Dünya Bankası, Suudi Arabistan’ın bütçe açığının yarı yarıya azalacağını ve 2026 yılında yüzde 3,3’lük bir ‘cari fazla’ elde edeceğini öngörüyor

Bu, bölgesel krizlerin etkilerini absorbe etmesini sağlayan proaktif önlemler sayesinde mümkün olacak

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
TT

Dünya Bankası, Suudi Arabistan’ın bütçe açığının yarı yarıya azalacağını ve 2026 yılında yüzde 3,3’lük bir ‘cari fazla’ elde edeceğini öngörüyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)

Bölgede jeopolitik belirsizlik ve karmaşa nedeniyle ekonomiler sarsılırken, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin aksaması ve artan gerilimlerin yarattığı baskılar arasında, Dünya Bankası’nın en son raporu Suudi Arabistan için dikkat çekici ekonomik göstergeler ortaya koydu. Veriler, ülkenin krizlere karşı yapısal olarak uyum sağlama kapasitesini yansıtıyor. Dünya Bankası verilerine göre Suudi Arabistan ekonomisi, devletin mali konumunu güçlendirmeyi amaçlayan düzeltici bir seyir izliyor. Rapor, kamu maliyesi açığının yarıya inmesini öngörürken, cari işlemler dengesinin negatiften belirgin bir fazlaya geçtiğine işaret ediyor.

Nisan ayı rakamları, Suudi Arabistan’ın yalnızca sağlam ‘ekonomik bariyerler’ inşa etmekle kalmadığını, mevcut jeopolitik zorlukları yapısal düzeltme sürecini hızlandırmak için bir fırsata çevirdiğini gösteriyor. Bölgede çoğu ülke ağır mali baskılar ve negatif büyüme oranlarıyla mücadele ederken, Suudi Arabistan istikrarlı adımlarla ilerleyerek bölgesindeki en yüksek büyüme seviyelerini kaydediyor ve ekonomik istikrarın vazgeçilmez bir merkezi olduğunu dünyaya kanıtlıyor.

Dünya Bankası verileri, Suudi Arabistan’ın bölgesel olarak en iyi performans gösteren ekonomi olduğunu ortaya koyuyor. Bölgedeki birçok ülke, mali baskılar ve sert revizyonlar nedeniyle büyüme beklentilerini yüzde 1,8’e düşürürken, Suudi Arabistan yüzde 3,1’lik büyüme ile bölgesel lider konumunu koruyor.

Cari fazla yüzde 3,3

Dünya Bankası verileri, Suudi Arabistan’ın cari işlemler dengesinde stratejik bir yeniden konumlanmayı ortaya koydu. Daha önce 2025 yılı için gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) yüzde 2,7’si oranında bir açık öngörülürken, 2026 yılına yönelik resmi tahminler bu dengenin yüzde 3,3’lük bir fazlaya yükselmesini işaret ediyor.

Peki cari fazla ne anlama geliyor?

Ekonomik açıdan cari fazla, ülkenin mal ve hizmet ihracatının ithalatını aşması anlamına geliyor ve bu durum ödemeler dengesi üzerinde olumlu etki yaratıyor. Bu fazla, Suudi Arabistan’ın net yabancı varlıklarının artışına ve finansman kapasitesinin güçlenmesine işaret ediyor; ihracattaki güçlü performans ile iç talebin etkin yönetiminin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Stratejik açıdan ise bu dönüşüm derin anlamlar taşıyor. Cari işlemler dengesi, Suudi Arabistan’ın dünya ülkeleriyle ticari ve finansal alışverişteki etkinliğinin gerçek bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Açık durumundan fazla durumuna geçiş, Suudi Arabistan’ın resmi olarak küresel ekonomi için net bir kredi verici konumuna ulaştığını gösteriyor. Petrol ihracat gelirleri, hızla büyüyen petrol dışı sektörler ve dış yatırımlardan elde edilen büyük kazançlar, toplam ithalat ve hizmet harcamalarını geride bırakıyor.

Bu fazlaya sadece bir muhasebe rakamı olarak bakılamaz. Zira bu fazla aynı zamanda ulusal para biriminin güç ve istikrarını artıran stratejik bir nakit kalkanı işlevi görüyor. Fazla, finans kurumlarına ve devletin varlık fonlarına büyük likidite akışı sağlayarak, kalkınma projelerine yatırımların sürdürülmesine esneklik kazandırıyor. Böylece Suudi Arabistan, küresel tedarik zincirlerinde veya uluslararası deniz yollarında meydana gelebilecek herhangi bir aksaklığa rağmen nakit akışını koruma ve ekonomik ivmesini sürdürme kapasitesine sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Mali düzenlemeler, bütçe açığını yarı yarıya azalttı

Kamu maliyesi cephesinde, rakamlar devletin harcamaları kontrol etme ve gelirleri artırma kapasitesinde önemli bir iyileşme gösteriyor. Dünya Bankası’na göre, 2025’te yüzde 6,4 açık olarak öngörülen mali açık, 2026’da yüzde 3,0’e gerileyerek yarı yarıya düşecek. Bu oran, Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı’nın bu yıl için açıkladığı yüzde 3,3’lük tahminin biraz altında kalıyor.

dbgfr
Riyad’daki et-Tahliye Ticaret Caddesi’nde bir kafenin önünde duran gençler (AFP)

Bu gelişme, Suudi hükümetinin ‘mali pusulayı doğru yönlendirme’ başarısını yansıtıyor. Bölgesel krizlere rağmen, ülke bir yıl içinde gelir ve gider arasındaki farkı yüzde 50 oranında azaltmayı başardı. Gelir-gider açığını bu ölçüde kısa bir sürede daraltabilmesi, birkaç ekonomik gerçeği ortaya koyuyor:

- Mali politikaların başarısı: Vergi toplama etkinliği ve finansal sistemlerin geliştirilmesi.

- Petrol dışı gelirin artışı: Artan petrol dışı gelir, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara olan bağımlılığı azaltan temel bir dayanak haline geldi.

- Devlet harcamalarının etkinliği: Kaynaklar, yüksek kalkınma getirisi sağlayan projelere yönlendirilerek dış borçlanma ihtiyacı azaltılıyor ve mali denge gelecek nesiller için korunuyor.

Suudi Arabistan, kişi başına düşen büyüme artışında bölgede lider konumda

Nisan 2026 raporunda öne çıkan bir diğer bilgi, kişi başına düşen büyüme açısından Suudi Arabistan ile kriz bölgelerindeki komşuları arasındaki keskin fark oldu. Dünya Bankası verilerine göre, Kuveyt’te kişi başına büyüme yüzde 7,7 oranında, Katar’da ise yüzde 7,4 oranında sert daralma öngörülürken, Suudi Arabistan olumlu bir istisna olarak öne çıkıyor ve kişi başına düşen büyümenin yüzde 1,4 olması bekleniyor.

Veriler ayrıca, Suudi Arabistan’ın enflasyonu kontrol altında tutma ve yüzde 2,8 seviyesinde istikrarlı bir düzeyde tutma kabiliyetini gösteriyor. Bu durum, enerji fiyatlarındaki ve nakliye maliyetlerindeki küresel artışa rağmen vatandaşların alım gücünü koruyor ve ekonomiyi ithal enflasyonun olumsuz etkilerinden koruyor.



Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
TT

Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)

Altın fiyatları, yatırımcıların ABD Merkez Bankasının (FED) para politikasının seyrine ilişkin ipuçları aradığı ABD enflasyon verilerinin günün ilerleyen saatlerinde açıklanması beklentisiyle bugün yatay seyretti. FED yetkililerinin faizlerin daha da artırılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin farklı açıklamaları da piyasaların odağında yer aldı.

Spot altın, ons başına 4 bin 159 dolar civarıda sabit kalırken, aralık vadeli ABD altın vadeli işlemleri yüzde 0,1 artışla 4 bin 182,60 dolara yükseldi.

Taste Life Küresel Makroekonomi Başkanı Ilya Spivak, altın fiyatlarının belirli bir bantta sınırlı hareket etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Spivak, petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen altının değerini koruyabilmesinin, yükselişini sürdürmek için yeni bir katalizör arayışında olduğuna işaret edebileceğini belirtti.

Jeopolitik gelişmeler cephesinde Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, Dahran kentinde Saudi Aramco’ya ait bir idari binanın saldırıya uğradığını açıkladı. İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasında artan gerilimle eş zamanlı gerçekleşen gelişmeler, bugün petrol fiyatlarının yükselmesine yol açtı.

Para politikası konusunda ise New York FED Başkanı John Williams, enflasyonu düşürmek amacıyla merkez bankasının bu yıl faizleri bir kez daha artırmasının gerekebileceğini yineledi. Buna karşılık FED Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller, ABD tahvil getirilerindeki son yükselişin enflasyon beklentilerindeki artıştan değil, ekonomik büyümenin gücünden kaynaklandığını belirtti. Waller, enflasyon beklentilerinin istikrarlı seyrini koruduğunu ifade etti.

Piyasalar, ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisinin bugün 12.30’da açıklanmasını bekliyor. Üretici fiyatları ve perakende satış verileri ise yarın yayımlanacak. Spivak’a göre ekonomik ivmenin zayıfladığına işaret eden veriler, yatırımcıların yeni faiz artışlarına ilişkin beklentilerini azaltabilir ve bu durum altın fiyatlarını destekleyebilir.

CME Group bünyesindeki FedWatch aracına göre piyasalar, ABD faizlerinin bu ay artırılması ihtimalini yaklaşık yüzde 23, aralık ayında artırılması ihtimalini ise yüzde 88 olarak fiyatlıyor.

Getiri sağlamayan altın, faiz oranlarının düşmesinden genellikle olumlu etkileniyor. Buna karşılık yüksek faiz oranları, getiri sağlayan varlıkları daha cazip hâle getirerek altının yatırımcılar açısından çekiciliğini azaltıyor.

Diğer değerli metallerde ise spot gümüş yüzde 0,6 düşüşle ons başına 59,11 dolara geriledi. Platin bin 664,19 dolarda yatay seyrederken paladyum yüzde 0,4 artışla bin 130,81 dolara yükseldi.


Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) bugün yayımladığı aylık petrol piyasası raporunda, stokların önemli ölçüde azalması ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde üretime getirilen kısıtlamalar nedeniyle dizel yakıt arzındaki sıkıntının gelecek yıla kadar devam edebileceğini bildirdi.

Dizel yakıt rafinaj kâr marjları, eylül ayında varil başına yaklaşık 95 dolarla rekor seviyeye ulaştı. ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşla bağlantılı saldırıların yol açtığı rafinaj kapasitesi düşüşü nedeniyle üretim de keskin biçimde geriledi.

IEA, “Dizel piyasaları ciddi baskı altında kalmaya devam ediyor. Uzun süreli arz kesintileri, rafinerilerin sonbahardaki bakım çalışmaları ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde, normalde stokların artırılması gereken bir dönemde stoklardan çekilmesine yol açtı” açıklamasında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü Rusya’nın küresel piyasalara dizel yakıt tedarik etmeyi kabul ettiğini açıklayarak bir ilke imza attı. Trump, yönetiminin Moskova’yı Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta kullanabileceği gelirlerden mahrum bırakmak amacıyla uygulamaya konulan Rus yakıtına yönelik ABD yaptırımlarını geçici olarak kaldırdığını söyledi.

Trump, Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerden bazı Kongre üyelerinin anlaşmanın, Moskova Ukrayna’ya yönelik saldırılarını sona erdirene kadar Rus enerji ürünlerinin ithalatını yasaklayan ABD yasasına aykırı göründüğünü dile getirmelerine rağmen Rusya ile yapılan ‘dizel anlaşmasını’ savundu.

Rus petrolü ihracatına yönelik yaptırımların kaldırılmasının yüksek yakıt fiyatlarının düşürülmesine yardımcı olacağını belirten Trump’ın açıklamalarına bazı analistler şüpheyle yaklaştı. Analistler, Rusya’nın önümüzdeki üç ay boyunca sağlayacağını belirttiği dizel miktarının fiyatlar üzerinde kayda değer bir etki yaratmaya yetmeyeceğini savundu. Söz konusu miktarın, küresel yakıt tüketiminin yalnızca yaklaşık 12 saatlik bölümüne karşılık geldiği belirtildi.

Dizel fiyatları dünya genelinde rekor seviyelere yükselerek ABD’de galon başına 6,5 doları aştı. Fiyatlar, ABD ile Rusya arasında ‘dizel anlaşmasının’ duyurulmasının ardından ise bir miktar geriledi.


IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
TT

IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Suudi Arabistan’a yönelik son saldırıların, ülke ekonomisinin bölge ve küresel piyasalar açısından taşıdığı önem ve Ortadoğu’da enerji arz güvenliğine ilişkin risklerin artması nedeniyle dünya genelinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası’nın Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen basın toplantısında, “Suudi Arabistan ekonomisi bölge ve dünya için önemli” diyerek,  son gelişmelerin “herkesi, dünyanın her yerinde etkileyebilecek olası olumsuz sonuçlar” doğurabileceğini ifade etti.

Uyarı, bölgedeki enerji akışları ve deniz taşımacılığının baskı altında olduğu bir dönemde yapıldı. Tedarik zincirlerinde yaşanabilecek aksaklıkların, özellikle petrol ve doğal gaz ithalatına bağımlı ekonomilerde enerji maliyetleri, ticaret ve ekonomik faaliyetler üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği belirtiliyor.

IMF’nin dün yayımladığı tahminler de bölgedeki aksaklıkların ekonomiler üzerindeki olası etkilerinin boyutuna işaret ediyor. Fon, Ortadoğu ve Orta Asya ekonomilerinin 2026’da yüzde 0,3 daralmasını, 2027’de ise yüzde 6,3 büyümesini bekliyor. Bu görünüm, mevcut krizin yarattığı baskıların yanı sıra krizin hafiflemesi ve enerji ile ticaret akışlarının yeniden toparlanmasıyla öngörülen ekonomik iyileşmeyi yansıtıyor.

Bölge ekonomileri üzerindeki olası etkilerin, deniz taşımacılığındaki aksaklıklara maruz kalma düzeyine ve ihracatın sürdürülebilirliğine bağlı olarak farklılık göstermesi bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Suudi Arabistan’a ilişkin büyüme tahminini 2027 yılı için yükselten IMF, temmuz ayında yüzde 2,4 ve nisanda yüzde 3,4 olarak açıkladığı tahminini yüzde 7,9’a çıkardı. Fon, Suudi Arabistan ekonomisinin 2026’daki daralmasına ilişkin tahminini ise temmuz ayındaki yüzde 5 ve nisan ayındaki yüzde 6,4 seviyelerinden yüzde 3,3’e indirdi.

Bu görünüm, deniz taşımacılığındaki aksaklıkların hafiflemesiyle üretim ve ihracatın yeniden ivme kazanacağı beklentisini yansıtıyor. Bununla birlikte toparlanmanın hızı ve boyutu, güvenlik koşullarındaki gelişmelere ve enerji ile ticaret akışlarının normale dönmesine bağlı olacak. Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı ise bütçeye ilişkin ön açıklama metninde, 2027 yılı için yüzde 12,8’lik daha yüksek bir büyüme öngörüsüne yer verdi.