Suudi Arabistan Veliaht Prensi: Filistin halkının onurlu bir yaşama sahip olmak için meşru hakları var

Veliaht Prens Filistin, Ürdün ve Mısır liderleriyle Gazze’deki durumu görüştü

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz (SPA)
Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi: Filistin halkının onurlu bir yaşama sahip olmak için meşru hakları var

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz (SPA)
Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdulaziz dün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, ülkesinin Filistin halkının onurlu bir yaşama yönelik meşru haklarına, umut ve arzularının gerçekleşmesine ve adil ve kalıcı bir barışa kavuşmaları yönündeki desteğini vurguladı.

Veliaht Prens diğer yandan Ürdün Kralı 2. Abdullah, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Mısır Devlet Başkanı Abdulfettah es-Sisi ile telefon görüşmeleri yaparak, Gazze ve çevresinde askeri gerilimin artması, sivillerin yaşamını tehdit eden kötüleşen koşullar ile bölgenin güvenlik ve istikrar konularını ele aldı.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Filistin Devlet Başkanı Abbas ile yaptığı görüşmede, Suudi Arabistan’ın, devam eden gerilimi durdurmak, gelirimin bölgeye yayılımını önlemek için tüm uluslararası ve bölgesel taraflarla iletişim halinde mümkün olan her türlü çabayı gösterdiğini, uluslararası insancıl hukuka bağlı kalmanın ve sivilleri hedef alınmamasının gerektiğini vurguladı.

Filistin Haber Ajansı, Başkan Abbas’ın Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a ‘işgal altındaki Filistin topraklarındaki son gelişmeler’ hakkında bilgi verdiğini, Suudi Arabistan’a ve Veliaht Prens’e en içten teşekkürlerimi sunduğunu, onların kararlı duruşlarını ve Filistin halkını ve haklı davasını desteklemek için gösterdikleri çabaları takdir ettiğini belirtti.

Ürdün Kraliyet Mahkemesi’nin açıklamasına göre, Kral 2. Abdullah, Filistin meselesinde iki devletli çözüme dayalı adil ve kapsamlı bir barışın sağlanması ve Filistinli kardeşlerin meşru haklarına kavuşması için siyasi bir ufuk bulunmasının gerektiğini vurguladı ayrıca uluslararası insancıl hukuka saygı gösterilmesi ve sivillerin korunması gerektiğini belirtti. 

Mısır Cumhurbaşkanlığı, Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Sisi arasındaki telefon görüşmesinde, Sisi’nin ‘bu hassas aşamada güvenlik ve insani durumun kontrolden çıkmasını önlemek üzere kendine hakim olmanın, aklın sesine kulak verip, sükunet yolunda gitmeye öncelik vermenin önemini’ vurgulandığını açıkladı.

Mısır Cumhurbaşkanlığı sözcüsü, “Arapların Filistin meselesine ilişkin uluslararası meşru referanslara göre iki devletli çözüm temelinde kapsamlı ve adil bir çözüme ulaşmayı merkeze alan vizyonunu teyit etmek amacıyla, Mısır ile Suudi Arabistan arasında önümüzdeki dönemde istişare ve koordinasyonun sürdürülmesi konusunda da mutabakata varıldı. Bu vizyon, acil bir sükunet ve her yöndeki askeri çatışmaların durdurulması gerektiriyor” ifadelerine yer verdi.



Altı Arap ülkesi, İran’ın saldırılarını kınadı ve Irak’taki İran yanlısı milisleri uyardı

Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesine İHA ile gerçekleştirilen ve bir yakıt deposunu hedef alan hava saldırısının ardından yükselen duman (AP)
Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesine İHA ile gerçekleştirilen ve bir yakıt deposunu hedef alan hava saldırısının ardından yükselen duman (AP)
TT

Altı Arap ülkesi, İran’ın saldırılarını kınadı ve Irak’taki İran yanlısı milisleri uyardı

Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesine İHA ile gerçekleştirilen ve bir yakıt deposunu hedef alan hava saldırısının ardından yükselen duman (AP)
Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesine İHA ile gerçekleştirilen ve bir yakıt deposunu hedef alan hava saldırısının ardından yükselen duman (AP)

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Bahreyn, Katar ve Ürdün dün yayınladıkları ortak açıklamada, Irak’taki İran yanlısı silahlı grupların bölgedeki ülkelere, tesislerine ve altyapısına yönelik saldırılarını kınadılar.

Altı ülke, saldırıya uğradıkları takdirde devletlerin bireysel ve toplu olarak meşru müdafaa hakkını güvence altına alan Birleşmiş Milletler (BM) Şartı uyarınca, bu suç niteliğindeki saldırılara karşı meşru müdafaa hakkının kendilerine ait olduğunu vurguladı.

Ortak açıklamada, Irak hükümetine, kardeşlik ilişkilerini korumak ve daha fazla gerginliği önlemek amacıyla, Irak topraklarından komşu ülkelere yönelik milisler ve silahlı gruplar tarafından gerçekleştirilen saldırıları derhal durdurmak için gerekli önlemleri alması çağrısında bulunuldu.

Öte yandan BM İnsan Hakları Konseyi dün İran'ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını ‘çirkin’ olarak nitelendirerek kınadı ve Tahran'a bu saldırılardan zarar gören herkese bir an önce tazminat ödemesi çağrısında bulundu.

Suudi Arabistan savunma güçleri, doğu bölgesinde bir balistik füzeye ve 35 insansız hava aracına (İHA), Riyad'da ise bir İHA’ya müdahale etti. Ayrıca Kuveyt Silahlı Kuvvetleri, 13 balistik füzenin engellendiğini açıkladı. Açıklamaya göre bunlardan 7'si herhangi bir tehlike oluşturmadan tehdit bölgesi dışına düşürüldü.

ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla savaşın başlamasından bu yana İran’ın füzeler ve İHA’larla düzenlediği saldırılara ilişkin verilere göre bu saldırıların yaklaşık yüzde 83’ü Körfez Arap ülkelerini hedef alırken, yalnızca yüzde 17’si İsrail’i hedef aldı. 28 Şubat'ta savaşın başlamasından bu yana İran saldırılarına maruz kalan ülkelerin açıkladığı resmi verilere göre İran dün akşama kadar Körfez Arap ülkelerine 4 bin 391 füze ve İHA ile saldırı düzenledi. Bu saldırılar, bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit eden ciddi bir tırmanışa yol açarken, hayati öneme sahip tesisleri ve sivil hedefleri hedef aldı. İran, savaşı başlatan İsrail'e karşı ise toplam saldırıların yüzde 17'sini oluşturan 930 füze ve İHA ile saldırdı.


Abu Dabi'ye füze parçaları düşmesi sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi de yaralandı

28 Şubat'ta Abu Dabi üzerinde bir İran füzesi engellendi (AFP).
28 Şubat'ta Abu Dabi üzerinde bir İran füzesi engellendi (AFP).
TT

Abu Dabi'ye füze parçaları düşmesi sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi de yaralandı

28 Şubat'ta Abu Dabi üzerinde bir İran füzesi engellendi (AFP).
28 Şubat'ta Abu Dabi üzerinde bir İran füzesi engellendi (AFP).

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yetkilileri bugün yaptıkları resmi açıklamada, balistik füze parçalarının Abu Dabi'ye düşmesi sonucu 2 kişinin öldüğünü, 3 kişinin yaralandığını ve birçok aracın hasar gördüğünü duyurdu.

Abu Dabi Medya Ofisinin basın açıklamasında, hava savunmasının balistik füzeyi başarılı bir şekilde engellemesinin ardından Sweihan Caddesi'ne düşen parçalarla ilgili olaya yetkililerin müdahale ettiğini belirtti.

Olayda kimlikleri henüz belirlenemeyen iki kişinin öldüğünü, üç kişinin yaralandığını ve çok sayıda aracın hasar gördüğünü belirtildi.


Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, İran’ın Körfez’e yönelik saldırılarını kınadı ve tazminat talep etti

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin bayrakları (AFP)
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin bayrakları (AFP)
TT

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, İran’ın Körfez’e yönelik saldırılarını kınadı ve tazminat talep etti

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin bayrakları (AFP)
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin bayrakları (AFP)

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi bugün yaptığı açıklamada, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik 
saldırılarını kınayarak bu eylemleri ‘çirkin’ olarak nitelendirdi ve Tahran’a tüm mağdurlara hızla tazminat ödemesi çağrısında bulundu.
47 üyeden oluşan Konsey, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi altı ülke ile Ürdün tarafından sunulan tasarıyı destekledi. Kararda, özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini aksatma girişimleri başta 
olmak üzere İran’ın eylemleri kınanarak, ‘tüm gerekçesiz saldırıların derhal durdurulması’ talep edildi.
Kararda ayrıca, uluslararası hukuk kurallarına uyulması, sivillerin ve kritik altyapıların hedef alınmaması gerektiği vurgulandı. Uluslararası deniz taşımacılığının korunması ve enerji arzının istikrarının sağlanmasının önemi de özellikle belirtildi.
Bu adım, bölgedeki gerilimin arttığı bir dönemde gelirken, uluslararası toplumdan gerilimin kontrol altına alınması ve bunun bölgesel güvenlik ile küresel ekonomi üzerindeki olası etkilerinin önlenmesi yönündeki çağrıların arttığına işaret ediyor.