2026 Ramazan’ında seyirciyle bulaşacak iddialı diziler gerçek hayattan hikayelerden ilham alıyor

2026 Ramazan’ında seyirciyle bulaşacak iddialı diziler gerçek hayattan hikayelerden ilham alıyor
TT

2026 Ramazan’ında seyirciyle bulaşacak iddialı diziler gerçek hayattan hikayelerden ilham alıyor

2026 Ramazan’ında seyirciyle bulaşacak iddialı diziler gerçek hayattan hikayelerden ilham alıyor

Oyuncular, prodüksiyon ve yönetmenlik ekipleri aylarca bu an çalışıyor. İşte uzun zamandır beklenen o an geldi ve 2026 yılının Ramazan ayı dizilerinin yayınlanması için geri sayım başladı.

Okyanustan Körfez'e onlarca dizi seyirciyle buluşacak. Her zamanki gibi, bu diziler dramadan komediye, gerilimden, tarih, polisiye, fantastik ve diğer televizyon türlerine kadar geniş bir yelpazede çeşitleniyor.

Bu yıl Mısır televizyonlarında boy gösterecek diziler, gerçek hayattan alınmış heyecan verici ve dokunaklı hikayeler anlatacağı için büyük bir heyecanla bekleniyor. Suriye yapımı diziler ise Beşşar Esad rejiminin düşüşünden ve ardından rejim hapishanelerinde işlenen zulümlerin ortaya çıkmasından etkilenmiş gibi görünüyor. Tarihten esinlenen Körfez ülkeleri yapımı diziler ise toplumla ilgili hikayelere odaklanırken bazıları da geçtiğimiz Ramazan ayında başarılı olan yapımların devamı niteliğinde.

sdcds
“Şari’u’l-A’şa” dizisi, ilk sezonun başarısının ardından ikinci sezonuyla yeniden izleyicisinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor (Shahid platformu)

Ramazan sezonu yarışına büyük isimlerden bazıları geri dönerken Mısırlı aktör Muhammed Ramadan gibi bazı isimler ise bu yıl hiçbir dizide yer almadı. Lübnanlı yıldız Nadine Nassib Njeim, “Mumkin” (Olabilir) adlı dizisinin Ramazan sezonu sonrasına ertelenmesi nedeniyle ekranlarda olmayacak. Mısırlı aktris Ghada Abdel Razek ise yapım şirketiyle anlaşmazlıklar yaşadığı için “Aaliya” dizisinden çekildi.

sdcd
2026 Ramazan dizileri sezonunda yer almayan bazı yıldızlar (Instagram)

Körfez bölgesinin 2026 Ramazan ayı için en güçlü yapımları

Şari’u’l-A’şa 2

Şari’u’l-A’şa (el-A’şa Caddesi) dizisi, geçtiğimiz yıl Ramazan ayında başlayan başarılı yolculuğuna devam ediyor. Dizi ikinci sezonunda da el-Aşa Caddesi sakinleri hakkında daha fazla hikayeyle izleyicisinin karşısına çıkacak. Badryah El-Bishr’in romanından uyarlanan dizi, 1970'lerin Riyad'ında geçiyor. Dizinin yıldızı Suudi aktris İlham Ali, bu sezon birçok zorluğa karşı ailesini korumaya devam eden karakteri Wadhah hakkında konuştu. Ali'nin yanı sıra, kadroda Khalid Saqr, Aisha Kay, Lama Abdel Wahab ve diğer Suudi ekran yıldızları da yer alıyor.

Al-Ghamiza

Kuveytli aktris Huda Hussein, 1970'lerde geçen “Al-Ghamiza” (Körebe) dizisiyle Körfez bölgesinde yapılan Ramazan dizilerine geri dönüyor. Dizi, fiziksel durumu ve karşılaştığı toplumsal zorluklara rağmen ailesini bir arada tutmaya ve terzilik yapmaya çalışan kör bir anne olan Widad'ın hikâyesini anlatıyor. Dizide Huda Hussein’in yanı sıra Mahmoud Bouchery, Fatima Al-Safi, Laila Abdullah ve diğer oyuncularla birlikte rol alıyor.

Kisra

“Kisra” toplumun gelenekler ile zamanın getirdiği değişiklikler arasında bölündüğü 1990'larda geçen toplumsal bir hikayeyi anlatıyor. Aref (Daoud Hussein) ve Dananir (Taif) kendi dünyalarında mutlu oldukları bir yuva kurmak için mücadele eden bir çifttir. Ancak çocukları, paranın cazibesine kapılıp açgözlülüğün esiri olurlar ve isyan rüzgârları eser. Bu da ebeveynlerinin fedakârlıklarını nankör çocuklarıyla acı bir mücadeleye dönüştürür.

Yevmiyyat Racul Mütezevvic

Suudi oyuncu İbrahim Al-Hajjaj “Yevmiyyat Racul Anis” (Bekâr Bir Adamın Günlüğü) adlı dizinin ardından, ikinci sezonla “Yevmiyyat Racul Mütezevvic” (Evli Bir Adamın Günlüğü) ile ekranlara geri dönüyor. Suudi Arabistan yapımı komedi dizisi, daha komik durumlar ve sosyal meseleleri ele alırken daha fazla dürüstlük vaat ediyor.

Dizide Hajjaj’a Saeed Saleh, Fatima Al-Sharif, Aida Al-Qasim ve diğerleri gibi deneyimli aktörlerden oluşan bir ekip eşlik ediyor.

Bu sezon izlenmesi gereken diğer Körfez dizileri arasında “Kahilan”, “Ghalt Banat”, ‘Hamdiya’, “Banat Abdul Ghani” ve “Amour Ailiah” gibi yapımlar yer alıyor.

2026 Ramazan ayının en çok beklenen Mısır dizisi: “Sahab al-Ard”

WATCH IT platformunda yayınlanacak olan dizi, Gazze’deki savaşı genel arka plan olarak alıyor. Başroldeki aktör Iyad Nassar, trajediyi tüm ayrıntılarıyla yaşayan ve kuşatma ve bombardıman altında mahsur kalan yeğenini kurtarmak için mücadele eden Filistinli bir adamı canlandırıyor.

Nassar’a Mısırlı bir sağlık ekibinde çalışan bir doktoru canlandıran aktris Menna Shalaby eşlik ediyor. Alevler ve savaşın zorlu koşulları arasında, karakterler arasında insani ilişkiler gelişiyor ve drama ile belgeseli harmanlayan bir hikaye ortaya çıkıyor.

Toplamda 15 bölümlük dizide rol alan oyuncular arasında Adam Bakri, Tara Abboud ve Kamel el-Basha bulunuyor.

Senaryosu Ammar Sabri tarafından yazılan dizi, Peter Mimi tarafından yönetildi. Sahab al-Ard, İsrail basınının dikkatini çekerken Yedioth Ahronoth gazetesi, dizinin yüksek reytingler alacağı tahmininde bulundu.

“Menna’a”

Tunuslu aktris Hend Sabri, Ramazan dizilerinden beş yıldır uzaktı. Ancak ‘Yango Play’ platformundaki “Menna’a” (Bağışıklık) dizisiyle geri dönüyor. Dizide Gharam karakterini canlandıran Sabri, sinema ve televizyonda tanındığı rollerden farklı bir rol sergiliyor.

Gerilim dolu dizi, 1980'ler Kahire’sinde işçi sınıfının yaşadığı el-Batniya Mahallesi’nde geçiyor. Gharam, bu mahallede tüm karanlık ve tehlikeli sırlarıyla uyuşturucu mafyasına girmeye zorlanıyor. Amr el-Daly'nin yazdığı ve Hussein El-Manbawy'nin yönettiği dizide Sabri'nin yanı sıra Khaled Selim, Ahmed Khaled Salah, Mohamed Anwar ve diğer oyuncular rol alıyor.

scdsc
Hend Sabri, Ramazan dizilerine beş yıl ara verdikten sonra “Gharam” karakteriyle geri dönüyor (Yango Play)

“İfrac”

Alsabah Media Group ve Shahid platformu tarafından yapılan umut verici bir tanıtım duyurusu, Amr Saad'ın Abbas Al-Rais karaterini üstlendiği “İfrac” (Salıverme) dizisinin yayınlanacağını müjdeledi.

Karısını ve iki kızını öldürdüğü suçlamasıyla yıllarca hapis yattıktan sonra serbest bırakılan ana karakter, bir kahraman olmaktan ziyade, suçun gizemi, suçluluğun ağırlığı ve toplumun yargısı altında eziliyor.

Dışarıya taşan psikolojik ve insani bir yaklaşımla, karakterler gergin bir psikolojik atmosferde hareket ediyor. Dizinin, insanların kötülükleri, travmaları ve hayal kırıklıkları da dahil olmak üzere gerçekliğini en gerçekçi şekilde aktardığına şüphe yok. Dizide ayrıca aktris Tara Emad'ın daha önceki rollerinden farklı bir görünümle canlandırdığı karakter dikkati çekiyor.

Ra’su’l-Afaa

“Ra’su’l-Afaa” (Yılanın başı) dizisi, Ameer Karara'nın Arap dizilerinde nadiren işlenen gerilim dolu bir ortamda ulusal güvenliği tehdit eden bir terörist komployla karşı karşıya kaldığı bir suç draması türündedir.

Gerçek olaylardan esinlenen dizi, senaryosu Hani Sarhan tarafından yazılan diziyi Mohamed Bakir yönetti. Dizi, WATCH IT platformunda izlenebilir.

Karara'ya dizide Müslüman Kardeşler'in (İhvan) eski baş rehberi Mahmud Ezzat’ı canlandıran Sherif Mounir ve Ramazan dizilerine dört sezonluk bir aradan sonra geri dönen Magda Zaki eşlik ediyor.

El-King

Heyecan verici bir aksiyon dizisi olan “el-King” (Kral) adlı yapımda, başrol oyuncusu Mısırlı aktör Mohammad Emam, kardeşleriyle miras için savaşan Hamza karakterini canlandırıyor. Dizide bir yandan olaylar gelişirken, baş kahraman basit, fakir bir hamaldan uluslararası bir çete ağının peşinde olduğu nüfuzlu bir iş adamına dönüşüyor.

Dizi, Hamza'nın iki aşk arasında kalmasına neden olan bir çatışma şeklindeki romantizmden de yoksun değil. İmam, Shahid platformunda yayınlanan dizide Hanan Motawe, Basant Shawky, Mostafa Khater, Mirna Jamil ve geniş bir oyuncu kadrosuyla birlikte rol alıyor.

“Etnen Gherna”

Romantik sosyal dramaya geçersek, Aser Yassin ve Dina El Sherbiny, “Etnen Gherna” adlı yapımda ilk kez ekranlarda bir araya geliyor. Hikaye ailevi ve kişisel krizler yaşayan tanınmış bir aktris ile eşinden ayrılmış bir öğretmen etrafında gelişir. Kader onları bir araya getirir ve birçok zorlukla karşı karşıya bırakır. 15 bölümlük dizi, WATCH IT platformunda izlenebilir.

“Ve Nensa illi Kan”

Geçtiğimiz yıl Ramazan ayında “Ve Tegabul Habib” adlı yapımda başarılı bir ikili olan Yasmin Abdulaziz ve Karim Fahmy, “Ve Nensa illi Kan” (Olanları unutalım) adlı yeni bir sosyal dramada yeniden bir araya geliyor.

Spot ışıklarından ve ünlülerin hayatından çok da uzak olmayan bu dizi, tehdit mesajları alan Jalila Raslan adlı bir sanatçının hikâyesini anlatıyor. Jalila, sadece Bedir adlı korumasının yanında kendini güvende hisseder ve Bedir daha sonra, onun çalışanı olmaktan çıkıp sevgilisi olur.

Dizinin kadrosunda Abdulaziz ve Fahmy’nin yanı sıra Shirin Reda, Menna Fadali, Khaled Sarhan, Edward ve diğer sanatçılar yer alıyor. Amr Mahmoud Yassin'in yazdığı dizinin yönetmen koltuğunda Mohamed Al-Khabiri oturuyor. Dizi, Ramazan ayı boyunca Shahid platformunda gösterilecek.

Mai Omar, Sawsan Badr, Engy El-Mokadem ve diğerlerinin rol aldığı “Al-Sitt Mona Lisa” gibi diziler de bu Ramazan’da izleyicisiyle buluşmayı bekliyor.

Ahmed Malek ve Hoda Al-Mufti'yi bir araya getiren “Sawa Sawa” adlı dizinin yanı sıra, Majid Al-Kaddouani ve Yousra Al-Lozi'nin başrollerini paylaştığı “Kan Ya Kan” ve Nelly Karim ve Sherif Salama'nın rol aldığı “Ala Ad El Hob” gibi dizilerde ekranlara gelecek.

Ramazan sezonunda sanatçı Mahmoud Hamida, Tarek Lotfy, Nada Moussa ve Aida Riad ile birlikte “Forsa Akhira” dizisinde dikkat çekici bir performans sergiliyor.

Gerilim dizileri sevenler, Ahmed Al-Awadi'nin başrolünde oynadığı “Ali Clay” (Muhammed Ali) adlı yapımı izleyebilirler.

“Al-Maddah” diziside Hamada Hilal ile birlikte altıncı ve son sezonuyla ekranlara dönüyor. Komedi türünde ise Karim Abdel Aziz'in rol aldığı 15 bölümlük dizi “Al-Meter Samir” yer alıyor.

Lübnan ve Suriye dizileri

“Bi’l-haram”

Lübnan dizisi “Bi’l-haram”, deneyimli oyuncuların rol aldığı ve sirk benzeri bir ortamda geçen ilgi çekici bir hikayeye sahip. Dizi, bir sanat grubunda çalışan karakterlerin hayatlarını anlatıyor.

Maguy Bou Ghosn başrolü üstlenirken, Ammar Shalq, Takla Chamoun, Bassem Mghanna, Carole Abboud, Randa Kaadi, Tarek Tamim ve Tony Issa gibi büyük isimler ile yeni nesil Lübnanlı dizi yıldızları da kadroda yer alıyor.

Yapım şirketi Eagle Films, bu sezon Lübnan drama listelerinin zirvesinde yer alan Balharam'a büyük bir yatırım yapıyor. Dizi, Shadi Kiwan ve Fadi Hussein tarafından yazıldı ve Philip Asmar tarafından yönetildi. Dizi, Shahid platformunda izlenebilir.

“Bi Kams Arwah”

Suriyeli ikili Kosai Khauli ve Karess Bashar, “Bi Kams Arwah” dizisi ile yoksul mahallelerden ve marjinalleşmiş topluluklardan ortaya çıkan bir hikaye sunuyor. Yoksulluk, zulüm ve yetimlik içinde büyüyen hikayenin kahramanı Shams Abdullah, zengin ve nüfuzlu bir adamın tek meşru varisi olduğunu keşfeder. Sevgilisi Samaher'in eşlik ettiği, zorluklar ve tehlikelerle dolu bir yolculuğa çıkan Shams Abdullah, hakkını talep eder. Aktris Karess Bashar, yeni karakteri için Irak lehçesi öğrendi.

“Mawlana”

“Mawlana” adlı dizide Suriyeli aktör Taim Hasan, karmaşık ve çok yönlü bir karakter olan Jaber’i canlandırıyor. Shahid platformundaki açıklamaya göre hikayenin kahramanı geçmişinden ve topluluğundan kaçıp saklanır ve onlarca yıldır kurtarıcısını bekleyen unutulmuş bir köyde umutlarını taze tutar. Yönetmen Samer Barqawi, tema şarkısının Hassan, Nour Ali, Fares Al-Helou ve Nancy Khoury ile birlikte rol alan sanatçı Mona Wassef tarafından seslendirileceğini açıkladı. Bu açıklamada, izleyiciler için büyük bir sürpriz oldu.

“Matbakh Al Madinah”

“Matbakh Al Madinah” (El-Medine Restaurant) kaderi eski Şam'daki tarihi bir restorana bağlı olan Şamlı bir ailenin hikayesini anlatıyor. Rasha Sharbatji'nin yönettiği bu gerçekçi dramada, Suriyeli akyör Maxim Khalil uzun yıllar sonra yeniden ülkesinin bir yapımıyla ekranlara geri dönüyor. Khalil, Amal Arafa, Abbas Al-Nouri, Abdul Moneim Amayri, Mohammed Hadaki, Khaled Al-Qish, Fadi Subeih ve diğerleri dahil olmak üzere çok sayıda Suriyeli yıldızla birlikte rol alıyor.

“Saadaet Al Magnoun”

“Saadaet Al Magnoun” (Deli adamın mutluluğu) Suriyeli yönetmen Saif Sbeih'in gözünden, karmaşık insan ilişkileri ve bu ilişkileri bozan çıkarlar, yolsuzluklar, nüfuz ve güç mücadeleleri etrafında dönüyor. Sbeih dizide, Abed Fahd, Sulafa Memar ve Bassem Yakhour'un başını çektiği yetenekli oyuncuların yardımını alarak insan ruhunun karanlık yönlerini derinlemesine inceliyor. OSN Plus platformunda yayınlanan Saadaet Al Magnoun dizisi, suç, gerilim ve psikolojik dramayı harmanlıyor.

Esed rejimin sonrası dizi sektörü

Geçtiğimiz yıl Suriye'de yaşanan siyasi değişiklikler çerçevesinde, bu dönemi belgelemeye çalışan yapımlarda artış yaşandı. Bunların çoğu, eski rejimin hapishanelerini dramatik bir bakış açısı olarak ele aldı. Bu diziler arasında, gözaltı merkezlerinde yaşanan gerçek olaylardan esinlenerek çekilen ve Ghassan Massoud, Salloum Haddad ve Fayez Kazak’ın başrollerini paylaştığı “Kayser (Caesar): La Mekan, La Zaman” (Sezar: Mekansız, zamansız) da yer alıyor.

“Al-Khaleej ila al-Bahr”

“Al-Khaleej ila al-Bahr” (Kuyunun çıkışı) dizisi, Sednaya Hapishanesi'ndeki mahkumların çektikleri acıları anlatıyor. Dizinin başrollerini Jamal Suleiman ile Carmen Lebbos paylaşıyor. Aynı kategoride “Aila al-Malik” (Kralın Ailesi) ve “Al-Suriun al-A'dada” (Suriye Düşmanları) da ekranlara gelecek.



Eleştirmenlerden Spielberg'e övgü: Sinemanın büyüsünü en iyi o anlıyor

İfşa Günü'nde bir hava durumu sunucusunu canlandıran 43 yaşındaki Britanyalı oyuncu Emily Blunt, Sessiz Bir Yer (A Quiet Place) ve Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada) serilerinin yanı sıra Sicario gibi yapımlarla da tanınıyor (Universal)
İfşa Günü'nde bir hava durumu sunucusunu canlandıran 43 yaşındaki Britanyalı oyuncu Emily Blunt, Sessiz Bir Yer (A Quiet Place) ve Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada) serilerinin yanı sıra Sicario gibi yapımlarla da tanınıyor (Universal)
TT

Eleştirmenlerden Spielberg'e övgü: Sinemanın büyüsünü en iyi o anlıyor

İfşa Günü'nde bir hava durumu sunucusunu canlandıran 43 yaşındaki Britanyalı oyuncu Emily Blunt, Sessiz Bir Yer (A Quiet Place) ve Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada) serilerinin yanı sıra Sicario gibi yapımlarla da tanınıyor (Universal)
İfşa Günü'nde bir hava durumu sunucusunu canlandıran 43 yaşındaki Britanyalı oyuncu Emily Blunt, Sessiz Bir Yer (A Quiet Place) ve Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada) serilerinin yanı sıra Sicario gibi yapımlarla da tanınıyor (Universal)

Spielberg'den eski usul ama etkileyici bir bilimkurgu macerası!

Sinema eleştirmenleri, Steven Spielberg'ün son filmi İfşa Günü (Disclosure Day) hakkında işte bu yorumu yapıyor... 

Efsanevi yönetmen, yeni bilimkurgu filmiyle uzaylı yaşamı ve insanlığın evrendeki yeri üzerine felsefi sorulara geri dönüyor.

İfşa Günü, ABD hükümetinin akıllı yaşam formlarının varlığını gizlemek için yürüttüğü bir komployu konu alıyor. Savaşın ve yok oluşun eşiğindeki bir dünyaya gerçeği "ifşa etmeye" kararlı, küçük ama azimli bir grup, hükümetin bu gizli planlarını altüst ediyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Josh O'Connor, Emily Blunt, Colman Domingo, Colin Firth, Eve Hewson ve Wyatt Russell gibi güçlü isimler yer alıyor. 

Senaryosunu Spielberg'ün sık sık birlikte çalıştığı David Koepp'in kaleme aldığı yapımın mutfağında ise yine tanıdık isimler var: Görüntü yönetmeni Janusz Kaminski, kurgucu Sarah Broshar ve efsanevi besteci John Williams.

Universal Pictures imzalı film için ilk eleştiriler 9 Haziran itibarıyla internete düşmeye başladı. 

Dünya çapında yarın (12 Haziran) vizyona girecek İfşa Günü, halihazırda Rotten Tomatoes'da 174 inceleme sonucunda yüzde 83 beğeni oranına ulaştı.

Eleştirmenler ne diyor?

Hollywood Reporter'dan David Rooney, filme övgüler yağdırarak, "Yaşayan hiçbir yönetmen sinemanın büyüsünü ondan daha iyi anlayamaz" dedi. Filmin köklerinin Üçüncü Türden Yakınlaşmalar (Close Encounters of the Third Kind) ve E.T.'ye (E.T. The Extra-Terrestrial) dayandığını belirten eleştirmen, sözlerine şöyle devam etti:

Ancak 80 yaşına merdiven dayamış bir yönetmene yakışır şekilde, o hayranlık dolu çocuksu masumiyete artık daha olgun ve derin bir bakış eşlik ediyor. Bu olgunluk, özellikle hükümet gücünün getirdiği gizlilik, manipülasyon ve aldatmaca sahnelerinde kendini hissettiriyor. Film, beni Spielberg'ün eski bilimkurguları kadar, 2002 yapımı muhteşem Azınlık Raporu'nun (Minority Report) sorduğu ahlaki ve felsefi sorulara da götürdü.

Rooney ayrıca filmin derinliğinden etkilendiğini belirterek, bilinmeyenden korkmanın zalimliği ve sömürüyü nasıl beslediğine dair alegoriler içerse de yapımın her şeyden önce umut, dürüstlük, empati ve hatta maneviyatı barındıran sürükleyici bir macera olduğunu vurguladı.

Guardian'ın filme 4 yıldız veren deneyimli eleştirmeni Peter Bradshaw, "eğlenceli ve tamamen absürt bir uzaylı komplosu macerası" diye tanımladığı filmin "aynı ölçüde hem muzip hem de son derece ciddi" olduğunu yazdı. 

Bradshaw, "Dünyanın en bilinen iki efsanesini yani Roswell ve ekin çemberlerini ele alıp bunlara böylesine ciddi ve saygılı bir yaklaşım getirmeyi sadece Spielberg becerebilirdi. Yönetmen o içten idealizmiyle, nihai gerçek ortaya çıktığında tüm insanlığın, yakalanan uzaylılara yapılan kobay muamelesine derinden üzüleceğine inanmamızı istiyor" ifadelerini kullandı.

IndieWire yazarı David Ehrlich, Spielberg'ün temelde "eğlenceli bir ana akım sinema deneyimi" çekerken bile gösterdiği samimiyeti övdü. Yönetmenin ilerleyen yaşına ve filmin derin anlamına değinen Ehrlich şunları yazdı:

Modern sinemanın en sınır tanımayan hikaye anlatıcısı, 21. yüzyılda hayatın nasıl yalnızlaştığını ve insanların neden birbirinden uzaklaştığını anlamak için bu kez kendi içine dönmüş. Spielberg hayranları bu filme bayılacak. Yarım asır önce Üçüncü Türden Yakınlaşmalar'ı çeken ve çocuksu merakını kaybetmeden ustalaşan bu ebedi hayalperest, sıradan insanların devasa olayların içinde kaybolmasını anlatmaktan hâlâ büyük keyif alıyor. Bu deneyimi seyircisine yaşatırken de ilk günkü kadar coşkulu.

Empire'dan Dan Jolin, İfşa Günü'ne 4 yıldız verirken Spielberg'ün imzasının her karede görüldüğünü belirtti:

Büyük oranda 35mm filmle çekilen ve John Williams'ın büyüleyici müzikleriyle desteklenen yapım, CGI çılgınlığının yaşandığı bu dönemde, özlediğimiz 'yetişkin sineması'na harika bir dönüş hissi veriyor.

Diğer eleştirmenler gibi İfşa Günü'nün Spielberg için çok kişisel olduğunu düşünen Vulture yazarı Bilge Ebiri ise şu yorumu yaptı:

Spielberg'ün bir ayağı her zaman korku türündedir. Jaws'tan beri doğrudan bir korku filmi yönetmemiş olsa da sinema dili korku ögelerinden, karanlıktaki görünmez figürlerden ve çocukluk travmalarından beslenir. Spielberg, birçok filminde aslında bilinemez ve ürkütücü olan şeyi kontrol etmeye ve yeniden tanımlamaya çalışır. Bu filmde de karakterlerin travmatik bir durumla yüzleştiğini ve çıkış yolu aradığını hissediyorsunuz. İfşa Günü zaman zaman dağınık bir yapıya bürünebiliyor ama güzelliği de zaten bu dağınıklığında yatıyor.

Olumsuz yorumlar da var

Çoğu eleştirmenin aksine filme mesafeli yaklaşan The AV Club yazarı Monica Castillo, İfşa Günü'nün Spielberg'ün alışıldık akıcı temposunu kaybettiğini savunarak şunları yazdı:

Bu iddialı film yan hikayeler, uzatılmış finaller ve havada kalan birkaç eksik nokta yüzünden ağırlaşmış. Ancak İfşa Günü, sadece Spielberg'ün kendi yüksek standartlarına göre vasat kalıyor. Onlarca yıllık düşünmeye sevk eden gişe canavarlarından, büyük destanlardan ve gerilim filmlerinden sonra Spielberg çıtayı öyle bir yere koydu ki, artık her projesinin bir başyapıt olması imkansız. İfşa Günü, yönetmenin yüksek standartlarına ulaşamasa da hâlâ heyecanlı bir macera sunuyor.

İfşa Günü'nü kesinlikle beğenmeyen BBC eleştirmeni Nicholas Barber, kaleme aldığı sert eleştiride yapımı "sıkıcı bir X-Files bölümüne ya da önemsemediğimiz insanların, yine önemsemediğimiz başka insanlar tarafından kovalandığı sıradan bir savaş filmine" benzetti. 

Colin Firth'ün canlandırdığı karakteri eleştiren Barber, Oscar ödüllü oyuncuya "basmakalıp bir kötü adam rolü ve klişe diyaloglar" verildiğini yazdı. İfşa Günü'ne sadece iki yıldız veren Barber yine de açık kapı bırakarak, "Eğer Spielberg'ün o saf ve umut dolu bakış açısını paylaşıyorsanız, film size o kadar da kötü gelmeyebilir" dedi.

Spielberg'den "devam filmi" iddialarına yanıt

Öte yandan İfşa Günü'nün, 1977 yapımı kült filmi Üçüncü Türden Yakınlaşmalar'la bağlantılı olduğu yönündeki iddiaları yalanlayan Spielberg, filmin kesinlikle bir devam halkası olmadığını açıkladı.

Entertainment Weekly’ye konuşan efsanevi yönetmen, bu kez sırları saklayanın hükümet değil, anayasal sınırların ötesinde hareket eden "Wardex" adlı dev bir teknoloji şirketi olduğunu belirterek hikayenin tamamen bağımsız ve özgün olduğunu vurguladı.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, BBC, The AV Club, Vulture, Empire, IndieWire, Guardian, Entertainment Weekly


Efsanevi filmin devamı 16 yıl sonra geliyor: Zuckerberg yeniden perdede

The Social Reckoning'in 47 yaşındaki Emmy ve Altın Küre ödüllü yıldızı Jeremy Strong, özellikle Succession'da uyguladığı metot oyunculuğuyla tanınıyor (Sony Pictures)
The Social Reckoning'in 47 yaşındaki Emmy ve Altın Küre ödüllü yıldızı Jeremy Strong, özellikle Succession'da uyguladığı metot oyunculuğuyla tanınıyor (Sony Pictures)
TT

Efsanevi filmin devamı 16 yıl sonra geliyor: Zuckerberg yeniden perdede

The Social Reckoning'in 47 yaşındaki Emmy ve Altın Küre ödüllü yıldızı Jeremy Strong, özellikle Succession'da uyguladığı metot oyunculuğuyla tanınıyor (Sony Pictures)
The Social Reckoning'in 47 yaşındaki Emmy ve Altın Küre ödüllü yıldızı Jeremy Strong, özellikle Succession'da uyguladığı metot oyunculuğuyla tanınıyor (Sony Pictures)

Facebook'un yükseliş hikayesini anlatan Sosyal Ağ'ın (The Social Network) izleyiciyle buluşmasının üzerinden tam 16 yıl geçti. Şimdiyse sinemaseverler, uzun süredir konuşulan devam filmiyle yeniden o dünyanın kapılarını aralamaya hazırlanıyor.

Sony Pictures, 2010 yapımı Oscar ödüllü dramanın devamı niteliğindeki The Social Reckoning'in ilk fragmanını yayımladı. 

Odak noktasına yeniden sosyal medya devini alan film, platformun küresel bir güce dönüşme sürecinde ortaya çıkan ifşaatları ve köstebek krizlerini mercek altına alıyor.

Zuckerberg rolü el değiştirdi

Filmin oyuncu kadrosunda Jeremy Strong, Mikey Madison, Jeremy Allen White ve Bill Burr yer alıyor. İlk filmde Jesse Eisenberg'ün canlandırdığı Facebook kurucusu Mark Zuckerberg'ü bu kez Strong canlandırıyor. Sosyal Ağ'la En İyi Uyarlama Senaryo Oscar'ını kazanan Aaron Sorkin, bu kez vites artırarak devam filminde hem senarist hem de yönetmen koltuğunda oturuyor.

Film, eski Facebook çalışanı Frances Haugen'la Wall Street Journal muhabiri Jeff Horwitz'in yollarının kesişmesini ve bunun sonucunda ortaya çıkan ifşaları konu alıyor.

İkilinin ortak çalışması, şirketin iç araştırmalarını ve karar alma mekanizmalarını ifşa etmişti. Bu habercilik başarısı, 2021'de The Facebook Files (Facebook Dosyaları) adlı araştırma serisine dönüşmüş; platformun gençler üzerindeki zararlı etkilerini ve siyasi şiddet olaylarıyla bağlantılı dezenformasyonun yayılmasındaki rolünü gözler önüne sermişti.

"Söylenecek daha çok şey var"

Fragmanın, sinema salonu sahiplerinin yıllık buluşması olan CinemaCon'daki ilk gösteriminde konuşan Sorkin, bu kurumsal dramaya neden bir devam projesi çekme ihtiyacı duyduğunu şu sözlerle açıklamıştı:

Facebook'un algoritmasının dokunmadığı tek bir hayat bile kalmadı ve bu etki dünyadaki her şeyi şekillendirdi. Dolayısıyla, artık söylenecek daha çok şey var.

2010 yapımı Sosyal Ağ, hem eleştirmenlerden tam not almış hem de gişede büyük bir başarı yakalayarak dünya çapında 226 milyon dolar hasılat elde etmişti. 

En İyi Film dahil 8 dalda Oscar'a aday gösterilen ve törenden üç heykelcikle dönen yapım, o günden beri Hollywood'un teknoloji dünyasını en etkileyici şekilde ele alan başyapıtlarından biri kabul ediliyor.

Yapımcılığını Aaron Sorkin'le birlikte Todd Black, Peter Rice ve Stuart Besser'ın üstlendiği The Social Reckoning, 9 Ekim'de sinemalarda gösterime girecek.
Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Variety


Netflix'in "Agatha Christie ruhlu" polisiyesi final yapıyor

24 yaşındaki Amerikalı aktris Emma Myers, Britanya'da geçen İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi için kariyerinde ilk kez İngiliz aksanı kullanıyor (Netflix)
24 yaşındaki Amerikalı aktris Emma Myers, Britanya'da geçen İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi için kariyerinde ilk kez İngiliz aksanı kullanıyor (Netflix)
TT

Netflix'in "Agatha Christie ruhlu" polisiyesi final yapıyor

24 yaşındaki Amerikalı aktris Emma Myers, Britanya'da geçen İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi için kariyerinde ilk kez İngiliz aksanı kullanıyor (Netflix)
24 yaşındaki Amerikalı aktris Emma Myers, Britanya'da geçen İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi için kariyerinde ilk kez İngiliz aksanı kullanıyor (Netflix)

İzleyiciler, son dönemde Netflix'in en çok konuşulan polisiye dizilerinden biri haline gelen ve "Agatha Christie'nin kaleminden çıkmış gibi" gelen İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi'ne (A Good Girl's Guide to Murder) övgüler yağdırıyor.

Holly Jackson'ın 2019 tarihli çok satan gizem romanından uyarlanan ve ilk sezonu 2024'te izleyiciyle buluşan dizi, başarısını geçen ay yayımlanan ikinci sezonuyla perçinledi. 

Rotten Tomatoes'ta ilk sezonuyla yüzde 83, ikinci sezonuyla ise yüzde 92 beğeni oranıyla etkileyici bir başarı grafiği yakalayan yapım, şimdilerde yeni sezon hem de veda haberiyle gündemde. 

Netflix, dizinin çekimleri çoktan tamamlanan üçüncü sezonla birlikte ekran yolculuğunu noktalayacağını, final bölümlerinin ise 2027'de tüm dünyada aynı anda yayınlanacağını duyurdu.

Kasabanın karanlık sırları

Dizi, zeki ve kararlı bir genç kız olan Pippa "Pip" Fitz-Amobi'nin (Emma Myers), sakin Britanya kasabasında popüler lise öğrencisi Andie Bell'in 5 yıl önce işlenen cinayetinin peşine düşmesini konu alıyor. 

Tüm kasaba, Andie'yi erkek arkadaşı Sal Singh'in öldürdüğüne ve ardından intihar ettiğine inansa da Pip, olayın göründüğünden çok daha karmaşık olduğuna inanıyor.

Serinin, yazarın As Good as Dead adlı üçüncü romanından uyarlanacak 4 bölümlük final sezonu, Pip'in eski vakaların yarattığı psikolojik travmalarla boğuşmasını ve üniversiteye gitmeden hemen önce peşine düşen gizemli bir sapıkla mücadelesini ekranlara taşıyacak.

Yazar ve başrolden hayranlara mesaj

Dizinin yazarı ve yürütücü yapımcısı Holly Jackson, final kararına ilişkin şu açıklamayı yaptı:

Diziyi sonuna ulaştırabildiğimiz için çok mutluyum. As Good as Dead hem kitap serisinde en sevdiğim kitap hem de açık ara dizinin en favori sezonu olacak. Burada Pip'i hiç görmediğiniz bir halde izleyeceksiniz; karanlık, soluksuz, ürkütücü ama mizah duygusunu da tamamen kaybetmeyen bir sezon geliyor. Eğer cesaretiniz varsa, son kez Little Kilton kasabasına geri dönün.

Dizinin yıldızı Emma Myers ise hayranlarına şu sözlerle veda etti:

Dizimize başından beri sevgi ve destek veren herkese çok teşekkür ederim. Bu gerçekten inanılmaz bir deneyimdi ve Pip asla unutamayacağım bir karakter olacak. Üçüncü kitap tüm serideki favorimdi, bu yüzden ortaya koyduğumuz işi herkese göstermek için çok heyecanlıyım. Çılgın bir sezona hazır olun!

Eleştirmenler ve izleyiciler ne diyor?

Dizinin tonu ve türler arası geçişi hem övgü hem de ufak eleştiriler aldı.

Indian Express'ten Rohan Naahar, "Dizi, klasik İngiliz suç dramalarına nostaljik bir saygı duruşunda bulunmakla Euphoria tarzı sert gençlik dramalarına alışkın kitleye modern bir eğlence sunmak arasında net bir karar veremiyor" ifadelerini kullandı.

Sosyal medyada bir izleyici, "Diziyi izlemeye öylesine başladım ama karakterlerle çok güçlü bir duygusal bağ kurdum, bittiğinde canım çok yanacak" derken, bir diğeri ise "Kitapları okuyanlar gelecek sezona hazır değil" yorumunda bulundu.

Emma Myers, Wednesday setine dönüyor

İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi defterini kapatan Myers, Netflix ekranlarından uzaklaşmıyor. Oyuncu, dizinin final sezonu çekimlerini çoktan tamamladığı için vakit kaybetmeden Wednesday'in üçüncü sezon çekimleri için ekibe katıldı. 

Şu sıralar Dublin ve Paris yakınlarında çekimleri süren dizide Myers, Wednesday Addams'ın en yakın arkadaşı Enid Sinclair'e hayat veriyor.

Independent Türkçe, Mirror, Deadline, Indian Express