Gazze'de ateşkes başladı, ancak ufukta karmaşıklıklar var

Şarm eş-Şeyh’teki bir caddeye ‘Şarm eş-Şeyh Barış Zirvesi – Gazze'deki Savaşı Sonlandırma Anlaşması’ yazılı pankart asan Mısırlı bir işçi, 12 Ekim 2025 (AFP)
Şarm eş-Şeyh’teki bir caddeye ‘Şarm eş-Şeyh Barış Zirvesi – Gazze'deki Savaşı Sonlandırma Anlaşması’ yazılı pankart asan Mısırlı bir işçi, 12 Ekim 2025 (AFP)
TT

Gazze'de ateşkes başladı, ancak ufukta karmaşıklıklar var

Şarm eş-Şeyh’teki bir caddeye ‘Şarm eş-Şeyh Barış Zirvesi – Gazze'deki Savaşı Sonlandırma Anlaşması’ yazılı pankart asan Mısırlı bir işçi, 12 Ekim 2025 (AFP)
Şarm eş-Şeyh’teki bir caddeye ‘Şarm eş-Şeyh Barış Zirvesi – Gazze'deki Savaşı Sonlandırma Anlaşması’ yazılı pankart asan Mısırlı bir işçi, 12 Ekim 2025 (AFP)

Brian Katulis

ABD Başkanı Donald Trump, 12 Ekim Pazar günü Ortadoğu'ya gitmek üzere yola çıktı. Trump’ın son beş ay içinde bölgeye yaptığı bu ikinci ziyaretine kadar geçen sürede birçok gelişme yaşandı. ABD Başkanı’nın Gazze'de ateşkes anlaşmasını resmi olarak imzalaması ve Mısır'da esir takası yapması planlanıyor. Ayrıca, anlaşmanın özellikle de uzun vadeli konularla ilgili olmak üzere belirsiz kalan bazı noktalarda ilerleme sağlanması için çabalayacak.

Basitçe söylemek gerekirse, ateşkes anlaşması, pistte kalkışa hazırlanan bir uçağa benzetilebilir. Bu kalkış, Gazze'de tutulan tüm rehinelerin, İsrail hapishanelerinde bulunan 2 bin Filistinli karşılığında serbest bırakılmasıyla gerçekleşecek. Bu an, savaşın sonunu işaret ederken, aynı zamanda türbülanssız olmayacak uzun bir yolculuğun başlangıcı. Bu uçağın daha yüksek rakımlara uçup uçmayacağını ya da yere çakılıp çakılmayacağını, ancak zaman gösterecek.

Ortadoğu'daki istikrarsızlık ortamında kesin olan bir şey varsa o da önümüzde fırtınalar olduğudur. Bu bağlamda, ateşkesin devam etmesi ve sürdürülebilmesi için aşılması gereken dört temel engeli şöyle özetleyebilirim:

1. Hamas'ın silahsızlandırılması

Bu engellerin ilki ve belki de en önemlisi, Hamas'ın silahlarını bırakıp bırakmayacağı meselesidir. Bu İslamcı hareket, meşruiyetini ve güvenilirliğini İsrail'e karşı direnişine dayandırıyor ve ‘direniş’ kelimesi, Hamas’ın adının ve temel kimliğinin bir parçasını oluşturuyor. Ancak Hamas, son iki yıldır savaşta arka arkaya kayıplar ve yenilgiler yaşadı, bu da kalan lider kadrosunun ve tabanının önümüzdeki dönemde nasıl davranacağına dair birçok soru işaretini gündeme getirdi ve bu soruların hemen cevaplanması oldukça zor görünüyor.

2. Gazze'nin yönetimi

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Gazze Şeridi'ndeki yönetim ve idareye ilişkin planlar, Hamas'ın Gazze'de savaşın ‘ertesi gününde’ herhangi bir rol oynamayacağını kabul etmesi dışında, belirsizliğini koruyor. Buna karşın İsrail, Filistin Yönetimi’nin bir sonraki aşamaya katılımını öngören tüm önerileri reddetti. Trump yönetimi, ilk başkanlık döneminde olduğu gibi, Ortadoğu’daki sorunlara yaklaşımında Filistin halkına gerçek bir destek göstermedi.

İsrail'deki kamuoyu şu anda iki devletli çözüm fikrini geniş çapta reddediyor ve hiçbir önde gelen siyasi lider Filistin devletinin kurulmasını açıkça desteklediğini açıklamadı.   

Aslında, Trump’ın ekibi son birkaç aydır Filistin Yönetimi'ni izole etmek ve Filistin pasaportuna sahip olanlara ABD vizesi verilmesinin engellenmesi de dahil olmak üzere ona özel bir baskı uygulamakla meşgul. Zira Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın geçtiğimiz ay Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul oturumları çerçevesinde bizzat konuşma yapmasını da engelledi.

Buna karşın ABD, mevcut İsrail hükümeti ile yakın iş birliği içinde. Öyle ki Fransa ve (bölgenin önde gelen gücü) Suudi Arabistan öncülüğündeki, Filistin devletinin sembolik tanınmasını sağlamayı amaçlayan girişime karşı çıktı.

rt5y6
Ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından Gazze Şeridi'nin kuzeyine geri dönmeye başlayan Filistinliler, 11 Ekim 2025 (Reuters)

Filistin halkıyla gerçek bir istişare ve iş birliği olmadan Filistin meselesinde somut bir ilerleme sağlanabileceğine inanmak gerçekçi olmaz. Bununla birlikte ister Cumhuriyetçi ister Demokrat olsun, birbiri ardına göreve gelen ABD yönetimleri, Filistin sorununun özünü ele almaya yönelik ciddi bir çaba sarf etmek yerine, İsrail ile ikili ilişkileri ön plana çıkaran bir dış politika izlemeye devam ettiler.

3. İsrail iç politikası

Üçüncü olası huzursuzluk kaynağı ise İsrail siyasi sistemi. İsrail kamuoyunun büyük bölümü şu anda iki devletli çözüm fikrini reddediyor. İsrail’in önde gelen hiçbir siyasi lideri Filistin devletinin kurulmasını açıkça desteklediğini dile getirmedi. Bu fikri dolaylı olarak ima eden politikacılar bile, Filistinlileri sınır dışı etmek, Batı Şeria'yı ilhak etmek ve Gazze'deki askerî harekâtı sürdürmek için İsrail sağının yüksek sesli çağrıları arasında boğuluyor.

“Donald Trump görev süresinin başlarında olsa da çok sayıda sorunla boğuşuyor. Ofisi şu anda ABD hükümetinin kapanması ve ticaret ve gümrük savaşlarının ekonomik yansımalarıyla ilgili konuşmalarla çalkalanıyor.

İsrail’deki mevcut koalisyon hükümeti içindeki gelişmeleri yakından takip etmek ve aşırı sağcıların olası ilerlemeleri engellemek için şiddete başvuracaklarını öngörmek önemli. Burada, 1995 yılında Yahudi bir dini aşırı sağcı militanın, o dönemki barış sürecini baltalamak amacıyla dönemin İsrail Başbakanı İzak Rabin'e suikast düzenleyerek onu öldürdüğünü hatırlamakta fayda var.

4. Trump'ın ilgisinin boyutu

Donald Trump görev süresinin başlarında olsa da çok sayıda sorunla boğuşuyor. Ofisi şu anda ABD hükümetinin kapanması, ticaret ve gümrük savaşlarının ekonomik yansımaları ve sona erdirmeye yönelik tekrar tekrar girişimlerine rağmen şiddetini sürdüren Ukrayna'daki savaşla meşgul.

cdfrgty
Gazze Şeridi'nin merkezindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda Filistin bayrağının önünden çocuğuyla birlikte yürüyen Filistinli bir mülteci kadın, 22 Eylül 2025 (AFP)

Trump’ın bu konuyla meşgul olmasından dolayı anlaşmanın sonraki aşamalarını uygulamak için gerekli olan çok taraflı çabaları koordine etme görevini üstlenecek– ya kendi ekibinden ya da bölgedeki taraflardan– birinin bulunması gerekiyor. Gazze'ye acil yardım akışı ve yeniden inşa çabalarının koordinasyonu, kanun ve düzeni sağlayabilecek bir otoritenin olmasını gerektirirken Filistinli bir kuruluşla iş birliği yapacak uluslararası bir güç oluşturulmasına yönelik halen belirsizliğini koruyan önerinin daha fazla açıklığa kavuşturulması lazım. Basında yer alan haberler, bazı Arap ortakların herhangi bir uluslararası istikrar gücüne katılmak için İsrail ordusunun Gazze'den tamamen çekilmesini şart koştuklarına işaret ediyor. Bu yüzden bu hayati siyasi adımların koordinasyonu önümüzdeki aşamada çok önemli olacak.

Peki, sırada ne var?

Bu dört engelden herhangi biri ve bunlarla ilgili sorular, Gazze’de ateşkes planının çökmesine veya gerçek bir ilerleme kaydedilmeden olduğu gibi kalmasına neden olabilir. Böylece büyük çaplı çatışmalar dursa da genel durum belirsiz ve istikrarsız olarak kalmaya devam eder.

Trump'ın bu anlaşmanın ilk aşamasına ulaşmasına katkıda bulunan ana faktörlerden biri, bölgedeki ortaklarını dinlemeye ve onlarla yakın iş birliği yapmaya istekli olmasıydı. Bu, geçmişte bir öncelik olmamıştı.

Ateşkesin gelişmesini ve istikrar kazanmasını sağlamak için, sadece Gazze'de değil, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki Filistinlileri de sürece dahil etmek ve onlara sürekli mali, diplomatik ve güvenlik desteği sağlayabilecek bölgesel aktörlerle bağlantı kurmak büyük önem taşıyor. Bu yolda uzun vadeli bir başarı elde edilmesi, İsrail ile Suudi Arabistan arasında olası bir anlaşma da dahil olmak üzere, daha fazla normalleşme anlaşmasının önünü açabilir.

Bunun için Trump liderliğindeki ABD’nin daha önce ciddi bir şekilde yapmadığı iki adımı atması gerekiyor. Bunlardan ilki Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in geçtiğimiz hafta Trump yönetiminin bir araya geldiği toplantıda yaptığı gibi, Filistinlilerin endişelerini iç siyasi çatışmalarda pazarlık kozu olarak kullanmak yerine, onlara gerçek bir öncelik vermek, ikinci, Ortadoğu'daki ortaklarla yakın iş birliği içinde, daha istikrarlı ve tutarlı bir politika benimsemek.

Trump'ın bu anlaşmanın ilk aşamasına ulaşmasına katkıda bulunan başlıca faktörlerden biri, bölgedeki ortaklarını dinlemeye ve onlarla yakın iş birliği yapmaya istekli olmasıydı. Oysa bu, geçmişte bir öncelik değildi. Ancak, 9 Eylül'de İsrail'in ABD'nin önemli müttefiki Katar'da Hamas heyetine düzenlediği hava saldırısı, kritik bir dönüm noktası oldu. Trump yönetiminin bu hassas dönemde bölgesel ortaklarıyla iş birliğini pekiştirmesi ve Ortadoğu'da adil ve kalıcı bir barış tesis etme hedefini paylaşan ülkelerle uzun vadeli ortaklıklara yatırım yapması gerekiyor.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.