Musevi cinayetinin İran’daki yankıları: İsrail, Musevi’nin yerini Suriye’deki casusları sayesinde tespit etti

Tahran, Tel Aviv’i, Şam yakınlarında Devrim Muhafızları komutanına düzenlenen suikasta ‘güçlü bir karşılık’ vermekle tehdit ediyor

İran Dinî Lideri Ali Hamaney, 28 Aralık 2023’te Rıza Musevi’nin naaşı yakınında namaz kılıyor (AFP)
İran Dinî Lideri Ali Hamaney, 28 Aralık 2023’te Rıza Musevi’nin naaşı yakınında namaz kılıyor (AFP)
TT

Musevi cinayetinin İran’daki yankıları: İsrail, Musevi’nin yerini Suriye’deki casusları sayesinde tespit etti

İran Dinî Lideri Ali Hamaney, 28 Aralık 2023’te Rıza Musevi’nin naaşı yakınında namaz kılıyor (AFP)
İran Dinî Lideri Ali Hamaney, 28 Aralık 2023’te Rıza Musevi’nin naaşı yakınında namaz kılıyor (AFP)

Hanan Azizi

İran medyası, resmi yetkililerin, Rıza Musevi’nin Şam yakınlarında İsrail tarafından suikasta uğramasına yönelik tepkilerine yer verdi. Suriye’deki İranlı danışmanların eski komutanı, İsraillilerin Musevi’nin bulunduğu yeri bir hafta önce bombaladıklarını ve Musevi’ye isabet ettiremediklerini, ancak detaylı keşif operasyonları ve casusları sayesinde onun bulunduğu yeri tespit etmeyi başardıklarını açıkladı.  

Rıza Musevi, 25 Aralık’ta Suriye’nin başkenti Şam’ın kırsalındaki Seyyide Zeyneb bölgesi çevresini hedef alan bir İsrail saldırısında öldürüldü. Musevi, Devrim Muhafızları’nın Suriye’deki en kıdemli danışmanlarından biri ve eski ‘Kudüs Gücü’ Komutanı General Kasım Süleymani’den sonra İran’ın en önde gelen askerî komutanıdır.

Resmî tepkiler, uygun zaman ve zeminde ‘güçlü bir karşılık’ verileceği tehdidinde bulunmak ile ABD’yi ve İsrail’i ‘Washington’ın mevcut savaşı kontrol altına almak istediği yönündeki iddialarının aksine, İran’ı Gazze’deki savaşın sınırları dışına taşacak bölgesel bir savaşa çekmeye teşebbüsle’ suçlamak arasında farklılık gösterdi.

Şarku’l Avsat’ın İran medyasından aktardığı habere göre 1990’lı yıllardan bu yana Suriye’deki Direniş Ekseni’nin destek birimi mesabesinde olan Musevi’nin önemini teyit eden veriler ve raporlar yayınladı. Eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani de 3 Ocak 2020’de Bağdat Havalimanı yakınlarında insansız hava araçlarıyla düzenlenen bir Amerikan saldırısında öldürülmüştü.

Yurt dışında bulunan rejim muhalifi İran basını, ‘Rıza Musevi’nin Suriye’deki protestolar ve savaş sonrasında Beşşar Esed rejimini korumada önemli bir rol oynadığını’ ifade ediyor. Askerî olan ve olmayan İran rejimi yetkilileri, Rıza Musevi için yas tuttu.

İran’ın Suriye Büyükelçisi Hüseyin Ekberi, Mehr haber ajansına, “Musevi, 25 Aralık Pazartesi günü öğlen Şam’daki İran Büyükelçiliği’ndeydi. Öğleden sonra Seyyide Zeyneb bölgesinde yer alan evine doğru yola çıktı. Musevi öldürülürken karısı evde değildi. Görünüşe göre evi, üç füzeyle hedef alındı ve yıkıldı. Musevi, ülkemizin büyükelçiliğinde diplomat ve ikinci danışmandı. Diplomatik pasaportu ve Şam’da diplomatik oturum izni var” açıklamasını yaptı.  

İran medyası ve gazeteleri, İranlı yetkililerin, Devrim Muhafızları’nın bu üst düzey liderinin öldürülmesinin ‘intikamının alınacağı’ ve ‘sarsıcı ve kararlı bir tepki verileceği’ yönündeki tehditlerini aktardı. Yurt dışındaki muhalif internet sitesi IranWire ise “Rejim yetkililerinin Rıza Musevi cinayetinin intikamının alınacağı yönündeki tehditleri, İranlı vatandaşlar arasında büyük bir endişe doğurdu. Zira Kasım Süleymani’nin Ocak 2020’de Irak’ta öldürülmesinden sonra İranlı yetkililer, büyük tehditler savurmuş ve o dönemde ‘İntikam acı olacak’ demiş; sonra da Irak’ta Amerikan güçlerinin bulunduğu Ayn el-Esed üssüne birkaç füze fırlatmış ve aynı zamanda Ukrayna yolcu uçağını iki füzeyle hedef alarak uçakta bulunan 176 kişiyi öldürmüşlerdi” ifadelerine yer verdi.

İran’ın Suriye Büyükelçisi Hüseyin Ekberi: Musevi, ülkemizin büyükelçiliğinde diplomat ve ikinci danışmandı. Kendisinin diplomatik pasaportu ve Şam’da diplomatik oturum izni vardı.

Kesin bir karşılık talebi

Tahran Belediyesi’ne ait Hemşeri (Hamshahri) gazetesinin internet sitesinde 26 Aralık’ta yayımlanan habere göre Tahran’da beyaz kefen giymiş çok sayıda vatandaş ve üniversite öğrencisi, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi binası önünde toplanarak, İsrail’in ‘Rıza Musevi suikastındaki suç eylemini’ kınadı ve buna ‘kararlı bir tepki verilmesini’ talep etti.  

Hemşeri Online (Hamshahri Online) sitesi, aynı gün Suriye’deki İranlı ‘danışmanların’ eski komutanı, Devrim Muhafızları’na bağlı bir karargâhın teftiş dairesi temsilcisi ve Rıza Musevi’nin silah arkadaşı olan Cafer Esedi ile Musevi suikastına dair bir röportaj yaptı. Esedi, röportajda şu ifadeleri dile getirdi:

“İsrail, Musevi’nin öldürüldüğü mekânı geçen hafta da bombalamıştı. Musevi’nin orada olduğunu düşünmüşlerdi, ancak Musevi orada değildi. Daha sonra detaylı keşif operasyonları ve casusları sayesinde İsrailliler, Musevi’nin bulunduğu mekânı tespit etmeyi başardılar. Siyonistlerin gerçekleştirdiği bu operasyon, hiç akıllıca ve isabetli değil. Ancak görünüşe bakılırsa başarısızlıklarını aklamak için herhangi bir şeye tutunmaya çalışıyorlar ama nafile… İsrail savaş alanını genişletmek isterken, İsrail’in dostları İran’a itidal çağrısında bulunuyor. Ama Siyonistler karşısında itidalli olmanın ne faydası var?.. İsrail bu suç operasyonlarıyla İran’ı kışkırtmaya ve Filistin’deki savaşı başka ülkelere taşımaya çalışıyor.”

Foto: 28 Aralık 2023’te İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenen cenaze töreninde İran Devrim Muhafızları Askerî Danışmanı Rıza Musevi’nin posteri önünde duran kadınlar (EPA)
28 Aralık 2023’te İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenen cenaze töreninde İran Devrim Muhafızları Askerî Danışmanı Rıza Musevi’nin posteri önünde duran kadınlar (EPA)

Hemşeri gazetesi, 26 Aralık tarihli sayısında İran’ın eski Suriye Büyükelçisi Cevad Türkabadi ile de Rıza Musevi suikastına ve İran’ın muhtemel tepkisine dair bir röportaj yaptı. Bu röportajda Türk Abadi şu değerlendirmede bulundu:

“Musevi’nin etkin rolü, Tel Aviv’i bu suçu işlemeye iten temel sebeplerden biri. Musevi’nin Suriye’de etkin ve sürekli bir varlığı vardı. Bu sayede Musevi, öne çıkan tecrübesi ve olgunluğuyla Direniş Ekseni’ni güçlendirdi. Bu da onu, daha önce ona karşı defalarca suikast girişiminde bulunan Siyonist yapının hedefi haline getirdi. Musevi, Suriye’deki Direniş Ekseni’nde stratejik faaliyetler yürüttü. Suriye’deki görevi sırasında İran’a dönüş seçeneğini defalarca dile getirdi, ancak ben onun yerine geçecek kişiyi seçmenin zor olduğunu düşünüyordum. Tel Aviv’in onu öldürmek için uzun bir süredir üzerinde çalıştığı bir planı vardı zaten. Ama bu suçun şimdi işlenmesinin sebebi, Siyonist varlığın işgal altındaki topraklarda karşılaştığı zorluklar ve karmaşık koşullardır. İsrail, Gazze’de hedeflerine ulaşamadı ve İran’a karşı intikam duygusu besliyor. Bununla birlikte Tel Aviv’in yürüttüğü bu suç operasyonları, bu yapı için nihai yenilginin başlangıcı ve çöküşün hazırlığıdır.

Bence İran, bu suça, işgal edilmiş topraklardaki savaş meydanında yaşanan saha ve operasyon gelişmelerine dayanarak karşılık verecek. İslam Cumhuriyeti bu cevap üzerine çalışacak ve zamanlamasıyla boyutları da dikkatli bir şekilde seçilecek.”

Câm-ı Cem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehdi Givehki: İran’a yönelik bazı sabotajlar ve suikastlar, İslam Cumhuriyeti’ni Siyonist yapının oyununa çekmeyecektir. Cevabın zamanını ve yerini belirleyecek olan İran’dır.

Câm-ı Cem (Jamejam) gazetesi 26 Aralık tarihli sayısına “Tel Aviv Ateşle Oynuyor” manşetini attı. İlgili haberde şu ifadeler yer alıyordu:

“Tel Aviv yetkilileri, kendi krizlerinden, başarısızlıklarından ve Gazze’de artan cinayetlerinden kaçmaya ve Tahran’a karşı ateşle oynamaya karar verdi… Devrim Muhafızları’nın bu üst düzey komutanına suikast düzenleyerek, İslam Cumhuriyeti’ni kendileriyle açık bir askerî çatışmaya sürüklemeye çalıştılar. Bu İran tarafından kararlı bir tepkiyle karşılık bulacak.”

Câm-ı Cem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehdi Givehki, 26 Aralık’ta “Bir Suikast Operasyonu ve Siyonizm’in Hatasının Analizi” başlıklı bir makale kaleme aldı. Yazar, düşüncelerini şu ifadelerle yazıya geçirdi:

“Musevi, bölgedeki Direniş Ekseni’nin kurucularından biriydi ve son otuz yılda etkin bir varlık gösterdi. Siyonist varlığın Musevi’ye suikast düzenlemekteki hedefi, savaş alanını genişletmek ve savaşı Gazze dışına taşımaktır. Tecrübelerin gösterdiği üzere Siyonistler, bir krizle karşı karşıya kaldıklarında Direniş Ekseni ülkelerindeki operasyonlarının kapsamını genişletmeye çalışıyorlar. Zaten bölgesel bir güç olarak İran’ı çatışmaya dahil etmek gibi bir planları var. Bu yüzden önde gelen bir komutana suikast düzenlediler… Bu da Yemen’de, Lübnan’da ve Irak’taki diğer birçok cephede baskılara maruz kalan Siyonistlerin, Direniş ile birden fazla cephede çatışmaya güç yetiremediklerini gösteriyor. Ama bu gaspçı yapı, Direniş cephesinin performansını etkilemeyen bu suikastlarla kendini kurtaramaz. Bu tür suikastlar, Gazze’deki savaş denklemini Siyonist varlık lehine de değiştirmeyecek. Siyonist varlık, bu suçun bedelini Direniş ile yüzleşerek ödeyecek. Yanlış okumaları ve savaşın tüm cephelerindeki başarısızlığıyla Siyonist varlık, İran’ı kendisiyle doğrudan bir savaşa sürükleyebileceğini zannediyor. Ama İran bu oyunun içine çekilmeyecek. İslam Cumhuriyeti, meşru müdafaa hakkını saklı tutuyor. Ancak karşılık verme konusunda aceleci davranmayacaktır. Bölgesel denklemler, Direniş cephesi lehine… İran’a yönelik bazı sabotajlar ve suikast operasyonları, İslam Cumhuriyeti’ni Siyonist varlığın oyununa çekmeyecektir. Verilecek cevabın zamanını ve yerini belirleyecek olan İran’dır.”

Risalet gazetesi yazarı Muhammed Bahreyniyan: İran’ın seçenekleri çok. Doğrudan savaşın seçeneklerden biri olması gerekmiyor.

Tel Aviv’in tartışmasız başarısızlığı

Hanif Gaffari, Câm-ı Cem gazetesinin 26 Aralık tarihli sayısı için “Tel Aviv’in Tartışmasız Başarısızlığı” başlıklı bir makale kaleme aldı ve şu ifadelere yer verdi:

“Şam’da Musevi’ye yönelik sistematik suikast operasyonunda Washington’ın rolünü göz ardı etmemek gerekir. Zira İsrail’in Suriye’de ve Lübnan’da gerçekleştirdiği saldırılar ve operasyonlar, Tel Aviv ile Washington arasındaki istihbarat ve operasyonel bir koordinasyonla yürütülüyor.

Bu yüzden Amerikalı işgalciler, Siyonistlerle iş birliği yaparak korkunç ve büyük bir hata işlediler. Bu hata, Direniş sisteminin daha da güçlendirilmesine ve Siyonizm’in çöküş sürecinin hızlandırılmasına yol açacak gelişmelere sebep olacaktır. İntikam saati, Siyonistlerin ve Amerikalıların tasavvur ettiğinden daha yakın ve karmaşık… Direniş Ekseni’nin sahip olduğu yetenekler ve zekâ, İsrail için varoluşsal bir tehdit oluşturacak, Washington ile Tel Aviv için bölgede karanlık bir gelecek çizecek ve işgalci Amerikalıları bölgeden tam anlamıyla kovmak ve Kudüs’ü işgal eden varlığı ortadan kaldırmak suretiyle bölgede ve dünyada gerçek barışı ve güvenliği temin edecek.”

Muhammed Bahreyniyan ise 26 Aralık’ta Risalet (Resalat) gazetesinde yayınlanan “Tufan Görevini Yerine Getirdi” başlıklı makalesinde düşüncelerini şöyle ifade etti:

“İsrail’e yönelik kuşatma çemberi giderek daralıyor. İsrail, İranlı askerî danışmanlara suikast düzenlemek gibi operasyonlarla denklemi kendi lehine çevirmeye çalışıyor ve İran’ın yıkıcı tepkisinin ABD’yi İran’la doğrudan bir savaşa çekeceğini hayal ediyor… Ancak İsrail’in İran’a yönelik bu operasyonları gösteriyor ki Siyonistler, sahadaki gerçekliğe ilişkin gerçekçi bir anlayışları yok. Ayrıca hiçbir cephede kazanamadıklarının, aksine kayıplarının artmaya başladığının da farkında değiller… İran tepkisini, tüm cephelerde gerilimi tırmandırmak, hatta yeni cepheler açmak suretiyle gösterebilir. İran’ın seçenekleri çok; doğrudan savaş bu seçeneklerden biri olmak zorunda değil. Golan Tepeleri’ndeki Suriyeli gençler, Siyonistlerin ilk yeni kâbusu olabilir.”  

İran Devrim Muhafızları Komutanı General Hüseyin Selami, Rıza Musevi’nin posteri önünde cenaze konuşması yaparken (AP)
İran Devrim Muhafızları Komutanı General Hüseyin Selami, Rıza Musevi’nin posteri önünde cenaze konuşması yaparken (AP)

Siyaset ve medya düzeyinde kazanımlar

25 Aralık’ta İtimad (Etemad) gazetesinin internet sitesi, İntihab (Entekhab) internet sitesinin Musevi cinayetine ilişkin olarak uluslararası ilişkiler uzmanı Hasan Beheştipur ile yaptığı röportajı aktardı. Bu röportajda Beheştipur, Musevi’nin hedef alınması için İsrail’e gerekli bilgileri veren casusların kimliğinin tespit edilmesinin önemini belirterek şöyle dedi:

“İsrail bu konuda kararlı bir tepkiyle karşılaşmazsa suikast operasyonlarını tekrarlar… Şu soruyu sormak lazım: İsrail, İran’a güç gösterisi mi yapmaya çalışıyor? İran, Hamas’ın 7 Ekim saldırısında bir rolü olmadığını söyledi. Ancak İsrail yine de intikam istiyor.

Bu operasyonun bir diğer hedefi de son dönemde pek çok darbe alan güçlerinin moralini yükseltmektir. Aynı şekilde İsrailli yetkililerin de İsrail kamuoyu karşısında, son savaştaki zayıflıklarını örtmesi gerekiyor… İsrail, Suriye’de birçok baskın gerçekleştirdi. Ancak diğerlerinden farklı olarak bu baskın, etkili bir ismin şehit olmasına yol açtı. Bu operasyon, Kasım Süleymani’nin ve Fahrizade’nin öldürülmesine yönelik operasyona benzetilebilir… Görünüşe bakılırsa Musevi’yi öldürmekle İsrail, İran’ı savaşa çekmek değil, siyaset ve medya düzeyinde kazanç elde etmek istiyordu. Ancak İran’ın karşılık vermesi gerek. Zira büyük bir komutanın şehadeti söz konusu.”

Keyhan gazetesi de 27 Aralık tarihli sayısında Musevi cinayetine dair detaylı bir haber yayınlayarak, “İran’ın tüm Direniş cephelerinden gelecek çarpıcı ve ölümcül tepkisinden” bahsetti ve şöyle dedi:

“İntikam, Siyonistlerin sandığından daha büyük ve kapsamlı olacak. İsrail, kuruluşunun 80’inci yıldönümünü göremeyecek.”

Foto: Rıza Musevi’nin cenazesi merasimine katılanlar (AFP)
Rıza Musevi’nin cenazesi merasimine katılanlar (AFP)

Hem Mihen (Hammihan) gazetesi ise 27 Aralık tarihli sayısında Ahmed Zeydabadi’nin kaleminden “İsrail ve Yedi Cephe” başlıklı bir makale yayımladı. Bu makalede yazar, İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant’ın Knesset’teki Dışişleri ve Savunma Komitesi’nin toplantısında yaptığı, ‘Çok cepheli bir savaştayız ve Gazze, Lübnan, Suriye, Batı Şeria, Irak, Yemen ve İran olmak üzere 7 cepheden saldırıya maruz kalıyoruz. Bu bölgelerin altısında önlem aldık’ açıklamasına işaret ederek şöyle dedi:

“Galant, İsrail’in henüz Yemen cephesine karşılık vermediğini kastediyorsa şayet, o zaman bu açıklamaları Galant’ın, Şam banliyösünde General Rıza Musevi’ye düzenlenen suikasta bakarak İran’ı İsrail’in cevap verdiği cepheler arasında saydığı şeklinde yorumlanabilir… İsrail, dış saldırılarının sorumluluğunu resmî olarak üstlenmedi, ancak Yoav’ın açıklamaları, İsrail’in Musevi suikastındaki rolüne dair üstü kapalı bir itiraftır. İsrail, tünellerin imha edilmemesini, kendisini 7 Ekim’deki olaya benzer saldırılara maruz bırakabilecek varoluşsal bir tehdit olarak görüyor. Ayrıca Lübnan’ın güneyindeki Hizbullah’ın Hamas’ınkine benzer ya da daha karmaşık bir tünel ağına sahip olduğundan ve Hizbullah’ın Lübnan’ın güneyinden İsrail’e doğru 7 Ekim’dekine benzer operasyonlar gerçekleştirmek için uygun zamanı beklediğinden korkuyor!.. Bu yüzden de geçici veya sürdürülebilir bir ateşkesin kendi yararına olmadığını düşünüyor.

İran, İsrail’in acil bir ateşkese ikna olması için tüm gücünü ve araçlarını kullanıyor. Gazze’deki savaş yeni bir aşamaya girdi… İsrail, kendisini Gazze’de acil ve sürdürülebilir bir ateşkese mecbur bırakmaya çalışan her odağı hedef alıyor! İsraillilere göre İslam Cumhuriyeti, doğrudan bir çatışma istemiyor ve bunun yerine bölgesel müttefikleri aracılığıyla acil ve sürdürülebilir bir ateşkes dayatmak için her türlü çabayı gösteriyor. Dolayısıyla General Musevi’ye yönelik suikastla İsrail, Tahran’a şu mesajı verdi: İran, bölgesel müttefiklerini İsrail’i ateşkese zorlamaya teşvik ederse bu, iki taraf arasında açık bir savaş anlamına gelecektir…Gazze’deki savaşı bölgesel bir savaş haline gelecek şekilde genişletmeye bir adım daha yaklaştık.”

* Şarku’l Avsat tarafından Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

İsrail basını, İsrail’in Mısır ordusunun Somali ve Afrika Boynuzu'ndaki hareketlerinden duyduğu endişeyi dile getirirken, Mısırlı eski askeri yetkililer, Mısır'ın Somali'deki askeri varlığını ‘meşru ve uluslararası hukuk ve uluslararası sözleşmelere uygun’ olarak değerlendirdi ve bunun bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yardımcı olmayı amaçladığını belirttiler.

İsrail gazetesi Yisrael Hayom, Mısır'ın ordusuna Somali üzerinden İsrail'e yanıt vermesini emrettiğini ve bu konuda onu destekleyen Arap ülkeleri olduğunu yazdı. Gazete, “Afrika Boynuzu'nda güç mücadelesi alevleniyor: Mısır, İsrail'in 'Somaliland'ı tanımasına yanıt veriyor” başlıklı haberinde, bu tanımaya karşı çıkan Kahire'nin, İsrail'in hamlesine yanıt olarak Somali'deki güçlerini yeniden konuşlandırdığını kaydetti. Gazeteye göre buraya yaklaşık 10 bin Mısırlı askerin konuşlandırıldığı tahmin ediliyor.

Ancak, Mısır ordusunun eski kimyasal savaş şefi Tümgeneral Muhammed eş-Şehavi, Mısır askerlerinin ‘dünyanın en büyük sekizinci barış gücü olduğunu ve Somali'deki Mısır güçlerinin Afrika Birliği (AfB) barış güçlerinin komutası altında olduğunu ve Somali'de barışı korumak için çalıştıklarını’ söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Şehavi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır, Somali'nin stratejik konumu nedeniyle birçok ülke tarafından, özellikle de İsrail tarafından arzulandığının farkında. İsrail, Somali'nin güvenliğini istikrarsızlaştırmak ve Etiyopya'nın Kızıldeniz'e ulaşma ve bir deniz gücü kurma planı gibi belirli planları kabul etmeye zorlamak amacıyla Somaliland bölgesini Somali'den ayrılmak isteyen bir devlet olarak tanıdı. Ayrıca Etiyopya, İsrail'in desteğiyle Sudan'da istikrarın yeniden sağlanmasını engellemek ve çatışmanın devamını sağlamak gibi başka faaliyetlerde de bulunuyor.”

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, İsrail'in ayrılıkçı bölgeyi tanıması ve Kızıldeniz'de bir yer edinme çabaları sonrasında Somali ve Kızıldeniz'in güvenliği konusunda defalarca kez uyardı.

grfbgfr
AfB'nin Somali'deki barış gücü misyonunda Mısır askerleri de yer alıyor (AFP)

İsrail, geçtiğimiz aralık ayında Aden Körfezi ve Kızıldeniz'in güneyine bakan Somaliland bölgesinin bağımsızlığını tanıdı. Etiyopya, bu bölgenin bağımsızlığını tanımak karşılığında bir deniz ve askeri liman elde etmek istiyordu.

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdulvahid, Mısır askerlerinin Somali'deki rolünün Afrika Birliği ve barış gücü çatısı altında güvenlik ve istikrarı sağlamak olduğunu vurgulayarak “Bu nedenle Mısır güçlerinin varlığı, Afrika Birliği ve Somali Devleti'nin talebi üzerine meşrudur. Somali Devleti'nin cumhurbaşkanı kısa süre önce Mısır'ı ziyaret ederek bunu tüm dünyaya teyit etmiştir” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Tümgeneral Abdulvahid, şunları söyledi:

“Bu bakımdan, İsrail'in Somaliland'ı bir devlet olarak tanıyarak ve Somali devletini bölmeye çalışarak yasadışı bir hamleye başvurup uluslararası hukuku hiçe saydığı halde, diğer tarafların Mısır'ın meşru varlığından endişe duyduklarını iddia etmeleri anlaşılabilir değil. Etiyopya'nın Somali'ye yönelik tacizleri ve kendi topraklarında bir Etiyopya deniz üssü kurulmasını kabul etmesi için yaptığı baskı, Addis Ababa tarafından gerçekleştirilen ve İsrail tarafından desteklenen, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) milis, teçhizat ve silah sağlamak gibi Afrika Boynuzu bölgesinde genel olarak gerçekleştirilen diğer şüpheli hamleler, İsrail'in bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik hamleleri bağlamında değerlendirilmeli.”

Tümgeneral Abdulvahid, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır ve AfB, bu gelişmelerin farkındadır ve bu nedenle Mısır'ın buradaki askeri varlığı, tüm bu tehditlere karşı koymak ve uluslararası yasal yükümlülükler ve uluslararası meşruiyet çerçevesinde hareket etmek için.”

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi pazar günü, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile Mısır ziyareti sırasında düzenledikleri ortak basın toplantısında, Somali'deki barış gücü misyonuna, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü destekleme taahhüdünün bir parçası olarak asker göndermeye devam edeceğini açıkladı. Sisi ve Mahmud, ikili bir toplantı düzenledikten sonra, her iki ülkenin heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, Mısır'ın Somali'nin birliği ve toprak bütünlüğünü destekleyen tutumunu vurgulayan Sisi, ülkenin egemenliğini zedeleyecek veya istikrarını tehdit edecek her türlü önlemi reddetti.

Sisi, düzenlenen ortak asın toplantısında, ‘devletlerin güvenliğini ve egemenliğini tehlikeye atabilecek adımlara’ karşı uyarıda bulunarak, bunları ‘Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın ihlali’ olarak nitelendirdi. Mısır, 2024 yılının aralık ayı sonlarında, Somali'deki AfB barış gücü misyonuna asker göndereceğini duyurmuştu. Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, bu kararın ‘Somali hükümetinin talebi ve AfB Barış ve Güvenlik Konseyi'nin (AUSSOM) onayıyla’ alındığını söyledi. AUSSOM, 2024 yılı sonlarında sona eren terörle mücadele misyonunun yerini aldı.


Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
TT

Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi, bazı milletvekillerinin üyeliğinin geçerliliğini sorgulayan mahkeme kararlarıyla ilgili yeni bir siyasi sınavla karşı karşıya. Bu kararların en sonuncusu, geçtiğimiz cumartesi günü iki milletvekilinin üyeliğinin iptal edilmesine ilişkin karardı. Meclis Yasama Komitesi Başkanı, ‘mahkeme kararlarının uygulanmasına tamamen bağlı olduklarını’ teyit etti.

Kahire'nin doğusundaki Şarkiya ilinin Minye el-Kamh bölgesindeki seçim sürecini geçersiz kılan ve yeniden yapılmasını emreden Yargıtay'ın kararının ardından Mısır Temsilciler Meclisi’ne bir bekleyiş havası hakim oldu.

Mahkeme ayrıca, diğer seçim bölgelerine ilişkin olası kararlar beklentisiyle, milletvekilleri Muhammed Şehide ve Halid Meşhur'un üyeliklerini geçersiz kılmaya ve seçim bölgelerinde yeniden seçimler yapılmasına hazırlık olarak zaferlerini iptal etme kararı aldı.

Temsilciler Meclisi Yasama Komitesi Başkanı Danışman Muhammed Eid Mahcub, Meclisin Minye el-Kamh bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan karara uyacağını belirterek, devletin yargı kararlarına ve hukukun üstünlüğüne saygı duyduğunu vurguladı.

Mahcub, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, önceki parlamento seçimlerinde, özellikle de ilk aşamada, mahkeme kararlarıyla sonuçları iptal edilen seçim bölgelerinde seçimlerin yeniden yapıldığını hatırlatarak “Mısır devlet kurumları yargı kararlarına saygı duyar ve bunları uygular” ifadelerini kullandı.

Mahcub, kararın ‘olağan prosedür yolunu izleyeceğini, önce kararın gerekçelerinin Yargıtay'ın teknik ofisine sunulmasıyla başlayacağını, ardından dosyanın Temsilciler Meclisi Başkanlığı ve Genel Sekreterliğe, daha sonra da Meclis Yasama Komitesi'ne sevk edileceğini’ açıkladı. Bu idari döngünün tamamlanması için kesin bir zaman dilimi belirlemenin mümkün olmadığını vurguladı.

rgty67u
Mısır Temsilciler Meclisi Başkanı Hişam Bedevi (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır basını, Yargıtay'daki bir adli kaynağın, Minye el-Kamh seçim bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan kararın nihai ve tüm taraflar için bağlayıcı olduğunu ve temyiz edilemeyeceğini söylediğini aktardı.

Mısır anayasasına göre Temsilciler Meclisi üyelerinin üyelikleri, kararın Meclise bildirildiği tarihten itibaren geçersiz hale gelir.

Yargıtay, Temsilciler Meclisi üyelerinin üyeliklerinin geçerliliği konusunda karar verme yetkisine sahiptir ve temyiz başvuruları, nihai seçim sonuçlarının açıklanmasından itibaren 30 günü geçmeyen bir süre içinde Yargıtay'a sunulmalıdır. Temyiz başvurusu, başvurunun alındığı tarihten itibaren 60 gün içinde karara bağlanır.

Yargıtay avukatı Albert Ansi, mahkeme kararının gerekçeleri hakkındaki yorumunda “Karar, kesin bir sahtekarlık kanıtına değil, seçim sürecini etkileyen usul ihlallerine ve açıklanan sonuçlara tam meşruiyet kazandırmak için gerekli olan temel belgelerin sunulmamasına dayanıyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Ansi, “Karar, seçim sürecinin kendisini objektif olarak kınamaktan ziyade, daha çok usule ilişkin ve önleyici bir karar niteliğinde” şeklinde konuştu.

Ansi, bazı milletvekillerinin üyeliklerinin iptal edileceğini ve bir dizi seçim bölgesinde, her seçim bölgesinin özel koşullarına göre değişen prosedürlerle yeniden seçim yapılacağını öne sürdü.

Mısır medyasının tanınan simalarından Ahmed Musa ise Temsilciler Meclisi'nin seçim sürecini bozan unsurları düzeltmek için tarihi bir fırsatı olduğunu söyledi. Yerel bir kanalda yayınlanan programında, Yargıtay kararlarının uygulanmasının ‘parlamento da dahil olmak üzere herkesin görevi olduğunu ve hiçbir bahaneyle ertelenmemesi gerektiğini’ vurgulayan Musa, Ulusal Seçim Otoritesini görevini yerine getirmeye çağırarak, halkın güvenini korumak ve devletin prestijini ve hukukun üstünlüğünü muhafaza etmek için” Temsilciler Meclisi'nden kararlar yayınlanır yayınlanmaz bunları uygulamaya koymasını istedi.

Yargıtay, Batı Delta'daki bir parti listesine üye olan bazı milletvekillerinin üyeliğine karşı yapılan itirazla ilgili nihai kararını 5 Nisan'da verecek.

dfbg
Mısır Temsilciler Meclisi binası (Temsilciler Meclisi resmi internet sitesi)

Ancak analistler, bu mahkeme işlemlerini ‘bekleyen çok sayıda temyiz başvurusu ışığında Mısır Temsilciler Meclisi sahnesinde yaşanan kargaşanın bir işareti’ olarak gördüler. Al-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Imad Gad, bunları ‘Temsilciler Meclisi’nin güvenilirliğini zedeleyen’ bir unsur olarak değerlendirdi.

Gad, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, son parlamento seçimleri sırasında, özellikle seçim yasaları, siyasi partilerin düzenlenmesi ve parti listelerinde ve bağımsız adayların seçilme kriterleri ile ilgili kapsamlı siyasi reformlar yapılması yönünde siyasi ve insan hakları çevrelerinden gelen çağrıları hatırlattı.

Mısırlılar geçtiğimiz ay, seçim usulsüzlükleri nedeniyle bir dizi seçim bölgesinin sonuçlarının iptal edilmesinin ardından, iki ay boyunca sekiz tur süren maraton parlamento seçimlerine veda etti.

Devlet Konseyi Yüksek İdare Mahkemesi'nin Kasım ayında ilk aşamadaki yaklaşık 30 seçim bölgesindeki seçimlerin geçersiz olduğuna karar verdi.

Bu karar, adaylar tarafından yapılan itirazların sonucu olarak alındı. Yüksek Seçim Kurulu da Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi'nin 10 Kasım'da başlayan bu aşamadaki usulsüzlüklerle ilgili açıklamalarının ardından, usulsüzlükler nedeniyle 19 seçim bölgesindeki seçim sonuçlarını iptal etti.


Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi dün, Başbakan Mustafa Medbuli hükümetinde 13 bakanlıkta değişikliklerin yapılmasını öngören bir kabine değişikliğini onayladı. Egemen makamlardaki isimler görevlerinde kalırken, Enformasyon Bakanlığı yeniden hükümet yapısında kendine yer buldu.

Sekiz yılı aşkın bir süredir görevde olan Medbuli hükümetindeki dördüncü değişiklik, ekonomik kalkınma için bir başbakan yardımcısı ve dört bakan yardımcısının seçilmesini öngörüyordu.

Kabine değişikliği kapsamında Ziya Raşvan enformasyon bakanı olarak atanırken, Dr. Bedir Abdulati dışişleri bakanı, Korgeneral Abdulmecid Sakr savunma bakanı ve Tümgeneral Mahmud Tevfik içişleri bakanı olarak görevlerine devam etti.

Mısır Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, kabine değişikliğini onaylamadan önce Medbuli ile ‘mevcut hükümette değişiklik yapılması’ konusunda istişare etti.

Anayasanın 147. maddesinde, “Cumhurbaşkanı, Başbakan ile istişare ettikten ve Temsilciler Meclisi'nin mevcut üyelerinin salt çoğunluğunun, ancak meclis üyelerinin en az üçte birinin onayıyla bakanlar kurulunda değişiklik yapabilir” deniyor.

Yeni bakanların bugün Cumhurbaşkanı huzurunda anayasal yeminlerini etmeleri bekleniyor.