İsrail'in ABD'de cadı avı yapan dijital ağı ifşa oldu

Silikon Vadisi'ndeki teknoloji şirketi yöneticileri, büyük finansörler, İsrail hükümet yetkilileri, İsrail lobisi aktivistleri gibi yüzlerce nüfuzlu isimden oluşan grup, İsrail'i eleştiren önemli isim ve kurumları sindiriyor

İsrail için cadı avı yapan grup, Filistinlilere yönelik katliamı hazmedemeyip sesini yükselten isimleri tespit edip işten çıkartılmaları, gözden düşürülmeleri ve işlerinin bozulması gibi faaliyetleri örgütlüyor (AA)
İsrail için cadı avı yapan grup, Filistinlilere yönelik katliamı hazmedemeyip sesini yükselten isimleri tespit edip işten çıkartılmaları, gözden düşürülmeleri ve işlerinin bozulması gibi faaliyetleri örgütlüyor (AA)
TT

İsrail'in ABD'de cadı avı yapan dijital ağı ifşa oldu

İsrail için cadı avı yapan grup, Filistinlilere yönelik katliamı hazmedemeyip sesini yükselten isimleri tespit edip işten çıkartılmaları, gözden düşürülmeleri ve işlerinin bozulması gibi faaliyetleri örgütlüyor (AA)
İsrail için cadı avı yapan grup, Filistinlilere yönelik katliamı hazmedemeyip sesini yükselten isimleri tespit edip işten çıkartılmaları, gözden düşürülmeleri ve işlerinin bozulması gibi faaliyetleri örgütlüyor (AA)

ABD'de İsrail'i eleştiren önemli kişi ve kurumları susturmak üzere örgütlenen J-Ventures adlı grubun, Silikon Vadisi'ndeki teknoloji şirketi yöneticilerinden büyük finansörlere ve İsrailli yetkililere uzanan bir ağdan aldıkları güçle Filistin yanlısı kişileri sindirip işlerini ellerinden almaya kadar uzanan bir tür cadı avı yürüttükleri ortaya çıktı.

Gazeteciler Jack Poulson ve Lee Fang, ABD'nin California eyaletinde yer alan Silikon Vadisi'ndeki birçok İsrailli yönetici ve yatırımcının bulunduğu "J-Ventures Global Kibbutz Group" isimli WhatsApp sohbet grubuna sızarak, bu gruptaki konuşma ve video konferanslara erişim sağladı.

Poulson ve Fang'in Substack sitesinde yayımladıkları habere göre, İsrailli iş insanlarının "fikir alışverişinde bulunduğu ve düşmanlarının belirlendiği" bu sohbet grubunda, İsrail'in Gazze'ye saldırılarını medyada, akademide ve iş dünyasında savunma, lobicilik faaliyetleri ve Filistin yanlısı kişi ve kurumlara baskı stratejileri geliştiriliyor.

İsrail ordusu başta olmak İsrailli pek çok kurum ve kuruluşa maddi yardımların sağlandığı grupta, ayrıca "hasbara" olarak adlandırılan İsrail'deki kamu diplomasisinin karşı propaganda olarak nasıl kullanılacağına ve cephe gerisindeki "bilgi savaşında" atılması gereken adımlara dair video konferanslar organize ediliyor.

Grupta 300'den fazla yatırımcı, teknoloji şirketi yöneticisi, üst düzey hükümet yetkilisi ve aktivistin yanı sıra İsrail merkezli internet sitesi geliştirme platformu Wix'in İsrail Genel Müdürü Batsheva Moshe, Silikon Vadisi'nin önde gelen sermayedarlarından biri kabul edilen Jeff Epstein ve İsrail Dışişleri Bakanlığının inovasyon, girişimcilik ve teknoloji başkanı olarak da görev yapan diplomat ve girişim sermayedarı Andy David gibi isimler bulunuyor.

İsrailli sermayedar Oded Hermoni, hem gruba ismini veren J-Ventures isimli bir girişim projesinin genel müdürlüğünü hem de sohbet grubunun kuruculuğunu üstlenirken Dışişleri Bakanlığı yetkilisi David de iletişim ve lobi faaliyetlerine karar veren "Halkla İlişkiler/Siyasi Ekip" üyesi olarak çalışıyor.

Filistin yanlısı paylaşım yapan Wix çalışanının kovulma kararı bu grupta alındı

Wix'in Dublin merkezli çalışanı Courtney Carey, ekimin sonlarında sosyal iş ağı ve paylaşım platformu LinkedIn'de "Filistin için özgürlük" yazılı paylaşımının ardından kısa bir süre içinde işten çıkarıldı.

Carey'in kovulmasına giden süreç ise J-Ventures'taki üyelerin, onu şirketin İsrail Genel Müdürü Moshe'ye ihbar etmesiyle başladı.

Grup üyelerinden yatırımcı Alon Ozer'in söz konusu paylaşımın ekran görüntüsünü, Carey'in Wix için çalıştığına vurgu yaparak gruba atmasının ardından Hermoni, Moshe'nin "Cumartesi gecesinden beri konuyla ilgilendiğini" yazarak, Carey'in kovulacağı konusunda teminat verdi.

Moshe'nin "Konudan haberdarız. Paylaşım yayımlandığından itibaren konuyla ilgileniyoruz. Yakında kararımızla ilgili bir açıklama yapılacağına inanıyorum." cevabından bir gün sonra Carey'in işine son verildi.

Filistin'e desteğini açıklayan kişilere cadı avı yapılıyor

Dünya genelinde birçok isim, 7 Ekim'den bu yana İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını eleştirdikleri için "Yahudi karşıtlığıyla" suçlanarak işinden olurken J-Ventures grubu, bu kişilere yönelik cadı avında aktif rol oynadı.

J-Ventures'ın çabaları yalnızca bu kişilerin işten çıkarılmasıyla sınırlı kalmıyor, ayrıca birçok Filistin asıllı ve Filistin yanlısı kişinin davet edildiği etkinlikler engellenmeye çalışılıyor.

Filistin asıllı Temsilciler Meclisi Üyesi Rashida Tlaib’in Arizona Eyalet Üniversitesi'ndeki konuşmasının üniversite yönetimini arayarak iptal edilmesini sağlayan grup, ayrıca Tlaib'in istifasını talep eden bir anket yayımlayarak Tlaib'i hedef gösterdi.

Grup üyeleri arasında AIPAC ile bağlantılı kişiler ve eski ABD hükümet yetkilisi var

Amerikan-İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC) ile bağlantılı kişiler ve avukatların da olduğu grupta "AIPAC Silikon Vadisi lideri" olduğu belirtilen yatırımcı David Wagonfeld, "AIPAC Siyasi Başkanı" olarak adlandırılan Adam Tartakovsky, AIPAC'in önemli bağışçılarından Adam Milstein ve AIPAC ile ilişkili aktivistler Dr. Kathy Fields ve Garry Rayant yer alıyor.

Tartakovsky, J-Ventures ile California Valisi Gavin Newsom arasındaki "birincil lobi bağlantısı" olarak da tanımlanıyor.

Eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde Beyaz Saray Yönetim ve Bütçe Ofisi'nde kıdemli danışman ve İftira ve İnkarla Mücadele Birliği'nin (Anti-Defamation League - ADL) iletişim danışmanı olarak görev yapan Kenneth Baer de grubun aktif bir üyesi olarak görülüyor.

J-Ventures'ın geniş bağışçı ağı sayesinde Kanada'nın Toronto kentinde 84 reklam panosu, ABD’nin Las Vegas kentinde bir dijital reklam panosu ve New York'taki Times Meydanı gibi önemli yerler ile İngiltere’nin başkenti Londra'nın "neredeyse her yerinde" reklam panoları için para toplandı.

Üniversitelere yönelik baskıların arkasında da J-Venture var

J-Venture, sadece kurumlarda çalışanlara değil Filistin'e destek gösterileri düzenlenen ABD'nin çeşitli üniversitelerine baskı oluşturmak için de elinden geleni yaptı.

Grup üyelerinden Lior Netzer, The Nation dergisinin Filistinli yazarı Muhammed El-Kurd'un konferansının iptali için Vermont Üniversitesi'ne baskı yapılması konusunda yardım istemesinin ardından, El-Kurd'un katılacağı etkinlik iptal edildi.

J-Venture üyeleri, "aşırılık yanlısı söylemlerde bulundukları" iddiasıyla ABD'nin prestijli üniversitelerindeki profesörlerin kovulması ve öğrencilerin büyük hukuk firmalarında kara listeye alınması için çok sayıda dilekçe dağıtmakla kalmadı, aynı zamanda "öğrencilerine yanlış şeyler öğreten profesörlerin uzaklaştırılması" için özel görev gücü ekipleri oluşturdu.

Hedef alınanlar arasında Cornell Üniversitesi, California Üniversitesi, New York Üniversitesinin Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi kampüsündeki bazı akademisyenler yer alıyor.

Bessemer Venture Partners şirketinin işletme ortağı Jeff Epstein, 28 Ekim'de, grupta Stanford Üniversitesi'nin gazetesinde "İsrail yanlısı siyasi bir karikatürün nasıl yayımlatılabileceğini" sorarak, gazetenin yayınına müdahalede bulunmaya çalıştı.

Ordunun talimatları doğrultusunda hareket ediliyor

Gazze'de İsrail'in saldırılarında en az 8 bini çocuk olmak üzere 18 bin 787 Filistinlinin öldürülmesi uluslararası tepki, protesto ve kınamalarla karşılaşırken İsrail de özellikle sosyal medya ve geleneksel medyada "bilgi savaşını" kazanmak için çabalıyor.

İsrail Ordu Sözcüsü Jonathan Conricus, 7 Ekim'de Hamas'ın saldırılarından birkaç gün sonra aralarında ulusal güvenlik yatırım şirketi America's Frontier Fund'in Yöneticisi Jordan Blashek'in de bulunduğu birçok "önemli" sermayedar ve teknoloji şirketi yöneticisiyle Zoom platformu üzerinden bir araya geldi.

Conricus, "şifresiz ve açık bir hat üzerinden konuştuğu için saldırılarla ilgili çok fazla gizli bilgi veremeyeceğini" belirterek, "savaşın yakında İsrail'in askeri müdahalesiyle tırmanacağını ve video konferansa katılanların yardım edebileceğini" kaydetti.

Katılımcıları, ABD Kongresi üyeleri üzerinde "baskıyı sürdürmeye yardımcı olmaya" çağıran Conricus, ayrıca ABD'deki "üniversiteler, medya, düşünce kuruluşlarında ve elit çevrelerde bulunanları etkilemek için çalışmaya" teşvik etti.

İsrail, medyadaki görüşleri şekillendirme gayretinde

İsrail Dışişleri Bakanlığı, Gazze'ye saldırıların başlamasının üzerinden 2 haftadan kısa süre içinde 75 farklı reklam hazırladı ve YouTube ve X gibi platformlarda bunları yayımlamak için milyonlarca dolar harcadı.

İsrailli yetkililerin bu çabasına yardımcı olanlardan birisi olan J-Ventures, Gazze'ye saldırılara ilişkin sosyal medyadaki görüşleri şekillendirme ve tepkileri İsrail’den çekmeye yönelik lobicilik veya eğitim faaliyetleri düzenledi.

Bir ordu sözcüsü ile finansçı Jeff Epstein'in ortağı olduğu risk sermayesi şirketi Bessemer Venture Partners'ın İsrail Ofisi Direktörü, "önemli teknoloji liderlerine" yönelik "X'te kamuoyunu kazanma taktikleri" üzerine Zoom eğitimi düzenlerken, J-Ventures da İsrail karşıtı atılan tweetleri toplu olarak bildirmek için otomatik teknoloji ve ordunun rehineleri tanımlaması amacıyla yüz tanıma teknolojisi için fon sağladı.

İsrailli yetkililer, ayrıca kampüs gazetelerinde ve büyük medya kuruluşlarında yer alma stratejisine ilişkin çevrim içi oturumlar organize etti.

Grup üyeleri, ayrıca, Tonight Show programı ile televizyon kanalları MSNBC, Fox News ve CNN'de Hamas tarafından kaçırılan esirlerin serbest bırakılması çağrısında bulunan bir televizyon reklamının yayımlanması için fon sağladı.

"İsrail, uluslararası desteği kaybedecek" itirafı

ABD ve Kanada'daki öğrencileri İsrail yanlısı etkinlikler için eğitmek amacıyla "İsrail hükümetiyle yakın işbirliği içinde çalışan" Hasbara Fellowships isimli kurum tarafından organize edilen bir Zoom görüşmesine katılan İsrail Dışişleri Bakanlığı Dijital Diplomasi Başkanı Tamar Schwarzbard, bu kurumdakilerin "ön saflardaki askerler olduğunu" vurgulayarak, hükümetin Gazze'ye saldırılarına ilişkin kamuoyu mesajını yeniden şekillendirmek için yardıma ihtiyacının olduğunu itiraf etti.

Görüşmeye katılan gençlere adeta üniversite öğrencilerini ve rektörü hedef göstermeleri önerisinde bulunan Schwarzbard, "Diyelim ki kampüsünüzün haber sitesinde Filistinlilere destek ya da dayanışma gösteren ve Gazze'de ve İsrail'de olup bitenlere karşı çıkmayan bir tür gazete makalesi gördünüz, üniversite rektörünü bu makaleyi kınamaya çağıran bir paylaşıma etiketleyin." ifadelerini kullandı.

Gazze'deki öldürülen sivil sayısı arttıkça İsrail'in "yakında uluslararası desteği kaybedeceğini" itiraf eden Schwarzbard, dikkatlerin İsrailli sivil ölümlerine yeniden odaklanması gerektiğini vurguladı. Schwarzbard, "Mümkün olduğunca isim ve yaş kullanmaya çalışın. Ölenlerin istatistiklerine atıfta bulunmayın, hikayeler kullanın. '26 yaşındaki Noah, haftanın en kutsal günü olan Şabat'ta arkadaşlarıyla bir müzik festivalinde kutlama yapıyordu.' gibi bir şey söyleyin." tavsiyesinde bulundu.

Sosyal medyadaki Filistin yanlısı kullanıcılarla "alay edin" tavsiyesi

Ordunun bu çabalarına destek veren İsrailli teknoloji şirketi yöneticilerinden biri de risk sermayesi şirketi Bessemer Venture Partners'ın İsrail Ofisinin Yöneticisi Adam Fisher oldu.

Fisher, 22 Kasım'da, ABD'li "önemli teknoloji şirketi yöneticileri, yatırımcıları ve girişimcilerine" yönelik yaptığı sunumda, onlara İsrail ordusunun sosyal medyadaki "bilgi savaşını" kazanmasına nasıl yardımcı olabileceklerini anlattı.

Sunumunda, Filistin yanlısı sosyal medya paylaşımları yapan kullanıcıları "eleştirme ve alaya alma" önerisinde bulunan Fisher, İrlandalı Paddy Cosgrave'in teknoloji konferansı Web Summit'in CEO'luğundan istifa etmesine yol açan sosyal medyadaki hedef göstermeleri buna örnek olarak verdi.

Fisher başlamadan önce ordunun sözcülerinden Libby Weiss'in de sunum yapması, İsrail lobicilik faaliyetleriyle ordu ilişkisini bir kez daha gözler önüne serdi.

Filistinli sesleri susturmak için sansür mekanizmaları desteklendi

Grubun çabaları, İsrail'e yönelik eleştirileri sansürlemeye ve saldırılarla ilgili görüşleri şekillendirmeye yönelik teknolojik girişimleri desteklemeyi de içeriyor.

ABD'li e-ticaret devi Amazon'a ait Annapurna Labs şirketinin İş Geliştirme Kıdemli Müdürü Gadi Hutt, grubun Amazon internet sitesindeki "Nehirden denize kadar, Filistin özgür olacak" sloganının yazılı olduğu tişörtleri ve diğer ürünleri kaldırmasına yardımcı oldu.

J-Ventures çalışmalarının kaydedildiği belgelerin birinde, Hutt, ayrıca üniversite kampüslerinde Filistin yanlısı kişileri "kara listeye almasıyla" bilinen Canary Mission'ın "X'teki antisemitik paylaşımları sınıflandırmak için yapay zeka modelleri geliştirmesine yardımcı olacak kişi" olarak belirtiliyor.

Grupta, dijital yayın platformu Netflix'in "Farha" isimli ödüllü Ürdün filminin "antisemitik olduğu" iddia edilerek platformdan kaldırılması için bir dilekçe de paylaşıldı.

Yalnızca lobicilik faaliyetleriyle sınırlı kalmayan J-Ventures, ordunun gizli "Duvdevan" birimini desteklemek için kurulan bir vakfa bağışta bulunmasının yanı sıra İsrail ordusuna askeri teçhizat sağlamaya çalıştı.

Grubun bu çabası, teçhizat sevkiyatlarının çoğunun gümrük sorunları sebebiyle ABD havaalanlarında bekletilmesi nedeniyle gerçekleşemedi.

J-Ventures'ın diğer bağış toplama çabaları arasında ordunun çeşitli birimlerine doğrudan destek sağlamak için bir acil durum fonu, el bombası tedarik etme, M16 tüfek dürbünü, "FN MAG" tipi makineli tüfek taşıyıcı yelek ve insansız hava aracı bağışlama girişimleri de yer alıyor.

Öte yandan, orduya gönderilmek üzere paketlenen bu malzemelerin birçoğu ABD'nin Montana ve Colorado eyaletlerinde gümrük engellerine takıldı.

"Dijital Demir Kubbe"

Grubun üyeleri, kendisini İsrail ordusunun kullandığı savunma sistemi Demir Kubbe'nin dijital bir versiyonu olarak tanıtan ve İsrail'e yönelik "saldırgan ve kötü niyetli içerikleri engellemeyi" vadeden "DigitalDome.io" isimli girişime 19 bin 531 dolar bağışta bulundu.

Grubun kurucusu Hermoni ve üyelerden İsrailli yatırımcı Rami Lipman, sosyal medyada Filistin yanlısı içerikleri kaldıran bu girişime destek olmak isteyen kişiler için "irtibat noktası" olarak belirlendi.

DigitalDome sitesi, ordunun gizli birimi Duvdevan'ın eski üyesi Achiya Schatz tarafından kurulan İsrailli teyit sitesi FakeReporter ile ortaklaşa yönetiliyor.

Grupta, ayrıca "İsrail'e karşı kışkırtıcı, yanlış ve karalayıcı paylaşımları tüm sosyal medya platformlarından kaldırma sürecini otomatikleştiren bir sistem olan" IronTruthBot tanıtıldı.

Bir grup gönüllü tarafından geliştirildiği bildirilen IronTruthBot'a günde 700 paylaşım raporlandığı ve bu sistemin "yüzlerce uygunsuz gönderiyi" kaldırmayı başardığı bildirildi.



Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.


İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
TT

İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, cuma günü ABD ile gerçekleştirilen görüşmelerin ‘ileriye doğru bir adım’ olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, Tahran’ın herhangi bir tehdide tolerans göstermeyeceğini vurguladı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin uranyum zenginleştirme konusundaki kararlılığını yineleyerek, Tahran’ın ABD’nin müzakereleri sürdürme konusundaki ciddiyetine ilişkin ‘şüpheleri’ olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bölgedeki dost ülkelerin yürüttüğü takip çabaları sayesinde gerçekleşen İran-ABD görüşmeleri, ileriye doğru bir adım teşkil etti” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, görüşmelerin her zaman barışçıl çözümler bulma stratejisinin bir parçası olduğunu belirterek, nükleer konusundaki yaklaşımlarının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nda açıkça yer alan haklara dayandığını söyledi. Pezeşkiyan, İran halkının her zaman saygıya saygıyla karşılık verdiğini ancak güç diline hiçbir şekilde tolerans göstermediğini kaydetti.

Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın uranyum zenginleştirme konusunda kararlı olduğunu ve savaşla tehdit edilse dahi bu tutumundan geri adım atmayacağını söyledi. Arakçi, hiçbir tarafın İran’a ne yapması gerektiğini dikte etme hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Arakçi, Tahran’da düzenlenen Ulusal Dış Politika ve Dış İlişkiler Tarihi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Görüşmeler, İran’ın haklarına saygı duyulup bu haklar tanındığında sonuç verir. Tahran dayatmaları kabul etmez” dedi.

Arakçi, hiçbir tarafın İran’dan uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamasını talep etme hakkı olmadığını belirterek, buna karşın Tahran’ın nükleer programına ilişkin her türlü soruya yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Diplomasi ve müzakerelerin temel yol olduğunu belirten Arakçi, “İran hiçbir dayatmayı kabul etmez. Çözümün tek yolu müzakerelerdir. İran’ın hakları sabittir. Bugün hedefimiz, İran halkının çıkarlarını korumaktır” diye konuştu.

Arakçi, bazı taraflarda ‘bize saldırdıklarında teslim olacağımız’ yönünde bir kanaat bulunduğunu belirterek, “Bu asla gerçekleşmez. Biz diplomasinin de savaşın da (her ne kadar savaşı istemesek de) ehliyiz” uyarısında bulundu.

Arakçi, daha sonra düzenlenen bir basın toplantısında, “Karşı tarafın uranyum zenginleştirme konusunu kabul etmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin temeli olduğunu” söyledi. Arakçi, görüşmelerin devamının ‘karşı tarafın ciddiyetine bağlı’ olduğunu belirterek, Tahran’ın barışçıl nükleer enerji hakkından asla geri adım atmayacağını vurguladı.

Arakçi, “İran’a yeni yaptırımların uygulanması ve bazı askerî hamleler, karşı tarafın ciddiyeti ve gerçek müzakerelere hazır olup olmadığı konusunda şüpheler uyandırıyor” dedi. Ayrıca, Tahran’ın ‘tüm göstergeleri değerlendireceğini ve müzakerelerin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vereceğini’ ifade etti.

Arakçi, karşı tarafla dolaylı görüşmelerin olumlu sonuç elde etmeye engel teşkil etmediğini belirterek, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya çerçevesinde yürütüleceğini, İran’ın füze programının hiçbir zaman görüşmelerin ana konusu olmadığını söyledi.

Yeni müzakere turunun tarihi henüz belirlenmedi; bu konuda Umman Dışişleri Bakanı ile istişare edileceği kaydedildi.

İran ve ABD, cuma günü Umman’da nükleer görüşmeler gerçekleştirdi. Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceğine dair endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi.

Arakçi, Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılan görüşmelerin ardından, “Tehditlerden ve baskılardan vazgeçilmesi, herhangi bir diyalog için şarttır. Tahran yalnızca kendi nükleer konusunu görüşür… ABD ile başka bir konuyu tartışmayacağız” dedi.

Taraflar, uzun süredir devam eden Tahran-Batı nükleer anlaşmazlığının çözümü için diplomasiyi yeni bir şansa kavuşturma konusunda istekli olduklarını ifade ederken, ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington’un görüşmelerin nükleer programın yanı sıra balistik füze programı, İran’ın bölgede silahlı gruplara verdiği destek ve ‘kendi halkıyla ilişkisi’ konularını da kapsamasını istediğini söyledi.

İranlı yetkililer ise defalarca, bölgedeki en büyük füze stoklarından birine sahip olan ülkenin füze konusunu müzakerelerde gündeme getirmeyeceklerini belirtti. Daha önce, Tahran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ettiği açıklanmıştı.

Washington açısından ise İran içinde yürütülen uranyum zenginleştirme faaliyetleri, potansiyel olarak nükleer silah üretimine yol açabilecek bir süreç olarak görülüyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtın silah amaçlı kullanılmasına dair herhangi bir niyetinin bulunmadığını yineliyor.