Bombardıman altında Gazze düğünleri

Filistin türküleri İsrail top mermilerinin arasından yükseliyor

(Meryem Ebu Dakka-Indepedent Arabia)
(Meryem Ebu Dakka-Indepedent Arabia)
TT

Bombardıman altında Gazze düğünleri

(Meryem Ebu Dakka-Indepedent Arabia)
(Meryem Ebu Dakka-Indepedent Arabia)

Kırık bir aynanın karşısında, gelin Efnan gülümseyerek hafif ve zarif bir şekilde dans ediyordu.

Arka planda, annesinin ve etrafındaki kadınların yüksek sesle attığı zılgıtlar, İsrail keşif uçaklarının vızıltısını ve Tel Aviv'in Gazze Şeridi'ne yönelik patlama seslerini bastırıyordu.

Efnan dans eder gibi bir tavırla önüne serdiği makyaj malzemelerine bakıyordu.

Savaş koşullarında bir düğün için ne sürülmesi gerektiğini düşünüyordu ve rujlarından birini seçerek dudaklarına sürdü.

Düğün elbisesi

Gelin, düğün elbisesini giymek için aynadan ayrıldı.

Elbise, pembe renkli işlemelerle süslü geleneksel Filistin kıyafeti ve mutluluğu ifade eden halk motifleriyle bezeliydi.

Efnan, "Bu elbise, savaş koşulları nedeniyle temin edilip giyilemeyen beyaz gelinlik yerine bir alternatif" dedi.

Gelin hazırlıklarını tamamlamak üzereyken arka planda zılgıtlar yükseldi.

Odadan çıkmadan önce, "Ah, son dokunuşu unuttum" dedi ve Filistin kışında yetişen ünlü nergis çiçeğinden yapılmış bir çelenk çıkardı.

Kafasına kırmızı ve beyaz çiçeklerden bir taç koydu.

Efnan, bir sınıf odasında süslenmesini tamamladı ve birazdan düğün davulunun çalacağı okul bahçesine inmeye hazırlandı.

Gelin, İsrail tanklarından kaçan mülteciler için bir sığınak haline getirilen okulda, damadının elini tutup onunla beraber merkeze inmeyi bekliyordu.

İnsanlar için küçük bir mutluluk

Bu sahneyle beraber Efnan şunları söyledi:

Mültecilerin barındığı bir okulda düğünlerin yapılması ne kadar tuhaf değil mi? Ya da bir gelinin yalnızca kırık bir aynanın karşısında süslenmesi? Artık bu durum garip gelmiyor, çünkü bu Gazze Şeridi'nde, savaşın 100 günden fazla sürdüğü bir yerde gerçekleşiyor. Bu uzun süre zarfında insanlar, yaşamaya ve sosyal ilişkilerini sürdürmeye alıştılar.

Efnan "Savaş sırasında, Gazze'nin halkının yüzlerinden mutluluk ve neşe sahneleri kayboldu ve yerini ölüm, yıkım ve yerinden edilme görüntüleri aldı. Ama bu trajik tablonun ortasında, insanlara kısa bir süreliğine de olsa bir mutluluk tebessümü sunmaya karar verdim" diye ekledi.

Kaybolan bir düş

Gelin, geçen yıl 19 Ekim'de, beyaz bir gelinlik giyerek Mustafa'yla evlenmeyi hayal ediyordu.

Ancak savaş, ona bu fırsatı vermedi.

Gelin, gelinliğe alternatif olarak geleneksel Filistin elbisesi giydi (Meryem Ebu Dakka-Indepedent Arabia)
Gelin, gelinliğe alternatif olarak geleneksel Filistin elbisesi giydi (Meryem Ebu Dakka-Indepedent Arabia)

Efnan, bazen unutarak ya da unutmuşcasına şöyle devam etti:

Birkaç kıyafet ve biraz makyaj malzemesi, hatta pahalı olsa da bir ruj bulabildim. Bu koşullarda düğünümü yapmayı kabul ediyorum ve bu durum benim için iyi.

Gelin, "Hayalimi gerçekleştiremedim, düğünüm için her şeyi hazırlamış ve evlenmeyi planladığım odamı düzenlemiştim ama savaş her şeyi yok etti. Düğün için hazırladığım kıyafetlerim ve eşyalarım, yaşamayı planladığımız ev... Şimdi İsrail'in başlattığı savaştan kaçarak bir mülteci kampında yaşıyorum" şeklinde konuştu.

Damadın hazırlığı

Diğer tarafta damadın hazırlandığı yerde, İsrail topçu mermilerinin seslerinin üzerinde Filistin halk şarkıları yükseliyor.

Mustafa, aynanın karşısında durarak kot pantolonunu ve siyah resmi ceketini giyiyor, saçını tarıyor ve ayakkabılarını parlatıyor.

Hazırlandıktan sonra, gençler tarafından omuzlara alınıyor ve annesinin ellerine kına yaktığı ve gül serptiği sırada zılgıtlar yükseliyor.

Mustafa, kendisini çevreleyen mülteciler tarafından alkışlarla ve tebriklerle karşılanıyor.

"Herkes acı çekiyor ama yine de gülümsemeye çalışıyor"

Mustafa, "Geleneksel ve normal bir düğün hazırlığı yapmak mümkün değil. Bu sevinç gösterileri, buradaki acı manzarayı güzelleştiremeyecek. Herkes acı çekiyor ama yine de gülümsemeye çalışıyor" dedi

Mustafa, sözlerine şunları ekledi:

Yaşanan acılar beni düğün fikrinden vazgeçirdi. Gazze üzgünken ben mutlu olamam, bu yüzden herhangi bir kutlama yapmadan evlenmeye karar verdik. İnsanların gözlerindeki üzüntüyü gördüğümde, Gazze'nin uzun bir süre bu acıdan kurtulamayacağını hissettim.

Mustafa, "Birbirimizin acılarına saygı göstermeye alıştık ve düğün eğlencesi yapmak istemiyorum. Gazze'nin bu savaşta yaşadığı acıyı aşmak için uzun bir zamana ihtiyacı olacak. Savaşa rağmen hayatı seviyoruz ve neşeyi kısa tutuyoruz" ifadelerini kullandı.

Düğün töreni

Damad hazırlandığı sınıf odasından çıkıp gelinine doğru yöneliyor ve elini tutarak okul bahçesine iniyorlar, burada davul sesleri ve zılgıtlar yükseliyor.

Mustafa, Efnan ve annesiyle birlikte dans ediyor ve düğün töreni yaklaşık yarım saat sürüyor.

"Ne kadar zor olursa olsun, gerçekliğe boyun eğmiyoruz"

Mustafa, halk şarkılarını durdurarak yüksek sesle, "İsrail saldırıları nedeniyle bir mülteci okulunda düğünümü yapıyorum. Gazze'deki en iyi yerlerde düğün yapmayı hayal etmiştim ve düğünümüzü bu hayaller doğrultusunda planlamıştık. Eşimin beyaz bir gelinlik giyme hayali vardı, ama her şeyden mahrum bırakıldık" dedi.

"Bu mutluluk, sadece, yıkımın hayatı durduramayacağını gösteren bir mesaj"

"Burada, sevinçten yoksun koşullarda yaşıyoruz ama mutlu olmak istiyoruz" diyen Mustafa, sözlerini şöyle sürdürdü:

Bugün buradayız, yıkım ve bombardımana meydan okuyarak birlikte mutlu oluyoruz. Mutlu olma ve mutlu bir hayat yaşama hakkım var. Gerçekliğe boyun eğmiyoruz, ne kadar zor olursa olsun.

Efnan, eşine katılarak şunları söyledi:

Ben, mültecilik ve yerinden edilmenin geliniyim. Beyaz bir duvağı ve yeni bir hayata gülümsemesi olmayan bir gelinim. Mülteci evinde bir eşim. Bu mutluluk, sadece, bombardıman ve yıkımın hayatı durduramayacağını gösteren bir mesaj.

Evlilik çadırına doğru

Kalabalık, gelin ve damadın konuşmalarına kulak asmaksızın davul çalmaya ve zılgıtlar atmaya devam ediyor.

Çocuklar ve diğer insanlar Efnan ve Mustafa'nın etrafında toplanarak, onlara tebriklerle  iyi dileklerini sunuyor.

Herkes, savaşın sona ermesini ve çiftin, Gazze'den kaçtıkları yerde - bir evde ya da en azından bir çadırda - bir araya gelmelerini umut ediyor.

Çift, bez ve naylon parçalarından yapılan bir çadırda yaşayacak (Meryem Ebu Dakka-Indepedent Arabia)
Çift, bez ve naylon parçalarından yapılan bir çadırda yaşayacak (Meryem Ebu Dakka-Indepedent Arabia)

Mültecilerin gözleri önünde, gelin ve damat okul bahçesinden ayrıldı ve siyah bir arabaya bindi.

Araba, onları yeni evlerine, yani damadın okula yakın bir bölgede kurduğu bez ve naylon parçalarından yapılmış bir çadıra götürdü.

Bu çadır, artık mültecilere yer kalmadığı için inşa edilmişti.

Sosyal pratik

Sosyolog Büşra Rafet Şahin'e göre, "Gazze'deki durumu inceleyen biri, şehrin bir savaş toplumuna dönüştüğünü varsayabilir. Ancak, insanların adaptasyon yeteneğinin gelişmesi dikkat çekicidir. Bu, uzun vadeli bir evrimsel süreçte, belirli bir çevrede hayatta kalma şansını artıran özelliklerin gelişimidir."

Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

Bu zorlu koşullar altında normal sosyal yaşamı sürdürmek zor olabilir, ancak Gazze'de ideolojik, sosyal, içgüdüsel ve biyolojik boyutlar ortaya çıktı. Bu sosyal davranış, Gazze halkını çevre ve sınırlamalara uyum sağlamaya, direnmeye, yaşamı sürdürmeye itti. Bu, biyolojik hayatta kalma ve üreme faktörüyle bağlantılıdır.

Şahin bir mülteci kampında, birbirini tanımayan bir toplum içinde yapılan basit temel evlilik törenlerine sosyal pratik bir uygulama adını veriyor.

Bu uygulama, insanın evlenme ve üreme içgüdüsüyle çelişmiyor, aksine Gazze'deki doğum, evlilik ve doğurganlık oranları, sürekli ölümle karşı karşıya olan toplumun direnç ve hayatta kalma faktörü olarak ortaya çıkıyor.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Libya’daki güvenlik sorunları ABD girişimini hızlandırır mı, yoksa engeller mi?

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Libya krizindeki gelişmeleri görüşmek üzere yaptığı son oturumdan (BM Güvenlik Konseyi)
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Libya krizindeki gelişmeleri görüşmek üzere yaptığı son oturumdan (BM Güvenlik Konseyi)
TT

Libya’daki güvenlik sorunları ABD girişimini hızlandırır mı, yoksa engeller mi?

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Libya krizindeki gelişmeleri görüşmek üzere yaptığı son oturumdan (BM Güvenlik Konseyi)
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Libya krizindeki gelişmeleri görüşmek üzere yaptığı son oturumdan (BM Güvenlik Konseyi)

Libya’da bölünmüş ülkeyi birleştirmeye yönelik ‘ABD girişiminin’ akıbeti, batıdaki Zaviye kentinde yaşanan güvenlik sorunları ve doğudaki Bingazi’de üst düzey bir güvenlik yetkilisinin öldürülmesinin ardından yeniden gündeme geldi.

Zaviye’de silahlı gruplar arasında çıkan çatışmalar nedeniyle kanlı olaylar yaşanmıştı. Çatışmalarda, kentteki petrol rafinerisini hedef almak üzere insansız hava araçları (İHA) da kullanılmıştı. Öte yandan Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) Askeri İstihbarat Müdürü Tümgeneral Fevzi el-Mansuri, Bingazi’de aracına düzenlenen bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti.

 ABD Başkanı’nın Afrika ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos (AFP)
ABD Başkanı’nın Afrika ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos (AFP)

Soru şu: Sahadaki bu gelişmeler, ABD Başkanı’nın Afrika ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos’un öncülük ettiği ‘ABD girişimini’ sekteye uğratıp başarısızlığa mı sürükleyecek? Yoksa giderek tırmanan güvenlik kaosunu kontrol altına almak için ‘tek çözüm’ olarak görülen girişimin hızlandırılmasına ve hayata geçirilmesine mi yol açacak?

Libyalı siyasi analist Hüsameddin el-Abdali’ye göre, ülkenin doğusu ve batısında eş zamanlı olarak tırmanan şiddet, girişimi engellemeye çalışan iç ve dış aktörlerin çabalarını yansıtıyor. Bunun nedeni, ya ABD’nin girişimin hamisi olarak oynadığı role duyulan güvensizlik ya da girişimin kabul edilmesi halinde bu aktörlerin ülkedeki çıkarlarını koruyacak güvencelerin bulunmaması.

Abdali, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, girişimin dayandığı iki gücün nüfuz bölgelerinde yaşanan güvenlik ihlallerinin, bu aktörleri söz konusu sorunlarla ilgilenmeye zorlayacağını ve dolayısıyla girişimin onaylanmasının geçici olarak ertelenmesine yol açacağını söyledi. Söz konusu iki güç, Mareşal Halife Hafter liderliğindeki LUO ile Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümeti (UBH).

Abdali, değerlendirmesini UBH Savunma Bakanlığının açıklamasına dayandırıyor. Bakanlık, Zaviye’deki tesislerin hedef alınmasını ‘dış güçler tarafından desteklenen sistematik bir düşmanca eylem’ olarak nitelendirmişti.

Boulos ise Libya’daki bölünmüşlüğü sona erdirmeyi hedeflediğini belirtiyor. Girişim, ‘seçimlere götürecek birleşik bir yürütme otoritesi oluşturulmasını’ öngörüyor. Siyasi çevrelerde dolaşan bilgilere göre öneri, Dibeybe’nin başbakanlık görevini sürdürmesini, LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter’in ise Başkanlık Konseyi Başkanlığı görevini üstlenmesini öngörüyor.

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (UBH)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (UBH)

Abdali, Zaviye’deki silahlı grupların amacının ‘Dibeybe ve hükümetini kademeli olarak zayıflatmaya devam etmek ve hükümetin meşruiyetini ortadan kaldırmak’ olduğunu düşünüyor. Bunun da girişimdeki temel aktörlerden birinin devre dışı bırakılması anlamına geleceğine dikkat çeken Abdali, yakıt ve elektrik krizinin devam etmesi, dolar kurunun yükselmesi ve özellikle bu olaylarla eş zamanlı olarak Merkez Bankası Başkanı’nın istifa etmesinin ardından halkın UBH’ye yönelik öfkesinin arttığını belirtti.

Libya, yıllardır iki hükümet arasındaki bölünmüşlüğü yaşıyor. Bunlardan ilki UBH olurken, diğeri ise parlamentonun görevlendirdiği ve Usame Hammad’ın başkanlığını yaptığı, ülkenin doğusu ile güneyin bazı bölgelerini yöneten ve LUO’nun desteğini alan hükümet.

Buna karşılık Libya Güvenlik Araştırmaları Merkezi Direktörü Eşref Abdullah, eş zamanlı yaşanmış olsalar da ‘farklı olaylar arasında fiili bir bağlantı bulunmadığını’ savunuyor. Abdullah, gelişmelerin ‘ülkede güvenliği sağlayacak birleşik bir hükümet ile birleşik askeri kurumların oluşturulması açısından ideal çözüm’ olarak görülen ABD girişiminin hızlandırılmasına yol açmasını bekliyor.

Abdullah, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Zaviye’deki gerilimlerin ‘silahlı grupların kaçakçılıktan elde edilen gelirler üzerindeki rekabeti nedeniyle’ artık olağan hale geldiğini belirtti. Son iki yılda 23 silahlı çatışmanın kayda geçtiğini ifade eden Abdullah, bu kez tehlikeli gelişmenin İHA’ların çatışma sahasına dahil olması ve enerji ile elektrik tesislerini hedef almak üzere kullanılması olduğunu söyledi.

Abdullah, Boulos’un, ‘mevcut karışıklıkların, girişiminden dışlanmayı reddeden tarafların verdiği mesajlar olduğu, seçtiği aktörlerin yeterli olmadığı ve bu nedenle girişimi değiştirmesi ya da müzakerelerin tamamını ertelemesi gerektiği’ yönündeki mesajlara itibar etmesini beklemediğini belirtti.

Boulos ise daha önce Zaviye ve Bingazi’deki şiddet olaylarından duyduğu endişeyi dile getirerek, tekrarlanan bu saldırıların, halka güvenlik ve koruma sağlayabilecek birleşik ve profesyonel askeri kurumlara duyulan ihtiyacı bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etmişti.

LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter (AFP)
LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter (AFP)

Libyalı siyasi aktivist Hüsam el-Kamati ise girişime ilişkin görüşmelerin kısa süre içinde yeniden başlamasını bekliyor. Kamati, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın son dönemde Trablus ve Bingazi’ye gerçekleştirdiği ziyaretin, Libya’daki tarafların girişime ilişkin tutumlarını harekete geçirme çabası çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini” söyledi. Kamati’ye göre son dönemde yaşanan güvenlik sorunları, ‘girişimin başıboş silahlı grupların faaliyetlerine son vermeyi hedeflediği’ fikrinin öne çıkarılması yoluyla anlaşmanın önünü açacak bir katalizöre dönüşebilir.

Zaviye ve Trablus’ta yaşanan gelişmeler nedeniyle Dibeybe’nin müzakerelerdeki konumunun zayıflayabileceği yönündeki değerlendirmelere katılan Kamati, buna karşın Mansuri gibi üst düzey bir ismin öldürülmesinin daha ağır bir darbe olduğunu belirtti. Kamati, bunun, 10 yılı aşkın süredir öne çıkarılan doğu bölgesindeki istikrar varsayımını sarstığını ifade etti. Ayrıca ‘girişimin hem Trablus hem de Bingazi’de durumun istikrara kavuşmasına dayandığını’ vurguladı.

Libyalı siyasi analist Muhammed Mahfuz ise farklı bir değerlendirme yaptı. Mahfuz, “Girişim, etkin güçler arasında iktidarın paylaşımı ve seçim yasaları konusunda anlaşmazlıkların sürmesi nedeniyle zaten ciddi bir tıkanma sürecinden geçiyor” dedi.

Mahfuz, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Son dönemdeki gerilimler, devleti ekonomi, siyaset ve güvenlik açısından yönetmekte başarısız olan yönetimlere yeniden meşruiyet ve iktidar için bir fırsat verilmesinin mümkün olmadığını savunanların sesini güçlendirdi” ifadesini kullandı. Mahfuz, girişimin ‘mevcut ittifakları, özellikle de ülkenin batısındaki ittifakları zayıflattığını’ belirterek, “Her taraf, hükümetin tutumundan bağımsız olarak kendi çıkarlarının peşine düşmeye başladı. Zira hükümet, kendisine bağlı herhangi bir silahlı oluşum için açık güvenceler olmaksızın müzakereleri tek başına yürütüyor. Bu nedenle herkes kendi başına hareket etmeye başladı. Bunun en açık örneği de Zaviye’de son dönemde yaşanan olaylarda görüldü” değerlendirmesinde bulundu.


Lübnan: Ensar'a düzenlenen şiddetli İsrail saldırılarında 7 ölü ve 3 yaralı olurken, Ali Tahir bölgesi fosfor bombalarıyla vuruldu

Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye bölgesinden çekilen fotoğrafta, Ali Tahir bölgesindeki tepeleri hedef alan İsrail hava saldırılarının ardından yükselen duman, (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye bölgesinden çekilen fotoğrafta, Ali Tahir bölgesindeki tepeleri hedef alan İsrail hava saldırılarının ardından yükselen duman, (AFP)
TT

Lübnan: Ensar'a düzenlenen şiddetli İsrail saldırılarında 7 ölü ve 3 yaralı olurken, Ali Tahir bölgesi fosfor bombalarıyla vuruldu

Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye bölgesinden çekilen fotoğrafta, Ali Tahir bölgesindeki tepeleri hedef alan İsrail hava saldırılarının ardından yükselen duman, (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye bölgesinden çekilen fotoğrafta, Ali Tahir bölgesindeki tepeleri hedef alan İsrail hava saldırılarının ardından yükselen duman, (AFP)

İsrail savaş uçakları bugün sabaha karşı Lübnan'ın güneyindeki Ali Tahir tepelerini fosfor bombaları kullanarak hava saldırıları ve topçu atışlarıyla hedef aldı.

Şarku’l Avsat’ın Ulusal Haber Ajansı NNA’dan aktardığına göre, İsrail savaş uçakları sabaha karşı gerilim bölgesinden kilometrelerce uzakta bulunan Nebatiye ilçesindeki Ensar beldesinde bir sivil evi vurdu. Saldırı sonucunda ev tamamen yıkılırken, 7 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi de yaralandı.

Olayın ardından ambulanslar ve sivil savunma ekipleri hızla hedef bölgeye sevk edilerek enkaz altında kalanları çıkarma çalışmaları başlatıldı; kurtarma faaliyetleri halen devam ediyor.

İsrail savaş uçakları ayrıca Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye el-Fevka beldesinin çevresine saldırı düzenleyerek, eski Sabah Lisesi’nin arkasında bulunan bir evi hedef aldı.

Topçu atışları İklim el-Tuffah bölgesindeki Cebel el-Rafi tepelerini ve Nebatiye bölgesindeki Debşe dağlarını da vurdu.

Öte yandan İsrail ordusu Bint Cubeyl'deki bazı evleri havaya uçururken, güney Lübnan'daki Kinin- Saf el-Hava yolunu da makineli silahlarla hedef alındığı bildirildi.


BAE’den açıklama: ADNOC, gemilerinden biri Hürmüz Boğazı'nda saldırıya uğradı

Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC) binası (ADNOC web sitesi)
Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC) binası (ADNOC web sitesi)
TT

BAE’den açıklama: ADNOC, gemilerinden biri Hürmüz Boğazı'nda saldırıya uğradı

Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC) binası (ADNOC web sitesi)
Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC) binası (ADNOC web sitesi)

Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC), gemilerinden birinin dün Hürmüz Boğazı'ndan geçişi sırasında saldırıya uğradığını açıkladı.

ADNOC, olayda herhangi bir yaralanma bildirilmediğini ve durumun şu anda kontrol altında olduğunu açıkladı. Daha önce de şirkete ait iki geminin perşembe akşamı Hürmüz Boğazı'ndan geçerken saldırıya uğradığı, ancak olaylarda yaralanan olmadığı bildirilmişti.

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı ise söz konusu saldırıyı şiddetle kınayarak reddettiğini belirtti. Bakanlık, bu eylemin deniz serbestliğini vurgulayan ve ticari gemilerin hedef alınmasını ya da uluslararası deniz geçiş yollarının engellenmesini reddeden Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2817 sayılı kararının açık bir ihlali olduğunu vurguladı.