İsrail, Gazze Şeridi ve Lübnan'dan bilinen tehditleri Batı Şeria'ya taşımaya hazırlanıyor

Tulkerim'deki tamamlanmamış tünel Tel Aviv'in yeni bir 7 Ekim saldırısı korkusunu artırdı

Silahlı bir saldırgan perşembe günü Batı Şeria'daki Nur Şems Mülteci Kampı’nda 4 Filistinlinin cenaze töreni sırasında ateş açtı (EPA)
Silahlı bir saldırgan perşembe günü Batı Şeria'daki Nur Şems Mülteci Kampı’nda 4 Filistinlinin cenaze töreni sırasında ateş açtı (EPA)
TT

İsrail, Gazze Şeridi ve Lübnan'dan bilinen tehditleri Batı Şeria'ya taşımaya hazırlanıyor

Silahlı bir saldırgan perşembe günü Batı Şeria'daki Nur Şems Mülteci Kampı’nda 4 Filistinlinin cenaze töreni sırasında ateş açtı (EPA)
Silahlı bir saldırgan perşembe günü Batı Şeria'daki Nur Şems Mülteci Kampı’nda 4 Filistinlinin cenaze töreni sırasında ateş açtı (EPA)

İsrail ordusu tarafından Batı Şeria'nın kuzeyindeki Tulkerim kentinde bulunan tamamlanmamış bir tünel, İsrail güvenlik birimleri arasında Batı Şeria'da devam eden gerilimin, Batı Şeria'daki İsrail yerleşim birimlerine, kibbutzlara (İsrail'e özgü bir yerleşim türü) ve temas hattına yönelik saldırılarla tam bir intifadaya (ayaklanma) dönüşebileceğine dair endişelerin artmasına neden oldu.

İsrail gazetesi Maariv, ayrım duvarına doğru uzanan, henüz tamamlanmamış bir tünel bulan İsrail ordusunun şimdi tünelin düzenini, güzergahını ve amacını araştırdığını, yeraltı tünellerinin inşası da dahil olmak üzere Lübnan ve Gazze Şeridi'nde kullanılan savaş yöntemlerinin Batı Şeria'ya aktarıldığını fark ettiğini bildirdi.

xscvdfb
Batı Şeria'nın Tulkerim kenti yakınlarındaki bir mülteci kampındaki İsrail’e ait askeri araçlar, 11 Eylül 2024 (AFP)

İsrail ordusu tarafından cuma günü yapılan açıklamada Tulkerim, Nur Şems, Tubas, el-Fera'a ve Temun'da İsrail İç Güvenlik Servisi Şin-Bet (Şabak) ve Sınır Polisi güçlerinin desteğiyle 48 saat süren uzun bir operasyonun ardından iki silahlı unsurun öldürüldüğü, patlayıcı yüklü bir aracın bulunduğu, keskin nişancı tüfekleri ve başka mühimmatlar da dahil olmak üzere bazı silahlara el konulduğu bildirildi. Açıklamaya göre ayrıca Tulkerim Mülteci Kampı’ndaki bir hastane yakınlarında çıkışı olmayan bir yeraltı tünelinin yanı sıra patlayıcı, iletişim cihazları, kameralar ve silah üretimi için bir torna tezgahının olduğu dört laboratuvar bulundu. Açıklamada tünel planının incelendiği ve daha sonra imha edileceği vurgulandı.

İsrail televizyonu Kanal 14, “İster başlıca tehdit olarak Gazze'de ister Hizbullah'ın sahip olduğu eski bir tehdit olarak kuzeyde tünellerin oluşturduğu tehdit İsrail tarafından iyi biliniyor. Ancak bu tehdit ilk kez Batı Şeria'da da ortaya çıkarıldı” diye aktardı.

cdvfe
Batı Şeria'daki Tulkerim Mülteci Kampı’nın girişinde konuşlu İsrail’ ait askeri araçlar, 10 Eylül 2024 (EPA)

Batı Şeria’da yerleşimcilerin ve Batı Şeria sınırındaki kibbutzlarda yaşayan İsraillilerin yeraltından kazı sesleri geldiğine dair ihbarlarından aylar sonra tamamlanmamış bir tünel keşfedildi.

Geçtiğimiz yılın sonlarında, Gazze Şeridi’nden yapılan 7 Ekim saldırısından iki ay sonra, Tulkerim yakınlarındaki Emek Hefer Bölge Konseyi, bölgenin yakınlarındaki kibbutzlarda yaşayanların evlerinin altında kazı sesleri duyduklarına dair peş peşe yaptıkları ihbarlar üzerine şüpheleri doğrulamak için testler yapılacağını duyurdu.

Batı Şeria’nın Kalkaliye kenti yakınlarındaki Kokhav Yair ve Yigal Tzur yerleşim birimlerinde yaşayan İsrailliler de yakınlarda kazı sesleri duyduklarını bildirdiler. Bölge sakinleri, tamamlanmamış tünelle ilgili bildirilenlerin sadece 300 metre uzaklıktaki Filistin şehri Kalkaliye'den uzanan olası tünel kazısıyla ilgili olmasından korkuyorlar.

İsrail ordusu, Filistinli militanların temas hattındaki yerleşim birimlerine saldırmaya çalışabileceği endişesiyle haftalardır Batı Şeria'nın kuzeyindeki bölgelere takviye güçler sevk ediyor.

xbht
Batı Şeria'daki İsrail yerleşim birimi inşasının yakınlarında yürüyen bir yerleşimci (Arşiv - Reuters)

İsrail ordusu, takviyeleri Filistinli silahlı grupların İran ve Hamas'ın yönlendirmesiyle temas hattındaki bazı yerleşim birimlerine saldırı düzenlemeye hazırlandığına dair uyarılar alan Şabak tarafından yapılan uyarının ardından gerçekleştirdi.

Temelde Tulkerim’daki silahlı hücrelerin yakınlardaki yerleşim birimlerine sızma niyetlerine ilişkin olan bu uyarılar, 7 Ekim saldırıdan çıkarılan dersle saldırı anında ve derhal karşılık vermek amacıyla bölgeye daha fazla asker takviye edilmesine yol açtı.

İsrail ordusu geçtiğimiz nisan ayında İsrail ile Batı Şeria arasındaki bölgede, Hamas'ın 7 Ekim'de Gazze sınırında gerçekleştirdiğine benzer bir Filistin saldırısını püskürtme senaryosunu simüle eden askeri tatbikatlar gerçekleştirdi.

xascdvf
Batı Şeria'daki İsrail ordusu askerler, 11 Eylül 2024 (AFP)

Tatbikat sırasında beton duvarlardan oluşan yeni bariyerlerin inşa edildiği, birkaç bölgede bir duvarın tamamlandığı ve belediyeler ve gönüllülerin katılımıyla yoğun şekilde devriyelerin gerçekleştirildiği ortaya çıktı.

İsrail 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'nın da başka bir savaş cephesine dönüşmesinden endişe ediyor.

İsrail ordusu, 28 Ağustos'ta Batı Şeria'nın kuzeyinde geniş çaplı bir operasyon başlattı. ‘Yaz Kampları’ adı verilen operasyonda Cenin, Tulkerim ve Tubas Mülteci Kampları ‘terör merkezi’ ve ‘temas hattı üzerinde yer alan ve derhal engellenmesi gereken bir İran ileri karakolu’ olarak hedef alındı. İsrail, Batı Şeria'nın kuzeyindeki geniş çaplı operasyonunu ucu açık bir operasyona dönüştürerek Tulkerim, Cenin ve Tubas'a birçok kez saldırdı. Batı Şeria'da 2002 yılından bu yana düzenlenen en büyük operasyon olan bu operasyon, İsrail güvenlik servilerinin, Batı Şeria'da bir intifadaya dönüşebilecek bir gerilimin patlak vermesinin beklendiği uyarısında bulunduğu bir dönemde gerçekleşti.

sd
Batı Şeria'nın Cenin kentindeki bir operasyonda yer alan İsrail askeri araçları, 5 Eylül 2024 (AP)

İsrail basınının aktardığına göre ordu ve Şabak yeni bir intifadanın başlamasını önlemeye çalışırken Batı Şeria'da güvenlik birimleri tarafından ele alınan uyarıların sayısı korkunç boyutlara ulaştı.

Tünelin ortaya çıkarılmasıyla birlikte yükselen tansiyon, sadece güvenlik güçlerinin değil, kibbutzlarda ve yerleşim birimlerinde İsraillilerin de korkularını arttırdı.

Maariv gazetesi, temas hattı çevresinde yaşayan yerleşimcilerin başka bir cephenin patlak vermesi konusunda uyarılarda bulunmaya devam ettiklerini bildirdi.

Emek Hefer Bölge Konseyi Başkanı Galit Shaul, temas hattı çevresinde yaşayanların Tulkerim'deki tünelin ortaya çıkarılmasından sonra endişelerinin arttığını söyledi. Batı Şeria'da güvenlik durumunun genel olarak endişe verici olduğunu vurgulayan Shaul, “Aylardır talep ettiğimiz gibi, temas hattında düzenli olarak önemli güvenlik düzenlemeleri yapılmalı ve askeri güçler konuşlandırılmalı. Mevcut bariyerde en önlemler alınmalı ve her şeyden önce bariyerin dışında oluşturulan tampon bölge, temas hattına yaklaşmayı engelleyecek şekilde genişletilmeli ve güçlendirilmeli” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail ordusu, Tulkerim’in yanı sıra Cenin'de de tünellerin olup olmadığını araştırıyor.

Maariv gazetesi, Cenin bölgesinde tünellerin olduğuna dair endişelerin olduğunu aktardı.

Batı Şeria'ya mühimmatın büyük bir kısmının doğu sınırından sokulduğunu düşünen İsrail ordusu, anti-tank füzeleri, roketler, havan topları ve el yapımı patlayıcıların da sokulmasından endişe ediyor.

Gazete haberinde şu ifadelere yer verdi:

“Batı Şeria'nın kuzeyindeki Samira'da toprağı kazmanın zor olmasına rağmen birçoğu işsiz olan ve terör örgütleri tarafından kendilerine sağlanan paranın tek geçim kaynağı olduğu inşaat işçilerinden oluşan büyük bir işgücü var. Mümkün olan her yolla İsrail'e geçen Filistinlilerden gelen baskı da söz konusu. Bu yüzden tünellerin inşası kaçakçıları cezbediyor.”



Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
TT

Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)

Fas, işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan öğrencilerle normal işiten öğrencileri aynı sınıflarda buluşturan, mesleki ve sosyal entegrasyonu hedefleyen benzeri görülmemiş bir üniversiteyi hayata geçirerek eğitim alanında yeni bir model başlattı.

Bu adım, beşerî sermayenin yeniden şekillendirilmesi, bilimsel mükemmeliyetin geliştirilmesi ve sağlık alanında inovasyonun teşvik edilmesi çerçevesinde atıldı. Klinik tedavileri, teknolojik eğitimi ve mesleki formasyonu bir araya getiren yeni bir akademik modelin önünü açan girişim, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte 2030 Dünya Kupası gibi büyük uluslararası organizasyonlara hazırlandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Bu organizasyonlar, farklı ihtiyaçlara sahip ziyaretçilerin ağırlanması konusunda ülkeye önemli sorumluluklar yüklüyor.

Tıp, teknoloji ve mesleki eğitimi buluşturan akademik model

Lalla Esma Üniversitesi, yaklaşık 3 bin 500 öğrenciyi ağırlayacak şekilde tasarlanan dört ana okuldan oluşuyor. Üniversite bünyesinde, mesleki eğitim sertifikasından temel yeterliliklere ve yüksek lisans derecesine kadar uzanan, işitme bilimleri alanında tamamen ücretsiz bir eğitim programı sunulacak.

Eğitim kurumunun bünyesinde, konuşma ve dil terapisi, klinik psikoloji ve bilişsel davranışların uygulamalı analizi alanlarında eğitim veren İşitme Bilimleri, İletişim ve Klinik Sinir Bilimleri Okulu da bulunuyor. Ayrıca kulak burun boğaz cerrahlarına ileri düzey koklear implant cerrahisi alanında uzmanlık diplomaları verilecek.

İşaret Dili, Sözlü Çeviri ve Erişilebilirlik Okulu ise kapsayıcı medya ve özel eğitim alanlarında uzmanlar yetiştirecek. Sistemin diğer bileşenlerini, yapay zekâ ve dijital sanat tasarımına odaklanan Kapsayıcı Teknolojiler Okulu ile mutfak sanatları, pastacılık ve çikolata üretimi alanlarında eğitim veren Kapsayıcı Meslekler Okulu oluşturacak.

Paris, Chicago, Leuven ve Montpellier’deki kurumlarla uluslararası iş birlikleri

Üniversitenin bilimsel yönetimi ve araştırma faaliyetleri, geniş bir uluslararası akademik ve hastane iş birliği ağına dayanıyor.

Bu iş birliklerinin başında, Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan ve Avrupa’nın işitme ile konuşma alanındaki ilk uzmanlaşmış merkezlerinden biri olarak tanımlanan Reconnect Üniversite Hastanesi Enstitüsü ile kurulan stratejik ortaklık geliyor. Institut Pasteur’ü ve Paris Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı üç hastaneyi —Necker Çocuk Hastanesi, Pitié-Salpêtrière Hastanesi ve Lariboisière Hastanesi— bir araya getiren bu ortaklık sayesinde sağırlığın gen tedavisi ile çocuk ve yetişkin işitme sağlığı alanlarındaki ileri araştırmaların aktarılması hedefleniyor.

İş birliği ağı, Batı dünyasında faaliyetlerini sürdüren en eski tıp fakültesinin mirasını taşıyan Fransa’daki Montpellier Üniversitesi’nin yanı sıra Audiocampus ve Cochlear Academy kurumlarını da kapsıyor. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bu ortaklıklarla koklear implant alanındaki uzmanlık eğitiminin aktarılması amaçlanıyor.

Belçika ile imzalanan niyet mektubu da uluslararası iş birliklerinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Leuven Katolik Üniversitesi, Léonard de Vinci Yüksekokulu ve Fransızca konuşulan Belçika’nın ilk koklear implant merkezi olan Saint-Luc Üniversite Klinikleri arasındaki iş birliği, koklear implant uygulamalarına ilişkin Fransızca klinik eğitimin güçlendirilmesini hedefliyor.

Chicago’daki bir Amerikan akademik kurumuyla yapılan ortaklık ise uygulamalı davranış analizi alanında bilimsel uzmanlık sağlanmasını öngörüyor.

Uluslararası ortaklıklar, Muhammed V Üniversitesi ve Fas Ulusal Radyo ve Televizyon Şirketi ile yürütülen yerel iş birlikleriyle tamamlanıyor. Bu çalışmalarla kapsayıcı mesleki ve medya alanlarında yeni kariyer yollarının oluşturulması amaçlanıyor.

İnovasyonu destekleyen 7 bilimsel ve uygulamalı laboratuvar

Uluslararası iş birliklerini, üniversite kampüsünde kurulacak yedi gelişmiş bilimsel ve uygulamalı laboratuvar tamamlıyor.

Bunlar arasında, işaret dilleriyle iletişim kurmayı öğrenen insansı robotların ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yönelik inovasyon laboratuvarı öne çıkıyor. Kamu yayıncılığı kurumunun desteğiyle donatılan hareket laboratuvarında ise dijital görüntüleme, sanal karakter üretimi ve eğitsel video içeriklerinin hazırlanması üzerinde çalışılacak.

Üniversite bünyesinde ayrıca girişimciliğe, beceri geliştirmeye ve iş kurma süreçlerine odaklanan bir iş geliştirme merkezi bulunacak. Anatomi laboratuvarları ile ileri işitme testlerinin gerçekleştirileceği birimler de karmaşık cerrahi işlemlerin simüle edilmesine ve yardımcı işitme cihazlarının gerçek uygulama öncesinde ayarlanmasına imkân sağlayacak.

Erişilebilirlik hedefi ve uluslararası organizasyonlara hazırlık

Kapsayıcı üniversitenin hedefleri yalnızca akademik eğitimle sınırlı kalmıyor. Kurum, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte düzenleyeceği 2030 FIFA Dünya Kupası öncesinde ülkenin organizasyon kapasitesini geliştirmeyi amaçlayan stratejik bir rol de üstleniyor.

Üniversitenin 2027 yılına kadar Fas’ın farklı bölgelerinden ve yurt dışından öğrencilere kapılarını açması planlanıyor. Kurum, otelcilik, ulaşım, bankacılık ve spor tesisleri gibi sektörlerde çalışacak profesyonelleri ve karşılama personelini eğiterek işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan ziyaretçilerle doğrudan iletişim kurabilecek uzmanlar yetiştirmeyi hedefliyor.

Bu yaklaşım, eğitim altyapısını kamu hizmetlerinin, stadyumların ve diğer tesislerin erişilebilirliğini artıracak önemli bir araca dönüştürüyor. Böylece Fas’ın, yaklaşan uluslararası organizasyonlarda beklenen küresel erişilebilirlik standartlarına uygun biçimde insan kaynağını geliştirmesi amaçlanıyor.


İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
TT

İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)

İsrail, yerel tüccarlarla Hamas arasında vergiler konusunda yaşandığını belirttiği anlaşmazlık nedeniyle Gazze Şeridi’ne ticari ürün girişinin durduğunu açıkladı. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bu durum, halkın yardımlara bağımlı olduğu bölgede gıda ve diğer temel ihtiyaç maddelerinin önemli bir tedarik kanalını kesintiye uğrattı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki insani yardım işlerini denetleyen askerî birimi olan COGAT (Bölgelerdeki Hükümet Faaliyetlerini Koordinasyon Birimi), çarşamba günü yayımladığı açıklamada, Gazze’deki tüccarların ticari ürünlerin girişine ilişkin koordinasyonu durdurma kararı aldığını bildirdi.

COGAT, Gazze’deki tüccarların bu kararı, Hamas’ın bölgeye giren her kamyon için 10 bin İsrail şekeli (3 bin 220 dolar) tutarında ücret talep etmesine ve Gazze’deki toplam satışlarının yüzde 30’unun nakit olarak yapılmasını istemesine tepki olarak aldıklarını kendilerine ilettiklerini belirtti.

Hamas ise daha sonra 10 bin şekellik ödemenin, Gazze’deki varlıklı kişilerin ihtiyaç sahiplerine, özellikle dul kadınlara ve yetimlere destek sağlamak amacıyla oluşturulan ulusal fona gönüllü katkılarından oluştuğunu açıkladı. Hareket ayrıca, savaşın harap ettiği bölgede ciddi nakit sıkıntısı yaşandığını öne sürerek, nakit ödemelerin teşvik edildiğini bildirdi.

Üç yıldır devam eden savaş, tekrarlanan zorunlu yerinden edilmeler ve İsrail’in insani yardım sevkiyatına yönelik sıkı kısıtlamaları nedeniyle Gazze halkının büyük bölümü yardımlara bağımlı durumda.

Küresel açlık izleme kuruluşlarından biri, temmuz ayında yaptığı uyarıda Gazze nüfusunun üçte ikisinden fazlasının yıl sonuna kadar akut açlıkla karşı karşıya kalabileceğini bildirmişti. Yaklaşık 2 milyon kişinin yaşadığı Gazze Şeridi’nde halkın çoğu geçici barınaklarda hayatını sürdürüyor.

Gazze Özel Taşımacılık Birliği Başkanı Nahid Şehber, dün İsrail’den ticari ürün taşıyan hiçbir kamyonun Gazze’ye girmediğini söyledi. Ancak İsrail’in kontrolündeki bir sınır kapısından insani yardım taşıyan kamyonların yanı sıra Mısır’dan ticari ürün getiren araçların da giriş yaptığını belirtti.

COGAT, Gazze’deki tüccarların koordinasyonu durdurma kararının, bölgeye giren insani yardım ve ticari ürün taşıyan kamyonların toplam sayısını günlük yaklaşık 300’e düşürebileceğini bildirdi. Bu sayı, mevcut toplamın yarısına karşılık geliyor.

Diplomatlar, Gazze’ye günlük giren kamyon sayısının normalde de 600’ün oldukça altında olduğunu belirtiyor. Şehber ise gerçek sayının yaklaşık 300 olduğunu ve bunların üçte ikisinin ticari ürün taşıdığını ifade etti.

ABD arabuluculuğunda varılan anlaşma uyarınca İsrail’in Gazze’ye günde en az 600 insani yardım kamyonunun girişine izin vermesi gerekiyor. Bununla birlikte İsrail, yükümlülüğünün yalnızca 600 kamyonun girişine izin vermek olduğunu savunuyor ve ticari ürünlerin insani yardımları tamamlayıcı nitelik taşıdığını belirtiyor.


Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
TT

Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)

Husiler, dün Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın çevresine füze saldırısı düzenledi. Saldırıda Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’ndan iki kişi hayatını kaybederken, çok sayıda kişi yaralandı ve sarayda maddi hasar meydana geldi.

Saldırıyı üstlenen Husilere karşılık Yemen Enformasyon Bakanlığı, Başbakan Şai Zindani ile hükümet üyelerinin sağlık durumlarının iyi olduğunu açıkladı. Bakanlık, olası saldırılara karşı önlem amacıyla hükümetin toplantılarını artık düzenli olarak sarayda gerçekleştirmediğini belirtti.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, saldırının ardından telefonla görüştüğü Başkanlık Konseyi üyeleri Tümgeneral Abdurrahman el-Muharremi ve Tümgeneral Mahmud el-Subeyhi’nin yanı sıra Başbakan Şai Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu sordu. Alimi, saldırının etkileri ve sonuçlarıyla mücadele kapsamında alınan önlemler hakkında ilk raporu da dinledi.

Alimi, Husilerin saraya yönelik saldırısının, grubun Yemen ve Suudi Arabistan’daki havalimanlarını, petrol tesislerini ve sivil yerleşimleri hedef alan saldırılarının devamı niteliğinde olduğunu belirtti. Söz konusu saldırıların bölgenin ve deniz geçiş güzergâhlarının güvenliğini tehdit ettiğini savunan Alimi, bunun Husilerin “terörist niteliğini” bir kez daha ortaya koyduğunu ve grubun Yemen halkının devlet kurumlarını yeniden tesis etme iradesiyle başa çıkamadığını gösterdiğini ifade etti.

Yemen Cumhurbaşkanı, devletin anayasal sorumluluklarını kararlılıkla yerine getirmeyi sürdüreceğini vurgulayarak, egemenlik kurumlarının ve vatandaşların korunmasının pazarlık konusu yapılamayacağını söyledi. Alimi, ilgili askerî ve güvenlik birimlerine devlet kurumlarının korunması, terör tehditlerine karşı önlem alınması ve tehdit kaynaklarına hukuka uygun şekilde karşılık verilmesi talimatı verdi. Bu adımların sivillerin ve sivil altyapının korunmasını güvence altına alması gerektiğini kaydetti.

Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).
Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).

Yemen hükümetinden uluslararası topluma çağrı

Yemen Bakanlar Kurulu da Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınmasının Husilerin “terörist yaklaşımını” ve sivilleri hedef alma politikasını ortaya koyduğunu açıkladı.

Kurul, saldırının hükümetin vatandaşlara karşı sorumluluklarını yerine getirmesini, devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve darbeyi sona erdirme mücadelesini sürdürmesini engelleyemeyeceğini bildirdi. Açıklamada, “Yemen’in Şafağı” operasyonu kapsamında yürütülen çalışmaların devam edeceği vurgulandı.

Bakanlar Kurulu, saldırının yalnızca devlet kurumlarını hedef alan eylemlerle sınırlı kalmayan, giderek yoğunlaşan Husi saldırılarının devamı olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre açıklamada, Suudi Arabistan’daki sivil tesislere yönelik saldırıların yanı sıra Yemen’in Taiz ve Lahic vilayetlerindeki yerleşim bölgelerinin bombalanmasının da sivillerin hayatını tehlikeye attığı ve halkın yaşadığı sıkıntıları artırdığı ifade edildi.

Husilerin Yemen’in, komşu ülkelerin, bölgesel istikrarın ve bölgedeki hayati çıkarların güvenliği açısından doğrudan tehdit oluşturduğu belirtilen açıklamada, “Yemen’in geleceği, kendi halkına karşı silah kullanan, komşularının güvenliğini hedef alan ve Yemenlilerin darbe projesini reddetmesine şiddetle karşılık vermeye çalışan bir milis grubuna bırakılamaz” ifadelerine yer verildi.

Kurul, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletlere saldırılar karşısında açık ve kararlı bir tutum alma çağrısında bulundu. Açıklamada, saldırıların birbirinden bağımsız münferit olaylar olarak değerlendirilmemesi, sivillerin ve sivil tesislerin hedef alınmasının önlenmesi için gerekli baskının uygulanması ve ihlallerden sorumlu kişilerin hesap vermesinin sağlanması istendi.

Yemen hükümeti ayrıca, devlet otoritesini yeniden tesis etme mücadelesinde silahlı kuvvetleri, askerî birlikleri, güvenlik teşkilatlarını ve halk direniş güçlerini desteklemeyi sürdüreceğini bildirdi. Açıklamada, devlet kurumlarının ve kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi, vatandaşların korunması ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların hafifletilmesine yönelik siyasi, ekonomik ve insani çabaların da devam edeceği kaydedildi.