İsrailli yazar Levy: Askerlerimiz Gazzelilerin mülklerini intikam için yağmalıyor

İsrail’in Haaretz Gazetesi yazarı Yagil Levy, İsrail askerlerinin işgal ve abluka altındaki Gazze Şeridi'nde Filistinlilerin mülklerine, sahiplerinin yerinden edilmesinin ardından gerçekleştirdiği “intikam” amaçlı yağma eylemlerini eleştirdi

(AA)
(AA)
TT

İsrailli yazar Levy: Askerlerimiz Gazzelilerin mülklerini intikam için yağmalıyor

(AA)
(AA)

Levy, Haaretz’deki yazısında, “İsrail askerleri Gazze Şeridi sakinlerinin evlerini istila ettikten sonra mülklerini de yağmalıyor.” ifadelerini kullandı.

Yedioth Ahronoth gazetesi köşe yazarı Nahum Barnea’nın yedek bir doktorun ifadelerini alıntılayan Levy, şöyle devam etti:

Yedek doktor: ‘Daha küçük, daha az disiplinli güçler, telefonları, motosikletleri ve bisikletleri yağmaladı. Bu adil mi? Gerçekten utanç duydum.’

Bir İsrail askerinin Han Yunus’taki bir evden çaldığı devasa bir aynayı bir İsrail televizyonunda gösterdiğine işaret eden Levy, İsrail askerlerinin sosyal medyada çok daha fazlasını yağmaladıklarını gösteren görüntüler paylaştığını kaydetti.

Levy, bu kadar açık bir şekilde ifade edilen bu yağma durumunun büyük bir sorun teşkil ettiğine dikkati çekerek, ordunun bunu engellemekte büyük bir zorlukla karşı karşıya olduğunu belirtti.

Bu durumun sadece yağma ve açgözlülükle açıklanmayacağına işaret eden Levy, şunları yazdı:

Askerler mutlaka fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak için yağmalama yapmıyorlar ya da illa açgözlülükle hareket etmiyorlar. Bilakis, çatışma sırasında yağma yapmak intikam arzusunun bir ifadesidir. Askerler aynı zamanda sembolik bir intikam da gerçekleştiriyor. Çünkü onlara göre, düşmanlarını mağlup ettikten sonra mallarına el koymak tam bir zaferi simgeliyor.

Yağmanın genel bir intikam sembolü olduğuna inandığını vurgulayan Levy, “Yağmalama, düşmanın insanlığını inkar etmeyi yansıtıyor. Bu da onların kişisel mülklerinin, hatta en mahrem yerlerinin bile aranmasını ve ne alınacağına karar verilmesini kabul edilebilir kılıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

İsrailli askeri doktor Gazze'de evlerin yağmalandığını itiraf etmişti

İsrailli bir askeri doktor, askerlerin Gazze Şeridi'nde evleri yağmaladığını ve ateşe verdiğini söylemişti.

Yediot Ahronot gazetesi başanalisti Nahum Barnea'ya bir mektup gönderen ve adı açıklanmayan askeri doktor, Gazze'de yağmanın "neredeyse kurumsallaştığını" yazmıştı.

Mektupta, İsrail askerlerinin Gazze'deki evlerde büyük miktarda yatak, gaz sobasının yanı sıra elektrikli süpürge, motosikletleri ve bisikletleri dahi yağmaladığı ifade edilmişti.

Yağma ve yakmaların ordudaki disiplin eksikliğine işaret ettiğini aktaran İsrailli doktor, şu ifadeleri kullanmıştı:

Ordu güçleri aralıklı olarak evleri yakmaya başlıyor ve tugay komutanı bunun kendisi için sorun olmadığını söylüyor. Askerlerin yayınladığı siyasi mesajların önünde neredeyse hiçbir engel yok, bunlar her zaman sağcı ve çoğu zaman aşırılıkçı. Ve liderler buna göz yumuyor.



İsrail merkezli bir STK, UCM’de İspanya Başbakanı aleyhine dava açtı

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, başkent Madrid'de düzenlenen bir basın toplantısında (AFP)
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, başkent Madrid'de düzenlenen bir basın toplantısında (AFP)
TT

İsrail merkezli bir STK, UCM’de İspanya Başbakanı aleyhine dava açtı

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, başkent Madrid'de düzenlenen bir basın toplantısında (AFP)
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, başkent Madrid'de düzenlenen bir basın toplantısında (AFP)

Dünya genelinde ‘İsrail’in düşmanları’ olarak nitelendirdiği kişilere karşı yasal işlemler yürüten Tel Aviv merkezli bir sivil toplum kuruluşu (STK) olan Şurat HaDin dün, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez hakkında İran'a yapılan ihracat nedeniyle ‘savaş suçlarının işlenmesine yardım’ suçlamasıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) yasal işlem başlatılması talebinde bulunduğunu açıkladı. Davada İspanya, ‘Tahran rejimi ve temsilcilerinin askeri amaçlarla ihtiyaç duyduğu bileşenleri’ sağladığı gerekçesiyle suçlanıyor.

Roma Statüsü'nün 15. maddesi uyarınca açılan davada Şurat HaDin, İspanya'nın fünyeler ve patlayıcılarda kullanılabilecek yaklaşık 1,3 milyon euro değerinde çift kullanımlı ürünlerin ihracatına izin verdiğini öne sürüyor.

Şurat HaDin tarafından yapılan açıklamada, “Bu maddeler zararsız endüstriyel ürünler değil, patlayıcıların çalışmasını sağlayan hayati bileşenler ve sivillere yönelik saldırılarda kullanılmasının beklendiği ve makul görüldüğü koşullarda nakledilmiştir” denildi.

Dava, 2023 yılının ekim ayında Gazze Şeridi’ndeki savaşın başlamasından bir yıl sonra Madrid'in Filistin devletini tanımasıyla daha da şiddetlenen iki ülke arasındaki diplomatik gerginliğin devvam ettiği bir dönemde açıldı.

Sosyalist bir isim olan Başbakan Sanchez, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattıkları savaşa da karşı çıkmış ve bu durum İsrail'in tepkisini çekmişti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu geçtiğimiz hafta, Madrid'in savaş sonrası Gazze'de istikrarı sağlamak için ABD liderliğindeki bir girişime katılmasını engelledi ve İspanya'yı ‘İsrail'e karşı diplomatik bir kampanya yürütmekle’ suçladı.


Abluka altında diplomasi: Hürmüz için yeni müzakere arayışı

Dün Tahran’da İran ile ABD arasında iki haftalık ateşkesin yürürlüğe girmesinden birkaç gün önce ABD-İsrail hava saldırılarının hedefi olan bir apartmanın önünde gazetecilere açıklamalarda buluanan İranlı bir din adamı (AFP)
Dün Tahran’da İran ile ABD arasında iki haftalık ateşkesin yürürlüğe girmesinden birkaç gün önce ABD-İsrail hava saldırılarının hedefi olan bir apartmanın önünde gazetecilere açıklamalarda buluanan İranlı bir din adamı (AFP)
TT

Abluka altında diplomasi: Hürmüz için yeni müzakere arayışı

Dün Tahran’da İran ile ABD arasında iki haftalık ateşkesin yürürlüğe girmesinden birkaç gün önce ABD-İsrail hava saldırılarının hedefi olan bir apartmanın önünde gazetecilere açıklamalarda buluanan İranlı bir din adamı (AFP)
Dün Tahran’da İran ile ABD arasında iki haftalık ateşkesin yürürlüğe girmesinden birkaç gün önce ABD-İsrail hava saldırılarının hedefi olan bir apartmanın önünde gazetecilere açıklamalarda buluanan İranlı bir din adamı (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın dün İran ile müzakerelerin önümüzdeki iki gün içinde yeniden başlayabileceğini açıklamasının ardından, Hürmüz Boğazı’ndaki gerginlik devam ederken Washington ile Tahran arasında yeni bir müzakere turu ufukta göründü.

Trump, ABD'nin geniş çaplı bir askeri operasyonla İran limanlarına abluka uygulamaya devam ettiği bir dönemde New York Post gazetesine yaptığı bu açıklamada, “Önümüzdeki iki gün içinde bir şeyler olabilir, oraya (Pakistan’a) gitmeye daha meyilliyiz” dedi.

Pakistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Asim Munir'in görüşmelerde ‘harika bir iş’ çıkardığını söyleyen Trump, “O harika, bu yüzden oraya (Pakistan) geri dönebiliriz” ifadelerini kullandı.

Reuters kaynakları, müzakerelerin cuma ile pazar günleri arasındaki bir zaman aralığın yapılabileceğini belirtirken, Associated Press (AP) görüşmelerin yarın yapılacağını öngördü. Buna karşın, İran’ın resmi haber ajanslarından IRNA, Pakistan'ın arabuluculuğu halen sürdürdüğünü, ancak şimdiye kadar resmi bir karar alınmadığını bildirdi. ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance yaptığı bir açıklamada, Washington'ın İran'dan zenginleştirilmiş uranyumu çıkarmak ve gelecekte uranyum zenginleştirmesini engellemek istediğini vurgulayarak “Top İran'da” dedi.

ABD'li kaynaklar, Washington’ın zenginleştirmeyi 20 yıl süreyle askıya almayı hedeflediğini, buna karşılık İran'ın ise Trump'ın reddettiği, nükleer faaliyetleri 5 yıl süreyle askıya alma önerisini sunduğunu belirtti.

Öte yandan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Hürmüz Boğazı’nda İran limanlarına giden veya bu limanlardan ayrılan gemilere uygulanan ablukaya 10 binden fazla askerin, 12'den fazla savaş gemisinin ve 100'den fazla uçağın katıldığını, ilk 24 saat içinde altı geminin emirlere uyduğunu duyurdu.

Diğer taraftan İranlı milletvekilleri Hürmüz Boğazı ile ilgili tutumlarını sertleştirdi. Milletvekilleri, bu durumu müzakerelerle ilişkilendirdi. İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rızai, bir hafta sonra sona erecek ateşkesin ‘yeni bir tehdide ve yeniden silahlanmaya zemin hazırlamaması gerektiğini’ söyledi.


ABD, Rus petrol şirketi Lukoil'e yönelik yaptırım muafiyetini uzattı

ABD'nin New Jersey eyaletindeki Newark bir Lukoil benzin istasyonu (Arşiv-Reuters)
ABD'nin New Jersey eyaletindeki Newark bir Lukoil benzin istasyonu (Arşiv-Reuters)
TT

ABD, Rus petrol şirketi Lukoil'e yönelik yaptırım muafiyetini uzattı

ABD'nin New Jersey eyaletindeki Newark bir Lukoil benzin istasyonu (Arşiv-Reuters)
ABD'nin New Jersey eyaletindeki Newark bir Lukoil benzin istasyonu (Arşiv-Reuters)

ABD'li yetkililer dün, Trump yönetiminin ham petrol fiyatlarındaki yükselişi sınırlama çabaları kapsamında, Rus petrol devi “Lukoil”un yaptırım muafiyetinin, Rusya dışındaki akaryakıt istasyonlarını da kapsayacak şekilde uzatıldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD Hazine Bakanlığı'na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) tarafından alınan bu karar, ABD gibi ülkelerdeki “Lukoil” istasyonlarının 29 Ekim'e kadar müşterilerine hizmet vermeye devam edebilmesine imkan sağlıyor.

Ofis, bu önlemin benzin istasyonlarının araç malzemeleri satın alma, sigorta primlerini ödeme ve çalışanların maaşlarını ödeme gibi «olağan iş akışı» kapsamındaki işlemleri gerçekleştirmelerine imkan tanıdığını açıkladı.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırı başlatmasıyla Ortadoğu'da savaşın fitili ateşlendi ve petrol fiyatları keskin bir artış gösterdi.

Ofis, bu muafiyetin «Lukoil’in Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi listesine alınmasının tüketiciler üzerindeki etkilerini hafifletmeye» yönelik bir girişim olduğunu ifade etti.

Lukoil için OFAC tarafından Aralık 2025'te verilen ve 29 Nisan'da sona erecek olan bir muafiyet kararı vardı.

Rusya, Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgal etmesinden bu yana ABD ve Avrupa'nın yaptırımlarına maruz kalıyor.

ABD'de benzin fiyatları galon başına 4 doları aşarak 2022'den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı; bu durum Trump yönetimi üzerindeki siyasi baskıyı artırdı.

9 Mart'ta Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmelerin ardından petrol üzerindeki bazı yaptırımları kaldırma planlarını açıkladı ve bu adımın “fiyatları düşürmeyi” amaçladığını belirtti.