Mısır’da 2023: Bölgesel depremlerin etkisiyle ekonomik baskılar durma noktasına geldi.

İç siyasi hareketlenmeler ve sorunların sıfırlanması için hamleler sürüyor.

Sisi, Mısır cumhurbaşkanlığı seçimleri kapsamında rakipleriyle toplantı düzenledi. (Mısır cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Mısır cumhurbaşkanlığı seçimleri kapsamında rakipleriyle toplantı düzenledi. (Mısır cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır’da 2023: Bölgesel depremlerin etkisiyle ekonomik baskılar durma noktasına geldi.

Sisi, Mısır cumhurbaşkanlığı seçimleri kapsamında rakipleriyle toplantı düzenledi. (Mısır cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Mısır cumhurbaşkanlığı seçimleri kapsamında rakipleriyle toplantı düzenledi. (Mısır cumhurbaşkanlığı)

İç siyasi hareketler, kayda değer bölgesel yakınlaşmalar, acil ekonomik kriz ve bölgesel depremler, Mısır haritasının köşelerini kuşatıyor. Başlangıçta Rusya- Ukrayna savaşının yansımalarından, öncesinde ise koronavirüs salgınının etkilerinden kurtulma umudu taşıyan 2023 yılı olaylarını Mısırlılar böyle yaşadı. Ancak krizlerin patlak vermesi, Mısır ve Mısırlılara daha fazla sonuç ve yük getiren ‘sürekli bir semptom’ olarak kaldı.

2023’ün ilk ayları, daha sakin bir yıl için umut verdi. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, geçen şubat ayında ülkenin terörizmi ortadan kaldırma başarısının ardından yeni bir aşamaya başladığını duyurdu. Bu ilan, Sisi’nin geçen nisan ayında Mısır’da terörizmin sona erdiğini belirttiğinde de daha net bir şekilde ortaya koyuldu. Ayrıca Sisi, “Devlet silahlarının dışında silah toplanmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

secf
Mısır’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılım yoğundu. (Reuters)

Bu gelişme, geçen mayıs ayında Mısır’da Ulusal Diyalog’un başlatılmasıyla birleşen iç siyasi hareket durumuyla bağlantılıydı ve katılımcı partizan güçler arasında temel farklılıklardan yoksun olmayan etkileşim ve tartışmalara tanık oldu.

2024 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yıl sonundan önce gerçekleştirilmesi açıklamasının ardından iç hareketlenme ortamı, yılın son çeyreğine kadar uzandı. Cumhurbaşkanı Sisi’nin liderliğinde dört aday yarıştı ve birçok gözlemciye göre öyle görünüyor ki sonuç kesin. Ancak beklenti, Ulusal Seçim Kurulu’nun açıklamasına göre beklentileri aşan oylamadaki katılım oranına odaklandığı kadar, cumhurbaşkanlığı yarışının galibinin kişiliği üzerine bahis oynanmadı.

Bölgesel yakınlaşmalar ve krizler

İç siyasi hareketlilikle eş zamanlı olarak Mısır, başta Türkiye olmak üzere ilişkilerin gerilim dalgalarına sahne olduğu ülkelerle ‘sıfır’ soruna yönelik bölgesel yakınlaşma dalgasına da tanık oldu. Türkiye ile diplomatik ilişkilerin yeniden başlatılması ve desteklenmesi, gerilimle dolu tam on yıllık bir yabancılaşmanın ardından Kahire’nin bölgesel ilişkiler dosyasındaki gelişmelerin öne çıkan manşetlerinden biriydi.

Kahire ile Ankara arasındaki yakınlaşma, 2022 yılının sonunda Mısır Cumhurbaşkanı’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Katar’da düzenlenen FIFA Dünya Kupası’nın açılışına katılmaları sırasında bir araya geldiği sürpriz bir açılımın ardından geldi. Daha sonra yakınlaşmanın temposu giderek arttı ve diplomatik temsilin büyükelçilik seviyesine yükseltilmesi aşamasına geçildi. Ayrıca iki ülke cumhurbaşkanları arasında bölgesel ve uluslararası zirveler çerçevesinde defalarca gerçekleştirilen, ancak henüz resmi ziyaret aşamasına gelinmemiş olan görüşmeler yapıldı.

Mısır- İran ilişkilerinde onlarca yıldır süren çıkmaza son veren bir yumuşama sinyali de görüldü. Resmi heyetlerin defalarca toplantıları ve ziyaretleri oldu. Mısır ve İran cumhurbaşkanları, 11 Kasım’da Riyad’da düzenlenen acil Arap- İslam zirvesinin oturum aralarında bir araya geldi. Ancak ilişkiler, toplantıları aşarak resmi nitelik kazanmadı.

Ancak bu yakınlaşmalara paralel olarak diğer bölgesel krizlerin de patlama eşiğine gelmesi, Mısır üzerindeki baskıyı artırdı. Bu yılın nisan ayında, General Abdulfettah el-Burhan liderliğindeki silahlı kuvvetler ile Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) liderliğindeki Hızlı Destek Kuvvetleri arasında aniden Sudan’ın içinde çatışmalar patlak verdi. Bu durum, kendisini güney cephesinde yıkıcı bir savaşla karşı karşıya bulan Mısır üzerinde güvenlik, ekonomik ve insani baskılara neden oldu.

Mısır Kamu Seferberliği ve İstatistik Merkezi Ajansı’na göre Kahire, yaşadığı ekonomik sorunların yanı sıra önemli bir stratejik ve ekonomik ortağını da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre aralarındaki ticaret alışverişi oranı yüzde 18,2’ye ulaştı. Ayrıca yaklaşık yarım milyon yerinden edilmiş Sudanlı, Mısır sınırına akın ederek, yıllardır Mısır topraklarında ikamet eden yaklaşık dört milyon Sudanlıya eklendi.

Kriz, aynı zamanda vatandaşlarını Sudan’dan tahliye etmek, binlerce yabancı uyruklu kişinin Sudan topraklarından tahliyesine katkıda bulunmak ve (Mısır açısından karmaşık boyutlara ve yansımalara sahip bir krize çözüm arayışı çerçevesinde) geçen temmuz ayında Sudan’ın komşu ülkelerinin liderlerinin de dahil olduğu bölgesel bir zirveye ev sahipliği yapmak için acil bir kara, deniz ve hava köprüsü açan Kahire’ye de güvenlik sonuçları getirdi. Sudan’dan pek de uzak olmayan bir yerde Etiyopya Nahda (Rönesans) Barajı krizi, Kahire ve Addis Ababa arasında geçen temmuz ayında dört ay içinde bir anlaşmaya varmak için müzakere turlarının yeniden başlatılmasına ilişkin anlaşmaya rağmen 2023’te durma noktasına geldi.

Mısır’ın rolünün zorlukları

Yıl bitmeden Mısır, Ekim 1973 Savaşı zaferlerinin 50’inci yıl dönümü nedeniyle bir kutlama havası yaşarken, Hamas hareketinin 7 Ekim 2023’te İsrail hedeflerine yönelik gerçekleştirdiği ve Filistin direniş gruplarının tarihlerindeki en büyük operasyon olan Aksa Tufanı Operasyonu’nun ardından ülkenin doğu cephesinde bir kriz daha yaşandı. Mısır, kendisini fırtınanın kalbinde ve doğrudan ulusal güvenlikle karşı karşıya buldu. Aynı şekilde Kahire Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi Profesörü ve Arap Araştırma Enstitüsü eski dekanı Dr. Ahmed Yusuf Ahmed, ister güneyde (Sudan) ister doğuda (Gazze) olsun bölgesel krizlerin baskılarının Mısır üzerinde ‘büyük ve ağır’ olduğuna dikkat çekti.

Yusuf, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Gazze’deki krizin yansımalarının, durumun Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki tarihi köklerle bağlantılı olması gerçeğiyle sınırlı olmadığını belirtti. Yusuf’a göre bu kriz, Mısır ulusal güvenliğine doğrudan bir tehdit oluşturan Filistinlileri Sina topraklarına gönderme projesine ilişkin korkuları arttırarak ilave bir ağırlık oluşturdu. Öyle ki işgal güçleri, ülkeyi şiddetli insani baskılara maruz bırakmanın yanı sıra, yaklaşık iki milyon Filistinliyi Mısır sınırı boyunca güney Gazze’de toplanmaya zorladı.

Dr. Ahmed Yusuf, Gazze’deki mevcut krizin ciddiyetinin, ‘bölgesel gerilimin kapsamının genişlemesi ve Husi grubunun bölgedeki gemileri hedef almasıyla Kızıldeniz’in güneyine kadar uzanmasının yansımalarına’ ek olarak ister Filistin meselesine karşı tarihsel sorumluluk ister arabuluculuk rolleri yoluyla olsun, Mısır’ın bölgesel rolüne zorluklar dayatmasından kaynaklandığına dikkati çekti. Öyle ki Husilerin eylemi, Süveyş Kanalı’nı etkileyebilir.

Ekonomik baskılar

Söz konusu bölgesel krizlerin şiddeti iki katına çıktı. Çünkü Mısır ekonomisinin 2023 öncesinde maruz kaldığı birikmiş baskılarla aynı zamana denk geldi. Ve Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Aralık 2022’de Mısır’a üç milyar dolar tutarında kredi vermeyi kabul etmesinden sonra yıl boyunca daha büyük bir hızla devam etti. O tarihten bu yana Mısır lirası, dolara karşı 30,9 lira civarında sabit kaldı. Resmi kur ile karaborsadaki döviz kuru arasındaki fark yaklaşık yüzde 50’nin üzerinde.

Mısır ekonomisi, aynı zamanda Moody’s ve Standard & Poor’s gibi uluslararası derecelendirme kuruluşları tarafından sürekli olarak kredi notu indirimleriyle karşı karşıya kaldı ve bu kuruluşlar, yılın son çeyreğinde Mısır’ın uzun vadeli ülke notunu B’den -B’ye düşürdü. Ayrıca ülke üzerinde artan finansman baskısına dikkat çekti.

Buna, 2022- 2023 mali yılında yurt dışında çalışan Mısırlılardan gelen işçi dövizlerinde yıllık bazda yüzde 30,8 oranında bir düşüş eşlik etti. Mısır Merkez Bankası’nın 2022- 2023 mali yılında ekonominin dış dünyayla işlemlerine ilişkin verileri, geçtiğimiz mali yılda yurt dışında çalışan Mısırlılardan gelen işçi dövizlerinde, önceki mali yılda 31,9 milyar dolara kıyasla 22,1 milyar dolara düşüş olduğunu gösterdi.

sefv
Mısır para birimindeki dalgalanma sürüyor. (AFP)

Kamu kuruluşlarının sahip olduğu bazı devlet varlıklarının satış anlaşmaları da varlık değerlemesiyle ilgili zorluklar nedeniyle sekteye uğradı. Bu durum IMF’nin geçen mart ayında yapılması planlanan programa ilişkin ilk incelemesini askıya almasına yol açtı.

Enflasyon, 2023 aylarını renklendiren ve Mısırlıların akıllarında yer etmeye devam edecek olan gözle görülür baskılardan birini temsil ediyordu. Mısır Merkez Bankası’nın geçen ekim ayındaki verileri de çekirdek enflasyonun geçen eylül ayındaki yüzde 39,7’den yüzde 38,1’e yavaşladığını gösterdi. Bu yılın ağustos ayında başkan değişikliğine uğrayan Merkez Bankası, bu enflasyonist baskıları kontrol altına almak için yıl içinde birden fazla kez faiz oranlarını gözden geçirmek ve değiştirmek zorunda kaldı. Mısır hükümeti ayrıca, yıl içinde iki kez yakıt fiyatlarını artırmaya başvurdu ve en son geçen kasım ayında, artan küresel yakıt fiyatları ve zayıf döviz kuru nedeniyle benzin fiyatlarını yüzde 14,3 oranında artırdı.

Zor bir yıl

Mısırlı ekonomi uzmanı Dr. Reşad Abdo, 2023’ü ‘Mısır ekonomisi için en zor yıllardan biri’ olarak tanımladı. Bu değerlendirmesine gerekçe olarak ise ‘krizlerin ve ekonomik sorunların artmaya devam etmesi, kamu borç yükünün artması ve yüksek enflasyon oranlarını’ gerekçe gösterdi.

Abdo, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bölgesel ve uluslararası koşulların Mısır üzerindeki ekonomik baskıların şiddetini artırdığına dikkati çekti. Abdo’ya göre Sudan’da yaşanan iç çatışmalar, Gazze savaşının yansımaları ve öncesinde Rusya-Ukrayna savaşının devam eden etkileri, Mısır ekonomisinin çeşitli göstergelerine ağır yükler getiriyor. Ayrıca dolar açığının devam etmesi ve Mısır’ın başta gıda olmak üzere ihtiyaçlarının çoğunu ithal etmesi nedeniyle hükümet, kendisinin sert olarak tanımladığı ekonomik kararlar almak zorunda kalabilir.

BRICS grubunun geçen ağustos ayında Mısır’a 2024’ten itibaren gruba katılması daveti, özellikle grupta Çin, Hindistan ve Brezilya gibi yükselen ekonomik güçler yer aldığı için, biriken ekonomik baskıların ortasında iyi bir haber olarak sayılabilir. Ancak Abdo, bu katılımdan ekonomik kazanç elde etmenin henüz mevcut olmayan önlem ve hazırlıklar gerektirdiği görüşünde.



Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
TT

Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin derinliklerindeki metal atölyelerine (tornalama tezgahlarına) yönelik baskınlarını yoğunlaştırdı; bu gelişmeyi, Hamas ve diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi'nde silahlanmasını durdurma çabalarıyla ilişkilendiriyor. Bir haftadan kısa bir süre içinde, İsrail uçakları üç metal atölyesini hedef aldı. Atölyelerden ikisi Gazze Şehrinde, biri ise Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunuyordu.

İsrail ordusu, saldırılarının silah üretim tesislerini ve Hamas altyapısını hedef aldığını belirtti.

İsrail ordusunun sadece demirci atölyesini bombalamakla kalmayıp, bulunduğu binanın tamamını yıktığı ve sakinlerine tahliye emri verdiği, bu durumun Lübnan'da verilen tahliye emirlerini hatırlattığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail'in bu yeni hamleleri, Gazze Şeridi'nde yeni bir operasyonel planı işaret ediyor ve gelecekteki saldırıların sadece suikastları değil, Filistinli grupları silahsızlandırma bahanesiyle yapılacak operasyonları da içerebileceğini gösteriyor.

Altı gün önce onlarca Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail'in tırmanışında, roket üretimi gibi askeri sanayilerde çalışan aktivistler hedef alınmıştı.


Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)
TT

Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)

Hizbullah'ın "Koordinasyon ve İrtibat Birimi" başkanı Vefik Safa istifasını sundu. Bu, partinin iki genel sekreterinin ve üst düzey askeri liderlerinin öldürüldüğü İsrail'in sert saldırılarının ardından yapısını yeniden kurmaya çalışan parti liderliği için bir ilk oldu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre konuyla ilgili bilgili kaynaklar, Hizbullah liderliğinin bugün üst düzey güvenlik yetkilisi Vefik Safa'nın istifasını kabul ettiğini bildirdi.

Lübnan güvenlik kurumlarıyla irtibattan sorumlu olan Safa, Ekim 2014'te İsrail'in düzenlediği bir suikast girişiminden sağ kurtulmuştu.

Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)

İstifa, partinin Safa'nın yetkilerini azaltmasının ardından geldi. Bu durum, geçen yılın sonlarında başlayan ve bazı isimlerin görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin atanmasıyla sonuçlanan yapısal değişiklikle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Safa'nın halefinin kimliği konusunda çelişkili haberler ortaya çıktı, ancak kaynaklar partinin bazı gruplar için daha az kışkırtıcı ve devlet ve yabancı güçlerle ilişkilerinde farklı bir üslup benimseyecek bir isim aradığı konusunda hemfikirdi. Potansiyel halefler olarak adı geçen en öne çıkan isimler arasında Hüseyin Barada, Hüseyin Abdullah ve Muhammed Muhanna yer alıyordu.

Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)

Safa'nın son görünümü, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın suikastının yıldönümü olan 25 Eylül'de Raouche Kayası'nda, Başbakan Nevvaf Selam'a hakaretler yağdıran parti destekçilerinden bazılarıyla birlikte gerçekleşti.


Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)

Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının 10 gün önce başlamasının ardından İsrail’in taleplerinin başında ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ yer alıyor. Ancak bu talebin nasıl hayata geçirileceğine dair belirsizlik sürerken, Hamas’ın Filistin devleti kurulmadan silahlarını teslim etmeye sıcak bakmaması süreci çıkmaza sokuyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu düğümün arabulucuları son derece sınırlı seçeneklerle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Buna göre, ya silahların tamamen tasfiyesi ya da dondurulması yönünde bir formül bulunması ve Hamas’ın buna ikna edilmesi ya da harekete baskı uygulanması gerekiyor. Uzmanlar, bu başlığın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere İsrail iç siyasetinde seçim amaçlı bir baskı aracı olarak giderek daha fazla kullanılacağına dikkat çekiyor.

İsrailli muhalif lider Benny Gantz dün X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ çağrısında bulundu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Hamas silah bırakmayı kabul etmezse İsrail bu yapıyı tasfiye edecek” dedi. Netanyahu da salı günü ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile yaptığı görüşmenin ardından, ‘Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik herhangi bir adımdan önce Hamas’ın silahsızlandırılmasının vazgeçilmez bir şart olduğu’ konusunda ısrarcı olduğunu vurguladı.

Strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, arabulucuların seçeneklerinin sınırlı olduğunu ve önlerinde ya uzlaşı sağlamak ya da baskı uygulamak dışında bir yol kalmadığını ifade etti. Ragıb, silahsızlandırma talebinin İsrail, Washington, Avrupa Birliği (AB) ve bağışçı ülkeler tarafından defalarca dile getirildiğini ve artık savaşın durdurulması ile yeniden imarın önüne konulan temel engellerden biri haline geldiğini söyledi.

Ragıb’a göre Netanyahu ve benzer siyasi aktörler silahsızlandırma dosyasını seçimlerde kullanacak ve anlaşmayı her an sabote edebilecekler. Özellikle ikinci aşama çok sayıda mayın barındırıyor ve Netanyahu, özellikle çekilmeyle ilgili başlıklara yaklaşmak istemiyor.

 Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, mevcut seçeneklerin giderek daraldığını belirterek, silahların tamamen tasfiye edilmesinden ziyade dondurulması yönündeki bir seçeneğin daha olası olduğunu ifade etti. Ferec, Hamas’ın elindeki silahların füze ya da insansız hava aracı (İHA) niteliğinde olmadığını ve bu nedenle teslim edilebileceğini söyledi. ABD ve İsrail’in silah maddesinin uygulanmasında ısrarcı olduğunu kaydeden Ferec, bunun İsrail’in geri çekilmesiyle eş zamanlı gerçekleşmesi ve yeni bir savaşın önüne geçecek garantilerin sunulması gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Reuters’a konuşan Hamas kaynakları, çarşamba günü yaptıkları açıklamada, hareketin silahsızlanma konusunu diğer Filistinli gruplarla görüşmeyi kabul ettiğini, ancak Washington ya da bölgesel arabulucuların kendilerine silahsızlandırmaya dair ayrıntılı ve somut bir teklif sunmadığını belirtti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonu, geçtiğimiz ocak ayının sonunda, ABD’nin Hamas’a silahlarını çok uluslu bir güce teslim etmesi için birkaç haftalık süre tanıyan bir belge hazırladığını bildirmişti. Habere göre, bu sürede uyum sağlanmaması halinde İsrail’e ‘dilediği gibi hareket etme’ konusunda yeşil ışık yakılacak.

Ferec, Hamas’ın manevra alanının son derece sınırlı olduğuna dikkat çekerek, özellikle Mısır, Katar ve Türkiye başta olmak üzere arabulucularla hızlı bir uzlaşıya varması gerektiğini, zira İsrail’in şu aşamada en büyük engeli bu dosya üzerinden yarattığını ifade etti.

Ragıb ise Hamas’ın önünde, Trump planı ve silahsızlanma maddesini uygulamaktan başka bir seçenek bulunmadığını savundu. Ragıb, bu sürecin uzatılmaması ya da dolaylı yollardan aşılmaya çalışılmaması gerektiğini, ‘çünkü kaybedilen her günün ateşkes anlaşması için bir tehdit anlamına geldiğini’ dile getirdi.

Ragıb, Gazze’de polis güçlerinin önümüzdeki günler ya da haftalar içinde konuşlandırılacağını, istikrar gücünün de devreye girebileceğini belirterek, bu aşamadan sonra manevra alanının daha da daralacağına dikkat çekti.