Osmanlı geçmişi ve Rus nüfuzu arasında Ermenistan seçimleri

Ermeniler, sınır kapısının açılmasının ve en azından üçüncü ülke vatandaşlarının geçişine izin verilmesinin Ermenistan içinde çok olumlu bir atmosfer yaratacağına inanıyor

Fotoğraf: Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan'da Fransız Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeler sırasında bir konuşma yapıyor, 5 Mayıs 2026 (AFP)
Fotoğraf: Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan'da Fransız Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeler sırasında bir konuşma yapıyor, 5 Mayıs 2026 (AFP)
TT

Osmanlı geçmişi ve Rus nüfuzu arasında Ermenistan seçimleri

Fotoğraf: Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan'da Fransız Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeler sırasında bir konuşma yapıyor, 5 Mayıs 2026 (AFP)
Fotoğraf: Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan'da Fransız Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeler sırasında bir konuşma yapıyor, 5 Mayıs 2026 (AFP)

Ömer Önhon

Şubat 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve 28 Şubat 2026'da ABD-İsrail'in İran'a saldırısı, küresel enerji güvenliğini ve alternatif transit yolları uluslararası gündemin ön saflarına taşıdı. Kafkasya bölgesi bu bağlamda kilit bölgelerden biri. Enerji kaynaklarına sahip olan ve/veya hayati ulaşım yolları üzerinde bulunan üç Kafkas ülkesi (Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan), Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki rekabetin yanı sıra, başta Türkiye ve İran olmak üzere bölgesel güçlerin rekabetinden, ek olarak, bölgenin ekonomik ve ticari potansiyelinden pay almak isteyen Batılı ülkeler ile diğer güçler arasındaki rekabetten doğrudan etkilenmektedir.

Gürcistan, büyük ölçüde Batı ile mi yoksa Rusya ile mi daha yakın ilişkiler konusunda yaşanan ciddi bir siyasi krizle mücadele etmeye devam ediyor. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki tarihi anlaşmazlıklar, her iki ülkenin de 1990 yılında bağımsızlığını kazanmasının ardından şiddetli bir şekilde yeniden su yüzüne çıktı.

Ermenistan, 2020'deki İkinci Dağlık Karabağ Savaşı'nın ardından tamamen sona ermeden önce, yaklaşık 35 yıl boyunca Dağlık Karabağ da dahil olmak üzere Azerbaycan topraklarının yaklaşık yüzde 20'sini işgal etti. Bu savaşı, 2023 yılında Azerbaycan ordusunun terörle mücadele operasyonu olarak nitelendirilen bir günlük askeri operasyonu izledi.

Bu durum, Azerbaycan ve Ermenistan'ın yanı sıra Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin önünü açtı. Ne var ki halen çözülmesi gereken birçok hassas konu mevcut.

Seçimler öncesi durum

Ermenistan'da 7 Haziran'da seçimler yapılacak. Geçen hafta Erivan'a yaptığım bir gezi sırasında, bu seçimlere giden süreçte ülkedeki durumu bizzat gözlemleme fırsatım oldu.

Karabağ'ın kaybedilmesi ve Ermenistan'daki ekonomik ve sosyal koşulların kötüleşmesi, Başbakan Nikol Paşinyan ve Sivil Sözleşme Partisi'ne destekte düşüşe neden oldu. Paşinyan'a destek oranının yaklaşık yüzde 25-30'a düştüğü söyleniyor. Bununla birlikte, artık ona sempati duymayan seçmenler bile diğer adaylara daha fazla karşı oldukları için, Paşinyan hâlâ önde gelen aday konumunda.

Türkiye, öncelikle coğrafi konumu, tarihi rolü ve Azerbaycan ile çok yakın bağları nedeniyle Ermenistan'da ve genel olarak Kafkasya'da önemli bir konuma sahiptir

Paşinyan'ın en öne çıkan potansiyel rakipleri arasında, eski cumhurbaşkanı ve aşırı milliyetçi Taşnaktsutyun Partisi (Ermeni Devrimci Federasyonu) tarafından desteklenen Ermeni İttifakı'nın adayı Robert Koçaryan, Ermeni-Rus işadamı ve Güçlü Ermenistan Partisinin adayı Samvel Karapetyan yer alıyor.

Eski Ermenistan dışişleri bakanı, Paşinyan karşıtı cephenin ana dayanaklarını “Rusya, Kilise ve Taşnaklar” olarak tanımladı.

Paşinyan, Azerbaycan ve Türkiye ile ilişkileri geliştirmeyi, Batı ile bağları güçlendirmeyi ve ekonomiyi canlandırmayı vaat ediyor. Ancak rakiplerinin politikaları, komşu ülkelerle devam eden çatışma ve Rusya ile daha yakın ilişkilerle dolu bir geleceğe işaret ediyor.

vfvbfb
Erivan'da, tartışmalı Dağlık Karabağ bölgesinde Azerbaycan ile çatışmayı sona erdirme anlaşmasını protesto eden bir halk gösterisi 12 Kasım 2020 (AFP)

Paşinyan, kazanma olasılığı en yüksek aday olmaya devam ediyor. Ancak soru şu: Eğer kazanırsa, yönetebilecek mi, yoksa ona karşı olan güçler ülkeyi krize sürükleyecek şekilde yönetime dahil mi olacaklar?

Türkiye'nin konumu ve rolü

Türkiye, hem Ermenistan'da hem de genel olarak Kafkasya'da, öncelikle coğrafi konumu, tarihi rolü ve Azerbaycan ile çok yakın bağları nedeniyle bu denklemde önemli bir konumda yer alıyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “işgal altındaki Azerbaycan topraklarının kurtuluşu Kafkasya'da yeni bir dönemi başlattı" dedi ve Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi sürecinin başladığını belirtti.

Rusya'nın seçimlere müdahale olasılığı Ermenistan'da geniş çaplı bir endişe uyandırıyor. Birçok kişi, sonuçların istediği gibi gelmemesi durumunda Moskova'nın çeşitli yollarla müdahaleye başvurmasından korkuyor

Bu yaklaşım -Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın Türkiye'nin önce Ermeni soykırımını tanıması şartını kaldırma kararıyla birlikte- yenilenmiş diplomasiye zemin hazırladı. Bu bağlamda, Türkiye ve Ermenistan tarafından atanan özel temsilciler düzenli görüşmeler yapmaya devam ediyor.

Buna paralel olarak, Türk Hava Yolları ve Türkiye'nin en büyük özel havayolu şirketi Pegasus Havayolları, İstanbul ile Erivan arasında günlük direkt uçuşlar gerçekleştiriyor. Bu uçuşlar her iki yönde de tamamen dolu olup, yolcuların büyük çoğunluğu Ermeni vatandaşlardan oluşuyor.

İki ülke arasında şu anda doğrudan ticaret bulunmuyor, ancak Gürcistan üzerinden Ermenistan'a yaklaşık 1,3 milyar dolar değerinde Türk malı ihraç ediliyor.

35 yıldır kapalı olan Türkiye-Ermenistan arasındaki Alican/Margara sınır kapısından insan ve araç geçişine izin verecek altyapı mevcut olmasına rağmen, sistemi aktif hale getirmek için gerekli siyasi karar henüz alınmadı.

Ermenistan, Türkiye ile ilişkilerin tamamen normalleştirilmesini, diplomatik bağların kurulmasını ve iki ülke arasındaki sınırın tamamen açılmasını istiyor. Bu yönde olumlu gelişmeler olduğunu belirtiyor ancak aynı zamanda yavaş ilerlemeden de şikayetçi.

frbgfbgfb
Türkiye’nin doğusunda Türk-Ermeni sınırına yakın Kars Kalesi, 9 Ocak 2022 (AFP)

Ermeniler, sınır kapısının açılmasının ve en azından üçüncü ülke vatandaşlarının geçişine izin verilmesinin Ermenistan içinde çok olumlu bir atmosfer yaratacağına inanıyor.

Öte yandan Türkiye, 2009'da Türkiye ve Ermenistan'ın Zürih Protokollerini imzalamasıyla yaşanan gerilimlerin tekrarını önlemek için Ermenistan ile normalleşme sürecini Azerbaycan ile koordine etmeye ve senkronize etmeye önem veriyor.

Azerbaycan ise, barış anlaşması imzalanmadan önce Ermenistan'dan anayasasında Karabağ'ın Ermenistan'ın bir parçası olduğunu öngören maddeleri kaldırmasını bekliyor.

Paşinyan bu adımı atmaya hazır olduğunu açıkladı, ancak önce seçimleri kazanması gerekiyor. Daha sonra anayasa değişikliğinin parlamento tarafından onaylanması ve ardından halk referandumuna sunulması gerekiyor.

Türkiye ve Ermenistan arasındaki son önemli ve olumlu gelişme, Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın 4 Mayıs'ta Erivan'da düzenlenen Avrupa Siyasi Forumu toplantısına katılması oldu. Erivan'da bulunduğu süre boyunca Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Ermeni mevkidaşıyla ikili bir görüşme gerçekleştirdi ve bu görüşmenin iyi geçtiği belirtildi.

Rusya da Ermenistan için büyük bir endişe kaynağı

Rusya'nın seçimlere müdahale olasılığı Ermenistan'da geniş çaplı bir endişe uyandırıyor. Birçok kişi, sonuçların istediği gibi gelmemesi durumunda Moskova'nın çeşitli yollarla müdahaleye başvurmasından korkuyor.

Paşinyan, Ermenistan'ın geleceğini Batı ile iş birliği ve entegrasyonda gören bir politikacı. Türkiye ile ilişkilerin iyileştirilmesini destekliyor ve ülkesinin tekrar Rus egemenliğine girmesini istemiyor.

Eski bir üst düzey Ermeni diplomat, “daha fazla Batı” ve “daha fazla Türkiye”nin Ermenistan için “daha az Rusya” anlamına geldiğini söyledi.

Ermeni diasporası uzun zamandır Türkiye karşıtı kampanyaların ve soykırım suçlamalarının arkasındaki itici güç olarak görülüyor

Paşinyan iktidara geldiğinden beri, Rusya'nın Ermenistan'daki nüfuzu ve varlığı belirgin şekilde azaldı. Elektrik şebekesi artık Ermeni devletinin kontrolünde ve sınır kontrolü Ruslardan Ermeni sınır muhafızlarına devredildi.

Ancak, doğalgaz, bankacılık ve demiryolları gibi ülkedeki diğer stratejik sektörler kısmen veya büyük ölçüde Rus kontrolü altında kalmaya devam ediyor. Gümrü'deki Rus 102. Askeri Üssü de varlığını sürdürüyor.

Trump'ın iş ve kâr odaklı politikası

Yaklaşık 1800 çalışanıyla Erivan'daki ABD Büyükelçiliği'nin büyüklüğü, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ermenistan'a ve daha geniş çapta bölgeye olan ilgisinin açık bir göstergesi.

vgthy
ABD Başkanı Donald Trump, Washington, D.C.'deki Beyaz Saray'da düzenlenen üçlü anlaşma imza töreninde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile el sıkışıyor, 8 Ağustos 2025 (Reuters)

Başkan Trump, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki çatışmanın, dünyada sona erdirdiği dokuz savaştan biri olduğunu defalarca dillendirdi. Trump, adını taşıyan Uluslararası Barış ve Refah Yolu (TRIPP) projesi aracılığıyla barış anlaşmasından faydalanma yönünde adımlar attı.

Bu proje, 43 kilometrelik bir ulaşım ve enerji koridoru üzerinden Azerbaycan'ı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ne ve oradan da Türkiye'ye bağlayacaktır. Yol Ermenistan'ın Sünik bölgesinden de geçiyor.

Türkiye ve Azerbaycan, uzun zamandır Zangezur Koridoru olarak adlandırdıkları bu projeyi güçlü bir şekilde destekliyorlar. Bu proje hayata geçirildiğinde, Türkiye'nin Orta Asya ve genel olarak Asya ile bağları güçlenecektir.

Ancak İran, sınırlarındaki olası bir Amerikan varlığından endişe duyduğu ve bunu bölgesel bir merkez olma hırsıyla rekabet edebilecek bir girişim olarak gördüğü için projeden memnun değil. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Rusya'nın da benzer çekinceleri var.

Peki Ermeni diasporası nerede duruyor?

Ermeni diasporası uzun zamandır Türkiye karşıtı kampanyaların ve soykırım suçlamalarının arkasındaki itici güç olarak görülüyor.

Erivan'da görüştüğüm, çok çeşitli görüşleri temsil eden Ermeni politikacılar ve kanaat önderleri, Ermeni diasporasının ve sertlik yanlısı Taşnakların hâlâ bir güce sahip olduğunu, ancak eskiden sahip olduğu kadar güç ve nüfuza sahip olmadığını söylediler.

Birinci Dünya Savaşı'nın karanlık günlerinde Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşanan ve Ermenistan'ın soykırım olarak nitelendirdiği, Türkiye'nin ise o dönemin şartlarında her iki tarafın da kayıplar verdiği trajik olaylar olarak tanımladığı ölümler, on yıllardır Türkler ve Ermeniler arasında büyük bir gerilim kaynağı oldu.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Türkiye, geçmişteki trajik olayların iki ülke arasındaki ilişkileri gölgelemesini önlemeyi ve gelecekte karşılıklı saygı ve iş birliğine dayalı ilişkiler geliştirmeyi amaçlayan bir politika izliyor.

Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu yıl 24 Nisan'da yayınladığı taziye mesajında, Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermeni kökenli birçok Osmanlı vatandaşının büyük acılar çektiğini, Ermenilerin acısını paylaştığını ve hayatını kaybeden tüm Osmanlı vatandaşlarını bir kez daha saygıyla andığını ifade etti.

Bu adımlar, iki ülke arasındaki acı hatıraların üstesinden gelme, düşmanca politikaları terk etme ve karşılıklı faydaya dayalı iş birliği fikrini benimseme umuduyla atılıyor.

Sonuç olarak, genel izlenimim şu ki, bazı görüş ayrılıkları olsa da, Türkiye ve Ermenistan arasında karşılıklı saygı ve ortak çıkarlara dayalı, ortak bir gelecek inşa etmek için gerekenlerin büyük bir kısmı zaten mevcut durumda; yeter ki siyaset bu yönde ilerlemeye devam etsin ve çeşitli üçüncü taraflar olayların seyrini olumsuz yönde etkilemesin.



PKK militanlarını Türkiye’den çekiyor

Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Eş Başkanı Veysi Hozat, 11 Temmuz 2025’te Irak’ın kuzeyinde düzenlenen sembolik silah yakma töreninde, PKK’lı 30 militanın önünde yer aldı. (Reuters)
Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Eş Başkanı Veysi Hozat, 11 Temmuz 2025’te Irak’ın kuzeyinde düzenlenen sembolik silah yakma töreninde, PKK’lı 30 militanın önünde yer aldı. (Reuters)
TT

PKK militanlarını Türkiye’den çekiyor

Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Eş Başkanı Veysi Hozat, 11 Temmuz 2025’te Irak’ın kuzeyinde düzenlenen sembolik silah yakma töreninde, PKK’lı 30 militanın önünde yer aldı. (Reuters)
Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Eş Başkanı Veysi Hozat, 11 Temmuz 2025’te Irak’ın kuzeyinde düzenlenen sembolik silah yakma töreninde, PKK’lı 30 militanın önünde yer aldı. (Reuters)

PKK, barış sürecini hızlandırma çabaları kapsamında Türkiye toprakları içindeki ve yakın bölgelerdeki silahlı unsurlarını geri çektiğini duyurdu.

Örgüt, birkaç gün önce Türkiye topraklarında ve sınır bölgelerinin yakınında bulunan, çatışma çıkması açısından herhangi bir tehdit oluşturmayan bütün silahlı unsurlarını geri çektiğini açıkladı. Örgüt, böylece “silahlı mücadeleyi sona erdirme ve demokratik siyasi faaliyetlere geçişle ilgili tüm adımları” barış süreci kapsamında yerine getirdiğini savundu.

PKK ayrıca aynı dönemde, sınırdan uzak olmalarına rağmen Türkiye tarafından tehdit olarak algılanmamaları amacıyla Irak’ın kuzeyindeki Zap bölgesinin batısında bulunan Metina’da dört tünel ve askerî mevziyi de boşalttığını bildirdi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise sahadaki gözlemler ve partisinin Irak’ın kuzeyinden aldığı bilgiler doğrultusunda, silahsızlanma sürecinin tamamen sona erdiğinin 27 Kasım’da ilan edilmesini beklediğini söyledi.

Televizyon programında konuşan Bakırhan, “barış sürecinin” giderek tamamlanma aşamasına yaklaştığını belirterek, 2013-2015 yılları arasında yürütülen sürece kıyasla mevcut sürece yönelik gerçek bir güven bulunduğunu vurguladı.


ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi, Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek'e konuştu: Ortadoğu'da kalıyoruz

ABD'li emekli Büyükelçi James Jeffrey, Sultanahmet'teki sohbette Nevzat Çiçek'in Ortadoğu'daki güvenlik mimarisine ilişkin soruları yanıtladı
ABD'li emekli Büyükelçi James Jeffrey, Sultanahmet'teki sohbette Nevzat Çiçek'in Ortadoğu'daki güvenlik mimarisine ilişkin soruları yanıtladı
TT

ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi, Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek'e konuştu: Ortadoğu'da kalıyoruz

ABD'li emekli Büyükelçi James Jeffrey, Sultanahmet'teki sohbette Nevzat Çiçek'in Ortadoğu'daki güvenlik mimarisine ilişkin soruları yanıtladı
ABD'li emekli Büyükelçi James Jeffrey, Sultanahmet'teki sohbette Nevzat Çiçek'in Ortadoğu'daki güvenlik mimarisine ilişkin soruları yanıtladı

ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi, Suriye Özel Temsilcisi ve IŞİD'le Mücadele Temsilciliği görevlerinde bulunan James Jeffrey'le İstanbul Sultanahmet'te sohbet etme imkânım oldu.

Trans-Atlantik Stratejik Programlar Derneğinin (TASP) İstanbul'da The Wilson Center iş birliği ile, Seven Hills ve Pasifik Teknoloji sponsorluğunda düzenlediği etkinlikte diplomatlar, savunma uzmanları ve savunma sektörü temsilcileri bir araya geldi. ABD'li emekli büyükelçiler James Jeffrey, Philip Reeker, Matthew Bryza ve Prof. Federico Donelli gibi isimlerin yanı sıra Türkiye'den de üst düzey Dışişleri Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı ve Savunma Sanayii Başkanlığı gibi resmî kurumlardan katılım oldu.
 

scdfrg
İstanbul'daki "Transatlantic Security" panelinin ardından James Jeffrey ve Nevzat Çiçek

James Jeffrey'le bu toplantı vesilesiyle görüştüm ve merak ettiklerimi kendisine yöneltme şansım oldu.

Jeffrey, çok açık şekilde Ortadoğu'dan çekilmediklerini belirterek "Bu bölgede kalıyoruz" dedi.

Mekke İttifakı'nı desteklediklerini ifade eden Jeffrey, yeni bir güvenlik konseptine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

NATO'nun geleceği ne olacak?

15-20 yıl önce Amerika-Türkiye ilişkileri bugünkü duruma kıyasla iyi değildi maalesef. Şimdi Başkan Trump ve Başkan Erdoğan arasındaki ilişki o kadar yüksek, o kadar iyi ve o kadar romantik ki bu yöndeki problemler ve çözümleri görebileceksiniz.

NATO açısından Ukrayna'daki durum büyük sorun. Hiç kimse bilmiyor; en önemli aktör olan Putin'in ne yapacağını bilmiyoruz.

Türkiye ve Amerika NATO çerçevesinde bir pozisyon tutabilecek ve Rusya karşısında bir aksiyonda bulunurken er geç bir diplomatik çözüm bulabileceğiz.
 

gthy
Trans-Atlantik Stratejik Programlar Derneği'nin etkinliğine katılan Jeffrey, Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceğine dair iyimser mesajlar verdi

Türkiye Amerika'ya diplomatik çözümde mi yardım edecek?

Evet, bu savaş başladıktan sonra Türkiye İstanbul ve Antalya'da bir çözüme yakındı fakat birkaç dışarıdan gelen kişi problemler oluşturdu ama bir çözüm sağlanamadı. Aslında Rusya o zaman çözüme yakındı.

Sizce bu savaş ne kadar sürer?

Bence diplomatik yol bulmamız lazım. Hangi bölge Rusya'ya kalacak, hangi bölge Ukrayna'ya kalacak, ondan sonra ateşkes ortaya çıkabilecek. En önemlisi, hem Türkiye'de hem Rusya'da hem Avrupa'da hem de Amerika'da yeni güvenlik sistemi meselesi gündeme gelecek. 1991'de yeni bir güvenlik sistemi bulabildik. Başkan Gorbaçov ve Başkan Bush, Thatcher, Alman Başbakanı Helmut Kohl, Fransa Başkanı Mitterrand ve Turgut Özal'la. Fakat birkaç sene sonra her şey değişti ve yeni bir durum ortaya çıktı. Gürcistan, Kırım, Suriye'de durum.
 

xsdrfvgh
James Jeffrey ve Nevzat Çiçek, İstanbul Sultanahmet'te gerçekleşen röportajın ardından bir arada

Erdoğan ve Trump arasında yakın bir iş birliğinden söz ediyorsunuz; bunu görüyoruz. Fakat Türkiye kamuoyunun beklediği CAATSA yaptırımları ve F-35 meselesi başta olmak üzere atılması gereken adımların atılmadığını görüyoruz…

Bu yeni bir durum değil. Her zaman Amerikan Kongresi ve Türk kamuoyunda bu pürüzler vardı ve var ve liderler çözüm bulabilirler.

Mekke Anlaşması'na yaklaşımınız nasıl?

Bu iyi bir fikir ve bekliyoruz ki bu adım birkaç iyi şeyi ortaya çıkarsın. Amerika'nın hem Çin hem de İran ile çok işi var. Siz işimizden biraz anlıyorsunuz.

Bu ittifak genişleyebilir mi?

Ben iyimserim ve her şey mümkün.

İran'la ilgili öngörünüz nedir?

Amerikan seçimlerinden sonra bir sonuç çıkacak ya diplomatik çözüm ya da tekrar savaş.

Böyle bir savaş olursa yayılma ihtimali olur mu?

Hayır, ne o kadar kötümserim ne de o kadar iyimserim. Bu savaş Amerika ile İran arasındaki savaş devam edecek. İran, İsrail'in katılmasını istemiyor, ama Araplar bize destek veriyor fakat savaşta yer almak istemiyorlar.

Amerika Ortadoğu'dan çekildi mi?

Amerika bu bölgede kalacak. Bu demek değil ki Bahreyn'de, Irak'ta ya da Güney Suriye'de kalacağız. Bu bölgede kalacağız.


Türkiye’nin ev sahipliğinde NATO’nun mayınla mücadele tatbikatı

Geçen yıl düzenlenen NATO’ya bağlı “Nusret 2025” tatbikatı sırasında Türk gemileri (Türkiye Milli Savunma Bakanlığı)
Geçen yıl düzenlenen NATO’ya bağlı “Nusret 2025” tatbikatı sırasında Türk gemileri (Türkiye Milli Savunma Bakanlığı)
TT

Türkiye’nin ev sahipliğinde NATO’nun mayınla mücadele tatbikatı

Geçen yıl düzenlenen NATO’ya bağlı “Nusret 2025” tatbikatı sırasında Türk gemileri (Türkiye Milli Savunma Bakanlığı)
Geçen yıl düzenlenen NATO’ya bağlı “Nusret 2025” tatbikatı sırasında Türk gemileri (Türkiye Milli Savunma Bakanlığı)

Türkiye’de NATO’nun deniz mayınlarıyla mücadele kapasitesini geliştirmeyi amaçlayan “Nusret 2026” tatbikatı bugün (Salı) başladı. Ege Denizi ve Karadeniz’de gerçekleştirilen tatbikata Türkiye’nin yanı sıra müttefik ve dost ülkeler katılıyor.

16 Ekim’e kadar sürecek tatbikat, Ege Denizi’nde İzmir Körfezi ile Karadeniz’de Ereğli açıklarında gerçekleştiriliyor. Tatbikata, aralarında Ukrayna’nın da gözlemci statüsüyle yer aldığı 18 ülkeden 32 temsilci katılıyor.

Türkiye Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, tatbikata Deniz Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik Komutanlıklarının katıldığı belirtildi. Tatbikatın, mayın harbi operasyonlarının planlanması, icrası ve sonuçlarının değerlendirilmesi konusunda birliklerin kabiliyetlerini geliştirmeyi, çeşitli ülkelerin mayınla mücadele birlikleri arasındaki operasyonel uyumu artırmayı ve çok uluslu, koordineli operasyonlar yürütme kapasitesini güçlendirmeyi hedeflediği kaydedildi.

NATO müttefiklerinden katılım

Bakanlığın açıklamasına göre tatbikata NATO’nun 2. Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu’ndan (SNMCMG2) Türkiye, Almanya, İspanya, İtalya ve Yunanistan’a ait gemiler katılıyor.

Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu’nda (MCM Black Sea) ise Türkiye, Bulgaristan ve Romanya yer alıyor. ABD ve diğer ülkelerden mühendislik ekipleri ile insansız sualtı araçları konusunda uzman ekiplerin de katıldığı tatbikatta toplam 20 gemi ve 5 uçak görev yapıyor.

csdfvgh
Geçen yıl Türkiye’de gerçekleştirilen “Nusret” deniz mayınlarıyla mücadele tatbikatından bir görüntü (Türkiye Milli Savunma Bakanlığı)

Açıklamada, tatbikatın Türkiye’nin NATO bünyesindeki deniz güvenliği ve mayınla mücadele alanındaki rolünü güçlendireceği, Karadeniz bölgesinde müttefikler arasındaki iş birliğini pekiştireceği ve mayın temizleme ile deniz güvenliği alanındaki kapasiteyi artırarak bölgesel istikrara doğrudan katkı sağlayacağı belirtildi.

Nusret tatbikatı, Türk Deniz Kuvvetleri ile müttefik ve dost ülkelerin deniz kuvvetleri arasında mayın harbi alanındaki ortak iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan uluslararası bir tatbikat olarak 2000 yılından bu yana her yıl düzenleniyor.

Tatbikata bu adın verilmesi, Birinci Dünya Savaşı sırasında Türk mayın gemisi Nusret’in başarısını yaşatmayı amaçlıyor. Nusret, Mart 1915’te Çanakkale Boğazı’na 26 deniz mayını döşemiş ve bu mayınlar müttefik savaş gemilerinin batmasına yol açarak Çanakkale Deniz Savaşı’nın seyrini tamamen değiştirmişti.

scdgth
Ukrayna’nın Karadeniz’de bir Rus gemisine saldırısı (AFP) 

Tatbikatların önemi, 2022’de Rusya-Ukrayna savaşının başlamasının ardından daha da arttı. Türk güçleri, Karadeniz’de Türkiye kıyılarına yaklaşan çok sayıda deniz mayınını etkisiz hale getirdi.

Rusya ve Ukrayna’nın Karadeniz’de gemilere yönelik karşılıklı saldırıları, bunlardan bazılarının Türk gemilerini de hedef alması nedeniyle Ankara’yı her iki tarafa da savaşın Karadeniz’e yayılmaması konusunda uyarıda bulunmaya yöneltti.