuçlara katlanmaması gerektiğini vurguladı. 

Kimlik ve kültürün korunması

Ancak Cezayir'in Karya bölgesindeki bir eğitim kurumunun müdür Samire Salmi'nin de belirttiği üzere özel okulların farklı bir görüşü var.

Salmi, "Eğitim Bakanlığı'nın sürpriz kararı, ilk yıldan itibaren Fransız müfredatına göre eğitim gören öğrencilerin bulunduğu okullar nezdinde öğrencilerin ve velilerin kafasını karıştırdı. Öğretmeyi yarıda bırakmak mantıklı değil" dedi.

Bu adımın bu kategorideki öğrencilerin seviyesinin düşmesine neden olabileceğini söyleyen Salmi, "Kararı reddeden veliler, diğer öğrenciler için bir çözüm bulunana kadar en azından bu yıl içinde kararın geri çekilmesi için Eğitim Bakanlığı'na gitmeyi planlıyor" şeklinde konuştu. 

Okulunun Fransız müfredatında eğitim verdiğini ve Fransız kültürü, gelenek ve görenekleri ile hiçbir ilgisinin olmadığını belirten Salmi, daha çok Cezayir kimliğinin ve kültürünün korunmasının gerekliliğine vurgu yaparak velilerden büyük bir talebin geldiğini vurguladı.

Samire Salmi, "Özel okulların Fransız müfredatını benimseyerek gerçekleştirdiği kültürel istilayı teşvik etmek, Araplarla Frankofonlar arasındaki hesaplaşmadan başka bir şey değildir ve bu, ülkenin bağımsızlığından bu yana devam eden bir mücadeledir" ifadelerini kullandı.

Salmi, vesayet birimlerine, geleceklerini korumak için öğrencileri her şeyden önce tatmin edecek bir çözüm bulunana kadar adımı yeniden gözden geçirmeleri ve kararı geçici olarak dondurmaları yönünde çağrı yapıldığını vurguladı. 

Fransızca yerine yüzde 80 İngilizce mi?

Geçen Haziran ayında Eğitim Bakanlığı, ilk okul dördüncü sınıfa kadar İngilizce öğretimi çerçevesinde İngilizce öğretmeni alımı için dijital platformun açıldığını duyurdu.

Geçen yıl da Eğitim Bakanlığı tarafından başlatılan, eğitim dilinin ve müfredatın Fransızcadan İngilizceye dönüştürülmesine ilişkin elektronik referandumun sonuçları, üniversite öğrencilerinin yüzde 80'inin Fransızca yerine İngilizceyi benimseme arzusunu ortaya koymuştu. 

Buteflika rejiminden sonraki yıllarda yetkililer, Fransızcanın hakimiyetine son verme yönündeki istek ve niyetlerini ortaya koyan mesaj ve adımlarla bu akademik yıla hazırlık yapmayı sürdürdü.

Cezayirliler, bu konuda, "onu faydalanması gereken savaş ganimetleri olarak görenler" ile "bunu kültürel bir istila ve Fransızların Cezayirlilerin zihinlerini tahakküm altına alma girişiminin bir devamı olarak görenler" arasında bölünmüş durumda.

Birkaç ay önce Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun başkanlığındaki Bakanlar Kurulu, başkent Cezayir'de İngiliz Okulu'nun açılması kararını onaylarken, hükümete bu okulun başarısı ve faaliyetlerinin kolaylaştırılması için tüm olanakları ve garantileri sağlaması yönünde katı talimatlar verdi.

Daha önce Yüksek Öğrenim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı, başta İngilizce olmak üzere yaşayan dillere daha açık olma ihtiyacından yola çıkarak üniversitede reform yapılmasına yönelik akademik bir proje ortaya koymuştu.

Dönemin Yüksek Öğrenim Bakanı Abdulbaki bin Zayan, Cezayir üniversitelerinde İngilizceyi geliştirme fırsatlarını ve yollarını tartışmak üzere İngiltere ve Kuzey İrlanda büyükelçileriyle istişare toplantılarını yoğunlaştırdı.

Aynı şekilde birçok resmi kurum da açıklamalarda, yazışmalarda ve talimatlarda Fransızca yerine Arapçayı kullandı.

Ayrıca Fransızca dersi, ülkenin bağımsızlığından bu yana ilk kez mesleki ilerleme sınavlarından iptal edildi. 

"Kültürel-dilsel bir işgalin yerini bir başkası almamalı"

Araştırmacı İzzeddin Kaddari el-İdrisi, Facebook üzerinden "Kültürel-dilsel bir işgalin yerini başka bir meslek almamalı" başlığı altında "Cezayir'de bir kültür olarak Fransız dilinin, özellikle de dil kültürünün yaygın bir şekilde reddedilmesi söz konusudur. Bu iyi bir şeydir, ama bir dili öğrenmekle onu bir kültür haline getirmek arasında bir ayrım yapmak gerekiyor. Her ne olursa olsun herhangi bir dili öğrenmek çok pozitif bir şeydir. Ancak onu kültür haline getirmek ve günlük yaşamda kullanmak kültürel sömürgeciliktir. Bu durum, Cezayir'de ve bazı eski Fransız kolonilerinde mevcuttur" açıklamasında bulundu.

İdrisi, "Birçoğu, Fransızcanın İngilizce ile değiştirilmesi gerektiğine, yani bir kültürel sömürgeciliğin diğeriyle değiştirilmesi gerektiğine inanıyor. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, okul müfredatında Fransızcanın yerine İngilizcenin kullanılmasından yanayım. Bu konuda hiç şüphem yok. Çünkü Fransızca dünyada pek fazla kullanılmamaktadır. Ama sanki hiçbir kimliğimiz, dilimiz, kültürümüz yokmuş gibi Fransızcaya alternatif bir kültür haline getirilmemeli, Arapça dili temel alınmalıdır" dedi. 

Cezayir'de Fransızca konuşanların sayısı, Fransa ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti dışındaki tüm ülkelerdeki Fransızca konuşanların sayısını aşıyor.

Uluslararası Frankofoni Örgütü'ne göre ülkede 44 milyon kişiden yaklaşık 15 milyonu Fransızca konuşuyor. 15 yaşın üzerindekilerin yüzde 84'ünün Fransızca konuştuğu, yüzde 68'inin ise eğitim aldığı ve konuştuğu belirtiliyor.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.


Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
TT

Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)

Hamas'ın yurt dışı siyasi bürosunun başkanı Halid Meşal, hareketin silahlarından vazgeçmeyi ve Gazze Şeridi'nde "yabancı yönetimi" kabul etmeyi reddettiğini teyit etti.

Meşal, dün 17. Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, "direnişi, direniş silahlarını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu ilan etmenin" kabul edilemez bir şey olduğunu ifade etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Meşal konuşmasına şöyle devam etti: "İşgal olduğu sürece direniş de vardır. Direniş, işgal altındaki halkların hakkıdır ve uluslararası hukukun, ilahi yasaların, ulusların hafızasının bir parçasıdır ve uluslar bununla gurur duyarlar."

Meşal, ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki “Barış Konseyi”ne, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına ve yaklaşık 2,2 milyon sakinine yardım ulaştırılmasına olanak sağlayacak “dengeli bir yaklaşım” benimsemesi çağrısında bulundu.

Fetih ise İsrail'i, Gazze'yi yönetmekle görevli ulusal komitenin Şeride girişini engellemeye devam etmekle suçladı ve bunu, İsrail'in ateşkes anlaşmasının bir sonraki aşamasını uygulamaya geçmeyi reddetmesi olarak değerlendirdi.