Suriye’de ‘siyasi tasfiye’ tartışması Asıf Şevket’in kızının toplantı fotoğrafıyla patladı: Sosyal İşler Bakanlığı özür diledi

Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı’ndaki bir toplantıya Dima Asıf Şevket’in katıldığına dair fotoğraf dolaşıma girdi
Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı’ndaki bir toplantıya Dima Asıf Şevket’in katıldığına dair fotoğraf dolaşıma girdi
TT

Suriye’de ‘siyasi tasfiye’ tartışması Asıf Şevket’in kızının toplantı fotoğrafıyla patladı: Sosyal İşler Bakanlığı özür diledi

Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı’ndaki bir toplantıya Dima Asıf Şevket’in katıldığına dair fotoğraf dolaşıma girdi
Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı’ndaki bir toplantıya Dima Asıf Şevket’in katıldığına dair fotoğraf dolaşıma girdi

Suriye’de “geçiş dönemi adaleti”nin uygulanmasında bir araç olarak görülen siyasi tasfiye (siyasal yasaklama) talepleri etrafındaki tartışmalar, devrik rejimin önde gelen güvenlik yetkililerinden birinin kızının Şam’daki Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı’nda düzenlenen bir toplantıya katıldığının ortaya çıkmasıyla yeniden alevlendi. Sert eleştirilerin ardından bakanlık, bir “karışıklık” yaşandığını belirterek kamuoyundan özür diledi ve devrik rejimin sembolleriyle bağlantılı herhangi bir kişinin bakanlık binasında bulunmasını kesin olarak reddettiğini açıkladı. Bakanlık, geçiş dönemi adaleti ile sosyal adaletin çalışma anlayışının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.

Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı’nda düzenlenen bir toplantıdan sızdırılan fotoğrafta, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’na (WFP) bağlı programlardan birinin yöneticisi sıfatıyla Dima Şevket’in toplantıya katıldığı görüldü. Bu durum, Dima Şevket’in devrik rejimin en önde gelen güvenlik yetkililerinden, eski Savunma Bakan Yardımcısı Asıf Şevket’in ilk evliliğinden olan kızı olması nedeniyle geniş çaplı tepkiye yol açtı. Asıf Şevket, aynı zamanda Esad ailesiyle akrabalık bağı bulunan ve Hafız Esad’ın kızı Bușra Esad ile evli bir isimdi.

sdfgthy
Eski güvenlik yetkilisi ve Beşşar Esad’ın kız kardeşinin eşi olan Asıf Şevket, 2012 yılında Şam’da Kriz Hücresi’ne yönelik bombalı saldırıda hayatını kaybetmişti (Zaman el-Vasl)

Yaklaşık bir hafta süren tartışmaların ardından Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı, pazar akşamı yaptığı açıklamada yaşanan “karışıklıktan” dolayı özür diledi. Bakanlık, söz konusu kişinin kimliği hakkında önceden ya da sonradan herhangi bir bilgiye sahip olmadığını, kendisiyle resmi ya da gayriresmi hiçbir temas kurulmadığını ve herhangi bir sıfatla görevlendirilmediğini bildirdi.

Açıklamada, özellikle uluslararası ve BM’ye bağlı kuruluşları temsil eden kişilerin kimlik ve temsil sıfatlarının doğrulanmasının bakanlığın yetki alanına girmediği ifade edildi. Bakanlık ayrıca, uluslararası kuruluşlarla ilişkilerde yeni bir mekanizma benimsendiğini ve devrik rejime mensup olduğu değerlendirilen kişilerin kurumlarına kabul edilmeyeceğine dair resmi bir bildirim gönderildiğini duyurdu. Geçiş dönemi adaleti ve sosyal adaletin, bakanlığın izlediği çizginin temel unsurları olduğu tekrarlandı.

sdfrg
Suriyeli iş insanı Muhammed Hamşo (Arşiv)

Son dönemde, devrik rejimle bağlantılı isimlerin Suriye’de kamusal alanda yeniden görünür hâle gelmesi dikkat çekiyor. Bunlar arasında, Mahir ve Beşşar Esad ile yakın ilişkileriyle bilinen ve uzlaşma süreçlerinden geçen iş insanı Muhammed Hamşo, ya da rejime bağlı milis gruplarından birinin liderliğini yapmış Fadi Sakar gibi isimler yer alıyor. Bu kişilerin ya da çocuklarının kamusal alandaki varlığı, özellikle Esad rejiminin kurbanları ve yakınları açısından ciddi bir provokasyon olarak görülüyor ve geçiş dönemi adaletinin uygulanmasındaki gecikmeler nedeniyle istikrarı tehdit edebilecek bir unsur olarak değerlendiriliyor.

sdfrg
Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı’nın açıklaması

Bu bağlamda, “Suriye Diyaloğu” Merkezi tarafından yayımlanan ve beşerî bilimler alanında uzman araştırmacı Nurs el-Abdullah imzasını taşıyan bir çalışmada, “kamusal hayatın korunması amacıyla Suriye’de siyasi tasfiyeyi düzenleyen açık ve net bir yasanın” çıkarılması çağrısı yapıldı.

El-Abdullah, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, siyasi tasfiyenin amacının, eski rejime bağlı unsurların belirli bir süre için siyasi süreçten ve kamu yönetiminden uzak tutulması olduğunu, bunun mağdurlar için asgari düzeyde adaletin sağlanmasına katkı sunacağını belirtti. Ancak ağır ihlallerin yargı kararıyla sabit olması hâlinde bunun zaten cezai yaptırımlara konu olacağını, siyasi tasfiyenin daha çok bu kapsama girmeyen kişilerle ilgili olduğunu vurguladı.

Araştırmacı, “cezanın şahsiliği” ilkesinin önemine dikkat çekerek, belirli bir sorumluluk düzeyinde yer almamış ya da halk aleyhine işlenen suçlara destek vermemiş kişilerin tasfiye kapsamına alınmasının intikamcı bir yaklaşıma yol açabileceği uyarısında bulundu. Buna karşın, yolsuzlukların dolaylı failleri de dâhil olmak üzere etkilerinin mutlaka izlenmesi gerektiğini söyledi.

dfrgt
Subay Abdülfettah eş-Şeyh (Facebook hesabı)

El-Abdullah ayrıca, eski rejimle bağlantılı bazı kişilerin uluslararası kuruluşlar aracılığıyla yeniden dolaşıma sokulabileceği uyarısında bulundu. Daha önce yapılan çalışmaların, rejime bağlı aktörlerin bu kuruluşlara baskı ve şantaj uyguladığını ortaya koyduğunu hatırlatan El-Abdullah, ABD Kongresi’nin 2024’te kabul ettiği Esad rejimiyle normalleşmeye karşı yasada bu konuya özel bir maddenin yer aldığını belirtti. Ona göre Suriye hükümeti, net bir yasa çıkarılıncaya kadar takdir yetkisini kullanarak mevcut karmaşayı kısmen giderebilir.

Öte yandan siyasi tasfiyenin uygulanması, Suriye’nin bazı bölgelerinde daha karmaşık ve hassas bir boyut taşıyor. Savunma Bakanlığı’nda görevli subay Abdülfettah eş-Şeyh, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Cezire bölgesinde yürütülen askeri operasyonlara katılan isimlerden biri olarak, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile çalışmış alt düzey unsurların takibata uğramasına karşın, lider kadrolara müsamaha gösterildiği gerekçesiyle istifa ettiğini açıkladı. Şeyh, bu kişilerin orduyla “koordinasyon” içinde olduklarının iddia edildiğini belirtti.

Nurs el-Abdullah’a göre Cezire bölgesinde sosyal yapının belirleyici bir rolü bulunuyor ve SDG’nin kontrolündeki özel durum nedeniyle siyasi tasfiyeden söz etmek, bu yapıların devletle entegrasyonunu öngören 10 Mart ve 18 Ocak tarihli anlaşmalar ışığında ilkesel olarak mümkün görünmüyor.

Araştırmacı, siyasi tasfiyenin diğer geçiş dönemi adaleti mekanizmaları gibi son derece hassas ve karmaşık olduğunu, uygulanma biçiminin siyasal dönüşümün niteliğine ve eski rejimin ağ yapısına bağlı olduğunu ifade etti. Tasfiyenin, siyasi intikam ya da keyfî dışlama aracına dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.

cdfvghyju
Geçen kasım ayında Suriye’de geçiş dönemi adalet sürecinin etkinleştirilmesi amacıyla Adalet Bakanlığı’nda düzenlenen istişari toplantı; Ulusal Geçiş Dönemi Adaleti Kurumu Başkanı Abdülbasıt Abdüllatif’in katılımıyla (SANA)

El-Abdullah, tasfiyenin aşırı, rastgele ya da intikamcı şekilde uygulanmasının Irak’taki Baas’tan arındırma sürecine benzer bir tablo yaratabileceği, bunun da derin toplumsal yarılmalara ve ciddi istikrarsızlıklara yol açabileceği uyarısında bulundu. Öte yandan, tasfiyenin hiç uygulanmaması ya da siyasi pazarlıklara kurban edilmesinin de mağdurların yeni kurumlara olan güvenini zayıflatacağını söyledi.

Farklı bir bakış açısıyla konuşan aktivist ve siyasetçi Muhammed Salih ise siyasi yasaklamanın Suriye siyasetinde yeni bir boşluk ve çoraklaşma yaratabileceğini savundu. Salih’e göre esas çözüm, mevcut Suriye yasaları çerçevesinde herkesin yargıya sevk edilmesi ve bir kişinin siyasi faaliyette bulunup bulunamayacağına bağımsız mahkemelerin karar vermesi.

Salih, siyasi tasfiyenin iktidar tarafından uygulanmasının siyasete yönelik en büyük tehdit olduğunu belirterek, nihai kararın halka ait olması gerektiğini ifade etti. Halkın yanlış tercihler yapabileceğini, Almanya örneğinde olduğu gibi Hitler’in iktidara gelmesinin de bunun bir sonucu olduğunu söyleyen Salih, buna rağmen siyasi özgürlüklerin korunmasının, kararın dar bir kadronun eline bırakılmasından çok daha doğru olduğunu dile getirdi.



İsrail’in ‘uçurtmalar’ hakkındaki tehditleri nedeniyle Gazze’deki çocuklar oyun alanlarını kaybetti

Gazze Şeridi’nde uçurtmalarını tutan Filistinli çocuklar (DPA)
Gazze Şeridi’nde uçurtmalarını tutan Filistinli çocuklar (DPA)
TT

İsrail’in ‘uçurtmalar’ hakkındaki tehditleri nedeniyle Gazze’deki çocuklar oyun alanlarını kaybetti

Gazze Şeridi’nde uçurtmalarını tutan Filistinli çocuklar (DPA)
Gazze Şeridi’nde uçurtmalarını tutan Filistinli çocuklar (DPA)

Artık uçurtma uçurmak da yok. Gazze Şeridi’ndeki çok sayıda çocuk gibi 10 yaşındaki Ahmed Hamdune’nin de bu basit eğlencesi elinden alındı. Yıllarca süren savaş ve zorunlu yerinden edilmenin acısını yaşayan çocukların çocuklukları büyük ölçüde tahrip olurken, İsrail’in uçurtmaları hedef alacağı yönündeki tehditleri de peşlerini bırakmıyor.

Sahil şeridinin orta kesimindeki Deyr el-Balah kentine sığınan çocuk, babasının kendisine uçurtmasını uçurmayı yasakladığını söylüyor. Bu kararın, uçurtmaların sınırın İsrail tarafına düşmeye devam etmesi halinde İsrail’in bölgedeki operasyonlarını artıracağı yönündeki tehdidinin ardından alındığını belirtiyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Hamdune, “İşgal güçlerinin tehditleri nedeniyle babam uçurtmalarımı uçurmamı yasakladı. Çok üzgünüm. Sadece uçurtmalarımızı uçurabilmek için uzun süre çubuk ve naylon topladım, ancak işgal güçleri bunlarla oynamamızı engelledi” dedi.

Hamdune, “Bizden ne istiyorlar? Biz sadece küçük çocuklarız. Evimizi ve mahallemizin tamamını yıktılar. Daha ne istiyorlar?” diye sordu.

Uçurtma uçurmaktan artık korktuğunu kabul eden çocuk, “İsrail ordusu neden uçurtmalardan korkuyor? Bunlar sadece naylon ve ipten ibaret. Kimseye zarar vermek istemiyorum. Sadece dünyanın başka yerlerindeki çocuklar gibi oynamak istiyorum” ifadelerini kullandı.

Hamas ise salı günü yaptığı açıklamada, ‘yerinden edilmiş kişilerin kaldığı kamplar ve barınma merkezlerindeki halk komitelerinin, çocukların hedef alınmasından endişe ederek uçurtma uçurulmasını engellemeye çalıştığını’ bildirdi.

İsrail, uçurtma, insansız hava aracı (İHA) veya balon uçurulması halinde Gazze Şeridi’ndeki operasyonlarını artıracağı uyarısında bulundu.

‘Özgürlük duygusu’

Bu tehdit, Gazze Şeridi sınırının güney İsrail tarafında bir grup uçurtmanın bulunmasının ardından geldi. Söz konusu bölgeler, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği saldırının yol açtığı büyük travmayı yaşamıştı.

İsrail medyası, cumartesi günü Gazze sınırındaki yerleşimlerde dört uçurtmanın bulunduğunu bildirirken, İsrail ordusu da pazar günü bir başka uçurtmayı düşürdüğünü açıkladı. Böylece son günlerde bulunan uçurtmaların sayısı yaklaşık 10’a ulaştı.

Bu olaylar, geçmiş yıllarda Gazze’den uçurtma ve yangın çıkaran balonların gönderilmesini ve bunların İsrail’in güneyindeki tarım arazilerinde yangınlara yol açmasını yeniden gündeme getirdi.

Haberlere göre İsrail ordusu, patlayıcı taşımayan uçurtmaların gönderilmesinin arkasında Hamas’ın bulunduğuna inanıyor. Ordu, Hamas’ın İsrail’in vereceği tepkiyi test ediyor olabileceği görüşünde.

Ancak Gazze’deki çocuklar açısından uçurtma yapmak, savaşın enkazı arasında biraz olsun mutluluk hissedebilmenin basit bir yoluydu.

11 yaşındaki Yamen el-Mubeyyed, “Uçurtma, kendi ellerimizle yapabildiğimiz ve gökyüzünde uçurduğumuzda bizi mutlu eden tek şey” dedi.

csdvfgrtbhyju
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bir çadırın içinde uçurtma yapan Filistinli bir çocuk (AP)

İsrail’in gözetleme amacıyla kullandığı İHA’ların vızıltısının bile kendisini uçurtma uçurmaktan alıkoymadığını belirten çocuk, uçurtmaların “biz çocukların hâlâ hayatta olduğumuzu hissetmemizi sağlayan ve bize özgürlük duygusu veren tek şey” olduğunu vurguladı.

‘Neşeyi öldürmek’

Ancak aileler açısından bu oyun artık hayatlarını riske atan bir faaliyete dönüşmüş durumda.

Gazze Şeridi’nin kuzeyinden yerinden edilerek Gazze kentinin batısındaki eş-Şati Mülteci Kampı’na gelen 30 yaşındaki Ekrem Ebu Şerh, “Son iki haftadır çocuklarımın ne ipe dokunmasına ne de uçurtma yapmasına izin veriyorum. Elimden bir şey gelmiyor. İşgal güçleri artık uçurtmayı, bir yerleşim bölgesinin tamamını tahliye etmekle tehdit etmek veya buraya füze atmak için yeterli bir gerekçe olarak görüyor” dedi.

Ebu Şerh, “Bunlar askeri hesaplamaları anlayacak yaşta olmayan çocuklar. Onlar uçurtmayı sadece bir oyun ve enerjilerini atmanın bir yolu olarak görüyor. Ben ise ipe dokunup uçurtmayı uçurmalarında ölümü görüyorum” ifadelerini kullandı.

“Çocuklarım bana çok kızıyordu ve oynayacak başka hiçbir şeylerinin olmadığından şikâyet ediyordu” diyen Ebu Şerh, “Onların üzüntüsünü anlıyorum ancak hayatları herhangi bir oyundan daha önemli” diye konuştu.

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’ndan güneydeki Han Yunus kentine yerinden edilen 34 yaşındaki Ümmü Muaz Huveyla ise şunları söyledi: “Çocuklarım uçurtmalarını alıp dışarı çıktığında, onlara yönelik korkudan kalbim yerinden çıkacakmış gibi çarpıyor. Ancak aynı zamanda kuşatma, savaş, çadır ve sıcaktan nefes almakta zorlanan çocuklarımı engelleyemiyorum.”

fbghnjukı
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampında Filistinli bir çocuk uçurtma tutuyor. (AP)

Gazze Şeridi’ndeki barış planının uygulanmasını denetleyen ABD öncülüğündeki Gazze Barış Kurulu da salı günü İsrail’in misilleme saldırıları düzenleme tehdidinin ardından Hamas’ı uçurtma uçurmaması konusunda uyardı.

Buna karşılık Hamas Siyasi Büro Üyesi Basim Naim yaptığı basın açıklamasında, “Savaş suçlusu (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu’yu memnun etme çabalarının, çocukların masum faaliyetlerini silahlı faaliyetler olarak nitelendirecek noktaya varması mümkün mü? Oysa Netanyahu anlaşmaya rağmen her gün öldürme ve yıkım faaliyetlerini sürdürüyor” ifadelerini kullandı.

Huveyla ise “İşgal güçleri onların kalplerindeki neşeyi öldürmek istiyor. Onlar fazla bir şey istemiyor, sadece bir parça ip ve naylonla bile olsa çocukluklarını yaşamak istiyorlar” değerlendirmesinde bulundu.


Gazze Barış Kurulu’ndan Gazze Şeridi'nde ateşkesin bozulması halinde “geri dönüşü olmayan nokta” uyarısı

İsrail bombardımanı sonucu Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta yaşanan yıkım (AP)
İsrail bombardımanı sonucu Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta yaşanan yıkım (AP)
TT

Gazze Barış Kurulu’ndan Gazze Şeridi'nde ateşkesin bozulması halinde “geri dönüşü olmayan nokta” uyarısı

İsrail bombardımanı sonucu Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta yaşanan yıkım (AP)
İsrail bombardımanı sonucu Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta yaşanan yıkım (AP)

Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov dün, İsrail ile Hamas hareketi arasında Gazze Şeridi'nde sağlanan ateşkesin çökmesi halinde ‘geri dönüşü olmayan noktaya’ gelineceği uyarısında bulundu.

Kıyasıya bir seçim mücadelesi veren İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bu ayın başlarında Mladenov tarafından açıklanan ve Hamas'ın silahlarını Gazze Şeridi'nin yönetimini devralacak yeni bir Filistinli komiteye teslim etmesini öngören 15 maddelik planı açıkça reddetmişti.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) oturumunda konuşan Mladenov, “Gazze'nin yeni bir felaketi daha kaldıracak gücü kalmadı. Ateşkes çöker ve Şerit yeniden geniş çaplı bir çatışma sarmalına sürüklenirse; ortada ne geri dönülecek bir yol haritası, ne bunu hayata geçirecek bir yönetim, ne de sahada yeniden inşa edilebilecek hiçbir şey kalmayacak” ifadelerini kullandı.

sdyjy
Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov (Reuters)

Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre Mladenov, “Bu sadece bir gerileme değil, herkes için geri dönüşü olmayan bir nokta olacaktır” diye ekledi.

Hamas Hareketi temmuz ayı sonlarında, barış planının ikinci aşamasını başlatmayı hedefleyen, silah bırakmasını ve halihazırda topraklarının yüzde 60'ından fazlasını kontrol eden İsrail'in Gazze Şeridi'nden kademeli olarak çekilmesini öngören bir Amerikan yol haritasını kabul etmişti.

Ancak İsrail bu planı onaylamadı. Netanyahu, Gazze Şeridi'nden herhangi bir geri çekilme adımı atılmadan önce Hamas'ın tamamen silahsızlandırılmasını talep ediyor.

İsrail saldırılarının devam etmesinin ateşkesi tehdit ettiğini vurgulayan Mladenov, "Yakın bir tehdide yanıt olarak gerçekleşmeyen her güç kullanımı ve koordinasyon mekanizmasının işletilmediği her olay, bu sürece geri kazanılması çok zor olacak bir bedel ödetiyor" şeklinde konuştu.

Mladenov ayrıca, kendi ifadesiyle Hamas Hareketi’nin ateşkesi ihlal etmeyi sürdürmesinden duyduğu üzüntüyü de dile getirdi.

Ateşkesi tehdit eden ikinci tehlikenin ise tam tersi yönde seyrettiğini ifade eden Mladenov, “Hamas, tüm askeri faaliyetlerini durdurma taahhüdünde bulundu, ancak bu taahhüt henüz tam manasıyla yerine getirilmiş değil” dedi.

Mladenov ayrıca, “Hâlâ taşınmaya devam eden her silah, içinde çalışmaların sürdüğü her tünel ve engellenen her konvoy süreci sekteye uğratıyor ve savaşı yeniden başlatmak isteyenlerin eline bahane veriyor" ifadelerini kullandı.

Mladenov sözlerini, “Geçmiş tecrübelerin de açıkça kanıtladığı üzere, bunun sonuçlarına katlanacak olanlar kadınlar ve çocuklardan oluşan Filistinli sivillerdir” diyerek sonlandırdı.


Haseke'de bölünmenin sona ermesinin rahatlığı: SDG sonrası için bekleyiş

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, salı akşamı Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya geldi (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, salı akşamı Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya geldi (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Haseke'de bölünmenin sona ermesinin rahatlığı: SDG sonrası için bekleyiş

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, salı akşamı Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya geldi (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, salı akşamı Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya geldi (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Mazlum Abdi'nin Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) lağvettiklerini duyurmasının yarattığı genel rahatlamaya rağmen, Haseke’de bir bekleyiş havası hakim. Haseke Vali Yardımcısı ve Başkanlık Ekibi Sözcüsü Ahmed el-Hilali'nin devlet televizyonuna yaptığı açıklamada belirttiği üzere, SDG'nin lağvedildiğinin duyurulması, entegrasyon dosyasının kapandığı anlamına gelmiyor. Öte yandan yerel basın, lağvedilme açıklamasının ardından Haseke’de SDG'ye bağlı unsurların teyakkuza geçtiğini bildirdi.

Şarku'l Avsat'a konuşan ve kimliğinin gizli tutulmasını isteyen Haseke'deki kaynaklara göre vilayetteki beklentiler, SDG ve bölge halkının hesaplarından farklı hesapları olan Kürt unsurlar ve liderlerle bağlantılı yeni gelişmelerin yaşanabileceği ihtimaline işaret ediyor.

Kaynaklar, Haseke'deki farklı kesimlerden birçok siyasi güç ve partinin hızlı değişimlerin ardından durumu değerlendirmek üzere toplantılar yapmak için bir araya geldiğini belirterek ‘istikrarın korunması, siyasi ve kurumsal varlığın güçlendirilmesi, ayrıca (SDG'nin) lağvedilmesinin yansımaları, sahada henüz netleşmeyen güvenlik ve siyasi düzenlemeler ile gelecekteki zorluklara hazırlıklı olunması gerektiği konusunda genel bir uzlaşı sağlandığını’ ifade etti.

Bununla birlikte kaynaklara göre ‘farklı kesimlerden tüm yerel tarafların önümüzdeki döneme bir yeniden inşa ve bölünmeyi sona erdirme aşaması olarak odaklanması’ olumlu göstergeler olarak kendini gösteriyor.

Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali ise, SDG birliklerinin Suriye Arap Ordusu'na entegrasyonunun tamamlandığını ve şimdiye kadar entegre olan birliklerin yaklaşık 4 bin 500 unsuru kapsadığını dile getirdi. Hilali ayrıca, eski Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Bölgesi (KDSDÖY) müfredatlarına ilişkin bir geçiş süreci yaşanacağını ve Kürtçenin önümüzdeki eğitim-öğretim yılından itibaren haftada iki saatlik seçmeli ders olarak resmen okullarda okutulmaya başlanacağını açıkladı.

Yerel basın kaynakları, lağvedilen SDG’nin ‘Devrimci Gençlik’ olarak bilinen unsurlarının Haseke’nin çeşitli sokaklarında güvenlik teyakkuzuna geçtiğini bildirdi. Haseke Medya Merkezi’ne göre bu duruma, yoldan geçenlere yönelik kimlik kontrolleri de eşlik etti.

SDG’ye yakın Kürt medyası Şam'daki görüşmelere dair haberlerinde; SDG ve KDSDÖY’ün lağvedilmesinin Kürt kesiminin dışlanması anlamına gelmediğine, aksine bunun silahlı askeri eylemden Suriye devlet kurumları çatısı altında kapsamlı bir siyasi ve anayasal ortaklığa yönelik resmi bir geçiş olduğuna odaklandı.

SDG ve KDSDÖY kurumlarının lağvedildiğinin duyurulmasıyla birlikte Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Halkla İlişkiler Ofisi Üyesi İbrahim Bıro, ülkenin yeni bir aşamaya girdiğini değerlendirdi. Bıro, Facebook hesabından yaptığı paylaşımda “Bu aşamanın sona ermesi Kürt sorununun bittiği anlamına gelmiyor, aksine bu durum, sorunu Suriye'nin ulusal çerçevesine geri döndüren ve Kürtlerin ulusal, kültürel ve siyasi haklarını anayasal olarak güvence altına alan siyasi ve hukuki bir sürecin başlangıcıdır” ifadelerini kullandı.

dsfv
SDG Komutanı Mazlum Abdi, Şam’daki Halk Sarayı’nda yapılacak televizyon konuşması öncesinde salona Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile birlikte geldi, 25 Ağustos 2026 (AFP)

Ahmed el-Hilali'nin belirttiğine göre ‘29 Ocak 2026 Anlaşması’nın uygulanmaya başlanmasından bu yana geçen 6 aylık süre zarfında binlerce SDG unsuru, Savunma Bakanlığı bünyesindeki tugaylara entegre edildi. Hiali, ‘(SDG) saflarındaki yabancı savaşçıların ayrılarak ülkelerine dönmelerinin, dosyanın çözümündeki ulusal rotayı kanıtladığını’ vurgulayarak Haseke’nin kaynaklarının yüzde 100 oranında Suriye devletinin tasarrufuna geçtiğini ve gelirlerinin devlet hazinesine aktarıldığını kaydetti.

Öte yandan Entegrasyon Dosyası Başkanlık Ekibi Üyesi Mustafa Abdi, SDG’nin bazı liderlerinin devlette görev aldığını teyit etti. Mustafa Abdi, North Press ajansına yaptığı açıklamada, Mazlum Abdi ve İlham Ahmed'in de devlet kademelerinde makam sahibi olacağını belirten Abdi, Kadın Savunma Birlikleri’nin (YPJ) Savunma Bakanlığı'nın değil, İçişleri Bakanlığı'nın kadrosuna dahil edileceğini, Kürtçenin müfredatta yer alacağını ve Kürtlerin haklarının güvence altında olduğunu açıkladı.

xdvfdeb
YPJ üyeleri (Arşiv – Şarku’l Avsat)

Hawar Haber Ajansı, çarşamba günü erken saatlerde geçtiği haberde, YPJ komutanları ile Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab arasında entegrasyon mekanizmalarını görüşmek üzere bir toplantı gerçekleştirilmesinin beklendiğini bildirmişti. 2013 yılında Suriye'nin doğu ve kuzey bölgelerinde kurulan YPJ, 2014 yılında DEAŞ terör örgütüne karşı verilen Ayn el-Arab (Kobani) savaşına katılmasının ardından askeri bir güç olarak öne çıkmıştı.

YPJ’nin Savunma Bakanlığı bünyesine entegre edilmesine yönelik bir öneri bulunuyordu. Ancak Suriye ordusu bünyesinde kadınlara özel bir oluşumun bulunmaması, Şam yönetiminin bu öneriyi kabul etmesinin önüne geçti ve bunun yerine YPJ üyelerinden arzu edenlerin İçişleri Bakanlığı'na entegre edilmesi teklif edildi.

SDG’nin 2015 yılnını ekim ayında ABD öncülüğündeki DEAŞ'la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nun (DMUK) desteğiyle kurulduğu, bünyesinde Arap, Süryani ve Asuri oluşumların yanı sıra ağırlıklı olarak Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile YPJ’yi barındırdığı biliniyor.