Bölgesel bir savaşın patlak vermesi korkusuna rağmen ABD yönetiminin ulaşmak istediği 4 hedef

ABD Başkanı Joe Biden (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden (AFP)
TT

Bölgesel bir savaşın patlak vermesi korkusuna rağmen ABD yönetiminin ulaşmak istediği 4 hedef

ABD Başkanı Joe Biden (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden (AFP)

İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant, dün sabah Knesset Dışişleri ve Savunma Komitesi karşısında İsrail’in Hamas’ı ortadan kaldırmaya yönelik askeri operasyonun başlamasıyla Gazze’deki siviller üzerindeki kontrolünü sürdürmeyi planladığını açıkladı. İsrail’in işgal için üç aşamalı planlar hazırladığına dikkati çeken Galant, bu planların hava saldırıları ve kara manevralarıyla başlayıp, ardından Hamas hareketine karşı direniş gruplarının yenilgiye uğratılması ve askeri yeteneklerinin yok edilmesi, son olarak da Filistin topraklarında yeni bir güvenlik gerçekliğinin oluşturulması ile temsil edildiğini söyledi.

İsrail Savunma Bakanı’nın açıklamaları, askeri operasyonların kısa sürede başlayacağı yönündeki beklentileri artırdı. Zira özellikle 40 yılı aşkın süredir ilk kez İsrail Savunma Kuvvetleri, sayısının binden fazla olduğu tahmin edilen zırhlı kuvvetlerinin tamamını göreve çağırdı. 20 bin kişilik sivil savunma gücü de dahil olmak üzere 360 bin yedek asker de seferber edildi. İlave insan gücü, yaklaşık 170 bin askerden oluşan İsrail ordusunun güçlendirilmesini amaçlıyor. Her ne kadar bu güçlerin bir kısmı Hizbullah savaşçılarının Lübnan’dan gelebilecek olası bir saldırısını engellemek için İsrail’in kuzey sınırında konuşlanmış olsa da raporlar, bu güçlerin çoğunun güneyde, Gazze Şeridi yakınlarında toplandığını gösteriyor.

ABD yönetiminin 4 hedefi

Biden yönetimi, İsrail’in Hamas’la çatışmasını yönetmek için 4 ana hedef belirledi. İlki, İsrail’e büyük askeri yardım sağlamak ve ABD kamuoyunu İsrail’in desteği ve kendisini savunma hakkı konusunda harekete geçirmek, Gazze Şeridi’ndeki askeri işgali haklı çıkarmak ve İsrail’in askeri operasyonlarını meşrulaştırmaktır. Başkan Biden’ın perşembe akşamı yaptığı konuşmada vurguladığı konu da buydu. Ayrıca bağımsız soruşturmaların yürütüldüğünü doğrulamadan ve doğrulanmış sonuçları beklemeden önce, çarşamba günü ziyareti sırasında Baptist Hastanesi’nin bombalanması konusunda İsrail’i hızla temize çıkardı.

Biden yönetiminin ikinci hedefi, Hamas hareketini ortadan kaldırmaktır ve İsrail’e bu konuda serbestlik tanınmıştır. ABD Başkanı İsrail savaş kabinesi toplantısına katılarak, İsrail’in askeri planları ve askeri liderlerin kara saldırısının nasıl gerçekleştirileceği, Gazze’nin kuzeyindeki Hamas hareketinin askeri altyapısının nasıl yok edileceği ve Hamas’ın hedef alınması konusundaki liderlerin vizyonu hakkında bilgi aldı. İsrail, onlarca yıldır Gazze’yi yöneten Hamas’ı yok etme sözü verdi, ancak İsrail hükümeti askeri operasyonun sona ermesinden sonraki görünümü henüz belirlemedi.

Biden yönetimi yetkilileri, İsrail’in Gazze işgali sonrasına ve bundan sonra Gazze’yi kimin yöneteceğine dair net bir planının olmamasından endişe ediyor. Biden, CBS’de yayımlanan ‘60 Minutes’ programında yaptığı açıklamada, İsrail’in Gazze’yi yönetmesinin hata olacağı konusunda uyarıda bulundu.

CIA eski Direktörü John Brennan, CNN’e yaptığı açıklamada, İsrail’in ‘Hamas liderlerini takip edip öldürmesi, silah, mühimmat ve patlayıcı stoklarını imha etmesi ve askeri altyapının mümkün olduğu kadar çoğunu yok etmesi’ yönünde acil bir ihtiyaca dikkati çekti. Brennan, “Bu hedef hayata geçirildikten sonraki gün ne olacak? Tahmin etmek zor” dedi. Jake Sullivan da geçen hafta gazetecilere yaptığı açıklamada, Biden yönetiminin gelecekte Gazze’yi nasıl yöneteceğini düşündüğünü söylemişti.

Bu senaryo çerçevesinde bu işgalin, Hamas’ın Gazze Şeridi’nin altındaki karmaşık tünellerde ve çeşitli yerlerde tuttuğu söylenen mahkûm ve rehineleri serbest bırakma planlarına yansımaları konusunda da endişeler var.

Dolayısıyla Biden yönetimi, bu işgali gerçekleştirmeden önce bazı rehineleri serbest bırakarak siyasi bir zafer elde etmeyi tercih ediyor. Katar’ın arabuluculuğuyla iki ABD’li rehinenin serbest bırakılması da böyle oldu.

Aynı zamanda İsrail’e de daha fazla sivil kayıp nedeniyle Gazze sakinlerine insani yardım sağlanması yönünde baskı yapılıyor. Sivil ölümlerinin yüksek olması, Gazze’nin yeniden inşasına yönelik tüm uluslararası çabaları yok edebilir ve İsrail’e karşı savaş suçu suçlamalarını artırabilir.

Aylarca süren savaş

Uzmanlar, İsrail’in Hamas’a yönelik askeri saldırısının nasıl gelişeceği ve Arap kamuoyunun nasıl tepki vereceği konusundaki belirsizlik nedeniyle Gazze’deki askeri operasyonun birkaç ay, belki de 18 ay süreceğini tahmin ediyor. Zira Arap başkentlerini kasıp kavuran kitlesel gösteriler düzenleniyor ve ABD Dışişleri Bakanlığı, dünyanın her yerindeki büyükelçiliklerine ve vatandaşlarına uyarılar yapıyor. Dolayısıyla Gazze’nin geleceğine dair bir plan yapmak neredeyse zor.

Birçok Amerikan kaynağının belirttiği gibi ABD planı, askeri operasyonun tamamlanmasının ardından Filistinlilerin yaşamlarını iyileştirmeye yönelik girişimleri duyurmaktır. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile yaptığı görüşmelerin büyük bir kısmı, Gazze’nin Hamas’sız geleceği, bunun Filistin Yönetimi açısından ne anlama geldiği ve bundan sonra beklenen rolü üzerinde yoğunlaştı. Ayrıca Biden yönetimi, öfkeyi dindirmek amacıyla Filistinlilere 100 milyon dolar yardımda bulunacağını duyurdu.

Gazze’de Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde bir geçiş dönemi oluşturulması yönünde bazı fikirler var. Bu fikirlere göre Filistin Yönetimi’nin bunda bir rolü olacak, Körfez ülkelerinden fon, Arap ülkelerinden siyasi destek sağlanacak, ardından seçim çağrısı yapılacak ve iki devletli çözüm fikri yeniden öne sürülecek. Ancak eski ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi ve Carnegie Enstitüsü araştırmacısı Aaron David Miller gibi uzmanlar, bu ideal senaryonun hayata geçirilme olasılığından şüpheli. Uzmanlar, “Böyle bir senaryo ve Gazze için yeni bir siyasi gelecekten bahsetmek, çok uzak bir güneş galaksisinden bahsetmek ve güneş, ay ve yıldızların aylar ve yıllar boyunca bir araya gelmesini beklemek gibidir. Çünkü öngörülemeyen pek çok faktör ve üstesinden gelinmesi zor olacak çok büyük siyasi engeller var” değerlendirmesinde bulundu.

Üçüncü hedef

Üçüncü hedef; savaşın yayılmasını önlemek. ABD yönetimi, İsrail kuvvetlerinin Gazze Şeridi’ni işgal etmeye başlamasının, sonuçları kesin olarak tahmin edilemeyecek uzun ve acımasız bir savaş anlamına geldiğinin farkında. Özellikle de Hamas hareketinin bir gerilla savaşı ve karmaşık bir sokak savaşı için karşı planlar hazırlamış ve tünelleri patlayıcılarla doldurmuş olması muhtemel. Biden yönetimi, İran’a ve Lübnan Hizbullah grubuna, ‘İsrail’in Gazze’deki ilerleyişini engelleme umuduyla durumu istismar etme’ ve İsrail’e saldırılarda bulunmama konusunda doğrudan ve dolaylı mesajlarla uyarıda bulundu.

Ancak özellikle Güney Lübnan’da İsrail güçleriyle son çatışmalar, Suriye’de iki ABD üssünün ateş altına alınması ve Irak’ta ABD kuvvetlerine İHA’lar ve füzeler fırlatılması çerçevesinde ABD’nin Ortadoğu’da savaşa sürüklenmeye tehlikeli derecede yaklaştığı yönündeki korkular artıyor.

Biden yönetimi, bölgesel güçleri çatışmaya girmekten caydırma mesajı olarak ABD cephaneliğindeki en güçlü silahlar olan Eisenhower ve Ford uçak gemilerini gönderdi. Aslında ABD, dünyanın en güçlü ordusuna ve en güçlü askeri cephaneliğe sahiptir. Ancak ABD’nin Vietnam ve Afganistan’daki yenilgileri, çatışmanın büyümesi halinde ABD’nin Ortadoğu bölgesindeki mevcut durumdaki yeteneklerini pekiştirme yeteneği konusunda şüpheleri artırıyor.

Ürdün, Lübnan, Yemen, İran, Türkiye, Fas, Mısır ve diğer yerlerdeki kitlesel gösteriler ve ABD şehirlerindeki gösteriler, Washington için gerçek tehlikelerin habercisidir. Batılı hükümetler ayrıca, İsrail ve ABD güçleri arasında İran ve milislerine karşı hızla yayılan bir çatışmanın patlak vermesiyle ilgili derin endişelerini de dile getirdi. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Siyonist saldırıların durdurulmaması halinde bölgedeki tüm tarafların tetikte olacağı uyarısında bulundu.

Dördüncü hedef

ABD’nin dördüncü hedefi ise ideal sonuçları temsil ediyor. Yönetim, tüm hedeflere mümkün olan en az düzeyde sivilin ölümüyle ulaşmak istiyor. ABD’nin hedeflerine ulaşma konusundaki istekliliğine rağmen, hiç kimse ABD’nin tüm hedeflerine ulaşmada başarısızlık olasılığını da göz ardı etmiyor. İsrail’in Gazze’deki askerî harekâtının temelinde geçmişteki başarısızlıkların tekrarlandığına işaret eden varsayımlar var. İsrail güçlerinin 2005 yılında Gazze’den çekilmesinin maliyeti çok yüksek oldu. Hamas’ı yok etme fikri gerçekçi değil, çünkü bu sadece bir askeri direniş hareketi değil, daha ziyade ortadan kaldırılması zor, daha aşırı cihatçı hareketlerin ortaya çıkma olasılığı yüksek bir fikir ve ideolojidir.

Analistler, Hamas’ın Gazze’deki iktidar boşluğu ışında ortaya çıktığını, dolayısıyla benzer hareketlerin ortaya çıkışının sürdüğünü ve temel siyasi meseleler gerçek anlamda çözümlenmediği sürece bu durumun yayılmaya devam edeceğini söylüyor. İsrail ziyaretinde milletvekillerinden oluşan bir heyete katılan Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Hamas’ın yok edilmesinin olumlu sonuç vereceği konusunda iyimserdi. Bunun Filistinlilerle anlaşmaya varılması ve barışın tesis edilmesi olasılığını azaltmayacağını, aksine artıracağını ifade eden Graham, Hamas’ın ortadan kalkmasıyla koşulların daha iyi hale geleceğini söyledi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.