Süveyda sahil bölgesine destek verirken, karşı gösteriler Suriye hükümetini destekliyor

İdlib kırsalında bir silah deposu patlamasında hayatını kaybedenler var; Deyrizor kırsalında DMUK’un hava indirme operasyonu

Suriye hükümetine destek amacıyla Tartus'ta düzenlenen gösteriden (Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye)
Suriye hükümetine destek amacıyla Tartus'ta düzenlenen gösteriden (Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye)
TT

Süveyda sahil bölgesine destek verirken, karşı gösteriler Suriye hükümetini destekliyor

Suriye hükümetine destek amacıyla Tartus'ta düzenlenen gösteriden (Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye)
Suriye hükümetine destek amacıyla Tartus'ta düzenlenen gösteriden (Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye)

Suriye genelinde dün düzenlenen protesto gösterileri ile karşı gösterilerin ardından ülkede belirgin bir kutuplaşma hâkim olmaya devam ediyor. Yetkililer, sosyal medya üzerinden artan kışkırtma kampanyalarının gölgesinde, şiddetli toplumsal çatışmalara sürüklenmemek için azami ölçüde itidal gösteriyor. Bu ortamda açıklama yapan Suriye Enformasyon Bakanı Hamza el-Mustafa, “Acı tecrübemiz bize sözün sorumluluk olduğunu, kışkırtmanın ise yıkımın ateşini beslediğini öğretti” ifadelerini kullandı.

Aynı saatlerde, İdlib kırsalındaki bir silah deposunda meydana gelen patlama sonucu beş kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı. Öte yandan, DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK) güçleri, Deyrizor kırsalında DEAŞ’a yönelik bir hava indirme operasyonu gerçekleştirdi.

y67uı8
Suriye'nin batısındaki Lazkiye kentinde düzenlenen bir gösteriden (AFP)

Ülkenin çeşitli bölgelerinde (Humus, Hama, Lazkiye ve Tartus) düzenlenen ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ile eski rejim mensuplarından tutukluların serbest bırakılması taleplerinin öne çıktığı protestoların ardından, aynı bölgelerde bu kez hükümete destek veren ve adem-i merkeziyet çağrılarını reddeden karşı gösteriler düzenlendi. Bu karşı gösterilerde, ‘eski rejimin suçlularının hesap vermesi’ talebi de dile getirildi.

Bazı protestolarda mezhepsel tonda kışkırtıcı sloganlar atılırken, Humus ve Lazkiye’nin es-Suleybe mahallesinde düzenlenen gösterilerde ise Suriye halkının birliği vurgulandı; katılımcılar, yeni Suriye yönetimi etrafında kenetlenme ve fitne girişimlerinin önlenmesi çağrısı yaptı. Öte yandan, Süveyda’da Dürzi lider Hikmet el-Hicri’ye destek veren aktivistler, ‘sahil bölgesi ayaklanması’ olarak tanımladıkları hareketle dayanışma için bir eylem gerçekleştirdi. Eylemde, adem-i merkeziyet talebi ve tutukluların serbest bırakılması çağrıları yinelendi; katılımcılar, Şeyh el-Hicri ile protesto çağrısında bulunan Şeyh Gazzal Gazzal’ın fotoğraflarını taşıdı.

Dün Süveyda’da düzenlenen bu eylem, pazartesi günü şehirde araç konvoylarıyla yapılan gösterinin devamı niteliğindeydi. O konvoy gösterisinde de katılımcılar, Şeyh el-Hicri’nin fotoğraflarının yanı sıra İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile birlikte çekilmiş görsellerini taşıdı.

gt
Süveyda'dan (Süveyda 24 internet sitesi)

Yazar Mahir Şerafeddin, Şeyh el-Hicri’nin en önde gelen destekçilerinden biri olarak, sahil bölgesindeki halkı ‘bütün güçleriyle Şeyh Gazzal Gazzal’ın etrafında kenetlenmeye’ çağırdı. Şerafeddin, Facebook’taki paylaşımında, sahil bölgesindeki hareketin ‘Şeyh el-Hicri’ye benzer halktan bir lidere ihtiyaç duyduğunu’ belirterek, “Kendi el-Hicri’nizi ortaya çıkarın; dengeleri değiştireceksiniz” dedi.

Kışkırtıcı kanallar…

Lazkiye Emniyet Müdürü Tuğgeneral Abdulaziz Hilal el-Ahmed, başlangıçta protesto görünümüyle ortaya çıkan çağrıların kısa sürede ‘toplumsal bölünme yaratmayı hedefleyen, mezhepsel tonda sistematik bir kışkırtma platformuna’ dönüştüğünü söyledi. Ahmed, yurtdışından yayın yapan ve nefret söylemi ile mezhepsel gerilimleri körüklemekle bilinen bazı medya kanallarının bu çağrıları büyüttüğünü, hatta taleplerin ‘kanlı olaylara karışmış ağır insan hakları ihlalleriyle suçlanan savaş suçlularının serbest bırakılmasına’ kadar genişletildiğini ifade etti.

Ahmed ayrıca, gösteriler sırasında ‘eski rejimin kalıntılarıyla bağlantılı suç hücrelerine mensup grupların’ tespit edildiğini aktardı. Bu grupların kargaşayı körüklediğini, polis, özel görev timleri ve trafik ekiplerine saldırdığını, ayrıca il emniyet müdürlüğüne bağlı bazı resmi araçları tahrip ettiğini belirtti.

rgthy
Lazkiye'deki güvenlik güçleri (Suriye resmi haber ajansı SANA)

Ahmed, Lazkiye kent merkezindeki Ziraat Kavşağı’nda yapılan eylemi korumakla görevli güvenlik güçlerinin, Ziraat mahallesi yönünden doğrudan ateş altına alındığını açıkladı. Ahmed’e göre söz konusu mahallede, ‘eski rejime bağlı askeri kurumlarla ilişkili bazı subaylar’ yaşıyor. Açılan ateş sonucu iki iç güvenlik personeli ile eyleme katılan bazı siviller yaralandı.

Tuğgeneral Ahmed, “Gösteri yapma ve görüş açıklama hakkı tüm Suriyeliler için meşrudur. Ancak iç güvenlik unsurlarına saldıran, yetki sınırlarını aşan, mezhepsel kargaşa yaratmak için kışkırtma faaliyetlerine katılan herkes yasal çerçevede hesap vermek zorundadır” şeklinde konuştu. Hiçbir tarafın ‘cezasız kalmasına izin verilmeyeceğini’ vurguladı.

Süveyda

Salı günü kentteki bir genel güvenlik kontrol noktasına düzenlenen saldırının ardından Süveyda’da yükselen gerilimi değerlendiren Süveyda Emniyet Müdürü Süleyman Abdulbaki, “Hikmet el-Hicri’nin öncülük ettiği bu tırmanış, devletin işleyişini felç eden bir tümör hâline geliyor” dedi.

xsdfr
Süveyda şehri levhasının yakınında bulunan Suriye güvenlik güçleri (Reuters)

Abdulbaki, Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye’ye yaptığı açıklamada, Süveyda’daki genel güvenlik birimlerinin ‘çatışmaya sürüklenmemek için azami çaba gösterdiğini, yanıtın yalnızca saldırılara ve ateş açılan noktalara yönelik olduğunu’ söyledi. Sonuçta ‘Suriye kanının bir olduğunu ve Süveydalıların da kendi halkları olduğunu’ belirterek, bir diyalog zemini oluşturmak için çalıştıklarını ifade etti. Abdulbaki, Hikmet el-Hicri’yi ‘çatışmayı körüklemek ve devletle iş birliğini reddetmekle’ suçladı.

Suriye İçişleri Bakanlığı ise daha önce yaptığı açıklamada, Süveyda’nın batı kırsalında bakanlığa bağlı bir güvenlik kontrol noktasının ‘kanun dışı gruplar’ tarafından saldırıya uğradığını ve saldırıda bir güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiğini, ikisinin de yaralandığını bildirdi. Açıklamaya göre, İçişleri Bakanlığı birimleri ateşin kaynağına karşılık verdi ve ‘saldırgan gruplar arasında ölü ve yaralılar’ olduğu ifade edildi. Bakanlık, bu tür saldırıların ‘yalnızca Süveyda’daki güvenliği ve sivillerin günlük yaşamını istikrarsızlaştırmayı hedeflediğini’ vurguladı.

Öte yandan Süveyda’daki yerel medya kaynakları, genel güvenlik güçlerinin salı akşamı kentin kuzeyinde birden fazla hatta ‘insansız hava araçları (İHA) ve ağır makineli tüfeklerle ani operasyonlar’ düzenlediğini aktardı. Şarku’l Avsat’ın yerel haber sitesi Süveyda 24’ten aktardığına göre, bu olaylarda bir genç öldü, çok sayıda kişi de yaralandı. Site ayrıca, Süveyda’nın güneybatısındaki Yerd köyü yakınlarında bir kontrol noktasına yönelik silahlı saldırıda, bir güvenlik görevlisinin öldürülmesi ve ikisinin yaralanmasının ardından bölgede ‘yoğun gerilim’ yaşandığını duyurdu.

ty7u
Süveyda vilayetinin Basra el-Harir bölgesindeki Suriye güvenlik güçleri (AP)

Yerel haber sitesi, bölgedeki kaynaklara dayanarak, ‘yerel grupların herhangi bir saldırı düzenlediği iddialarının doğru olmadığını’ belirtti. Kaynaklara göre ateş açılması olayı, ‘kontrol noktasında, arama yapılmadan geçmeye çalışan bir aracın durdurulması sırasında’ meydana geldi.

Aynı kaynaklar, insani yardım hattı üzerinde, Busra eş-Şam’a uzanan güzergâhtaki bu kontrol noktasına takviye birliklerin gönderilmesinin ardından, iki kişinin güvenlik güçlerince gözaltına alındığını bildirdi. Bu gelişmeyi, Süveyda kentinin batı kesiminde yerel Ulusal Muhafız grupları ile genel güvenlik güçleri arasında kısa süreli çatışmalar izledi.

Yıkımın yakıtı

Kahire’de düzenlenen Arap Enformasyon Bakanları Konseyi’nin 55. oturumunda konuşan Suriye Enformasyon Bakanı Hamza el-Mustafa, Suriye’nin ‘çoğulculuğa saygı duyan, diyaloğa inanan özgür ve sorumlu bir medya inşa etmeye çalıştığını’ söyledi. Mustafa, medyanın ‘halkın sesi ve Suriye’nin çeşitli toplumsal bileşenleri arasında köprü’ olması gerektiğini belirterek şu ifadeyi kullandı: “Acı tecrübemiz bize gösterdi ki, söz sorumluluktur; kışkırtma ise yıkımın yakıtıdır.”

İdlib kırsalı

Saha kaynaklarına göre, İdlib’in kuzeybatısındaki Kafr Teharim kasabasında bir silah deposunda patlama meydana geldi. Yerel kaynaklar, patlamanın DMUK uçaklarının hava saldırısından kaynaklanmış olabileceğini öne sürdü. Ancak vilayetin iç güvenlik birimleri, patlamanın yakında çalışan bir tamir ekibinden kaynaklanan arıza nedeniyle gerçekleştiğini açıkladı. Patlamada 5 işçi hayatını kaybetti, 9 kişi yaralandı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde yoğun duman bulutları görülürken, bölge sakinleri patlamanın ‘geniş bir alanda hissedildiğini ve yakın okullardaki çocuklarda paniğe yol açtığını’ aktardı.

fr
Tamamen yıkılan deponun bulunduğu yere gelen kurtarma ekipleri (Suriye resmi haber ajansı SANA)

Yerel kaynaklar, Deyrizor’da DMUK güçlerinin, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile iş birliği içinde, kentin kuzeydoğu kırsalındaki Marat beldesinin Zelzele mahallesinde bir hava indirme operasyonu gerçekleştirdiğini bildirdi. Operasyon kapsamında iki eve baskın düzenlendi ve DEAŞ örgütüne bağlı olmakla suçlanan iki kişi gözaltına alındı.



Halep ve Haseke’de seçim sürecinin başarıyla tamamlandığı duyuruldu… Suveyda’daki koltuklar ise boş kalacak

Haseke’deki seçim kurulu üyeleri, yeni Suriye parlamentosu için adayları seçmek üzere oy kullanıyor. (Reuters)
Haseke’deki seçim kurulu üyeleri, yeni Suriye parlamentosu için adayları seçmek üzere oy kullanıyor. (Reuters)
TT

Halep ve Haseke’de seçim sürecinin başarıyla tamamlandığı duyuruldu… Suveyda’daki koltuklar ise boş kalacak

Haseke’deki seçim kurulu üyeleri, yeni Suriye parlamentosu için adayları seçmek üzere oy kullanıyor. (Reuters)
Haseke’deki seçim kurulu üyeleri, yeni Suriye parlamentosu için adayları seçmek üzere oy kullanıyor. (Reuters)

Suriye Halk Meclisi Yüksek Seçim Komitesi, Haseke vilayeti ile Ayn el-Arab bölgesinde seçim sürecinin başarıyla tamamlandığını açıkladı. Komite Sözcüsü Nevvar Necme, Haseke ve Ayn el-Arab’daki seçimlerin ardından Halk Meclisi’nin ilk oturumunun toplanmasının önünde artık herhangi bir engel kalmadığını belirtti. Necme, bunun Cumhurbaşkanı tarafından atanacak üyelerin üçte birini içeren kararname yayımlandıktan sonra mümkün olacağını ifade etti.

Haseke ve Halep vilayetlerindeki seçimler tamamlanırken, Suveyda vilayetindeki seçimler ise ertelenmiş durumda. Necme, Suveyda’ya ayrılan üç milletvekilliğinin, uygun güvenlik ve siyasi koşullar oluşana kadar boş bırakılmasının muhtemel olduğunu söyledi. Ayrıca kısa süre içinde Cumhurbaşkanı kararıyla atanacak 70 üyenin isimlerinin de açıklanacağı bildirildi.

Suveyda’da Dürzi topluluğunun önde gelen isimlerinden ve hükümete muhalif Şeyh Hikmet el-Hicri geçen hafta yaptığı açıklamada, Suveyda’nın Şam merkezî yönetiminden ayrılması ve ‘kendi kaderini tayin hakkı’ talebine bağlılığını yineledi. El-Hicri, bu seçeneğin ‘geri dönüşü olmayan bir tercih’ haline geldiğini söyledi. El-Hicri, “Bu bölgenin üzerinde bizim seçmediğimiz hiçbir otoritenin yetkisi yoktur. Bölgeyi kendi evlatlarımız aracılığıyla biz yönetiriz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Yüksek Seçim Komitesi, ekim ayında yeni Halk Meclisi için 140 üyeden 119’unun isimlerini açıklamış, kalan üyelerin ise geçiş dönemi anayasal düzenlemeleri kapsamında dolaylı yöntemlerle belirleneceğini duyurmuştu. Suveyda, Haseke ve Rakka vilayetlerine ayrılan 21 sandalye ise güvenlik gerekçesiyle boş bırakılmıştı.

Mart ayında Rakka’da yapılan seçimlerde ise katılım oranının yüzde 90’ı aştığı belirtilmiş ve 4 aday seçilmişti.

Yoğun güvenlik önlemleri altında bu sabah başlayan oylamada, Haseke ve Halep vilayetlerinin temsilcileri belirlendi. Komite Sözcüsü Necme, bölge halkının siyasi sürece katılım konusunda ‘gerçek irade ve ulusal bağlılık gösterdiğini’ söyledi. Bu açıklama, oy sayımının tamamlanması ve ilk sonuçların açıklanmasının ardından geldi.

Halep’e bağlı Ayn el-Arab bölgesinden Halk Meclisi üyeliğine Ferhad Enver Şahin ve Şavah İbrahim el-Asaf seçilirken; Haseke seçim bölgesinden İbrahim Mustafa el-Ali, Ömer İsa Hayes ve Fadla Yusuf; Kamışlı bölgesinden ise Kim Hüseyin İbrahim, Rıdvan Osman Sido, Abdülhalim Hıdır el-Ali ve Mahmud Madi el-Ali milletvekili oldu.

Seçim katılım oranının Kamışlı bölgesinde yüzde 75, Haseke bölgesinde yüzde 92 ve Halep’e bağlı Ayn el-Arab bölgesinde yüzde 95’e ulaştığı belirtildi.

Seçimler, 29 Ocak’ta hükümet ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında varılan anlaşma sonrasında, daha önce özerk yönetimin kontrolünde bulunan bölgelerde gerçekleştiriliyor. Söz konusu süreç, Suriye’nin kuzeydoğusunda sivil, askeri ve güvenlik kurumlarının devlet yapılarıyla bütünleştirilmesini öngören entegrasyon planı kapsamında yürütülüyor.

Yüksek Seçim Komitesi üyesi Enes el-Abde yaptığı açıklamada, seçimlerin ‘ulusal entegrasyon sürecinde kilit bir adım’ olduğunu ve ‘farklı taraflar arasındaki olumlu diyaloğun bir ürünü’ niteliği taşıdığını ifade etti.

El-Abde, seçimlerin Haseke halkına tüm bileşenleriyle birlikte ulusal karar alma sürecine katılma imkânı sunduğunu, bunun da devlet kurumlarında temsil ve çeşitliliği güçlendirdiğini söyledi.

Yüksek Seçim Komitesi, oy verme merkezlerini Haseke il yönetim binası, Kamışlı seçim çevresi için Haseke Kültür Merkezi’nin eski binası ve Ayn el-Arab’daki kültür merkezi olarak belirledi.

Komite ayrıca dün oy verme merkezlerinde incelemelerde bulunarak lojistik hazırlıkları, gizli oy verme kabinlerini ve basının süreci takip edebilmesi için gerekli düzenlemeleri denetledi.

Ayn el-Arab bölgesinde ayrılan iki sandalye için 12 aday yarışırken, Haseke’de üç sandalye için 13 aday, Kamışlı’da dört sandalye için 7 aday yarıştı. El-Malikiye seçim çevresinde ise iki sandalye için iki adayın seçimi doğrudan kazandığı belirtildi.


Hizbullah, savaşın yeniden başlama ihtimaline karşı İsrail hava savunma sistemlerini hedef alıyor

 Lübnan’ın güneyindeki Deyr Kanun en-Nehr kasabasını hedef alan İsrail saldırısında hayatını kaybeden babası için ağlayan bir çocuk (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Deyr Kanun en-Nehr kasabasını hedef alan İsrail saldırısında hayatını kaybeden babası için ağlayan bir çocuk (Reuters)
TT

Hizbullah, savaşın yeniden başlama ihtimaline karşı İsrail hava savunma sistemlerini hedef alıyor

 Lübnan’ın güneyindeki Deyr Kanun en-Nehr kasabasını hedef alan İsrail saldırısında hayatını kaybeden babası için ağlayan bir çocuk (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Deyr Kanun en-Nehr kasabasını hedef alan İsrail saldırısında hayatını kaybeden babası için ağlayan bir çocuk (Reuters)

Hizbullah, son günlerde İsrail toprakları içindeki Demir Kubbe hava savunma sistemi platformlarına yönelik saldırılarını artırdı. Uzmanlara göre bu hamle, İsrail ordusunun maddi kayıplarının maliyetini yükseltme ve gerek Lübnan içinde gerekse İran’da savaşın yeniden başlaması ihtimaline karşı ön hazırlık yapma girişimi olarak değerlendiriliyor. Bu durumun, füzelerin İsrail’in iç kesimlerine ulaşmasını kolaylaştırmayı amaçladığı belirtiliyor.

Demir Kubbe platformlarının hedef alınmasına odaklanılması, askeri çatışmanın seyrinde dikkat çekici bir değişim olarak görülüyor. Zira Hizbullah, 17 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana geçen bir aylık süreçte İsrail’e ait hava savunma sistemlerine yalnızca bir saldırı düzenlemişti. Buna karşılık örgüt, son dört gün içinde İsrail sınırındaki askeri noktalarda bulunan Demir Kubbe platformlarına yönelik 6 saldırı gerçekleştirdiğini duyurdu. Hizbullah, söz konusu saldırılarda ‘kamikaze İHA’lar’ kullandığını açıkladı.

Hizbullah dün yayımladığı üç ayrı açıklamada, Lübnan sınırındaki Branit Kışlası ile Ramim Kışlası’nda bulunan 4 hava savunma sistemi platformunu hedef aldığını duyurdu. Branit Kışlası, İsrail’in kuzey sınırının doğu kısmının güvenliğinden sorumlu 91. Tümen’in (Celile Tümeni) ana komuta merkezi olarak biliniyor. Lübnan sınırındaki Ayta eş-Şaab beldesinin karşısında yer alan üs, sınır hattındaki en büyük ileri askeri karargâhlardan biri olması nedeniyle stratejik önem taşıyor ve Lübnan sınırındaki askeri operasyonların bir bölümünü yönetiyor. Hizbullah ayrıca, geçtiğimiz pazartesi günü yaptığı açıklamada, el-Celil Ormanları Kampı’ndaki Demir Kubbe sistemini kamikaze İHA ile hedef aldığını bildirmişti.

Siyasi, askeri ve stratejik nedenler

Emekli Tuğgeneral Said el-Kazah, söz konusu saldırıların yoğunlaşmasını siyasi, askeri ve stratejik nedenlere bağladı. Kazah’a göre Hizbullah, Lübnan devletinin İsrail ile yürüttüğü doğrudan müzakerelerden kaynaklanan hiçbir düzenlemeyi tanımadığı için askeri operasyonlarını sürdürmeye devam ediyor. Kazah, Hizbullah’ın özellikle ateşkes anlaşmasının uygulanmasına ilişkin süreci kabul etmediğini belirterek, örgütün müzakere kartının Lübnan devletinin değil İran’ın elinde olmasını istediğini ifade etti. Kazah, Hizbullah’ın daha önce 2006 müzakerelerinde, deniz sınırlarının belirlenmesi sürecinde ve 2024’teki çatışmaların durdurulması anlaşmasında olduğu gibi elinde tuttuğu pazarlık gücünü kaybettiğini söyledi.

xc sdvdf
Hizbullah tarafından yayınlanan ve Lübnan sınırına yakın bir askeri üste bulunan Demir Kubbe bataryasına yönelik saldırıyı gösterdiği iddia edilen bir videodan alınan ekran görüntüsü (Sosyal medya)

Siyasi olmayan nedenlere de değinen Kazah, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın “Demir Kubbe sistemleri, tanklar, zırhlı araçlar ya da personel gibi vurabildiği her hedefi hedef almaya çalıştığını” söyledi. Kazah, örgütün şu anda başlıca saldırı aracı olarak fiber optik İHA’ları kullandığını belirterek, “Bu araçlar pistleri geçici olarak devre dışı bırakabiliyor ancak tamamen yok edemiyor. Buna karşılık Demir Kubbe sistemlerinin hedef alınmasından doğan zarar çok daha büyük oluyor… Demir Kubbe füzelerinin vurulması patlamalarına yol açarken, radar sistemlerinin vurulması ise tamamen imha edilmeleri anlamına geliyor” ifadelerini kullandı. Kazah, Hizbullah’ın, İsrail ordusuna verdiği zararın maliyetini artırmaya ve özellikle hava savunma sistemlerini devre dışı bırakarak askeri, maddi ve stratejik açıdan önemli kayıplar verdirmeye çalıştığını kaydetti.

Kazah, Demir Kubbe sistemlerine yönelik saldırıların yoğunlaşmasının arkasında başka nedenlerin de bulunduğunu belirterek, bunların başında ‘İran’da savaşın yeniden başlaması ya da Lübnan’daki savaşın genişlemesi ihtimali karşısında bu sistemleri işlevsiz hale getirme girişiminin’ geldiğini söyledi. “Her iki cephede savaşın yeniden başlaması halinde füze saldırılarının tekrar başlaması beklenir” diyen Kazah, Hizbullah’ın bu nedenle hava savunma sistemlerini etkisiz hale getirerek kendi füzelerinin ya da İran füzelerinin İsrail içlerine ulaşmasını sağlamayı hedeflediğini ifade etti. Kazah, İran’da savaşın yeniden başlamasının ‘Hizbullah’ın da çatışmalara dahil olması anlamına geleceğini’ savunarak, Tahran’ın ‘Hizbullah, Husiler ve Iraklı milisler dahil tüm unsurlarını İsrail’e, Arap ülkelerine ve bölgedeki yabancı çıkarlara yönelik saldırıları yoğunlaştırmak için kullanacağını’ öne sürdü. Kazah ayrıca, İran’ın üçüncü dalga saldırıların ‘sert ve yıkıcı olacağını’ bildiğini, bu saldırıların yalnızca askeri hedeflerle sınırlı kalmayıp ekonomik tesisler ile altyapıyı da kapsayabileceğini düşündüğünü söyledi.

Fiber optik İHA’lar

Hizbullah, tespit edilmesi zor ve diğer kablosuz İHA’larda olduğu gibi elektronik karıştırma ya da savunma sistemleriyle etkisiz hale getirilmesi neredeyse imkânsız olan fiber optik İHA’ların kullanımını artırıyor. Bu durumun, söz konusu İHA’ların hedeflerine diğer modellere kıyasla daha kolay ulaşmasını sağladığı belirtiliyor. Kazah, bu tür İHA’ların 3 ila 5 kilogram arasında patlayıcı taşıma kapasitesine sahip olduğunu belirterek, “Toplu hedeflere yönelik saldırılarda can kayıplarına yol açabiliyorlar. Ayrıca tank ve zırhlı araçlarda optik nişangâh ya da gözetleme sistemlerini hedef aldıklarında ciddi hasar verebiliyorlar” dedi. Kazah, bu tür İHA’lara karşı henüz etkili bir çözüm bulunamadığını ifade ederek, “Ne Rusya-Ukrayna savaşında ne de Lübnan cephesinde bu sistemlere karşı kesin sonuç veren bir yöntem geliştirilebildi” değerlendirmesinde bulundu.

sxd
Güney Lübnan’daki el-Abbasiye kasabasında İsrail saldırısının gerçekleştiği bölgede incelemelerde bulunan sivil savunma personeli (AFP)

Öte yandan İsrail, tahliye uyarılarının kapsamını Sayda yakınlarındaki Cezzin bölgesine kadar genişletti. Sınır hattından yaklaşık 45 kilometre uzaklıktaki bölgeyi de kapsayan uyarılar, Güney Lübnan’daki Güney ve Nebatiye vilayetlerinde bulunan 15 kasaba ve köyü içine alan en geniş tahliye dalgası oldu. Bu gelişme, İsrail’in gece saatlerinde düzenlediği hava saldırılarında Güney Lübnan’ın Sur kentindeki bir hastanenin zarar görmesinin ardından yaşandı.

Dün yoğun hava saldırıları devam ederken, Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), ‘Sur çevresindeki Cel el-Bahr bölgesine şiddetli bir hava saldırısı düzenlendiğini’ bildirdi. Güney Lübnan’daki farklı noktalara yönelik saldırıların sürdüğü belirtilirken, bunlardan birinin Bazuriye beldesindeki narenciye bahçelerinden birini hedef aldığı, saldırıda burada çalışan çok sayıda Suriyeli işçinin yaralandığı aktarıldı.

Sur uyarıları

İsrail ordusu, cuma gününü cumartesiye bağlayan gece yarısı saatlerinde, Sur bölgesindeki iki bina ve çevresinin tahliye edilmesi yönünde uyarı yayımlamış, söz konusu binaların Hizbullah’a ait hedefler olduğu gerekçesiyle vurulacağını açıklamıştı. NNA, tehdit edilen binalardan birinin Sur kentindeki Hiram Hastanesi yakınında bulunduğunu bildirdi. Haberde, İsrail’in saldırı tehdidini gerçekleştirmesinin ardından binada ağır hasar meydana geldiği belirtildi.

dsvdsv
Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinde İsrail’in düzenlediği saldırının yol açtığı hasarı inceleyen yerel halk (Reuters)

NNA, saldırının Hiram Hastanesi’nde, ameliyathanelerde, polikliniklerde, elektrik şebekelerinde ve hastane binasının camlarında ağır hasara yol açtığını bildirdi. Hastane Yönetim Kurulu Başkanı Selman Aydibi, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Hastaları daha güvenli bölgelere naklettik” dedi. Aydibi, hastalardan hiçbirinin zarar görmediğini ancak yaklaşık 30 hastane çalışanının hafif şekilde yaralandığını belirtti. Hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü ifade eden Aydibi, acil servis bölümünün kısa süreliğine hizmet dışı kalmasına rağmen hastanenin mevcut koşullarda faaliyetlerini sürdürdüğünü söyledi.

Aydibi ayrıca, İsrail ile Hizbullah arasında 2 Mart’ta başlayan savaşın ardından İsrail saldırılarının hastane çevresini ikinci kez hedef aldığını kaydetti. Yıkılan iki binanın, İsrail’in neredeyse her gün saldırı düzenlediği kentteki yerleşim bölgelerinde bulunduğu belirtildi. İsrail’in tahliye uyarısının ardından sivil savunma ekipleri ve belediye polisi, hoparlörler aracılığıyla halka bölgeyi terk etmeleri çağrısında bulundu. Uyarı sonrası çok sayıda kişinin evlerini terk etmeye çalışması nedeniyle sokaklarda yoğun trafik oluştu.

İsrail ordusu ise dün yaptığı açıklamada, gece saatlerinde ‘Sur bölgesinde Hizbullah’a ait altyapı hedeflerini’ vurduğunu duyurdu. Açıklamada ayrıca, Lübnan’ın doğusundaki Bekaa bölgesinde Hizbullah tarafından ‘silah üretiminde kullanıldığı’ öne sürülen yer altı tesislerinin de hava saldırılarında hedef alındığı belirtildi.


10 bin Kürt Suriye vatandaşlığı için başvuruda bulundu

Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da 14 Mayıs 2026'da yapılan Kürt Dili Günü kutlamalarından (Reuters)
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da 14 Mayıs 2026'da yapılan Kürt Dili Günü kutlamalarından (Reuters)
TT

10 bin Kürt Suriye vatandaşlığı için başvuruda bulundu

Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da 14 Mayıs 2026'da yapılan Kürt Dili Günü kutlamalarından (Reuters)
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da 14 Mayıs 2026'da yapılan Kürt Dili Günü kutlamalarından (Reuters)

Şam yönetimi ile Kürtler arasındaki anlaşmazlıkların çözümüne katkı sağlayacak yeni bir adım kapsamında, Suriye İçişleri Bakanlığı en az 10 bin Kürdün Suriye vatandaşlığı almak için başvuruda bulunduğunu açıkladı.

Bu gelişme, 1962 yılında yapılan nüfus sayımına bağlı olağanüstü uygulamaların kaldırılmasını öngören 13 sayılı kararname çerçevesinde gerçekleşti. Söz konusu uygulamalar, uzun yıllar boyunca geniş bir Kürt kesiminin Suriye vatandaşlığından mahrum kalmasına yol açmıştı.

Suriye İçişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, 13 sayılı kararname kapsamındaki vatandaşlık başvurularının 2 bin 892 aile dosyasına ulaştığını, bunların toplamda 10 bin 516 kişinin vatandaşlığa alınması için yasal yetki içerdiğini bildirdi. Şarku’l Avsat’ın bakanlı açıklamasından aktardığına göre başvuruların büyük bölümü ülkenin kuzeydoğusundaki Haseke’den, onu Halep ve ardından Şam’ın takip ediyor.

Başvuruların kabul edildiği ilk aşamanın tamamlanmasının ardından, ikinci aşamada bilgilerin doğruluğunun inceleneceği, son aşamada ise vatandaşlık işlemlerinin sonuçlandırılacağı ifade edildi.