Mısır, Sudan ve Somali’nin birliğini desteklemek için Afrika’yı harekete geçirdi

Uzmanlar, Kahire’nin diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmeyi reddettiğini doğruladı

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün düzenlenen Somali ve Sudan konulu Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’nda konuşurken (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün düzenlenen Somali ve Sudan konulu Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’nda konuşurken (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, Sudan ve Somali’nin birliğini desteklemek için Afrika’yı harekete geçirdi

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün düzenlenen Somali ve Sudan konulu Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’nda konuşurken (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün düzenlenen Somali ve Sudan konulu Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’nda konuşurken (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Addis Ababa’da düzenlenen Afrika Birliği (AfB) Yürütme Konseyi toplantıları ve zirve oturumları kapsamında Sudan ve Somali’nin birliğine destek amacıyla Afrika nezdindeki temaslarını yoğunlaştırdı. Dün gerçekleştirilen diplomatik görüşmelerde, Kahire’nin Hartum ve Mogadişu’daki istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları öne çıktı.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün düzenlenen Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, ülkesinin AfB bünyesindeki Barış ve Güvenlik Konseyi’nin Sudan’ın birliği ve egemenliğini destekleyen tüm karar ve açıklamalarına verdiği desteği yineledi. Abdulati, milis güçlerin işlediği tüm ihlalleri ve Sudan’ı bölmeye yönelik girişimlerini kınadıklarını ifade etti.

Abdulati, Mısır’ın Sudan’da barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik taahhüdünü yineleyerek, kapsamlı bir insani ateşkese ulaşılması, bunun kalıcı ateşkese dönüşmesi ve insani yardımların acilen ulaştırılması için yürütülen çabaları aktardı. Mısır’ın çözüm sürecini desteklemek amacıyla uluslararası ve bölgesel taraflarla etkin temas halinde olduğunu belirten Abdulati, Sudanlılara yardımcı olabilecek tüm girişimlere açık olduklarını vurguladı.

trgt
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün Afrika Birliği (AfB) Siyasi İşler, Barış ve Güvenlik Komiseri ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır’ın silahlı milislerin işlediği suç ve ihlalleri tamamen kınadığını dile getiren Abdulati, Sudan’daki ulusal devlet kurumlarının desteklenmesi, ülkenin birliği ve egemenliğinin korunması ve güvenlik ile istikrarın sağlanması için bu kurumların görevlerini yerine getirebilmesinin önemine dikkat çekti. Bunun, barışın yeniden tesisi ve halkların kalkınma ile istikrar yönündeki beklentilerinin karşılanması açısından temel dayanak olduğunu belirtti.

Bölünmenin reddi

Somali’ye ilişkin değerlendirmesinde Abdulati, Somali devlet kurumlarının inşası sürecinde kaydedilen ilerlemeyi memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, Mısır’ın Somali’nin birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğüne verdiği desteğin kararlılıkla sürdüğünü vurguladı. Abdulati, Somali’nin istikrarı ve güvenliğine zarar verebilecek, Afrika Boynuzu’nda bölgesel barış ve güvenliği, ayrıca Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nin emniyetini tehdit edebilecek her türlü dış müdahale ve bölme girişimine karşı olduklarını ifade etti.

Abdulati, Kızıldeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin Afrika Boynuzu’ndaki kırılgan durumu istismar ederek sahillerde askeri varlık oluşturma çabalarını Mısır’ın kesin bir dille reddettiğini belirtti. Bu tür adımların egemenlik ilkelerine ve devletlerin iç işlerine müdahale yasağına açık aykırılık teşkil ettiğini, bölgesel gerilimleri artırabileceğini kaydetti.

Aynı bağlamda Abdulati, Mısır’ın Somali’de devlet kurumlarının güçlendirilmesi ve özellikle terörizmle mücadele kapsamında güvenlik ve istikrarın tesisine yönelik kapasitenin artırılması çabalarına desteğini sürdüreceğini dile getirdi. Bölgesel ve uluslararası çabaların eşgüdüm içinde yürütülmesinin ve bu tehditlerin kaynaklarının kurutulmasının önemine dikkat çekti.

fvdbgrhyj
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün Somalili mevkidaşı ile yaptığı görüşmede (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Afrika İşleri Konseyi Başkan Yardımcısı Salah Halime ise Sudan ve Somali konusunda Mısır’ın istikrarın korunması, devletlerin birliği ve toprak bütünlüğünün savunulması yönünde net bir tutum sergilediğini söyledi.

Salah Halime, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır’ın defalarca vurguladığı ‘kırmızı çizgilerin’ paralel yapılar oluşturulmasına ya da devletin birliği ve toprak bütünlüğünü zayıflatacak adımlara karşı çıkmak olduğunu belirtti. Ayrıca Sudan ve Somali halklarının imkân ve kaynaklarının korunmasının yanı sıra iç işlerine müdahale edilmemesinin de temel ilke olduğunu ifade etti.

Meşruiyeti desteklemek

Salah Halime, söz konusu ilkelerin uluslararası hukuka ve AfB’nin ‘miras alınan sınırların dokunulmazlığı’ ilkesine dayandığını belirterek, bazı güçlerin ise bazı ülkelerin birliğini parçalamaya yönelik ‘ters yönde’ adımlar attığını söyledi. Salah Halime, Mısır’ın Sudan’da bölgesel ve uluslararası düzeyde tanınan mevcut yönetimi desteklediğini, Somali’de ise meşru yönetimin yanında yer aldığını ifade etti.

rfer
Dün düzenlenen Somali ve Sudan konulu Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’ndan (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Abdulati dün, AfB’ye bağlı Barış ve Güvenlik Konseyi’nin Sudan’daki gelişmelere ilişkin düzenlediği istişare toplantısına başkanlık etti. Abdulati, Sudan’ın istikrarının, kaosun ve silahların yayılmasının ve terör tehdidinin artmasının önüne geçilmesi açısından acil bir bölgesel gereklilik olduğunu vurguladı. Kapsamlı bir ateşkese ulaşılması, yardımların engellenmeden ulaştırılmasını sağlayacak etkin bir insani sürecin başlatılması ve eş zamanlı olarak tamamen Sudanlıların sahipliğinde kapsayıcı bir siyasi sürece zemin hazırlanmasının önemine işaret etti; bu çerçevede Dörtlü Mekanizma’nın çabalarına destek verilmesi gerektiğini kaydetti.

Siyaset bilimi profesörü ve Afrika uzmanı Dr. Necla Muri ise Mısır’ın Sudan ve Somali konusundaki temaslarının hem ikili hem de çok taraflı düzeyde yürütüldüğünü belirtti. Muri, bunun Mısır’ın rolü ile AfB Barış ve Güvenlik Konseyi’nin Sudan ve Somali’deki gelişmeleri takip etme sorumluluğundan ve Kahire’nin kıtadaki bölgesel örgütlerle sürekli temas içinde olma yaklaşımından kaynaklandığını söyledi.

Muri, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır’ın Sudan’da barış ve istikrarın sağlanmasında önemli bir rol üstlendiğini, Kahire’nin Sudan’da güvenliğin tesis edilmesi için tüm kapıları zorladığını ve özellikle Sudan devlet kurumlarının her alanda desteklenmesine vurgu yaptığını ifade etti.

Mısır’ın çabaları

Muri, Mısır’ın Sudan’a destek amacıyla çok sayıda etkinliğe ev sahipliği yaptığını belirtti. Bunlar arasında Temmuz 2024’te düzenlenen Sivil Siyasi Güçler Forumu, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve ABD ile birlikte yürütülen Uluslararası Dörtlü çalışmaları ve ocak ayında Birleşmiş Milletler (BM) iş birliğiyle gerçekleştirilen Sudan’da barış girişimlerinin güçlendirilmesine ve koordinasyonuna yönelik beşinci istişare toplantısı yer alıyor. Muri, Mısır’ın Sudan güvenliğini ‘kırmızı çizgiler’ arasında sayarak, bunun aşılmasına asla izin verilmeyeceğini vurguladığını aktardı.

Muri ayrıca, Mısır’ın Somali devlet kurumlarının inşasına verdiği önemi ve Somali’nin birliği ile egemenliğini destekleme kararlılığını yineledi; ülkenin bölünmesine yönelik tüm girişimlere karşı durulduğunu belirtti.

Mısır’ın siyaset, güvenlik ve ekonomi alanlarında çeşitli adımlar attığını ifade eden Muri, bu kapsamda Afrika Boynuzu’nda istikrar ve birliği desteklemeye yönelik güvenlik anlaşmalarını örnek gösterdi. Bunlar arasında, Ekim 2024’te Somali ve Eritre ile imzalanan üçlü iş birliği anlaşması bulunuyor; anlaşma Somali’nin birliği ve egemenliğini korumayı, Eritre’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklemeyi öngörüyor. Muri, Mısır’ın ayrıca İsrail’in Somaliland’ı tanıma girişimine de karşı çıktığını bildirdi.

Bu çerçevede Abdulati dün bir dizi Afrikalı mevkidaşıyla görüşmeler yaptı. AfB Siyasi İşler, Barış ve Güvenlik Komiseri Bankole Adeoye ile görüşmesinde, Sudan konusunda AfB’nin yaklaşımının ‘Afrika sorunlarına Afrika çözümleri’ ilkesine göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı ve Mısır’ın Sudan’ın AfB üyeliğinin yeniden başlamasını desteklediğini ifade etti.

Abdulati, Somali Dışişleri Bakanı Abdüsselam Abdi Ali ile görüşmesinde ise Mısır’ın Somali toprak bütünlüğünü zedeleyecek herhangi bir tek taraflı tanıma girişimine karşı kesin tutum sergilediğini belirtti; bu tür adımların uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve Afrika Boynuzu ile Kızıldeniz bölgesinin istikrarını tehdit ettiğini vurguladı.



Gazze'deki gruplar Mladenov'un önerdiği değişiklikleri kısmen reddetti

Filistinli bir çocuk, dün Gazze'nin merkezindeki Nuseyrat bölgesinde bulunan bir mülteci kampının yakınlarındaki enkazın üzerinde ilerliyor (AFP)
Filistinli bir çocuk, dün Gazze'nin merkezindeki Nuseyrat bölgesinde bulunan bir mülteci kampının yakınlarındaki enkazın üzerinde ilerliyor (AFP)
TT

Gazze'deki gruplar Mladenov'un önerdiği değişiklikleri kısmen reddetti

Filistinli bir çocuk, dün Gazze'nin merkezindeki Nuseyrat bölgesinde bulunan bir mülteci kampının yakınlarındaki enkazın üzerinde ilerliyor (AFP)
Filistinli bir çocuk, dün Gazze'nin merkezindeki Nuseyrat bölgesinde bulunan bir mülteci kampının yakınlarındaki enkazın üzerinde ilerliyor (AFP)

Gazze dışındaki ve içindeki Hamas lider kadrosundan üst düzey kaynakların Şarku'l Avsat’a verdiği bilgilere göre, önümüzdeki günlerde Kahire’ye gidecek olan Hamas heyeti, BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Nikolay Mladenov'un ateşkes önerisine ilişkin "net değişiklikler" içeren bir cevap dosyası sunacak. Kaynaklar, sunulacak yanıtın "tamamen olmasa da kısmi bir reddi" içerdiğini ve Mladenov’un taslağının "olumsuz ve kabul edilemez" bulunduğunu vurguladı.

Filistinli grup kaynakları, Gazze'de bir ateşkes anlaşmasına varılması konusunda iyimserliğin azaldığını belirtti. Hamas ve diğer Filistinli gruplar, Mladenov'un üzerinde değişiklik yaptığı öneri metnini ve İsrail’in "olumsuz" olarak nitelendirilen yanıtını, görüşmelerin "başlangıç noktasına geri dönmesinin" temel sorumluları olarak görüyor.

Gazze dışındaki Hamas yönetiminden bir yetkili, "Mladenov’un sunduğu değişikliklerin bu haliyle kabul edilmesi mümkün değil" ifadelerini kullandı. Müzakerelere katılan kaynaklara göre arabulucular da Mladenov’un yaptığı değişikliklerden memnun değiller.


Libya meselesinde istihbarat öne geçerken diplomasi zayıflıyor

Abdusselam ez-Zobi, Massad Boulos ve AFRICOM Komutan Yardımcısı Korgeneral John W. Brennan ile birlikte (Ulusal Birlik Hükümeti'nin resmi sayfası)
Abdusselam ez-Zobi, Massad Boulos ve AFRICOM Komutan Yardımcısı Korgeneral John W. Brennan ile birlikte (Ulusal Birlik Hükümeti'nin resmi sayfası)
TT

Libya meselesinde istihbarat öne geçerken diplomasi zayıflıyor

Abdusselam ez-Zobi, Massad Boulos ve AFRICOM Komutan Yardımcısı Korgeneral John W. Brennan ile birlikte (Ulusal Birlik Hükümeti'nin resmi sayfası)
Abdusselam ez-Zobi, Massad Boulos ve AFRICOM Komutan Yardımcısı Korgeneral John W. Brennan ile birlikte (Ulusal Birlik Hükümeti'nin resmi sayfası)

Kerime Naci

Geçtiğimiz perşembe günü Washington'da yaptığı görüşmede, Ulusal Birlik Hükümeti Savunma Bakanlığı Müsteşarı General Abdusselam ez-Zobi, ABD Başkanı'nın Arap, Ortadoğu ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos ve ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) Komutan Yardımcısı Korgeneral John W. Brennan ile Libya'nın istikrarını desteklemek ve bölgesel güvenliği güçlendirmeye katkıda bulunmak için, Libya askeri kurumunu birleştirme çabalarını desteklemeyi, askeri iş birliği alanlarını genişletmeyi, eğitim ve kapasite geliştirme programlarını, terörle mücadelede koordinasyonu artırma, sınırları güvence altına alma ve sınır ötesi tehditlerle mücadele etme yollarını ele aldı.

Libya-Amerikan güvenlik istişarelerinden önce yoğun bir küresel istihbarat faaliyeti yürütüldü. Bölünmüş ülkenin doğu ve batı bölgeleri, Libya dosyasına dahil olan bölgesel ve uluslararası güçlerin istihbarat şeflerini ağırladı; bunlar arasında Mısır istihbarat şefi Hasan Reşad, Türkiye istihbarat şefi İbrahim Kalın ve İtalyan istihbarat şefi Giovanni Caravelli de vardı. Görüşmeler, güvenlik ve siyasi kurumların birleştirilmesine odaklandı.

Bu istihbarat ve askeri hareketliliğin eş zamanlı olması, Libya meselesinin “geleneksel diplomasi”den, güvenlik ve siyasi uzlaşı ve mutabakatların resmi olarak açıklanmadan önce kapalı kapılar ardında formüle edildiği ve “istihbarat diplomasisi” olarak tanımlanabilecek bir alana ne ölçüde kaydığı konusunda soruları gündeme getirdi.

İstihbarat diplomasisi

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Uluslararası Hukuk ve Diplomatik İlişkiler Profesörü Yusuf el-Sağir, Türkiye, Mısır ve İtalya istihbarat şeflerinin Libya'ya eş zamanlı ziyaretlerinin, ülkenin artık “istihbarat diplomasisi” olarak adlandırılan durumla karşı karşıya olduğunu doğruladığını düşünüyor. Diplomatik ilişkiler uzmanı, “Dışişleri bakanlıkları genellikle ülkeler arasındaki siyasi iletişimi yönetirken, istihbarat teşkilatları arka planda kalır. Ancak, konular son derece hassas hale geldiğinde ve taraflar arasındaki güven sınırlı olduğunda, inisiyatif gizlice faaliyet gösterebilen güvenlik ve istihbarat kanallarına kayar. Bu bağlamda, istihbarat diplomasisi, resmi siyasi duyurulara geçmeden önce, pozisyonları test etmek ve bir ön uzlaşıya varmak amacıyla gizli müzakereler için bir araç olarak öne çıkar” diye açıkladı.

Diplomatik ilişkiler uzmanı, istihbarat şeflerinin kısa bir süre içinde Trablus ve Bingazi'ye yaptıkları ziyaretlerin dikkat çekici bir şekilde eş zamanlı olmasının tesadüf gibi görünmediğini de sözlerine ekledi. Zira istihbarat teşkilatları, ortak konular veya birden fazla taraf arasında koordine edilen siyasi mesajlar olmadıkça genellikle bu kadar yakın bir tempoda hareket etmezler.

Sağir, ındependent Arabia’ya verdiği röportajda, toplantıları takip eden kısa resmi açıklamaların, temasların hâlâ istikşafi aşamada olduğu izlenimini güçlendirdiğini, çünkü ayrıntıların kamuoyunun gözünden uzak tutulmasının tercih edildiğini söyledi. Bu aktivizm, Libya'daki siyasi bölünmeyi sona erdirmeyi ve yürütme yetkisini yeni bir uzlaşmaya dayalı çerçeve içinde yeniden yapılandırmayı amaçlayan küresel ve bölgesel girişimler hakkında söylenenlerin ışığında daha da önem kazanıyor.

Uzman şu açıklamalarda da bulundu: “Bu koşullar altında, yalnızca siyasi bir anlaşmaya varmak değil, aynı zamanda sürdürülebilirliğini sağlayacak ve sahadaki ilk sınavda çökmesini önleyecek güvenlik garantileri sağlamak da bir gerekliliktir. Bu açıdan bakıldığında, güvenlik kurumlarının neden diplomatların önüne geçtikleri anlaşılabilir. Bu kurumlar sadece siyasi pozisyonları değil, aynı zamanda tarafların sahadaki gerçek güç dengesine ne kadar bağlı kalabileceklerini ve olası bir çözümün başarısı için gereken garantilerin niteliğini de incelerler. Bu nedenle, rolleri sadece bilgi toplamanın ötesine geçerek doğrudan uzlaşıların oluşturulmasına katkıda bulunmayı da kapsar.”

 Libya'nın bugün yaşadıklarının, klasik anlamda istihbarat diplomasisiyle sınırlı olmadığını, aksine güvenlik alanında istikşafi işlevlerin siyasi müzakere ve yürütme garantilerinin oluşturulmasıyla iç içe geçtiği “sessiz güvenlik-siyasi müzakere” olarak adlandırılabilecek bir modele daha yakın olduğunu belirtti. Bunun temel bir gerçeği, Libya dosyasının, bölgesel ve uluslararası aktörler tarafından hâlâ aynı anda hem güvenlik hem de siyasi bir mesele olarak görüldüğünü yansıttığını söyledi.

Önce güvenlik istikrarı

“İbd’a Çalışmalar Vakfı” Direktörü Abdullah el-Garyani, “Mısır, Türkiye ve İtalya gibi Libya dosyasına dahil olmuş ülkelerin son istihbarat ziyaretlerinin, herhangi bir siyasi anlaşmanın güvenlik açısından gücünü anlamayı amaçladığını” belirtti. “Bu ülkeler için Libya'da çok önemli güvenlik hususları var; bunlar arasında istihbarat alanında iş birliği ve çatışmanın taraflarının ve özellikle de Batı Libya'nın gerekli güvenlik ve askeri dengeleri sağlamaya hazır olup olmadıklarının değerlendirilmesi de yer alıyor” diye ekledi.

Garyani şu ihtimali de dile getirdi: “Bu istihbarat akışı, Libya'da gelecekteki herhangi bir siyasi süreci güvence altına alabilecek bir güvenlik istikrarının olduğuna dair bölgesel mesajlar gönderme çerçevesi içinde yer alıyor, çünkü güvenlik konuları, ister Mossad Boulos’un girişimi, ister ülkenin batısında durumu istikrara kavuşturmaya yönelik diğer siyasi manevralar çerçevesinde olsun, herhangi bir anlaşmanın sağlamlığının temel garantisidir. Kaldı ki Doğu Libya, Boulos’un girişimini desteklediğini duyurdu ve Genel Komutanlıktan yapılan açıklama ile silahlı kuvvetlerin hayata geçene kadar bu girişimi koruyacağını vurguladı.”

sdfvfdbv
Libya Ulusal Ordusu Başkomutan Yardımcısı Saddam Hafter, Bingazi'de Türkiye’nin İstihbarat Şefi ile bir araya geldi (Libya Ordusu Genel Komutanlığı sayfası)

Uluslararası ilişkiler uzmanı Halid Hicazi, Libya sahnesinde diplomatik temsilciler yerine istihbarat şeflerinin öne çıkmasının nedenini şöyle açıkladı: “15 yılı aşkın süren bölünme ve çatışmanın ardından, siyasi meseleler doğrudan güvenlik ve askeri konularla bağlantılı hale geldi. Güvenlik sorunlarını çözmeden, askeri kurumları birleştirmeden, sınırları güvence altına almadan, petrol tesislerini korumadan ve silahlı çatışmaların tekrar yaşanmamasını sağlamadan birleşik bir hükümet, seçimler veya siyasi bir çözümden bahsetmek artık mümkün değil. Bu nedenle, güvenlik ve istihbarat kanalları, mesajları iletmede, yerel ve bölgesel taraflar arasında uzlaşılar sağlamada geleneksel diplomatik kanallardan daha hızlı ve etkili hale geldi.”

Hicazi, bu ziyaretlerin kötüleşen güvenlik durumuna ilişkin endişeleri mi yansıttığı yoksa yeni bir siyasi aşamanın yaklaştığını mı gösterdiği sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Her iki faktörü de bir araya getiriyor. İlgili ülkeler, devam eden siyasi ve ekonomik bölünmenin, sınır güvenliği, terörizmle mücadele, yasadışı göç veya enerji güvenliği gibi doğrudan çıkarlarını tehdit eden güvenlik gerilimlerine yol açabileceğinin farkındalar. Bu nedenle, bu ülkeler olası bir patlamayı gerçekleşmeden önce önlemeye çalışıyorlar.”

Sözlerini sürdürerek: “İletişimin yoğunluğu ve hareketlilik, kurumların birleştirilmesi, yürütme organının yeniden yapılandırılması ve genel seçimlerin yapılması için koşulların oluşturulması gibi yaklaşan siyasi düzenlemeler, ayrıca gelecekteki herhangi bir çözümün sürekliliğini garanti altına alacak bölgesel ve uluslararası uzlaşılar ile ilgili ciddi istişarelere işaret ediyor” dedi.

Hicazi şuna da dikkat çekti: “Bu hareketlilik, bölünmeyi sona erdirme ve daha istikrarlı bir aşamaya geçme çağrılarının arttığı bir dönemde yaşanıyor. İstihbarat teşkilatlarının başkanları bu düzeyde bir aktivizmle hareket ettiklerinde, bu genellikle, siyasi girişimler olarak duyurulmadan önce perde arkasında uzlaşıların formüle edildiğinin bir göstergesidir.”

Uluslararası ilişkiler uzmanı, Libya'nın bugün yaşadıklarının geçici güvenlik adımlarından ibaret olmadığını, aksine Libya'da bölgesel ve küresel güçlerin, önümüzdeki dönemde Libya'nın siyasi sahnesini yeniden şekillendirebilecek siyasi düzenlemelere geçmeden önce istikrarı sağlamaya öncelik verecekleri yeni bir siyasi aşamanın öncüsü olabileceğini düşünüyor.


İsrail ateşkese rağmen İHA'larla Lübnan'da istihbarat ve psikolojik savaş yürütüyor

İsrail'e ait insansız hava araçları, Lübnan'ın farklı bölgelerinde yaşayan halk üzerinde psikolojik baskı unsuruna dönüştü. (AP)
İsrail'e ait insansız hava araçları, Lübnan'ın farklı bölgelerinde yaşayan halk üzerinde psikolojik baskı unsuruna dönüştü. (AP)
TT

İsrail ateşkese rağmen İHA'larla Lübnan'da istihbarat ve psikolojik savaş yürütüyor

İsrail'e ait insansız hava araçları, Lübnan'ın farklı bölgelerinde yaşayan halk üzerinde psikolojik baskı unsuruna dönüştü. (AP)
İsrail'e ait insansız hava araçları, Lübnan'ın farklı bölgelerinde yaşayan halk üzerinde psikolojik baskı unsuruna dönüştü. (AP)

Ateşkesin yürürlüğe girmesine rağmen, İsrail'e ait insansız hava araçlarının (İHA) uğultusu Lübnan'da güneyden Beyrut'un güney banliyölerine ve Bekaa Vadisi'ne kadar günlük hayatın değişmeyen unsurlarından biri olmayı sürdürüyor.

Bu uçuşlar artık yalnızca askeri keşif faaliyeti olarak görülmüyor. İsrail'in istihbarat toplama, hedef listesini güncelleme ve ihtiyaç halinde suikast ya da nokta operasyonları gerçekleştirmeye hazır olma stratejisinin temel unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor.

Bunun yanında İHA'lar, savaşın henüz sona ermediği ve Lübnan hava sahasının hâlâ İsrail'in kontrolü altında bulunduğu hissini canlı tutarak siviller üzerinde sürekli psikolojik baskı oluşturuyor.

Askeri uzmanlar, bu uçuşların sürmesinin, İsrail'in Hizbullah ile mücadelenin henüz sonuçlanmadığı ve silah meselesine nihai bir çözüm bulunmadan hava sahasındaki hareket serbestisini terk etmeyeceği yönündeki yaklaşımını yansıttığı konusunda görüş birliği içinde.

"İHA'lar bitmeyen savaşın parçası"

Güvenlik ve savunma uzmanı Riyad Kahveci, İsrail İHA'larının Lübnan hava sahasındaki yoğun varlığının olağanüstü bir durum olmadığını, bunun İsrail'in ateşkese rağmen Hizbullah'a karşı sürdürdüğü mücadelenin doğal bir parçası olarak gördüğü keşif ve istihbarat faaliyetleri kapsamında değerlendirildiğini söyledi.

Kahveci, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, "İHA'lar Lübnan semalarında kalmaya devam edecek. İsrail bunları sürekli keşif ve gözetleme amacıyla kullanıyor. Güney banliyöleri, Beyrut ve çevresi, güney Lübnan ile Bekaa'daki Hizbullah hareketliliğini bu araçlarla izliyor. İsrail'e göre Hizbullah'la savaş sona ermiş değil. Bugün yaşanan yalnızca bir ateşkes veya gerilimin geçici olarak düşmesidir. İsrail'in bakış açısına göre çatışma devam ediyor" dedi.

cdfvfrb
İsrail'e ait insansız hava araçları Lübnan semalarından eksik olmuyor. (EPA)

İsrail'in Lübnan hava sahasında serbest hareket ettiğini düşündüğünü belirten Kahveci, "Geçmişte daha çok uzak mesafeden keşif faaliyetlerine ağırlık veriliyordu. Bugün ise donmuş bir savaş süreci yaşanıyor. Suikastlar ve sınırlı askeri operasyonlar devam ettiği için keşif faaliyetleri de İsrail'in askeri faaliyetlerinin ayrılmaz bir parçası olmayı sürdürüyor" ifadelerini kullandı.

Yakın zamanda  bu uçuşların sona ermesini beklemediğini belirten Kahveci, "Bunların kısa vadede duracağını kesinlikle düşünmüyorum. Silah meselesine ilişkin bir çözüme ulaşılıncaya kadar devam edecekler. Bu nedenle mevcut aşamada İHA uçuşlarının sona ermesini beklemiyorum" diye konuştu.

Sessiz İHA diye bir şey yok

Teknik açıdan da değerlendirmelerde bulunan Kahveci, kamuoyunda dile getirilen "sessiz İHA" iddialarının gerçeği yansıtmadığını söyledi.

"Sessiz İHA diye bir şey yoktur. Bütün İHA'lar ses çıkarır; fark yalnızca motor tipine bağlı olarak ses seviyesindedir." diyen Kahveci, casusluk amacıyla kullanılan küçük bataryalı İHA'ların daha düşük ses çıkardığını, ancak İsrail'in Lübnan üzerinde kullandığı araçların farklı modellerden oluştuğunu ve keşif-gözetleme görevleri için tasarlandığını ifade etti.

Kahveci, İHA'nın daha yüksek ya da daha düşük ses çıkarmasının tek başına askeri bir anlam taşımadığını belirterek, bunun yalnızca kullanılan platform ve motor tipiyle ilgili olduğunu söyledi.

Keşif ve saldırı görevini birlikte yürütüyorlar

Kahveci, Lübnan üzerinde uçan İsrail İHA'larının tamamının yalnızca keşif amaçlı olmadığını da vurguladı.

Bu araçların kameralarla donatıldığını belirten Kahveci, "Bazıları silahlıdır ve küçük füzeler taşır. Dolayısıyla gerektiğinde doğrudan hedef vurabilirler. Keşif görevinin yanında saldırı kapasitesine de sahiptirler." dedi.

fvfevbef
İsrail'e ait insansız hava araçlarının Lübnan semalarındaki varlığı, henüz sona ermeyen savaşın bir parçası olarak görülüyor. (AFP)

İsrail'in bu İHA'ları düşük irtifada yoğun şekilde kullandığını belirten Kahveci, bunun nedeninin Hizbullah'ın hava savunma kapasitesinin oldukça sınırlı olması olduğunu söyledi.

Kahveci, "Her İHA'nın belirli bir görevi vardır. Bazıları belirli kişileri izlerken, bazıları belli bölgeleri gözetler. Her platformun kendine özgü operasyonel görevi bulunuyor." ifadelerini kullandı.

Amaç hedef listesini sürekli güncellemek

Emekli Tuğgeneral Said Kazah da İsrail İHA'larının Lübnan üzerindeki faaliyetlerinin, İsrail'in Hizbullah'la savaşın henüz sona ermediğine inandığını gösterdiğini belirtti.

Kazah, bu İHA'ların aynı anda istihbarat, saldırı ve psikolojik savaş görevleri yürüttüğünü söyledi.

"İHA uçuşlarının ilk mesajı, İsrail'in savaşın hâlâ sürdüğünü göstermek istemesidir. İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşın resmen sona erdiği ya da taraflar arasında nihai bir düşmanlıkların sona erdirilmesi anlaşmasının yapıldığı açıklanmış değildir." dedi.

Bu uçuşların amacı yalnızca siyasi mesaj vermeyi hedeflemediğini İfade eden Kazah, "Asıl hedef, hedef bankasını sürekli güncellemektir. Aynı zamanda İsrail'in kendisi açısından tehdit olarak değerlendirdiği her türlü faaliyeti, ister Beyrut'un güney banliyölerinden ister Lübnan'ın başka bölgelerinden kaynaklansın, kesintisiz biçimde izlemektir" ifadelerini kullandı.

İHA'ların her gün hava fotoğrafları çektiğini belirten Kazah, bu görüntülerin önceki kayıtlarla karşılaştırıldığını, daha sonra yapay zekâ sistemleri ve askeri analistler tarafından incelenerek askeri nitelik taşıyan yeni hedeflerin belirlenmeye çalışıldığını söyledi.

Psikolojik savaşın da önemli bir parçası

Kazah, daha düşük ses çıkaran İHA modellerinin bulunduğunu ancak bunların bugün Lübnan üzerinde görev yapan araçların yerine kullanılmasının uygun olmadığını belirtti.

Bunun nedeninin mevcut İHA'ların yalnızca keşif değil, aynı zamanda saldırı görevlerini de yerine getirmesi olduğunu vurgulayan Kazah, bu platformların gelişmiş keşif sistemleri ve füzelerle donatıldığını, böylece tehdit olarak değerlendirilen hedeflere anında müdahale edebildiğini söyledi.

Kazah, İsrail'in bu İHA'ları yalnızca operasyonel gerekçelerle kullanmadığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:

"Bu araçlar psikolojik savaşın da önemli bir unsurudur. İsrail, Lübnanlıların İsrail ordusunun hâlâ sahada olduğu, savaşın kapanmadığı ve düşmanlıkların tamamen sona ermesini ve silah meselesinin çözüme kavuşmasını garanti altına alacak nihai bir anlaşma sağlanmadan operasyonlarını durdurmayacağı mesajını sürekli hissetmesini istiyor."