Yakında Beyrut’a gelecek olan Le Drian, Fransa'nın bölgedeki rolünü ortaya koymaya çalışacak

Fransa Cumhurbaşkanı'nın Lübnan'daki Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian, Lübnan Cumhurbaşkanlığı dosyasının canlandırılmasına ilişkin tutumları araştırıyor.

Beyrut’a gerçekleştirdiği son ziyaret esnasında Le Drian’ı Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri kabul etti. (AFP)
Beyrut’a gerçekleştirdiği son ziyaret esnasında Le Drian’ı Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri kabul etti. (AFP)
TT

Yakında Beyrut’a gelecek olan Le Drian, Fransa'nın bölgedeki rolünü ortaya koymaya çalışacak

Beyrut’a gerçekleştirdiği son ziyaret esnasında Le Drian’ı Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri kabul etti. (AFP)
Beyrut’a gerçekleştirdiği son ziyaret esnasında Le Drian’ı Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri kabul etti. (AFP)

Paris yönetimi, Lübnan’daki cumhurbaşkanlığı seçimini kuşatan krizi bitirmek için yeni bir girişimde bulunmak üzere Lübnan'daki faaliyetlerini yeniden başlatmaya hazırlanıyor. Paris yönetimi ayrıca, Fransa Cumhurbaşkanı'nın Lübnan'daki Özel Temsilcisi eski Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian'ı, önümüzdeki çarşamba günü Beyrut'a göndermeye karar verdi. Le Drian, Lübnan’daki cumhurbaşkanlığı seçiminin tamamlanmasını engelleyen koşullardan vazgeçme konusunda tarafların istekliliğini araştırmakla görevlendirildi. Bu karar, anayasal kurumlara yeniden düzen getirecek ve Lübnan'ı toparlanma yoluna sokacak bir aday üzerinde anlaşmaya varılması amacıyla verildi.

Şarku’l Avsat’ın Lübnanlı siyasi kaynaklardan edindiği bilgiye göre, Fransa'nın Lübnan Büyükelçisi Herve Magro, Le Drian'ın Meclis Başkanı Nebih Berri'den başlayarak yapacağı toplantıların gündeminde yer alacak isimlerin listesini hazırlamak üzere önde gelen siyasi liderlerle temas kurmaya başladı.

Siyasi kaynaklar, Le Drian'ın misyonunun cumhurbaşkanının yeniden seçilmesiyle sınırlı kalmayacağını ancak belirli bir adayı destekleme konumunda da olmadığını belirtti. Kaynaklar Le Drian'ın, cumhurbaşkanlığı seçimini içinde bulunduğu ölümcül durgunluktan çıkarmaya ne ölçüde hazır olduklarını tespit etmek için yetişkin seçmenlerin nabzını tutmaya çalıştığını söyledi.

Kaynaklar, Le Drian’ın bu kez yanında hazır bir fikir olmadan Beyrut'a geldiğini, ancak siyasi ittifaklar dışından bir aday aramanın gerekliliğini düşünmediğini açıkladı. Kaynaklar, Le Drian’ın Beyrut ziyaretinin, Paris yönetiminin Lübnan'ın Hamas hareketi ile İsrail arasındaki savaşa çekilmemesi yönündeki uluslararası ve Arap çağrılarına kulak vermesi açısından gerçekleştiğini söyledi. Kaynaklar aynı zamanda, Le Drian’ın dönüşünün gelecekte daha da uzatılabileceği iddiasıyla mevcut ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini aktardı. Ayrıca, Fransa'nın siyaset sahnesindeki varlığını teyit etmesi bağlamında gerçekleştiğini belirtti. Le Drian’ın Beyrut’a gelişinin, yeni tutuklu ve esir grupların takası için ateşkesin uzatılmasına katkıda bulunabileceği öngörülüyor.

Fransa'nın Lübnan Büyükelçisi Herve Magro, görüşmelerinin gündemini belirleme işini Le Drian'a bıraktı. Magro, yalnızca toplantılara katılan Lübnanlı liderlerle randevu ayarlamakla yetindi. Gazze'deki ateşkesin uzatılması, iki cephenin birbirine bağlı olması nedeniyle kaçınılmaz olarak Güney Lübnan'a da uzanacak. Dolayısıyla, Hizbullah açısından güneyde yaşananların Gazze'nin iyiliği için olduğu ve İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri baskısını azaltmak ve Gazze’yi desteklemek amacıyla yapıldığı düşünüldüğünde, Gazze'deki herhangi bir aksaklığın Lübnan'a da uzanacağı açık.

Gazze'deki ateşkesin uzatılması ABD'nin sorumluluğunda. Bu büyük ölçüde, pozisyonunu mecbur kalmadan belirlemekte aceleci davranan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron için de geçerli. Şarku’l Avsat’a konuşan Şii ikilisi kaynaklarına göre, Macron, İsrail'e yönelik sınırsız önyargısını yeniden gözden geçirmeli.

Kaynaklar, Le Drian'ın Lübnan'a yeni bir şey getirmediğini ve yaptıklarının çoğunun farklı pozisyonları keşfetme çerçevesinde kaldığını bildirdi. Muhtemelen Le Drian, kısa bir süre önce Paris yönetimini içinde bulunduğu kısır döngüden çıkarmak için yeni bir girişim versiyonu başlatarak Fransız rolünü yeniden canlandıracak. Aynı zamanda tarafların yeniden bir araya gelmeye ne kadar hazır olduklarını ortaya koyacak. Bu girişim Macron'un, Hamas'la savaşında İsrail'in bakış açısına yönelik önyargısına tepki olarak Fransa-Lübnan atmosferinin aldığı yaraları da temizleyecek.

Kaynaklar Paris yönetiminin, Hamas'ın İsrail yerleşim yerlerini işgaline verdiği ilk tepki sonucunda oluşan siyasi boşluğun doldurulması gerektiğine inanıyor. Bunun sebebi olarak Macron'un Tel Aviv'e yaptığı ziyaret sırasında özellikle İsrail’le dayanışma amacıyla ortaya koyduğu pozisyonlar öne sürülüyor.

Geriye tek bir soru kalıyor: Acaba Le Drian'ın Beyrut ziyareti Beşli Komite üyesi ülkelerle koordinasyon içinde mi gerçekleşiyor? Özellikle de ABD, Mısır, Suudi Arabistan ve Katar'la iletişimi kesmediği ve bu ülkelerin Lübnan dosyasıyla ilgili bir heyeti keşif amacıyla Beyrut'a göndermeyi düşündükleri söylendiği bir anda mı gerçekleşiyor? Yoksa Lübnan şu anda Hamas ve İsrail arasındaki savaşın patlak vermesinden önceki dönemden farklı yeni bir döneme mi giriyor?

Le Drian'ın Beyrut'a gelişinin, Hamas ve İsrail arasındaki insani ateşkesin uzatılması olasılığını tespit etmek için fikirleri karıştırma şemsiyesi altında olduğunu söyleyenler de var. Le Drian, cumhurbaşkanlığı seçiminin devam eden krizi açısından Lübnan sahnesinden çekilmeyecektir. Siyasi kaynaklar ise Paris yönetimi için şu anda önemli olanın Lübnan'daki rolünü yeniden canlandırmak olduğunu vurguluyor. Belki de Paris yönetimi, bocalayan girişimine yeniden ruh kazandıracaktır. Bunun tek nedeni Lübnanlılar arasındaki anlaşmazlık değil; Lübnan dosyasından sorumlu Fransız ekibin önerilerinde uyum olmaması. Tek bir kitabı iyi okuyamaması da bunun bir nedeni. Ancak Fransız ekibi, Paris yönetiminin Franciyye'in cumhurbaşkanlığı adaylığını kabul etmesine yönelik Fransız girişimine tepki olarak kamuoyunda ortaya çıkmaya başlayan görüşlerin çeşitliliğinde çok ileri gitti. Bu durum, Paris yönetimi Lübnan’a geri dönmeden önce oldu ve Macron, Le Drian'ı inisiyatifine ruh kazandırma ve sürdürme misyonuyla görevlendirdi.



Devrim Muhafızları Bağdat'ta "cephe" oluşturuyor

Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
TT

Devrim Muhafızları Bağdat'ta "cephe" oluşturuyor

Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)

Kaynaklar, İran Devrim Muhafızları'ndaki subayların Irak'taki silahlı grupların operasyonlarını yönetmeye devam ettiğini ve saldırıları durdurma yönündeki siyasi talepleri reddettiğini, müzakerelerin başarısız olma ihtimaline karşı Washington üzerinde baskı kurmak amacıyla "gölge askeri gözetmen" gibi hareket ettiklerini ortaya koydu.

“Koordinasyon Çerçevesi” ve Irak hükümetinden iki kaynak Şarku’l Avsat’a, dört Şii partinin liderlerinin son haftalarda Irak içindeki İranlı yetkililerle görüşmeler yaptığını ve saldırıların durdurulması gerektiğine ikna etmeye çalıştıklarını, ancak İranlılardan yanıt alamadıklarını söyledi.

Kaynaklar, Bağdat'ta önemli nüfuza sahip bir Kudüs Gücü subayının "koordinasyon çerçevesi içindeki müttefiklerden gelen çağrılara yanıt vermediğini, iletişimini silahlı grupların operasyon yetkilileriyle sınırladığını" söyledi. Kaynaklar, özel bir güvenlik toplantısında konuşan üst düzey bir Iraklı yetkilinin, "Bu adamı (Devrim Muhafızları subayını) nasıl durduramıyoruz?" diyerek, "Neden onu tutuklayamıyoruz?" diye sorguladığını belirtti.


Milis güçleri Bağdat'ta Amerikalı diplomatlara yönelik İHA’lı pusu kurdu

Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği "Yeşil Bölge" (DPA)
Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği "Yeşil Bölge" (DPA)
TT

Milis güçleri Bağdat'ta Amerikalı diplomatlara yönelik İHA’lı pusu kurdu

Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği "Yeşil Bölge" (DPA)
Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği "Yeşil Bölge" (DPA)

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili, Washington ile Tahran arasında imzalanan geçici ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle eş zamanlı olarak Bağdat'ta diplomatların maruz kaldığı “pusunun” niteliğini açıkladı.

ABD'li yetkili, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, “8 Nisan 2026'da Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği çalışanları, kendi ifadesine göre Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınlarında bir Irak milis grubu tarafından gerçekleştirilen çok sayıda insansız hava aracı (İHA) saldırısına maruz kaldı” dedi.

ABD ile İran arasında iki haftalık geçici ateşkes anlaşması, 8 Nisan sabahı erken saatlerde Pakistan'ın arabuluculuğunda ilan edildi ve derhal yürürlüğe girdi. Bu adım, bölgesel gerginliği yatıştırmak ve müzakereler için bir fırsat penceresi açmak amacıyla atılmış, ancak kırılgan bir adım olarak değerlendirildi.

Irak'ın başkenti Bağdat'ın batısında bulunan hedef bölgenin, lojistik destek üssü “Victory” veya diplomatik ve askeri konvoyların kullandığı ve Irak güvenlik güçlerinin kontrolü altındaki yollar olduğu belirtiliyor.

ABD'li yetkili, “Tüm diplomatik personel iyi durumda ve sağlık durumları teyit edildi” dedi; ancak, Bağdat'ın merkezindeki “Yeşil Bölge”de elçilik binasından nispeten uzak olan ve İHA saldırısına uğrayan bölgede yürüttükleri görevin niteliği hakkında bilgi vermedi.

8 Nisan günü eşzamanlı olaylar yaşandı; yerel kaynaklar, havaalanı içindeki ABD diplomatik destek merkezine iki füze düştüğünü ve bunun bir yangına yol açtığını bildirdi. Ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Bağdat yakınlarında İran ile ittifak halindeki “Irak Hizbullah Tugayları” tarafından kaçırılan ABD'li gazeteci Shelly Kittleson'un serbest bırakıldığını duyurdu.

ABD yetkilileri, kaçıranlardan nasıl teslim alındığını açıklamadı; ayrıca, 2025 yılının Eylül ayında İsrailli araştırmacı Elizabeth Tsurkov'un kurtarılması sırasında olduğu gibi, ülke dışına nakledilip nakledilmediğine dair de bir açıklama yapmadı.

ABD'li yetkili, ABD'nin Irak hükümetine “şiddetle kınama” mesajı ilettiğini ve saldırılardan sorumlu kişilerin hesap vermesi için kapsamlı bir soruşturma yürütülmesini istediğini vurguladı. Irak hükümetinden konuyla ilgiili herhangi bir açıklama gelmedi.

 Irak Hizbullah Tugayları Bağdat'ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor (AFP)Irak Hizbullah Tugayları Bağdat'ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor (AFP)

Askeri denetçiler

Iraklı kaynaklar dün, Irak’taki silahlı grupların operasyonlarını denetleyen İran “Devrim Muhafızları” subaylarının, Şii siyasetçilerin ülke içindeki saldırıları durdurmaya ikna etme girişimlerini reddettiklerini ortaya çıkardı.

Kaynaklar,Şarku’l Avsat'a, bu subayların ABD-İran savaşının patlak vermesinden beri Bağdat'ta “gölge askeri denetçi” olarak hareket ettiklerini; bunun amacının Washington üzerinde “baskı cephesi” oluşturmak ve ABD ile müzakerelerin başarısızlık senaryosuna hazırlıklı olmak olduğunu vurguladı.

Bu gelişmeler daha geniş çaplı bir gerginliğin parçası olarak ortaya çıkıyor; zira ABD Dışişleri Bakanlığı daha önce, Irak topraklarından hareket eden İran yanlısı milis gruplarının ABD’nin çıkarlarına ve diplomatlarına yönelik gerçekleştirdiği terör saldırılarını kınamıştı.

Bakanlığın önceki bir açıklamasında bu saldırıların, ABD vatandaşlarını, diplomatik tesisleri ve ticari çıkarları hedefleyen “son haftalarda gerçekleşen yüzlerce saldırı”nın yanı sıra, komşu ülkeleri, kurumları ve Iraklı sivilleri, özellikle de Kürdistan Bölgesi'ni hedef alan saldırıların ardından geldiği belirtilmişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı ayrıca, Irak hükümetiyle bağlantılı bazı çevreleri bu milis gruplarına “siyasi, mali ve operasyonel destek” sağlamakla suçlayarak, bunun Washington ile Bağdat arasındaki ilişkilere olumsuz yansıyacağı uyarısında bulundu.

Washington, çıkarlarını hedef alan herhangi bir saldırıya “tolerans göstermeyeceğini” vurgulayarak, Irak hükümetinden ülke içindeki İran bağlantılı silahlı grupları dağıtmak için acil önlemler almasını talep etti.


Mladenov ile Hamas heyeti, ‘silahsızlanma’ konusunda ‘kararlı’ mutabakatlar sağlamak üzere Kahire’de bir araya geldi

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un Nehr el-Barid bölgesinde, yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici bir kampta yaşayan iki Filistinli çocuk (AFP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un Nehr el-Barid bölgesinde, yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici bir kampta yaşayan iki Filistinli çocuk (AFP)
TT

Mladenov ile Hamas heyeti, ‘silahsızlanma’ konusunda ‘kararlı’ mutabakatlar sağlamak üzere Kahire’de bir araya geldi

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un Nehr el-Barid bölgesinde, yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici bir kampta yaşayan iki Filistinli çocuk (AFP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un Nehr el-Barid bölgesinde, yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici bir kampta yaşayan iki Filistinli çocuk (AFP)

Filistinli ve Mısırlı kaynaklar, Hamas heyetinin dün Kahire’ye ulaştığını bildirdi. Kaynaklara göre heyet, Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Filistinli gruplar ve Mısırlı yetkililerle görüşmeler gerçekleştirecek.

Yaklaşık bir hafta içinde yapılacak ikinci tur toplantıların, kaynakların ifadesine göre ‘kritik mutabakatları’ ele alması bekleniyor. Görüşmelerde özellikle silahsızlanma dosyasının gündemde olacağı belirtiliyor. Bu gelişme, İsrail basınında yer alan ve Mladenov’un Gazze Şeridi’nde silahsızlanmaya ilişkin Hamas’tan yanıt almak için verdiği sürenin cuma günü dolacağı yönündeki haberlerin ardından geldi. Söz konusu haberlerde, hareketin olumlu yanıt vermemesi halinde İsrail’in yeni bir askeri operasyon başlatabileceği ifade edildi.

Silahsızlanma, Mladenov tarafından mart ayı sonunda Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde açıklanan planın en önemli maddeleri arasında yer alıyor. Uluslararası ve bölgesel medyada yer alan bilgilere göre plan, Hamas’ın tünel ağını imha etmesini ve 8 ay içinde aşamalı olarak silah bırakmasını öngörüyor. Plan kapsamında, ‘Gazze Şeridi’nin silahlardan tamamen arındırıldığının nihai olarak doğrulanmasının’ ardından İsrail güçlerinin tamamen çekilmesi hedefleniyor. İsrail ise Hamas silahsızlandırılmadan Gazze Şeridi’nden çekilmeyeceğini vurguluyor.

Hareketler ve tehditler

Yedioth Ahronoth ve Israel Hayom gazetelerinin perşembe günü yayımladığı haberlere göre, İsrail, Mladenov tarafından tanınan sürenin dolmasının ardından Hamas’ın vereceği yanıtı bekliyor.

The Times of Israel gazetesi ise salı günü üç kaynağa dayandırdığı haberinde, “Gazze Barış Kurulu’nun Hamas’a silahsızlanma teklifini kabul etmesi için cuma gününe kadar süre tanıdığını” aktarmıştı.

Sürenin dolmasına saatler kala Mladenov, perşembe akşamı X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, “Uzun süredir bekleyen aileler için temel ihtiyaç malzemeleri taşıyan 602 tır Gazze’ye giriş yaptı” ifadesini kullandı.

Gazze’deki hükümet medya ofisi ise dün yayımladığı açıklamada bu bilgiyi yalanladı. Açıklamada, 9 Nisan tarihine ait verilerin yalnızca 207 tırın bölgeye giriş yaptığını gösterdiği belirtilerek, bunların 79’unun insani yardım taşıdığı, kalan tırların ise genellikle özel şirketlere ait ticari ürünler içerdiği ifade edildi.

Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında kurulan bir çadır kampı (AFP)Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında kurulan bir çadır kampı (AFP)

Mısırlı bir kaynak Şarku'l Avsat'a, görüşmelerin cuma akşamı başlayacağını ve ardından devam edeceğini belirtti. Kaynağa göre, Hamas’ın olumlu bir yanıt verme ihtimali yüksek. Bu beklentinin, Mladenov tarafından iyi niyet göstergesi olarak değerlendirilen yardım tırı sayısındaki artışla da bağlantılı olduğu ifade edildi. Tarafların açıkladığı rakamlar arasında farklılık bulunsa da bunun görüşmeler açısından ‘üzerine inşa edilebilecek olumlu bir gelişme’ olduğu vurgulandı.

Aynı kaynak, şu ana kadar Hamas’ın olumlu yanıtın ardından uygulama sürecinin nasıl işleyeceğini tartışmaya hazır olduğuna işaret eden göstergeler bulunduğunu belirtti. Bu sürecin, sahada somut adımlar atılmasını gerektiren kritik mutabakatlara ihtiyaç duyduğunu ifade eden kaynak, “Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin fiilen devreye girmesini görebiliriz” değerlendirmesinde bulundu. Öte yandan İsrail’in tutumunun değişken olduğuna dikkat çekilerek, Tel Aviv yönetiminin Hamas’ı oyalama taktiği izlemekle suçlayarak askeri operasyonlara yönelebileceği uyarısı yapıldı.

Filistinli ikinci bir kaynak ise Filistinli heyetlerin en geç cuma ya da cumartesi günü tamamlanacağını söyledi. Kaynak, Hamas’ın vereceği yanıtın ne tamamen ret ne de tamamen kabul anlamına gelmeyebileceğini dile getirdi.

Aynı kaynak, hareketin ve diğer Filistinli grupların, önerilen çerçevenin uygulanmasına ilişkin sorularına Mladenov’dan gelecek yanıtı beklediğini belirtti. Bu kapsamda İsrail’in anlaşmaya bağlı kalıp kalmayacağı ve Gazze Şeridi’nden çekilip çekilmeyeceği, uluslararası güçlerin ve Filistin polisinin konuşlandırılması ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin işleyişi gibi başlıkların öncelikli olduğu ifade edildi.

Hamas’a yakın üçüncü bir Filistinli kaynak ise Kahire’deki görüşmelerin tüm taraflar açısından kolay geçmeyeceğini söyledi. Kaynak, özellikle Mladenov’un yardım konusundaki açıklamalarının gerçeği yansıtmadığı yönündeki rahatsızlığa dikkat çekti. Buna karşın hareketin, Filistinlilerin yaşadığı sıkıntıları hafifletmeye ve İsrail tarafının da yükümlülüklerini yerine getirmesiyle anlaşmanın tam olarak uygulanmasına odaklandığı ifade edildi.

Kaynaklar olumlu sinyaller bekliyor

Yedioth Ahronoth ve Israel Hayom gazetelerine göre, Hamas’ın olumsuz yanıt vermesi durumunda karar İsrail’e kalacak. Bu durumda Tel Aviv yönetiminin, hareketi cezalandırmak için güç kullanma seçeneğini değerlendirebileceği ifade edildi. Her iki gazete de ‘tüm seçeneklerin masada olduğu’ ve siyasi talimatların beklendiğini aktarırken, dikkatin Lübnan üzerindeki gelişmelere yoğunlaşması nedeniyle önümüzdeki günlerde Gazze’de çatışmaların yeniden başlamasının zor göründüğünü vurguladı.

Bu değerlendirme, The New York Times gazetesinin pazartesi günü yayımladığı haberle de örtüşüyor. Gazeteye konuşan kaynaklar, arabulucu tarafların Hamas’ı söz konusu girişimi kabul etmeye yönlendirmek için yoğun bölgesel baskı uyguladığını belirtti. Bu çabanın, kapsamlı bir askeri operasyon dalgasının önüne geçmeyi hedeflediği ifade edilirken, ABD yönetiminin de barış sürecinin reddedilmesi halinde sert askeri seçeneklere başvurabileceği yönünde mesajlar verdiği kaydedildi.

Yaşanan gelişmeleri değerlendiren siyaset bilimi uzmanı Tarık Fehmi, bir hafta içinde düzenlenen ikinci Kahire görüşmesinin, tarafların uzlaşıya bağlı kalması halinde olumlu bir tabloya işaret ettiğini söyledi.

Fehmi, Hamas’tan gelmesi beklenen ‘olumlu ancak şartlı’ yanıt, Mladenov’un yardım girişimleri ve Kahire’nin arabuluculuk çabaları ışığında, Gazze anlaşmasına ilişkin dosyalarda uygulanabilir mutabakatlara varılma ihtimalinin bulunduğunu belirtti. Fehmi, sürecin başarısız olması halinde ise İsrail’in halihazırda planladığı şekilde Gazze Şeridi’nin geri kalanını işgal etme ihtimaline dikkat çekti.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise hafta boyunca art arda gelen tehditlerin ve Mladenov ile Hamas arasındaki görüşme öncesindeki söylemlerin, hareket üzerinde baskı kurma amacı taşıdığını ifade etti.

Er-Rakab, Kahire görüşmelerinin en iyi senaryosunun, Filistin polisinin oluşturulması ve uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılmasının ardından silahların devrine yönelik ilkesel bir uzlaşı sağlanması olduğunu belirtti. Ancak bunun, Hamas’ın hesaplarına bağlı olduğuna işaret eden er-Rakab, hareketin süreçten ‘en az kayıpla çıkmayı’ hedeflediğini vurguladı.