Lübnan’da sınır bölgesindeki yıkım, 2006 Lübnan Savaşı’nın etkilerine benziyor

İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar hız kazandı.

İsrail’in cumartesi günü sınır kasabası Kefer Kila'a düzenlediği bombardıman büyük bir yıkma yol açtı. (AFP)
İsrail’in cumartesi günü sınır kasabası Kefer Kila'a düzenlediği bombardıman büyük bir yıkma yol açtı. (AFP)
TT

Lübnan’da sınır bölgesindeki yıkım, 2006 Lübnan Savaşı’nın etkilerine benziyor

İsrail’in cumartesi günü sınır kasabası Kefer Kila'a düzenlediği bombardıman büyük bir yıkma yol açtı. (AFP)
İsrail’in cumartesi günü sınır kasabası Kefer Kila'a düzenlediği bombardıman büyük bir yıkma yol açtı. (AFP)

Birkaç gün önce hasta babasını hastaneye götürmek için Lübnan’ın güneyini ziyaret eden Ali (46), “Savaştan sonra güneyi ziyaret eden herkes, yıkımın boyutu karşısında şaşıracak. 2006 temmuz savaşına benziyor” ifadelerini kullanarak İsrail ile sınır bölgesindeki durumu özetliyor. Tek farkın yıkımın çatışma alanıyla sınırlı kalması olduğunu vurguluyor.

Lübnan’ın güneyindeki sınır bölgesi, Hizbullah ile İsrail ordusunun karşılıklı bombardımanı nedeniyle 70 gün boyunca şiddetli İsrail bombardımanına maruz kaldı. Bombasız bir gün geçmediği gibi İsrail keşif uçaklarının sınır köyleri üzerinde uçmadığı bir saat dahi olmadı. Bölge sakinlerinin çoğu evlerini boşaltmak zorunda kalırken bazı sınır kasabaları ise bomboş hale geldi.

Mecbur kalmasaydı sınır kasabası Meys el-Cebel’i ziyaret etmeyeceğini dile getiren Ali, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada

“Burası kelimenin tam anlamıyla bir savaş alanı. Sürekli bombardıman nedeniyle bölgede endişe hakim” dedi. Bölgedeki yıkım sahnelerinin İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerinin yanı sıra güney kasaba ve şehirlerindeki mahalleleri de tamamen yok ettiği 2006 Lübnan Savaşı’nın etkilerini akla getirdiğini kaydeden Ali sözlerini şöyle sürdürdü:

Bugünkü durum, Temmuz 2006 savaşındaki manzaraları andırıyor, yıkım bir ayrıntı dışında önceki savaştan farklı. Zira savaş sınır şeridinden beş kilometreyi aşan bir derinliğe kadar genişlemedi. Tamamen yıkılan evler, bombalamalardan zarar gören evler, boş ve hasar gören sokaklar, yanmış meyve bahçeleri ve terk edilmiş tarlalar var.

İsrail bombalamalarının hızı son iki hafta içerisinde rekor derecede artış gösterdi. Lübnan'ın 5 ila 7 kilometre derinliğinde belirli bir coğrafi alan ile sınırlı kalan bombardıman, güney sınırından 120 kilometre uzakta bulunan onlarca köyü de etkiliyor. İsrail kuvvetleri, taktiksel baskınlar düzenleyen insansız hava araçlarına ve sürekli topçu bombardımanına ek olarak, öncelikle büyük hava saldırılarına güveniyor.

Düzensiz yıkım

Yıkımın etkileri köyden köye değişiklik gösteriyor. İsrail şehri Metula’nın karşısına denk gelen Kefer Kila kasabasında bombalamanın etkileri daha belirgin. Misgav Am yerleşim yerine komşu olan el-Adissa kasabasında da etkileri gözlemlenebiliyor. Evlere isabet eden top mermileri bu evleri harabeye çevirmiş durumda. Kefer Kila kasabasından bir saha kaynağı, bombalamanın doğu kesimdeki en büyük sınır kasabası olan Khiam kasabasında da benzer olduğunu söylüyor.

Saha kaynakları, yerleşim yerlerini hedef alan hava saldırılarının konut bloklarını tamamını yok ettiğini, birkaç katlı evlerin tamamen yok olmasına yol açtığını belirtiyor. Bölgede yanan evler, araçlara drone saldırılarının etkilerinin yanı sıra evlere atılan top mermilerinin etkileri de açıkça görülüyor.

gftrn
İsrail pazar günü Lübnan'ın sınır kasabası Aitarun'a saldırı düzenledi. (AFP)

Aitarun, Blida, Marun er-Ras, Yarun, Hula, Meys el-Cebel ve Ayta eş-Şaab köylerinde, batı kesimdeki Yarin ve Mirvahin gibi köylerde manzara benzer. Kaynaklar ormanlık alanlara yapılan hava saldırılarının daha şiddetli olduğunu, patlamaya eşlik eden devasa seslerin yayıldığını söylüyor. Ancak bölge sakinleri burayı denetleyemiyor. Köylerde kalan insan bulunmadığı için köylerin içinde veya kenar mahallelerde etkileri henüz anlaşılmıyor.

İyi düşünülmüş angajman kuralları

Hizbullah ve İsrail ordusu, iyi çalışılmış angajman kuralları ve dikkatle hesaplanmış hamleler çerçevesinde bölgede savaş yürütüyor. Hizbullah’ın kullandığı mühimmat, hava saldırılarının yanı sıra değişiklikler gösteriyor. Ağırlığı 300 ila 500 kilogram arasında değişen Burkan füzelerinin kullanımına ilişkin açıklamalar kaydedildi. İsrail topçu bombardımanına yanıt olarak havan mermilerinin kullanıldığı, insansız hava araçları tarafından fırlatılan füzelere karşı güdümlü füzeler fırlatıldığı belirtiliyor.

Hizbullah, yerleşim yerlerinin bombalanması karşılığında derin denizdeki bölgelerin veya İsrail yerleşim birimlerinin hedef alındığını duyuruyor. Operasyonların coğrafi kapsamında hafif ve sınırlı bir genişleme olurken bunun en bariz örneği cumartesi ve pazar geceleri yaşandı. İsrail Hava Kuvvetleri, sınıra 25 kilometreden fazla uzaklıktaki Litani'nin kuzeyindeki Humin kasabasına baskın düzenledi.

Karşılıklı sürekli bombalama

Hizbullah, savaşçılarının Dovev Çiftlikleri'ne teknik ve casus ekipman yerleştiren İsrail ordusuna ait bir vinci vurduğunu, ekipmanların tahribatına yol açtığını bildirdi. Sasa'nın doğusunda bir mevzi noktasına giren dört İsrail askerinin hedef alındığı açıklayan Hizbullah, öncesinde ise Hanita bölgesi yakınlarındaki askeri gücün uygun silahlarla hedef alındığını, Birkat Risha bölgesinde birkaç İsrail askerinin olduğu alanın bombalandığını bildirdi. Lübnan medyası ise Şeba Çiftlikleri'nde İsrail ordusu ile Hizbullah arasında makineli tüfeklerle çatışma yaşandığını duyurdu.

İsrail ordusu, güçlerinin Lübnan topraklarındaki Hizbullah altyapısını hedef aldığını duyurdu. İsrail medyası, Lübnan'dan Dovev bölgesine bir tanksavar füzesinin fırlatılmasıyla bir spor salonunun vurulduğunu bildirdi. İsrail'e ait bir insansız hava aracının hava saldırısı düzenlediğini bildiren Lübnan medyası, Marun er-Ras ile Aitarun arasındaki Cebel Balat'ı güdümlü füzeyle hedef aldı. İsrail'in bombardımanı sonucu Marun er-Ras'ta üç katlı bir evde yangın çıktı. Hiyam'da inşaat halindeki bir ev ikinci kez bombalanırken buradaki gözaltı merkezine ise top mermileri yağdı.

Mays el-Ceyl’de İsrail'in düzenlediği hava saldırısının kasabanın batısındaki Kanduli bölgesini hedef alması ile mahalledeki bir ev tamamen yok oldu. Hava saldırılarında Aitarun'da bir ev hedef alındı. İsrail ordusu, drone füzesi ile MTC şirketine ait bir iletim istasyonunu, ayrıca et-Taybe’de Ebu Taam ailesinin evi üzerindeki bir internet abonelik istasyonunu hedef aldı. Maddi hasar kaydedildi. Ayta eş-Şaab'ta bir eve iki, Rab Selasin kasabasında bir diğer eve ise üçüncü saldırının düzenlendiği bildirildi.



ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
TT

ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)

Bağdat ile Washington arasındaki ilişkiler, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ve Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan bir dizi açıklamanın ardından yeni bir gerilim aşamasına girdi. Söz konusu açıklamalarda sert güvenlik uyarıları yapılırken, Irak makamlarının ülke içindeki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırıları engelleme kapasitesi doğrudan eleştirildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Irak’taki Amerikan diplomatik tesislerini hedef alan saldırıların sorumlularının tespitine yönelik bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini açıklamasından bir gün sonra, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği perşembe günü yeni bir uyarı yayımladı. Açıklamada, “İran’la bağlantılı Iraklı milislerin” başkent merkezinde 24 ila 48 saat içinde saldırı düzenleyebileceği belirtildi.

Büyükelçilik, ABD vatandaşlarına Irak’ı derhâl terk etmeleri çağrısında bulunarak, olası saldırıların Amerikalıları ve ABD ile bağlantılı şirketler, üniversiteler, diplomatik tesisler, enerji altyapısı, oteller ve havalimanları gibi hedefleri kapsayabileceğini ifade etti.

Uyarıdan saatler önce yayımlanan ayrı bir açıklamada ise büyükelçilik, Irak hükümetinin “Irak topraklarında gerçekleşen veya buradan kaynaklanan terör saldırılarını önleyemediğini” belirtti. Bu ifade, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği, Erbil’deki Başkonsolosluk ve başkentteki diplomatik destek merkezine yönelik tekrarlanan saldırılara atıf olarak değerlendirildi.

Haşdi Şabi mensupları, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Açıklamada ayrıca, silahlı gruplara mensup bazı unsurların “Irak hükümetinde görevli olduklarını gösteren kimlik belgeleri taşıyabileceği” ifade edilerek, bazı saldırganların kurumsal bağlantıları ya da resmî bir koruma altında olabileceğine ima yapıldı. Ancak bu konuda ayrıntı verilmedi.

Yaklaşık dört saat sonra büyükelçilik, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın saldırıların faillerine ilişkin bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyuran açıklamasını yeniden paylaştı.

Bu gelişmeler, Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı ile ABD tarafı arasında, Irak’ın bölgesel askeri çatışmanın dışında tutulmasına yönelik varılan mutabakatın üzerinden bir haftadan kısa süre geçmesinin ardından geldi. Anlaşmada, Irak topraklarının, hava sahasının ve kara sularının ülkenin ya da komşu devletlerin güvenliğini tehdit edecek şekilde kullanılmaması vurgulanmıştı.

Sahada tırmanış

Siyasi ve güvenlik gerilimine paralel olarak, Enbar ve Ninova vilayetlerinde silahlı gruplara ait hedeflere yönelik hava saldırıları düzenlendi.

Yerel kaynaklara göre, Enbar vilayetinin batısındaki Hadise kentinde 57. Tugay’a bağlı aşiret güçlerinin karargâhı ABD tarafından bombalandı. Saldırının bilançosuna ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı.

Ninova’da ise Haşdi Şabi, perşembe günü yaptığı açıklamada, Musul’un güneyindeki Kayyara nahiyesinde 58. Tugay’a bağlı 38. Alay karargâhının hava saldırısına uğradığını, ancak can kaybı yaşanmadığını bildirdi.

Haşdi Şabi’nin açıklamasına göre saldırı saat 11.30’da gerçekleşti ve aynı vilayetteki başka bir hedefin vurulmasından 24 saatten kısa süre sonra düzenlendi. Kurum, aynı gün sabah saatlerinde de 14. Tugay’a bağlı 4. Alay’ın bulunduğu noktanın hedef alındığını ve bu saldırıda da can kaybı yaşanmadığını duyurmuştu.

df
Haşdi Şabi üyeleri, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Kısa süre içinde aynı bölgedeki hedeflere yönelik tekrarlanan saldırılar, sahadaki askeri tırmanışın genişlediğini gösterirken, ABD’nin Bağdat’a yönelik uyarılarıyla birlikte Irak’taki güvenlik tablosunun daha hassas bir aşamaya girdiğine işaret ediyor.

Siyasi tepkiler

Hükümete katılan Şii, Sünni ve Kürt güçleri bir araya getiren “Devlet Yönetimi Koalisyonu” ise yayımladığı açıklamada, “her ne gerekçeyle olursa olsun ülke egemenliğinin ihlalini” reddettiğini belirtti. Koalisyon, Irak topraklarının herhangi bir ülkeye yönelik saldırıların çıkış noktası olarak kullanılmasına karşı olduğunu yineledi.

Açıklamada ayrıca, çeşitli vilayetlerde devlet kurumlarını, diplomatik misyonları ve hayati tesisleri hedef alan saldırılar kınanırken, hükümetin ve yargının güvenliği sağlama ve istikrarı yeniden tesis etme yönündeki adımlarına destek verildiği ifade edildi.

Bağdat üzerindeki baskı artıyor

Gözlemciler, hava saldırıları ile ABD’nin sert uyarılarının eş zamanlı gelmesinin, Irak hükümeti üzerindeki baskıyı artırabileceği görüşünde. Özellikle silahlı grupların faaliyetleri ve Irak topraklarından kaynaklanan saldırılar konusunda Bağdat’ın daha net bir tutum alması yönünde çağrılar artıyor.

Adının açıklanmasını istemeyen eski bir Irak hükümet danışmanı, ABD Büyükelçiliği’nin uyarısının “Bağdat’ın silahlı gruplara karşı kararlı adımlar atma kapasitesine yönelik güvenin azaldığını gösterdiğini” söyledi.

Aynı kaynak, ABD politikasının “Irak hükümetine manevra alanı tanımaktan, doğrudan baskı uygulayarak net bir pozisyon almaya zorlamaya evrildiğini” ifade etti.

Washington’un, Bağdat’ın izlediği denge politikasını artık yeterli görmediğini belirten kaynak, Irak topraklarından kaynaklanan saldırıların sürmesi hâlinde bunun “hükümet üzerindeki siyasi ve güvenlik baskılarının daha da artmasına yol açabileceği” uyarısında bulundu.


Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
TT

Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Bölgesel enerji rotalarında stratejik bir dönüşüme işaret eden adım kapsamında, Bağdat yönetimi ham petrolü Suriye üzerinden kara yoluyla ihraç etmeye resmen başladı. Geleneksel deniz ticaret yollarında yaşanan aksaklıkları aşmayı hedefleyen bu gelişme, Şam tarafından ülkenin yeniden “geçiş pusulası” ve küresel enerji için hayati bir platforma dönüşü olarak değerlendirildi. Bölgedeki jeopolitik dalgalanmalar, iki ülke arasında kara entegrasyonuna dayalı yeni bir ekonomik gerçekliği beraberinde getiriyor.

Irak’tan çıkan ilk fuel-oil tanker konvoyları, Tanf–Velid sınır kapısından geçerek Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki Banyas Rafinerisi’ne doğru yola çıktı. Böylece iki ülke arasında ekonomik iş birliğinde yeni bir dönemin fiilen başladığı ifade ediliyor. Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), 299 tankerlik sevkiyatın daha sonra ihracat amacıyla yükleneceğini bildirdi.

febfeb
Iraklı tankerler Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Tanf sınır kapısı, 2015 yılında DEAŞ’ın kontrolüne geçmesinin ardından kapatılmıştı. 2016’da ABD destekli güçler bölgede bir askeri üs kurmuştu. Geçtiğimiz ay Suriye güçlerinin kontrolü ele almasıyla birlikte sınır kapısının yeniden açılmasının önü açıldı.

“Geçiş pusulası”

İlk tanker konvoylarının Suriye topraklarına girişinin ardından, Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, X platformundaki açıklamasında, “Suriye-Irak sınırından Banyas’taki deniz terminallerine uzanan hatla Suriye yeniden küresel enerji için stratejik bir geçiş ve ihracat platformu haline geliyor” ifadelerini kullandı. Beşir, bu adımın “ulusal çıkarları güçlendirdiğini ve Arap ekonomik entegrasyonunu ileri taşıdığını” belirtti.

Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi de söz konusu gelişmenin iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini güçlendiren önemli bir adım olduğunu, ticaret ve enerji hatlarının canlandırılmasının önünü açtığını açıkladı. Kurum, işlemlerin hızlı ve verimli şekilde yürütülmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığını duyurdu.

dsvd
Irak’a ait tankerler Suriye topraklarına giriş yapmak üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Aynı kapsamda, İdare heyeti Yaarubiye–Rabia sınır kapısında incelemelerde bulunarak Mayıs başında faaliyete geçirilmesi için hazırlıkları değerlendirdi. Ayrıca Semalka–Fişhabur kapısının da sisteme dahil edilmesi için çalışmalar sürerken, Bukemal–Kaim kapısında yolcu geçişlerinin yeniden başladığı bildirildi.

Irak tarafında Velid ilçe yetkilisi Mücahid Mirdi ed-Duleymi, sınır kapısında deneme açılışının yapıldığını ve petrol tankerlerinin girişine başlandığını açıkladı. Duleymi, hâlihazırda 150’den fazla tankerin geçiş için beklediğini, günlük geçiş sayısının en az 500 tankere ulaşmasının hedeflendiğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin de Suriye-Irak enerji iş birliğini desteklediği belirtiliyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada Suriye’nin, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz nedeniyle yaşanan enerji sorununa çözüm olabileceğini ve ülkede boru hattı projelerinin geliştirilebileceğini ifade etti.

“Suriye hayati bir seçenek”

Bölgedeki çatışmaların şiddetlenmesi ve ABD-İsrail ile İran arasında artan gerilim, dünya enerji arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda doğrudan tehdit oluşturuyor.

Ekonomist Dr. Fadi Ayyaş, Irak’ın büyük bir petrol üreticisi olarak ihracatını sürdürebilmek için Suriye’yi “hayati ve mevcut bir seçenek” olarak gördüğünü belirtti. Ayyaş’a göre, hedef günlük 500 ila 700 tanker seviyesine ulaşmak.

Ancak güvenlik riskleri dikkat çekiyor. Bölgedeki çatışmalar nedeniyle sınır hattı zaman zaman insansız hava araçları ve topçu atışlarıyla hedef alınıyor. Bu durum, sevkiyatın sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.

 dsvds
Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi Başkanlığı heyetinin Irak sınırındaki Yaarubiye Sınır Kapısı’na gerçekleştirdiği inceleme ziyareti (İdare)

Ayyaş, sürecin devamlılığının ekonomik ihtiyaçlar ile sahadaki güvenlik riskleri arasında kurulacak dengeye bağlı olduğunu vurguladı. Ayrıca uzun vadede Irak-Suriye petrol boru hattının yeniden devreye alınmasının daha güvenli ve düşük maliyetli bir seçenek olacağını ifade etti.

Irak’ın, sevkiyat zorlukları nedeniyle petrol üretimini yaklaşık yüzde 80 azaltarak günlük 800 bin varile düşürdüğü kaydediliyor.

Risklere rağmen sevkiyat

Tüm risklere rağmen tanker konvoylarının yola çıkması, tarafların süreci sürdürme kararlılığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre operasyonun başarısı büyük ölçüde iki ülkenin güvenlik güçlerinin güzergâhı ne ölçüde koruyabileceğine bağlı olacak.

Ekonomik tahminlere göre, Irak petrolünün Suriye üzerinden taşınması, Şam yönetimine yıllık 150 ila 200 milyon dolar arasında transit gelir sağlayabilir. Buna ek olarak liman, depolama ve lojistik hizmetlerden de önemli gelir elde edilmesi bekleniyor.

Günlük 600-700 tankerlik hareketliliğin, yakıt tüketimi, bakım ve yol ücretleri üzerinden yerel ekonomiyi canlandıracağı ifade ediliyor. Ayrıca Suriye’nin, anlaşmalar kapsamında daha uygun fiyatlarla petrol veya türevlerine erişim imkânı elde edebileceği belirtiliyor.

Uzmanlar, tüm bu ekonomik kazanımların nihai olarak sevkiyat hacmi ve sınır hattındaki güvenlik istikrarına bağlı olacağını vurguluyor.


Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn bugün yaptığı açıklamada, Lübnan’ın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik alınan kararları uygulama kararlılığını vurguladı.

Avn, Hollanda Başbakanı Rob Jetten ile gerçekleştirdiği görüşmede, ‘Lübnan-Hollanda ilişkilerini tüm alanlarda güçlendirme ve geliştirme arzusunu’ dile getirdi.

Jetten de Avn’ın tırmanışı durdurmak ve Lübnan devletinin tüm topraklar üzerindeki otoritesini tesis etmek için açıkladığı müzakere girişimini desteklediklerini belirterek, ‘Lübnan ordusunun ulusal sorumluluklarını yerine getirebilmesi için Hollanda’nın destek sağlamaya hazır olduğunu’ ifade etti.

Jetten ayrıca, Hollanda’nın zor koşullar altında bulunan Lübnan ve halkının yanında olduğunu vurguladı ve ‘memleketlerinden ayrılmak zorunda kalan Lübnanlılara yardım sağlamak için desteğe hazır olduklarını’ belirtti.

Lübnan Bakanlar Kurulu, 2 Mart’ta olağanüstü toplanarak, Hizbullah’ın tüm güvenlik ve askeri faaliyetlerini yasadışı ilan etmiş ve hareketin faaliyetlerini yalnızca siyasi alanla sınırlamıştı.