7 Ekim'den sonra "korumasız" kaldıklarını söyleyen Avrupalı Müslümanlar, "intikam"dan korkuyor

Avrupa'da yaşayan Müslümanlar, Gazze savaşı nedeniyle kendilerine yönelik düşmanlığın artması ve polisin İslam karşıtı suçları kayıt altına almaması nedeniyle tehlikeyi hissediyorlar

Avrupa'da veya yurt dışında İslam karşıtı militanların saldırıları genellikle Müslüman nüfus üzerinde yankı uyandırıyor (AFP)
Avrupa'da veya yurt dışında İslam karşıtı militanların saldırıları genellikle Müslüman nüfus üzerinde yankı uyandırıyor (AFP)
TT

7 Ekim'den sonra "korumasız" kaldıklarını söyleyen Avrupalı Müslümanlar, "intikam"dan korkuyor

Avrupa'da veya yurt dışında İslam karşıtı militanların saldırıları genellikle Müslüman nüfus üzerinde yankı uyandırıyor (AFP)
Avrupa'da veya yurt dışında İslam karşıtı militanların saldırıları genellikle Müslüman nüfus üzerinde yankı uyandırıyor (AFP)

Berlin'deki Suriyeli Kürt kökenli Milletvekili Ciyan Ömer, Filistin Hamas hareketinin 7 Ekim'de İsrail'e saldırmasından bu yana nefret dolu broşürler, cam ve dışkıyla hedef alındıktan ve çekiçle saldırıya uğradıktan sonra polis korumasına sahip olmadığını düşünüyor.

Reuters'ın görüştüğü 30'dan fazla toplum lideri ve savunucu, Ömer'in seçim ofisinde yaşanan olayların, Hamas saldırısından bu yana politikacıların zaman zaman alevlendirdiği Avrupa'daki Müslümanlara yönelik artan düşmanlığın bir parçası olduğunu söyledi.

Ayrıca polise olan güvenin düşük olması nedeniyle diğer olayların bildirilmediğini de eklediler.

"Kendimi gerçekten yalnız hissediyorum. Seçilmiş yetkili statüsündeki biri korunamazsa diğerleri ne düşünsün?" diyen Ömer, polisin konuyu araştırdığını ancak "kendisine ofisinde daha fazla güvenlik sağlayamayacaklarını" söylediklerini anlattı.

Güvenlik güçlerinin bu gibi durumlarda daha fazlasını yapabileceğine işaret eden Ömer, "Beyaz bir Alman politikacının bir göçmen veya mülteci tarafından saldırıya uğradığını hayal edin..." dedi.

Berlin polisi ise konu hakkında yorum talebine yanıt vermedi.

İntikam korkusu

7 Ekim saldırısından bu yana Avrupa'da nefret suçları önemli ölçüde arttı.

İsrail bu saldırılarda kendi tarafından yaklaşık bin 200 kişiyi öldürüldüğünü söyledi.

Daha sonra İsrail Gazze'yi işgal etti ve bombaladı. Bu da 15 binden fazla Filistinlinin ölümüne yol açtı.

Söz konusu olaylar sonrası Londra'da Yahudi karşıtı olayların yüzde bin 240 oranında arttığı kaydedildi.

Fransa ve Almanya'da da keskin artışlar görüldü.

Resmi veriler, Birleşik Krallık'taki Müslüman karşıtı olaylarda açık ve daha küçük bir artış olduğunu gösteriyor ki diğer iki ülke için durum farklı.

Reuters'ın görüştüğü kişilere göre veriler, okullarda hedef alınan çocuklar da dahil olmak üzere bireylere ve camilere yönelik saldırı ve düşmanlığın boyutunu tam olarak yansıtmıyor.

Görüşülen kişilerden bazıları misilleme korkusu nedeniyle isminin gizli kalmasını talep etti.

Britanya Müslüman Konseyi Genel Sekreteri Zara Muhammed, "hükümetin Filistin yanlısı protestoları "nefret yürüyüşleri" olarak tanımladığı dilin, antisemitizme karşı ve Müslümanların veya Filistinlilerin hakları için verilen savaşı birçok insanın zihninde sıfır toplamlı bir oyun haline getirdiğini" kaydetti.

Muhammed, "Bakanlar gerçekten pervasızdı ve bu kültürel savaş çığırtkanlığı ve toplulukları birbirine düşürmenin gerçekten faydası yok, çok bölücü ve tehlikeli" ifadelerini kullandı.

İngiliz hükümeti bu dilin resmi kullanımına ilişkin soruya yanıt vermedi.

Herhangi bir koruma var mı?

Avrupalı Müslümanlar arasındaki zayıflık hissi, daha önce Hollanda'da camilerin ve Kur'an'ın yasaklanması çağrısında bulunan aşırı sağcı Hollandalı popülist Geert Wilders'in geçen hafta elde ettiği seçim zaferiyle daha da arttı.

ABD'de 7 Ekim'den bu yana Filistinlilere yönelik ölümcül şiddet olayları yaşanıyor.

Paris'in Nanterre kentindeki İbn Badis Camii'nde ibadet eden iki kişinin anlattıklarına göre, yaşlı ibadetçiler karanlıkta sabah namazına katılmaktan korkuyorlar.

Bu korkunun nedeni, aşırı sağcı bir sempatizanın ekim ayı sonlarında caminin yakılacağı yönündeki yazılı tehdidi.

Camiyi denetleyen derneğin başkanı Reşid Abduni polisin, ilave koruma taleplerini karşılamadığını, yerel polisin ise bölgede devriye gezdiğini ancak kaynaklarının az olduğunu bildirdi.

42 yalındaki Halil Rabun adlı Fas asıllı Fransa vatandaşı taksi şoförü, cuma namazı sonrası caminin önünde "Kızımın bu iklimde büyümesini ister miyim?" diye sordu.

"Tell Mama" kampanyasına göre, Hamas saldırısını takip eden ayda Birleşik Krallık'ta bildirilen 700'den fazla İslam karşıtı olay arasında kundaklama girişimi, sözlü taciz, vandalizm ve bir caminin bulunduğu yere domuz kafası bırakılması da yer alıyor; bu oran bir önceki aya göre 7 kat artış gösterdi.

"Tell Mama" kampanyası, şikayetçinin rıza göstermesi şartıyla yalnızca bazı olayları polise bildiriyor.

Fransız İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Abdullah Zikra, Konseyin 7 Ekim-1 Kasım arasındaki dönemde tehdit veya hakaret içeren 42 mesaj aldığını söyledi.

Ancak camilerdeki nefret mesajları ve ırkçı duvar yazıları nedeniyle bunların hiçbirini bildirmedi.

Zikra, açıklamalarına şöyle devam etti:

Müslümanların büyük çoğunluğu bu tür eylemlere maruz kaldıklarında şikayette bulunmuyor. Cami imamları bile bunu yapmak istemiyor. Çünkü sonunda korunacak bir şikayet için camide 2 saat veya daha fazla zaman harcamak istemiyorlar.

Her türlü nefret

Almanya'da "Klem" adlı sivil toplum kuruluşundan Rima Hanano da polisin bilinç eksikliği nedeniyle İslam karşıtı suçları sıklıkla bu etiket altında kaydetmediğini söyledi.

Örneğin camilere yapılan saldırılar bazen sadece maddi hasar olarak kayıtlara geçiyor.

Hanano, "Müslümanlar ve kendilerini Müslüman olarak algılayanlar gibi ırkçılıktan etkilenen insanlar, daha fazla mağdur edilmekten, kendilerine inanılmamaktan veya fail olarak gösterilmekten korktukları için genellikle yetkililere gitmekten çekiniyorlar" ifadelerini kullandı.

"Antisemitizm, Müslüman karşıtlığı nefreti veya diğer nefret biçimlerine sıfır tolerans gösterilmelidir" diyen bir İngiliz hükümet sözcüsü, polisin bu tür saldırıları tam olarak soruşturmasının beklendiğini sözlerine ekledi.

Alman İçişleri Bakanlığı, "açık İslamofobi de dahil olmak üzere her türlü nefreti ele aldığını" belirterek, bu yıl Müslüman karşıtı ırkçılığın daha iyi anlaşılmasını sağlayan bir anket yaptığını kaydetti.

Geçen yıl kaydedilen 188 olaya kıyasla 14 Kasım itibarıyla kaydedilen 130 olayla karşılaştırıldığında her ne kadar Fransa'nın 2023 resmi rakamları düşme yolunda gibi görünse de Fransa'da İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, 7 Ekim'den bu yana daha fazla Müslüman karşıtı eylem gerçekleştirildiğini kabul etti.

Fransız Ulusal Polisi'nden bir sözcü de Müslüman karşıtı olaylara ilişkin verilerin "eksik" olduğunu ve şikayette bulunan mağdurlara güvendiğini kabul ederek, güvenlik servislerinin Yahudi karşıtı olayları aktif olarak izlediğini sözlerine ekledi.

Bir düşmanlık tarihi

Fransa ve Almanya, İkinci Dünya Savaşı Holokost'unun ardından ve ısrarcı Yahudi karşıtı önyargılara yanıt olarak Yahudi karşıtı eylemlerle başa çıkmak için kurumsal mekanizmalar geliştirdiler.

King's College London'da tarihçi olan ve "Antisemitizm ve İslamofobi... İç içe geçmiş bir tarih" kitabının yazarı Rıza Ziya İbrahimi, "Batı Avrupa'nın sömürgeci ve dini geçmişinin de İslam'ı gerici ve yabancı olarak tasvir ettiğini, bunun da nüfusun kesimleri ve kurumlar arasındaki önyargıların pekişmesine katkıda bulunduğunu" söyledi.

Avrupa'da veya yurt dışında İslamcı militanların saldırıları genellikle genel Müslüman nüfus üzerinde yankı uyandırıyor.

Camilerin tahrip edilmesi ve aydınların Müslüman karşıtı yorumlarının televizyonda yayılmasının ardından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron geçen hafta şunları söyledi:

Fransızları Yahudi dinine mensup olanlardan korumak, İslam dinine bağlı olan Fransızları karalamakla birleştirilmemelidir.

Ancak tarihçi Ziya İbrahimi, Hamas saldırılarının ardından Fransa İçişleri Bakanlığı'nın Filistin yanlısı protestoları kamu düzenine tehlike oluşturacağı gerekçesiyle yasaklama kararının, Arapların saldırgan olduğu ve Filistinli destekçilerin antisemitizmle motive edildiği yönünde bir görüşe yol açtığını söyledi.

Uluslararası Af Örgütü, kapsamlı yasağı orantısız olarak nitelendirdi.

"Benim sokağım, senin değil"

Alman İslam Konseyi'nden Eymen Mezik, Antisemitizm ve Roman karşıtı ırkçılık konusunda mevcut komisyon üyelerine ek olarak İslamofobi konusunda federal hükümetten bir komisyon üyesi atanması gerektiğini söyledi.

Eymen Mezik, sözlerine şunları ekledi:

Almanya'da bu kadar çok sayıda komisyon üyemizin olması ve hiçbir komisyon üyesinin özellikle İslam'la ilgilenmemesi, başlı başına bir ayrımcılık.

Yeni atanan Alman Irkçılık İşlerinden Sorumlu Komisyon Üyesi Reem el-Ablali-Raduvan, İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen bir anketin her iki Almandan birinin İslam karşıtı görüşlere sahip olduğunu göstermesinin ardından daha iyi bir takibe ihtiyaç bulunduğunu kabul etti.

Son birkaç yılda yaklaşık bir milyon Suriyeli ve 400 binin biraz altında Afgan'ı kabul eden Almanya'daki bazı Müslümanlar için artan düşmanlık şaşırtıcı geliyor.

Galiya Zagal, 2015 yılında Suriye'den Almanya'ya geldi. Bugüne kadar ayrımcılıkla ilgili büyük bir sorunla karşılaşmadığını söyledi.

Ancak 7 Ekim'den kısa bir süre sonra bir günde iki kez itildi ve bir adam ona "Burası benim sokağım, senin değil" diye bağırdı.

Berlin'de güzellik salonu sahibi olan Zagal, "O kadar şok oldum ki polise gidemedim" dedi.

Indepednet Arabia - Independent Türkçe



Moskova’nın Güney Kafkasya'daki duruma ilişkin tavrında değişiklik

Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
TT

Moskova’nın Güney Kafkasya'daki duruma ilişkin tavrında değişiklik

Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)

Rusya’nın Ermenistan Büyükelçisi Sergey Kuperskin, Rusya’nın Ermenistan ile ABD arasındaki ‘Trump'ın Uluslararası Barış ve Refah Yolu’ projesini yakından takip ettiğini ve bu girişime katılma olasılığını görüşmeye hazır olduğunu açıkladı.

Bu açıklama, yüzyıllardır Moskova'nın hayati etki alanı ve Rusya'nın zayıf noktası olarak kabul edilen Güney Kafkasya bölgesinde artan Amerikan faaliyetlerine ilişkin Rusya'nın tutumunda bir değişiklik olduğunu gösterdi. Bu bölge, defalarca dalgalanmalara ve Rusya'nın etkisine yönelik tehditlere tanık oldu.

edrft
Ermenistan ve Azerbaycan arasında anlaşmanın imzalanmasının ardından Beyaz Saray'da Donald Trump, İlham Aliyev ve Nikol Paşinyan tokalaşırken, 8 Ağustos 2025 (Reuters)

Azerbaycan'ı güney Ermenistan üzerinden Nahçıvan bölgesine (Ermenistan'ın adlandırmasına göre Nahichevan) bağlayan tartışmalı ‘Zengazur Koridoru’ kara projesine atıfta bulunan Kuperskin, ülkesinin ‘projeyle ilgili gelişmeleri takip ettiğini ve diğer hususların yanı sıra, Ermenistan Cumhuriyeti'ndeki demiryolu sektörünün bakımı ve geliştirilmesinde Rusya ile Ermenistan arasındaki yakın işbirliğini de dikkate alarak, müzakerelere katılmaya ve bu girişime katılma olasılığını görüşmeye hazır olduğunu’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov daha önce bu konuyu belirsiz ifadelerle ele almıştı. Lavrov, “Bu projenin somut pratik detayları henüz şekillenmeye başladı ve projenin başlatılması biraz zaman alacak” dedi.

tvrfv
Soldan sağa: Azerbaycan, Kazakistan, Rusya, Beyaz Rusya, Özbekistan, Tacikistan ve Ermenistan liderleri 10 Ekim'de Duşanbe'deki BDT zirvesinin yapıldığı binaya doğru ilerlerken (EPA)

Rusya Dışişleri Bakanlığı Enformasyon ve Basın Dairesi Başkanı Mariya Zaharova da Rusya'nın, Rusya Demiryollarının benzersiz uzmanlığından yararlanmak da dahil olmak üzere, projeye katılım seçeneklerini araştırmaya hazır olduğunu duyurdu.

Moskova, geçtiğimiz yıl ağustos ayında Washington'da Ermenistan ve Azerbaycan arasında varılan anlaşmanın bazı ayrıntılarına ilişkin çekincelerini daha önce dile getirmişti. Bakü ve Erivan arasındaki barış çabalarından duydukları memnuniyeti dile getiren Rus yetkililer, ABD'ye bölgede doğrudan varlık gösterme hakkı verilmesine ilişkin ayrıntılara açıkça memnuniyetsizliklerini ifade ettiler.

Azerbaycan ve Ermenistan tarafları, ABD'nin himayesinde düzenlenen ve onlarca yıldır taraflar arasında doğrudan arabuluculuk yapan Moskova'nın davet edilmediği bir toplantıda, barış ve on yıllardır süren çatışmanın sona ermesi için bir ön anlaşma imzaladı. İki ülke arasında barışın tesis edilmesi ve ilişkilerin güçlendirilmesine ilişkin anlaşma, Azerbaycan ile Ermenistan üzerinden Nahçıvan Özerk Bölgesi'ni birbirine bağlayan bir koridorun oluşturulmasına ilişkin bir madde içeriyordu. Bu konu, iki ülke arasında önemli bir anlaşmazlık noktasıydı.

dcfgtyhu
Dağlık Karabağ'daki Azerbaycan kontrol noktası, Ağustos 2023 (AFP)

Erivan, ‘Trump'ın Uluslararası Barış ve Refah Yolu’ olarak adlandırılan koridorun kurulması için ABD ve üçüncü taraflarla iş birliği yapmayı kabul etti. Bu gelişme, özellikle projeyi uygulamak için Amerikan şirketlerinin davet edilmesi konusundaki tartışmaların artmasıyla, Rusya ve İran’ın bölgedeki çıkarlarına doğrudan bir tehdit oluşturdu ve ABD’nin uzun vadeli ekonomik, ticari ve güvenlik varlığının kurulması anlamına geliyordu. Moskova, Washington'u doğrudan eleştirmekten kaçınırken, bazı yetkililer sadece dolaylı olarak memnuniyetsizliklerini dile getirdiler. İran ise, bu koridorun kendisini Kafkasya'dan izole edeceği ve sınırlarına yabancı bir varlık getireceği endişesiyle, koridorun kurulmasına şiddetle karşı çıktı.

Birkaç gün önce, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile yaptığı görüşmede, Erivan'ın Washington'a kendi topraklarındaki koridorda bir pay vereceğini doğruladı. ABD Dışişleri Bakanlığı, yüzde 74'ü ABD'ye ait olacak şekilde, bu arazide demiryolu ve karayolu altyapısının inşasından sorumlu olacak bir şirket kurulacağını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı'nın çerçeve metninde belirtildiği üzere, projenin ABD'nin yatırımlarına ve ‘kritik ve nadir minerallere’ ABD pazarına erişimine olanak sağlaması bekleniyor. Rubio, toplantı sırasında “Anlaşma, egemenlik ve toprak bütünlüğünden ödün vermeden ekonomik faaliyete ve refaha nasıl açılabileceğimizi gösteren, dünya için bir model olacak” dedi. “Bu, Ermenistan için, ABD için ve ilgili herkes için iyi olacak” diye ekleyen Rubio, Trump yönetiminin artık ‘anlaşmayı uygulamak için’ çalışacağını vurguladı.

sdfrgth
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan (sağda), Erivan'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı görüşmede imzalanan anlaşma belgelerini değiş-tokuş ederken (EPA)

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise Azerbaycan'ı Nahçıvan'a bağlayan koridorun güvenliğinin ‘üçüncü bir ülke değil, Ermenistan tarafından’ garanti edileceğini vurguladı.

Rusya'nın projeye ilişkin tutumundaki gelişme ve projeye katılma isteği konusunda görüşmelerin başlamasına, Moskova'nın Avrupa ile daha geniş bir iş birliğine yönelmeden önce Rusya'nın yakın müttefiki olan Ermenistan'a gönderilen mesajlar eşlik etti.

Bakan Lavrov, birkaç gün önce Ermenistan Ulusal Meclisi Başkanı Alen Simonyan ile yaptığı görüşmede şunları söyledi:

"Ermenistan'ın, Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyelerinin Rusya'ya stratejik bir yenilgi yaşatmak amacıyla açıkça savaş ilan ettiği bu durumun arkasındaki nedenleri tam olarak anladığını, şüphe ve hatta yalanlar saçan bir anlatının iki ülkemizin kamuoyunu domine etmemesini içtenlikle umuyorum.”

Ülkesinin ‘hiçbir ortağının herhangi bir yönde dış ilişkiler geliştirmesine asla itiraz etmediğini’ vurgulayan Lavrov, ancak Rusya’nın AB’deki muhataplarının, söz konusu ülkeyi sürekli olarak ‘ya bizimle ya da onlarla’ şeklindeki iki seçenek arasında seçim yapmaya zorladığını belirtti.


Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.


Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.