İsrail ordusunun yardım merkezinin yakınında açtığı ateş sonucu 35 Filistinli hayatını kaybetti

Gazze İnsani Yardım Vakfı: İhtiyacı olan herkesi doyurmak için halen yeterli miktarda gıda yok

TT

İsrail ordusunun yardım merkezinin yakınında açtığı ateş sonucu 35 Filistinli hayatını kaybetti

İsrail ordusunun yardım merkezinin yakınında açtığı ateş sonucu 35 Filistinli hayatını kaybetti

Gazze Şeridi'ndeki sağlık yetkilileri bugün, İsrail ordusunun ABD destekli bir kuruluş olan Gazze İnsani Yardım Vakfı tarafından işletilen yardım dağıtım merkezinin yakınında açtığı ateş sonucu 35'ten fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığına göre, Şifa Hastanesi ve Kudüs Hastanesi sağlık yetkilileri, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Netzarim Koridoru yakınlarında bulunan bir yardım dağıtım alanına yaklaşırken en az 25 kişinin yaşamını yitirdiğini ve onlarca kişinin de yaralandığını söyledi. Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı, üç aylık ablukanın ardından iki hafta önce faaliyete geçmesinden bu yana 163 kişinin hayatını kaybettiği ve binden fazla kişinin de Gazze İnsani Yardım Vakfı tarafından işletilen az sayıdaki yardım alanına ulaşmaya çalışırken yaralandığını açıkladı. Birleşmiş Milletler (BM), ablukanın Filistin topraklarını kıtlığın eşiğine getirdiğini ve gıda kaynaklarının son derece kısıtlı olduğunu belirtti.

dfgthy
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat'ta bir dağıtım noktasında yiyecek bekleyen Filistinli çocuklar (AFP)

Gazze İnsani Yardım Vakfı olaydan haberdar olmadığını, güvenli trafik güzergâhlarının korunması için İsrailli yetkililerle yakın iş birliği içinde çalıştıklarını ve ‘Filistinlilerin talimatlara harfiyen uymalarının elzem olduğunu’ bildirdi. Vakfın, Reuters'ın sorularına e-posta ile verdiği yanıtta şu ifadeler yer aldı: “Çözüm nihayetinde daha fazla yardımdır. Bu daha fazla kesinlik sağlayacak ve halk arasındaki aciliyeti azaltacaktır. Gazze Şeridi'ndeki tüm ihtiyaç sahiplerini doyurmak için halen yeterli miktarda gıda yok. Şu anki odak noktamız zor bir ortamda mümkün olduğunca çok insanı güvenli bir şekilde beslemek.”

BM ve diğer yardım kuruluşları, İsrail ordusunun desteğiyle özel yükleniciler kullanan Gazze İnsani Yardım Vakfı aracılığıyla bölgeye yardım ulaştırmayı reddediyor ve bunun insani standartları ihlal ettiğini söylüyor. Diğer yandan Gazze Şeridi'ndeki sağlık yetkilileri, İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a düzenlediği hava saldırısında 10 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Sağlık yetkilileri dün, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'ta bulunan bir başka yardım dağıtım merkezi yakınlarında 17 kişinin öldürüldüğünü açıkladığında, İsrail ordusu kendi güçlerine yaklaşan ve tehdit oluşturan ‘şüphelileri’ uzaklaştırmak için uyarı ateşi açtığını söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü, bugün erken saatlerde Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki bir yardım merkezi yakınlarında İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu 31 Filistinlinin öldürüldüğünü duyurdu. AFP'ye konuşan Sivil Savunma Müdürlüğü Sözcüsü Mahmud Basal, “Ekiplerimiz ve sağlık görevlileri, İsrail askeri araçlarının Gazze Vadisi Köprüsü yakınlarında toplanan binlerce vatandaşa ateş açması sonucu en az 31 şehit ve yaklaşık 200 yaralıyı hastanelere nakletti. İnsanlar, Gazze Vadisi Köprüsü yakınlarındaki yardım merkezinden yiyecek almaya gidiyorlardı” ifadelerini kullandı.

sdf
Gazze şehrindeki bir yardım kuruluşundan yiyecek almaya çalışırken sırtında ve omzunda oluşan yanıklara krem süren 9 yaşındaki Rital Ebu Cari (AP)

Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'nin farklı bölgelerine düzenlediği bir dizi hava saldırısı ve topçu ateşi sonucunda 37 kişinin hayatını kaybettiğini ve onlarca kişinin yaralandığını duyurdu.

Gazze şehrinde bulunan Şifa Hastanesi'ndeki sağlık kaynakları, Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Netzarim Koridoru yakınlarında insani yardım bekleyen sivilleri hedef alan saldırının ardından 18 şehit ve onlarca yaralının hastaneye getirildiğini bildirdi.

Saha muhabirlerine göre Netzarim Koridoru civarındaki yerleşim bölgelerinin hedef alınması sonucu 7 kişi daha yaşamını yitirdi ve yüzden fazla kişi de yaralandı.

ukıo
ABD destekli bir kuruluş olan Gazze İnsani Yardım Vakfı tarafından sağlanan gıda ve insani yardım malzemelerinin bulunduğu torbaları taşıyan Filistinliler (AP)

Gazze Şeridi'nin orta kesiminde, Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyindeki Yeni Kamp bölgesinde İsrail'e ait bir insansız hava aracının (İHA) düzenlediği saldırıda 2 kişi yaşamını yitirdi, bir kişi de yaralandı.

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'u hedef alan hava saldırılarında 9 kişi hayatını kaybederken, yoğun bombardımanın devam ettiği şehrin doğusundaki Abasan el-Kebira kasabasında enkaz altından bir kişi daha çıkarıldı.

Bu gelişmeler, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki geniş çaplı savaşının devam ettiği ve insani yardım kuruluşlarının kuşatma altındaki sivil halkın yaşam ve sağlık koşullarının kötüleştiğine dair uyarılarının yapıldığı bir dönemde meydana geldi.

Hamas: Yeni ateşkes önerisinden haberimiz yok

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'nde kalan esirlerin serbest bırakılması çabalarında ‘önemli ilerleme’ kaydedildiğini, ancak bir anlaşma için umutları arttırmanın ‘erken’ olduğunu belirtti.

ABD, Mısır ve Katar'ın Gazze Şeridi'nde ateşkese dönülmesi yönündeki çabalarına rağmen ne İsrail ne de Hamas temel taleplerinden geri adım atmaya istekli görünmüyor. Her iki taraf da bir anlaşmaya varılamaması nedeniyle birbirlerini suçluyor. Reuters’a konuşan iki Hamas kaynağı, yeni ateşkes önerilerinden haberdar olmadıklarını söyledi.

Gazze Şeridi'ndeki sağlık yetkilileri, İsrail saldırıları sonucu çoğu sivil 55 bin Filistinlinin hayatını kaybettiğini ve iki milyondan fazla insanın yaşadığı yoğun nüfuslu Gazze Şeridi'nin büyük bölümünün tahrip edildiğini açıkladı.



Hürmüz Boğazı’nda kriz derinleşiyor: ABD, İran ve İsrail’in talepleri

Kuzey İsrail’den çekilen fotoğrafta, bir İsrail topçu birliği Lübnan’a doğru ateş açarken görüntülendi. Bölgedeki gerilimin artmasıyla birlikte siviller için güvenlik riski devam ediyor. (Reuters)
Kuzey İsrail’den çekilen fotoğrafta, bir İsrail topçu birliği Lübnan’a doğru ateş açarken görüntülendi. Bölgedeki gerilimin artmasıyla birlikte siviller için güvenlik riski devam ediyor. (Reuters)
TT

Hürmüz Boğazı’nda kriz derinleşiyor: ABD, İran ve İsrail’in talepleri

Kuzey İsrail’den çekilen fotoğrafta, bir İsrail topçu birliği Lübnan’a doğru ateş açarken görüntülendi. Bölgedeki gerilimin artmasıyla birlikte siviller için güvenlik riski devam ediyor. (Reuters)
Kuzey İsrail’den çekilen fotoğrafta, bir İsrail topçu birliği Lübnan’a doğru ateş açarken görüntülendi. Bölgedeki gerilimin artmasıyla birlikte siviller için güvenlik riski devam ediyor. (Reuters)

ABD, İsrail ve İran, Ortadoğu’da yangın çıkaran ve Hürmüz Boğazı üzerinden enerji tedarikini keserek küresel ekonomiyi tehdit eden savaşın sona erdirilmesi konusunda sert tutum sergiliyor.

Amerikalılar ne istiyor?

ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan aracılığıyla İran’a 15 maddelik bir plan sundu. Planın detayları açıklanmadı ve ABD yönetimi, medyanın içeriğe dair yanlış bilgi verdiğini belirtti.

Reuters’a konuşan kaynaklarına göre planın başlıca maddeleri şunları içeriyor:

  • İran’ın yüksek zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ortadan kaldırılması.
  • İran’ın uranyum zenginleştirme programının sona erdirilmesi.

İran’ın balistik füze programına kısıtlamalar getirilmesi.

İran’ın bölgede desteklediği müttefiklere, örneğin Lübnan’daki Hizbullah’a desteğinin sona erdirilmesi.

Beyaz Saray, Çarşamba günü, İran öneriyi kabul etmezse ABD’nin “benzeri görülmemiş bir güçle” saldıracağını açıkladı. Reuters’a konuşan yetkililer, Washington’ın Ortadoğu’ya binlerce ek asker göndermesinin beklendiğini belirtti.

İran’ın Tutumu

Reuters’a konuşan üst düzey bir İran yetkili, İran’ın ABD’nin savaşın sona erdirilmesine yönelik önerilerine yanıtının “olumlu” olmadığını, ancak hâlâ değerlendirildiğini söyledi.

Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, İran’ın ABD ile müzakere etmediğini ancak aracı kişiler aracılığıyla görüşmeler yapıldığını belirtti. İran, kalıcı bir savaşın sona erdirilmesini ve uğradığı zararlar için tazminat talep ediyor.

İran devlet televizyonu Press TV’ye göre, yetkililer Çarşamba günü Hürmüz Boğazı’nın İran’ın “doğal ve yasal hakkı” olarak tanınmasını istediklerini açıkladı.

Reuters’a konuşan yetkililer İran’ın İsrail’in Lübnan’daki savaşının da herhangi bir ateşkes anlaşmasına dahil edilmesi gerektiğini belirttiğini söyledi. Ayrıca, İran anlaşma sağlanmazsa başka bir deniz yolu olan Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb Boğazı’nı kapatma gibi bir adım atabileceğini belirterek tırmanma tehdidinde bulundu. İran ayrıca ABD’nin bir İran adasını işgal etmeyi planladığına dair istihbarat aldığını iddia etti.

İsrailliler ne diyor?

Üst düzey bir İsrail savunma yetkilisi, İran’ın ABD’nin şartlarını kabul edeceğini pek düşünmediğini, ancak Trump’ın tavizler sunabileceğinden endişe duyduklarını söyledi.

Başka bir kaynak, İsrail’in herhangi bir anlaşma durumunda önleyici saldırı hakkını korumak istediğini belirtti.

İsrail askeri sözcüsü Perşembe günü, öncelikli görevin şu anda İran’ın askeri kapasitesini yok etmeye devam etmek olduğunu ve İsrail’in hâlâ “birçok hedefi” olduğunu açıkladı.


Kara harekâtı ve hava saldırısı seçenekleri... Pentagon, İran’a yönelik ‘nihai darbeyi’ değerlendiriyor

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine, Pentagon’da düzenlenen basın toplantısında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine, Pentagon’da düzenlenen basın toplantısında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
TT

Kara harekâtı ve hava saldırısı seçenekleri... Pentagon, İran’a yönelik ‘nihai darbeyi’ değerlendiriyor

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine, Pentagon’da düzenlenen basın toplantısında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine, Pentagon’da düzenlenen basın toplantısında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)

Pentagon, İran’a yönelik ‘nihai darbe’ olarak tanımlanan olası askeri seçenekleri inceliyor. Bu gelişme, Washington ile Tahran arasındaki diplomatik çabaların sürdüğü, ABD’nin doğrudan tehditlerde bulunduğu ve bölgede yoğun askerî hareketliliğin devam ettiği bir döneme denk geliyor. Uzmanlar, müzakereler somut bir ilerleme kaydetmezse askeri tırmanış ihtimalinin yüksek olduğunu belirtiyor.

ABD’li yetkililere göre Pentagon, İran’da kara güçlerinin kullanımı ve geniş çaplı hava saldırıları içerebilecek ‘nihai darbe’ planlarını hazırlıyor.

Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığına göre, diplomatik görüşmelerde ilerleme sağlanamazsa, özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması durumunda askeri tırmanışın daha olası hale geleceği öngörülüyor.

Ateşkes çıkmaza girdi

İran ve ABD arasındaki savaşın durdurulması hâlâ her iki tarafın karşılıklı şartlarına bağlı olarak beklemede.

Tahran, savaşın sona erdirilmesinin tamamen İran’a ait bir karar olacağını ve bu kararın ABD Başkanı Donald Trump’ın önerdiği takvime bağlı olmadığını açıkladı.

Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, Pakistan’ın ABD’nin önerisini İran’a ilettiğini ve Pakistan veya Türkiye’nin gerilimi azaltmaya yönelik olası görüşmelere ev sahipliği yapmayı teklif ettiğini belirtti. Bazı kaynaklar, Trump’ın 15 maddelik bir plan sunduğunu, bu planın savaşın sona erdirilmesini ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını içerdiğini aktardı.

Buna karşılık Tahran resmi olarak görüşmelerin olmadığını duyurdu ve herhangi bir ateşkesin, İran’ın şartları yerine getirilmeden mümkün olmayacağını vurguladı. Bu şartlar arasında saldırıların durdurulması, savaşın tekrarının önlenmesi, tazminat ödenmesi, tüm cephelerde çatışmanın sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı üzerinde İran ‘egemenliğinin’ tanınması yer alıyor.

Batılı kaynaklar ise Washington’un uranyum zenginleştirmesinin durdurulması, yüksek zenginleştirilmiş uranyum stoklarının imha edilmesi, füze programının kısıtlanması ve Tahran’ın bölgedeki müttefiklerine verilen desteğin kesilmesi konularında ısrarcı olduğunu belirtiyor.

Pentagon, ABD’nin bölgedeki seçeneklerini genişletmek amacıyla 82. Hava İndirme Tümeni’nden binlerce askeri bölgeye gönderme kararı aldı.

Askeri güç ve barış müzakereleri üzerindeki etkisi

ABD’li yetkililer Axios’a verdikleri demeçte, çatışmayı sona erdirmek için baskın bir güç gösterisinin barış görüşmelerinde daha fazla etki sağlayabileceğini veya Başkan Donald Trump’a zafer ilan etme imkânı sunabileceğini belirtti.

Ayrıca, İran’ın savaşın nasıl sona erdirileceği konusunda kendi görüşüne sahip olduğu ve gündeme gelen birçok senaryonun çatışmanın süresini uzatıp tırmanışa yol açabileceği, dramatik bir son getirmeyebileceği ifade edildi.

‘Nihai darbe’ seçenekleri

Axios’a göre, yetkililer ve iç tartışmalardan bilgi sahibi kaynaklar, Trump’ın tercih edebileceği ‘nihai darbe’ için dört ana seçenek belirledi:

- İran petrol ihracatının merkezi olan Harg Adası’na saldırı veya abluka.

- İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü güçlendirmesine yardımcı olan Lark Adası’na saldırı. Ada, İran’ın tahkimatlarına, ticaret gemilerini hedef alabilecek saldırı teknelerine ve boğaz trafiğini izleyen radar sistemlerine ev sahipliği yapıyor.

- Boğazın batı girişine yakın konumda bulunan Ebu Musa Adası ve iki küçük adanın kontrolünün ele geçirilmesi.

- Boğazın doğu tarafından İran petrolü taşıyan gemilerin ablukası veya ele geçirilmesi.

Kara harekâtı ve hava saldırısı seçenekleri

ABD ordusu, yüksek zenginleştirilmiş uranyuma erişimi engellemek amacıyla İran’daki nükleer tesislerde kara operasyonları planları da hazırladı.

Axios’a göre, bu tür karmaşık ve riskli bir operasyon yerine, ABD’nin İran’ın nükleer materyallere ulaşmasını engellemek için geniş çaplı hava saldırıları düzenleyebileceği belirtiliyor.

Axios’un aktardığına göre, Başkan Donald Trump henüz bu senaryolardan herhangi biri için karar vermiş değil. Beyaz Saray yetkilileri, olası kara operasyonlarını ‘varsayım’ olarak nitelendiriyor. Ancak kaynaklar, İran ile yürütülen görüşmeler yakın zamanda somut sonuç vermediği takdirde Trump’ın gerilimi tırmandırmaya hazır olduğunu söylüyor. Trump ilk adım olarak, enerji santralleri ve petrol tesislerine yönelik bombardıman tehdidini hayata geçirebilir.

Trump cehennemin kapılarını açmaya hazır

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt dün İran’ı uyararak, Trump’ın bir anlaşmaya varılamaması durumunda ‘her zamankinden daha güçlü’ bir darbe için hazır olduğunu belirtti.

Leavitt, “Başkan kimseyi yanıltmıyor ve cehennemin kapılarını açmaya hazır. İran bir kez daha yanlış hesap yapmamalı… Bu noktadan sonra herhangi bir şiddet, tamamen İran rejiminin anlaşmaya yanaşmamasının sonucu olacak” ifadelerini kullandı.

Devam eden arabuluculuk ve müzakere çabaları

Axios’a göre, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin başlatılması çabalarına katılan bir kaynak, Pakistan, Mısır ve Türkiye’nin hâlâ iki taraf arasında bir görüşme organize etmeye çalıştığını açıkladı.

Kaynak, İran’ın ABD’nin ilk talepler listesini reddettiğini, ancak müzakereleri tamamen dışlamadığını belirtti.

Kaynak ayrıca, sorunun güven eksikliğinde yattığını vurgulayarak, “İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) liderleri son derece şüpheci, ancak arabulucular pes etmedi” ifadesini kullandı.


İspanya Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan’ın yanındayız... İran’ın saldırıları haksız

İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares (İspanya Dışişleri Bakanlığı)
İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares (İspanya Dışişleri Bakanlığı)
TT

İspanya Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan’ın yanındayız... İran’ın saldırıları haksız

İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares (İspanya Dışişleri Bakanlığı)
İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares (İspanya Dışişleri Bakanlığı)

İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, bölgedeki gerilimin artmasına dair uyarıların yükseldiği bir dönemde, ülkesinin Suudi Arabistan’ın yanında durduğunu açıkladı. Albares, İran’ın Suudi Arabistan ve bölgedeki diğer ülkelere yönelik saldırılarını ‘haksız’ olarak nitelendirdi.

Albares, Avrupa’daki bazı ülkelerle koordineli şekilde Ortadoğu ülkeleriyle yürütülen hızlı diplomatik girişimleri anlatarak, amacın gerilimin artmasını önlemek, diyaloğu ve diplomasiyi öne çıkarmak ve ABD-İsrail-İran eksenindeki olası çatışmaları sona erdirmek olduğunu söyledi.

Albares, “İspanya, İran saldırılarını açık ve net biçimde kınadı. İran Büyükelçisi’ni çağırarak şiddeti kesin bir dille reddettiğimizi ilettik ve bu saldırıların derhal durdurulmasını talep ettik” ifadelerini kullandı. Albares, ülkesinin Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleriyle tam dayanışma içinde olduğunu vurgulayarak, saldırıları ‘tamamen haksız’ olarak nitelendirdi.

Albares, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın birkaç gün önce İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile telefonda görüştüğünü belirterek, Madrid’in Suudi Arabistan’a yönelik haksız saldırılar karşısında desteğini ve dayanışmasını ifade ettiğini söyledi. Albares, İspanya’nın tutumunun güç siyasetine değil, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) ilkelerine dayandığını kaydetti.

Görüşmenin, Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Kuveyt, Umman, Lübnan, Irak, Ürdün, Türkiye ve Mısır’ı kapsayan daha geniş bir diplomatik girişimin parçası olduğunu ifade eden Albares, “Bölgedeki ortaklarımız bu zor dönemde İspanya’ya güvenebilir” dedi.

Albares, İspanya’nın İran saldırısına uğrayan ülkelere açık dayanışma mesajları ilettiğini, toprak bütünlüğü ve istikrarlarını desteklediğini belirterek, bu mesajların Suudi Arabistan, Bahreyn, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Umman, Katar, Ürdün, Türkiye, Mısır, Özbekistan ve Azerbaycan’ı kapsadığını aktardı.

Gerginliği azaltma ve müzakere etme... Acil bir gereklilik

İspanya Dışişleri Bakanı, İspanya’nın açık bir şekilde gerilimin azaltılmasını, müzakere masasına dönüşü ve uluslararası hukuka saygıyı savunduğunu vurguladı. Bakan, “Ortadoğu’da ülkeler arası ilişkilerde savaşın bir araç ya da güç dengesi oluşturma mekanizması haline gelmesini kabul edemeyiz. Şiddet ne barış ne istikrar ne de demokrasi getirir; yalnızca kaosu artırır” ifadelerini kullandı.

Bakan Albares, İspanya’nın duruşunun, barış ve dayanışma değerlerine dayandığını ve bu değerlerin İspanyol toplumu ile Avrupa’nın büyük çoğunluğu tarafından paylaşıldığını belirtti. Albares, ülkesinin kararlarını Avrupa Birliği (AB) ilkeleri, BM Şartı ve uluslararası hukuka uygun şekilde aldığını söyledi.

Albares, mevcut çatışmanın etkilerinin Ortadoğu dışına da taşındığını, Türkiye’ye füzelerin fırlatıldığını ve Kıbrıs’ta güvenlik sorunlarına yol açtığını ifade ederek, gerilimin devam etmesinin çatışmanın alanını genişleteceği ve bölgesel istikrara yönelik riskleri artıracağı uyarısında bulundu.

Bakan, “Bu konuda bölge ortaklarımız, AB ve BM ile iletişim halindeyiz. Bölge ve dünya açısından öngörülemeyen sonuçlar doğuracak bir askeri tırmanışla karşı karşıyayız. Bu nedenle İspanya, savaşı kesin bir dille reddediyor ve gerilimin azaltılması ile müzakereye dönülmesini talep ediyor” dedi.

Albares, çatışmanın uluslararası ticaret ve enerji üretimi üzerinde de etkisi olduğunu, savaşın genişlemesinin küresel ekonomi üzerinde doğrudan etkiler bırakacağını belirterek, gerilimin azaltılması için kolektif çaba çağrısı yaptı.

Bakan, “Füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) savaşa dahil olmayan Ortadoğu ülkelerine saldıran bir rejimle karşı karşıyayız. Bu durum çatışmanın bölge dışına taşınma riskini artırıyor” dedi.

Özellikle Körfez ülkelerine yönelik saldırılar konusunda Albares, bu saldırıların çatışmanın beklenmedik etkilerini ortaya çıkardığını ve Ortadoğu’nun, özellikle hedef alınan Körfez ülkelerinin güvenliği ile istikrarı açısından durumu son derece tehlikeli hale getirdiğini kaydetti.

Ön cephedeki ülkeler

İspanya Dışişleri Bakanı Albares, bazı bölge ülkelerindeki durumlara da değindi. Albares, Lübnan’da artan can kayıpları, sağlık sisteminin çökmesi, bir milyondan fazla kişinin yerinden edilmesi ve altyapının geniş çapta tahrip edilmesiyle ülkenin trajik bir durumla karşı karşıya olduğunu belirtti. Bakan, “Lübnan halkının yaşamı gözler önünde yok oluyor” dedi.

Albares, Hizbullah saldırılarını kınadıklarını ifade ederken, İsrail’in de saldırgan tutumuyla gerilimi artırdığını ve şu anda kara operasyonu yürüttüğünü vurguladı. Bakan, “Bu, büyük acılar yaşamış bir ülke için ciddi bir hata” ifadesini kullandı. Ayrıca, İspanya’nın önemli katkı sağladığı BM Lübnan Geçici Görev Gücü’ne (UNIFIL) yönelik saldırıların da göz ardı edilemeyeceğini belirtti.

Bakan, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’daki gerilimin sürmesinden duyduğu endişeyi dile getirerek, net bir çözüm vizyonunun olmaması, insani yardımların erişiminin kısıtlanması, yerleşimci şiddetinin artışı ve Batı Şeria’daki yerleşim genişlemeleri ile Gazze’de ikinci aşama barış planının bulunmamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini kaydetti.

Öngörülemeyen tehlikeli bir durum

Albares, mevcut gerilimin Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini ve enerji altyapısını tehdit ettiğini belirterek, bunun küresel enerji güvenliği açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Albares, “Çok tehlikeli bir durumla karşı karşıyayız. Öngörülemez bir çatışma söz konusu ve etkileri dünyanın dört bir yanında hissediliyor” dedi.

Bakan, İspanya’nın Körfez ülkelerinin savaşın etkilerine dair endişelerini anladığını vurguladı. İran tarafından gerçekleştirilen füze ve İHA saldırılarının İspanya tarafından sert şekilde kınandığını, bu saldırıların durumu daha karmaşık hale getirdiğini ve riskleri artırdığını ifade etti.

Albares, Hürmüz Boğazı’ndaki durumun enerji güvenliği ve uluslararası ticaret üzerindeki doğrudan etkileri nedeniyle ciddi kaygı yarattığını belirterek, gerilimin kontrol altına alınmaması halinde savaşın etkilerinin daha da artacağını söyledi.

Bakan, çatışmanın insani boyutlarının, özellikle can kayıpları ve yerinden edilmelerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Yerinden edilmelerin Avrupa üzerinde de doğrudan sonuçları olabileceğini belirten Albares, dayanışmaya dayalı bir çözüm bulunmasının zorunlu olduğunu ifade etti.

Albares, “Bu kriz ortamında uzun vadeyi düşünmek zor. Ancak şu anda yaşananların bölge halkının barış umutları, gelecek beklentileri, çocuklarının geleceği ve bizim çocuklarımızın geleceği üzerinde etkisi olacak. Bu nedenle hızlı bir şekilde diyalog yolları bulunmalı ve durum sakinleştirilmeli” şeklinde konuştu.

Ortak tutum

İspanya Dışişleri Bakanı Albares, savaşın genişleme olasılığına ilişkin olarak, uluslararası toplumun tutumunun birleştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, çözümün gerilimin azaltılması, diplomasi ve müzakerelere dönmekte yattığını belirtti.

Albares, İspanya’nın savaşın herhangi bir aşamasına katılıp katılmayacağı sorusuna yanıt olarak şöyle dedi: “İspanya’nın tutumu net: Çatışmanın şiddetini azaltmak için yoğun çaba göstermeliyiz. Mevcut çatışmayı derinleştirecek veya savaşı tırmandıracak her eylem yalnızca acıyı artırır.”

Mevcut durumun daha geniş bir savaşa dönüşme ihtimali ve kontrolünün zorluğu konusunda ise Albares, “İsrail’in eylemlerinin ve İran’ın yanıtlarının sonuçları öngörülemez… Tırmanışın nereye varacağını ve nihai etkilerini belirlemek oldukça güç” ifadelerini kullandı.

Bakan, İspanya’nın uluslararası çabaları desteklemeye devam edeceğini ve BM’nin rolünü güçlendireceğini belirterek, bölge ve dünya güvenliğini koruyacak şekilde hızlı bir diyalog ve sakinleştirme süreci bulunması gerektiğini vurguladı.