ABD'li analist: Kiev'in Kursk kumarı cesurca ama sonuçta başarısız olacak

ABD'li analist, NATO ülkelerinin Ukrayna'yı savunmak için gelecekte hangi adımları atacaklarına karar vermeleri gerektiğini söyledi.

Ukrayna güçlerinin Kursk bölgesine yönelik bombardımanında hasar gören Rus askeri kamyonları (AP)
Ukrayna güçlerinin Kursk bölgesine yönelik bombardımanında hasar gören Rus askeri kamyonları (AP)
TT

ABD'li analist: Kiev'in Kursk kumarı cesurca ama sonuçta başarısız olacak

Ukrayna güçlerinin Kursk bölgesine yönelik bombardımanında hasar gören Rus askeri kamyonları (AP)
Ukrayna güçlerinin Kursk bölgesine yönelik bombardımanında hasar gören Rus askeri kamyonları (AP)

Arizona Üniversitesi Hükümet ve Kamu Politikası Bölümü'nde siyaset bilimi profesörü olan John P. Willerton'a göre çaresiz durumlar çaresiz eylemlere yol açabilir. Willerton, Ukrayna'nın 6 Ağustos'ta Rusya'nın Kursk Oblastı'na girmesi, Rusya'yı ve dünyayı şaşırtan cesur ama çaresiz bir hareketti.

Rusya sınırına yakın Sumi bölgesindeki Ukrayna askerleri, 13 Ağustos 2024. (AFP)Rusya sınırına yakın Sumi bölgesindeki Ukrayna askerleri, 13 Ağustos 2024. (AFP)

Ukrayna, stratejik önemi olmayan seyrek nüfuslu bölgeye girerken, başlangıçta Rus sınır muhafızlarının çok az direnişiyle karşılaşan 15 bin askerden oluşan iyi eğitimli ve iyi donanımlı bir savaş gücü hazırladı. Ancak Rusya kısa süre sonra kendi birliklerini gönderdi ve bir hafta içinde Ukrayna girişimi durdu. Kiev, çabalarının karşılığı olarak ele geçirdiği sadece 400 mil kare toprakla ani hareketini haklı çıkarmak için mücadele etti.

Willerton, National Interest dergisinde yayınlanan bir raporda, Ukrayna güçlerinin Kursk Nükleer Santrali’ni ele geçirmeyi başarması halinde, ki pek çok gözlemci bunun amaçlanan hedeflerden biri olduğunu tahmin ediyor, saldırının risklerinin haklı olabileceğini belirtti. Ancak Ukrayna kuvvetleri santrale çok yaklaşamadı.

Savaş sisi işlerin nasıl gittiğini değerlendirmeyi zorlaştırsa da Ukrayna'nın ekipman, mühimmat ve en önemlisi personel açısından ağır kayıplar verdiğine dair kanıtlar artıyor.

Willerton, Kursk'ta savaşmak üzere görevlendirilen Rus birliklerinin sayısının önemli ölçüde arttığını ve bu birliklerin doğudaki cephelerden çekildiğine dair herhangi bir kanıt bulunmadığını ifade etti.

Buna karşılık Ukrayna, Kursk operasyonuna katılan en iyi yedek askerlerden bazılarını doğudan çekilen birliklerle takviye etti.

Genel olarak yoğun çatışmalar Kursk savaşının her iki tarafına ağır kayıplar verdirirken, Donbass'taki Rus güçleri de ilerleyişlerini hızlandırıyor. Ayrıca Pokrovsk gibi önemli müstahkem kasabalar Rus güçlerinin eline geçmenin eşiğinde. Ukrayna güçleri direnişlerine karşı koyamazsa, Ruslar Donbass'ta kesin bir başarı elde edecek.

Ukrayna güçlerinin 7 Ağustos'ta Kursk bölgesine girmesinin ardından Suca kasabasında yanan bir bina (Reuters)  Willerton’a göUkrayna güçlerinin 7 Ağustos'ta Kursk bölgesine girmesinin ardından Suca kasabasında yanan bir bina (Reuters)

Willerton’a göre Ukrayna, Kursk operasyonuna çok değerli kaynaklar ayırarak yüksek riskli bir kumar oynadı. Başarı, Rusya'nın yavaş yavaş toprak kazandığı doğuda uzun süredir devam eden çatışmaların gerçekliğini değiştirebilirdi. Şu anda Ukrayna'nın elinde yeni silah yok ve dış yardım da gelmiyor. Askeri liderlikte ya da askeri taktiklerde, Ukrayna'nın Rusya'nın artan askeri gücünü karşılayacak güçlere sahip olmadığı doğudaki yoğun çatışmaların mantığını değiştirecek hiçbir değişiklik yok.

Şu anki duruma bakılırsa, cesur Kursk girişiminin iyi bir fikir olmadığı görülüyor ve girişimin nihai olarak başarısızlığa uğrayacağı anlaşılıyor. Pek çok kişi Kursk taarruzunun gerçekte Ukrayna'nın davasına zarar verdiğine inanıyor. Zira Ukrayna'nın doğu cephelerindeki durumu zaten son sınırına kadar zorlanmışken, başta personel ve teçhizat olmak üzere değerli kaynaklar başka bir cephede tüketiliyor.

Ukrayna'nın savaş alanındaki kötüleşen durumu, Batılı dostlarının zayıflayan desteğinin yanı sıra ülkenin kötüleşen ekonomik durumuyla da birleşince, Ukrayna uzun vadeli bir geri çekilmeyle karşı karşıya.

Rusya sınırındaki Sumi bölgesinde Ukrayna'ya ait bir zırhlı personel taşıyıcısının içindeki askerler (AP)Rusya sınırındaki Sumi bölgesinde Ukrayna'ya ait bir zırhlı personel taşıyıcısının içindeki askerler (AP)

Pek çok gözlemci Rusya'nın topçu silahlarında Ukrayna'ya karşı 10'a 1 oranında üstünlüğü olduğuna dikkat çekiyor. Ukraynalı insansız hava aracı (İHA) komutanı bile Rusya'nın İHA’larda 6'ya 1 üstünlüğü olduğunu itiraf etti. Çatışmaların büyük bölümünün uzak mesafelerde gerçekleştiği düşünüldüğünde bu sayısal avantajlar hayati önem taşıyor.

Willerton şu değerlendirmede bulundu: “Ukrayna Rusya'ya karşı etkili bir ileri saldırı düzenleyemez. Yakın bir gelecekte Rus güçleri Donbass'ı ele geçirecek. NATO ülkeleri Ukrayna'yı savunmak için hangi adımları atacaklarına karar vermek zorunda kalacak. Sadece NATO güçlerinin savaşa doğrudan katılımı Ukrayna'nın kaçınılmaz bir yenilgiye uğramasını engelleyecektir. NATO böyle bir adım atacak mı ve bu adım nereye varabilir? Önümüzde önemli seçenekler var.”

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Alman haftalık gazetesi Welt am Sonntag'a verdiği demeçte, Ukrayna'nın Rus topraklarına ilerleme riski bulunduğunu, ancak askerî harekâtını nasıl yürüteceğinin Kiev'e bağlı olduğunu söyledi. Stoltenberg, harekâtın meşru olduğunu ve Kiev'in meşru müdafaa hakkıyla güvence altına alındığını belirtti. “Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, operasyonun Rusya'nın sınır ötesi saldırılarını önlemek için bir tampon bölge oluşturmayı amaçladığını açıkça belirtti” diyen Stoltenberg, NATO'nun, Ukrayna'nın planlarından önceden haberdar edilmediğini ve bu planlarda hiçbir rol oynamadığını ifade etti.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg (sağda) ve yeni Genel Sekreter Mark Rutte Brüksel'deki NATO karargahında (AFP)NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg (sağda) ve yeni Genel Sekreter Mark Rutte Brüksel'deki NATO karargahında (AFP)

Stoltenberg, “Tüm askeri operasyonlarda olduğu gibi bu da risklidir. Ancak kendini nasıl savunacağı kararı Ukrayna'ya ait” ifadelerini kullandı. Söz konusu saldırı, Moskova'nın Ukrayna'ya yönelik en büyük hava saldırısı dalgasının ortasında, Kiev'in talebi üzerine çarşamba günü NATO-Ukrayna Konseyi toplantısında ele alındı. Batı askeri ittifakının ve Ukrayna'nın destekçilerinden oluşan Konsey, NATO ve Kiev arasında yakın koordinasyon sağlamak amacıyla geçen yıl kuruldu. Diğer taraftan Rusya, Kursk operasyonunu ‘büyük bir provokasyon’ olarak niteledi ve karşılık vereceğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Ayı Tugayı Komutanı Viktor Yermolaev dün (Cuma) Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, Fransız Le Monde gazetesinin bazı savaşçılarının Rusya'da savaşmak üzere geri döndüklerine dair haberini doğruladı. Jedi lakaplı komutan, “Ukraynalıların savaşı seçtiğini gördük. Savaş bizim mesleğimiz (...) Bir Rus savaşçı için anavatanı savunmaktan daha büyük bir onur yoktur” dedi.

Birkaç gün önce Ayı Tugayı Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, ‘son olaylar nedeniyle tugayın 2014 yılında Rusya tarafından ilhak edilen Kırım'a geri döndüğünü’ belirtmişti.

Batılı bir güvenlik kaynağı, yaklaşık 300 paralı askerden 100 kadarının Burkina Faso'dan ayrıldığını belirtti. Bu rakam Jedi tarafından da doğrulandı. Söz konusu paralı askerler esas olarak Burkina Faso Devlet Başkanı İbrahim Traore'nin güvenliğini sağlamaktan sorumlu.

Yermolaev, “Bazıları elbette kalacak. Üslerimiz, mülklerimiz, ekipmanlarımız ve mühimmatımız var. Her şeyi Rusya'ya geri götürmeyeceğiz” ifadelerini kullandı. Yakın zamanda Traore ile birlikte kafası tıraşlı bir fotoğrafı sosyal medyada viral olan Yermolaev, “Merhaba demek için uğradım” dedi.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.