Suriye'de Ulusal Diyalog Konferansı kıyı bölgesindeki çatışmaların önünü nasıl açtı?

Analistlere göre Ulusal Diyalog Konferansı’nın siyasi bir çözüm üretmesi gerekiyordu, ancak bazı taraflar konferansta alınan kararları reddederek konferanstan dışlandıkları suçlamasında bulundu ve şimdi ülke tehlikeli bir dönemeçte

Suriyeliler Ulusal Diyalog Konferansı için büyük umutlar besliyordu, ancak bazı taraflar dışlandıkları ve ötekileştirildikleri gerekçesiyle konferansın çıktılarını reddettiler (Independent Arabia)
Suriyeliler Ulusal Diyalog Konferansı için büyük umutlar besliyordu, ancak bazı taraflar dışlandıkları ve ötekileştirildikleri gerekçesiyle konferansın çıktılarını reddettiler (Independent Arabia)
TT

Suriye'de Ulusal Diyalog Konferansı kıyı bölgesindeki çatışmaların önünü nasıl açtı?

Suriyeliler Ulusal Diyalog Konferansı için büyük umutlar besliyordu, ancak bazı taraflar dışlandıkları ve ötekileştirildikleri gerekçesiyle konferansın çıktılarını reddettiler (Independent Arabia)
Suriyeliler Ulusal Diyalog Konferansı için büyük umutlar besliyordu, ancak bazı taraflar dışlandıkları ve ötekileştirildikleri gerekçesiyle konferansın çıktılarını reddettiler (Independent Arabia)

Abdulhalim Süleyman

Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden ve Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) lideri Ahmed eş-Şara’nın ülkedeki geçiş dönemi cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinden üç ay sonra Suriyeliler, Şara'nın Ulusal Diyalog Konferansı (UDK) açılış konuşmasında duyurduğu adımlara dikkat kesildi. Bu adımlardan ilki Suriye'de yeni dönemin ana hatlarını çizmek üzere ulusal bir diyalog başlatılması ve ardından anayasal bir bildirge ve kapsayıcı bir hükümet taslağı hazırlamak üzere bir komite kurulmasıydı.

Ancak UDK için yedi kişilik hazırlık komitesinin oluşturulması, Suriyeli gözlemcilere göre HTŞ'ye yakın beş kişinin bu komitede yer alması nedeniyle Suriyeliler tarafından ‘tek renkli’ olduğu ve Suriyelilerin iradesini ve farklı dini, etnik ve hatta ideolojik kesimlerini yansıtmadığı için yoğun eleştirilere maruz kaldı. Gözlemciler, 24-25 Şubat tarihlerinde düzenlenen UDK, çeşitli taraflardan ve farklı yönelimlere sahip olan Suriyeliler arasındaki eleştirileri ve bölünmeleri artırdığını düşünüyor.

Suriyeli askeri ve siyasi oluşumların müzakerelere katılmasını engelleyen kriterlere göre hazırlanan ve gerçekleştirilen UDK çerçevesinde geçiş dönemi adaleti, anayasal yapı, reform ve kurum inşası, kişisel özgürlükler ve insan yaşamı, sivil toplum kuruluşlarının rolü ve ekonomik ilkeler konularında altı çalıştay düzenlendi. Tüm bu konular konferansın ikinci gününde yaklaşık 600 katılımcı arasında altı yuvarlak masa toplantısında ele alındı.

Boykot edenler, reddedenler ve ötekileştirilenler

Yeni hükümeti destekleyenler onu Esed rejiminin devrilmesinden sonra yeni bir devlet kurma yolunda atılmış bir adım olarak görürken, bazı siyasi güçler ve isimler onu bir hayal kırıklığı olmanın yanında merkezileşme ve Suriye’nin çeşitli kesimlerinin tanınmaması açısından Esed rejiminden farklı olmayan yeni bir yönetim sistemine yönelik bir eğilim olarak değerlendirdi.

UDK’nın mevcut haliyle yapılmasına karşı çıkanların belki de en önde gelen taraflarından biri, ‘konferansın sonuçlarının kendilerini temsil etmediğini ve katılmadıkları sürece kendilerini ilgilendirmediğini’ açıklayan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi (KDSÖY) ve başta Suriye Demokratik Konseyi (SDK) olmak üzere onun siyasi oluşumları oldu. Esed rejiminin düşüşüne kadar Suriye muhalefetinde yer alan Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) ve Süryani Birlik Partisi de UDK’ya davet edilmedi.

Başta hazırlık komitesinde temsil edilmeyen Dürziler ve Aleviler olmak üzere dini ve mezhepsel taraflar da UDK’ya itiraz etti. Hıristiyanlar arasında da bazı din adamlarının UDK’ya katılımı konusunda tartışmalar yaşandı. Siyasi partiler ve gruplar, kendilerini diyalog müzakerelerinin, hazırlıklarının ve sonuçlarının dışında bıraktığı için tüm süreci eleştirdi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre Suriyeli araştırmacı yazar Hazım Nehar, mevcut yönetimin bir ulusal diyalog konferansı düzenleme fikrini ‘belki diğerlerinin konferansa katılmasını istemediği için, belki de deneyim eksikliği nedeniyle’ hafife aldığı ya da önemsemediği değerlendirmesinde bulundu.

Şam'daki yeni yönetimin ulusal diyalog konferansı düzenleme fikrini ‘Suriye Ulusal Konferansı'ndan alıp tavsiye kararı almaktan başka bir yetkisi olmayan UDK'ya verdiğini, ancak bununla da yetinmeyip UDK’ya yönelik muamelesinin, onu ‘marjinal bir konferans olarak gördüğünü gösterdiğini’ söyleyen Nehar, “Bazıları Suriye dışında olan katılımcıların konferanstan bir gün önce bilgilendirilmesi ve konferans süresinin sadece bir gün olması mantıklı değil. Bu daha çok acemice ve deneyimsiz bir sivil toplum örgütünün çalışmasına benziyor” yorumunda bulundu.

‘Açık’ olan başlıca noktanın, Şam’daki yeni yönetimin karar alma yetkisine sahip gerçek bir ulusal konferans düzenlenmesi gerektiğine ikna olmuş görünmemesi olduğunu vurgulayan Nehar, eğer böyle bir inanç olsaydı, konferansın hazırlanma şeklinin farklı olacağını söyledi.

Suriye'nin bir yıl üç ay süren ve 8 Mart 1920 tarihinde Suriye'nin kuruluşunu ilan eden Büyük Suriye Konferansı gibi bir konferansa ihtiyacı olduğunun altını çizen Nehar, özellikle de Suriye'nin şu an tehlikeli bir dönemeçte olduğunu ve 14 yıllık zorlu bir savaş sürecinden çıktığını düşünüyor.

Kaçırılan fırsat konferansı

Rejimin çöküşü Suriyeliler için yeni bir dönemin başlangıcına işaret ediyor. Bununla birlikte çeşitli siyasi, etnik ve dini kesimler de yeni döneme girmeye hazırlanıyor. Tüm Suriye ulusu düzeyinde gerekli olan siyasi haklar olduğunu ve bu hakların siyasi bir çözüm gerektirdiğini söyleyen Suriyeli araştırmacı, askeri çözümlerin ‘yetersiz ve tehlikeli’ olduğunu vurguladı. Bu tür çözümlerin, silahların devletle sınırlandırılması ve iç barışın korunması konusunda başarılı olamayacaklarını söyleyen Nehar, “Gerekli çözüm siyasi bir çözümdür. Bu da temelde yönetimin elindedir” ifadelerini kullandı.

UDK'nın bu çözümü üretmek için önemli bir fırsat olduğunu, ancak kaybedildiği belirten Nehar, “Dolayısıyla anayasal bildiri yayınlama, demokratik ve adem-i merkeziyetçi bir siyasi sistem inşa etme ve siyasi hayata müdahale etmeyen bir ulusal bir ordu kurma sözü vererek, Suriye Geçiş Dönemi Adaleti Komisyonu'nu kurarak ve bir sonraki anayasanın seçilmiş bir Suriye Kurucu Meclisi tarafından hazırlanacağını taahhüt ederek bu siyasi çözümün temelleri atılmalı” diye konuştu.

Suriye, karmaşık krizler, çeşitli taraflar arasındaki uçurumlar ve çoğu Esed dönemi ve savaşı sırasında oluşan ayrılıklarla dolu olsa da içerideki en büyük mesele, Şam ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve onun siyasi ve idari kanatları arasında anlaşmazlıklara yol açan Kürt meselesidir. Ancak Türkiye'de bu konuda yaşanan son gelişmeler, Suriye'deki yetkililer ve karar alıcılar arasında bazı umutları yeşertirken Şam’daki yeni yetkililer ile ülkenin kuzeydoğusundaki yetkililer arasındaki bölünmeyi hafifletebileceği düşünülüyor.

Türkiye'deki Kürtler, Abdullah Öcalan tarafından yapılan PKK'nın silah bırakıp barışçıl ve sivil faaliyetlere geçmesiyle sonuçlanacak bir çözüm için yol haritası niteliğindeki ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ardından Ankara’nın barış süreci için pratik adımlar atmasını ve müzakerelere başlamasını beklerken, Suriyeli Kürtler de bu çözümün sonuçlarının kendi durumları için de yansımaları olmasını umuyor.

efrgthy
PYD’in eski lideri Salih Müslim, Türkiye'deki Kürt sorununa barışçıl bir çözüm bulunmasının Suriyeli Kürtler üzerinde olumlu bir si olacağına inanıyor (Independent Arabia)

Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) eski lideri ve şu an yönetim kurulu üyesi olan Salih Müslim, Öcalan'ın çağrısının Kürt sorununa siyasi bir çözüm için kapıyı araladığını söyledi. Bu çağrının tüm Ortadoğu'yu etkileyeceğini düşünen Müslim, “Suriye'de, Türkiye tarafından PKK ile bağlarımız olduğu gerekçesiyle saldırılara maruz kalıyoruz. Eğer Türkler, PKK ile uzlaşırsa, Suriye'de de bize karşı saldırılarını azaltırlar ve şu ya da bu şekilde Türkiye’den talimat alan Şam’daki yeni yönetimin işlerine karışmazlar” ifadelerini kullandı.

Ancak Müslim, Türkiye'nin bu adımı atması halinde, yeni yönetim Türkiye'den talimat alsa bile, Şam'ın müttefiki Türkiye'ye “Siz Kürtlerinizle barışıyorsunuz, biz de Suriye'deki Kürtlerle barışmak istiyoruz” diyerek Suriye'deki Kürtlerle uzlaşabileceği konusunda iyimser. Müslim’e göre önemli olan, bu sürecin Suriye'de de siyasi bir çözümün önünü açması.

Kıyı illerinde tehlikeli dönemeç

Geçtiğimiz perşembe gününden bu yana Suriye’nin kıyı bölgelerinde, Lazkiye ve Tartus illeri ile Humus'ta hükümet güçleri ile Esed rejiminin kalıntıları arasında en şiddetli çatışmaların patlak vermesiyle ülke tehlikeli bir dönemece girdi. Çatışmalar, Suriye Alevileri ve Diasporası Yüksek İslam Konseyi bölgedeki askeri ve güvenlik operasyonlarının derhal durdurulmasını talep eden bir bildiri yayınlamasıyla yoğunlaştı. Konsey, ‘sivillerin evlerinin savaş uçaklarıyla bombalandığını ve insanların el-Dağtur köyünden göç ettirildiğini vurguladıktan’ sonra meydanlarda barışçıl bir oturma eylemi düzenleme çağrısında bulundu. Sosyal medya platformlarında paylaşılan görüntülerde, protestocuların hükümetin eski rejim üyelerine karşı yürüttüğü güvenlik operasyonlarında tutuklananların serbest bırakılmasını talep ettikleri ve Ahmed eş-Şara'nın ülke yönetiminden ayrılmasını isteyen sloganlar attıkları görüldü.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'nin (SOHR) aktardığına göre özellikle operasyonların sona erdiğine dair resmi bir açıklama yapılmadan hükümet takviyelerinin gelmesinin ardından, kıyı şeridinin çeşitli bölgelerinde halen devam eden şiddetli çatışmalarda yaklaşık 150 kişi hayatını kaybetti. Birçok Suriyeli, durumun ülkedeki yeni otoriteyi temsil eden Sünniler ile rejimin kalıntılarının çoğunun mezhebinden olduğu Aleviler arasında mezhepsel bir iç savaşa doğru kaymasından korkuyor.

xsdfrgth
Gözlemcilere göre son günlerde 300'den fazla Alevi sivil güvenlik güçleri ve müttefikleri tarafından öldürüldü (AFP)

Bu hızlı ve ani gelişmeler hem bireyler hem de kuruluşlar olmak üzere birçok Suriyeliyi şiddet döngüsüne son verilmesi çağrısında bulunmaya sevk etti. Araştırmacı Zeydun ez-Zubi, Facebook hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Suriye’nin kıyı illerinde devam eden çatışmanın taraflarına, özellikle de yeni yönetime karşı silahlanma çağrısında bulunan Alevilere mesajlar gönderdi. Zubi, Alevilere geçtiğimiz yıllarda şiddet olaylarına karışan eski rejimin yetkilileri tarafından, Suriyelilerin sağlanmasını istedikleri adaletten kaçmak için kullanılacakları uyarısında bulundu.

Araştırmacı ayrıca kıyı kırsalındaki saldırılarda öldürülen Genel Güvenlik İdaresi üyelerinin isyan çıkaran yakınlarını da eleştiren Zubi, bu kişilerin silahlanıp savaşmak için kıyı bölgelerine gitmelerinin, özellikle hiç kimseden destek istemediği için yeni yönetimin ve kurumlarının zayıf olduğunu bir teyidi olduğunu, bu davranışın iç savaşa kapıyı araladığını, mezhepçi söylem ve şiddete teşvikin Suriye halkının bugüne kadar elde ettiği zaferleri baltalayacağını belirtti. Zubi, hoşgörü mesajının yayılması çağrısında bulundu.

İki hafta önce düzenlenen UDK’da kolaylaştırıcılardan biri olarak görev yapan Zubi, yeni yönetime ‘eski rejimin kalıntılarının bunu bir bahane olarak kullanmaması için kimsenin dışlanmadığı, tüm Suriyeli kesimleri ve tarafları kapsayan bir hükümetin kurulması için acele etmesi’ çağrısı yaparken özellikle son olaylarla birlikte zamanın daraldığı uyarısında bulundu. Zubi, “Dışlama yabancıları getirir ve kışkırtıcıların elini güçlendirir” diye ekledi.

Bazı Arap ülkeleri Suriye'de bir ulusal diyalog konferansı düzenlenmesini memnuniyetle karşılayarak atılan adımın ve alınan kararların başarısını övse de, Şam yönetimiyle ilişkileri olan ülkelerin çoğunluğu, çeşitli aşamaların gerçekleştirilmesi ve tamamlanması için hazırlık komitelerinin kurulması da dâhil olmak üzere kapsamlı bir siyasi süreç çağrısında bulunuyor. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 4 Mart'ta Kahire'de düzenlenen Filistin konulu Olağanüstü Arap Birliği Zirvesi çerçevesinde Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile bir araya geldi.

Sisi, Mısır’ın Suriye halkını destekleme, taleplerini yerine getirme ve istikrar ve kalkınmaya ulaşmak için iradelerine ve tercihlerine saygı duyma konusundaki kararlılığını vurguladı. Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi Muhammed eş-Şenavi’nin yaptığı açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Sisi görüşmede Suriye halkının tüm kesimlerinin yer aldığı ve hiçbir tarafın dışlanmadığı kapsamlı bir siyasi sürecin başlatılmasının önemini vurguladı.



İran, Irak Kürdistan Hükümeti Başbakanı’nın ofisine yönelik iki İHA ile gerçekleştirilen «şüpheli» saldırıyı kınadı

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Mesrur Barzani, 25 Haziran 2025'te bölgenin başkenti Erbil'de bir basın toplantısında, (AFP)
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Mesrur Barzani, 25 Haziran 2025'te bölgenin başkenti Erbil'de bir basın toplantısında, (AFP)
TT

İran, Irak Kürdistan Hükümeti Başbakanı’nın ofisine yönelik iki İHA ile gerçekleştirilen «şüpheli» saldırıyı kınadı

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Mesrur Barzani, 25 Haziran 2025'te bölgenin başkenti Erbil'de bir basın toplantısında, (AFP)
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Mesrur Barzani, 25 Haziran 2025'te bölgenin başkenti Erbil'de bir basın toplantısında, (AFP)

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, dün gece saatlerinde Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Mesrur Barzani’nin ofisi ile Erbil İstihbarat Müdürü’nün konutuna iki İHA ile düzenlenen saldırıyı kınadı. Şarku’l Avsat’ın IRNA’dan aktardığına göre Bekayi, saldırıyı “son derece şüpheli gelişme ve dikkatle ele alınması gereken bir olay” olarak nitelendirdi.

Ajansta yer alan açıklamaya göre Bekayi, saldırıyı kınayarak, olayın kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiğini belirtti.

Irak Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamsına göre İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de Iraklı mevkidaşına, saldırının İran topraklarından düzenlendiğine ilişkin “herhangi bir bilgi bulunmadığını” iletti.

Öte yandan Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, dün akşam Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı’nın ofisi ile Erbil İstihbarat Müdürü’nün konutuna iki İHA ile düzenlenen saldırının soruşturulması talimatını verdi. Fransız Haber Ajansı AFP’nin haberine göre bu karar, Kürt makamlarının saldırının arkasında İran’ın bulunduğunu öne sürmesinin ardından geldi.

Zeydi’nin Basın Ofisi tarafından yapılan açıklamada, Başbakan’ın “saldırının kaynaklarını ve çıkış noktalarını ortaya çıkarmak, soruşturmanın sonuçlarını en kısa sürede kamuoyuna açıklamak ve saldırının bütün ayrıntıları ile arkasındaki tarafları ortaya çıkarmak üzere bir soruşturma komitesi kurulması” talimatı verdiği belirtildi.


Yemen Savunma Konseyi, Suudi Arabistan Krallığı’nın Yemen halkına sunduğu istikrarlı desteğe yönelik takdirini yineledi

Dr. Reşad Muhammed el-Alimi, Ulusal Savunma Konseyi toplantısına başkanlık etti (Sabanet)
Dr. Reşad Muhammed el-Alimi, Ulusal Savunma Konseyi toplantısına başkanlık etti (Sabanet)
TT

Yemen Savunma Konseyi, Suudi Arabistan Krallığı’nın Yemen halkına sunduğu istikrarlı desteğe yönelik takdirini yineledi

Dr. Reşad Muhammed el-Alimi, Ulusal Savunma Konseyi toplantısına başkanlık etti (Sabanet)
Dr. Reşad Muhammed el-Alimi, Ulusal Savunma Konseyi toplantısına başkanlık etti (Sabanet)

Yemen Ulusal Savunma Konseyi, Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanı Dr. Reşad el-Alimi başkanlığında bugün gerçekleştirdiği toplantıda, silahlı kuvvetlerin performansından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Konsey, vatandaşların yanı sıra egemenlik ve kritik öneme sahip tesislerin korunmasında ordunun sergilediği yeterlilik, disiplin ve yüksek hazırlık seviyesine övgüde bulundu. Özellikle insansız hava kuvvetlerinin, İran rejimi tarafından desteklenen terörist Husi milislerinin askeri kapasite ve mevzilerine yönelik “nitelikli operasyonları” ile isabetli ve ağır darbelere imza atması takdir edildi.

Konsey ayrıca Suudi Arabistan’ın öncü rolüne ve Yemen halkı ile siyasi yönetimine her düzeyde sağladığı kesintisiz desteğe yönelik takdirini yineledi. Açıklamada, Riyad’ın Yemen ve bölgenin güvenlik ve istikrarının güçlendirilmesindeki lider rolünün yanı sıra tehdit ve terör kaynaklarıyla mücadele, deniz güvenliğinin ve uluslararası deniz yollarının korunması amacıyla bölgesel ve uluslararası koalisyonların yürüttüğü çalışmalara öncülük ettiği belirtildi.

Ulusal Savunma Konseyi, uluslararası toplumun birlik içinde hareket etmesini ve Husilerin tırmanıştan, Yemen’in, bölgenin ve su yollarının güvenliğine yönelik tehditlerden sorumlu tutulmasına ilişkin açık tutumunu da memnuniyetle karşıladı. Konsey, bu tutumların, Husileri caydırmak ve finansman ile silah kaynaklarını kurutmak amacıyla daha etkili tedbirlere dönüştürülmesinin önemini vurguladı.

Konsey, tüm cephe ve operasyon eksenlerinde askeri ve güvenlik hazırlık seviyesinin en üst düzeyde tutulması, erken uyarı sisteminin güçlendirilmesi ve kritik ve egemenlik kapsamındaki tesisler ile sivil yapıların korunma düzeyinin artırılması talimatını verdi.

Ayrıca tehdit kaynaklarına karşı hava ve füze yoluyla yürütülen caydırıcılık operasyonlarının, farklı cephe ve askeri birlikler arasında koordinasyon sağlanarak genişletilmesi emredildi. Bunun yanı sıra milislerin hücreleri ile kaçakçılık, ikmal ve iç destek ağlarının takibi için istihbarat ve güvenlik çalışmalarının yoğunlaştırılması, bu çabaların hızlı ve etkin bir yargı süreciyle desteklenmesi istendi. Böylece devletin askeri, güvenlik ve hukuki araçlarının terör tehditleriyle mücadelede bütünleşik biçimde kullanılması hedefleniyor.


Güney Lübnan yeni bir yerinden edilme dalgasıyla karşı karşıya

 Sayda (Sidon) şehrinde sahil yolunda güneyden gelen araçların neden olduğu trafik sıkışıklığı (AFP)
 Sayda (Sidon) şehrinde sahil yolunda güneyden gelen araçların neden olduğu trafik sıkışıklığı (AFP)
TT

Güney Lübnan yeni bir yerinden edilme dalgasıyla karşı karşıya

 Sayda (Sidon) şehrinde sahil yolunda güneyden gelen araçların neden olduğu trafik sıkışıklığı (AFP)
 Sayda (Sidon) şehrinde sahil yolunda güneyden gelen araçların neden olduğu trafik sıkışıklığı (AFP)

Güney Lübnan’daki beldelere yeniden göç dalgası yaşanıyor. Cuma akşamından bu yana İsrail’in askeri operasyonlarını yoğunlaştırması, hava saldırıları ve bombardımanların artmasına yol açarken, çok sayıda aile bölgelerini terk etti. Beyrut ve Sayda yönündeki yollarda da yoğun trafik oluştu.

Zavtar el-Garbiyye Belediye Başkanı Abd İzzeddin, özellikle çocuklu ve yaşlıların bulunduğu çok sayıda ailenin çatışmaların daha da büyümesi endişesiyle bölgeden ayrıldığını söyledi.

Gerilimin merkezinde, Lübnan-İsrail müzakerelerinin de en önemli anlaşmazlık noktalarından biri haline gelen Ali et-Tahir tepeleri bulunuyor. Askeri Uzman Hasan Cuni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail’in bölgede “alışılmışın dışında” yöntemlerle operasyonlarını yoğunlaştırdığını belirterek, geleneksel bir kara harekâtına girişmeden altyapıya ulaşabilecek “havalandırma noktaları, geçitler veya girişler” aradığını ifade etti.

Cuni, Ali et-Tahir’in sahada artık bir pazarlık kozu haline geldiği değerlendirmesinde bulundu.