Ülkeler diplomatik misyon çalışanlarını azaltıyor ve vatandaşlarına İsrail ve İran’ı terk etmeleri çağrısında bulunuyor

İngiliz ve Amerikan diplomatik personeli Tel Aviv’de ihtiyati tedbir talimatı aldı

ABD Donanması’na ait USS Gerald R. Ford uçak gemisinin Hayfa açıklarına gelmesini bekleyen İsrailliler (AP)
ABD Donanması’na ait USS Gerald R. Ford uçak gemisinin Hayfa açıklarına gelmesini bekleyen İsrailliler (AP)
TT

Ülkeler diplomatik misyon çalışanlarını azaltıyor ve vatandaşlarına İsrail ve İran’ı terk etmeleri çağrısında bulunuyor

ABD Donanması’na ait USS Gerald R. Ford uçak gemisinin Hayfa açıklarına gelmesini bekleyen İsrailliler (AP)
ABD Donanması’na ait USS Gerald R. Ford uçak gemisinin Hayfa açıklarına gelmesini bekleyen İsrailliler (AP)

Uluslararası toplum, İran ve İsrail’deki diplomatik varlığın azaltılması ve vatandaşların ülkelerden ayrılmaları ya da güvenlik önlemlerini artırmaları yönünde adımlarını hızlandırdı. Bölgedeki gerilimin artması ve durumun geniş çaplı bir askeri çatışmaya dönüşebileceği endişeleri bu kararların arka planını oluşturdu.

Uyarılar ilk olarak İran için geldi. Çin, vatandaşlarına ‘mümkün olan en kısa sürede’ ülkeyi terk etmeleri çağrısında bulundu. Pekin yönetimi, Tahran ile Washington arasında artan gerilim ışığında ‘dış kaynaklı güvenlik riskleri’ bulunduğu uyarısı yaptı.

Çin Dışişleri Bakanlığı, halihazırda İran’da bulunan Çin vatandaşlarına güvenlik önlemlerini artırmaları ve en kısa sürede ülkeden ayrılmaları tavsiyesinde bulundu. Bakanlık ayrıca, mevcut koşullarda İran’a seyahat edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Pekin, İran ve komşu ülkelerdeki büyükelçilik ve konsolosluklarının, ülkeden ayrılmak isteyenlere ticari uçuşlar veya kara yoluyla gerekli desteği sağlayacağını bildirdi.

Benzer şekilde, Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı da bölgedeki güvenlik durumu nedeniyle İran’daki diplomatik personelini geçici olarak geri çektiğini açıkladı. Açıklamada, büyükelçiliğin uzaktan çalıştığı ve acil durumlar dahil doğrudan konsolosluk hizmeti sunma kapasitesinin ‘son derece sınırlı’ olduğu ifade edildi.

Söz konusu adımlar, ABD’nin İran’ın nükleer programına ilişkin devam eden müzakerelerde anlaşmaya varılmaması halinde ülkeye yönelik saldırı düzenleyebileceğine dair tekrarlanan tehditlerinin gölgesinde atıldı. Perşembe günü Cenevre’de İran ile ABD arasında Umman arabuluculuğunda üçüncü tur dolaylı görüşmeler gerçekleştirildi. Taraflarca, savaşı önlemek için son bir girişim olarak nitelenen temasların önümüzdeki günlerde yeniden başlaması bekleniyor.

Hafta başında Hindistan Dışişleri Bakanlığı da vatandaşlarından İran’ı terk etmelerini istemişti. İsveç, Sırbistan, Polonya ve Avustralya dahil birçok ülke de artan riskler nedeniyle vatandaşlarına ülkeyi terk etmeleri ya da İran’a seyahat etmekten kaçınmaları çağrısında bulundu.

Tahran’daki eski ABD büyükelçiliğinin duvarındaki Amerikan karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (AFP)Tahran’daki eski ABD büyükelçiliğinin duvarındaki Amerikan karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (AFP)

ABD ise Lübnan’daki büyükelçiliğinde görev yapan çok sayıda personeline ülkeden ayrılma talimatı verdi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Tommy Pigott, Amerikan diplomatik personelinin Irak ve Kuveyt’ten tahliye edildiğine ilişkin haberleri yalanladı.

İsrail: Diplomatik misyon çalışanlarının azaltılması ve güvenlik uyarıları

İsrail tarafında da benzer adımlar atıldı. ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği dün yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın güvenlik riskleri nedeniyle İsrail’deki ABD misyonunda görevli zorunlu olmayan personel ile aile fertlerinin ülkeden ayrılmasına izin verdiğini duyurdu. Büyükelçilik, ayrılmak isteyenlere ‘uçuşlar mevcut olduğu sürece’ ülkeyi terk etmeleri çağrısında bulundu.

Kararın, Washington’un İran’a yönelik olası askeri operasyon tehditleri ve bunun bölgesel çapta geniş bir tırmanmaya yol açabileceği endişeleri eşliğinde alındığı belirtildi. İran, geçen yıl haziran ayında iki ülke arasında 12 gün süren savaş sırasında İsrail’e yönelik füze saldırıları düzenlemiş, bu gelişme olası yeni bir çatışma ihtimaline dair kaygıları artırmıştı.

Basına yansıyan haberlere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, büyükelçilik personeline gönderdiği mesajda ülkeden ayrılmak isteyenlere süreci hızlandırmaları çağrısında bulundu.

Mesajda, “Çabalarınızı, buradan Washington’a devam edebileceğiniz herhangi bir varış noktasına uçak bileti almaya yoğunlaştırın; birinci öncelik ülkeyi hızlıca terk etmek” ifadesinin yer aldığı bildirildi.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı da vatandaşlarına İsrail ve Filistin topraklarına zorunlu haller dışında seyahat etmemeleri tavsiyesinde bulundu. Bakanlık açıklamasında, Tel Aviv’deki bazı personel ile ailelerinin ihtiyati tedbir kapsamında geçici olarak İsrail içinde başka bir noktaya nakledildiği kaydedildi. Açıklamada, büyükelçiliğin normal şekilde çalışmaya devam ettiği belirtilirken, “Durum hızla kötüleşebilir ve ciddi riskler barındırabilir” uyarısı yapıldı.

Fransa Dışişleri Bakanlığı ise güvenlik koşulları nedeniyle vatandaşlarına İsrail, Kudüs ve Batı Şeria’ya turistik ya da ailevi ziyaretler dahil seyahat etmemeleri yönündeki tavsiyesini yineledi. Bakanlık, bölgede bulunan Fransız vatandaşlarına azami dikkat ve temkin çağrısında bulunarak gösteri ve kalabalıklardan uzak durmalarını ve sığınakların yerlerini öğrenmelerini önerdi.

Almanya da benzer bir adım atarak vatandaşlarına İsrail’e seyahat etmemeleri tavsiyesinde bulundu. Almanya Dışişleri Bakanlığı, seyahat ve güvenlik uyarılarını güncellediğini açıklayarak internet sitesinde ‘İsrail ve Doğu Kudüs’e seyahatten güçlü şekilde kaçınılması’ çağrısı yaptı. Bakanlık, İsrail’in ‘resmi olarak hâlâ savaş halinde’ olduğunu belirterek, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da bulunan Alman vatandaşlarına ‘mümkünse bölgeden ayrılmaları’ yönünde çağrıda bulundu.

Açıklamada, ABD’nin İran’a yönelik bir saldırı düzenlemesi halinde Tahran yönetiminin İsrail içindeki noktaları hedef almasının beklendiği ifade edildi. Şarku’l Avsat’ın Alman haber ajansı DPA’dan aktardığına göre Bakanlık, bölgedeki güvenlik durumunu ‘gergin ve daha fazla tırmanışa açık’ olarak nitelendirerek, çatışmanın şiddetlenmesi durumunda İsrail ve Filistin topraklarında ‘önceden uyarı olmaksızın’ olaylar yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Gelişmeler, ABD’nin Ortadoğu’da onlarca yılın en büyük askeri yığınağını gerçekleştirdiği bir döneme denk geldi. Washington yönetimi bölgeye iki uçak gemisi konuşlandırdı. Bunlardan biri, dünyanın en büyük uçak gemisi olarak bilinen USS Gerald R. Ford olup, Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki bir üsten hareket ederek İsrail açıklarına ulaşmak üzere yola çıktı.

Öte yandan Çin’in İsrail Büyükelçiliği, vatandaşlarına azami dikkat göstermeleri ve acil durum hazırlıklarını artırmaları çağrısında bulundu. Açıklamada Ortadoğu’da ‘güvenlik risklerinin arttığı’ belirtilirken, İsrail makamlarının talimatlarının yakından takip edilmesi, zorunlu haller dışında dışarı çıkılmaması, yakınlardaki sığınakların ve tahliye yollarının önceden öğrenilmesi istendi.

Basına yansıyan haberlerde, ABD’nin Lübnan’daki büyükelçiliğinde görev yapan zorunlu olmayan personel ile ailelerine de ülkeden ayrılma talimatı verdiği belirtilirken, bu adımın bölgedeki ihtiyati tedbirlerin kapsamının genişlediğine işaret ettiği değerlendirildi.

Daha geniş çaplı bir gerilim korkusu

Bu diplomatik hareketlilik, Tahran ile Washington arasında sertleşen söylemlerle eş zamanlı olarak yaşanıyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’yi müzakerelerde ‘hesaplanmamış adımlardan ve aşırı taleplerden kaçınmaya’ çağırdı. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ın nükleer silah edinmesine izin vermeyeceğini vurgularken, diplomatik bir çözümü tercih ettiğini ifade etti.

Müzakerelerin yeniden başlatılmasına yönelik çabalar sürerken, birçok ülkenin diplomatik misyon çalışanlarını ve vatandaşlarını korumaya yönelik ihtiyati adımlar attığı görülüyor. Bu gelişmeler, Ortadoğu’da birden fazla cepheyi kapsayabilecek olası bir askeri çatışma riskine ilişkin uluslararası endişenin boyutunu ortaya koyuyor.



ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak
TT

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında varılan mutabakat zaptının imza töreni, cuma günü İsviçre’nin orta kesiminde bulunan ve Luzern Gölü’ne bakan Bürgenstock Dağı üzerindeki lüks bir otelde gerçekleştirilecek. İsviçre Dışişleri Bakanlığı, bölgenin ulaşımının zor olması nedeniyle güvenliğinin daha kolay sağlandığını belirterek, mekânın Pakistanlı ve Katarlı arabulucuların yanı sıra ABD ve İran tarafından da uygun görüldüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Washington ile Tahran arasındaki mutabakat zaptının ABD Başkanı Donald Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance, İran Meclis Başkanı ve başmüzakereci Muhammed Bakır Kalibaf tarafından elektronik ortamda imzalandığını duyurdu. Kalibaf ile Vance’ın, ülkelerinin heyetlerine liderlik ederek İsviçre’deki resmi imza törenine katılması bekleniyor.

Belgenin içeriğine ilişkin açıklama yapan Vance, metnin yaklaşık bir buçuk sayfadan oluştuğunu ve genel çerçeveli hükümler içerdiğini söyledi. Trump ise bugün, G7 Zirvesi için bulunduğu Fransa’da yaptığı açıklamada anlaşma metninin yakında kamuoyuna duyurulacağını belirtti.

Bilindiği üzere anlaşma, nisan ayında ilan edilen ve kırılganlığını koruyan ateşkesi 60 gün daha uzatacak ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını sağlayacak. Trump’a göre anlaşmada ayrıca İran’ın nükleer silah sahibi olmayacağının açık biçimde yer aldığı ifade ediliyor.

Tarafların, anlaşmanın imzalanmasının ardından İran’ın nükleer programının geleceği gibi karmaşık başlıklarda yeni müzakere sürecine başlaması bekleniyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu görüşmelerin cuma günü İsviçre’de, çerçeve anlaşmanın resmi olarak imzalanmasının ardından başlayacağını açıkladı.

Wall Street Journal’ın bilgili kaynaklara dayandırdığı habere göre:

  • ABD, savaşın sona erdirilmesine yönelik anlaşma kapsamında İran’ın petrol ve yakıt satışlarına derhal yeniden başlamasına izin verecek.
  • İran, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte uluslararası petrol ve yakıt ihracatını yeniden gerçekleştirebilecek.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Lübnanlı mevkidaşıyla yaptığı telefon görüşmesinde:

  • İsrail’in Lübnan’daki işgal ettiği bölgelerden çekilmesi ve Güney Lübnan sakinlerinin evlerine dönebilmesi gerektiği vurgulandı.
  • Lübnan cephesi de dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi çağrısında bulunuldu.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı: ABD’nin deniz ablukası kaldırıldı

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı, ABD’nin iki aydır İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kaldırdığını açıkladı. Söz konusu adımın, iki ülke arasında Orta Doğu’daki savaşı sona erdirecek anlaşmanın imzalanmasından önce atıldığı belirtildi.

Hükümete bağlı internet sitesinin aktardığına göre Mecid Taht Revançi, “Deniz ablukasının kaldırılması, başından beri üzerinde ısrar ettiğimiz temel konulardan biriydi. Süreç başladı ve resmi imza töreninden önce abluka kaldırıldı” dedi.


ABD-İran uzlaşması, İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşı bitirir mi?

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Tyre kentine düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen yoğun alev ve dumanlar (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Tyre kentine düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen yoğun alev ve dumanlar (AFP)
TT

ABD-İran uzlaşması, İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşı bitirir mi?

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Tyre kentine düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen yoğun alev ve dumanlar (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Tyre kentine düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen yoğun alev ve dumanlar (AFP)

Washington'daki karar alma çevreleriyle yakın ilişkilere sahip iki Amerikalı uzman, ABD ile İran arasında bir mutabakat zaptına varılmasına yönelik işaretlerin artmasına rağmen, İsrail ile Hizbullah arasında halen devam eden savaşın yakın gelecekte sona ermesinin beklenmediğini değerlendirdi. Uzmanlara göre Lübnan, İsrail'in güvenlik kaygıları, Hizbullah'ın askerî rolü ve İran'ın bölgesel stratejisi arasında sıkışmış durumda bulunuyor.

Washington merkezli Savaş Araştırmaları Enstitüsü'nün (ISW) Ortadoğu ekibi başkanı Kelly Campa ile RAND Corporation Ulusal Güvenlik ve Strateji Programları Direktörü Raphael Cohen, Şarku’l Avsat verdikleri demeçlerde, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Lübnan ve İsrail hükümetleri arasında savaşın temel nedenlerini ele almak ve iki ülke arasında barış sağlamak amacıyla yürüttüğü arabuluculuk çabalarına rağmen çatışmaların farklı yoğunluk seviyelerinde devam edeceğini belirtti.

İsrail'in Hizbullah'a yönelik mevcut askerî operasyonlarının başlamasının üzerinden 100 günden fazla süre geçtiğini hatırlatan ve ABD askerî istihbaratında Albay Cohen, “Geri sayım 100 gün önce başlamadı. İsrail açısından bu, çok daha uzun bir mücadelenin parçası; ateşkes anlaşmalarıyla bölünen ayrı savaşlar dizisi değil” dedi.

dsvbht
Kelly Campa, Washington'daki Savaş Araştırmaları Enstitüsü'nde Ortadoğu ekibinin başkanı (Şarku’l Avsat)

Cohen, İsrail'in kuzey sınırlarının güvenliğinden tamamen emin olana kadar Güney Lübnan'da işgal ettiği bölgelerden çekilmeyeceğini düşündüğünü belirtti. Aynı zamanda İsrail'in Hizbullah'ı tamamen yenilgiye uğratmasının ya da İran destekli örgütün İsrail'i hedeflerinden vazgeçirmesinin düşük ihtimal olduğunu ifade ederek, “Uzun vadeli bir çatışmayla karşı karşıyayız. Taraflardan hiçbirinin nihai hedeflerine ulaşabilecek durumda görünmediği bir tablo söz konusu” değerlendirmesinde bulundu.

Lübnan ve Levant bölgesi güvenliği üzerine çalışan Kelly Campa da benzer görüşler dile getirerek, çatışmanın yakın dönemde çözülemeyeceğini söyledi. Bunun temel nedeninin bölgesel politikalar ve özellikle İran'ın hesapları olduğunu belirten Campa, “Bu çatışmanın kısa sürede çözüleceğini düşünmüyorum. İran, bölgedeki ortaklarından birine yönelik herhangi bir Amerikan veya İsrail saldırısının daha geniş çaplı bir savaşı tetikleyebileceği bir gerçeklik oluşturmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

sdvghtyj
RAND Corporation'ın Strateji ve Ulusal Güvenlik Programları Direktörü (Şarku’l Avsat)

Campa'ya göre Tahran, Lübnan'daki gelişmeleri Washington ile yürüttüğü müzakerelerde elini güçlendirmek için kullanıyor. İran'ın, Levant bölgesindeki en önemli ortağı olmaya devam eden Hizbullah'ı korumaya çalıştığını belirten Campa, aynı zamanda Tahran'ın taviz vermek istemediği konuların görüşülmesini ertelemek için mevcut durumdan yararlandığını söyledi.

Askerî çözüm yeterli değil

Her iki uzman da askerî operasyonların tek başına kalıcı bir sonuç sağlayıp sağlayamayacağını sorguladı.

Cohen, İsrail'in elde ettiği bölgesel kazanımların Hizbullah'ın temel tutumunu değiştirmesinin zor olduğunu belirterek, “İsrail, Hizbullah'ı silahsızlandırmak için yoğun çaba gösteriyor. Ancak Hizbullah mensubuysanız bunu kabul etmeye yatkın olmazsınız. Bu nedenle çıkmazdayız” dedi.

Güney Lübnan'daki köy, kasaba ve şehirlerde meydana gelen büyük yıkım konusunda Campa yorum yapmaktan kaçınırken, Cohen askerî operasyonların genellikle hassas ve hedef odaklı yürütüldüğünde daha etkili olduğunu söyledi.

Cohen, “Amaç yıkımın kendisi değil. Sorun, Hizbullah'ın onlarca yıl boyunca Güney Lübnan'daki yerel topluluklar ve altyapı içinde kök salmış olmasıdır” dedi. Bununla birlikte savaş sırasında askerî gereklilik konusunda ortaya atılan karşıt iddiaların bağımsız biçimde doğrulanmasının son derece zor olduğuna dikkat çekti.

Uzman, savaşın sonunda kesin bir zafer tablosu beklenmemesi gerektiğini de vurgulayarak, “Sonunda bir zafer geçidi olmayacak. En gerçekçi sonuç, çatışmaların tamamen sona ermesinden ziyade şiddetin azaltılmasıdır” ifadelerini kullandı.

Benzer şekilde Campa da İsrail'in ne zaman duracağının ancak siyasi bir uzlaşmayla cevaplanabilecek bir soru olduğunu belirterek, çatışmanın nihai olarak diplomasi yoluyla çözülebileceğini savundu.

Diplomasinin sınırları

Uzmanlar, İsrail ile Lübnan arasında devam eden görüşmelerin önemli olduğunu kabul etmekle birlikte bunların sınırlı etkisine dikkat çekti.

Cohen, “Konuşuyor olmaları olumlu. Ancak bu çatışmanın önemli bir tarafı daha var: Hizbullah. Ve o müzakere masasında bulunmuyor” dedi.

Campa ise ABD arabuluculuğunda Washington'da Lübnan ve İsrail heyetleri arasında yürütülen doğrudan görüşmeleri “tarihî öneme sahip” olarak nitelendirdi. Ancak kalıcı bir anlaşmanın ancak Lübnan devletinin otoritesinin güçlendirilmesiyle mümkün olabileceğini söyledi.

fvhyju
Hizbullah destekçileri, ABD ve İsrail'in İran'a karşı askeri operasyonlarını protesto ederken İran bayrakları salladı (AP)

Önceki düzenlemelerin büyük ölçüde Hizbullah'ın davranışlarına bağlı olduğu için kırılgan kaldığını ifade eden Campa, kalıcı bir anlaşma için Lübnan devletinin otoritesini kullanabileceğine ve İsrail'in güvenlik kaygılarını giderebileceğine yönelik güven oluşturulması gerektiğini belirtti.

Birçok Lübnanlının İsrail'in gerçek rakibinin Lübnan hükümeti değil Hizbullah olduğunu düşündüğünü söyleyen Campa, buna karşın Hizbullah'ın İsrail ile doğrudan temas kurulmasına sürekli karşı çıktığını hatırlattı.

Lübnan devletinin son bir yıl içinde otoritesini güçlendirmek ve Hizbullah'ın askerî varlığını sınırlandırmak yönünde adımlar attığını belirten Campa, bu çabaların önemli olduğunu ancak kalıcı bir çözüm için Lübnan, İsrail ve ABD arasında iş birliği gerektiğini söyledi.

İran faktörü

Cohen, Washington ile Tahran arasında yürütülen diplomasinin Hizbullah'ın geleceği sorununu çözebileceği konusunda şüphelerini dile getirdi.

“İsrail'in yakın zamanda İran ile doğrudan müzakere edeceğini düşünmüyorum. Daha olası senaryo, ABD ile İran arasında dolaylı görüşmeler yürütülmesidir” diyen Cohen, kamuoyuna yansıyan görüşmelerin büyük ölçüde İran'ın nükleer programına odaklandığını, İran'ın bölgesel silahlı gruplar ağının ise geri planda kaldığını söyledi.

Bu nedenle olası bir anlaşmanın Hizbullah meselesine uzun vadeli bir çözüm getireceğinden kuşku duyduğunu belirten Cohen, İran'ın Hizbullah'ı hâlâ stratejik bir değer olarak gördüğünü ifade etti.

“Hizbullah belki de 7 Ekim 2023 öncesindeki kadar önemli değil; ancak Tahran'ın ondan vazgeçmeyeceği kadar değerli olmaya devam ediyor” dedi.

cdy6ujk
ABD Dışişleri Bakanlığı Genelkurmay Başkanı Daniel Hoeller, İsrail'in ABD Büyükelçisi Yehiel Leiter, ABD'nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa ve Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh-Moawad ile birlikte, Washington DC'deki Dışişleri Bakanlığı merkezinde İsrail ve Lübnan heyetleri arasında gerçekleşen bir görüşmeden bir kare (AFP)

Yakın zamanda Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara'nın eski muhalifler ve müttefikleri kapsayan yeni bir ordu kurma çabalarını inceleyen bir rapora katkı sunan Campa ise, Donald Trump'ın önerilerine rağmen Suriye'nin Hizbullah'ı zayıflatma girişimlerinde önemli bir rol üstlenip üstlenemeyeceğini sorguladı.

Suriye hükümetinin ciddi iç sorunlarla mücadele ettiğini ve önceliğinin devlet kurumları ile güvenlik güçlerini yeniden inşa etmek olduğunu belirten Campa, “Şam'ın bundan daha büyük bir rol üstlenebileceğine şaşırırım” dedi.

Zorlu yol

Lübnan liderlerinin önündeki seçeneklere ilişkin değerlendirmelerinde her iki uzman da devlet kurumlarının güçlendirilmesinin ülke için en iyi uzun vadeli seçenek olduğu konusunda birleşti.

Campa, mevcut Lübnan yönetiminin geçmiş yıllarda hayal edilmesi zor olan zorlu meselelerle yüzleşmeye hazır göründüğünü belirterek, Lübnanlı yetkililere “baskılara rağmen bu çizgiyi sürdürmeleri” tavsiyesinde bulundu.

Cohen ise Lübnan açısından en olumlu senaryonun Hizbullah'ın savaştan ciddi ölçüde zayıflamış şekilde çıkması olduğunu söyledi. Böyle bir durumda Lübnan Silahlı Kuvvetleri'nin devlet otoritesini ülke genelinde daha fazla tesis edebileceğini ifade etti.

“Bu çatışmanın olumlu sayılabilecek tek yönü varsa, o da Hizbullah'ın Lübnan ordusunun daha fazla kontrol sağlamasına imkân verecek ölçüde zayıflayabilmesidir” dedi.

Bununla birlikte iki uzman da bu sonucun kesin olmadığını ve Lübnan'ın geleceğinin büyük ölçüde ülke dışındaki gelişmelere bağlı kalacağını kabul etti.

Şimdilik her ikisinin de üzerinde uzlaştığı nokta ise şu: Savaşın yakın zamanda sona ermesi beklenmiyor ve Lübnan, uzun süreli askerî çatışma ile İran, İsrail ve ABD'yi kapsayan daha geniş bölgesel mücadelenin ortasında kalmaya devam ediyor.


İsrail ordusu: Güney Lübnan'da güçlerimizin yakınlarına iki mühimmat düştü

Lübnan askerleri, Güney Lübnan, 5 Haziran 2026 (AP)
Lübnan askerleri, Güney Lübnan, 5 Haziran 2026 (AP)
TT

İsrail ordusu: Güney Lübnan'da güçlerimizin yakınlarına iki mühimmat düştü

Lübnan askerleri, Güney Lübnan, 5 Haziran 2026 (AP)
Lübnan askerleri, Güney Lübnan, 5 Haziran 2026 (AP)

İsrail ordusundan bugün yapılan açıklamada, ülkenin kuzeyindeki birçok bölgede sirenlerin çalmasının ardından, Lübnan’ın güneyinde İsrail güçlerinin faaliyet gösterdiği bir alanın yakınına iki "mühimmat" düştüğünün tespit edildiği bildirildi.

Daha erken saatlerde ordudan yapılan bir diğer açıklamada ise İç Cephe Komutanlığı'nın, Lübnan'dan İsrail'in kuzeyindeki çeşitli yerleşim yerlerine füze atışlarının tespit etmesi üzerine önleyici bir talimat yayınladığı belirtilmiş ve bölge sakinlerine güvenli alanlara geçmeleri çağrısında bulunulmuştu.