Mısır’ın arabuluculuk çabaları Aruri suikastının yarattığı krizi aştı mı?

İsrail heyetinin Kahire’yi ziyaret ettiği belirtiliyor.

İsrail’in bombardımanları geniş çaplı yıkıma neden oluyor. (AFP)
İsrail’in bombardımanları geniş çaplı yıkıma neden oluyor. (AFP)
TT

Mısır’ın arabuluculuk çabaları Aruri suikastının yarattığı krizi aştı mı?

İsrail’in bombardımanları geniş çaplı yıkıma neden oluyor. (AFP)
İsrail’in bombardımanları geniş çaplı yıkıma neden oluyor. (AFP)

Mısır ve Katar’ın, İsrail ile Gazze Şeridi’ndeki direniş grupları arasındaki çatışmayı durdurma ve rehine takasına yönelik arabuluculuğu, Hamas liderlerinden Salih el-Aruri’nin bir hafta önce Beyrut’un güney banliyösünde öldürülmesinden bu yana yaşanan ‘durgunluğun aşılabileceğine’ ilişkin çeşitli göstergelere tanık oldu. Nitekim İsrailli bir heyetin Hamas’la rehine takasına ilişkin müzakereleri yeniden başlatmak üzere Kahire’ye geldiğine yönelik haberler çıktı.

ABD medyası, üst düzey bir ABD temsilcisinin Katar Başbakanı ile görüştüğünü aktarırken ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın bölgedeki gezisinin son durağı olarak bugün Kahire’ye geçmesi bekleniyor. Arabuluculuk sürecinin rehinelerin Gazze’den çıkarılması yönünde ilerletilmesi öncelikler arasında yer alıyor.

Sky News Arabia’nın aktardığına göre isminin açıklanmasını istemeyen üst düzey Mısırlı bir kaynak, İsrail’den bir güvenlik heyetinin Gazze Şeridi’ndeki durumla ilgili gelişmeler hakkında Mısırlı yetkililerle görüşmek üzere Kahire’ye geldiğini bildirdi. Kaynak, heyetin pazartesi akşamı Kahire’ye gelip salı günü öğleden sonra buradan ayrıldığını ve Mısırlı yetkililerle yaptığı görüşmelerde ‘Gazze Şeridi’nde Filistinli gruplar tarafından tutulan İsrailli rehinelerin serbest bırakılması karşılığında uzun bir ateşkes anlaşması’ üzerinde durulduğunu belirtti.

Kahire, Beyrut’ta Aruri suikastından önce ateşkesle sonuçlanan birbirini takip eden ve birbiriyle bağlantılı üç aşamayı içeren öneriler sunmuş ancak arabuluculuk süreci suikastın ardından bir durgunluğa tanık olmuştu.

Fotoğraf Altı: Saldırılarda yaralanan Filistinliler, Aksa Şehitleri Hastanesi’ne kaldırılıyor. (Reuters)
Saldırılarda yaralanan Filistinliler, Aksa Şehitleri Hastanesi’ne kaldırılıyor. (Reuters)

7 Ekim’den bu yana bölgedeki dördüncü gezisi kapsamında, dokuzuncu ülke olarak Kahire’ye gelmesi beklenen Blinken, daha önce yaptığı açıklamalara göre Gazze Şeridi’ndeki rehinelerin serbest bırakılmasıyla ilgili çabaları destekliyor. Salı günü Blinken, Gazze’de tutulan ABD’li rehinelerin aileleriyle Tel Aviv’de bir araya geldi. Burada ‘tüm rehinelerin ailelerine geri dönmesinin ABD yönetimi için son derece öncelikli bir konu olduğunu’ vurguladı ve rehine meselesini İsrail’deki Mossad ve Şin-Bet teşkilatlarının başkanlarıyla görüştü.

Ayrıca dün Akabe’de düzenlenen Arap zirvesinin sonunda Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve Ürdün Kralı 2. Abdullah, ‘İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırganlığını sona erdirmek ve oradaki sivilleri korumak için baskının artırılması gerektiğini’ vurguladılar. Zirveden sonra yapılan açıklamaya göre Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile üçlü toplantıya katılan iki lider, ‘Hamas tarafından yönetilen Gazze Şeridi’nin kaderini İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria’dan ayırmaya yönelik her türlü İsrail planını’ reddettiklerinin altını çizdiler. Mısırlı bir yetkili dün yaptığı açıklamada, Mısır ve Ürdün’ün Gazze’de ateşkes sağlanması ve buradaki insani krizin hafifletilmesi için baskı uygulanması amacıyla destek toplamaya çalıştıklarını söyledi. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı bilgilere göre Mısırlı yetkili, Abbas, Ürdün Kralı ve Mısır Cumhurbaşkanı’nın ‘Filistinlilerin topraklarından çıkarılmasına’ karşı olduklarını yinelediklerini de sözlerine ekledi.

El-Ehram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nden İsrail meseleleri uzmanı Dr. Said Ukkaşe arabuluculuk çabalarının ‘pratikte durmadığını’ söyledi. Durgunluğun Aruri suikastının yansımalarını kontrol altına almak için siyasi düzeyde olabileceğine işaret ederek güvenlik birimleri ile arabulucuların çalışmaları düzeyinde çeşitli taraflar arasındaki iletişimin durmadığını belirtti.

Ukkaşe, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada mevcut müzakerelerin devam ettiğini ancak zorlu olduğunu dile getirerek, çatışmanın her iki tarafının da (İsrail ve Hamas) katı tutumlarından vazgeçmemeleri göz önüne alındığında, üzerine inşa edilecek hiçbir sonuç olmadığını tahmin ettiğini söyledi. Gruplar, yaşadıkları zorluklara, saha ve insani baskılara rağmen suikast sonrasında İsrail’e güvenmiyor. Diğer yandan İsrail hamleler yapmaya devam ediyor ve Filistinli gruplar tarafından tamamen reddedilmesine rağmen ilk ateşkesle aynı kurallar çerçevesinde müzakere yapmak istiyor.

Fotoğraf Altı: Mısır’ın insani yardım malzemeleri taşıyan tırları, Kerem Şalom Sınır Kapısı’nda güvenlik kontrolünden geçtikten sonra Gazze Şeridi’ne giriş yapıyor. (EPA)
Mısır’ın insani yardım malzemeleri taşıyan tırları, Kerem Şalom Sınır Kapısı’nda güvenlik kontrolünden geçtikten sonra Gazze Şeridi’ne giriş yapıyor. (EPA)

ABD haber sitesi Axios’a göre Washington, Ortadoğu temsilcisini büyük bir gizlilikle Doha’ya gönderdi. Sitenin haberinde ABD Başkanı’nın Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Brett McGurk ile Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani arasında salı günü Doha’da bir toplantı yapıldığı belirtildi. ABD’li bir kaynak ve iki başka kaynağa dayandırılan haberde iki yetkilinin bölgesel gerilimleri ve Gazze’de tutulan rehinelerin serbest bırakılmasını sağlama çabalarını görüştüğü kaydedildi.

Axios’a göre Beyaz Saray ve Katar hükümeti toplantıyı ‘gözlerden uzakta tuttu’, McGurk’un ziyaretini duyurmadı ve Katar Başbakanı ile görüşmesine ilişkin bir açıklama yayınlamadı. Haber sitesinde İsrail ve Hamas hareketinin anlaşmaya varmak için iki teklif sunduğu ancak iki anlaşma arasında halen büyük boşluklar olduğu belirtildi.

Aynı bağlamda İsrail’in Kanal 13 televizyonu, Gazze’deki savaşı sona erdirme amacı taşıyan ve Katar’a atfedilen bir önerinin ayrıntılarını yayınladı. Öneri, ‘İsrail ordusunun geri çekilmesi karşılığında Hamas liderlerinin Gazze Şeridi’nden sürülmesi ve tüm rehinelerin aşamalı olarak da olsa serbest bırakılmasını’ içeriyor. Ancak Katar yetkilileri bu konuda herhangi bir resmi bilgi veya açıklama yayınlamadı.

Diğer yandan Hamas, ‘kendi şartları’ yerine getirilmeden rehineleri serbest bırakmayı reddediyor. Salı günü Katar’da düzenlenen bir konferansa katılımı sırasında açıklamalarda bulunan Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Heniyye yaptığı açıklamada bu tutumun altını çizerek “İşgal hapishanelerindeki tüm mahkumlarımız serbest bırakılmadıkça onlar (İsrail) rehinelerini asla geri alamayacaklar” dedi.

Filistinli gruplar, geçici ateşkes müzakerelerini reddettiklerini ve tam bir ateşkes ile ‘herkese karşılık herkes’ ilkesine göre tutuklu-rehine takasında ısrarcı olduklarını defalarca gösterdiler. İsrail askeri operasyonu şu ana kadar güç kullanarak rehineleri kurtarmakta veya Hamas’ı, Tel Aviv için en önemli kategori olan askeri mahkumları serbest bırakmaya zorlamakta başarısız oldu.

Kudüs Üniversitesi Siyasi Bilimler Öğretim Görevlisi ve Filistinli siyasetçi Dr. Eymen er-Rakab, Aruri suikastının ardından oluşan gergin atmosfere rağmen arabuluculuk kapılarının ‘kapanmadığını’ söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Rakab ‘şu aşamada grupların müzakerelerin yeniden başlatılması konusundaki tutumuna ilişkin net bir sinyal olmasa da Gazze Şeridi’ndeki insani krizin yükünü hafifletmek için geçici bir ateşkes’ için dahi grupların ileride tekrar müzakere sürecine girmesinin olası olduğuna’ dikkat çekti.

İsrail’in 7 Ekim operasyonundaki rehine sayısına ilişkin açıkladığı tahminlere göre ilk geçici ateşkes sırasında Hamas, elindeki rehinelerin yaklaşık yarısını serbest bıraktı. Mısır, Katar ve ABD’nin arabuluculuğuyla gerçekleştirilen geçici ateşkes geçen kasım ayında yapılarak bir hafta sürmüştü. Arabulucular o zamandan bu yana, çatışmaların durdurulması ile birlikte yeni bir rehine-tutuklu takası turu için anlaşmaya varmaya çalışıyorlar.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.