Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı: Türkiye, Suudi Arabistan'ın elektronik vize uygulamasına dahil edildi

Independent Türkçe Genel Koordinatörü Muhammed Zahid Gül, Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Tevfik er-Rabia ile konuştu

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Tevfik er-Rabia (Independent Türkçe)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Tevfik er-Rabia (Independent Türkçe)
TT

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı: Türkiye, Suudi Arabistan'ın elektronik vize uygulamasına dahil edildi

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Tevfik er-Rabia (Independent Türkçe)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Tevfik er-Rabia (Independent Türkçe)

Muhammed Zahid Gül 

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Tevfik er-Rabia, Türkiye'den umre ibadetini yapmak için gidecek vatandaşların ziyaret işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla Türkiye'ye geldi.

Er-Rabia, umre yapacak vatandaşların ziyaret işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla düzenlenen 2 günlük ziyareti kapsamında, Türkiye'de bazı yetkililer ve liderlerle bir araya geldi.

Er-Rabia'nın Türkiye ziyareti, Hac ve Umre Bakanlığı ve ortaklarının İslam dünyası ülkeleriyle iletişim ve işbirliği kurma çabalarının "sürekli bir parçası" olarak nitelendiriliyor.

Independent Türkçe Genel Koordinatörü Muhammed Zahid Gül, Türkiye'ye ziiyarette bulunan Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Tevfik er-Rabia ile konuştu.

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Tevfik er-Rabia Türkiye ziyaretinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı yetkilileriyle görüştü (Independent Türkçe)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Tevfik er-Rabia Türkiye ziyaretinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı yetkilileriyle görüştü (Independent Türkçe)

"Türkiye'den daha fazla umreci ve ziyaretçi ağırlamayı umuyoruz"

Sayın Dr. Tevfik er-Rabia, Türkiye Cumhuriyeti'ne yaptığınız bu ziyaretin amacı nedir?

Ziyaret, Hac ve Umre Bakanlığı ve Rahman'ın misafirlerine hizmet etme sisteminin tüm sektörlerinin temsilinde Suudi Arabistan Krallığı hükümetinin, tüm umre ziyaretçilerine zaman ve efor tasarrufu sağlama ve hizmet kalitesini artırma doğrultusunda en ideal kolaylıkları sağlama konusundaki kararlılığı çerçevesinde gerçekleştirildi.

Ziyaret sırasında çalışma arkadaşlarımla birlikte kardeşim Diyanet İşleri Başkanı Sayın Prof. Dr. Ali Erbaş ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Abdulkadir Uraloğlu ile verimli ve yapıcı görüşmeler gerçekleştirdik. Türkiye Cumhuriyeti'nden daha fazla umreci ve ziyaretçinin gelişini kolaylaştırmak için tüm imkanlardan istifade etmenin yanı sıra gelişim odaklı bir dizi girişimi tartıştık.

Er-Rabia Türkiye ziyaretinde, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Abdulkadir Uraloğlu ile görüştü (Independent Türkçe)
Er-Rabia Türkiye ziyaretinde, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Abdulkadir Uraloğlu ile görüştü (Independent Türkçe)

Krallık'ın, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz Âl-i Suud'un gözetimi ve Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman bin Abdulaziz'in rehberliği, denetimi ve yakın takibi altında gerçekleştirilen Vizyon 2030 projesinin program ve hedefleri doğrultusunda Krallık'ın devlet hizmetleri sağlama alanında ve diğer alanlarda tanık olduğu gelişimi yansıtan yeni bir vizyon ve modern yöntemlerle hizmet vermek için özenle çalışıyoruz.

Bütün bunlar, umrecilerin Krallığa ulaşma prosedürlerini kolaylaştırıp kaliteli bir şekilde umre ibadetlerini yapmalarını sağlama ve kültürel ve dini deneyimlerini zenginleştirme doğrultusundaki çabaların bir parçası olarak geliyor.

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Tevfik er-Rabia, Independent Türkçe Genel Koordinatörü Muhammed Zahid Gül'ün sorularını yanıtladı
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Tevfik er-Rabia, Independent Türkçe Genel Koordinatörü Muhammed Zahid Gül'ün sorularını yanıtladı

"Türkiye Suudi Arabistan'ın elektronik vize uygulamasına dahil edildi"

Türk umrecilerinin umre ibadetlerini yerine getirmek üzere kutsal topraklara ulaşmalarına yardımcı olacak önlemler neler?Bu konuda kolaylıklar sağlanacak mı?

Ortak ve entegre çalışmalar Türk umrecilerin sayısının artmasına katkı sağladı. Hicri 1444 yılında bu sayı 406 bini aşıyordu. İçinde bulunduğumuz hicri 1445 yılında umrecilerin sayısı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 60 artışla 50 binin üzerine çıktı. Allah'a hamd olsun, Krallık'ı kolayca ve rahat bir şekilde ziyaret edebildiler. Allah izin verirse Türkiye Cumhuriyeti'nden daha fazla umreci ve ziyaretçiyi ağırlamayı umuyoruz.

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Tevfik er-Rabia (Independent Türkçe)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Tevfik er-Rabia (Independent Türkçe)

Ziyaretim sırasında, Türkiye'nin elektronik ziyaret vizesi (e-vize) almaya uygun ülkeler arasına alındığını ve bu vizenin evden veya Suudi Arabistan'ın havalimanlarına gidildiğinde 5 dakikadan kısa bir süre içerisinde çıkarıldığını duyurmaktan memnuniyet duydum. Vize, sahibine 90 güne kadar Krallık'ta kalma ve bir yıl boyunca birden fazla giriş çıkış yapma olanağı tanıyor.

Suudi Havayolları'nın bu haftadan itibaren tarifeli uçuşlarda koltuk kapasitesini yaklaşık yüzde 380 oranında artıracağı, ayrıca Ankara'dan Medine'ye ve Gaziantep Havalimanı'ndan Medine'ye direkt uçuşlara başlayacağı duyuruldu.

Ayrıca Suudi Havayolları'nın umre sezonunda Cidde ve Medine şehirlerine 100 sezonluk uçuş daha ekleyeceği açıklandı.

Buna ilaveten Flynas'ın, önümüzdeki kasım ayından itibaren Ankara'dan Cidde'ye üç sefer olmak üzere bir direkt hat ve önümüzdeki aralık ayında da Medine'ye haftada üç sefer olmak üzere yeni başka bir hat daha açacağı duyuruldu.

(Independent Türkçe)
(Independent Türkçe)

"Vizyon 2030 projesi, hac ve umre sektörüne benzeri görülmemiş gelişmeler getirdi"

Suudi Arabistan Vizyon 2030 projesinin hedefleri arasında Rahman'ın misafirlerine yönelik hizmetlerin seviyesini yükseltmek de yer alıyor. Bu vizyon şu ana kadar hac ve umre ziyaretçilerinin deneyimlerini zenginleştirmeye nasıl katkıda bulundu?

Suudi Arabistan Vizyon 2030 projesi, dönemlik çalışma kültüründen yıl boyu çalışma kültürüne geçişe dayalı yeni bir metodolojinin uygulanmasıyla hac ve umre sektörüne benzeri görülmemiş gelişmeler getirdi.

Kral Selman bin Abdulaziz Âl-i Suud ve Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman bin Abdulaziz'in direktifleri doğrultusunda Raman'ın misafirlerine hizmet etmek için çabalar ve imkanlar seferber edildi. Hükümet, iki kutsal kentin tanık olduğu en büyük genişletmeyi yaptı. Bu kentlerin kapasitelerini artırdı ve dünyanın farklı yerlerinden gelen Müslümanların ibadetlerini rahatlıkla ve güvenle yerine getirmelerine olanak sağladı.

Buna paralel olarak Krallık hükümeti Mekke, Medine ve kutsal mekanlarda büyük projeler hayata geçirdi ve dev bir hizmet tesisleri ağına hizmet edecek şekilde buradaki altyapıları geliştirdi. 2010 yılından bu yana on milyonlarca hacıyı taşıyan Cemerat Köprüsü tesisi ve El-Meşair demiryolu hattının yanı sıra, Haremeyn-i Şerifeyn'i ve merkezi alanlarını, havaalanları, geçitleri ve hacılar ve umre ziyaretçilerine yönelik kabul salonlarını da kapsayan genişletmeler yapıldı. 

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Tevfik er-Rabia ile Independent Türkçe Genel Koordinatörü Muhammed Zahid Gül
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Tevfik er-Rabia ile Independent Türkçe Genel Koordinatörü Muhammed Zahid Gül

"Umrecilerin sayısının 2030'da 30 milyona ulaşması bekleniyor"

Bununla beraber, hacı ve umre yapanların sayısındaki artışı karşılamak üzere konaklama sektöründe de genişletmeler uygulandı.

Bu başarılar, artan sayıda umre ziyaretçisini barındıracak bir altyapı olarak görülüyor. Umrecilerin sayısının 2025'te 15 milyona, 2030'da ise 30 milyona ulaşması, ayrıca Krallık içinden ve dışından hac mevsiminde hacıların sayısının 6 milyona ulaşması bekleniyor.

Suudi Arabistan Vizyon 2030 projesi, hac ve umre yolculuğunu son model yeniliklerle hazırlanıp dönüm noktası teşkil eden bir inanç yolculuğu haline getirmeyi ve Rahman'ın misafirlerine beklentilerini aşan eşsiz bir deneyim oluşturan hizmetler sağlamayı amaçlamaktadır. Rahman'ın misafirlerinin manevi yolculuklarının aşamalarında kendilerine sunulan hizmetlerden yüzde 90 oranında memnun kalmalarını sağlamak da buna dahildir.

Suudi Arabistan Vizyon 2030 projesi, hacılara ve umre ziyaretçilerine sağlanan çeşitli hizmetlerde benzeri görülmemiş bir niteliksel sıçrama sağladı. Kutsal Mekke ve Medine kentleri ile kutsal mekanların altyapı projelerinde, çeşitli giriş çıkış noktalarında ve Rahman'ın misafirlerinin ülkeye girişlerinden ibadetlerini yerine getirerek kendi ülkelerine dönmek üzere çıkışlarına kadar kullandıkları tüm yollarda kaydedilen büyük ve hızlı gelişmenin ışığında bu, dünyanın her yerinden mümkün olan en fazla sayıda Müslümanın hac ve umre ibadetlerini kolay ve rahat bir şekilde yerine getirmesine olanak sağlanması noktasında önemli bir katkı sağlayacaktır. 

Umrecilerin sayısının 2025'te 15 milyona, 2030'da ise 30 milyona ulaşması, ayrıca Krallık içinden ve dışından hac mevsiminde hacıların sayısının 6 milyona ulaşması bekleniyor (Reuters)
Umrecilerin sayısının 2025'te 15 milyona, 2030'da ise 30 milyona ulaşması, ayrıca Krallık içinden ve dışından hac mevsiminde hacıların sayısının 6 milyona ulaşması bekleniyor (Reuters)

"Krallık, Müslümanların Allah'ın evini ziyaretini sağlamak için tüm imkanlarını seferber ediyor"

Suudi Arabistan Vizyon 2030 projesi aynı zamanda Haremeyn-i Şerifeyn'e de özel bir yer ayırdı. Krallık, Arap-İslam derinliğini ve Müslümanların gönlündeki eşsiz konumunu bu iki kutsal kentten almaktadır. Bu, Krallık'ı İslam dünyasının liderliğini üstlenmeye layık kılmaktadır. Bu çerçevede Krallık, Rahman'ın misafirlerine hizmet etmek ve dünyanın her yerindeki Müslümanların diledikleri zaman Allah'ın evini ziyaret edebilmelerini sağlamak için tüm enerjisini ve imkanlarını seferber etmektedir.

İddialı vizyonumuzun hedeflerine ulaşmak için Kral Selman bin Abdulaziz -Allah onu korusun-, devlet kurumlarına bu büyük sayıları karşılamak için ciddi adımlar atmaları talimatını verdi. 

Bunlar:

Vize başvuru ve çıkarma işlemlerinin kolaylaştırılması,

Hacıların ve umre ziyaretçilerinin seyahatlerine ilişkin elektronik hizmetlerin geliştirilmesi

Ulaşım, konaklama ve geçim de dahil olmak üzere sunulan hizmet sisteminin kapasitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar yapılması

Hizmet ve kolaylıklar sağlayıp bunların kalitesinin artırılması ve Rahman'ın misafirlerinin bu hizmetlerden memnun kaldığından emin olunması.

Independent Türkçe



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Suudi Arabistan ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.

Suudi Veliaht Prensi’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldığı telefon görüşmesi sırasında iki ülke arasındaki ikili ilişkiler gözden geçirilirken, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.


Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
TT

Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)

İzzeddin Ebu Ayşe

İsrail, Gazze Şeridi'nde kimliği belirsiz saldırganlar tarafından Halk Güçleri olarak bilinen silahlı milis grubunun lideri Yaser Ebu Şebab'ın öldürüldüğünü duyurur duymaz, grubun birçok üyesi onlara af kapısını açan Gazze hükümetine teslim olmaya başladı.

İsrail'in Hamas’a karşı mücadele etmek için Gazze Şeridi'nde kurulmasını denetlediği silahlı bir milis grubun lideri olan Ebu Şebab, aralık ayı başında öldürüldü. Ölümü, grubunun üyeleri arasında iç anlaşmazlıklara yol açtı.

Af ve diğer girişimler

Gazze'de Hamas yönetimindeki İçişleri Bakanlığı bu durumdan yararlanarak, silahlı milis gruplar ile iş birliği yapanlara “af kapısını” açtı ve onlara af sözü verdi. Bu durum, Filistinli ailelerin ve aşiretlerin, Tel Aviv'in yönlendirmesiyle Gazze sakinlerine karşı suçlar işleyen çetelere katılan evlatlarına verdikleri desteklerini geri çekmeleriyle aynı zamana denk geldi. Hamas’a bağlı güvenlik güçleri de silahlı grupların üyelerine karşı çeşitli operasyonlar düzenledi.

sd
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan, Husam el-Astal'ın Hamas'ı tehdit ettiği bir görüntü (sosyal medya)

Tüm bu faktörler, silahlı milis grupların bir dizi üyesinin Gazze hükümetine teslim olmasına katkıda bulundu. Peki bu, İsrail ordusu tarafından korunan Gazze'deki çetelerin dağılmasını hızlandıracak mı? Mevcut bilgilere göre, İsrail destekli bir çetenin 60 üyesi, Gazze'deki güvenlik güçlerine gönüllü olarak teslim oldu ve güvenlik güçleri davalarını yasal çerçevede işleme koydu. Bu haber İsrail Yayın Kurumu tarafından da doğrulandı.

Teslim olma eylemi, aranan kişilerin ailelerinin doğrudan teması ve aşiret liderlerinin açık desteğiyle gönüllü olarak gerçekleşti. İçişleri Bakanlığı, davalarını ele almak ve yargılama süreçlerini kolaylaştırmak için çalışacağına dair söz verdi.

Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Siyasi analistler, Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından, yerel çeteleri savaşta alternatif araçlar olarak kullanmaya dayanan İsrail projesinde önemli bir değişimin yaşandığına inanıyor.

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi Müdürü İsmail es-Sevabite, “Bu suç çetelerinin başarısızlığına katkıda bulunan faktörler her geçen gün artıyor ve İsrail'in hedeflerini gerçekleştirmekte başarılı olamayacaklar. Bu çeteler, sadece güvenlik güçleriyle değil, Filistin toplumunun tüm kesimleriyle çatışmaya giriyor. Bu da zamanla dağılan bu çetelerin zayıflamasına yol açtı. Güvenlik güçleri, teslim olan tüm üyelerle sorumlu bir şekilde ve hukuka uygun olarak ilgileniyor” dedi.

Aşiret denetimi

Gazze Şeridi'ndeki Yüksek Aşiret Komitesi Başkanı Hüsnü el-Muğni, “Halk Güçleri” grubuna mensup yaklaşık 60 silahlı kişinin Hamas'a teslim olduğunu belirtti. Teslim olma süreci, Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından birkaç aşamada gerçekleşti. Muğni, “Yüksek Aşiret Komitesi bu sürecin organizasyonunu denetledi, onlara af sağladı ve güvenliklerini garanti altına aldı. İsrail, sabıkalı bir grup kişiyi kullanarak onlara kabile veya aşiret temelli bir görünüm kazandırmaya çalıştı, ancak bu başarısız oldu” diye ekledi.

Muğni, “Aşiretler, bu çetelere katılanların tümünün aileleriyle iletişime geçti ve halklarına dönmek isteyenlere yardım teklif etti. Aileleri ve aşiretleri aracılığıyla birçoğunu geri getirmeyi başardılar” diye açıkladı.

Liderliğin ardından çöküş

Siyasi araştırmacı İlham Kreys, “Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesi bu çeteler için bir iç sarsıntı oluşturdu, ancak bu mutlaka tam bir dağılmanın başlangıcı anlamına gelmez. Bununla birlikte, bu, yapılarının kırılganlığının açık bir göstergesi çünkü doğaları gereği bir ideoloji veya gerçek bir örgütlenmeden yoksun gruplardır” diye ekliyor. “Bu çeteler kilit figürlere dayanır, bu nedenle ağırlık merkezini oluşturan liderin öldürülmesi içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açar. Birleşik bir vizyonun yokluğu da buna katkıda bulunurken, liderlik yapısının zayıflığı içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açarak bağların hızla çözülmesine neden olur.”

Kreys, “milislerin saflarındaki hızlanan çöküş, İsrail'in vekalet savaşlarına oynadığı bahsin sınırlarını ortaya koyuyor ve Filistin toplumunda sosyal bir temel veya destekleyici bir ortam oluşturmada yapısal bir başarısızlığı gösteriyor” diye açıklıyor. “Ebu Şebab'ın öldürülmesi, güvenlik ortamını yeniden şekillendiren ve sahada yeni bir gerçeklik yaratan, bu milislerin saflarında psikolojik bir çöküşe yol açan ve birçok üyesinin teslim olmasına neden olan çok önemli bir an oldu. Teslim olanların sayısının artması bekleniyor” diye ekliyor.

Kreys, “Ebu Şabab'ın öldürülmesine yönelik halkın tepkisi, bu gruplara yönelik toplumsal desteğin eksikliğini yansıtıyor. Bu durum da silahlı grup üyelerinin birçoğunun, genel ortamın kendilerine herhangi bir koruma sağlamayacağını fark ettikten sonra teslim olmalarına yol açtı” diye açıklıyor.

Silahlı gruplar güçlerini koruduklarını vurguluyorlar

Buna karşılık, “Halk Silahlı Gücü” Gassan el-Dahini'yi yeni lideri olarak atadığını duyurdu. Dahini, Hamas'a karşı grubunun mücadelesine devam edeceğine söz vererek, “Hamas'tan korkmuyorum. Halk ve özgür kimseler adına, onlarla savaşıyorum, evlatlarını tutukluyorum ve teçhizatlarına el koyuyorum. Liderinin ölümüne rağmen grup halen aktif. Yokluğu acı verici, ancak terörle mücadeleyi durdurmayacak” dedi.

Han Yunus'taki bir diğer silahlı grubun lideri Hussam el-Astal da Yaser Ebu Şebab'ın mezarı başında Dahini ile birlikte bir videoda göründü. Hamas'ı tehdit ederek, “Yaser Ebu Şebab'ın mezarından Hamas'a ve yandaşlarına mesajımızı gönderiyoruz: Mücadeleye devam edeceğiz ve Yaser'in ölümü bizi zayıflatmadı, aksine gücümüzü ve birliğimizi artırdı. Devam edeceğiz ve Hamas'ın sonu gelecek” dedi.

İsrail Ordusu Sözcüsü Nadav Şoşani ise, “Hamas'ın sözde İçişleri Bakanlığı, kendisine karşı çıkmaya cesaret eden her Gazzeliye işkence uyguluyor, infaz ediyor ve zorla kaybettiriyor. Tel Aviv, daha iyi bir gelecek isteyen ve Hamas'ın zulmünü reddeden Gazellilerle birlikte çalışacak. Uzun zamandır Hamas'ın baskıcı pençesinden kurtulmak isteyen birçok Filistinli var” dedi. Şoşani, “Hamas karşıtı grupların başarısız olduğu iddiaları, gerçekliği yeniden yazmaya çalışan çökmekte olan bir hareketin son çırpınışlarından ibarettir” diye de ekledi.


Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
TT

Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)

Suudi Arabistan ekonomisi, 2025’in üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,8’lik reel büyüme kaydetti. Bu büyüme, ülkenin olumlu ekonomik performansının devam ettiğini gösterirken, petrol dışı faaliyetlerin ana itici güç olduğu gözlendi. Mevsimsel olarak düzeltilmiş reel gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,4 arttı.

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu’nun (GASTAT) nihai verilerine göre, yıllık büyüme oranı, ekim ayında açıklanan ön tahminlerdeki yüzde 5’lik seviyenin biraz altında kaldı. Buna rağmen 2025’in en hızlı büyümesi olarak kayda geçti.

Yıllık toplam büyümeye en büyük katkıyı, 2,4 puan ile petrol dışı faaliyetler sağladı; bu oran, toplam yüzde 4,8’lik büyümenin yüzde 50’sini oluşturuyor. Petrol faaliyetlerinin katkısı ise 2 puan oldu. GASTAT, petrol dışı faaliyetler için büyüme tahminini yüzde 4,5’ten yüzde 4,3’e düşürürken, petrol faaliyetleri büyüme tahminini ise yüzde 8,2’den yüzde 8,3’e yükseltti.

Büyümede, ağustos sonunda OPEC+ ittifakının gönüllü üretim kesintilerinin sona ermesinin ardından petrol üretimindeki kademeli artışın etkisi oldu. Suudi Arabistan, eylül ayından itibaren günlük 547 bin varil artışla üretimini yükseltti ve kasım ayında buna ek olarak günlük 137 bin varil artış gerçekleştirdi.

Bunun yanı sıra, kamu faaliyetleri ve ürünler üzerinden alınan net vergiler de büyümeye her biri 0,2 puanlık sınırlı katkı sağladı.

Mevsimsel düzeltmelerle (çeyreklik bazda) bakıldığında, petrol ve petrol dışı faaliyetler sırasıyla büyümeye 0,8 ve 0,3 puanlık katkı sağladı.

Faaliyet türlerine göre performansa bakıldığında, tüm ekonomik faaliyetler yıllık bazda pozitif büyüme kaydetti. Üçüncü çeyrekte en hızlı büyüyen sektör, yıllık yüzde 11,9 ve çeyreklik yüzde 3,9 artışla petrol rafinajı oldu. Bunu, ham petrol ve doğalgaz faaliyetleri izledi; bu sektörler yıllık yüzde 7,3, çeyreklik yüzde 3,2 büyüme gösterdi. Elektrik, gaz ve su faaliyetleri ise yıllık yüzde 6,4, çeyreklik yüzde 1 oranında büyüme kaydetti.

Harcamaların bileşenlerine gelince, yıllık ve çeyreklik karşılaştırmalarda farklılıklar gözlendi. Özel nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 2,6 artarken, çeyreklik bazda yüzde 0,6 geriledi. Buna karşın, devletin nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 3,1 düşerken, çeyreklik bazda yüzde 1,4 arttı.

Toplam sabit sermaye oluşumu yıllık bazda yüzde 0,7 azaldı; ancak çeyreklik bazda güçlü bir artışla yüzde 6,2 yükseldi. Bu durum, üçüncü çeyrekte yatırım harcamalarının bir önceki çeyreğe kıyasla arttığını gösteriyor.

Dış ticarette ise performans, ihracattaki güçlü artışla desteklendi. İhracat yıllık yüzde 18,4, çeyreklik yüzde 7,5 yükseldi ve Suudi ürünlerine yönelik dış talebin güçlü olduğunu ortaya koydu. İthalat ise yıllık yüzde 4,3 artarken, çeyreklik bazda yüzde 1,2 azaldı.