İsrail, Gazze Şeridi ve Lübnan'dan bilinen tehditleri Batı Şeria'ya taşımaya hazırlanıyor

Tulkerim'deki tamamlanmamış tünel Tel Aviv'in yeni bir 7 Ekim saldırısı korkusunu artırdı

Silahlı bir saldırgan perşembe günü Batı Şeria'daki Nur Şems Mülteci Kampı’nda 4 Filistinlinin cenaze töreni sırasında ateş açtı (EPA)
Silahlı bir saldırgan perşembe günü Batı Şeria'daki Nur Şems Mülteci Kampı’nda 4 Filistinlinin cenaze töreni sırasında ateş açtı (EPA)
TT

İsrail, Gazze Şeridi ve Lübnan'dan bilinen tehditleri Batı Şeria'ya taşımaya hazırlanıyor

Silahlı bir saldırgan perşembe günü Batı Şeria'daki Nur Şems Mülteci Kampı’nda 4 Filistinlinin cenaze töreni sırasında ateş açtı (EPA)
Silahlı bir saldırgan perşembe günü Batı Şeria'daki Nur Şems Mülteci Kampı’nda 4 Filistinlinin cenaze töreni sırasında ateş açtı (EPA)

İsrail ordusu tarafından Batı Şeria'nın kuzeyindeki Tulkerim kentinde bulunan tamamlanmamış bir tünel, İsrail güvenlik birimleri arasında Batı Şeria'da devam eden gerilimin, Batı Şeria'daki İsrail yerleşim birimlerine, kibbutzlara (İsrail'e özgü bir yerleşim türü) ve temas hattına yönelik saldırılarla tam bir intifadaya (ayaklanma) dönüşebileceğine dair endişelerin artmasına neden oldu.

İsrail gazetesi Maariv, ayrım duvarına doğru uzanan, henüz tamamlanmamış bir tünel bulan İsrail ordusunun şimdi tünelin düzenini, güzergahını ve amacını araştırdığını, yeraltı tünellerinin inşası da dahil olmak üzere Lübnan ve Gazze Şeridi'nde kullanılan savaş yöntemlerinin Batı Şeria'ya aktarıldığını fark ettiğini bildirdi.

xscvdfb
Batı Şeria'nın Tulkerim kenti yakınlarındaki bir mülteci kampındaki İsrail’e ait askeri araçlar, 11 Eylül 2024 (AFP)

İsrail ordusu tarafından cuma günü yapılan açıklamada Tulkerim, Nur Şems, Tubas, el-Fera'a ve Temun'da İsrail İç Güvenlik Servisi Şin-Bet (Şabak) ve Sınır Polisi güçlerinin desteğiyle 48 saat süren uzun bir operasyonun ardından iki silahlı unsurun öldürüldüğü, patlayıcı yüklü bir aracın bulunduğu, keskin nişancı tüfekleri ve başka mühimmatlar da dahil olmak üzere bazı silahlara el konulduğu bildirildi. Açıklamaya göre ayrıca Tulkerim Mülteci Kampı’ndaki bir hastane yakınlarında çıkışı olmayan bir yeraltı tünelinin yanı sıra patlayıcı, iletişim cihazları, kameralar ve silah üretimi için bir torna tezgahının olduğu dört laboratuvar bulundu. Açıklamada tünel planının incelendiği ve daha sonra imha edileceği vurgulandı.

İsrail televizyonu Kanal 14, “İster başlıca tehdit olarak Gazze'de ister Hizbullah'ın sahip olduğu eski bir tehdit olarak kuzeyde tünellerin oluşturduğu tehdit İsrail tarafından iyi biliniyor. Ancak bu tehdit ilk kez Batı Şeria'da da ortaya çıkarıldı” diye aktardı.

cdvfe
Batı Şeria'daki Tulkerim Mülteci Kampı’nın girişinde konuşlu İsrail’ ait askeri araçlar, 10 Eylül 2024 (EPA)

Batı Şeria’da yerleşimcilerin ve Batı Şeria sınırındaki kibbutzlarda yaşayan İsraillilerin yeraltından kazı sesleri geldiğine dair ihbarlarından aylar sonra tamamlanmamış bir tünel keşfedildi.

Geçtiğimiz yılın sonlarında, Gazze Şeridi’nden yapılan 7 Ekim saldırısından iki ay sonra, Tulkerim yakınlarındaki Emek Hefer Bölge Konseyi, bölgenin yakınlarındaki kibbutzlarda yaşayanların evlerinin altında kazı sesleri duyduklarına dair peş peşe yaptıkları ihbarlar üzerine şüpheleri doğrulamak için testler yapılacağını duyurdu.

Batı Şeria’nın Kalkaliye kenti yakınlarındaki Kokhav Yair ve Yigal Tzur yerleşim birimlerinde yaşayan İsrailliler de yakınlarda kazı sesleri duyduklarını bildirdiler. Bölge sakinleri, tamamlanmamış tünelle ilgili bildirilenlerin sadece 300 metre uzaklıktaki Filistin şehri Kalkaliye'den uzanan olası tünel kazısıyla ilgili olmasından korkuyorlar.

İsrail ordusu, Filistinli militanların temas hattındaki yerleşim birimlerine saldırmaya çalışabileceği endişesiyle haftalardır Batı Şeria'nın kuzeyindeki bölgelere takviye güçler sevk ediyor.

xbht
Batı Şeria'daki İsrail yerleşim birimi inşasının yakınlarında yürüyen bir yerleşimci (Arşiv - Reuters)

İsrail ordusu, takviyeleri Filistinli silahlı grupların İran ve Hamas'ın yönlendirmesiyle temas hattındaki bazı yerleşim birimlerine saldırı düzenlemeye hazırlandığına dair uyarılar alan Şabak tarafından yapılan uyarının ardından gerçekleştirdi.

Temelde Tulkerim’daki silahlı hücrelerin yakınlardaki yerleşim birimlerine sızma niyetlerine ilişkin olan bu uyarılar, 7 Ekim saldırıdan çıkarılan dersle saldırı anında ve derhal karşılık vermek amacıyla bölgeye daha fazla asker takviye edilmesine yol açtı.

İsrail ordusu geçtiğimiz nisan ayında İsrail ile Batı Şeria arasındaki bölgede, Hamas'ın 7 Ekim'de Gazze sınırında gerçekleştirdiğine benzer bir Filistin saldırısını püskürtme senaryosunu simüle eden askeri tatbikatlar gerçekleştirdi.

xascdvf
Batı Şeria'daki İsrail ordusu askerler, 11 Eylül 2024 (AFP)

Tatbikat sırasında beton duvarlardan oluşan yeni bariyerlerin inşa edildiği, birkaç bölgede bir duvarın tamamlandığı ve belediyeler ve gönüllülerin katılımıyla yoğun şekilde devriyelerin gerçekleştirildiği ortaya çıktı.

İsrail 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'nın da başka bir savaş cephesine dönüşmesinden endişe ediyor.

İsrail ordusu, 28 Ağustos'ta Batı Şeria'nın kuzeyinde geniş çaplı bir operasyon başlattı. ‘Yaz Kampları’ adı verilen operasyonda Cenin, Tulkerim ve Tubas Mülteci Kampları ‘terör merkezi’ ve ‘temas hattı üzerinde yer alan ve derhal engellenmesi gereken bir İran ileri karakolu’ olarak hedef alındı. İsrail, Batı Şeria'nın kuzeyindeki geniş çaplı operasyonunu ucu açık bir operasyona dönüştürerek Tulkerim, Cenin ve Tubas'a birçok kez saldırdı. Batı Şeria'da 2002 yılından bu yana düzenlenen en büyük operasyon olan bu operasyon, İsrail güvenlik servilerinin, Batı Şeria'da bir intifadaya dönüşebilecek bir gerilimin patlak vermesinin beklendiği uyarısında bulunduğu bir dönemde gerçekleşti.

sd
Batı Şeria'nın Cenin kentindeki bir operasyonda yer alan İsrail askeri araçları, 5 Eylül 2024 (AP)

İsrail basınının aktardığına göre ordu ve Şabak yeni bir intifadanın başlamasını önlemeye çalışırken Batı Şeria'da güvenlik birimleri tarafından ele alınan uyarıların sayısı korkunç boyutlara ulaştı.

Tünelin ortaya çıkarılmasıyla birlikte yükselen tansiyon, sadece güvenlik güçlerinin değil, kibbutzlarda ve yerleşim birimlerinde İsraillilerin de korkularını arttırdı.

Maariv gazetesi, temas hattı çevresinde yaşayan yerleşimcilerin başka bir cephenin patlak vermesi konusunda uyarılarda bulunmaya devam ettiklerini bildirdi.

Emek Hefer Bölge Konseyi Başkanı Galit Shaul, temas hattı çevresinde yaşayanların Tulkerim'deki tünelin ortaya çıkarılmasından sonra endişelerinin arttığını söyledi. Batı Şeria'da güvenlik durumunun genel olarak endişe verici olduğunu vurgulayan Shaul, “Aylardır talep ettiğimiz gibi, temas hattında düzenli olarak önemli güvenlik düzenlemeleri yapılmalı ve askeri güçler konuşlandırılmalı. Mevcut bariyerde en önlemler alınmalı ve her şeyden önce bariyerin dışında oluşturulan tampon bölge, temas hattına yaklaşmayı engelleyecek şekilde genişletilmeli ve güçlendirilmeli” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail ordusu, Tulkerim’in yanı sıra Cenin'de de tünellerin olup olmadığını araştırıyor.

Maariv gazetesi, Cenin bölgesinde tünellerin olduğuna dair endişelerin olduğunu aktardı.

Batı Şeria'ya mühimmatın büyük bir kısmının doğu sınırından sokulduğunu düşünen İsrail ordusu, anti-tank füzeleri, roketler, havan topları ve el yapımı patlayıcıların da sokulmasından endişe ediyor.

Gazete haberinde şu ifadelere yer verdi:

“Batı Şeria'nın kuzeyindeki Samira'da toprağı kazmanın zor olmasına rağmen birçoğu işsiz olan ve terör örgütleri tarafından kendilerine sağlanan paranın tek geçim kaynağı olduğu inşaat işçilerinden oluşan büyük bir işgücü var. Mümkün olan her yolla İsrail'e geçen Filistinlilerden gelen baskı da söz konusu. Bu yüzden tünellerin inşası kaçakçıları cezbediyor.”



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.