Cezayir tarihinin en büyük bütçesinde amaç sosyal vaatler mi seçimler mi?

Bütçede savunmaya ayrılan payın 21 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor

Cezayir Parlamentosu’ndaki bir oturum (AP)
Cezayir Parlamentosu’ndaki bir oturum (AP)
TT

Cezayir tarihinin en büyük bütçesinde amaç sosyal vaatler mi seçimler mi?

Cezayir Parlamentosu’ndaki bir oturum (AP)
Cezayir Parlamentosu’ndaki bir oturum (AP)

Rabia Hireys

Cezayir'de 2024 yılı sonlarında yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken, Cezayir Parlamentosu ise Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun'un ilk döneminin son bütçe tasarısını tartışıyor. Bütçenin toplam 15 bin 285 milyar Cezayir dinarı (111 milyar doların üzerinde) olması nedeniyle ülke tarihinin en büyük bütçesi olarak kabul ediliyor.

Şu an Cezayir Parlamentosu’nun gündemine alınan bütçe tasarısı, öncelikle dondurulan projelerin yeniden hayata geçirilmesini ve Cumhurbaşkanı Tebbun’un 2019 yılındaki seçim kampanyası sırasında 54 alanla ilgili verdiği sözlerin yerine getirilmesini öngörüyor.

Bu bütçe neden Cezayir tarihinin en büyüğü oldu?

Milletvekili ve Parlamento Maliye Komisyonu üyesi Abdullah Herşaye, Majalla’ya yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanının başkanlık programını tamamlamak istemesinden dolayı bütçenin bu kadar büyük olduğunu söyledi. Bu yıl içerisinde başta konut inşaatı gibi sosyal projeler olmak üzere tamamlanmamış tüm projelerin bitirilmesinin hedeflendiğini söyleyen Herşaye, 2024 bütçesi programında en az 130 bin sosyal konut inşası projesi olduğunu belirtti. Projeler arasında 50 bin kiralık sosyal konutun inşasının yanı sıra daha önce açıklanan diğer konut programlarının başlatılmasına yönelik hazırlıkların olduğunu da ifade etti. Herşaye ayrıca, dezavantajlı ve yardıma muhtaç grupların sosyal entegrasyonunu sağlamayı amaçlayan yaşlılara yönelik hibenin de yer aldığını kaydetti.

Cezayirli yetkililerin, 2024 bütçe taslağında cumhurbaşkanlığı seçimleri için yaklaşık 40 milyar dinar (2,9 milyar dolar) ayırması, ülkedeki siyasi tartışmaların gündemine dolaylı olarak girmeye başladı.

Cezayir Tüketici Koruma Derneği: 2024 bütçe tasarısı, Cezayir hükümetinin özellikle sosyal açıdan başlattığı ekonomik reformların bir uzantısı.

Öte yandan bütçe taslağının bu kez Cezayirlilerin omuzlarına yük olacak vergilerden arındırılmış olması en dikkat çekici noktaydı. İkinci Konstantin Üniversitesi İktisadi Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Talal Abbasi, gelecek mali yıla ait bütçe tasarısında yer alan bazı rakamlara ve göstergelere dair Majalla’ya değerlendirmede bulundu. Abbasi, “2024 bütçe tasarısı, Cumhurbaşkanı Tebbun’un seçim vaatleri arasında ve seçim programında yer alan birçok önlemi projeyi kapsıyor” ifadelerini kullandı.

Abbasi, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

Sosyal boyutla ilgili olarak ise maaşlarda beklenen artışların yanı sıra toplumun belirli kesimlerine yönelik özel bir hibe, bütçe tasarısında yer alıyor. Bunun yanında seçim süreci sona ermeden önce bir milyonun üzerinde konuta ulaşmak amacıyla konut sektörünün finansmanı da çeşitli şekillerde yapılacak. Bu alanda bir yenilik olarak Ulusal Konut Bankası'na bu projeleri finanse etme yetkisi verildi.

Cumhurbaşkanı Tebbun’un cumhurbaşkanlığının ilk döneminde iktidar, devletin sosyal karakterini ön plana çıkarmak ve sosyal toplumun istikrarını korumak amacıyla özellikle konut, sağlık, eğitim hizmetleri ile tüketim malları alanlarının desteklenmesine odaklandı.

sfe
Cezayir’in doğusundaki sokaklardan birinde Cezayirli bir kadın (Shutterstock)

Cezayir Tüketici Koruma Derneği, 2024 bütçe tasarısını, Cezayir hükümetinin özellikle sosyal açıdan başlattığı ekonomik reformların bir uzantısı olarak gördü. Majalla’ya konuşan dernek üyesi Fadi et-Tamim, “2024 bütçe tasarısı, tüketim alanındaki birçok kalemden alınan katma değer vergilerinde önemli indirimlerin yanında çalışma vergisinin iptalini içeriyor. Bu iptal, bazı tüketici ürünlerinin fiyatlarının düşmesine ya da en azından fiyatlarının dengelenmesine yardımcı olacak. Dolayısıyla bu bütçe tasarısı, hükümetin başlattığı tüm ekonomik reformların bir uzantısı ve Cumhurbaşkanının sosyal vaatlerini yerine getirmeye olan ilgisinin bir yansıması” diye konuştu.

Bütçe, varil başına 60 dolar olarak kabul edilen ham petrol referans fiyatı esas alınarak hazırlandı.

Cezayirli ekonomist ve akademisyen Murad Kuşi (Mourad Kouachi), bütçe tasarısının 110 milyar doların üzerinde ülke tarihinin en büyük bütçesi olduğunu vurguladığı değerlendirmesinde, “Cezayir hükümeti, bütçe tasarısıyla bütçenin büyük bir kısmını sosyal alana ayırarak bu yöne önem vermeye devam etti. Bugün geçmişteki hatalardan ders çıkarılması gerekiyor” diye konuştu.

Kuşi, şunları söyledi:

Cezayirliler, devletin sosyal boyuta olan ilgisini sahada hissediyor. Hükümetten tüm bu çabaların boşa gitmemesi için ülkedeki yüksek enflasyonu dizginlemesi bekleniyor.

Resmi verilere göre, geçtiğimiz haziran ayından bu yana düşmeye başlayan tüketici fiyatları endeksi, gıda arzındaki artış nedeniyle geçtiğimiz temmuz ayı sonlarında yüzde 9,7 civarına ulaştı.

Bütçe açığı 43 milyar dolar

Hükümet, izlediği politikayla ilgili gelen tüm eleştirilere rağmen sosyal destek politikasını sürdürürken, bütçe açığının da 5 milyar 700 milyar dinara (43 milyar dolar) ulaşması bekleniyor.

Bütçe, 2024-2026 yılları arasında varil başına 60 dolar olarak kabul edilen ham petrol referans fiyatı esas alınarak hazırlandı. Bütçede 2024 yılında yüzde 4,2, 2025 yılında yüzde 3,9 ve 2026 yılında ise yüzde 4’lük bir büyümenin beklendiğinden de bahsediliyor.

sfe
Cezayir'in milli petrol ve gaz şirketi Sonatrach’a ait bir petrol tesisinde çalışan bir işçi, 22 Şubat (Getty Images)

Bunun yanında ihracatın 2024 yılında 49,8 milyar dolara, 2025 yılında 50,3 milyar dolara ve 2026 yılında 51,6 milyar dolara çıkması öngörülüyor. İthalatın 2024 yılında 43,5 milyar dolara, sonraki iki yılda ise 47,4 milyar dolara ve dış ticaret dengesi fazlasının ise 2024 yılında 6,3 milyar dolara ve sonraki iki yılda ise 4,2 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Majalla tarafından yapılan incelemeye göre, 2024 genel bütçe yasa tasarısında savunma bütçesi, her zamanki gibi eğitim ve sağlık gibi alanları geride bırakarak en büyük payı aldı. Savunmaya ayrılan payın 2 milyar 926 milyar dinar (21,6 milyar dolar) olduğu tahmin ediliyor. Önceki genel bütçede savunmaya ayrılan pay 18 milyar dolardı.

Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.