Halep ve Humus'ta güvenlik kaosu ve adam kaçırma olayları artıyor

Suriye İçişleri Bakanı, güvenlik ihlallerine karşı sert önlemler alınması talimatı verdi

İç Güvenlik Güçleri, Halep'te kurallara aykırı motosikletlere el koymak için operasyon düzenliyor. (Halep Valiliği)
İç Güvenlik Güçleri, Halep'te kurallara aykırı motosikletlere el koymak için operasyon düzenliyor. (Halep Valiliği)
TT

Halep ve Humus'ta güvenlik kaosu ve adam kaçırma olayları artıyor

İç Güvenlik Güçleri, Halep'te kurallara aykırı motosikletlere el koymak için operasyon düzenliyor. (Halep Valiliği)
İç Güvenlik Güçleri, Halep'te kurallara aykırı motosikletlere el koymak için operasyon düzenliyor. (Halep Valiliği)

Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab, güvenlik ihlallerine ilişkin endişelerin artmasıyla birlikte, Şam kırsalındaki iç güvenlik müdürlüklerinin komutan ve müdürlerinden ‘herhangi bir acil duruma hızlı müdahale düzeyini artırmalarını, güvenlik ihlallerinin her türlü tezahürüne karşı sert önlemler almalarını ve aranan ve kanun dışı kişilerin takibine yönelik çabaları yoğunlaştırmalarını’ istedi. Bu talimatlar, Şam kırsalındaki güvenlik durumunu görüşmek üzere dün düzenlenen genişletilmiş toplantıda verildi. Hattab, çeşitli vilayetlerdeki güvenlik liderleriyle düzenli olarak yapılan bir dizi toplantının parçası olarak ‘güvenlik birimleri arasında tam koordinasyonun’ önemini vurguladı. Halep vilayetinde pazar günü, vilayetin üst düzey güvenlik yetkililerinin katılımıyla, güvenlik durumunu ve sahadaki performans ve koordinasyonu iyileştirme yollarını değerlendirmek üzere kapsamlı bir güvenlik toplantısı düzenlendi. Hattab, istikrarı sağlamak için saha çalışmalarının yoğunlaştırılması gerektiğini vurguladı.

Geçtiğimiz hafta, çoğunluğu Humus ve Halep vilayetlerinde olmak üzere 25'ten fazla adam kaçırma olayı meydana geldi ve Halep'te intikam cinayetlerinde endişe verici bir artış görüldü.

Humus vilayetinin Rakama bölgesindeki İç Güvenlik Müdürlüğü, güvenlik personeli kılığına girerek vilayetin kırsal kesiminde adam kaçırma olaylarına karışan bir çetenin yakalandığını duyurdu. Müdürlük, el-Furklus polis karakoluyla iş birliği içinde ‘kaçırma olaylarına karışan ve iç güvenlik personeli kimliğine bürünen çete mensuplarını’ gözaltına aldığını açıkladı. Resmî açıklamaya göre, çete mensuplarının gözaltına alınması, Humus kırsalındaki Tel en-Naka köyünden bir gencin silah zoruyla kaçırılmasına karışmalarının ardından gerçekleşti.

Açıklamada, yetkili makamların 36 saat içinde, kaçırılan adamı kurtardığı, fidye olarak verilen parayı geri aldığı ve çetenin tüm üyelerini gözaltına aldığı ifade edildi. Çete üyelerinden bireysel silahlar ele geçirildi ve ön bilgilere göre diğer kaçırma ve gasp olaylarına da karışmış olabilecekleri için soruşturmayı tamamlamak üzere ilgili makamlara teslim edildiler.

Humus'taki bir sivil barış aktivisti Şarku’l Avsat’a, son iki ayda Humus vilayetinde 30'dan fazla adam kaçırma vakası yaşandığını söyledi. İsmini vermek istemeyen aktivist, “Korkunç bir suçun işlenmediği gün neredeyse yok” dedi. Son birkaç gün içinde, Bab ed-Dureyb mahallesinde motosikletli kimliği belirsiz saldırganlar tarafından bir adam, karısı ve başka bir kişinin öldürülmesi de dahil olmak üzere birçok suç işlendi.

Sokakta bir silahlı saldırganın saldırısı sonucu bir kişi daha öldü; ölen kişinin oğlu da yaralandı. Kerem ez-Zeytun mahallesinde, bir adam ve eşi silahlı bir saldırıda öldürüldü. Talkalah kırsalında, silahlı adamlar bir berber dükkanına saldırdı, üç kişiyi öldürdü ve dördüncü bir kişiyi yaraladı. Aktivist, bu suçları mezhepçi intikam olarak nitelendirerek, bu tür olayların artmasını güvenlik güçlerinin gevşekliği ve ‘yasal caydırıcıların yokluğuna’ bağladı. “Tek bir suçlu bile adalete teslim edilseydi, bunun caydırıcı bir etkisi olurdu, ancak şu ana kadar böyle bir şey olmadı. Gözaltılar duyuruluyor, ancak herhangi bir yargılama görmüyoruz” ifadelerini kullanan aktivist, bölge sakinlerinin, kontrolsüz silahların toplatılması ve suçluların güpegündüz sokaklarda suç işlemek için kullandıkları motosikletlerin yasaklanması taleplerine verilen yanıtın zayıf olduğunu vurguladı.

Humus sakinleri daha önce Humus Valiliği’ne toplu bir dilekçe sunarak, motosikletlerin yayılması nedeniyle artan kaza sayısı ve güvenlik risklerini gerekçe göstererek, şehirde motosikletlerin geçici olarak yasaklanmasını ve kullanımlarının yasal olarak düzenlenmesini talep etmişlerdi.

Telegram'daki ‘Özgür Suriye'deki İhlalleri Bildir’ platformu ise geçtiğimiz hafta 25'ten fazla adam kaçırma olayının meydana geldiğini, bunlardan 11'inin Humus'ta, 9'unun Halep'te, 3'ünün Şam'da ve 2'sinin İdlib'de gerçekleştiğini bildirdi.

Halep'teki güvenlik kaynakları, Halep'te intikam cinayetlerinin arttığını bildirdi. Bu ay, eski rejime bağlı güvenlik güçleri ve milislerle iş birliği yapmakla suçlanan şüphelileri hedef alan yaklaşık on cinayet işlendi. Kaynaklar, güvenlik makamlarının bu suçlarla mücadele etmek için çalıştığını doğruladı, ancak ‘kökleri derin intikam geleneklerine sahip bir kabile toplumunda durumun karmaşık olduğunu’ belirtti.

Halep'teki yerel kaynaklar, güvenlik bozukluğunu ‘fraksiyonların’ varlığına bağlayarak, ‘disiplinsiz, bağlılıkları belirsiz, hükümetin yetkisi altında mı, haydut gruplar mı, yoksa İran'a bağlı milislerin kalıntıları mı olduğu belli olmayan, çoğu uyuşturucu kaçakçılığı ve silah kaçakçılığı yapan silahlı grupların’ yaygınlaşmasına işaret etti.

Kaynaklar, “Halep'teki güvenlik durumu endişe verici; neredeyse her gün sokaklarda cinayetler, silahlı soygunlar ve çatışmalar yaşanıyor. Halk, daha sıkı güvenlik önlemleri, kanun ve düzenin sağlanması, kontrolsüz silahların toplatılması, haydutluk yapan silahlı grupların ortadan kaldırılması ve şehirde motosikletlerin neden olduğu kaosa son verilmesini talep ediyor” ifadelerini kullandı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.