İsrail'in önümüzdeki aşamadaki silahı “Gazzeli milisler”

Gazze'deki yerel milislerin çekirdeği, Ekim 2023'te patlak veren İsrail savaşının ilk aylarından itibaren oluşmaya başladı

Gazze şehrinde, İsrailli rehine cesetlerinin aranması operasyonu sırasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi'ne ait bir aracın yakınlarında bekleyen silahlı bir Hamas üyesi, 2 Kasım 2025 (AFP)
Gazze şehrinde, İsrailli rehine cesetlerinin aranması operasyonu sırasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi'ne ait bir aracın yakınlarında bekleyen silahlı bir Hamas üyesi, 2 Kasım 2025 (AFP)
TT

İsrail'in önümüzdeki aşamadaki silahı “Gazzeli milisler”

Gazze şehrinde, İsrailli rehine cesetlerinin aranması operasyonu sırasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi'ne ait bir aracın yakınlarında bekleyen silahlı bir Hamas üyesi, 2 Kasım 2025 (AFP)
Gazze şehrinde, İsrailli rehine cesetlerinin aranması operasyonu sırasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi'ne ait bir aracın yakınlarında bekleyen silahlı bir Hamas üyesi, 2 Kasım 2025 (AFP)

Salim er-Reyyis

Hamas'ın silahlarını teslim etmeyi kendi koşullarını dayatmaksızın kabul ettiği bir anlaşmaya varılamadığına dair haberler son birkaç haftada basında giderek daha fazla yer bulmaya başladı. Bu süreçte İsrail'in savaşa geri dönme ve Gazze ile halkına yönelik askeri saldırıları yeniden başlatma ihtimaline dair açıklamalar ve beklentiler de yoğunluk kazandı. Ancak İsrailli analistler, ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaş göz önünde bulundurulduğunda İsrail'in şimdilik savaşa dönmek yerine alternatif adımlar atabileceğine dikkati çektiler. Bunun yanında geçici ateşkesin ilan edilmesinin ardından dahi İsrail'in Lübnan'ın güneyinde askeri faaliyetlerini sürdürdüğü de vurgulandı.

Bu açıklama ve beklentilerin gölgesinde İsrail'in bombardıman operasyonları da yoğunluk kazandı. Saldırılar, Hamas'ın yönetimindeki İçişleri Bakanlığı'na bağlı polis araçlarını hedef alırken ordu, harekete ve askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları'na yakın güvenlik güçlerinin toplandığı noktaları da vurdu. İsrail ordusu hava saldırılarını artırmakla yetinmedi, bununla eş zamanlı olarak işgal ordusunun desteklediği yerel Filistinli milisler de Hamas kontrolündeki bölgelere baskın operasyonlarını yoğunlaştırdı. Bu operasyonlar kapsamında Filistinliler öldürüldü ve kaçırıldı. Milisler ayrıca Filistinlilerin arasında sızdı ve onların aralarında dolaşarak Hamas'ın siyasi ve askeri liderlerini ölümle tehdit eden videolar çekti.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Gazze'deki yerel milislerin çekirdeği, Ekim 2023'te patlak veren İsrail savaşının ilk aylarından itibaren oluşmaya başladı. Bu gruplar başlangıçta, yabancı ülkelerden Filistinlilere ulaştırılan insani yardım kamyonlarının geçtiği ana yolları tutan yağma, hırsızlık ve yol kesme çeteleriydi. Çeteler, İsrail askeri operasyonlarının yarattığı kaos ve güvenlik boşluğunun kaçınılmaz bir sonucu olarak günden güne büyüdü ve Gazze'nin güneyinde, ortasında ve kuzeyinde çeşitli bölgelere yayıldı. Bu güvenlik boşluğu, gerek Hamas liderliğindeki hükümet bünyesinde gerekse hareketin askeri kanadında görev yapan güvenlik personelini hedef alan İsrail operasyonlarından kaynaklanıyordu.

İsrail'in savaşı yeniden başlatıp kara kuvvetlerinin bölgeye yeniden sızmasıyla birlikte çeteler yardım malzemelerini daha büyük ölçekte yağmalamaya devam etti ve ardından ‘Terörle Mücadele Halk Ordusu’ adı altında kamuoyuna açıkça varlığını ilan etti.

Savaşın sürmesi ve İsrail ordusunun Gazze'nin geniş kesimlerini giderek daha fazla kontrolü altına almasıyla birlikte Yasir Ebu Şebab liderliğindeki bir grubun adı öne çıkmaya başladı. Refah'ın güneydoğusunda, binlerce aç insanın göç ve savaş koşullarında beklediği yardım kamyonları ile gıda maddelerinin can damarı olan Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı'nın yakınlarında konuşlanan bu grup, başta un yüklü olanlar olmak üzere onlarca kamyona el koydu. Bu durum kıtlığın artmasına önemli ölçüde katkıda bulundu. Hamas liderliğinin ve hatta bazı uluslararası kuruluşların o dönem yaptığı suçlamalara göre İsrail ordusu tüm bunları görmezden gelirken ne gruba saldırdı ne de faaliyetlerini engellemeye çalıştı.

fevfdv
İslami Cihad ve Hamas hareketlerinden silahlı kişiler, Gazze'nin kuzeyindeki Beyt Lahiye beldesinde İsrailli bir rehineye ait kalıntıları taşırken, 3 Aralık 2025 (AFP)

Gazze’de geçtiğimiz yıl ocak ayında varılan ateşkes anlaşmasının ardından, yalnızca yaklaşık bir buçuk ay süren ve ardından çöken bu süreçte Hamas ve diğer grupların üyeleri, mevzilerine yönelik saldırılar nedeniyle bu gruplarla defalarca silahlı çatışmaya girdi. İsrail ordusunun çekilip sınır bölgelerine gerilediği bu dönemde yaşanan çatışmalar bir kısım militanın ölümüyle sonuçlandı; ancak grupların varlığı ve faaliyetleri sona erdirilemedi.

İsrail'in savaşı yeniden başlatıp kara kuvvetlerini özellikle Refah ile Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'un doğusuna yeniden sürmesiyle birlikte çeteler yardım malzemelerini çok daha büyük ölçekte yağmalamaya devam etti ve ardından ‘Terörle Mücadele Halk Ordusu’ adı altında kamuoyuna açıkça varlığını ilan etti.

Yedi ayı geride bırakan son ateşkesin ilanının ardından İsrail ordusu, tamamen kendi askeri kontrolü altında bulunan güneydeki Refah şehrinde Filistinli gruplara karşı operasyonlarını sürdürdü.

Geçtiğimiz yıl ekim ayında varılan ikinci ateşkesin ilanının ardından silahlı grupların, artık ‘milisler’ olarak anılan yapıların ortaya çıkış süreci hız kazandı. ‘Sarı hattın gerisindeki bölgeler’ olarak bilinen, yani İsrail ordusunun kontrolündeki alanlarda beş silahlı grup filizlendi. Bunlardan ilki, Yasir Ebu Şebab'ın liderliğinde Refah'ın doğusunda kuruldu; Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından grubun başına Gassan ed-Duheyni geçti. İkinci grup Husam el-Ustal komutasında Han Yunus’un doğusu merkezli olarak faaliyet gösteriyor. Şevki Ebu Nasira liderliğindeki üçüncü grup ise Gazze'nin orta kesimlerinde Deyr el-Belah'ın doğusunda konuşlu durumda. Kuzeyde ise iki ayrı grup bulunuyor. Bunlardan biri Rami Hales önderliğinde Gazze şehrinin doğusunda, diğeri Eşref el-Mensi komutasında daha kuzeyde faaliyet gösteriyor.

İsrail ordusu, yedi ayı geride bırakan son ateşkesin ilanının ardından tamamen kendi askeri kontrolü altında bulunan güneydeki Refah şehrinde Filistinli gruplara yönelik operasyonlarını sürdürdü. Bu dönemde İsrail ordusu, Hamas’ın geride kalan komutanlarını ve üyelerini tasfiye etmeye yönelik faaliyetlerini yoğunlaştırdı. Ebu Şebab grubu ise ‘terörle mücadele’ gerekçesiyle bu operasyonlarda İsrail ordusuyla birlikte Hamas'ın peşine düştüğünü ileri sürdü. Bu durum, grubun İsrail ordusundan doğrudan askeri ve lojistik destek aldığını açıkça ortaya koydu. Ancak İsrail, bu desteği kamuoyu önünde açık ve net bir biçimde hiçbir zaman kabul etmedi.

dffdv
Gazze'nin orta kesimlerindeki Deyr el-Belah'ta bulunan yerinden edilenlere ait bir kampın yakınlarında İsrail tarafından düzenlenen hava saldırısının ardından yükselen dumanlar, 25 Mart 2026 (AFP)

Ardından milislerin farklı bölgelerde gerçekleştirdiği operasyonlar birbirini izledi. Bu operasyonlar Gazze'nin orta kesimlerinde suikastlara odaklandı. Bunlar arasında Hamas güvenlik birimlerinin komutanlarından Ahmed Zemzem'in (Ebu el-Macid) Gazze'nin orta kesimlerindeki Mugazi Mülteci Kampı’nda Ebu Nasira grubundan iki ajan tarafından tabancayla öldürülmesi olayı öne çıktı. Gazze İçişleri Bakanlığı'nın 14 Aralık 2025 tarihinde gerçekleşen suikastın hemen ardından yakaladığı ajanlardan biriyle yürüttüğü soruşturma, bu bilgileri doğruladı.

Son dönemde Gazze'nin orta ve doğu kesimlerinde çok sayıda suikast ve kaçırma eylemi gerçekleştirildi. Bu eylemlerin arkasında milislerin askeri üstünlüğü değil, İsrail ordusunun doğrudan desteği yatıyor. İsrail ordusu, çete üyelerinin Gazze'nin güneyi, orta ve kuzey bölgelerindeki sivil alanlara baskın düzenlemesi sırasında hava desteği sağladı. Al-Majalla’nın görüştüğü gördü tanıklarının ifadelerine göre İsrail savaş uçakları, operasyonların yürütülmesi ve milislerin geri çekilmesine dek defalarca kez füzelerle ve ateş açarak sivillere saldırdı.

İnsani yardım alanında faaliyet gösteren kuruluşlar, özellikle de sahada çalışanlar, kendilerine dayatılan askeri güvenlik kaosunun hâkim olduğu bir ortamda çalışmaya yönelik işaretlere ve hazırladıkları planlara sahip.

Son baskın operasyonları sırasında yerel silahlı milislerle yakın temas kuran vatandaşların ifadelerine göre çeteler, bir kısmı yalnızca halk arasında dolaşarak görüntü almaya yönelik bu baskınlar sırasında büyük bir telaş yaşadı. Bu telaş, Gazze güvenlik güçlerinin olası bir saldırısına karşı duyulan kaygıdan kaynaklanıyordu. Ne var ki bu tür olaylar özellikle Han Yunus'ta defalarca kez tekrarlandı. Hamas'a bağlı güvenlik birlikleri, milislere ve araçlarına doğrudan ateş açtı. Al-Majalla’nın güvenlik kaynaklarından edindiği bilgilere göre bu çatışmalarda bir kısım milis hayatını kaybetti ya da yaralandı. İsrail ordusu ise çekilmelerini sağlamak için hava desteği sağladı.

zsdcds
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye’de yıkılmış binaların moloz yığınlarının olduğu bir caddede yerinden edilmiş Filistinliler, 6 Mayıs 2026 (AFP)

Sahadan elde edilen verilere göre İsrail'in yerel milisleri oluşturmaktaki amacı, onları Hamas kontrolündeki bölgelerde özel görevler üstlenen bir vekil güç olarak kullanmak. Bu görevler arasında özellikle gençlerin kaçırılarak İsrail ordusuna teslim edilmesi ve ardından Filistinli grupların faaliyetleri, yeniden toparlanma kabiliyetleri ve olası bir İsrail saldırısı halinde savaşa hazırlık düzeyleri hakkında istihbarat elde etmek amacıyla sorgulama ve gözaltı merkezlerine götürülmesi öne çıkıyor. Bunun yanı sıra milisler, İsrail'in İran ve Lübnan'a karşı sürdürdüğü savaşın yarattığı mevcut siyasi ve askeri koşullar çerçevesinde alternatif bir plan olarak da değerlendiriliyor.

İsrail ordusunun bu alternatif planı, İsrail hükümetinin Hamas'ın silahsızlandırılmasını gönüllü ya da zorla kabul etmesini sağlayacak bir anlaşma konusundaki sert tutumundan taviz vermemesi bağlamında şekilleniyor. Öte yandan kimliğinin gizli tutulması şartıyla Al-Majalla’ya konuşan uluslararası bir kuruluştan bir kaynağa göre Hamas, Kahire'deki müzakerelerde İsrail ordusunun Gazze'nin tamamından çekilmesi şartından geri adım atmıyor. Bu çıkmazlığın ortasında İsrail, önümüzdeki dönemde yoğun hava saldırıları düzenleyerek Gazze'de kasıtlı bir kaos ve güvenlik boşluğu ortamı yaratabilir. Buna paralel olarak milislerin iç bölgelere sızarak suikastlar düzenlemesine ve güvenlik kontrolünü ele geçirmesine zemin hazırlayabilir.

Aynı kaynak, özellikle insani yardım alanında faaliyet gösteren kuruluşların, ateşkesin aşamalarının tamamlanmasına ve nihayetinde Gazze Barış Konseyi’nin oluşturduğu Filistin Ulusal Geçiş Komitesi yönetimi devralarak yeniden yapılanma sürecini başlatana kadar, İsrail ordusu ve milislerin yol açtığı güvenlik kaosunun hâkim olduğu bir ortamda çalışmaya ilişkin sinyaller aldığını ve plan hazırlığı içinde olduğunu belirtti.



Sudan'da altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 kişi hayatını kaybetti

Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
TT

Sudan'da altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 kişi hayatını kaybetti

Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)

Sudan'ın Batı Kurdufan eyaletinde bir altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 işçi hayatını kaybetti. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre iki kurtulan, bugün çok sayıda kişinin hâlâ kayıp olduğunu ve enkaz altında hayatını kaybetmiş olabileceklerinden endişe edildiğini söyledi.

Kaza, dün eyaletteki en-Nuhud kenti yakınlarında bulunan ez-Zera altın madeninde meydana geldi. Bu sabah itibarıyla kurtarma ekiplerinin enkazdan 60 kişinin cansız bedenini çıkardığı bildirildi.


Hamas kaynakları, Şarku’l Avsat’a Refah Tugayı Komutanı’nın suikasta uğradığını doğruladı

Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd
Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd
TT

Hamas kaynakları, Şarku’l Avsat’a Refah Tugayı Komutanı’nın suikasta uğradığını doğruladı

Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd
Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd

Hamas hareketinden üç kaynak bugün sabaha karşı, hareketin silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd’in suikasta uğradığını doğruladı. Kaynaklara göre Ebu Ubeyd, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un el-Mevasi bölgesinde bulunduğu çadırın iki füzeyle hedef alınması sonucu hayatını kaybetti.

Üç kaynak, Ebu Ubeyd’in saldırı sırasında çadırda yalnız olduğunu ve olayda hayatını kaybettiğini, saldırı sırasında bölgeden geçen bir kız çocuğunun da yaralandığını belirtti.

Kaynaklar, Ebu Ubeyd’in Hamas ve Kassam Tugayları’nın Refah’taki eski yöneticilerinden biri olduğunu ve eski tugay komutanı Muhammed Şebane’ye yakın olduğunu aktardı. Ebu Ubeyd, Şebane’nin öldürülmesinin ardından onun yerine geçmişti.

İsrail, Refah Tugayı’nın eski komutanı Muhammed Şebane’yi 17 Mayıs 2025’te Han Yunus’taki Avrupa Gazze Hastanesi çevresindeki bir tüneli bombalayarak öldürmüştü. Şebane, o sırada Kassam Tugayları’nın komutanı olan Muhammed es-Sinvar’ın yanındaydı. Es-Sinvar, daha önce Muhammed ed-Dayf’ın öldürülmesinin ardından bu göreve gelmişti. Ed-Dayf da 13 Temmuz 2024’te düzenlenen başka bir hava saldırısında, Han Yunus Tugayı’nın eski komutanı Rafi Selame ile birlikte öldürülmüştü.

Ebu Ubeyd’in Refah’ta Kassam Tugayları’nın kuruluşunda rol alan isimlerden biri olduğu ve tugayın önde gelen komutanları arasında yer alan Raid el-Attar ile Muhammed Ebu Şemale’nin yanında görev yaptığı belirtildi. Attar ve Ebu Şemale, 21 Ağustos 2014’te İsrail tarafından öldürülmüştü. Ebu Ubeyd’in ayrıca Kassam Tugayları’nın eski komutanı ve Muhammed ed-Dayf’ın sağ kolu Ahmed el-Caberi ile de iyi ilişkileri bulunduğu, Caberi’nin ise 14 Kasım 2012’de İsrail tarafından öldürüldüğü kaydedildi.

Kaynaklardan biri, Ebu Ubeyd’in 2006 yılında İsrailli asker Gilad Şalit’in kaçırılması operasyonuna katkıda bulunduğunu ve Şalit’in bir süre saklanmasında rol oynadığını söyledi. Kaynağa göre Ebu Ubeyd, son savaş sırasında çok sayıda İsrailli esirin güvenliğinin sağlanmasına ve takas anlaşmaları kapsamında teslim edilmeleri sürecinin denetlenmesine de katkıda bulundu. Ayrıca 2014 yılında Refah yakınlarında İsrail askerlerini kaçırmak amacıyla bir tünel üzerinden sızma girişiminde de rol aldı. Bu operasyonun o dönemde savaşın başlamasına yol açtığı belirtildi.

Ebu Ubeyd, daha önce Yabna Taburu’nun komutanlığını ve Refah’ın merkez bölgesinden sorumluluğu üstlendi. Bir süre istihbarat teşkilatının sorumluluğunu da yürüten Ebu Ubeyd, Şebane’nin yardımcısı olarak görev yaptıktan sonra onun öldürülmesinin ardından Refah Tugayı’nın komutanlığına getirildi.

İsrail ordusu, Ebu Ubeyd’in Şebane’nin öldürülmesinin ardından Refah Tugayı’nın komutanlığına getirildiğini ve daha önce çeşitli görevlerde bulunduğunu açıkladı. Ordu, Ebu Ubeyd’in tugayın faaliyetlerinin yönetilmesinden ve saldırı planlarının hayata geçirilmesinden sorumlu olduğunu, ayrıca savaş boyunca ağır darbe alan tugayın yeniden güçlendirilmesi için çalışmalar yürüttüğünü belirtti.

İsrail son dönemde Kassam Tugayları’nın önde gelen komutanlarına yönelik suikast operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail, perşembeyi cumaya bağlayan gece yarısında (10-11 Eylül), yeni Han Yunus Tugayı Komutanı Muhammed el-Yazuri’yi, el-Mevasi bölgesinde yaya olarak ilerlediği sırada hedef alarak öldürdü.

İsrail ayrıca pazartesiyi salıya bağlayan gece yarısından kısa süre önce, Gazze kentinin kuzeyindeki Sıftavi mahallesinde aracının hedef alınması sonucu Cibaliye el-Beled Taburu Komutanı Ahmed el-Batş’ı öldürdü. Son günlerde düzenlenen peş peşe suikast operasyonlarında farklı alanlarda görev yapan çok sayıda saha komutanı da öldürüldü.

İsrail’in öldürdüğü isimler arasında, geçtiğimiz pazartesi günü Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un el-Mevasi bölgesinde bir İsrail İHA’sının çadırı bombalaması sonucu hayatını kaybeden Raif Ebu ez-Zemer de bulunuyor. Şarku’l Avsat başka bir saha kaynağından, Ebu ez-Zemer’in Kassam Tugayları’nın askeri eğitim biriminde bölük komutanı olduğunu ve Refah Tugayı’nın önde gelen saha unsurlarından biri olarak faaliyet gösterdiğini öğrendi. Kaynak, Ebu ez-Zemer’in perşembeyi cumaya bağlayan gece Hamad kentinde aracının bombalanması sonucu öldürülen Mümin Ebu Lebde ile doğrudan bağlantısı bulunduğunu belirtti. Diğer ismin ise aynı tugayın keskin nişancı biriminden sorumlu olduğu kaydedildi.

Hamas’tan bir saha kaynağına göre, Askeri Konsey, farklı tugay ve kurmay birimleri ile bölgelerdeki tabur komutanları ve diğer askeri rütbelerde görev yapan isimlerin tamamı için yedek kadrolar bulunuyor. Kaynak, son dönemde teşkilatın yapısının büyük ölçüde yeniden düzenlenmesi sayesinde komutanlardan birinin öldürülmesi halinde başka bir ismin görevi devraldığını belirtti.

Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kassam Tugayları’nın örgütsel yapısının, geçmişte tarihi lider kadrolara yönelik suikastların ardından olduğu gibi tamamen esnek şekilde işlediğini söyledi. Kaynağa göre, söz konusu liderlerin öldürülmesinin hemen ardından Askeri Konsey ve tugayların yönetimi için alternatif isimler görevlendirildi.


Avn, İsrail'le müzakerelerin sürdürülmesi için “kazanımlar” elde edilmesini zorluyor

Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, hükümetin müzakere edildiği oturumda (Ulusal Haber Ajansı)
Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, hükümetin müzakere edildiği oturumda (Ulusal Haber Ajansı)
TT

Avn, İsrail'le müzakerelerin sürdürülmesi için “kazanımlar” elde edilmesini zorluyor

Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, hükümetin müzakere edildiği oturumda (Ulusal Haber Ajansı)
Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, hükümetin müzakere edildiği oturumda (Ulusal Haber Ajansı)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'le müzakerelerin sürdürülebilmesini sağlayacak "müzakere kazanımları" elde edilmesi için girişimlerini hızlandırıyor. Bu çaba, müzakere sürecinin tıkanması ve Beyrut'un, İsrail kaynaklı olarak güneyde gerilimin azaldığı yönündeki sızıntılara temkinli yaklaşmasıyla birlikte yürütülüyor. Lübnan tarafı, ABD'li arabulucudan ise güvenilir bilgiler alamamaktan şikâyetçi.

Resmi bir kaynak, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, Avn'ın Roma'da yapılması planlanan müzakere turunun ertelenmesini istediğini belirtti. Kaynağa göre Avn, özellikle gerçek bir ateşkesin sağlanması ve Lübnanlı tutukluların serbest bırakılması sürecinin tamamlanması başta olmak üzere, somut ilerleme sağlayacak bir gündem oluşturulmasını şart koştu.

Öte yandan Avn, İsrail'in Ali et-Tahir Tepeleri'ne ilerlememesine ilişkin daha önce alınan mutabakata rağmen Hizbullah'ın bölgede attığı adımı sorguladı. Söz konusu mutabakat kapsamında İsrail'in bölgeye ilerlememesi, karşılığında ise Lübnan ordusunun burada konuşlanması öngörülmüştü.

Avn, Hizbullah'ın bölgeyi Lübnan ordusuna teslim etmek yerine İsrail güçlerine bırakmayı tercih etmesinin nedenini sorguladı. Kaynağa göre böyle bir adım, önümüzdeki dönemde Nebatiye ve çevresindeki beldelerin yeni risk ve yıkımlardan korunmasına katkı sağlayabilirdi.