Arafat’ın Britanya’dan almak istediği Filistin altınlarının hikâyesi nedir? (2-3)

Filistin Kurtuluş Örgütü, Manda hükümetine ait olduğu iddia edilen bazı mali varlıklar nedeniyle İngiliz hükümetini soruşturmaya niyetleniyordu. Londra ise bu varlıkları reddediyor

Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı merhum Yaser Arafat, 4 Haziran 1996’da Londra’da (AFP)
Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı merhum Yaser Arafat, 4 Haziran 1996’da Londra’da (AFP)
TT

Arafat’ın Britanya’dan almak istediği Filistin altınlarının hikâyesi nedir? (2-3)

Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı merhum Yaser Arafat, 4 Haziran 1996’da Londra’da (AFP)
Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı merhum Yaser Arafat, 4 Haziran 1996’da Londra’da (AFP)

Önceki bölümde İngiliz raporunda, 1993 yılında Batılı ülkelerin İsrail hükümetine, bilhassa Filistinli mültecilerin geri dönüşüne ilişkin maddeler konusunda Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) karşı yükümlülüklerine bağlı kalması için baskı uyguladığından ve Suriye Dışişleri Bakanı Faruk eş-Şara’nın da ABD’li mevkidaşı Warren Christopher’a, kendilerine fırsat verilmesi halinde Filistinli mültecilerin çoğunun vatanlarına dönmeyi ‘reddedebileceklerini’ bildirdiğinden bahsedilmişti.  

Britanya Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu ve Kuzey Afrika Dairesi tarafından hazırlanan bir rapor, Britanyalı üst düzey bir diplomatik heyetin 16-22 Ekim tarihleri arasında Ürdün’ü, İsrail’i ve işgal altındaki Filistin topraklarını ziyaret ettiği belirtiliyor. Britanyalı diplomat, bu ziyareti ‘başarılı’ olarak nitelendiriyor. Belgede Filistinli göçmenlerin geri dönüşü meselesinin Ürdün’deki yetkililerle tartışıldığı da ele alınıyor.

Filistinli mülteciler ve dönüş fikri

Ürdünlü bir yetkilinin ifadesiyle rapor, Ürdünlü yetkililerin “1967’de yerinden edilen ve kamplarda yaşayan çok sayıda kişinin Batı Şeria’ya ve Gazze Şeridi’ne dönmek isteyeceğine dair büyük bir beklentisinin” olmadığına dikkat çekiyor.

Yetkiliye göre yerinden edilmişlerin yüzde 20 ila yüzde 30’u nihayetinde geri dönmek isteyecek, ancak muhtemelen acele etmeyecekler. Bazı Filistinlilerin başlangıçta Batı Şeria’da bir iş kurmak ya da orada bir ev almakla birlikte en azından Batı Şeria’nın ekonomisinin nasıl geliştiğini görene kadar Ürdün’de ikamet etmeyi sürdürecekleri öngörülüyordu.

FOTO: Ürdünlü bir yetkili, Beka Mülteci Kampı’ndaki Filistinli mültecilerin yurtlarına geri dönüş fikrini kabul etmeyeceklerini öngörüyor (İngiliz Arşivi)
 Ürdünlü bir yetkili, Beka Mülteci Kampı’ndaki Filistinli mültecilerin yurtlarına geri dönüş fikrini kabul etmeyeceklerini öngörüyor (İngiliz Arşivi)

Raporda ayrıca şu ifadeler yer alıyor:

“Ürdünlü yetkililer; İsrail’i, işgal edilmiş toprakları ve Ürdün’ü içine alan bir serbest ticaret bölgesi inşa edilmesi konusunda Filistinlilerle kâğıt üzerinde pazarlık yaptı. Ürdünlüler, bundan memnundu. Ancak ben, daha sonra Ebu Ala’nın, çok şey verip karşılığında az şey aldığını düşünen Arafat tarafından bu konuda eleştirildiğini öğrendim. Konuştuğum İsrailliler, Batı Şeria’dan gelen tarım ürünlerinin İsrail’e daha düşük gümrük vergileriyle ya da gümrük vergisi olmaksızın girmesine izin verilmesi düşüncesine hazır görünüyor. Ancak endüstriyel ürünler ve kriterlerle ilgili birtakım sorunlar yaşanacaktır ki İsrail, bu konuda Avrupa Komisyonu’nun düştüğü hataya düşmek istemeyecektir.”

Tunus’ta bazı liderlerin emekli edilmesi

Britanya Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu ve Kuzey Afrika Dairesi temsilcisi, Filistin’e ait ve demokratik bölgelere ilişkin olarak diplomatik raporunda şu ifadeleri de kullanıyor:

“İşgal altındaki topraklarda FKÖ’nün Ürdün Büyükelçisi, Hanan Aşravi, Faysal el-Hüseyni ve Haydar Abdüşşafi ile görüştüm. Faysal Hüseyni ile İsrail Emniyet Bakanı arasında Kudüs’e erişime ilişkin görüşmelerde kaydedilen ilerlemenin yanı sıra, Doğu Kudüs’teki Filistinliler için özel bir vergi sistemi ve nihayetinde Filistinli bir belediye başkan yardımcısının yetkisine girebilecek olan Kudüs’te özerkliğe ilişkin başka önlemler hakkında bazı tartışmaların olduğu görülüyor. Görüşüne göre bu tür tartışmalar, gerçekçi, ki buna inanmak gerçekten zor: Arafat, Hüseyni’nin, İsrail’in Kudüs konusundaki ilkeli tutumunu oldukça erken bir aşamada bir oldubittiyle kabul etmesinden endişe etmeyecek mi, merak ediyorum.”

FOTO: Hanan Aşravi, Tunus’taki bazı liderlerin emekliliğe sevk edilip, Senato üyesi yapılmalarını öneriyor (İngiliz Arşivi)
Hanan Aşravi, Tunus’taki bazı liderlerin emekliliğe sevk edilip, Senato üyesi yapılmalarını öneriyor (İngiliz Arşivi)

Rapor şöyle devam ediyor:

“Filistin içinde de bu konuyla ilgili pek çok tartışmanın yapıldığı açık. İşgal altındaki topraklarda gördüğümüz herkes, İlkeler Bildirgesi’nde belirtildiği üzere seçimlerin önümüzdeki temmuz ayında yapılması gerektiği konusunda ısrarcıydı. Lakin Hanan Aşravi özel olarak, Tunus’ta bulunanların hepsinin buna ikna olmadığını söyledi. Bazıları, seçimlerden sonra kendi koltuklarını nasıl koruyacaklarını merak ediyor. Genel olarak ortaya atılan soru ise şuydu: Seçimlerden sonra meşru otorite nereden gelecek? Gerçek Filistinli yöneticiler, FKÖ Yürütme Komitesi’nin seçilmiş veya seçilmemiş üyeleri mi olacak? Hanan Aşravi’nin önerisine göre Tunus’taki bazı eski liderler emekliliğe sevk edilip, Senato üyesi yapılabilir.”

Kuveyt’te ve Dubai’de çalışan Filistinlilerin vergileri

7-8 Aralık’ta Bonn’a yaptığı ziyaret sırasında Arafat, diğerlerinin yanı sıra Arap kardeşlerinden de mali yardım alınması yönündeki çağrısını tekrarladı. Raporda bu konuya ilişkin şu ifadeler yer alıyor:

“Arafat’ın bize daha önce ilettiği talebe binaen Körfez ülkeleriyle, orada tutulan Filistin mal varlıkları meselesini görüştük. Kuveyt ve Suudi Arabistan hükümetleri, ellerinde Filistin’e ait mal varlıklarını olduğunu kabul etmedi. Dubai’de ise konu halen değerlendirme aşamasında. Bu mesele, 20 Aralık’ta yapılacak Körfez Koordinasyon Konseyi zirvesinde değerlendirilebilir.”

FOTO: Arafat, Kuveyt’te ve Dubai’de çalışan Filistinlilerden alınan vergilerin ve Basra Körfezi’ndeki dondurulan fonların iadesini talep ediyor (İngiliz Arşivi)
Arafat, Kuveyt’te ve Dubai’de çalışan Filistinlilerden alınan vergilerin ve Basra Körfezi’ndeki dondurulan fonların iadesini talep ediyor (İngiliz Arşivi)

“Genel olarak Körfez ülkeleri, FKÖ’yü doğrudan finanse etme konusunda tereddütlü. Bununla birlikte işgal edilmiş topraklardaki projelere yardımcı olabilir. Arafat sorarsa, meseleyi talep ettiği şekilde gündeme getirdiğimize dair güvence verebilir ve meseleyi doğrudan takip etmesini önerebiliriz. Basın, bu hafta sonu FKÖ’den, Arafat’ın Britanya’dan Manda döneminden bu yana elinde tuttuğu Filistin altınlarının iadesini talep edeceğini aktardı. Sanırız Filistin Para Fonu ve Kurulu’nu kastediyor. Kurul, hiçbir zaman herhangi bir altın saklamadı.”

Britanya’daki Filistin altınları ve mal varlıkları

“Ağustos 1993’te bir Ürdün gazetesi, FKÖ’nün Manda hükümetine ait olduğu iddia edilen bazı mal varlıkları sebebiyle Britanya hükümetini soruşturmayı planladığını belirtti. Bununla Filistin Para Kurulu’nun (PCB) kastedildiği düşünülüyor. Arafat, Sayın Hogg’un ekim ayında gerçekleştirdiği Tunus ziyaretinde bu meseleyi gündeme getirmedi. Kendisinin Birleşik Krallık ziyareti sırasında da bunu yapmadı.”

Para Koordinasyon Kurulu, 1926 yılında Sömürge İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı’nın gözetiminde, Filistin para biriminin basılması, yönetilmesi ve iade edilmesi amacıyla kuruldu. 1952 yılında Manda yönetiminden kalan mali sorunlar konusunda iki ardıl devlet İsrail ve Ürdün ile yapılan anlaşmaların ardından kapatıldı ve yerini Filistin Para Fonu (PCF) aldı. Bu fonun görevi, Manda döneminde Filistin’e ait herhangi bir para biriminin değerinin iade edilmesiydi ve bu amaçla adım atıldı.  

FOTO: Londra, Britanya’da olduğu iddia edilen Filistin altınlarının ve mal varlıklarının varlığını reddediyor (İngiliz Arşivi)
Londra, Britanya’da olduğu iddia edilen Filistin altınlarının ve mal varlıklarının varlığını reddediyor (İngiliz Arşivi)

Dışişleri Bakanı, Filistin Para Fonu’nun sorumluluğunu üstlendi. Halbuki sürecin yönetimi, Kraliyetin vekillerine düşüyordu. 1986’da Para biriminin yıllık itfa oranları, fonun varlığını anlamsız kılacak seviyenin altına düşünce Filistin Para Fonu feshedildi. Fonun varlığı, yaklaşık 372 bin dolardı; bu, kalan paranın birleşik fona aktarılması için yeterli miktarın biraz fazlasıdır.

Belgeye göre “hukuk danışmanları, 1949’dan 1950’ye kadar olan dönemde Filistin hükümeti adına Filistin Koordinasyon Kurulu tarafından Kraliyet temsilcilerine ödenen paraların bu hükümetin taahhütleriyle ilişkili olduğu değerlendirmesinde bulundu. Bu da FKÖ’nün talebi önünde bir engel teşkil ediyor.”  

Kuveyt: “Filistinlilere teslim edilecek bir para yok”

Britanya Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu ve Kuzey Afrika Dairesi’nin 22 Eylül 1993’te yayınladığı bir başka belgeye göre Dışişleri Bakanı, Arafat’ın Britanya’nın Tunus Büyükelçisi’ne ilettiği noktalarla ilgili tavsiye istedi: “Kuveyt’te ve Dubai’de yaşayan Filistinlilere uygulanan yüzde 5’lik vergilerin geri alınmasında yardımcı olabilir miyiz? Filistinlilerin, özellikle de polisin eğitilmesine yardımcı olabilir miyiz? Arafat’ın Britanya’yı ziyarete davet edilmesi mümkün mü?”

FOTO: Kuveyt, Filistinlilere teslim edilecek bir paranın olmadığını söyledi (İngiliz Arşivi)
Kuveyt, Filistinlilere teslim edilecek bir paranın olmadığını söyledi (İngiliz Arşivi)

Belgeye göre “Kuveytliler, Filistinlilere teslim edilmesi gereken herhangi bir para yok; Körfez Savaşı’na dek yüzde 5 kadar vergi ödediler, ancak o zamandan beri ödeme yapmadılar, dedi. Şu an orada çalışan Filistinlilerin sayısı az. Zannediyoruz ki Arafat, umutlarını Kuveyt’ten ziyade Dubai’ye bağlıyor. Diğer Körfez ülkelerinden de, ev sahibi hükümetlerin FKÖ adına toplanan paraları halen ellerinde bulundurduklarını düşünüyorlarsa benzer uygulamalarda bulunmalarını talep ediyor.”

Belgeye göre Kuveytliler, şu ifadeleri ekliyor:

“Polise eğitim verilmesi ihtimali üzerinde çalışıyoruz. Haziran ayında Filistinliler bu konuda bizimle temasa geçtiler. Biz o zaman bağlayıcı olmayan bir cevap verdik, çünkü eğitimin vakti gelmemişti. Ürdünlüler ve Mısırlılar, zaten Filistinlileri temel polis teknikleri konusunda eğitiyor. Bu yüzden Britanya’nın katkısının üst düzey yönetime, eğitmenlerin eğitimine ve bomba imhası gibi uzmanlık teknolojilerine yönlendirilmesi daha iyi olacaktır. ODA, mevcut eğitim kursları ve bunu yapmanın mümkün olup olmadığı konusunda İçişleri Bakanlığı’yla istişarede bulunuyor.”

Arafat her şeyi elinde tutmaya çalışıyor

Belgelerden biri, İsrail-Filistin ekonomik iş birliğine ilişkin olarak Filistinli ve İsrailli tarafların Paris’te para birimi, bankacılık hizmetleri, ticari ilişkiler ve vergiler meselesini tartıştığına işaret ediyor.

Belgede şu ifadeler kullanılıyor:

“Paris’te para birimi, bankacılık hizmetleri, ticari ilişkiler ve vergi artırımı yetkileri konusunda yapılan görüşmelerin ardından iki taraf, büyük ölçüde anlaşmaya vardı. FKÖ, Avrupalılardan ve ABD’den bu erken dönemde yönetiminin masraflarının karşılanmasına yardım etmelerini istedi. Herkes, yardımlarımızın teknik desteği, ekipmanları ve projeleri kapsayabileceğini, işletme maliyetlerinin ise İsrail’in onlara verdiği parayı, topladıkları vergileri ve belki de İsrail’den ve Körfez ülkelerinden gelen katkıları teslim alan Filistinlilerin sorumluluğunda olması gerektiğini söyleyerek, bu talebi reddetti. Avrupa Komisyonu, işletme maliyetleri konusunda inceleme yapıyor.”

Rapor, ‘endişe verici’ şeklinde nitelediği başka bir noktaya dikkat çekiyor ki o da “Arafat’ın yeni ortaya çıkan Filistin yönetimi üzerindeki kontrolünü sıkılaştıramamasıdır. Son üç ay Tunus’taki FKÖ liderliğinin hem kendi içinde hem de işgal edilmiş topraklardaki Filistinlilerle arasında görevler ve sorumluluklar konusunda devam eden anlaşmazlıklara şahit olundu.”

Belgede belirtildiğine göre Arafat’ın gevşek tutumunun bir sonucu olarak bağışçılar, “yardımları almak ve yönetmek için sorumlu ve şeffaf bir teşkilatın oluşturulması gerektiğinde ısrarcı oldular. Bu doğrultuda Filistin Kalkınma ve İmar İçin Ekonomik Kurul oluşturuldu. Ancak Arafat’ın kurulun gündelik işlerini yerine getirmesine izin verme konusundaki isteksizliği yüzünden çalışmaları halen aksıyor.”

Rapor şu ifadelerle sona eriyor:

“Yardım projeleri, ticaret vb. konular tartışılırken kimi muhatap alacağımızı bilmek için, idari organların ne zaman oluşturulacağını ve belirli bakanlık koltuklarına ne zaman atama yapılacağını sorduk. Çok net bir cevap alamadık. Bazıları, Arafat’ın Eriha’ya gelişinin, onu bir aday göstermeye mecbur bırakacağını umuyor. Ancak görünüşe bakılırsa pek çok şeyi kendi elinde tutmayı sürdüreceğine dair genel bir beklenti söz konusu.”

Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independet Arabia’dan çevrilmiştir.



ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
TT

ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)

Üç diplomat Reuters'e, bazı kişilere bu akşama kadar Katar'daki ABD ordusunun el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri tavsiye edildiğini söylerken, Doha'daki ABD Büyükelçiliği konuyla ilgili henüz bir yorumda bulunmadı. Katar Dışişleri Bakanlığı, Reuters'in doğrulama veya yorum talebine yanıt vermedi.

El Udeyd Hava Üssü, yaklaşık 10 bin askere ev sahipliği yapan Ortadoğu'daki en büyük ABD üssüdür.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bir diplomat verdiği demeçte, "Bu bir tahliye değil, duruş değişikliği" dedi ve değişikliğin belirli bir nedeninden haberdar olmadığını ifade etti.

İranlı üst düzey bir yetkili daha önce Reuters'a, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a müdahale etme tehdidinin ardından Tahran'ın, ABD tarafından saldırıya uğraması halinde, bölgedeki ülkeleri ABD askeri üslerini hedef alacağı konusunda uyardığını söylemişti.

Haziran ayında, ABD'nin İran'a hava saldırıları başlatmasından bir haftadan fazla bir süre önce, bazı personel ve aileleri Ortadoğu'daki ABD üslerinden tahliye edildi. Haziran ayında ABD'nin saldırılarının ardından İran, Katar'daki ABD üssüne füze saldırısı ile yanıt verdi.


Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
TT

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Filistinli Ali Şaas, Gazze Yönetim Komitesi’nin başkanlığı için öne çıkan aday olarak dikkat çekiyor. Komitenin üyelerindeki değişiklikler ve geniş çaplı siyasi hareketlilik, Hamas’ın Gazze Şeridi’nin yönetimini devretmesinin yaklaştığını işaret ediyor.

Gazze, ABD Başkanı Donald Trump’ın himayesinde yürütülen ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçmek üzere. Söz konusu aşama, bölgedeki süreci yönetecek teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulmasını içeriyor ve bu komitenin Hamas yönetiminin yerine geçmesi planlanıyor.

Komitenin görevleri ve yöneticileri, hem Filistinli gruplar arasında (özellikle Hamas ve El Fetih arasında) hem de arabulucular, Amerikalılar ve İsrail arasında yoğun tartışmalara ve anlaşmazlıklara yol açtı.

Daha önce komiteyi yöneteceği öngörülen bazı tanınmış isimler konuşulurken, Gazze sakinleri ve gözlemciler, yeni adayların öne çıkmasıyla şaşırdı. Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı bilgilere göre Ali Şaas komitenin başkanlığı için en güçlü aday olarak öne çıkıyor.

Ali Şaas kimdir?

Ali Şaas, 1958 yılında Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus bölgesinde doğdu. Köklü bir Filistin ailesine ve bölgede etkili bir aşirete mensup olan Şaas’ın ailesi, ulusal ve siyasi çalışmalarda önemli rol oynamış olup, çoğunluğu El Fetih Hareketi’ne bağlı.

Ali Şaas, 1982 yılında Kahire’deki Ayn Şems Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği lisans derecesi aldı. 1986’da aynı üniversiteden yüksek lisansını tamamladı ve 1989 yılında Birleşik Krallık’taki Queen’s Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği alanında doktora unvanını aldı. Uzmanlık alanı, altyapı planlaması ve kentsel kalkınma.

Şaas, Filistin Yönetimi’nde çeşitli üst düzey görevlerde bulundu ve yıllardır teknik uzman olarak tanınıyor.

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Ali Şaas, derin bir şekilde siyasi partilerle iç içe olmadı. Üstlendiği görevler arasında, Filistin Ulusal Otoritesi’nin kuruluş döneminde eski Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Nabil Şaas ile birlikte çalışarak Filistin devleti için stratejik kalkınma planlarının hazırlanmasına katkıda bulunması yer alıyor.

Ayrıca Ali Şaas, Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığı’nda müsteşarlık görevini yürüttü ve altyapı ile yol ağlarıyla ilgili kritik projeleri denetledi. Filistin Endüstri Kentleri Genel Müdürlüğü’nde CEO olarak bölgelerin yönetimi ve geliştirilmesinde önemli rol oynadı; Filistin Konut Konseyi ve Filistin Liman Otoritesi başkanlıklarını üstlendi. Bunun yanında Filistin Kalkınma ve İmar Kurumu’na danışmanlık yaptı ve emekli olmasına rağmen Filistin Ulusal Otoritesi’nde Konut ve Kamu İşleri Bakanı’na danışmanlık görevini sürdürdü.

Siyasi alanda üstlendiği görevler arasında 2005 yılında nihai statü müzakereleri komitelerinde üyelik yer alıyor. Uzmanlığı, sınır ve deniz kapıları gibi teknik konulara odaklanıyor; ekonomik kalkınma ve yeniden imar alanındaki deneyimi, onu teknokrat komitenin başkanlığı için uygun bir aday hâline getiriyor.

Ali Şaas’ın ailesinden kaynaklar, onun yıllardır Batı Şeria’da yaşadığını ve Gazze’ye yönelik savaş öncesinde orada ikamet ettiğini belirtti. Kaynaklar, Şaas’ın kariyeri boyunca siyasi veya partisel çalışmalara yönelmediğini, görevlerini tamamen teknik uzman olarak yürüttüğünü vurguladı.


DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
TT

DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)

Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK), Birleşmiş Milletler'in (BM) tüm uyarılarına rağmen ‘adil ve şeffaf bir seçim süreci’ olarak nitelendirdiği süreçte, ülkenin batı ve güney bölgelerinden Yüksek Seçim Komisyonu'na üç yeni üyenin atandığını duyurdu.

Öte yandan Temsilciler Meclisi, Merkez Bankası yetkililerinin celpnamelerini ertelemek ve likidite, döviz kurları ve maaşları izlemek üzere bir teknik komite kurulması kararı aldı.

DYK, Muhammed Takala başkanlığındaki oturumunda, onaylanmış siyasi anlaşmalar çerçevesinde ve Libya halkının beklenti ve hedeflerine uygun bir şekilde, Temsilciler Meclisi ile mutabık kalınarak ‘egemen pozisyonlara’ atama rolünü yerine getirdiğini değerlendirdi.

DYK’nın bu hamlesini kısa bir süre önce kamuoyu önünde açık bir şekilde reddeden ve uyaran üç taraf, yani Yüksek Seçim Komisyonu, Temsilciler Meclisi ve BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL), konuyla ilgili herhangi bir resmi açıklamada bulunmadı.

DYK Başkanı Takala, pazartesi akşamı, başkent Trablus'ta Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi ile bu yılın devlet bütçesinin onaylanmaması durumunda önümüzdeki dönemde izlenecek mali durum ve ödeme mekanizması hakkında görüş alışverişinde bulundu. Görüşmede ayrıca Trablus Uluslararası Havalimanı'nda tamamlanan aşamalar, ülkenin çeşitli bölgelerinde şu anda uygulanmakta olan bazı projeler ve bu projelerde elde edilen tamamlanma oranları ele alındı.

Öte yandan Temsilciler Meclisi dün ülkenin doğusundaki Bingazi şehrindeki genel merkezinde Akile Salih başkanlığında, birinci ve ikinci başkan yardımcıları ile raportörünün katıldığı kapalı bir oturum düzenledi.

Pazartesi akşamı yapılan oturumun sonlarında, Temsilciler Meclisi, Libya Merkez Bankası Başkanı Naci İsa Belkasım, yardımcısı Meri Berasi, bankanın yönetim kurulu üyeleri, Temsilciler Meclisi tarafından atanan Usame Hammad hükümeti ve Ulusal Petrol Şirketi yetkililerinin çağrılmasını gelecek bir oturuma ertelediğini duyurdu ve çeşitli nedenlerle özür diledikten sonra hazırlık yapmaları için onlara zaman tanıdı.

DYK ayrıca, çoğunluk oyuyla, Merkez Bankası Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu ile bir teknik komite oluşturulmasına karar verdi. Bu komite, likidite sıkıntısı, döviz kuru, maaş gecikmeleri ve bunların nasıl çözüleceği gibi DYK’nın yanıtlaması gereken konuları görüşmek ve bir sonraki oturuma katılmak üzere, raporunu mümkün olan en kısa sürede DYK’ya sunmakla yükümlü. DYK, görüşülmesi için önerilen ‘Kara Para Aklama ve Terörle Mücadele Yasası’nı gelecek bir oturuma erteledikten sonra oturumu kapattı.

Öte yandan Avrupa Birliği'nin (AB) Libya Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nicola Orlando, salı günü Trablus'ta Suudi Arabistan'ın Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Abdullah es-Salimi ile Libya ve bölgedeki güncel gelişmeleri görüştüğünü söyledi. Orlando, siyasi süreci ilerletmek ve Libya'nın istikrarını, birliğini ve refahını teşvik etmek için BM'nin kolaylaştırdığı yol haritasını desteklemenin önemi konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

rgty
Mareşal Halife Hafter ile LUO komutanlarının Bingazi'de yaptığı toplantıdan bir kare (LUO Genel Komutanlığı)

Öte yandan, ülkenin doğusunda bulunan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, Bingazi'deki karargahında, oğlu Genelkurmay Başkanı Korgeneral Halid Hafter ve diğer komutanların katıldığı genişletilmiş bir toplantı düzenleyerek, son askeri ve güvenlik gelişmelerini görüştü. Toplantıda, tüm askeri birimlerde savaş etkinliğini artırmak ve sürekli hazırlığı güçlendirmek amacıyla gelecekteki eylem planları da gözden geçirildi.

Yurt içinde ve yurt dışında Libya vatandaşlarını korumanın LUO liderliğinin en önemli önceliği olduğunu vurgulayan Mareşal Hafter, ülkenin doğusundaki Bingazi'de, güneydeki Kufra kentinin ileri gelenlerinden oluşan bir heyetle yaptığı görüşmede, LUO’nun ‘her zaman tüm Libyalılar için koruyucu kalkan olmaya devam edeceğini ve onların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için her türlü önlemi almaktan çekinmeyeceğini’ belirtti.

Heyet, Çad sınırında kısa süre önce gözaltına alınan Kufralılar için LUO liderliğinin müdahalesi ve çabaları ile bu çabaların sonucunda onların serbest bırakılmasından duydukları memnuniyeti iletti.

Diğer taraftan UBH ve Ankara arasındaki iş birliği çerçevesinde UBH Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed el-Huveyc, Trablus'taki bakanlık merkezinde Türk iş adamları ve sanayicilerden oluşan bir heyetle, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği ile yatırım ve ortaklık fırsatlarının geliştirilmesi konusunda görüşmelerde bulundu.

Bakanlık tarafından pazartesi akşamı yapılan açıklamada, toplantıda Libya-Türkiye ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesinin yollarının ele alındığı, Libya pazarındaki umut vaat eden yatırım fırsatlarının gözden geçirildiği, ayrıca ulusal ekonominin desteklenmesi, yatırım için cazip bir ortam yaratılması ve Türk özel sektörüyle stratejik ortaklıkların güçlendirilmesine katkıda bulunacak şekilde sanayi, tarım, şehir planlama ve fuar ve konferansların düzenlenmesi alanlarında iş birliği mekanizmalarına değinildiği belirtildi.