İran Cumhurbaşkanı Reisi: İsrail'in Filistin'deki saldırıları tüm insanlığın sorunudur

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, İsrail'in Filistin'deki saldırılarını "soykırım ve insanlık suçu" olarak nitelendirdi

İbrahim Reisi (AA)
İbrahim Reisi (AA)
TT

İran Cumhurbaşkanı Reisi: İsrail'in Filistin'deki saldırıları tüm insanlığın sorunudur

İbrahim Reisi (AA)
İbrahim Reisi (AA)

Kremlin'den yapılan açıklamaya göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Reisi ile Kremlin Sarayı'nda görüştü.

Görüşmenin başlangıcında konuşan İran Cumhurbaşkanı Reisi, İsrail'in Gazze'deki saldırılarını eleştirdi.

Tek taraflı tedbirler ve küresel adaletsiz sistemin insanlığın başına bela olduğunu söyleyen Reisi, "Bugün Gazze'de yaşanan olaylarda da bunun açık bir tezahürünü görüyoruz. Filistin'de, Gazze'de yaşananlar elbette soykırımdır, insanlık suçudur. Aslında 6 binden fazla çocuğun siyonist rejim eliyle öldürülmesinin son derece üzüntü verici olduğunu belirtmek gerekir." ifadelerini kullandı.

ABD ve Batılı ülkelerin tüm bu suçları desteklemesinin üzücü olduğunu vurgulayan Reisi, "Daha da üzücü olanı, uluslararası kuruluşların ve insan haklarını koruması gereken kuruluşların etkinliğinin azalmasıdır ve bu, tüm dünya kamuoyunun gözü önünde oluyor." diye konuştu.

Filistin meselesi ile birlikte mazlum ama muktedir Filistin halkının sorunlarını da görüşmede ele almak istediğini kaydeden Reisi, "İstatistiklere göre (İsrail'in saldırılarında) her 10 dakikada 1 çocuk ölüyor. Bombalamanın bir an önce durdurulması gerekiyor. Bugün bu konu sadece bölgemizin sorunu değil, tüm insanlığın sorunudur. Dolayısıyla buna çok hızlı bir çözüm bulunması gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Putin: İran ile ticaret hacmi geçen yıl arttı

Rusya ile İran arasındaki ilişkilerin çok iyi geliştiğine dikkati çeken Rusya Devlet Başkanı Putin de geçen yıl iki ülke arasındaki ticaret hacminin yüzde 20 artarak 5 milyar doları aştığını söyledi.

Ülkeler arasında büyük altyapı projeleri olduğuna işaret eden Putin, artık Kuzey-Güney demir yolu inşaatının uygulamasına gelindiğini kaydetti. Putin, enerji ve eğitim alanında da çalışmalar yürüttüklerini dile getirdi.

Ayrıca Putin görüşmede Filistin'deki duruma ilişkin de görüş alış verişinde bulunacaklarını kaydetti.

Reisi'nin İran'a davetine icabet edeceğini aktaran Putin, aralık ayının son günlerinde İran ile Avrasya Ekonomik Birliği arasında serbest ticaret bölgesi oluşturulmasına ilişkin bir anlaşma imzalamayı planladıklarını bildirdi.



Çin, ABD’nin İran bayraklı bir gemiye el koymasından duyduğu endişeyi dile getirdi

Hürmüz Boğazı, NASA tarafından uzaydan çekilen bir görüntüde görülüyor (DPA)
Hürmüz Boğazı, NASA tarafından uzaydan çekilen bir görüntüde görülüyor (DPA)
TT

Çin, ABD’nin İran bayraklı bir gemiye el koymasından duyduğu endişeyi dile getirdi

Hürmüz Boğazı, NASA tarafından uzaydan çekilen bir görüntüde görülüyor (DPA)
Hürmüz Boğazı, NASA tarafından uzaydan çekilen bir görüntüde görülüyor (DPA)

Çin, bugün (Pazartesi) ABD’nin deniz ablukasını aşmaya çalışan İran bayraklı bir gemiyi alıkoymasına ilişkin endişelerini dile getirdi ve tüm tarafları barış görüşmelerine geri dönmeye çağırdı.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, düzenlediği basın toplantısında konuya ilişkin bir soruya verdiği yanıtta, “ABD’nin söz konusu gemiye zorla müdahale etmesinden endişe duyuyoruz” ifadelerini kullandı. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Sözcü Guo, ABD ve İran yeniden müzakere masasına dönmeye davet etti.

ABD ile İran arasında sağlanan ateşkesin çökebileceğine yönelik kaygılar bugün artarken, Washington yönetimi İran’a ait bir yük gemisini, Tahran limanlarına uygulanan ablukayı delmeye çalıştığı gerekçesiyle alıkoyduğunu açıkladı. Tahran ise bu adıma karşılık vereceği tehdidinde bulundu. Bölgede daha kalıcı bir barış sağlanmasına yönelik çabaların kırılgan bir zeminde ilerlediği değerlendirilirken, İran, ABD’nin ateşkes süresi dolmadan başlatmayı planladığı ikinci tur görüşmelere katılmayacağını duyurdu.

ABD, İran limanlarına yönelik ablukayı sürdürürken; İran ise küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğine uyguladığı kısıtlamayı önce kaldırdı, ardından yeniden devreye aldı.

ABD ordusu, dün (Pazar) yaptığı açıklamada, İran bayraklı bir yük gemisinin Bender Abbas Limanı’na doğru seyrettiği sırada altı saat süren bir gerilimin ardından motorlarının devre dışı kalması üzerine ateş açıldığını bildirdi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, deniz piyadelerinin daha sonra helikopterlerle gemiye çıkarma yaptığını duyurdu.

ABD Başkanı Donald Trump ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Artık gemileri üzerinde tam kontrolümüz var ve içinde ne olduğunu inceliyoruz” ifadelerini kullandı.

İran ordusu, geminin Çin’den geldiğini açıkladı. Devlet medyası ise bir askeri sözcünün şu sözlerini aktardı: “İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri, ABD ordusunun gerçekleştirdiği bu silahlı korsanlığa yakında karşılık verecek ve intikam alacaktır.”


Doğu Kongo... İsviçre’de varılan insani mutabakatlar, uygulamada zorluklarla karşı karşıya

Goma yakınlarında M23 isyancıları ile Kongo ordusu arasında çıkan çatışmaların ardından köylerinden kaçarken eşyalarını taşıyan insanlar (Reuters)
Goma yakınlarında M23 isyancıları ile Kongo ordusu arasında çıkan çatışmaların ardından köylerinden kaçarken eşyalarını taşıyan insanlar (Reuters)
TT

Doğu Kongo... İsviçre’de varılan insani mutabakatlar, uygulamada zorluklarla karşı karşıya

Goma yakınlarında M23 isyancıları ile Kongo ordusu arasında çıkan çatışmaların ardından köylerinden kaçarken eşyalarını taşıyan insanlar (Reuters)
Goma yakınlarında M23 isyancıları ile Kongo ordusu arasında çıkan çatışmaların ardından köylerinden kaçarken eşyalarını taşıyan insanlar (Reuters)

İsviçre’de düzenlenen görüşmeler, yılın başından bu yana artan şiddet olayları ve 2025 yılı boyunca imzalanan barış anlaşmalarının çökebileceğine dair endişelerin gölgesinde, Kongo’nun doğusuna ilişkin insani ve güvenlik alanlarında taahhütlerle sonuçlandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından açıklanan bu taahhütlerin, Kongo’nun doğusundaki sivillerin yaşadığı sıkıntıları hafifletebileceği değerlendirildi. Ancak Şarku’l Avsat’a konuşan Afrikalı bir uzman, bu tür adımların genellikle, tüm tarafların güçlü uygulama mekanizmaları ve gerçek bir siyasi irade ortaya koymaması halinde sınırlı etkiyle kaldığını vurguladı.

İnsani ilerleme

ABD Dışişleri Bakanlığı, Kongo Demokratik Cumhuriyeti hükümeti ile Kongo Nehri İttifakı (23 Mart Hareketi’ni de kapsayan isyancı koalisyon) temsilcilerinin, insani yardım konvoylarının erişimi, hukuki koruma, ateşkesin izlenmesi ve esirlerin serbest bırakılmasına ilişkin bir protokol üzerinde ilerleme kaydettiğini açıkladı.

Bakanlık, cumartesi akşamı Kongo Demokratik Cumhuriyeti hükümeti ve isyancı ittifakla birlikte yayımladığı ortak bildiride, son günlerde İsviçre’de gerçekleştirilen toplantılarda tarafların sivillere saldırmama ve insani yardım çalışanları ile yardım konvoylarının hareketini kolaylaştırma konusunda mutabakata vardığını duyurdu.

Katar, ABD, Afrika Birliği (AfB) adına arabulucu rolü üstlenen Togo ve İsviçre’nin yanı sıra Kongo Demokratik Cumhuriyeti hükümeti ile 23 Mart Hareketi (M23) tarafından yayımlanan ortak açıklamada ise görüşmelerde, Doğu Kongo’da barışa ilişkin Doha Çerçeve Anlaşması’nın uygulanması sürecinde ‘somut’ olarak nitelendirilen ilerleme sağlandığı belirtildi.

Açıklama, 13-17 Nisan tarihleri arasında İsviçre’nin Montrö kentinde düzenlenen toplantıların ardından yayımlandı. Tarafların, ülkenin doğusundaki sivillere hayati insani yardımın ulaştırılmasının kritik önem taşıdığı ve silahlı çatışmaları düzenleyen kurallara uyulması ile sivillerin istisnasız korunması gerektiği konusunda uzlaştığı vurgulandı.

Afrika meseleleri uzmanı Çadlı siyaset analisti Salih İshak İsa, İsviçre’de açıklanan insani mutabakatların prensipte Doğu Kongo’daki sivillerin yaşadığı sıkıntıları hafifletebileceğini, ancak tüm taraflarda güçlü uygulama mekanizmaları ve gerçek bir siyasi irade olmadığı sürece etkilerinin sınırlı kalacağını belirtti.

İsa, başlıca zorlukların sahadaki silahlı grupların çokluğu ve karar alma merkezlerinin dağınık yapısından kaynaklandığını ifade ederek, bu durumun anlaşmalara uyumu belirsiz hale getirdiğini vurguladı. Ayrıca uluslararası denetim mekanizmalarının zayıflığı ve ihlaller karşısında yaptırım uygulanmasının güçlüğünün de söz konusu mutabakatların etkinliğini sınırladığını kaydetti.

Buna ek olarak, taraflar arasındaki güven eksikliği ile bölgesel aktörlerin sürece doğrudan ya da dolaylı müdahalelerinin çatışmayı daha da karmaşık hale getirdiğini dile getiren İsa, “Bu nedenle söz konusu mutabakatlar önemli bir insani adım olmakla birlikte, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde uzun vadeli istikrarı sağlayacak daha kapsamlı bir siyasi ve güvenlik çözümünün parçası olmadıkça tek başına yeterli değildir” değerlendirmesinde bulundu.

bbfd
Kongo Demokratik Cumhuriyeti ordusuna bağlı askerler, Kuzey Kivu eyaletindeki Goma’nın dışında konuşlanmış durumda (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump ile Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi, geçtiğimiz yılın sonunda Washington’da, iki ülke arasında barış ihtimalini ve ekonomik iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan bir anlaşma imzaladı. Bu adım, Haziran 2025’te varılan bir dizi mutabakatın ardından geldi. Ayrıca, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin başkenti Kinşasa ile M23’ün Katar’da 15 Kasım’da imzaladığı kapsamlı barış anlaşması çerçevesi de bu sürecin devamı niteliğinde oldu. Söz konusu süreç, daha önce 19 Temmuz’da varılan bir anlaşmayı da tamamlar nitelikteydi.

Buna karşın, 2025’ten bu yana M23’ün ülkedeki stratejik noktaların bir kısmını kontrol altına almasının yanı sıra, Demokratik İttifak Güçleri adlı silahlı grubun faaliyetleri de öne çıktı. Bu grubun geçmişte Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde iktidarı ele geçirmeyi hedeflediği, ancak 2019’dan itibaren DEAŞ’a bağlılık ilan ederek Orta Afrika’da sözde bir ‘vilayet’ kurma amacıyla hareket ettiği belirtildi.

Salih İshak İsa, 2025 yılında yaşanan barış girişimlerinin yeniden başarısızlığa uğramaması için yalnızca anlaşmaların imzalanmasının yeterli olmadığını vurguladı. İsa’ya göre asıl belirleyici unsur, bu anlaşmalarla birlikte gelen bağlayıcı uygulama düzenlemeleri.

İsa, geçmiş deneyimlerin insani ve siyasi anlaşmaların bağımsız saha denetimi, hızlı ve şeffaf doğrulama mekanizmaları olmadan kolayca çöktüğünü gösterdiğini ifade etti. Bu nedenle, ihlalleri anında belgeleyebilecek etkili gözlem misyonlarının varlığının kritik olduğunu, ayrıca yükümlülüklerin ihlali durumunda açık yaptırım ve baskı mekanizmalarıyla desteklenmesinin, anlaşmaların bağlayıcı olmayan siyasi metinlere dönüşmesini engelleyeceğini söyledi.

İsa ayrıca, sahadaki gerçek aktörlerin sürece dahil edilmesinin de belirleyici olduğunu, yalnızca siyasi temsilcilerle yürütülen süreçlerin yetersiz kaldığını, çünkü bazı gruplarda merkezi kontrolün zayıf olmasının anlaşmaları baştan kırılgan hale getirdiğini belirtti.

Buna rağmen İsa, Doğu Kongo’daki çatışan tarafların kısa vadede sürdürülebilir bir barışa hazır görünmediğini, zaman zaman görülen geçici ateşkes ve uzlaşıların bu tabloyu değiştirmeye yetmediğini ifade etti.


İngiliz Dışişleri Bakanlığı, Kuzey Kore'nin füze fırlatmalarını kınadı

Kuzey Kore'de yeri açıklanmayan bir bölgede gerçekleştirilen balistik füze denemesinden (Reuters)
Kuzey Kore'de yeri açıklanmayan bir bölgede gerçekleştirilen balistik füze denemesinden (Reuters)
TT

İngiliz Dışişleri Bakanlığı, Kuzey Kore'nin füze fırlatmalarını kınadı

Kuzey Kore'de yeri açıklanmayan bir bölgede gerçekleştirilen balistik füze denemesinden (Reuters)
Kuzey Kore'de yeri açıklanmayan bir bölgede gerçekleştirilen balistik füze denemesinden (Reuters)

İngiliz Dışişleri Bakanlığı, bu hafta başında Kuzey Kore'nin balistik füze fırlatmalarını kınayarak, izole edilmiş ülkeyi yapıcı diplomasi uygulamaya çağırdı.

Resim  Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, kızı Kim Ju Ae ile birlikte, geliştirilmiş balistik füzelerin testini izliyor (Reuters)

İngiliz Dışişleri, Milletler Topluluğu ve Kalkınma Ofisi dün yaptığı açıklamada, "19 Nisan'daki balistik füze fırlatmaları, BM Güvenlik Konseyi kararlarının bir başka ihlalini temsil etmekte ve bölgesel barış ve güvenliği istikrarsızlaştırmaktadır" ifadelerini kullandı.

Kuzey Kore devlet haber ajansının (KCNA) bugün bildirdiğine göre, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un dün geliştirilmiş kısa menzilli balistik füzelerin testlerini denetledi.