Gazzeli şairlerin günlüklerinde terörün son tablosu

“Üzerimizdeki ablukayı kaldıramıyorsa, dünyanın interneti kesilsin/ Dünyadan kurtulmaktan çok dünyanın bizden kurtulmasını istiyorum” Yahya Aşur

Fotoğraf: EPA
Fotoğraf: EPA
TT

Gazzeli şairlerin günlüklerinde terörün son tablosu

Fotoğraf: EPA
Fotoğraf: EPA

Husam Maruf

Gazze: Gazze Şeridi, uzun yıllardır İsrail işgali altındaki küçük ve kalabalık bir bölgedir. Burada her şey imkânsız gibi görünüyor. Gazzelilerin üzerinde bulunan muazzam kısıtlamalar, günlük yaşamlarını kuşatan ek duvarlar gibidir ve onlara yaşamın özünü kaybettirir.

Gazze, sık sık kendi isteği dışında savaşa sürüklenir. Halkı, başlarına yağmur gibi yağan patlayıcı ve füzelerin sesleri eşliğinde, varoluşsal çatışmaların ortasında bulur kendini. 7 Ekim savaşı, başlangıç ve bitiş ayrıntıları ne olursa olsun önceki savaşlardan farklı değil, ancak Gazzelilerin bugüne kadar gördüğü her şeyden daha büyük dehşet ve korku içerir.

Savaş deneyimi, boğucu varoluşsal boyutlarıyla her zaman Filistin şiirinin bir parçası olmuştur. Çünkü şair, çevresinin evladıdır. Son savaş deneyimi daha da şiddetli görünüyor. Çünkü işgalin, Filistinlileri bombalamak, korkutmak ve yerinden etmek şeklindeki tepkisi daha büyük oldu. Filistinli genç şair Bisan en-Netil, sürgün edilmenin, hatta savaşın tümünün ve içinde barındırdığı dehşetin bir resmini çiziyor:

“Evimin duvarlarını nasıl koyayım bavula sığmıyor / Hep birlikte güvenli bir yere gitmek istiyorum / Tüm kitaplarımız, resimlerimiz ve anılarımız hangi bavula sığar?”

Hafıza

Filistinliler, savaşın ve demir kılıçlarının gölgesinde günlük hayatını yaşamaya alışmıştır. Zihinleri, dehşet sahnelerini yeniden yaşatıp durur. Aile, arkadaş ve sevdiklerini kaybetme korkusu yakalarını asla bırakmaz. Şair Nasır Rabah, savaşın başladığı günü sevgilisine hediyeler göndermek için kullanıyor. Askeri kışlaların yankısını ve Filistinli hayatındaki pek çok sonun gölgesinde yaşamı etkileyen çürümeyi somutlaştırıyor.

“Kışla, yaşamımın yüksek çitine yaslanmış durumda. Roketler tarafından dört bir yana dağıtılmadan önceki kadim komşularımın sohbetleri nerede? Yaşlanan düşlerim, delikanlı koltuk değneklerime dayanarak kendilerini önemsemeyen denize doğru yürüyor. Umut deposunda son bir derman hapı kaldı, tespihimin taneleri bir türlü bitmiyor. Ve ben 'Gazze, Gazze, Gazze!' diye sayıklıyorum.”

Nasır Rabah

Rabah'ın şiirselliği, keskin seslerle dolu yorucu görüntüyle aşılır, çünkü onun için yokluk, aşkın girdiği her yolu sonlandıran bir füzeyle bağlantılıdır.

Onun koltuk değnekleriyle uçuruma doğru ilerleyen eski hayalleri vardır. Savaş ve felaketleri, ona bağlı sonlar ve yorgun aşk ilişkileri arasındaki bu bağlantı, Filistin’in toprağa bağlı hafızasının siyah şeridini, adını Gazze diye haykıran trajik tiyatrodan geçirmek gibidir.

Nasır Rabah
Nasır Rabah

Rabah şöyle diyor: “Savaş'ın doğum gününde sana göndermediğim hediyeler Kitabımı kapatırken sanki kangrenden ölüyormuş gibi şiirin bana el sallaması Ağzımla her şeye dair sözlerim arasındaki kapalı köprüler Kışla, yaşamımın yüksek çitine yaslanmış durumda. Roketler tarafından dört bir yana dağıtılmadan önceki kadim komşularımın sohbetleri nerede? Yaşlanan düşlerim, delikanlı koltuk değneklerime dayanarak kendilerini önemsemeyen denize doğru yürüyor. Umut deposunda son bir derman hapı kaldı, tespihimin taneleri bir türlü bitmiyor. Ve ben 'Gazze, Gazze, Gazze!' diye sayıklıyorum.”

Açık ağız

Gazze’de şairler, bu kuşatılmış bölgenin tüm sakinleri gibi kendine özgü kaygı, korku ve acı sonlarla dolu deneyimler yaşar. Savaş zamanlarında gece, ölümün ilk günündeki mezar gibi gelir. Gecenin getirdiği ağırlık dayanılmazdır, geçilemez. İsrail’in güvenli evlere yönelik ağır bombardımanı, evleri sarsan ve sakinlerinin kalplerini yerinden oynatan bombalar ve gökyüzünü dolduran uçak sesleri eşliğinde yavaş yavaş ilerlemeye devam eder. Sanki her an seni yutabilecek açık bir ağız gibi. Savaş zamanında gecenin bu çirkin görüntüsü, Yaradan'a dua etme haline gelir. Sürekli elektrik kesintileri karşısında kendini rahatlatmak ve zifiri siyah rengi değiştirmek için renklerle oynamak.

wer
Hamid Aşur

Filistinli şair Hamid Aşur, her Filistinlinin yaşadığı o deneyimi, içinde Filistin gerçekliğinin kriz işaretlerini taşıyan bir yakarış yoluyla anlatıyor.

“Rabbim/ Bu ağır geceyi göğsümüzün üstünden al/ Al Rabbim ve bu zifiri karanlığından arındır/ Geceyi uçaklardan, füzelerden, bomba seslerinden arındır/ Sabahı bizim için, çocuklarımız için bembeyaz kıl”

Rabbim/ Bu ağır geceyi göğsümüzün üstünden al/ Al Rabbim ve bu zifiri karanlığından arındır/ Geceyi uçaklardan, füzelerden, bomba seslerinden arındır/ Sabahı bizim için, çocuklarımız için bembeyaz kıl

Hamid Aşur

Hava saldırısı

Savaş zamanında şiirsel imge Filistinlilerin hayatının başka bir yanını ortaya çıkarır. Bu zamanlarda insanı ölümle yaşamdan ayıran, çürük bir iptir. Özünde rastlantı olmayan rastlantılar vardır. Filistinlilerin hayatında hiçbir şey rastlantıya bağlı değildir. Bu, kaderin uzun bir yolculuğudur, çoğu ölüme doğru ilerler. Gazze'de ne çok ölüm var.

Hava saldırısı sonucunda ölüm, kaçınılmaz bir mesele olabilir. Öyle ki, Filistinlilerin yaşamları pamuk ipliğine bağlıdır. Hamid Aşur, kısa ve bombalanan hayat nitelemesini sadece yıllar açısından değil, aynı zamanda Gazze halkının hayatında yabancı gibi görünen neşeli vakitler açısından da kullanır. Belki de son dakika haberleri, insanın hayatında daha fazla varlık ve sürekliliğe sahiptir.

Melankoli

Gazzeli insanın hayatındaki görüntünün tonları ne kadar değişirse değişsin, yine de savaşla tekrar tekrar yüzleşmek zorundadır. Buradaki vatandaş, 15 yıl içinde yaklaşık on savaş yaşadı. Bu krizlerin yoğunlaşması, Filistinli gençlerin birçok kavramını değiştirdi ve onları mutlak umutsuzluğa sürükledi. İntihar oranları dikkat çekici bir şekilde çoğaldı ve kötü koşullar nedeniyle göç de arttı.

xscd
Revan Hüseyin

Şiir ise kaçınılmaz kayıpları, gençliğin yaşlılıkla iç içe geçmesini, korkunç sonları anlatan melankolik ve kasvetli görüntülerle ağırlaştı. Ölümden dönen insanı hayalete dönüştüren şey, Gazzeli şair Revan Hüseyin tarafından şöyle ortaya konuluyor:

“Zaman bir kenara çekildi/Mekanlar tıpkı kelimelerin göz pınarlarında yaşlandığı bir çocuk gibi gözlerini kapattı /Tavanlar çöküyor kayalardan düşen şelaleler gibi / Yıkıntılarının altında fotoğraflar duvarda askıda duruyor/ En son gördüğümüz: Son korku tahtası yüzümüze kazınmış / Bu gece yalnız yaşlanıyoruz/ Zamanı örüp giyiyoruz / Küçüklerimizin ağzından sel olup akan korkuyu biz yutuyoruz / Peki, bizim pas tutmuş ağzımızdan çıkan korku dolu çığlıkları kimler yutuyor?

“Üzerimizdeki ablukayı kaldıramıyorsa, dünyanın interneti kesilsin/ Dünyadan kurtulmaktan çok dünyanın bizden kurtulmasını istiyorum”

Yahya Aşur

Alay

Filistinli için acı, günlük bir alışkanlık gibi görünüyor, sanki dördüncü bir öğün gibi. Ancak bombardıman nedeniyle gelen acının şekli, çoğu zaman sonlar taşır, bu ise acının doruk noktasıdır.

Kavramlar ve olaylarla alay etmek de Filistinlilerin alışkanlıklarından biri haline geldi. Öyle ki, bombalama veya çatışma gecesini ‘parti’ olarak adlandırıyor. Belki de bu, Milan Kundera'nın ‘saçmalık partisi’, belki de tüm yaşamın saçmalık partisi.

dfr
Yahya Aşur

Filistinli şair Yahya Aşur, dipnotlar aracılığıyla kaybı yeniden tanımlayan metnine bunu dahil ederek ve bu sefil görüntüyü pek çok insanın farkına varmadan tekrarlanan geleneksel bir sahneye bağlayarak savaşla, kendisiyle veya sıkıcı olayla alay etmenin bir yolunu buluyor:

Her dem bir füzeyle başlayan şenliklerde/ Annem odama koşup ‘Pencereni biraz aç’ derdi/ O hiç fark etmedi ben de hiç söylemedim/ Evin pencereleri içinde hiçbir bombardımanın kıramadığı tek pencere benim pencerem/ Bu kez annem odama gelmedi/ Ben de penceremi biraz açmadım”

Tam tecrit

Başka bir metinde Aşur, Gazze'deki ekonomik, sosyal ve siyasi kuşatmayı hatırlatarak bu noktada her zaman yalnız kaldığını, ancak modernitenin ipinin onu dünyaya bağladığını belirtiyor. Teknoloji, savaşlar arasında dağılmış olan bu sefil yerin izolasyonunu kırmanın bir aracı olarak karşımıza çıkıyor. Öyle ki, şair Gazze ikilemine nihai bir çözüm bulmuş:

“Üzerimizdeki ablukayı kaldıramıyorsa, dünyanın interneti kesilsin/ Dünyadan kurtulmaktan çok dünyanın bizden kurtulmasını istiyorum”

“Bu gece yalnız yaşlanıyoruz/ Zamanı örüp giyiyoruz / Küçüklerimizin ağzından sel olup akan korkuyu biz yutuyoruz”

Revan Hüseyin

Tarafsızlık

Uçak, herhangi bir insanın hayatında rüya gibi parlarken, Filistinli, özellikle Gazzeli için onu gördüğü anda belleği ele geçiren korkunç bir an olur. Uçak, onun hayatında ölüm kaynağıdır, kanatların, uçmanın ve seyahatin fikrinden daha fazlası. Tarafsız bir fikir değil, kanla, evleri yıkmakla, çocukların ağlamasıyla ve kayıpla lekelenmiştir. Burada uçak, felaketin anahtarıdır.

csdf
Muna el-Masdar

Şair Muna el-Masdar, Gazzeli hafızasında uçak hakkındaki bu karanlık sahneden kopma yeteneğine dair sorular soruyor. Filistin yaşamının imajını parçalara ayırıp bir araya getirmek ve yeniden üretmek, Gazze'ye ve onun gerçekliğine yabancılaşmayla temsil edilen başka bir yerde başka bir yaşam üretmek için şiirde analiz ve tefekkür araçları gibi görünüyor. Savaşın gürültüsü, yıkımı ve hatırası olmadan yaşanabilir bir hayat yaratmak için:

Yaşamak ve hayatta kalmak arasındaki tek fark tavandan başka nedir?/ Tavan insanın ruhu mudur yoksa yeni bir gökyüzü mü?/ Sürgünde ufuk var mı?/ Hayatın anahtarları farklı mı? /Yoksa gecenin daha net ve daha gürültülü olmasıyla mı sınırlı?/ Uçağı bir ulaşım aracı olarak şeffaf bir şekilde yeniden tanımlayacak mıyız? /Yoksa gökyüzüne her ziyaretinde ruhumuzda mı olacak?/ Bir süre sonra bizim gibileri de taşıdığını mı anlayacağız?/ Ama onların büyük oranda savaşa dair anıları yok!



Sudan Başbakanı: Berlin Konferansı'nın sonuçlarıyla ilgilenmiyoruz

Sudan Başbakanı Kamil Idris dün Hartum'da düzenlediği basın toplantısında (Hükümet Medyası)
Sudan Başbakanı Kamil Idris dün Hartum'da düzenlediği basın toplantısında (Hükümet Medyası)
TT

Sudan Başbakanı: Berlin Konferansı'nın sonuçlarıyla ilgilenmiyoruz

Sudan Başbakanı Kamil Idris dün Hartum'da düzenlediği basın toplantısında (Hükümet Medyası)
Sudan Başbakanı Kamil Idris dün Hartum'da düzenlediği basın toplantısında (Hükümet Medyası)

Sudan Başbakanı Kamil İdris dün yaptığı açıklamada, hükümetinin Sudan'daki insani durumla ilgili uluslararası "Berlin Konferansı"nın sonuçlarıyla ilgilenmediğini ve konferansa katılmak için davet almadıklarını vurguladı.

Başkent Hartum'da düzenlediği basın toplantısında, Sudan hükümetinin konferanstan dışlanmasının organizatörler tarafından yapılan "ciddi bir hata" olduğunu belirten İdris, Avrupa başkentlerinde Sudanlı grupların konferansın tavsiyelerini ve hükümetin dışlanmasını reddettiklerini ifade eden protestolarına dikkat çekti.

"Sudan'daki durumla ilgili bütün gerçekleri açıklığa kavuşturmak için Berlin konferansına katılmaya davet edilmeyi umuyorduk" ifadesini kullandı.

Hükümetinin, Sudan'da adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmayı amaçlayan bölgesel ve uluslararası taraflarla her türlü girişime ve diyaloğa açık olduğunu teyit etti.


ABD'nin Lübnan'da ateşkes çağrısına desteği

Lübnan'ın güneyinde yıkılmış binaların önünde İsrail askeri araçları ve zırhlı personel taşıyıcıları (AFP
Lübnan'ın güneyinde yıkılmış binaların önünde İsrail askeri araçları ve zırhlı personel taşıyıcıları (AFP
TT

ABD'nin Lübnan'da ateşkes çağrısına desteği

Lübnan'ın güneyinde yıkılmış binaların önünde İsrail askeri araçları ve zırhlı personel taşıyıcıları (AFP
Lübnan'ın güneyinde yıkılmış binaların önünde İsrail askeri araçları ve zırhlı personel taşıyıcıları (AFP

Lübnan bakanlık kaynaklarının Şarku’l Avsat'a doğruladığı üzere, ABD, Lübnan'daki ateşkesi destekliyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, "Lübnan'ın ateşkes yönündeki tutumunu desteklemede kilit rol oynadı ve müzakere yoluna girilebilmesi için bu koşulun yerine getirilmesini şiddetle tavsiye etti."

Kaynaklar, Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh Moawad'ın Amerikalı arabuluculara hükümetinin İsrail tarafıyla yapılacak bir sonraki görüşme turuna katılımını ateşkes şartına bağladığını bildirmesinin ardından, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İsrail'den ateşkes talep etmesi yönünde baskı altına girdiğini söyledi.

Lübnan, İsrail'den 15 aydır sürdürdüğü çatışmaları, suikastları, tehditleri ve takipleri durdurmasını istedi; İsrail ise "tampon bölge" konusunda ısrar ederek bu talebi reddetti.

Bu arada, Beyrut milletvekilleri ve Lübnan parlamentosunda temsil edilen partileri, geçen hafta başkente düzenlenen ölümcül İsrail saldırılarının ardından hükümetin aldığı son kararı desteklemek amacıyla bugün, şehirlerinin "güvenli ve Hizbullah silahlarından arındırılmış" ilan edilmesi için bir konferans düzenliyorlar.

 


Sudan’daki savaş dördüncü yılına giriyor... Çatışmaların sona ermesi için umut görünmüyor

Sudan’daki savaşın dördüncü yıl dönümü münasebetiyle Kenya’nın Nairobi kentinde düzenlenen etkinlikte pankart tutan bir kadın (AP)
Sudan’daki savaşın dördüncü yıl dönümü münasebetiyle Kenya’nın Nairobi kentinde düzenlenen etkinlikte pankart tutan bir kadın (AP)
TT

Sudan’daki savaş dördüncü yılına giriyor... Çatışmaların sona ermesi için umut görünmüyor

Sudan’daki savaşın dördüncü yıl dönümü münasebetiyle Kenya’nın Nairobi kentinde düzenlenen etkinlikte pankart tutan bir kadın (AP)
Sudan’daki savaşın dördüncü yıl dönümü münasebetiyle Kenya’nın Nairobi kentinde düzenlenen etkinlikte pankart tutan bir kadın (AP)

Sudan’da savaşı sona erdirmeye yönelik bölgesel ve uluslararası çabalar sürerken, çatışmanın dün (çarşamba) dördüncü yılına girmesine rağmen tarafların müzakere yoluyla barışçıl bir çözüm arayışına girdiğine dair herhangi bir işaret bulunmuyor. Ülkedeki insani kriz ise her geçen gün daha da ağırlaşıyor.

15 Nisan 2023 sabahı Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında patlak veren savaşın başında taraflar, birkaç gün ya da en fazla birkaç hafta içinde düşmana hızlı ve belirleyici darbeler indirerek çatışmayı sonuçlandırmayı hedefledi. Ancak gelinen noktada, Batı Sudan’da HDK’nin kontrolündeki bölgelerde paralel bir hükümet ilan edilmesinin üzerinden bir yıl geçerken, ülke giderek ikiye bölünme senaryosuna daha fazla yaklaşıyor.

Üç yıldır kesintisiz şekilde devam eden çatışmalar, kent savaşları tarihinde ‘en şiddetli ve en kanlı’ örneklerden biri olarak nitelendiriliyor. Birleşmiş Milletler (BM) raporlarına göre, bu süreçte en büyük bedeli siviller ödedi ve ödemeye devam ediyor.

Arabuluculuk çabaları

Savaşın başlamasından haftalar sonra, Suudi Arabistan ile ABD’nin girişimiyle Cidde’de Sudan ordusu ile HDK arasında mayıs ayında görüşmeler gerçekleştirildi. Bu görüşmeler, sivillerin yanı sıra kamu tesislerinin korunmasını ve bu alanların askeri amaçlarla kullanılmamasını öngören Cidde Bildirgesi’nin imzalanmasıyla sonuçlandı. Ancak taraflar, varılan mutabakata uymadı.

rgrb
Çad’daki Sudanlı mülteciler, Dünya Gıda Programı’ndan (WFP) gıda yardımı alıyor. (Arşiv – Reuters)

Aynı yılın ekim ayında Cidde’de düzenlenen ikinci tur görüşmeler de başarısızlıkla sonuçlandı. Tarafların uzlaşmaz tutumu nedeniyle Sudan ordusu müzakerelerden çekilirken, Suudi Arabistan ve ABD arabuluculuğu süreci askıya aldı. Bu gelişmelerin ardından taraflara, savaşı sona erdirme konusunda ciddi olmadıkları yönünde eleştiriler yöneltildi.

Çatışmalar yalnızca başkent Hartum’la sınırlı kalmayarak daha önce savaşın parçası olmayan eyaletlere de yayıldı. İlk altı ay içinde HDK, ülkenin orta kesiminde yer alan el-Cezire ve Beyaz Nil eyaletlerinde kontrol sağlarken, Sudan ordusu askerî açıdan geri çekildi. Ancak ordu, bir yılı aşkın sürenin ardından sahada yeniden inisiyatifi ele geçirerek Ocak 2024’te söz konusu eyaletleri geri aldı.

Trajediler ve zorlu insani koşullar

Savaş, on binlerce kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı. Çatışmaların gerçek bilançosu henüz netlik kazanmazken, bazı tahminler vefat sayısının 150 bine kadar ulaşabileceğine işaret ediyor. BM verilerine göre ise savaş nedeniyle 10 milyondan fazla kişi ülke içinde yerinden edildi ya da komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı.

Son üç yılda Sudanlılar, çatışmaların ülkenin geniş kesimlerine yayılmasıyla birlikte ağır insani koşullar altında yaşam mücadelesi verdi. Savaşın Batı’daki Darfur ve Kordofan bölgelerine ulaşmasıyla birlikte zorunlu göç kesintisiz devam etti. BM raporları, yaklaşık 33 milyon Sudanlının ciddi seviyelerde gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.

Geçen yıl HDK, Kuzey Darfur’un başkenti el-Faşir kentinin düşmesinin ardından Darfur bölgesinde tam kontrol sağladı. Aynı güçler, Batı ve Güney Kordofan eyaletlerinin geniş kesimlerine yayılırken, ülkenin güneydoğusundaki Mavi Nil eyaletinde de ilerleyişini sürdürüyor.

BM, Sudan’daki durumu ‘dünyanın en kötü yerinden edilme krizi’ olarak nitelendirirken, savaşın aynı zamanda keskin kabilevi ve etnik kutuplaşmayı derinleştirdiği, bunun da ülkenin bir iç savaşa sürüklenebileceği yönündeki endişeleri artırdığı belirtiliyor.

dsvdf
8 Nisan 2026’da Çad’ın doğusundaki bir mülteci kampında Sudanlı bir kadın ve çocukları su almak için bekliyor. (DPA)

Bölgesel ve uluslararası tüm girişimler, son olarak ABD, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır’dan oluşan dörtlü mekanizmanın ortaya koyduğu yol haritası da dahil olmak üzere, Sudan’daki çatışmanın askeri bir çözümü olmadığını vurguluyor. Bu çerçevede taraflara, üç ay süreli bir insani ateşkes ilan edilmesi, bunun kalıcı ateşkese dönüştürülmesi ve dokuz ay sürecek kapsamlı ve şeffaf bir geçiş sürecinin başlatılması çağrısı yapılıyor. Sürecin sonunda ise hiçbir silahlı grubun kontrolünde olmayan sivil bir hükümetin kurulması öngörülüyor.

ABD yönetiminin, Sudan ordusu ve HDK’ye bağlı askeri liderler ile kurumlara yönelik ağır yaptırımlar uygulamasına rağmen, tarafların müzakere masasına oturma konusunda herhangi bir yanıt vermediği belirtiliyor.

Acımasız bir savaş

Savaşın erken dönemlerinden itibaren, daha önce Özgürlük ve Değişim Güçleri adıyla bilinen ve şu anda Sivil Demokratik Devrimci Güçler İttifakı (Sumud) olarak faaliyet gösteren sivil ve siyasi güçler, çatışmaları durdurmak ve ülke geneline yayılmasını önlemek amacıyla Sudan ordusu ile HDK liderleriyle temas kurmaya çalıştı.

Savaşın yıl dönümünde, eski başbakan Abdullah Hamduk liderliğindeki Sumud İttifakı tarafından yapılan açıklamada, Sudan ordusu ve HDK komutanlarının savaşı sürdürme ısrarının, Sudanlıların can ve mal güvenliğini hiçe sayarak dünyanın en büyük ve en ağır insani felaketlerinden birine yol açtığı ifade edildi.

İttifak, Facebook üzerinden yayımladığı açıklamada, yaklaşık 33 milyon kişinin ciddi gıda sıkıntısı çektiğine dikkat çekerek, insani yardımların ulaştırılabilmesi için koşulsuz ve derhal ateşkes ilan edilmesi gerektiğini vurguladı.

Açıklamada ayrıca, sivil alanın giderek daha fazla askerileştirilmesinin ülke genelinde derin toplumsal bölünmelere yol açtığı uyarısında bulunulurken, uzun süredir devam eden bu çatışmaya askeri bir çözüm bulunmadığı bir kez daha dile getirildi.