Trump, savaşı sona erdirme anlaşmasını doğruladı... Netanyahu, Filistin devletini reddetti

İsrail Başbakanı, Filistin devletini tanıyan ülkelere yüklendi… Suriye ve Lübnan ile barıştan söz etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün Birleşmiş Milletler'de (BM) yaptığı konuşmada, ‘İran terör ekseninin laneti’ olarak adlandırdığı durumu anlatırken elinde bir harita tutuyor. (AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün Birleşmiş Milletler'de (BM) yaptığı konuşmada, ‘İran terör ekseninin laneti’ olarak adlandırdığı durumu anlatırken elinde bir harita tutuyor. (AFP)
TT

Trump, savaşı sona erdirme anlaşmasını doğruladı... Netanyahu, Filistin devletini reddetti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün Birleşmiş Milletler'de (BM) yaptığı konuşmada, ‘İran terör ekseninin laneti’ olarak adlandırdığı durumu anlatırken elinde bir harita tutuyor. (AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün Birleşmiş Milletler'de (BM) yaptığı konuşmada, ‘İran terör ekseninin laneti’ olarak adlandırdığı durumu anlatırken elinde bir harita tutuyor. (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın Batı Şeria'nın ilhakına izin vermeyeceğini bildirdiği günün ertesi günü, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nun 80’inci yıllık oturumunda yaptığı konuşmada, Filistin-İsrail çatışmasını çözmek ve Gazze Şeridi'nde yaklaşık iki yıldır süren savaşı sona erdirmek için yoğun küresel çabalar konusunda hükümetinin aşırı tutumları nedeniyle kendisi ve İsrail'i giderek artan uluslararası izolasyonundan kurtarmaya çalıştı.

Netanyahu kürsüye çıktığında, yüzlerce uluslararası yetkili ve diplomat salondan çıkarken, İsrail heyetinin üyeleri onu sürekli alkışladı.

Netanyahu'nun Filistin devletinin kurulmasını reddeden konuşmasıyla eş zamanlı olarak, Başkan Trump Gazze savaşını sona erdirmek için bir anlaşmaya varıldığına inandığını ifade etti. Beyaz Saray'da gazetecilere verdiği demeçte, “Sanırım bir anlaşmaya vardık... Gazze konusunda bir anlaşmaya vardık gibi görünüyor. Umuyorum ki bu anlaşma rehineleri geri getirecek ve savaşı sona erdirecek bir anlaşma olacak” dedi.

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün, neredeyse boş olan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu salonunda konuşmasını yaptı. (DPA)İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün, neredeyse boş olan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu salonunda konuşmasını yaptı. (DPA)

Netanyahu, New York'taki konuşmasına, geçen yılki konuşmasında, tüm dünyanın barışını tehdit eden ‘İran terör ekseninin laneti’ olarak nitelendirdiği durumu açıklamak için kullandığı bir haritayı göstererek başladı. İran'ı ‘sadece İsrail'i yok etmekle kalmayıp, aynı zamanda ABD'yi de tehdit etmek’ amacıyla ‘hızla devasa bir nükleer silah ve balistik füze programı geliştirmekle’ suçladı.

İsrail'in bölgede çeşitli cephelerdeki savaşlarına atıfta bulunarak, Tahran'ın Hamas, Hizbullah, Yemen’deki Husiler ve Suriye'deki milislerine verdiği desteği ele aldı. Netanyahu, “İran'ın askeri nükleer kapasitesini ve zenginleştirilmiş uranyum stoklarını yeniden inşa etmesine izin vermemeliyiz. Bu stoklar ortadan kaldırılmalı ve BM Güvenlik Konseyi yaptırımları yeniden uygulanmalı… Henüz işimiz bitmedi” ifadelerini kullandı.

Gazze'nin geleceği

Netanyahu, “Hamas'ın geri kalan liderlerine ve rehinelerimizin başında bekleyen görevlilere sesleniyorum: Silahlarınızı bırakın… Rehineleri hemen serbest bırakın, bunu yaparsanız yaşarsınız. Bunu yapmazsanız, İsrail sizi yakalayacaktır” şeklinde konuştu.

“Hamas taleplerimizi kabul ederse, savaş şimdi sona erebilir” diyen Netanyahu, ‘İsrail'in Gazze Şeridi’nde en üst düzey güvenlik kontrolünü elinde tutacağını ve barışçıl bir sivil otorite kurulacağını’ belirtti.

Netanyahu, İran ve destekçilerini ‘modern dünyayı geçmişe, şiddet, hoşgörüsüzlük ve terörizmin karanlık çağına geri sürüklemek istemekle’ suçlarken, ‘İsrail'in dünya ulusları için bir savaş verdiğini’ söyledi. Trump'ın, İsrail ve ABD'nin İran ve onun ajanlarından kaynaklanan ortak bir tehditle karşı karşıya olduğunu diğer liderlerden daha iyi anladığını vurguladı.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda dün konuşma yapan Netanyahu'ya karşı New York'ta protesto gösterisi düzenlendi. (Reuters)Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda dün konuşma yapan Netanyahu'ya karşı New York'ta protesto gösterisi düzenlendi. (Reuters)

Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Netanyahu'ya insanlığa karşı suç işlediği gerekçesiyle tutuklama emri çıkarması ve Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) İsrail'in Filistinlilere karşı işlediği iddia edilen soykırımla ilgili yargılaması sürerken Netanyahu, “Bu salonda temsil edilen liderlerin birçoğunun bize karşı hukuki savaş açarak tamamen farklı bir mesaj verdiğini” söyledi.

İsrail'in ‘sivil kayıpları en aza indirmek için tarihteki herhangi bir ordudan daha fazla önlem aldığını’ iddia eden Netanyahu, İsrail'in milyonlarca broşür attığını ve milyonlarca kısa mesaj ve telefon görüşmesi yaparak ‘sivilleri Gazze şehrini terk etmeye çağırdığını’ belirtti.

Netanyahu, “Sözde hedef aldığı sivil nüfusa karşı soykırım yapan bir devlet, onlara bu zor durumdan kurtulmaları için yalvarır mı? Soykırım yapmak isteseydik, onlardan gitmelerini ister miydik?” diye sordu. Hamas'ı ‘soykırım yapmakla’ suçlayan Netanyahu, Filistinlilerin aç bırakıldığına dair söylentileri ‘şaka’ olarak nitelendirdi. Netanyahu, “İsrail'e karşı soykırım ve açlık iddialarını yayanların, Orta Çağ'da Yahudilere iftira atanlardan hiçbir farkı yok” dedi.

Netanyahu, Avustralya, Kanada, Fransa ve Birleşik Krallık dahil olmak üzere ondan fazla ülkenin Filistin devletini tanıdığını belirterek, “Filistin devletini tanıyan liderlerin verdiği mesaj, Hamas’ın Yahudileri öldürmenin karşılığını aldığıdır” dedi. Netanyahu, bunun ‘tüm ülkelerin üzerinde bir leke olacağını’ söyledi.

Netanyahu sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz, Yahudi devleti İsrail'in Filistin devletiyle barış içinde yan yana yaşadığı iki devletli bir çözüme inanıyoruz. Bununla ilgili tek bir sorun var: Filistinliler bu çözüme inanmıyorlar. 7 Ekim 2023'ten sonra Filistinlilere Kudüs'ten bir mil uzaklıkta bir devlet vermek, 11 Eylül 2001'den sonra el Kaide'ye New York'tan bir mil uzaklıkta bir devlet vermek gibidir.”

“İsrail, bize terörist bir devlet dayatmanıza izin vermeyecek” diyen Netanyahu, Knesset'te Filistin devleti konusunda bir oylama yapıldığını ve ‘120 milletvekilinden 99'unun aleyhte, sadece 9'unun lehte oy kullandığını’ belirtti. Netanyahu, “Bu yüzde 90'ın üzerinde bir oran, marjinal bir grup değil. Başbakan’ın kendisi aşırılıkçı değil, aşırılıkçı partilerin esiri de değil. Onun yanında İsraillilerin yüzde 90'ından fazlası var. Filistin devletine karşı çıkmam sadece benim politikam ya da hükümetimin politikası değil; İsrail devletinin ve halkının politikası” ifadelerini kullandı.

İsrail Başbakanı'nın eşi Sara Netanyahu ve heyet üyeleri, dün Birleşmiş Milletler'de (BM) yaptığı konuşma sırasında Binyamin Netanyahu’yu alkışlıyor. (AFP)İsrail Başbakanı'nın eşi Sara Netanyahu ve heyet üyeleri, dün Birleşmiş Milletler'de (BM) yaptığı konuşma sırasında Binyamin Netanyahu’yu alkışlıyor. (AFP)

İsrail barışı

Netanyahu, İsrail'in İran terör ekseni üzerindeki zaferlerinin ‘Suriye ile barış için yeni olanaklar yarattığını’ söyledi. Netanyahu sözlerine şöyle devam etti: “Yeni Suriye hükümetiyle ciddi müzakerelere başladık. Suriye'nin egemenliğine saygı duyan, İsrail'in güvenliğini ve Dürzi azınlık da dahil olmak üzere bölgedeki azınlıkların güvenliğini koruyan bir anlaşmaya varılabileceğine inanıyorum.”

“İsrail ile Lübnan arasında da barış mümkün” diyen Netanyahu, Lübnan hükümetine ‘İsrail ile doğrudan müzakerelere başlaması’ çağrısında bulundu. Netanyahu, “Lübnan, Hizbullah'ı silahsızlandırmak için gerçek ve sürdürülebilir adımlar atarsa, kalıcı bir barışa ulaşabileceğimize inanıyorum… Hamas üzerinde kazanılan zafer, Arap ve İslam dünyasıyla barışı mümkün kılacak” dedi.

Netanyahu pazartesi günü Trump ile görüşecek

Uluslararası yetkililer, pazartesi günü Beyaz Saray'da Trump ve Netanyahu arasında yapılacak toplantıyı bekliyor. Bu toplantıda, ABD Başkanı’nın İsrail Başbakanı’na, Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un bahsettiği 21 maddelik plana onay vermesi için ne kadar baskı uygulayacağını görecekler. Trump, geçtiğimiz perşembe günü Oval Ofis'te gazetecilere verdiği demeçte, “İsrail'in Batı Şeria'yı ilhak etmesine izin vermeyeceğim. Hayır, buna izin vermeyeceğim. Bu olmayacak” ifadelerini kullandı. Netanyahu ile bu konuyu konuştuğunu vurgulayan Trump, “Yeter. Artık durma zamanı” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu salonunda konuşmasını yaptı. (AFP)İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu salonunda konuşmasını yaptı. (AFP)

Diplomatlar, Trump'ın BM'de bir araya geldiği bir dizi üst düzey Arap ve Müslüman yetkiliye planı sunduğunu açıkladı.

Beyaz Saray, Avrupalı yetkililerle de görüşülen ve savaş sonrası Filistin devleti ve Gazze Şeridi için geçici yönetimden açıkça bahseden planın ayrıntılarını açıklamayı reddetti.

Konuya yakın kaynaklar, Mısır'da büyük bir yeniden inşa konferansı düzenleneceğini ve İsrailli rehinelerin anlaşmanın yürürlüğe girmesinden sonraki 48 saat içinde serbest bırakılacağını söyledi. Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ndeki Filistinli yetkililer arasındaki bağlantıların, nihai olarak Filistin devletinin kurulmasına yönelik bir adım olarak rol oynayacağını, ancak Hamas sempatizanlarının kaderinin henüz belirsiz olduğunu da bildirdiler.

Washington Post gazetesi, toplantı sırasında bir dizi Arap ve Müslüman yetkilinin Trump'a ‘Netanyahu Batı Şeria'yı ilhak etmeye devam ederse, İsrail ile bölgesel entegrasyonun etkileneceğini’ açıkça belirttiğini bildirdi. Trump, Netanyahu'ya nadir görülen Amerikan baskısı olarak değerlendirilen bir yanıtla, “İsrail'in halihazırda işgal ettiği toprakları ilhak etmesine izin vermeyeceğini” söyledi.

Bir diplomat, Witkoff ve diğer üst düzey yetkililerin ‘Netanyahu'ya sunmadan önce Gazze anlaşmasına ilişkin vizyonları konusunda İslam ülkeleri arasında bir anlaşmaya varmaya çalıştıklarını’ belirtti.

Arap ve Avrupalı diplomatlar, Trump'ın planının ‘Trump yönetiminin önceki vizyonlarına göre bir gelişme olduğunu’ ifade ettiler. Ancak, İsrail'in herhangi bir anlaşmaya uyacağına ve Trump'ın Netanyahu üzerindeki mevcut baskısını sürdüreceğine dair derin bir güvensizlik var. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre birçok diplomat halen Gazze Şeridi'nde barışın uzak bir ihtimal olduğunu düşünüyor. Üst düzey bir diplomat, “Analizimize göre, gece yarısına sadece beş dakika kaldı. Bu savaşı sona erdirmek için şimdi baskı yapmalıyız, aksi takdirde durum şu anda gördüğümüzden daha da kötüye gidecek” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, “Arap ve Müslüman ülkeler, Başkan Trump'ı Batı Şeria'da herhangi bir ilhakın tehlikeleri ve bunun sadece Gazze Şeridi'nde barış olasılığını değil, bölgedeki kalıcı barışı da tehdit ettiği konusunda uyardı” dedi.

Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Eymen es-Safadi, iki devletli çözümün adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu konusunda uluslararası bir konsensüs olduğunu belirterek, bunun uygulanmasının önündeki ana engelin Netanyahu hükümeti olduğunu vurguladı.



Ankara: Netanyahu’nun tuzağına düşmeyeceğiz

İsrail tankı, dün işgal altındaki Golan Tepeleri ile Suriye topraklarının geri kalanı arasındaki ateşkes hattı boyunca ilerlerken, (Reuters)
İsrail tankı, dün işgal altındaki Golan Tepeleri ile Suriye topraklarının geri kalanı arasındaki ateşkes hattı boyunca ilerlerken, (Reuters)
TT

Ankara: Netanyahu’nun tuzağına düşmeyeceğiz

İsrail tankı, dün işgal altındaki Golan Tepeleri ile Suriye topraklarının geri kalanı arasındaki ateşkes hattı boyunca ilerlerken, (Reuters)
İsrail tankı, dün işgal altındaki Golan Tepeleri ile Suriye topraklarının geri kalanı arasındaki ateşkes hattı boyunca ilerlerken, (Reuters)

Türkiye Cumhurbaşkanlığı, İsrail’in Suriye’nin kuzeybatısındaki bir askeri havaalanına düzenlediği saldırının ardından, Ankara’nın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Suriye’de kurduğu “tuzağa düşmeyeceğini” açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, “Bölgemizde barış ve istikrarı baltalamayı amaçlayan Netanyahu gibi aktörlerin tuzağına düşmeyecek kadar deneyimliyiz” ifadelerini kullandı. Açıklamanın, NATO üyesi Türkiye’nin İsrail’le doğrudan bir çatışmaya girmeyi düşünmediğine işaret ettiği değerlendirildi.

Öte yandan ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Washington’un bölgede gerilimi düşürmeye yönelik uygulanabilir bir plan üzerinde çalıştığını söyledi. Huckabee, planın “halihazırda mevcut olduğunu, ancak işlerliğinin güvence altına alınması ve bütün tarafların katılmaya hazır olduğundan emin olunması için geliştirilmesi gerektiğini” ifade etti.

Huckabee’ye, İsrail’in adımlarının İsrail ile Türkiye arasında bir çatışmaya yol açmasından Washington’un endişe duyup duymadığı da soruldu. ABD’li büyükelçi, “Bunun o noktaya geldiğini düşünmüyorum; hatta buna yaklaştığımızı bile düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.


Katz: Erdoğan Türkiye'yi Suriye'de tehlikeli maceralara sürüklüyor

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)
TT

Katz: Erdoğan Türkiye'yi Suriye'de tehlikeli maceralara sürüklüyor

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, bugün X hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın “Türkiye'yi Suriye'de tehlikeli maceralara sürüklediğini” söyledi. Katz, İsrail'in, “hiçbir aktörün güvenliğini tehdit etmesine izin vermeyeceğini” belirtti.

Türkiye ise dün İsrail'in, Ankara'nın Suriye'deki askeri varlığına ilişkin “asılsız iddialar” olarak nitelendirdiği açıklamalarını sert bir şekilde reddetti. İsrail, Suriye'nin Türk askerlerinin konuşlandırılmasına izin vermeye hazırlandığı iddiasıyla Türkiye sınırına yakın bir Suriye hava üssünü bombalamıştı.

Şam yönetimi de hava üssünde Türk askeri üssü kurulması veya kalıcı Türk askeri varlığı oluşturulması yönünde herhangi bir plan bulunmadığını açıkladı. Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, tesisin Suriye Hava Kuvvetleri'nin kullanımına hazırlanmakta olduğunu söyledi


Gazze, Batı Şeria ve seçimler: Kushner Netanyahu'yu ikna edebilecek mi?

Jared Kushner, İsrail Meclisi Knesset'te konuşurken (Arşiv - Reuters)
Jared Kushner, İsrail Meclisi Knesset'te konuşurken (Arşiv - Reuters)
TT

Gazze, Batı Şeria ve seçimler: Kushner Netanyahu'yu ikna edebilecek mi?

Jared Kushner, İsrail Meclisi Knesset'te konuşurken (Arşiv - Reuters)
Jared Kushner, İsrail Meclisi Knesset'te konuşurken (Arşiv - Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve özel temsilcisi Jared Kushner'ın gelecek hafta İsrail ve Mısır'a yapacağı ziyaret, Gazze'de tıkanan planı yeniden canlandırmaya yönelik sıradan bir turdan ibaret görünmüyor. Barış Konseyi’nin üst düzey temsilcisi Nikolay Mladenov ile Konseyin yürütme kurulu üyesi ve eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in de yer aldığı heyet, Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki görüş ayrılıklarının derinleştiği ve 27 Ekim'de yapılması planlanan İsrail seçimlerine ilişkin hesapların bölgesel dosyaları doğrudan etkilemeye başladığı bir dönemde bölgeye geliyor.

Hamas’ın silahsızlandırılması ve İsrail güçlerinin çekilmesi konusundaki anlaşmazlığın yanı sıra, Batı Şeria'da yerleşimcilerin gerçekleştirdiği saldırılar da Netanyahu hükümetinin ve İsrail ordusunun sahayı kontrol altında tutma ve Washington'ın taleplerine yanıt verme kapasitesi açısından yeni bir sınamaya dönüşmüş durumda.

Uygulamadan önce uzlaşma

Associated Press’in bildirdiğine göre Kushner, Mladenov ve Blair pazar günü İsrail'e ulaşacak, ardından Kahire'ye geçecek. Heyet İsrail'de Netanyahu ve üst düzey yetkililerle görüşürken, Kahire'deki temaslarda Mısır, Katar ve Türkiye'den arabulucuların yanı sıra Gazze'nin yönetimini üstlenmesi planlanan teknokrat Filistinli grubun gerçekleştirdiği toplantılar da gündemde olacak.

Doğrudan hedef, Trump'ın planında bir sonraki aşamaya geçilmesini sağlayacak bir formül bulmak. Bu aşama, Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması, sivil ve güvenlik yönetiminin teknokratlardan oluşan bir Filistin hükümetine devredilmesi, buna paralel olarak İsrail güçlerinin kademeli şekilde çekilmesi ve güvenliğin tesis edilmesine yardımcı olmak üzere uluslararası bir gücün bölgeye konuşlandırılmasını içeriyor.

rgthyj
Trump, Steve Witkoff, Jared Kushner ve Nikolay Mladenov, Davos'ta (Arşiv - Reuters)

Reuters’a konuşan konuya yakın bir kaynak, Washington ile İsrail'in Hamas’ın silahsızlandırılması hedefi konusunda mutabık olduğunu, ancak İsrail tarafının meşru kaygıları bulunduğunu ve iki tarafın bunları gidermek için çalıştığını söyledi.

Sorun ise adımların hangi sırayla uygulanacağı konusunda yaşanan anlaşmazlığın hâlâ çözülememiş olması. Hamas planı kabul etti ancak uygulamayı, başta saldırıların durdurulması ve İsrail güçlerinin çekilmesi olmak üzere İsrail'in önce kendi yükümlülüklerini yerine getirmesi şartına bağladı. Netanyahu ise silahsızlandırma tamamlanmadan İsrail güçlerini çekmeyeceğini açıkladı ve böylece Washington'ın önerdiği kademeli uygulama formülünü fiilen reddetti.

Axios haber sitesinin ortaya koyduğuna göre kamuoyu önündeki anlaşmazlık, kapalı kapılar ardında yaşananların tamamını yansıtmıyor. Netanyahu daha önce Kushner ile yaptığı bir görüşmede plana fırsat vereceğine ve silahsızlandırma sürecinin başlaması için uygun koşulların oluşturulması amacıyla Gazze'ye yönelik saldırıları sınırlayacağına söz verdi. O tarihten bu yana hava saldırılarının temposu düştü ve İsrail ordusu, mutabakatlarda öngörülen sarı hata çekildi. Bu nedenle ABD yönetimi, Netanyahu'nun kamuoyu önündeki itirazını kısmen nihai bir karar olmaktan ziyade seçimlere yönelik bir söylem olarak değerlendiriyor.

Seçimler ayrılığı derinleştiriyor

Trump yönetimi, ekim ayında yapılacak seçimlerin Gazze dosyasını daha aylar boyunca dondurmak için bir gerekçeye dönüşmesini istemiyor. Ancak Netanyahu da İsrail güçlerinin Hamas’ın tüm silahlarını teslim etmesinden önce çekilmesini kabul etmesi halinde, özellikle kendi sağ tabanı karşısında ABD baskısı altında taviz veren bir lider görüntüsü vermek istemiyor. Netanyahu, İsrail'in geri çekilmesine ilişkin olası bir anlaşma nedeniyle hem müttefikleri hem de rakipleri tarafından sert biçimde eleştiriliyor.

fı98ş
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Başkan'ın damadı Jared Kushner'ın arasında, Kudüs'teki İsrail hükümeti toplantısı sırasında (Arşiv - AP)

Axios’a konuşan bir ABD'li yetkili, Netanyahu'nun siyasi ihtiyaçlarını anladıklarını, ancak başta Gazze'ye yönelik saldırıların sınırlandırılması olmak üzere Washington'ın taleplerini uygulamaya devam ettiği sürece bunu dikkate alacaklarını söyledi. Bir başka ABD'li yetkili ise durumu, “Seçimler herkesi paniğe sürüklüyor” sözleriyle özetleyerek görüşmeleri çevreleyen gerilime dikkat çekti.

Netanyahu seçimlere zor bir konumda giriyor. Axios’un aktardığı kamuoyu yoklamalarına göre Netanyahu liderliğindeki ittifakın 49 ila 53 sandalye kazanması bekleniyor. Bu rakam, hükümet kurmak için gerekli 61 sandalyenin altında kalıyor. Muhalefet partilerinin ise 67 ila 70 sandalye elde edebileceği tahmin ediliyor.

Bu ortamda Trump'ın tutumu özel önem taşıyor. Trump, kendisine dört kez sorulmasına rağmen Netanyahu'ya destek açıklamaktan kaçındı. Oysa önceki dönemlerde Trump'ın Netanyahu'ya desteği neredeyse kesin kabul ediliyordu.

Bu tutum kişisel bir kopuş anlamına gelmiyor. Nitekim Trump, Netanyahu ile ilişkisinin çok iyi olduğunu vurgulamaya devam ediyor. Ancak yaklaşım, iki liderin siyasi çıkarları arasındaki ayrışmanın derinleştiğini gösteriyor. ABD Başkanı Gazze'de bir sonuç elde etmek, Lübnan ve Suriye dosyalarını ilerletmek ve normalleşme sürecini canlandırmak isterken, Netanyahu güvenlik konusunda sert bir tutum sergilemenin ve dış baskılara meydan okumanın seçim açısından daha faydalı olabileceğini düşünüyor.

Bu nedenle Kushner'ın ziyareti iki yönlü bir mesaj taşıyor: Washington açık bir çatışma istemiyor, ancak İsrail'in iç siyasi gündeminin Trump'ın bölgesel planını sekteye uğratmasına da izin vermeye hazır değil.

Batı Şeria ikinci baskı cephesi

Bu sınama, Batı Şeria'daki durumun kontrolden çıkmasıyla daha da karmaşık hale geliyor. Nablus yakınlarındaki Kusra köyünde yerleşimciler bazı Filistinlilerin evlerini kuşatarak bu evlerin su ve elektriğini kesti. Kuşatılan evlerden biri ABD vatandaşı olan bir Filistinliye ait.

İsrail ordusunun müdahale ederek yerleşimcilerin kurduğu bazı yapıları sökmesine ve bir yerleşimciyi gözaltına almasına rağmen, grubun bir kısmı saatler sonra yeniden bölgeye döndü. Bu durum, ordunun saldırıları engelleme konusunda hem kapasitesine hem de iradesine ilişkin soru işaretlerini artırdı.

gthyu
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Başkan Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın arasında, Kudüs'teki İsrail hükümeti toplantısı sırasında (Arşiv - AP)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Washington, Netanyahu'ya Kusra'daki kuşatmayı kamuoyu önünde kınaması için baskı yapıyor. Ancak İsrail Başbakanı bu konuda sessizliğini koruyor. Yerleşimlere verdiği tarihsel destekle bilinen ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ise alışılmadık derecede sert bir dil kullanarak yaşananları terörist ve suç teşkil eden bir eylem olarak niteledi ve sorumluları İsrailli teröristler olarak tanımladı.

New York Times’ın Birleşmiş Milletler verilerine dayandırdığı bilgilere göre aşırılık yanlısı yerleşimciler, 2026'nın ilk yedi ayında 250 Filistinli yerleşim bölgesini kapsayan en az 1380 saldırı gerçekleştirdi. Saldırılarda neredeyse tam bir cezasızlık ortamının hâkim olduğu belirtiliyor. Gazete, daha önce Batı Şeria'da görev yapmış emekli İsrailli Tuğgeneral Guy Hazut'un, ordunun bölgede kontrolü kaybettiğini söylediğini aktardı.

scdfrgthy
Batı Şeria'daki Kusra beldesinde çarşamba günü taş atan yerleşimciler; görüntü bir video kaydından alınmıştır (Reuters)

Bu nedenle Kushner'ın ziyareti, Gazze'de geri çekilme ve silahsızlandırma konusunda düzenleme yapma girişiminden daha kapsamlı bir anlam taşıyor. Ziyaret, Washington'ın Netanyahu'ya seçim desteği vermeden ondan pratik iş birliği sağlayıp sağlayamayacağının ve İsrail hükümetinin hem Gazze'de hem de Batı Şeria'da aşırı sağcı müttefiklerini kontrol altına alıp alamayacağının sınanması niteliğinde.

Ortaya çıkacak sonuç, Trump'ın planının siyasi bir sürece dönüşüp dönüşemeyeceğini ya da seçim hesapları ve sahadaki kaosun kuşattığı kırılgan mutabakatlar olarak kalıp kalmayacağını belirleyecek.