Kuzey Suriye'deki yangın söndürülürken Ankara’nın SDG’ye verdiği mühletin sonu bekleniyor

SDG: Otoriteye bağlı silahlı fraksiyonlar ateşkese uymadı

 Kuzey Suriye'de çatışmalar dururken gergin atmosfer devam ediyor (Independent Arabia)
Kuzey Suriye'de çatışmalar dururken gergin atmosfer devam ediyor (Independent Arabia)
TT

Kuzey Suriye'deki yangın söndürülürken Ankara’nın SDG’ye verdiği mühletin sonu bekleniyor

 Kuzey Suriye'de çatışmalar dururken gergin atmosfer devam ediyor (Independent Arabia)
Kuzey Suriye'de çatışmalar dururken gergin atmosfer devam ediyor (Independent Arabia)

Mustafa Rüstem

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolü altındaki Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin (KDSÖY) Halep'teki ateşkes konusunda müzakerecisi ve Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkan Yardımcısı Bedran Çiya  Kurd, Suriye otoritesine bağlı silahlı fraksiyonların, Şam ile varılan ve Şeyh Maksud ile Eşrefiye mahallelerinde derhal çatışmaların durdurulmasını hedefleyen ateşkese uymadığını söyledi.

Kurd, “Tırmandırma, seferberlik ve iki mahalleye uygulanmaya devam eden kuşatma, Ankara tarafından desteklenen silahlı fraksiyonların geçici otoritenin kararlarına uymadığını, aksine Suriye ulusal çıkarlarıyla çelişen dış ajandaları uyguladığını bir kez daha teyit ediyor. Uluslararası ve bölgesel arabulucuların Ankara'ya Suriye’nin iç işlerine müdahalesini durdurması için baskı yapmak üzere müdahale etmesi kesinlikle gereklidir. Bu arabulucular, durumun yatıştırılmasında aktif bir rol oynamalı ve Şam ile aramızda, herhangi bir dış müdahaleden uzak, uzlaşıya dayalı ve sürdürülebilir çözümlere ulaşmanın önünü açmalıdır. Suriye'nin ulusal çıkarı, bölgesel dayatmalardan ve gerginliklerden uzak, Suriyeliler arasında diyalog ve doğrudan müzakerelerde yatmaktadır” dedi.

Görünüşe göre, ABD'nin SDG’ye yönelik baskısı, Suriye'nin kuzeyindeki Halep şehrinde, özellikle Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinde, son dönemde yükselen gerginliği durdurarak istenen sonuçları vermiş gibi görünüyor. Suriye Savunma Bakanlığı'nın kuzeye askeri takviye gönderdiği, iki taraf arasındaki çatışmalar sebebiyle kanlı ve sıcak geçen bir gecenin ardından, iki mahalleye giden yollar ve geçiş noktaları, bölgede hüküm süren sükunete rağmen kapalı kalmaya devam ediyor.

Bölge sakinleri, Suriye ordusu ve SDG'nin kimin tansiyonun yükselmesine sebep olduğu konusunda karşılıklı suçlamalarda bulunduğu şiddetli bir çatışmanın izlerinden kurtulmaya çalışıyor. Bu arada, bölgede büyük bir göç dalgası yaşandı ve ailelerin İbn Rüşd Hastanesi'nin karşısındaki ile Tarım Müdürlüğü yakınlarındaki bölge de dahil olmak üzere birçok bölgeyi terk ettikleri görüldü.

Sükûnetin ardından bölge sakinleriyle yaptığımız görüşmelerde, aşırı bir temkin eşliğinde bir rahatlama hissi hakimdi. Çatışmaların sona ermesine rağmen atmosfer gerginliğini koruyor. İçlerinden biri, “Toprak barikatlar iki mahalleye giden tüm giriş ve çıkışları hâlâ kapatıyor, fakat yetkililer sivillerin çıkmasına izin verdi ancak kimsenin girmesine izin vermedi” dedi.

Halep'teki ateşkes, SDG lideri Mazlum Abdi'nin başkent Şam'ı ziyaret edip Suriye Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra ile görüşmesinin ardından geldi. Ebu Kasra'nın X hesabından yapılan paylaşıma göre, iki yetkili, kuzey ve kuzeydoğu Suriye'deki cephe hatları ve askeri konuşlanma noktalarında kapsamlı bir ateşkes konusunda anlaştı. Fransız Haber Ajansı AFP, Abdi ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara arasında, ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Amiral Brad Cooper'ın da katılımıyla bir görüşme gerçekleştiğini teyit etti.

SDG yaptığı açıklamada, güçlerinin hükümetin güvenlik kontrol noktalarını hedef aldığını reddederken, geçen nisan ayında varılan bir anlaşma uyarınca Halep'ten çekilmelerinden bu yana şehirde SDG unsurlarının bulunmadığını belirtti. Yaşananların, devlet güçlerinin sivillere yönelik tekrarlanan saldırıları, Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerini kuşatma altına alma girişimi olduğu ifade edildi.

Diplomatik çabalar

Bu arada, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Türk mevkidaşı Hakan Fidan'ın daveti üzerine Çarşamba günü Türkiye'yi ziyaret etti. Bu ziyaret, Şara ile Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan arasında beklenen görüşmenin öncesinde gerçekleşti. Fidan, Abdi ve Şam'ın ateşkes deklare etmesinden bir gün sonra, Kürt liderliğindeki SDG’nin “ayrılıkçı ajandasından” vazgeçmesi gerektiğini söyledi.

Ankara'da Şeybani ile düzenlediği ortak basın toplantısında Fidan, Suriye yönetiminin artık ülkede DEAŞ ile tek başına mücadele edebileceğini, bu nedenle yabancı ülkelerin yaklaşımlarını değiştirmeleri gerektiğini belirtti.

Suriye Savunma Bakanı ve SDG Komutanı Salı günü, kuzey ve kuzeydoğu Suriye'deki tüm cephelerde kapsamlı bir ateşkes konusunda anlaştıklarını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Türk medya kuruluşlarından aktardığı habere habere Ankara'nın Şam ile iş birliği içinde, SDG'nin taahhütlerini yerine getirip geçiş hükümetinin silahlı kuvvetlerine katılmaması halinde büyük olasılıkla SDG'ye karşı askeri operasyon başlatacağını belirtti. Türkiye, SDG'nin yeni Suriye ordusuna entegrasyonunun tamamlanması için bu yıl sonuna kadar mühlet verdi.

Ankara, SDG'nin entegrasyonuna sıkı sıkıya bağlı olduğunu göstermeye çalışıyor ve askeri harekât tehdidinde bulunuyor. Türkiye Dışişleri Bakanlığı'ndan resmi bir kaynak salı günü yaptığı basın açıklamasında, SDG'nin 10 Mart anlaşmasının şartlarını ihlal etmesi halinde, ülkesinin Şam'ın yanında yalnızca siyasi olarak değil, askeri olarak da durmaya hazır olduğunu söyledi. Türkiye'nin bölgesel güvenliği tehdit eden veya Ankara-Şam anlaşmalarını ihlal eden hiçbir hamle karşısında sessiz kalmayacağını da sözlerine ekledi.

sdfrgt
SDG, güçlerinin hükümetin güvenlik kontrol noktalarını hedef aldığı iddialarını yalanladı (Independent Arabia)

Türk kaynak, “Geçen hafta düzenlenen ortak güvenlik toplantılarında anlaşmanın uygulama mekanizmalarına odaklanıldığını ve SDG'nin herhangi bir ihlalinin sahada kararlı adımlarla karşılanacağını” açıkladı.

Bu arada, The Independent Arabia'ya özel konuşan Türk araştırmacı Firas Rıdvanoğlu, devam eden siyasi ve diplomatik gelişmeler nedeniyle kapsamlı hazırlıklar yapıldığını gösteren ilk bilgilere rağmen, Türkiye'nin herhangi bir askeri müdahalede bulunmasının uzak bir ihtimal olduğunu söyledi. “SDG'ye verilen mühlet nedeniyle Suriye'de bir askeri operasyon pek olası görünmüyor. Ayrıca, Suriye, mevcut koşulların yeni bir krizi kaldıramayacak durumda olması nedeniyle askeri müdahaleyi reddediyor. Cumhurbaşkanı Şara'nın sorunları siyasi yollarla çözmek istediği açık” dedi. Rıdvanoğlu, entegrasyon sağlanana kadar SDG üzerindeki baskının devam edeceğini öngörerek, “Mazlum Abdi ve Şam'da Şara ile görüşmesinin, olası olmayan bir çözüm olan askeri çatışmayı önlemek için bir formül bulma çerçevesinde gerçekleştiği açık. ABD bile SDG'ye baskı yapma görüşünde ve Şam da aynı görüşü paylaşıyor. Görünüşe göre Ankara da bu yolu izleyecek” diye ekledi.

Anlaşmaya dönüş veya kaçış

Her halükarda, SDG Komutanının, kuzeydoğu Suriye’de özerk bir bölge ve güçlerinin yeni orduya bağımsız gruplar aracılığıyla entegre edilmesi şeklinde özetlenen taleplerine bağlı kaldığına dair bilgiler mevcut. Bu arada, çeşitli bileşenlerden oluşan SDG'nin savaşçı sayısının 100 bini aştığı ve seferberlik durumunda 200 bine ulaşacağı belirtiliyor.

BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, iç zorlukların ortasında ülkedeki durumun ciddiyeti konusunda uyarıda bulunurken, Kuzeydoğu Suriye Özerk Yönetimi'nin Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed, son Halep olaylarının patlak vermesinden önce yaptığı açıklamada, SDG Komutanının yeni Suriye ordusunun Genelkurmay Başkanlığı görevini üstlenebileceğini açıkladı.

scdfrgt
Türkiye, SDG güçlerini Suriye ordusuna entegre etmeyi hedefliyor (Independent Arabia)

Bu arada, kuzeydoğu Suriye müzakere heyeti, hükümet temsilcileriyle yapılan toplantının ayrıntılarını resmi X hesabında yayınladı. Toplantıda herhangi bir resmi belge imzalanmadan dört konu görüşüldü.

SDG'ye verilen mühlete gelince, Rıdvanoğlu, bunun iyi bir süre olduğunu ve entegrasyon sürecine zaman tanıdığını düşünüyor; “Bir şekilde aceleci olduğu düşünülebilir, çünkü SDG bir yıldan kısa bir süre içinde kendisini feshedecek. Uzun yıllardır aktif ve etkin bir şekilde faaliyet gösteriyor ve bu onun için zor, ancak sahada pratik adımlar atılması gerekiyor” diyor.

Erdoğan, SDG ile Şam hükümeti arasındaki entegrasyon anlaşmasının uygulanmasına yönelik diplomatik çabalar başarısız olursa Suriye'nin parçalanmasına veya toprak bütünlüğünün ihlal edilmesine izin vermeyeceklerinin altını çizdi. Erdoğan bu açıklamayı 1 Ekim’de TBMM’deki yasama yılı açılış toplantısında yaparken, çatışmanın iki tarafı 10 Mart anlaşmasına dayalı siyasi bir çözüm için çalışmalarını sürdürüyor.



Saddam Hafter’in Libya’nın güneyindeki askeri üs hamlesi ve arkasındaki boyutlar

Ulusal Ordu" Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, güneydeki el-Vav Askeri Üssü'nde incelemelerde bulunuyor (Ulusal Ordu)
Ulusal Ordu" Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, güneydeki el-Vav Askeri Üssü'nde incelemelerde bulunuyor (Ulusal Ordu)
TT

Saddam Hafter’in Libya’nın güneyindeki askeri üs hamlesi ve arkasındaki boyutlar

Ulusal Ordu" Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, güneydeki el-Vav Askeri Üssü'nde incelemelerde bulunuyor (Ulusal Ordu)
Ulusal Ordu" Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, güneydeki el-Vav Askeri Üssü'nde incelemelerde bulunuyor (Ulusal Ordu)

Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Korgeneral Saddam Hafter’in ülkenin güneybatısındaki Vav Askerî Üssü’ne gerçekleştirdiği ziyaret, güneydeki Fizan bölgesinin sınır güvenliği alanında karşı karşıya olduğu sorunları yeniden gündeme taşıdı.

Geçen şubat ayından bu yana askerî noktalara yönelik saldırıların tekrarlanması, güvenlik endişelerini artırıyor. Söz konusu saldırıların, Muhammed Verdagu’nun liderlik ettiği silahlı grup tarafından gerçekleştirildiği belirtiliyor. Grubun faaliyetlerinde gerileme yaşanmasına rağmen, yerel basında yer alan son haberlerde Batı Libya’daki ittifaklar aracılığıyla nüfuzunu yeniden tesis etmeye çalıştığı öne sürülüyor.

Saddam Hafter, pazartesi günü gerçekleştirdiği ziyaretin amacını vurgulayarak bunun sınır güvenliğini sağlama ve Libya’nın egemenliğini koruma çalışmalarını yerinde takip etmeye yönelik saha ziyaretleri kapsamında yapıldığını belirtti. Üste görev yapan subay ve askerlerle bir araya gelen Hafter, personelin bölgenin güvenliğini sağlama ve sınır aşan suç örgütleriyle mücadele kapsamında üstlendiği görevler hakkında bilgi aldı.

Hafter, ziyaretin ardından yaptığı açıklamalarda, kaçakçılık ve organize suçlarla mücadelenin sürdürülmesinin önemine de dikkat çekti. Genel Komutanlığın güney bölgesine yönelik vizyonunun yalnızca sınırların korunmasıyla sınırlı olmadığını belirten Hafter, güvenliğin pekiştirilmesi, kalkınmanın desteklenmesi ve ekonomik faaliyetlerin canlandırılmasının da bu yaklaşımın devamı olduğunu ifade etti.

Verdagu’nun Batı Libya’daki temasları gündemde

Genel Komutanlığa yakınlığıyla bilinen askerî araştırmacı Muhammed Terhuni, Muhammed Verdagu ve liderliğini yaptığı, “Güneyi Kurtarma Harekât Odası” olarak bilinen yapının Batı Libya’daki silahlı gruplarla gerçekleştirdiği toplantı ve temaslara ilişkin haberlere dikkat çekti.

Terhuni, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ismini vermediği bazı tarafların güneydeki dengeleri yeniden değiştirmeye çalıştığını savundu. Terhuni, bu girişimlerin Libya’daki siyasi sürecin ilerletilmesi ve bölünmüşlüğün sona erdirilmesi amacıyla uluslararası düzeyde yakınlaşma işaretlerinin görüldüğü bir eş zamanlı olduğunu belirtti.

Yerel basında daha önce de Verdagu ile Batı Libya’daki Ulusal Birlik Hükümeti arasında bağlantılar bulunduğuna ilişkin haberler yayımlanmıştı. Ancak hükümetten üst düzey bir yetkili, daha önce Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu yöndeki iddiaları reddetmişti. İki taraf arasındaki ilişkilerin niteliğini kesinleştirecek bağımsız kanıtlar ise ortaya konmuş değil.

Vav Üssü stratejik konumuyla öne çıkıyor

Libya’nın güneybatısında, Nijer ve Çad sınırlarına yakın çöl bölgesinde bulunan Vav Askerî Üssü, kontrol edilmesi güç geniş bir güvenlik sahasının parçası olması nedeniyle önem taşıyor. Sınır aşan hareketlilik, kaçakçılık faaliyetleri ve silahlı grupların varlığı, bölgedeki güvenlik sorunlarını daha da karmaşık hâle getiriyor.

Geçen şubat ayından itibaren orduya bağlı üs ve stratejik noktalara yönelik saldırılar tekrarlandı. Bu saldırıların bir kısmı, Verdagu’nun liderliğindeki grupla ilişkilendirildi. Nijer sınırındaki Tüm Sınır Kapısı’na düzenlenen saldırı, grubun faaliyetleriyle bağlantılı öne çıkan operasyonlardan biri olarak kayda geçti. Bazı Libya aşiretleri ve belediyeler de daha önce söz konusu gruba atfedilen saldırıları kınamıştı.

Saddam Hafter’in Vav Üssü ziyareti sırasında sınır güvenliği konusu ön plana çıktı. Hafter, bir Türk şirketi ile yürütülmesi kararlaştırılan proje kapsamında sınırların korunması, yönetilmesi ve gözetlenmesine yönelik sistemin geliştirilmesi çalışmalarının sürdürüleceğini belirtti.

Geçen temmuz ayında Libya’nın güney sınırlarında yaşanan istikrarsızlık ve silah ile uyuşturucu kaçakçılığındaki artış, Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanlığını, geniş bir alana yayılan sınır hattında kontrolü güçlendirmek amacıyla Türk şirketiyle iş birliğini genişletmeye yöneltmişti.

Güneydeki Harawa Belediyesi ileri gelenleri, Korgeneral Saddam Hafter'i karşılıyor (Genel Komutanlık)
Güneydeki Harawa Belediyesi ileri gelenleri, Korgeneral Saddam Hafter'i karşılıyor (Genel Komutanlık)

Güvenlik ve kalkınma birlikte ele alınıyor

Saddam Hafter’in açıklamaları yalnızca askerî konularla sınırlı kalmadı. Hafter, altyapı yatırımlarına ilişkin projelere de değindi. Bu kapsamda Sirte-Sukna-Sebha uluslararası kara yolu, Sirte Serbest Bölgesi, güneyde bulunan şehirler arasındaki yolların bakımı ve yıllardır âtıl durumda olan tarım projelerinin yeniden canlandırılması öne çıktı.

Hafter, söz konusu projelerin ülkenin kuzeyi ile güneyi arasındaki bağlantıyı güçlendirmeyi, ayrıca Afrika’daki komşu ülkelerle ticaret ve yatırım imkanlarını geliştirmeyi amaçladığını söyledi.

Fizan bölgesindeki toplumsal kesimlere de övgüde bulunan Hafter, bu kesimlerin güneyin güvenliğini tehlikeye atmaya yönelik girişimleri reddettiğini ifade etti. Bölge halkına desteğin sürdürüleceğini kaydeden Hafter, hizmetlerin iyileştirilmesi ve yaşam koşullarının geliştirilmesi yönündeki çalışmaların devam edeceğini belirtti.

Güvenlik ile kalkınmanın birlikte ele alınması, güney Libya’da istikrarın yalnızca askerî birliklerin konuşlandırılmasıyla değil, altyapının iyileştirilmesi ve ekonomik fırsatların artırılmasıyla da sağlanabileceği yaklaşımını yansıtıyor.

Hafter Hırava’da aşiret temsilcileriyle görüştü

Genel Komutanlık, dün Saddam Hafter’in Hırava Belediyesine gerçekleştirdiği ziyaretin ayrıntılarını da paylaştı. Hafter, bölgede Süleyman, Cemaat ve Amamra aşiretlerinin şeyhleri ve ileri gelenleri tarafından karşılandı.

Genel Komutanlığın açıklamasına göre aşiret temsilcileri, Genel Komutan Yardımcısı’nın ziyaretinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, Silahlı Kuvvetler Genel Komutanlığının güvenlik ve istikrarın korunmasındaki rolünü takdir etti. Temsilciler ayrıca ülkenin korunması, egemenliğinin savunulması ve birliğinin sürdürülmesine yönelik çabalara desteklerini bildirdi.

Saddam Hafter ise Süleyman, Cemaat ve Amamra aşiretlerinin “millî rolüne” övgüde bulundu. Aşiretlerin tarih boyunca sergilediği tutumları takdir eden Hafter, “Kerame Muharebesi” sırasında silahlı kuvvetlere verdikleri desteğe, toplumsal bütünlüğün korunmasına ve ulusal uzlaşı çabalarına katkılarına dikkat çekti.


Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
TT

Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)

Irak’ta yürütme ve yasama organları, dün “silahların devletin kontrolünde toplanması” projesine karşı çıkanlara yönelik yaptırım uygulanabileceği uyarısında bulundu. İktidardaki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, silah meselesinin 30 Haziran 2027’ye kadar çözüme kavuşturulmasını öngören anlaşmaya bağlılığını teyit etti.

Irak hükümeti de kurumlarına yasaları uygulama ve “silahların devlet kontrolünde toplanmasına ilişkin devlet kararlarını engelleyen, bu girişimlere katılan veya katkıda bulunan herkes hakkında cezai şikâyet süreçlerini başlatma” talimatı verdiğini açıkladı.

Irak Meclis Başkanı Heybet el-Halbusi de iç barışın korunması, hukukun uygulanması ve silahların devletin kontrolünde toplanması amacıyla hükümetin attığı adımlara destek verdiğini bildirdi.

Ankara’dan Irak ve Suriye açıklaması

Öte yandan Türkiye Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye’nin “komşuları Suriye ve Irak ile sınırlarının güvenliği tamamen sağlanana kadar” bu ülkelerdeki askerlerini tutmaya devam edeceğini söyledi.

Güler, “Kuvvet yapımız ve konuşlanmamız; terör tehdidinin gelişimine, sınır güvenliğimize ve sahadaki gelişmelere göre belirleniyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Iraklı bazı silahlı grupların, silahların devlet kontrolünde toplanması planına katılmayı kabul etmeleri karşılığında öne sürdükleri şartlardan biri de Türk askerlerinin Irak’tan çekilmesiydi.


Yemen ordusu, Husilere verdirdiği kayıpları ikiye katladı

Güneydeki “Devler Tugayları”, Babülmendeb Boğazı’na hâkim Kahbub Dağları’na yönelik saldırıları püskürttü.
Güneydeki “Devler Tugayları”, Babülmendeb Boğazı’na hâkim Kahbub Dağları’na yönelik saldırıları püskürttü.
TT

Yemen ordusu, Husilere verdirdiği kayıpları ikiye katladı

Güneydeki “Devler Tugayları”, Babülmendeb Boğazı’na hâkim Kahbub Dağları’na yönelik saldırıları püskürttü.
Güneydeki “Devler Tugayları”, Babülmendeb Boğazı’na hâkim Kahbub Dağları’na yönelik saldırıları püskürttü.

Yemen ordusu, son saatlerde birçok cephede Husilere verdirdiği kayıpları artırdı. Yüzlerce hedefin vurulduğunu duyuran ordu, yaklaşık 500 Husi mensubunun etkisiz hale getirildiğini ve onlarca askeri aracın imha edildiğini açıkladı. Gelişmeler, “Yemen Şafağı” operasyonu sürerken Taiz’in güneyinde şiddetli çatışmaların yeniden başlamasıyla eş zamanlı yaşandı.

Taiz’deki hükümet güçleri ve Halk Direnişi, dün Şakab cephesinde Husilerin saldırılarını püskürttü. Cebel Sabır’daki köylerin topçu ateşine tutulduğu bildirildi. Sınemat ve Misrah bölgelerinde de çatışmalar devam etti.

Hava saldırıları ve insansız hava aracı (İHA) operasyonları, Husilerin Marib ve Cevf vilayetlerindeki mevzilerini de hedef aldı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre güneydeki Devler Tugayları ise Lahic vilayetinin batısında, Babülmendeb Boğazı’na uzanan güzergâhların yakınındaki Kahbub Dağları’nda geniş çaplı bir saldırıyı püskürttü.

El-Alimi: Operasyon hedeflerine ulaşılana kadar sürecek

Siyasi cephede ise Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, “Yemen Şafağı” operasyonunun hedeflerine ulaşılana kadar devam edeceğini vurguladı.

El-Alimi, Birleşmiş Milletler’den, Husilerin terör örgütü olarak sınıflandırılması, örgüte silah tedarikinin yasaklanması ve finansman kaynaklarının kurutulması amacıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üzerinden girişimde bulunulmasına destek vermesini istedi.

El-Alimi ayrıca Taiz’e uygulanan kuşatmanın kaldırılması ve insani yardım malzemelerinin ulaştırılabilmesi için yolların açılması çağrısında bulundu.