Eş-Şara, pazartesi günü Trump'la "boş bir sayfa" ile görüşecek

İsmi BM'nin terör listesinden çıkarıldı ve DEAŞ'a karşı koalisyon anlaşması imzalanacak

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, perşembe günü BM İklim Konferansı (COP30) kapsamında Brezilya Devlet Başkanı Luiz Lula da Silva ile bir araya gelecek (Brezilya Başkanlığı- AFP)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, perşembe günü BM İklim Konferansı (COP30) kapsamında Brezilya Devlet Başkanı Luiz Lula da Silva ile bir araya gelecek (Brezilya Başkanlığı- AFP)
TT

Eş-Şara, pazartesi günü Trump'la "boş bir sayfa" ile görüşecek

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, perşembe günü BM İklim Konferansı (COP30) kapsamında Brezilya Devlet Başkanı Luiz Lula da Silva ile bir araya gelecek (Brezilya Başkanlığı- AFP)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, perşembe günü BM İklim Konferansı (COP30) kapsamında Brezilya Devlet Başkanı Luiz Lula da Silva ile bir araya gelecek (Brezilya Başkanlığı- AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi günü Beyaz Saray'da Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara'yı kabul edecek. Bu, perşembe günü New York'ta ABD öncülüğünde Suriye'nin BM'nin terörü destekleyen devletler listesinden çıkarılması için yapılan başarılı girişimin ardından, bir Suriye liderinin Washington'a yaptığı ilk ziyaret olacak.

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'a göre, eş-Şara'nın bu tarihi ziyaretinde Suriye'nin ABD öncülüğündeki DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyona katılması için bir anlaşma imzalaması bekleniyor. ABD'nin ayrıca Şam yakınlarında bir askeri üs kurmayı planladığı da bildiriliyor.

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara, Washington'a gitmeden önce Brezilya'ya giderek Brezilya'nın Pará eyaletindeki Belém kentinde düzenlenen BM İklim Konferansı'na (COP30) katılacak.

Güvenlik Konseyi, perşembe günü, ABD'nin BM Misyonu tarafından hazırlanan BM Şartı'nın VII. Bölümü kapsamındaki 2799 sayılı Kararı, 15 üye ülkeden 14'ünün lehte oy kullanmasıyla ve Çin'in çekimser kalmasıyla kabul etti. Karar, Cumhurbaşkanı eş-Şara ve İçişleri Bakanı Enes Hattab'ın isimlerini DEAŞ ve El Kaide'yi hedef alan yaptırımlar listesinden çıkarıyor. Bu hamle, Suriye lideri için temiz bir sayfa olarak değerlendiriliyor. Güvenlik Konseyi, "Suriye'nin egemenliğine, bağımsızlığına, toprak bütünlüğüne ve ulusal birliğine tam saygı gösterme konusundaki güçlü bağlılığını ve Suriye halkına sürekli desteğini" yineleyerek, "Suriye'de uzun vadeli yeniden yapılanma, istikrar ve ekonomik kalkınmayı teşvik etme niyetini" belirtirken, "bu çabaların DEAŞ ve El Kaide'ye karşı yaptırım rejiminin bütünlüğü ve etkinliği ile uyumlu olması gerektiğini" vurguladı. Ayrıca, Suriye'nin "uluslararası insancıl hukuka uygun olarak tam, güvenli, hızlı ve engelsiz insani yardım erişimi sağlama ve terörizmle mücadele etme" taahhütlerini de memnuniyetle karşıladı.

 ABD Başkanı Donald Trump (AFP)ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

Kararda, Suriye'nin "yabancı terörist savaşçıların oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak" için "kararlı önlemler" alması beklenirken, aynı zamanda "etnik köken veya din gözetmeksizin tüm Suriyelilerin insan haklarını, güvenliğini ve emniyetini" koruması gerektiği belirtildi. Kararda ayrıca Şam'a "uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele", "nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ve kalan kimyasal silahların imha edilmesi" ve "bölgesel güvenlik ve istikrarın sağlanması" çağrısı yapıldı.

Çin'in çekimser kalması

Çin'in BM temsilcisi Fu Cong, ülkesinin çekimser kalmasını, kararın terörle mücadele ve Suriye'deki güvenlik durumuyla ilgili endişelerini yeterince ele almadığını belirterek gerekçelendirdi ve özellikle Pekin'in Uygur savaşçılarını da içeren Doğu Türkistan İslam Hareketi hakkındaki endişelerine atıfta bulundu. Kararın, "Suriye'nin terör eylemleriyle mücadele etmek ve Suriye'deki Doğu Türkistan İslam Hareketi de dahil olmak üzere yabancı terörist savaşçıların oluşturduğu tehdidi ele almak için kararlı önlemler alması gerektiğini" "açıkça şart koştuğunu" söyledi.

Rusya Büyükelçisi Vasili Nebenzya, Moskova'nın kararı desteklediğini, çünkü "her şeyden önce Suriye halkının çıkarlarını ve isteklerini yansıttığını" belirtti. Güvenlik Konseyi içinde yıllarca süren bölünmenin ardından, Suriye Büyükelçisi İbrahim Alabi kararı övdü ve "Suriyelilere, erkek ve kadınlara, vatanlarını yeniden inşa etme ve hayatlarını yeniden kurma çabalarında bir destek mesajı" olarak nitelendirdi.

Bununla birlikte Güvenlik Konseyi, daha önce her yurt dışı seyahati için özel BM onayı gerektiren Eş-Şara'ya yönelik yaptırımları kaldırdı. Bu yaptırımlar, 2013 yılında, Ebu Muhammed el-Culani takma adıyla Heyet Tahrir eş-Şam'ın (eski adıyla Cephetül-Nusra) lideri olarak, diğer gruplarla birlikte geçen yıl 8 Aralık'ta eski Devlet Başkanı Beşşar Esed'i deviren askeri operasyonu yönetene kadar kendisine uygulanmıştı.

“Yeni bir sayfa"

Washington, D.C.'deki Beyaz Saray (EPA)Washington, D.C.'deki Beyaz Saray (EPA)

Eş-Şara, New York'taki BM Genel Kurulu'na katılmak üzere ilk ABD ziyaretini gerçekleştirdi ve burada bir konuşma yaptı. Ancak Washington, D.C.'ye yaptığı ziyaret, "modern devletin doğuşundan bu yana tarihte ilk kez" bir Suriye devlet başkanının Beyaz Saray'a gelmesi olacak.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre New Lines Enstitüsü analisti Nick Heras, eş-Şara'nın ziyaretini "Amerikan Ortdoğu politikasında terörle mücadeleden pragmatik anlaşmalara doğru yeni bir dönemin duyurusu" olarak değerlendirdi.

Trump, geçen mayıs ayında Suudi Arabistan'a yaptığı ziyarette eş-Şara ile görüşmüştü. O dönemde, ABD politikasında büyük bir değişiklik olduğunu duyurmuş ve Suriye'ye yönelik yaptırımları kaldıracağını belirtmişti. Daha sonra eş-Şara'ya atıfta bulunarak, "Bence gayet iyi gidiyor. Zorlu bir bölge ve o güçlü bir adam ama aramızdaki her şey çok iyi gidiyor. Suriye konusunda büyük ilerleme kaydettik." demişti.

ABD'li yetkililerin, ABD'nin "insani yardımları koordine etmek ve Suriye ile İsrail arasındaki durumu izlemek amacıyla Şam yakınlarındaki Mezze askeri havaalanında bir askeri üs kurmayı planladığını" söylediği aktarıldı. ABD'nin Suriye'de konuşlu güçlerinin çoğu, ülkenin kuzeydoğusundaki Kürt yönetiminin kontrolündeki bölgelerde bulunuyor.

Suriyeli bir diplomat, "Suriye'nin (DEAŞ'a karşı) koalisyon güçlerine katılmasının gündemin en başında yer alacağını" doğruladı. Suriyeli siyasi analist Bessam Süleyman, uluslararası koalisyona katılmanın "ülke içinde olumlu sonuçlar doğuracağına, Suriye devletinin birleşmesine yardımcı olacağına ve SDG (Suriye Demokratik Güçleri) sorunu gibi bazı önemli sorunların çözümünde önemli bir adım olacağını" değerlendiriyor.

Trump'ın mayıs ayında eş-Şara'yı Arap devletleri ile İsrail arasındaki ilişkileri normalleştirmek için İbrahim Anlaşması'na katılmaya çağırması nedeniyle, görüşmelerin Şam ve İsrail arasında doğrudan müzakereleri de içermesi bekleniyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.