Gazze Şeridi'ni nasıl bir son bekliyor?

Bu sorunu çözmek için uluslararası bir konferans düzenlenebilir ya da Arap-İsrail müzakereleri başlatılabilir

İsrail resmi makamları Gazze Şeridi'ndeki krizin tamamen çözülmesi için üç aşamalı bir askeri harekattan bahsediyor (AFP)
İsrail resmi makamları Gazze Şeridi'ndeki krizin tamamen çözülmesi için üç aşamalı bir askeri harekattan bahsediyor (AFP)
TT

Gazze Şeridi'ni nasıl bir son bekliyor?

İsrail resmi makamları Gazze Şeridi'ndeki krizin tamamen çözülmesi için üç aşamalı bir askeri harekattan bahsediyor (AFP)
İsrail resmi makamları Gazze Şeridi'ndeki krizin tamamen çözülmesi için üç aşamalı bir askeri harekattan bahsediyor (AFP)

Tarık Fehmi 

İsrail ile Hamas hareketi arasındaki mevcut çatışmalarda durum neye yol açarsa açsın, İsrail kapsamlı ya da kısmi bir operasyona yönelsin veya yönelmesin, yaşanacaklar Gazze Şeridi'nin kaderiyle bağlantılı.

Bu durumun bölgede yol açacağı gelişmeler, önümüzdeki dönemde bölgenin geleceğini etkileyecek olan mevcut olaylarla ve pratik senaryolardan ziyade geleceğe yönelik teorik senaryolarla ilgili.

Siyasi ve askeri eylemler üzerine şimdiden tahminler yürütülüyor. Söz konusu iki konu, yaşananları sona erdirmeye yönelik uluslararası ve Arap çabaları ışığında çakışıyor.

Filistin Yönetimi, Filistin topraklarını ve komşu ülkeleri birlikte etkileyen gelişmelere yakın olduğundan yeni bir siyasi yolun başlatılması Gazze'deki mevcut meselelerin el alınma yöntemini muhakkak değiştirecektir.

Karmaşık yol haritası

İsrail resmi makamları Gazze Şeridi'ndeki krizin tamamen çözülmesi için üç aşamalı bir askeri harekattan bahsediyor.

Bu durum, belirli seçenekler ve ilan edilmiş hususlar etrafında döndüğü için operasyonların tahmin edilen gidişatından ne beklendiği ile ilgili.

İlk eğilim, Hamas hareketinin ve askeri yapısının kökünü kazımaktır. Bu eğilim, büyük bir gayret, yoğun bir çaba ve askeri çatışma yöntemlerinin geliştirilmesini gerektiriyor.

Askeri çatışmalar birkaç ay sürebilir. Bu ise askeri kurum içinde devam eden çöküş hali çerçevesinde İsrail'in ekonomik olarak dayanabileceği bir şeydir.

'Ertesi günün' sonuçlarından korkmak, İsrail'e pahalıya mal olabilir ve toplum içinde daha fazla gerginliğe yol açabilir.

İsrail'in içeriden ve dışarıdan askeri harekata girişmemesi yönünde art arda gelen siyasi uyarılar olsa da İsrail böyle bir şeye girişebilir.

Hamas'ın Gazze Şeridi'nden sürülmesi ya da varlığına son verilmesi yönündeki bu eğilim, geleneksel olmayan kabiliyetler ve takip gerektirebilir.

Bu da İsrail'in belirli bir zamanda Hamas'ın ve İslami Cihad Hareketi başta olmak üzere diğer Filistinli grupların varlığına son veremeyeceği anlamına geliyor.

İkinci eğilim, belirli bir teoriye göre hareket etmektir. Bu eğilim, rehinelerin serbest bırakılması olasılığı için gerçek bir fırsat veren askeri eylem çerçevesinde gerçekleşebilir.

Bu aynı zamanda istihbarat ve güvenlik çalışmalarının rolü olarak bilinen şey aracılığıyla mümkün olur.

Söz konusu eğilim ayrıca, ABD'nin büyük koordinasyonu ve istihbarat unsurları aracılığıyla gerçekleşmektedir ki, bu da sahada gerçek hedeflere ulaşmak için askeri ve sivil iki konunun birlikte ilerleyeceğini teyit eder.

Böylece İsrail, kendisine çatışmayı uzun süre devam ettirme imkanı elde edecektir.

Üçüncü eğilim, şu an bölgede yaşanan durum, İsrail'in mevcut süreçten uygun sonuçlar elde etme ve ABD yönetimiyle iletişim kapısını kapatma kararlılığıdır.

Çünkü bu şekilde barış için yalvarılması, İsrail'in adımlarını ilerletmesini sağlayabilecektir.

Özellikle de siyasi ve stratejik anlaşmalara kapı açabilecek herhangi bir güvenlik düzenlemesi iki tarafla sınırlı kalmayacağından bu, Mısır'ın ulusal güvenliğine zarar verebilir.

Dördüncü eğilim, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hazırlıklarını dar hesaplara göre düzenliyor olmasıdır.

Belki de bu husus başka cephelerin açılmasına, yani başta Hizbullah olmak üzere büyük karşıt cephelerden gelebilecek tehlikelere karşı bir uyarı niteliğindedir.

Daha önceki çatışmalar tarihinde benzeri görülmemiş bir gerilim durumu ortamında bu durumun gerçekleşmesi beklenir.

İsrail bu noktada Filistin meselesinin çözümü için uluslararası bir konferans toplanmasına, çatışmayı belli bir seviyede tutmaya çalışan uluslararası siyasi gücün gölgesinde yeni hesaplar için bir giriş noktası oluşturmak adına yanıt vermeyecektir.

Ortaya atılan senaryolar

İsrail şu anda en yüksek siyasi ve partizan kazanımları elde etmek için çatışmayı sürdürmeyi düşünüyor. Hükümetin ve üst düzey yetkililerin üzerinde çalıştığı şey de budur.

Şu anki durum, çeşitli seçenekler ışığında mesele bir süre daha devam etse bile, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki durumla kararlı olma becerisiyle başa çıkarak bu merhaleyi atlatmaya çalıştığını doğruluyor.

Kuzeyde başlayan çatışma, merkeze ve güneye doğru ilerleyerek, bölgeyi kantonlara bölme stratejisini dayatıyor.

Bu ise meselenin, sahadaki güvenlik ve istihbarat vizyonuyla bağlantılı olduğunu teyit ediyor.

Dolayısıyla askeri eylem, ateşkesin ardından müzakereleri zorlayacak ve Hamas hareketinin geleceği hakkında konuşmanın başlayacağını gösteriyor.

Hamas, sonuçları ne olursa olsun Gazze Şeridi'ni savunmak için oldubitti stratejisi çerçevesinde gerçek ve olası ihtimallerle bağlantı kuracaktır.

Bu da Gazze Şeridi'ndeki durumun kuşatmaya ve kesintiye rağmen devam etmesi, yani meselenin uzun süreli bir aşamaya geçmeyeceği anlamına gelmektedir.

Çatışmanın uzaması, İsrail'in içeride uğraştığı baskılarla kaybedeceği uzun bir savaş olacağı beklentisini ortaya çıkarıyor.

Mevcut durumun birkaç ay devam etmesi, yeni çatışmaların yaşanması, durumu sakinleştirmeye yönelik tüm çabaların başarısız olması ve esirlerin Gazze Şeridi'nden çıkarılmaması halinde İsrail kamuoyundaki memnuniyetsizliğin artması bekleniyor.

Mevcut durumda meselenin; otoriteyle mi, Filistin Yönetimi'yle mi yoksa Gazze'nin uluslararası veya Avrupa çerçevesinde ya da Birleşmiş Milletler (BM) dışından bir eylemle doğrudan bir yetki altına sokulmasıyla mı bağlantılı olacağı soru işareti oluşturuyor.

Bu durum, Gazze Şeridi'ni dar çemberde tutma meselesinin ötesine geçebilir. Zira Mısır da dahil olmak üzere komşu ülkeler, Gazze Şeridi'nin geleceği hakkında daha fazla siyasi ve stratejik tartışma yaratabilecek herhangi bir uzlaşmacı çözümü kabul etmeyecektir.

Çünkü Hamas'ın her halükârda yok olmayacağı ya da stratejik yapısını dağıtmayacağı beklentisiyle hareket edilmektedir. Dahası Hamas'a alternatif başka bir örgüt inşa etmek de akıllara gelebilir.

Ancak bu pek olası bir senaryo değildir. Aynı zamanda İsrail'in de Gazze'deki operasyonları sona erdirmek ve mücadelesini farklı politikalar üzerine inşa etmek için 'ertesi günü' bekleyen çok fazla alternatifi bulunmuyor.

Alternatif seçenekler

İsrail'in Gazze'de çok fazla seçeneği olmadığı ve özellikle de şu anda kendi lehine işleyen benzeri görülmemiş bir uluslararası destekle hareket ettiği için olacaklara karşı hazırlıklı olduğu doğrulanabilir.

Bu da siyasi ve askeri düzeylerde olup biten hataları giderebilecek alternatif seçenekler üzerinde çalışmayı gerektirir.

Bu durum, İsrail'in oldubitti stratejisini kabul etmekle başlayıp, durumu sakinleştirmek, Gazze Şeridi'ne ulaşmak ve Gazze Şeridi'ni uluslararası gözetim ya da koruma altına alma stratejisiyle sona eren gerçek seçeneklerle yüzleşmeye başlayabileceğini gösterir.

Böylece İsrail, Gazze Şeridi'nin mevcut statüsüyle devam etmesi sorununu gündeme getirmeye devam edecektir.

Şimdi İsrail, Gazze Şeridi'nin kuzey bölgesini tamamen kesmek istiyor. Çünkü ateşkes anlaşmasına göre Gazze'nin gerçek alanı 555 kilometrekareydi.

İsrail bunun 193 kilometrekaresini yani ateşkes hattını ana ateşkes anlaşmasına aykırı olarak kesti.

Ayrıca 34,5 kilometrekarelik, bazı yerlerde 60 kilometrekareye kadar çıkan bir alanı da bölge sakinlerinin yaklaşmasının yasak olduğu alanlar olarak ayırdı.

Güç sahnesi

Gerçek şu ki, sistematik güç kullanımı, İsrail'in güvenliğini, istikrarını ve hatta bölgedeki varlığını yok edebilecek karmaşık uzun süreli bir çatışmayı çözemez.

Aslında meseleyi çözme yeteneği, İsrail toplumunu kontrol eden güçlerin yokluğunda İsrail'in hayatta kalacağını takdir ederken ordunun duygusal yaklaşımına herhangi bir mevcut yaklaşımdan daha fazla öncelik vermeyi gerektirir.

Mevcut hükümet, Siyonist projenin yeni bir ulusal güvenlik teorisi inşa etme eğilimiyle başardıklarının yeniden okunmasını gerektiren bir çöküş ve başarısızlık halindedir.

Buna karşılık, iki devletli çözüm İsrail-Filistin çatışmasını çözmenin tek yoludur. 1949'dan 1967'ye kadar tanımlanan Yeşil Hat, iki devlet arasındaki sınırlar için temel teşkil edebilir.

Sonuç:

Gazze Şeridi'nin geleceğinin belirlenmesi uluslararası standartlara tabi olacaktır.

Gazze Şeridi'nin kaderini belirlemek için uluslararası bir konferans düzenlemek ya da bu meseleyi çözmek için Arap-İsrail müzakerelerini başlatmak mümkün olabilir.

Bu bağlamda Gazze Şeridi uluslararası bir pozisyona sokulabilir. Çözüm aşamasını kabul edeceği ve özellikle bölgenin kaderini belirlemede bir ortak olacağı için İsrail'e güvence verilebilir.

Aksi takdirde İsrail, bölgenin demografik yapısıyla oynayacaktır.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Alpler'de çığ kabusu: Üç günde 4 can kaybı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Alpler'de çığ kabusu: Üç günde 4 can kaybı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Pazartesi günü Fransız Alpleri'nde meydana gelen çığlarda iki kayakçı hayatını kaybetti ve böylece üç günde toplam 4 kişi öldü.

Polis, Grenoble yakınlarındaki Saint-Agnes'te, Belledonne sıradağlarında pist dışında kayak yapan 38 yaşında bir adamın öğleden sonra saat 4'ten kısa bir süre önce öldüğünü bildirdi. Yanında bulunan diğer kayakçıysa yara almadı.

Savcı Marion Lozac'hmeur, İtalyan sınırındaki Montgenevre yakınlarında pist dışında kayak yaparken "çok büyük bir çığ" altında kalan 30'lu yaşlarının başlarında başka bir adamın da öldüğünü söyledi.

Ona da bir başka kayakçı eşlik ediyordu ve o da yara almadı.

Lozac'hmeur daha önce, cumartesi günü Fransa'nın güneydoğusundaki Saint-Veran köyü yakınlarında bir çığ tetiklenmesi sonucu iki kayakçının öldüğünü bildirmişti.

30'lu yaşlarındaki iki kurban, Tete de Longet dağ zirvesinin kuzey yamacından aşağıya doğru büyük bir çığ altında kalan 4 kişilik bir grubun parçasıydı. Diğer iki kayakçı yara almadan kurtuldu.

Ölüm nedeninin belirlenmesi için otopsi yapılacak.

Son günlerde Alpler'de yoğun kar yağışı birkaç çığa neden oldu. Aralıkla şubat arası kuzey yarımkürede en yoğun sezon.

Alp kurtarma servisi, cumartesi günü Milano Cortina Kış Oyunları'nın bazı pistlerine ev sahipliği yapan Trentino Alto Adige ve Lombardiya bölgelerinde kayak yapan üç kişinin öldüğünü bildirdi.

fdvgth
Avrupa Çığ Uyarı Servisi'nin tahminine göre Alpler'de çığ riski yüksek (Avrupa Çığ Uyarı Servisi)

Kadınlar Alp disiplini kayak müsabakalarının düzenlendiği Cortina d'Ampezzo'ya yakın Dolomit Dağları'ndaki Marmolada bölgesinde iki çığ meydana geldi.

Geçen ay,  Fransız Alpleri'ndeki çığda Britanyalı bir adam hayatını kaybetmişti. Yapılan açıklamaya göre, 50'li yaşlarında olduğu tahmin edilen kurban, La Plagne'de pist dışında bir grupla kayak yapıyordu.

Kurtarma ekipleri, 12 Ocak'ta yerel saatle öğleden sonra 2'den kısa süre önce çığ ihbarı almış ve hemen bölgeye sevk edilmişti.

Kimliği açıklanmayan adam, 50 dakikalık bir arama sonucunda yaklaşık 2,5 metre karın altında bulunmuştu.

Avrupa Çığ Uyarı Servisi'ne göre, Avrupa'da bu kayak sezonunda çığlarda en az 66 kişi hayatını kaybetti.

Risk tahminleri yapan kuruluş, kar çığlarının Avrupa'da her yıl ortalama 100 can aldığını belirtiyor.

Independent Türkçe 


Suriye ordusu, SDG ile varılan anlaşma uyarınca Haseke çevresinden çekilmeye başladığını duyurdu

SDG’ye bağlı bir grubun Haseke’de ön cephe hatlarından çekildiği an. (Reuters)
SDG’ye bağlı bir grubun Haseke’de ön cephe hatlarından çekildiği an. (Reuters)
TT

Suriye ordusu, SDG ile varılan anlaşma uyarınca Haseke çevresinden çekilmeye başladığını duyurdu

SDG’ye bağlı bir grubun Haseke’de ön cephe hatlarından çekildiği an. (Reuters)
SDG’ye bağlı bir grubun Haseke’de ön cephe hatlarından çekildiği an. (Reuters)

Suriye ordusu Operasyonlar Heyeti, bugün (salı) yaptığı açıklamada, kuzeydoğudaki Haseke kenti çevresinden çekilme sürecinin başlatıldığını duyurdu. Açıklamada, söz konusu adımın hükümet ile Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında varılan anlaşma kapsamında atıldığı belirtildi.

Heyet, Suriye el-İhbariye televizyonunda yayımlanan açıklamasında, ordunun çekildiği bölgelerde İç Güvenlik Güçleri’nin konuşlandırıldığını bildirdi.

Açıklamada, SDG’nin anlaşmayı uygulama konusunda taahhütlerine bağlı kaldığı ve olumlu adımlar attığı ifade edilerek, “Bir sonraki adımı belirlemek üzere izleme ve değerlendirme yapıyoruz” denildi.

Suriye hükümeti ile SDG, geçen ayın sonlarında kapsamlı bir ateşkes, güçlerin ve Kürt idari yapılarının kademeli olarak devlet kurumlarına entegre edilmesi konusunda anlaşmaya vardıklarını açıklamıştı.

Söz konusu anlaşma; Suriye hükümet güçlerinin, daha önce SDG’nin kontrolünde bulunan kuzey ve doğu Suriye’de geniş alanlarda yeniden hâkimiyet sağlamasının ardından hayata geçirildi. Anlaşma kapsamında, İçişleri Bakanlığı’na bağlı iç güvenlik güçlerinin, daha önce SDG kontrolünde olan Haseke ve Kamışlı kentlerine girmesi öngörülüyor.

Edinilen bilgilere göre, Haseke–Rakka ve Haseke–Deyrizor yollarının; otobüs, yolcu ve ticari konvoy trafiğine açılması için hazırlıklar yapılıyor. Bu adımın, son güvenlik gerilimleri nedeniyle yaklaşık bir aydır kopuk olan ilin, Suriye’nin diğer vilayetleriyle yeniden bağlantısının kurulmasına zemin hazırlaması bekleniyor.

Ayrıca, güven artırıcı önlemler çerçevesinde 48 saat içinde her iki taraftan bir grup esirin serbest bırakılabileceği, Kamışlı Havalimanı ile petrol sahalarının en geç bir hafta içinde Suriye hükümetine devrine yönelik işlemlerin tamamlanmasının öngörüldüğü belirtildi.

Bu gelişmeler, anlaşmanın ikinci aşamasını oluşturuyor. Bu aşama; petrol kuyuları ile Kamışlı Havalimanı’nın devrini kapsarken, üçüncü aşamada ise devletin sınır kapıları üzerindeki denetimi üstlenmesi planlanıyor. Bu kapsamda özellikle Türkiye ile Nusaybin Sınır Kapısı ile Irak Kürdistan Bölgesi’ne açılan Semalka Kapısı öne çıkıyor.


Suriye ve captagon ile mücadele: Bir yılda neler değişti?

İçişleri Bakanlığı, son operasyonların güney bölgelerdeki Uyuşturucu ile Mücadele Departmanı tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı (AFP)
İçişleri Bakanlığı, son operasyonların güney bölgelerdeki Uyuşturucu ile Mücadele Departmanı tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı (AFP)
TT

Suriye ve captagon ile mücadele: Bir yılda neler değişti?

İçişleri Bakanlığı, son operasyonların güney bölgelerdeki Uyuşturucu ile Mücadele Departmanı tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı (AFP)
İçişleri Bakanlığı, son operasyonların güney bölgelerdeki Uyuşturucu ile Mücadele Departmanı tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı (AFP)

İsmail Derviş

İngiliz gazetesi The Guardian, 2021 yılının mayıs ayı ortalarında, Suriye muhalefetinin Baas rejimine karşı ayaklanmasının patlak vermesinden yaklaşık 10 yıl sonra, “Captagon, Suriye'yi bir uyuşturucu devletine dönüştürdü” başlıklı kapsamlı bir rapor yayınladı.

Raporda, Beşşar Esed'in eski Suriye rejiminin çeşitli uyuşturucu türlerinin imalatı, üretimi ve kaçakçılığına sağladığı resmi destek ele alınıyor. Mahir Esed liderliğindeki 4. Tümen'in subayları tarafından denetlenen laboratuvarlar ve fabrikalar, Suriye'nin güney, orta ve doğu bölgelerine, özellikle de aynı sektörde faaliyet gösteren İran bağlantılı grupların yaygın olduğu bölgelere dağılıyordu.

Ürdün toprakları, eski rejim ve müttefikleri tarafından, öncelikle Arap Körfez ülkeleri ve Mısır'ı hedef alan ‘zehirli maddelerin’ bölgeye kaçak olarak sokulması için kullanıldı. Daha sonra bu ticaret, Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yapılan ihracatı da kapsayacak şekilde genişledi.

Ürdün ordusu Suriye sınırında kaçakçılarla mücadele ederken, kaçakçılığı durdurmak umuduyla rejimle yakınlaşma temelli başka bir siyasi yol izledi, ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı.

Eski Suriye rejimi ile Amman arasında 2023 ve 2024 yıllarında resmi ilişkiler kurulmasına rağmen, Ürdün, ‘Suriye ordusu içindeki unsurların Ürdün'e uyuşturucu kaçakçılığını kolaylaştırdığı’ suçlamasının yapıldığı birkaç resmi açıklamada bulundu.

Sonuç olarak Suriye, on yılı aşkın bir süredir uluslararası güvenlik kurumları ve sınır kontrol kurumlarının zihninde, özellikle captagon gibi büyük miktarlarda üretilip piyasalara kaçak olarak sokulan ve Suriye'nin modern tarihini değiştiren ‘Saldırganlığın Caydırılması Operasyonu’ başlatılmadan önce uyuşturucu maddelerin yasadışı akışında büyük rakamlara ulaşan küresel bir uyuşturucu üretim ve kaçakçılığı merkezi olarak anılmaya devam etti.

Uyuşturucu üretimi yüzde 80 azaldı

Suriye ayaklanmasının zaferinden bir yıl sonra, 2025 yılının aralık ayı sonlarında, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) Suriye'deki captagon üretiminin gerçek durumu hakkında bir rapor yayınladı.

Raporda, 2024 yılının aralık ayından bu yana yeni Suriye hükümetinin, captagon üretimi ve kaçakçılığıyla mücadele çabaları çerçevesinde captagon depolamak için kullanılan yaklaşık 15 endüstriyel laboratuvar ve 13 küçük tesisi kapatmış olduğu belirtildi.

dsfvdsv
BM verileri, bu kampanyanın daha önce Şam kırsalında ve Lübnan sınırına yakın bölgelerde aktif olan üretim zincirlerinde önemli bir kesintiye yol açtığını gösteriyor (AFP)

Birleşmiş Milletler (BM) ofisi, Suriye'de captagonun 2024 aralığından önce günlük üretiminin milyonlarca tablete ulaştığını, ancak siyasi değişimin ardından sadece bir yıl içinde Suriye'deki captagon üretiminin yaklaşık yüzde 80 oranında keskin bir düşüş gösterdiğini belirtti. Bu, uzun süredir yasadışı uyuşturucu ihracatında lider konumda olan bir ülkede eşi görülmemiş bir düşüştü.

BM’nin verilerine göre büyük laboratuvarların imha edilmesi, saklanma yerleri ve dağıtım ağlarını hedef alan yaygın baskınlar ve komşu ülkelerle istihbarat alanındaki iş birliği, daha önce Şam kırsalında ve Lübnan sınırına yakın bölgelerde aktif olan üretim zincirlerinin önemli ölçüde bozulmasına yol açtı.

Captagon imparatorluğunun çöküşü

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre  Suriye İçişleri Bakanlığı'nın Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi’nden yapılan açıklamada, yeni Suriye'nin artık captagon veya diğer türdeki uyuşturucuların üreticisi veya imalatçısı olmadığı vurgulandı. Son aylarda ele geçirilen miktarların, Beşşar Esed rejiminin çöküşünden önce üretilmiş ve yurt dışına kaçırılmak üzere oldukları belirtilen açıklamada, “Suriye'nin özgürleştirilmesinden sonra, en tehlikeli aşama olan üretim aşamasını sona erdirebildik. Amacımız, eski rejim tarafından kurulan captagon imparatorluğunu yıkmaktı” denildi.

İçişleri Bakanlığı, son operasyonun Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi tarafından güney bölgelerinde yürütülen, uyuşturucu maddelerin ticareti ve kaçakçılığı konusunda uzmanlaşmış bir suç şebekesini hedef alan koordineli bir çaba olduğunu belirtti.

Bu çabalar, Ürdün'e kaçakçılık amacıyla getirilen büyük miktarda uyuşturucu maddenin ve gelişmiş kaçakçılık araçlarının ele geçirilmesinin yanı sıra, bir dizi önemli uyuşturucu kaçakçısının tutuklanmasına da yol açtı. Son ele geçirilenler arasında yaklaşık 2,5 milyon captagon hapı, tahmini ağırlığı 151 kilogram olan 605 torba esrar, 10 silindir helyum gazı, 75 balon, 30 plastik havan topu mermisi, uyuşturucu ile doldurulmuş bu mermileri fırlatmak için kullanılan bir top, bir insansız hava aracı ve iletişim cihazları ele geçirildi. Ele geçirilen tüm eşyalar müsadere edildi ve tutuklananlar, haklarında gerekli yasal işlemlerin yapılması için yetkili adli makamlara sevk edildi.

Uyuşturucuyla mücadele için bölgesel iş birliği

Suriye İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada şunlar yer aldı:

“Birkaç gün önce, 2025 yılının ikinci yarısında Suriye'de uyuşturucuyla mücadele çabalarımızın sonuçlarını açıkladık. Altı aylık bir süre içinde, Suriye topraklarında uyuşturucu ile mücadele çalışmaları kapsamında yaklaşık 25,2 milyon captagon hapı ve 1.750 kilogram esrar ele geçirildi. Bu arada, uluslararası uyuşturucu ile mücadele çabaları sonucunda yaklaşık 23 milyon captagon hapı, 500 kilogram uyuşturucu üretiminde kullanılan hammadde, yaklaşık 54 kilogram kristal metamfetamin ve 229 kilogram esrar ele geçirildi. Ancak, dış veya uluslararası uyuşturucu ile mücadele çabalarına en büyük darbe Suriye ve Türkiye arasında vuruldu. Bu iki ülke, 14 milyon captagon hapına el koymayı ve kaçakçılık şebekelerinin yaklaşık 26 üyesini tutuklamayı başardı. Suriye ve Irak arasında yaklaşık 6 milyon hap ve 119 kilogram esrar ele geçirildi ve kaçakçılık şebekelerinin yaklaşık 31 üyesi tutuklandı.”

sdcfrgt
Bu çabalar, bir dizi önemli uyuşturucu kaçakçısının tutuklanmasına yol açtı (AFP)

Bakanlık Suriye ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği kapsamında Suriye ile Kuveyt arasında yaklaşık 1,2 milyon captagon hapı ve 100 bin larica hapı, Suriye ile Ürdün arasında ise Brezilya'dan gelen 1,094 milyon hap ve 153 kilogram kokain ele geçirildi. Bu çabalar sonucunda yaklaşık 230 bin captagon hapının ele geçirildiğini ve kaçakçılık ağlarıyla temas halinde olan üç kişinin tutuklandığını kaydetti.

Çözümlerin önündeki engeller

Öte yandan Suriyeli gazeteci Abdullah Muslim, tüm verilerin önceki rejim dönemine kıyasla uyuşturucu kaçakçılığında önemli bir düşüşe işaret ettiği değerlendirmesinde bulundu. Müslim’e göre bu düşüş, güvenlik kampanyaları ve daha önce üretim, depolama veya transit merkezleri olarak kullanılan belirli geçiş noktaları ve bölgelerdeki daha sıkı kontrollerle kesinlikle ilişkilendirilebilir. Ancak, bu çabalar bu tehlikeli olgunun sona erdiği anlamına gelmez. Uyuşturucu kaçakçılığının tamamen ortadan kaldırılmasını engelleyen yapısal zorlukların halen olduğunu ifade eden Müslim, “En önemlisi Lübnan sınırının net bir şekilde belirlenmemiş olması, bu da kaçakçılık ağları tarafından istismar edilen coğrafi boşluklar yaratıyor. Bunun yanında sınır kontrolündeki zayıf teknik ve teknolojik kapasite, yetkililerin özellikle de geleneksel yöntemlerle güvenliğini sağlamak zor olan dağlık ve engebeli bölgelerde sızma ve kaçakçılığı kontrol etme yeteneğini sınırlıyor” ifadelerini kullandı.

Sadece rakamlara odaklanmak yeterli mi?

Öte yandan insan hakları savunucusu ve gazeteci Büşra Salih, “Sadece rakamlara odaklanmak yeterli değil. Bu, bağımlılığın önlenmesi ve sosyal tedavisi için politikalarla dengelenmeli. Çünkü iç kaçakçılıktan etkilenen topluluklar, halk sağlığı ve aile istikrarı açısından bu yasadışı endüstrinin sonuçlarından mustarip olmaya devam ediyor” yorumunda bulundu.

Salih, “Güvenlik çabaları önemli olsa da yıllardır uyuşturucunun ve Suriye şehir ve köylerinde kaçakçılık ağlarının gayri resmi işgalinin zarar verdiği toplulukları rehabilite etmek için programlarla desteklenmesi gerekir” diye ekledi.

Çok cepheli bir savaş

Sonuç olarak, gözlemciler Suriye'nin bir yıl içinde bölgenin en büyük uyuşturucu ihracatçılığından, uyuşturucu kaçakçılığı ağlarıyla mücadelede lider konuma gelmesinin, ülkenin modern güvenlik ve ekonomi tarihindeki en dramatik değişimlerden biri olduğunu düşünüyor. BM’ye göre yeni devlet, savaş ekonomisini finansman operasyonlarına bağlayan yasadışı üretim sistemini ve modern ve sofistike üretim üslerini ortadan kaldırmayı başardı. Ancak, en acil yanıt bekleyen soru, yeni kaçakçılık yöntemleri ve geleneksel güvenlik çerçevesinin dışında uyuşturucu ile mücadele çabalarına toplumun gerçek katılımını sağlama ihtiyacı karşısında bu dönüşümün sürdürülebilirliği olmaya devam ediyor.