Sudan ordusu, Hartum Havaalanı’nın kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu
Hartum'da bir caddede devriye gezen Sudan ordusu mensupları (AFP)
Sudan ordusu bugün Hartum eyaletinin doğusundaki bazı bölgelerin kontrolünü ele geçirdiğini duyururken, Al Sudani gazetesi de başkentteki uluslararası havaalanının kontrolünün ordu tarafından yeniden ele geçirildiğini bildirdi.
Sudan Ordu Sözcüsü Nebil Abdullah, ordunun Facebook sayfasında yaptığı açıklamada, ordunun Hartum'u Doğu Nil'e bağlayan el-Menşiyye Köprüsü'nün batı yakasında kontrolü sağlamayı başardığını söyledi.
Abdullah ordunun ayrıca, başkent Hartum'un güneydoğusundaki el-Bakır bölgesinin kontrolünü yeniden ele geçirdiğini ve Hartum eyaletindeki Cebel Evliya bölgesinde bulunan Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) Taybe kampını kontrol altına aldığını belirtti.
Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı gösteren bir uydu görüntüsü (Reuters)
Sudan ordusu X hesabından yaptığı açıklamada, Hartum'un doğusundaki eksende ilerlemeye devam ettiğini belirterek, el-Bakır'daki Birinci Piyade Tugayı karargahının kontrolünü yeniden ele geçirdiğini kaydetti.
Ordu, el-Bakır bölgesinde HDK’ye ‘büyük ekipman ve can kaybı’ yaşattığını belirtti.
Sudan Dışişleri Bakanlığı cuma günü, ordunun ve onu destekleyen güçlerin Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı, bazı bakanlıkların binalarını ve başkentin merkezini kontrol altına aldığını duyurdu.
Omdurman'da kurşunlarla delik deşik edilmiş bir cami (AFP)
Sudan ordusu, sivil yönetime geçiş için siyasi bir süreç sırasında HDK'yi silahlı kuvvetlere entegre etme planları üzerindeki anlaşmazlıkların ardından Nisan 2023'ten bu yana HDK ile savaş halinde.
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, Fırat Nehri’ndeki su seviyesinin yükselmesi ve bunun yol açtığı taşkınların gölgesinde Deyrizor’dahttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5278390-suriye-devlet-ba%C5%9Fkan%C4%B1-ahmed-e%C5%9F-%C5%9Fara-f%C4%B1rat-nehri%E2%80%99ndeki-su-seviyesinin
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, Fırat Nehri’ndeki su seviyesinin yükselmesi ve bunun yol açtığı taşkınların gölgesinde Deyrizor’da
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed al-Sharaa, cuma günü bakanlardan oluşan bir heyet eşliğinde Deyrizor vilayetine geldi. Resmi Suriye Arap Haber Ajansı SANA’ya göre ziyaretin amacı, Fırat Nehri’ndeki su seviyesinin yükselmesi ve bunun yol açtığı taşkınlar nedeniyle vilayetteki durumu ve insani ihtiyaçları yerinde incelemek.
Suriye Devlet Başkanı’nın daha önce, babası Hüseyin eş-Şara’nın yaptığı açıklamaların sosyal medyada büyük tepki çekmesinin ardından Deyrizor halkından özür dilemişti.
Hüseyin eş-Şara, Asharq News tarafından hazırlanan “Syria Cast” adlı podcast programında konuşurken, 1963 darbesinden sonra “sınıfsal yapının” Suriye toplum dokusu üzerindeki etkisine değinmişti. Kentlilerin kırsal kesim insanlarına karşı “üstten bakan” yaklaşımından ve kırsal kesimin şehir halkına yönelik “öfkesinden” söz eden eş-Şara, siyasi ve kültürel bilinç düzeyleri arasında fark bulunduğunu da savunmuştu.
Söz konusu konuşmanın bazı bölümleri sosyal medyada geniş şekilde dolaşıma girdi. Özellikle Deyrizor halkına yönelik “aşağılayıcı” olarak değerlendirilen ifadeler tepki çekti ve vilayet sakinleri, Hüseyin eş-Şara’dan özür talep etmek amacıyla protesto gösterisi düzenledi.
Bunun ardından Hüseyin eş-Şara, Facebook hesabından bir açıklama yayımlayarak sözlerinin “bağlamından koparıldığını” belirtti. Açıklamasında, konuşmasının kırsal kesimin geçmişte maruz kaldığı “dışlayıcı politikalar” nedeniyle köyler ile şehirler arasındaki uçurumu ele aldığını, Deyrizor halkını hedef alma amacı taşımadığını söyledi.
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara (AFP)
Ayrıca vilayet halkıyla güçlü ilişkileri bulunduğunu ifade eden eş-Şara, röportajdan “gerekçesiz hakaret” olarak değerlendirilen bölümün çıkarılmasını daha sonra talep ettiğini belirtti. Konuşmasının o dönemde kırsal ve şehir kökenli kişilerin yönetime gelmesiyle ilgili olduğunu kaydetti.
Daha sonra Ahmed eş-Şara, Deyrizor Valisi ve vilayetin önde gelen isimleriyle telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Deyrizor halkının tüm Suriyeliler nezdinde büyük bir yere sahip olduğunu söyleyen Şara, “Deyrizorlular bizim dostlarımız, dayanağımız ve başımızın tacıdır” ifadelerini kullandı.
Şara ayrıca, vilayet halkına yönelik hakaretlerin “önce kendisini yaraladığını, sonra Deyrizor halkını incittiğini” söyledi. Haklarının korunacağını vurgulayan Suriye lideri, “Deyrizor halkının tarihi ve ulusal duruşları sözlerden önce gelir ve onların lehine tanıklık eder” dedi.
Yaşananların “muhtemelen bir dil sürçmesi ya da bazı ifadelerin bağlamından koparılması sonucu” meydana geldiğini ifade eden Şara, babası adına vilayet halkından özür dilediğini ve “Deyrizor’un kırsal ve şehir kesimindeki halka duyulan sevginin derinliğini” vurguladı.
Telefon görüşmesi sırasında vilayetten bir kişi, Suriye Devlet Başkanı’nı Deyrizor’u ziyaret etmeye davet ederek halkın onu karşılamak için “sabırsızlandığını” söyledi. Şara ise valiyle en kısa sürede ziyaret düzenlenmesine ilişkin hazırlıkları görüştüğünü belirtti.
Suriye Devlet Başkanı ayrıca vilayeti desteklemek amacıyla hazırlanan kalkınma projeleri paketinden söz etti. Bu projeler arasında hastaneler, köprüler ve ekonomiyi canlandırmayı hedefleyen yatırımlar bulunuyor. Şara, Deyrizor’un önümüzdeki dönemde “Suriye’nin en önemli ekonomik merkezlerinden biri” hâline gelmesini umut ettiğini dile getirdi.
Suriye’de sosyal medya platformlarında ise konu geniş tartışmalara yol açtı. Bazıları Devlet Başkanı’nın babasının açıklamalarını “kabul edilemez bir hakaret” olarak değerlendirirken, bazıları da söz konusu ifadeleri geçmişteki toplumsal gerçekliğin ve birçok toplumda bulunan geleneklerin bir tasviri olarak yorumladı. Bununla birlikte eleştiriler, konuşma sırasında bazı ifadelerin uygun şekilde seçilmemiş olması ve açıklamaların “doğaçlama” bir üslupla yapılmış olması üzerinde yoğunlaştı.
Hamas’tan arabuluculara mesaj: İsrail ihlalleri müzakereleri sabote ediyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5278363-hamas%E2%80%99tan-arabuluculara-mesaj-i%CC%87srail-ihlalleri-m%C3%BCzakereleri-sabote-ediyor
Hamas’tan arabuluculara mesaj: İsrail ihlalleri müzakereleri sabote ediyor
Şarku’l Avsat, Gazze Şeridi’nde yürürlükte bulunan ateşkes anlaşmasına ilişkin olarak Hamas Hareketi’nin kısa süre önce arabuluculara gönderdiği belgeye ulaştı. İsrail’in artan ihlalleri nedeniyle, 10 Ekim 2025’te anlaşmanın yürürlüğe girmesinden bu yana 930’dan fazla Filistinli hayatını kaybetti.
İsrail’in Kanal 13 televizyonu, perşembe akşamı Hamas liderleriyle kısa süre önce görüşen bölgesel bir diplomata dayandırdığı haberinde, Hamas’ın silahsızlanmayı kabul etmeyeceğini, ABD’nin İsrail’in Gazze Şeridi’nde büyük çaplı askeri operasyonlar düzenlemesini engelleyeceğine inandığını aktardı. Haberde ayrıca hareketin güç kazandığı, özgüvenini artırdığı ve özellikle İsrail güçlerinin çekilmesinin ardından Gazze üzerindeki kontrolünü pekiştirdiği belirtildi.
Ancak Hamas’tan üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu haberlerin tamamen gerçeği yansıtmadığını söyledi. Kaynak, İsrail’in ihlalleri ve siyasi tıkanıklık konusundaki hareketin tutumuna ilişkin olarak arabuluculara yakın zamanda bir belge gönderildiğini ifade etti. Hamas yetkilisi, özellikle Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinin arabulucuların son önerilerine ve “Barış Konseyi”nin Gazze’deki yüksek temsilcisi Nikolay Mladenov aracılığıyla sunduğu yol haritasına karşı olumsuz tavır aldığını belirtti.
Kaynak ayrıca Hamas’ın son dönemde bölgede diplomatlarla herhangi bir görüşme yapmadığını, yalnızca müzakere turları çerçevesinde Mladenov ile ABD yönetimi ve “Barış Konseyi”ni temsil eden bazı isimlerin katıldığı toplantıların gerçekleştirildiğini söyledi.
Birleşmiş Milletler Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov'un New York'taki Güvenlik Konseyi önünde yaptığı konuşmanın arşiv fotoğrafı (Birleşmiş Milletler)
Aynı kaynak, Kurban Bayramı öncesinde yapılması planlanan müzakere turunun bayram tatili sonrasına ertelendiğini açıkladı. Yeni turun tarihi henüz netleşmezken, Hamas liderliğinden bir heyetin gerekli hazırlıkların tamamlanmasının ardından önümüzdeki günlerde Mısır’ın davetiyle Kahire’ye gitmeye hazırlandığı belirtildi.
Kaynak, son dönemde öldürme operasyonlarının tırmandırılması ve sivillerin hedef alınmasının sürmesine karşı protesto mesajları iletildiğini, bunun dışında yeni bir gelişme yaşanmadığını ifade etti.
Hamas, söz konusu belgeyi Mısır’daki arabuluculara gönderirken bir nüshasını da Katar ve Türkiye’ye iletti. Bu ülkeler aracılığıyla belge, “Barış Konseyi” ve ABD yönetimi dâhil başka taraflara da aktarıldı.
Mesajın içeriği
Belgenin 20 Mayıs tarihli giriş bölümünde, son müzakere turlarında Kahire ve İstanbul’da arabulucuların tarafların görüşlerini yakınlaştırmak için gösterdiği çabalara değinildi ve bu girişimlerin taraflar arasındaki farkları azaltmayı başardığı ifade edildi.
Belgede, İsrail’in saldırıları genişletmesi, suikastlar düzenlemesi ve Filistinlileri, müzakere heyetini, ailelerini ve müzakere süreciyle bağlantılı kişileri hedef almasının olumsuz bir atmosfer yarattığı, bunun da müzakerelerin doğal seyrinde ilerletilmesine yönelik arabulucu çabalarını sekteye uğrattığı belirtildi.
Netanyahu, 9 Ocak 2026'da Kudüs'te Mladenov ile el sıkışıyor (EPA)
Hamas belgesi ayrıca Nikolay Mladenov’un kısa süre önce Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yaptığı bilgilendirmeyi eleştirerek, açıklamaların yanıltıcı içerikler taşıdığını ve müzakere sürecinin tıkanmasından Hamas’ı sorumlu tuttuğunu kaydetti. Belgede, hareketin Şarm eş-Şeyh Anlaşması’ndaki tüm maddelere tam bağlılık gösterdiği, buna karşın anlaşmayı engelleyen ve arabulucuların çabalarını sabote eden tarafın İsrail olduğu savunuldu.
Belgede Hamas ve Filistinli grupların müzakere sürecine ve bunun önemine bağlı olduğu vurgulanırken, mevcut tıkanıklığı aşacak fikirler geliştirmek için ciddi çaba gösterildiği ifade edildi. Ayrıca arabulucularla iş birliğinin artırılmasının gerekli olduğu belirtildi.
Hamas, arabuluculardan İsrail’e günlük ihlallerini durdurması için baskı yapılmasını talep etti ve bu ihlallerin gerekli görevlerin yerine getirilmesini engellediğini kaydetti.
Belgede, arabuluculara sunulacak uygun bir formül üzerinde istişareler sürerken İsrail’in Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın komutanı İzzeddin el-Haddad’a yönelik bir suikast düzenlediği belirtildi. Bunun iletişim ve istişare sürecini aksattığı ifade edildi.
Hamas, istişarelerin tamamlanmasının ardından önümüzdeki günlerde arabulucularla yeniden temas kurarak müzakere sürecinin devamı için uygun bir formül bulunmasını umduğunu dile getirdi.
“Şarku’l Avsat”, bir aydan uzun süre önce “yol haritası” olarak tanımlanan önerinin tüm ayrıntılarını yayımlamıştı. Söz konusu plan, birinci aşamanın geri kalan maddelerinin tamamlanmasını ve eş zamanlı olarak ikinci aşama maddeleri üzerinde müzakerelerin yürütülmesini hedefliyordu.
Ancak Hamas ve İsrail’in öne sürdüğü şartlar yol haritasının uygulanmasını engelledi. Taraflar arabulucular üzerinden karşılıklı yanıtlar verirken, görüşlerin yakınlaştırılması için çeşitli girişimler yapıldı ve daha sonra belli ölçüde ilerleme sağlandı. Buna rağmen Netanyahu hükümetinin, herhangi bir adım atmadan önce Gazze’nin silahsızlandırılmasına ilişkin imzalı bir belge talep etmesi anlaşmada ilerlemeyi yeniden durdurdu. Ayrıca hükümetin, görevlerini üstlenmesi için Gazze Yönetim Komitesi’nin bölgeye girişine de izin vermediği belirtildi.
Hizbullah hükümeti düşürmek ile kontrolü kaybetmek arasında: Yeni bir siyasi denklemle karşı karşıyahttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5278361-hizbullah-h%C3%BCk%C3%BCmeti-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCrmek-ile-kontrol%C3%BC-kaybetmek-aras%C4%B1nda-yeni-bir-siyasi
Hizbullah hükümeti düşürmek ile kontrolü kaybetmek arasında: Yeni bir siyasi denklemle karşı karşıya
Lübnan hükümeti, Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında toplandı. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
1992 yılında siyasi hayata girmesinden bu yana Hizbullah, yıllar içinde sınırlı etkisi olan bir parlamento aktöründen Lübnan’daki yönetim denkleminde temel taraflardan birine dönüştü. Önce yasama faaliyetlerine katılan örgüt, hükümetlere ise doğrudan ancak 2005 yılında, eski Başbakan Refik Hariri’nin suikasta uğraması ve Suriye ordusunun Lübnan’dan çekilmesinin ardından girdi.
O tarihten itibaren Hizbullah, ardı ardına kurulan hükümetler üzerinde kontrol ve nüfuz kurmaya çalıştı; bazılarını işlevsiz hale getirdi, bazılarını ise düşürdü. Bunu da “engelleyici üçte birlik blok” kavramını ve karar alma süreçlerinde uzlaşı zorunluluğunu gündeme getirerek yaptı. Ayrıca kendisi ve müttefiki Emel Hareketi, Şii bakanlık kotasının tamamını kontrol ederek bunu hükümetleri düşürmek ya da çalışmalarını engellemek için bir koz olarak kullandı.
Bu nedenle, Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım’ın “Halkın sokaklara çıkıp hükümeti ve Amerikan-İsrail projesini düşürme hakkı vardır” yönündeki açıklaması, örgütün hükümet kurma ve düşürme süreçlerindeki performansını yakından takip edenler açısından şaşırtıcı görülmüyor. Benzer şekilde Hizbullah Siyasi Konseyi üyesi ve eski Bakan Mahmud Kamati’nin, “Cumhurbaşkanı veya hükümet çoğunluğu bu dönemde direnişi hedef almak istiyorsa bilsin ki onlar gelip geçici bir taraftır; biz ise bu ülkeye kök salmış durumdayız” sözleri de dikkat çekiyor.
Hükümetleri kuşatma süreci
Hizbullah’ın hükümeti düşürme amacıyla ilk kuşatma girişimi 2006 yılına dayanıyor. Örgüt ve Emel Hareketi, Refik Hariri suikastı zanlılarını yargılamak için uluslararası mahkeme kurulmasına yönelik oylamayı protesto ederek Fuad Sinyora hükümetindeki bakanlarını çekmişti.
“Şii ikilisi” ile Özgür Yurtsever Hareketi, hükümetin “meşru temsil niteliğini taşımadığı” gerekçesiyle Beyrut merkezinde uzun süreli oturma eylemi düzenledi. Ancak hükümet çalışmalarını sürdürdü. Ta ki Mayıs 2008’de Hizbullah’ın, hükümetin kendi iletişim ağına ilişkin aldığı kararlara karşı Beyrut ve Lübnan Dağı’nın bazı bölgelerinde askeri harekete girişmesine kadar.
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım
Bu gelişmeler, Lübnanlı tarafların Katar’da bir araya gelmesine yol açtı ve ortaya “Doha Anlaşması” olarak bilinen mutabakat çıktı. Hizbullah bu anlaşmayla “engelleyici üçte birlik blok” hakkını elde etti. Bu da kendisi ve müttefiklerinin bakanların üçte birine sahip olması ve böylece hükümeti düşürebilmesi anlamına geliyordu.
Nitekim 2011 yılında Hizbullah ve müttefikleri, Saad Hariri hükümetinden bakanlarını çekerek hükümetin düşmesine neden oldu.
Selam hükümetinin “özgürleşmesi”
Bunun ardından, Hizbullah ve müttefiklerinin engelleyici üçte birlik bloka sahip olduğu hükümetler kuruldu. Bu durum, ardı ardına gelen Bakanlar Kurullarının kararlarını ve kaderini kontrol etmelerine imkân sağladı. 2011’den bu yana toplam 6 hükümet kuruldu ve süreç, bugün Nevaf Selam başkanlığındaki mevcut hükümete kadar uzandı.
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, son savaş başlamadan önce Güney Lübnan’da İsrail sınırındaki Kefr Kila beldesine gerçekleştirdiği ziyaret sırasında milletvekilleri Ali Hasan Halil ve Kasım Haşim ile birlikte görülüyor. (AFP)
Mevcut hükümet, 2008’den bu yana Hizbullah’ın “engelleyici üçte birlik blok” baskısından kurtulan ilk hükümet olarak görülüyor. Bu nedenle Hizbullah, silahın yalnızca devletin elinde olması yönündeki kararların alınmasını, askeri kanadının gayrimeşru sayılmasını ve karşı çıktığı diğer kararların çıkarılmasını engelleyemedi.
Ardı ardına gelen hükümetlere şantaj
Siyasi yazar ve Cenubiye internet sitesinin Genel Yayın Yönetmeni Ali el-Emin’e göre Hizbullah, Doha Anlaşması’ndan bu yana kurulan hükümetlere “garantör üçte birlik blok”, uzlaşı ve “meşruiyet” gibi kavramlarla baskı yapmaya çalıştı.
El-Emin, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Son dönemde, özellikle mevcut hükümetle birlikte dengeler tamamen değişti. Hükümet, yeni siyasi dengeleri yansıtan farklı kurallar temelinde kuruldu” dedi.
El-Emin’e göre Hizbullah, mevcut hükümeti sokak hareketleriyle düşürmenin mümkün olduğunu düşünse bile, kendi şartlarıyla yeni bir hükümet kurmanın artık mümkün olmadığını biliyor. Bu nedenle bugün hükümeti düşürme yönündeki tehditleri “gözdağı verme ve bağırıp çağırmaktan öteye geçmiyor.”
El-Emin ayrıca, “Şeyh Naim Kasım’ın çelişkili söylemleri de partinin içinde bulunduğu çıkmazı yansıtıyor. Buna ek olarak Meclis Başkanı Nebih Berri’nin de Hizbullah’a bu adımda eşlik etmesi söz konusu değil. Dolayısıyla partinin hükümeti düşürme ya da şikâyet ettiği politikaları değiştirme şansı bulunmuyor” ifadelerini kullandı.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة