Mekke'de başlayan İslam Dünyası Vakıflar ve İslami İşler Bakanları Konferansı’nın gündeminde minberlerin güçlendirilmesi ve radikalleşme var

Suudi Arabistan İslam İşleri, Davet ve İrşat Bakanı Salih Bin Abdülaziz Al eş-Şeyh, Mekke'de İslam Dünyası Vakıflar ve İslami İşler Bakanları Konferansı’nın Yürütme Konseyi toplantısına başkanlık ederken (İslam İşleri, Davet ve İrşat Bakanlığı)
Suudi Arabistan İslam İşleri, Davet ve İrşat Bakanı Salih Bin Abdülaziz Al eş-Şeyh, Mekke'de İslam Dünyası Vakıflar ve İslami İşler Bakanları Konferansı’nın Yürütme Konseyi toplantısına başkanlık ederken (İslam İşleri, Davet ve İrşat Bakanlığı)
TT

Mekke'de başlayan İslam Dünyası Vakıflar ve İslami İşler Bakanları Konferansı’nın gündeminde minberlerin güçlendirilmesi ve radikalleşme var

Suudi Arabistan İslam İşleri, Davet ve İrşat Bakanı Salih Bin Abdülaziz Al eş-Şeyh, Mekke'de İslam Dünyası Vakıflar ve İslami İşler Bakanları Konferansı’nın Yürütme Konseyi toplantısına başkanlık ederken (İslam İşleri, Davet ve İrşat Bakanlığı)
Suudi Arabistan İslam İşleri, Davet ve İrşat Bakanı Salih Bin Abdülaziz Al eş-Şeyh, Mekke'de İslam Dünyası Vakıflar ve İslami İşler Bakanları Konferansı’nın Yürütme Konseyi toplantısına başkanlık ederken (İslam İşleri, Davet ve İrşat Bakanlığı)

Bugün Mekke'de oturumlarına başlayacak olan İslam Dünyası Vakıflar ve İslami İşler Bakanları Konferansı bir dizi tavsiye kararı almaya çalışacak. Konferans, radikalizm ve terörizmle mücadele edilmesi ve Müslüman toplumlar arasındaki anlaşmazlıkları reddedilmesi başta olmak üzere İslam dünyasını ilgilendiren çeşitli konuları tartıştıktan sonra bir sonuç bildirisi aracılığıyla bir birtakım tavsiyelerde bulunmayı amaçlıyor.

Suudi Arabistan İslam İşleri, Davet ve İrşat Bakanı Salih Bin Abdülaziz Al eş-Şeyh, konferansın İslami eylem hedeflerine ulaşma, iş birliğini geliştirme ve Müslümanların birliğine katkıda bulunma ihtiyacıyla İslam toplumlarında ılımlı ve mutedil düşünceyi teşvik etmeyi amaçladığını söyledi.

Terörizme değinen Bakan Şeyh, şunları söyledi:

Suudi Arabistan, terörizm tehlikesinden şikayetçi başlıca ülkelerden biridir. İslam İşleri, Davet ve İrşat Bakanlığı çatısı altında dünyanın çeşitli ülkelerinde düzenlediği ve katıldığı konferans ve seminerler aracılığıyla terörizmle mücadele konusunda eşsiz bir deneyim edindi.

Bakan Şeyh, Mekke'de düzenlenen basın toplantısında, radikal grupların dini söylemi istismar ederek siyasi ve partizan amaçlarına alet etmeleri nedeniyle terörizmin dünyadaki davetçiler ve vaizler için en büyük tehdidi oluşturduğunu vurguladı.

cdfr
Bakan Şeyh, Mekke'de Yürütme Konseyi toplantısına başkanlık ederken (İslam İşleri, Davet ve İrşat Bakanlığı)

Suudi Arabistan İslami İşler, Davet ve İrşat Bakanlığı tarafından düzenlenen ve Kral Selman bin Abdulaziz'in himayesinde gerçekleştirilen konferansa 60'tan fazla ülkeden bakanlar, müftüler, İslami konseylerin ve derneklerin başkanları katılıyor. Katılımcılar, toplam 10 oturumdan oluşan konferansta, ılımlı İslam ilkelerini teşvik etmek üzere din ve vakıf işleri başkanlık ve bakanlıklarıyla ilgili tüm konuları tartışacaklar.

Mekke'de düzenlenen 9. İslam Dünyası Vakıflar ve İslami İşler Bakanları Konferansı’nda aşırıcılık, radikalizm ve terörizmdeki son gelişmeler ve bunların söylemlerine karşı minberlerin güçlendirilmesinin önemi ele alınacak. Konferansta ayrıca bilgi ve ihtisas sahibi olmadan fetva verilmesi tehlikesi ve bunun ılımlılık ve itidal yaklaşımı üzerindeki etkisinin yanı sıra kamusal söylemin kontrolü, ortak insani değerlerin teşviki, bir arada yaşama ve hoşgörü değerleri ile İslam dinine ve Müslümanlara karşı nefret konusu da ele alınacak.

Oturumlar sırasında ekonomik boyuta da değinilecek. Katılımcılar, vakıf fonları deneyimini ve bunların kalkınmadaki rolünü ve İslam toplumlarına yansımasını sunmanın yanı sıra Mescid-i Aksa'daki vakıfların rolünü de tartışacaklar. Oturumlarda ele alınacak başlıklar arasında İslam dünyasında vatandaşlık ve bunun İslam toplumlarının istikrarı üzerindeki etkisi yer alırken, kültürel küreselleşme çerçevesinde İslami mahremiyet üzerine bir konuşma da yapılacak.

Din ve vakıf işleri başkanlık ve bakanlıklarının camilerin inşası, bakımı ve imam, hatip, müezzin ve vaizlerin atanmasına ilişkin teknik ve mimari şartnameler ve bunlara tahsis edilen programlar konusunda sundukları deneyimlere değinilecek olan oturumlarda modern iletişim araçları ve din ve vakıf işleri başkanlık ve bakanlıklarının bunlardan yararlanma ve tehlikelerini önlemedeki rolü, ayrıca ateizmin tehlikeleri ve bunlarla yüzleşme yolları da görüşülecek.

cdfvgtrh
Şeyh başkanlığındaki Yürütme Konseyi toplantısından bir kare (İslam İşleri, Davet ve İrşat Bakanlığı)

Bakan Şeyh, 9. İslam Dünyası Vakıflar ve İslami İşler Bakanları Konferansı’ndan önce gündemini görüşmek üzere üye devletlerden konsey üyelerinin katılımıyla cumartesi günü İslam Dünyası Vakıflar ve İslami İşler Bakanları Konferansı’nın 14. Yürütme Konseyi toplantısına başkanlık etti.

Konferans, Suudi Arabistan'ın Müslümanları birleştirmedeki rolünün ve aşırıcılıkla mücadele etme, bir arada yaşama ve hoşgörünün temellerini yayma, ılımlılık ilkelerini teşvik etme ve ılımlılık değerlerini pekiştirme konusundaki istekliliğinin altını bir kez daha çizdi. Konferansın gündeminde İslam ülkeleri arasında İslami dayanışmanın güçlendirilmesi, üye ülkeler arasında din, davet ve vakıf alanlarında koordinasyon ve iş birliğinin sağlanması, dini söylem kavramının düzeltilmesi için her türlü çabanın gösterilmesi, yurtdışındaki İslami örgütler, kurumlar, kuruluşlar ve merkezlerle dini misyonlarını yerine getirebilmeleri için ilişkilerin desteklenmesi ve diğer ülkelerdeki İslami azınlıkların yaşadıkları toplumlar içinde inançlarını, kimliklerini ve kültürlerini korumalarına yardımcı olma çabalarında iş birliği ve koordinasyon yapılması gibi konuları bulunuyor.



Lübnan ordusunun ihtiyaçlarına yanıt vermek, Litani Nehri’nin kuzeyinde ‘silahları devletin elinde toplama’ planına bağlı

Lübnan’ın güneyindeki Alma eş-Şaab köyünde, İsrail sınırındaki bir askeri karakolda görev yapan iki Lübnan askeri (Arşiv – AP)
Lübnan’ın güneyindeki Alma eş-Şaab köyünde, İsrail sınırındaki bir askeri karakolda görev yapan iki Lübnan askeri (Arşiv – AP)
TT

Lübnan ordusunun ihtiyaçlarına yanıt vermek, Litani Nehri’nin kuzeyinde ‘silahları devletin elinde toplama’ planına bağlı

Lübnan’ın güneyindeki Alma eş-Şaab köyünde, İsrail sınırındaki bir askeri karakolda görev yapan iki Lübnan askeri (Arşiv – AP)
Lübnan’ın güneyindeki Alma eş-Şaab köyünde, İsrail sınırındaki bir askeri karakolda görev yapan iki Lübnan askeri (Arşiv – AP)

Katar’ın başkenti Doha, Lübnan ordusu ve İç Güvenlik Güçleri için düzenlenecek destek konferansının hazırlık toplantısına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Toplantı, bu ayın 15’inde gerçekleştirilecek ve beş sponsor ülke -Fransa, ABD, Suudi Arabistan, Katar ve Mısır- ile diğer ülkeler ve uluslararası kuruluşların katılımıyla yapılacak. Toplantının amacı, konferans öncesi zemin hazırlığı yapmak, ülkelerin tutumlarını koordine etmek, Lübnan ordusunun ihtiyaçlarını yakından incelemek ve askeri destek mekanizmalarını geliştirmek olarak açıklandı. Konferansın 5 Mart’ta Paris’te düzenlenmesi planlanıyor; Fransız yetkililer yaklaşık 50 ülke ve 10 kuruluşun katılımını bekliyor. Fransa kaynaklarına göre, Lübnan ordusunun mevcut görevleri ve ülkenin egemenliğinin korunmasındaki rolü göz önüne alındığında, hem hazırlık toplantısı hem de konferans, orduya önemli bir siyasi destek sağlayacak. Toplantı, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn tarafından açılacak ve tüm oturumlar tek bir gün içinde gerçekleştirilecek.

Doha toplantısından neler bekleniyor?

Paris, hazırlık toplantısı ve konferansın düzenlenmesinde merkezi bir rol oynuyor. Bu iki etkinliğe ilişkin hazırlıklar, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın geçen hafta sonu iki gün süren Beyrut ziyaretinde ele alınan başlıca konulardan biriydi. Ziyaret, Lübnan ordusunun uluslararası toplumun beklediği silah envanteri çalışmasının ikinci aşamasına hazırlanmasına denk geldi. Bu aşama, Sayda’nın kuzeyinde, Litani Nehri’nden Avali Nehri’ne uzanan bölgeyi kapsıyor. Paris’te konuyla ilgilenen birkaç Batılı kaynak, ordunun ihtiyaçlarına yanıt verilmesinin büyük ölçüde ordunun önümüzdeki haftalarda sunması beklenen planına bağlı olduğunu belirtti. Planın, konferans öncesinde Lübnan Bakanlar Kurulu’na sunularak onaylanması öngörülüyor. Fransız yetkililer iki temel noktaya odaklanıyor: Birincisi, 1701 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararı uyarınca ordunun yürüttüğü silah envanteri sürecinin devam etmesi gerekliliği. İkincisi ise, konferansa katılacak ülkelerin Lübnan ordusunun ihtiyaçlarını tam olarak anlaması ve bu ihtiyaçların, destek vermek isteyen uluslararası aktörler arasında koordinasyon sağlanarak ve bunun için bir ‘uluslararası mekanizma’ oluşturularak karşılanması gerekliliği.

gthy
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron başkanlığındaki haftalık kabine toplantısının ardından Kültür Bakanı Rachida Dati ile birlikte Elysee Sarayı’ndan ayrılıyor. (AFP)

Paris, konferansta açıklanacak yardım miktarını belirlemeye yönelik tartışmalara girmeyi reddediyor. Fransız yetkililer, desteğin yalnızca mali yardım ile sınırlı olmayacağını, aynı zamanda askeri kapasitenin güçlendirilmesi (silah sistemleri), lojistik imkanlar ve eğitim gibi alanları da kapsayacağını vurguluyor. Paris, Lübnan ordusunun yıllık ihtiyaçlarını 1 milyar doların üzerinde olarak değerlendiriyor, ancak bu desteğin sadece dış yardımlarla sağlanamayacağını, bir kısmının Lübnan devlet bütçesine de yansıtılması gerektiğini belirtiyor. Fransa, Lübnan Ordu Komutanı Rudolf Heykel’in Washington’da aldığı güvenceyle de rahat bir tablo çiziyor. Bu güvenceye göre ABD, Heykel ile Senatör Lindsey Graham arasındaki sert görüşmeye rağmen Lübnan ordusuna desteğini sürdürecek.

Paris ve diğer dört sponsor ülke, Doha’daki toplantıdan ordunun ihtiyaçlarını ayrıntılı şekilde sunmasını bekliyor. Daha önce de Lübnan ordusuna destek amaçlı toplantılar yapılmış olsa da, bu kez sürecin belirli bir hedefe -silah envanteri- bağlı olması öne çıkıyor.

Sınırlar ve Suriyeli mülteciler

Paris, Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın Beyrut ziyaretinden dönerken elde ettiği sonuçlardan memnuniyetini gizlemiyor. Özellikle Lübnan’ın komşusu Suriye ile ilişkilerine dair sağlanan ilerlemeler Fransız yetkililer tarafından olumlu karşılanıyor. Fransa, Lübnan’daki bazı Suriyeli tutukluların ülkelerine geri gönderilmesi anlaşmasının iki önemli alanda etkili olacağını düşünüyor. Birincisi, iki ülke arasındaki kara sınırının belirlenmesi ve sınır bölgelerinde güvenliğin sağlanması. Fransa, manda dönemine ait haritaları kullanarak sınır çiziminde destek sunmayı teklif ediyor. İkincisi, Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönüşü, Lübnan için stratejik açıdan birçok düzeyde önem taşıyor. Buna karşılık Paris, Lübnan’ın İsrail ile yaşadığı zorlukların farkında. Fransız kaynaklar, bunun gerek İsrail’in neredeyse günlük devam eden askeri operasyonları gerekse halen Lübnan topraklarında işgal ettiği beş bölgeden çekilmeyi reddetmesi nedeniyle ciddi bir sorun teşkil ettiğini vurguluyor.

dsecd
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, 6 Şubat'ta Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile bir araya geldi. (EPA)

Paris, başka bir bağlamda ise Ateşkesi Denetleme Komitesi (Mekanizma) çerçevesinde siviller arasında yürütülen dolaylı görüşmeleri memnuniyetle karşılıyor ve Le Drian’ın bu görüşmeleri teşvik ettiğini vurguluyor. Paris, sahadaki etkisi sınırlı olsa da, Lübnan’ın bu mekanizmaya bağlılığını desteklemeye devam ediyor. Fransız yetkililer, İsrail’in Lübnan ordusu hakkında yaptığı açık açıklamalar ile kapalı kapılar ardında söylediklerinin farklı olduğunu belirtiyor. Paris’e göre Tel Aviv’in amacı, Lübnan’daki askeri hareket özgürlüğünü sürdürmek ve bunu meşrulaştırmak. İsrail tarafı, Hizbullah tehdidinin Litani Nehri güneyinde önemli ölçüde azaldığını söylerken, kuzeydeki durumu halen sorunlu görüyor. Fransız kaynaklar, Lübnan’a iletilen tavsiyelerin iki temel noktaya odaklandığını belirtiyor: Silah envanteri sürecinin devam ettirilmesi ve bölgedeki olası bir savaşta, ister ABD-İran ikili çatışması, ister İsrail’in katılımı olsun, Lübnan’ın uzak durması gerektiği.

Görüşmelerin bir diğer önemli başlığı ise mali ve ekonomik konular oldu. Paris, Le Drian’ın görüşmelerinde yasanın Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’nın bahar toplantıları öncesinde Meclis’te oylanmasının önemini vurguladığını belirtiyor. Fransız yetkililere göre, yasanın kabulü, Lübnan makamlarının konuyu ciddiyetle ele aldığını gösterecek ve iç tartışmalara rağmen olumlu bir sinyal sağlayacak. Paris ayrıca, yasanın parlamentodan geçmesinin, Fransa’nın ev sahipliğini üstleneceğini açıkladığı Lübnan ekonomisine destek konferansı üzerinde doğrudan etkisi olacağını vurguluyor.


Suudi Arabistan: Kraliyet kararnameleriyle bazı prensler ve yetkililer görevden alındı, yenileri atandı

İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz (SPA)
İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz (SPA)
TT

Suudi Arabistan: Kraliyet kararnameleriyle bazı prensler ve yetkililer görevden alındı, yenileri atandı

İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz (SPA)
İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz (SPA)

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz bugün bir dizi kraliyet emri yayımlayarak, bazı prenslerin ve üst düzey yetkililerin görevden alınmasını, bazılarının ise atanmasını ve terfi ettirilmesini kararlaştırdı.

Emirler arasında, Taif Valisi Prens Suud bin Nehar bin Suud’un görevden alınarak Medine Bölgesi Vali Yardımcısı olarak atanması, yerine Prens Favaz bin Sultan bin Abdulaziz’in getirilmesi ve Kuzey Sınırları Bölgesi Vali Yardımcısı olarak Prens Muhammed bin Abdullah bin Abdulaziz’in atanması yer aldı.

Ayrıca, Diriye Valisi Prens Fahd bin Saad bin Abdullah bin Turki’nin görevden alınması ve el-Baha Bölgesi Vali Yardımcısı olarak atanması, yerine Prens Rakan bin Selman bin Abdulaziz’in getirilmesi kararlaştırıldı. Turizm Bakan Yardımcısı Prenses Hayfa bint Muhammed bin Suud bin Halid görevinden alınarak Başbakanlık Genel Sekreterliği’nde danışman olarak atandı, yerine Abdulmuhsin el-Mezid getirildi. Bunun yanı sıra, Prens Dr. Saad bin Suud bin Muhammed bin Abdulaziz Şura Meclisi üyeliğine atanırken, İçişleri Bakanlığı Teknoloji İşleri Yardımcısı Prens Dr. Bendar bin Abdullah el-Mişari görevden alınarak Bakan Danışmanı olarak atandı; yerine Mühendis Samir el-Harbi getirildi.

Emirlere göre, Yatırım Bakanı Halid el-Falih görevden alınarak Devlet Bakanı olarak atandı; yerine Fahd Al Seyf getirildi. Başsavcı eş-Şeyh Suud el-Muceb görevden alınarak Kraliyet Divanı’nda danışman oldu. Adalet Divanı Başkanı Dr. Halid el-Yusuf görevden alınarak Başsavcı olarak atandı; yerine Şeyh Dr. Ali el-Ehaydib getirildi. Adalet Bakanı Yardımcısı Dr. Necm ez-Zeyd görevden alınarak Kraliyet Divanı’nda danışman oldu. İçişleri Bakanlığı Güvenlik İşleri Müsteşarı Muhammed el-Muhanna görevden alınarak İçişleri Bakan Yardımcısı olarak atandı; yerine Abdullah bin Faris getirildi.

Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği Danışmanı Abdulaziz el-Arifi görevden alınarak Ulusal Kalkınma Fonu Başkanı olarak atandı. İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakan Yardımcısı Mühendis Heysem el-Avheli Telekomünikasyon ve Uzay Teknolojileri Kurumu Başkanı olarak atandı. Genel Soruşturma Müdürü Ahmed el-İsa, sağlık gerekçesiyle görevden alındı; yerine Fayhan es-Sehli atandı.

Kraliyet Divanı’na Süleyman el-Gannas ve İsaf Ebu Senin danışman olarak atandı. Genel Ulaştırma Kurumu Başkanı Fevvaz es-Sehli, İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanı Yardımcısı Bedr es-Suveylem, Eğitim Bakanı Yardımcısı Dr. Saad el-Harbi, Devlet Güvenliği Ofisi danışmanı Saad el-Luheydan oldı. Kraliyet Muhafızları Başkan Yardımcılığı’na Tümgeneral Halid ez-Zuveybi terfi ettirilirken, Tümgeneral Süleyman el-Miman da terfi aldı.


Kral Selman ve Veliaht Prens, okulda yaşanan silahlı saldırının ardından Kanada Genel Valisi'ne başsağlığı dileklerini ilettiler

Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
TT

Kral Selman ve Veliaht Prens, okulda yaşanan silahlı saldırının ardından Kanada Genel Valisi'ne başsağlığı dileklerini ilettiler

Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)

Kutsal Caminin Koruyucusu Kral Selman bin Abdulaziz, Kanada'nın batısındaki bir okulda meydana gelen, ölü ve yaralıların olduğu silahlı saldırının ardından Kanada Genel Valisi Mary May Simon'a taziye ve başsağlığı telgrafı gönderdi.

Kral Selman mesajında, “Kanada'nın batısındaki bir okulda meydana gelen silahlı saldırı ve bunun sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmaları öğrendik. Bu iğrenç suç eylemini kınıyor ve Ekselansları, ölenlerin aileleri ve dost Kanada halkına en derin taziyelerimizi ve içten başsağlığı dileklerimizi sunuyoruz. Yaralıların bir an önce iyileşmesini diliyoruz.”

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman da benzer bir taziye ve başsağlığı mesajı göndererek şunları söyledi: “Kanada'nın batısındaki bir okulda meydana gelen silahlı saldırı ve bunun sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmalar hakkında bilgilendirildim. Ekselanslarına bu suç eylemini kınadığımı belirtirken, Ekselanslarına ve dost halkına en derin taziyelerimi ve içten başsağlığı dileklerimi sunuyor, yaralılara acil şifalar diliyorum.”